top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Duyguların Rengi | SineGezi

    Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in  en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır. Duyguların Rengi (The Help) - 2011 17.08.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8,1/10 Beyaz Perde : 4,1/5 Tür : Biyografi, Dram, Komed, Politika Süre : 146dk Yönetmen : Tate Taylor Oyuncular : Emma Stone, Bryce Dallaas Howard, Mike Vogel, Jessica Chastain, Viola Davis Senaryo : Tate Taylor Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır. 2011 yapımı olan film drama, komedi, biyografi ve siyasi olmak üzere 4 kategoriyi içermektedir. Bu açıdan film geniş bir kitleye hitap ediyor. Eee hal böyle olunca filmi izlerken birçok duyguyuda aynı anda yaşıyorsunuz. Afişine baktığımızda film her ne kadar romantik komedi tadında bir filme benziyor olsada, aslında ırkçılık karşıtı bir yapım olduğunu ve bu açıdan da filmin içeriğinin gayet başarılı şekilde izleyiciye aktarıldığını söylemek mümkün. Beyaz bebeklere bakıcılık yapan siyahileri konu alan The Help filminin bazen güldürdüğünü ancak genel olarak insanı hüzenlendirdiğini söyleyebilirim. Başroldeki araştırmacı, inatçı ve güzel gazetecimiz Skeeter (Emma Stone : sevdiklerimden) ilaveten oyunculuğuyla göz dolduran siyahı bakımcımız Aibileen (Viola Davis) film için gerçekten başarılı iki seçim olmuş. Karakterlerin ikiside başarıyla canlandırılmış. Sadece filmdeki beyaz anneleri biraz abartılı bulduğumu söyleyebilirim. İzlerken insanın beyaz anneleri devamlı tokatlayasının geldiğini de ek bilgi olarak buraya yazalım :) Son olarak benden tavsiye; bir beyaz ve bir siyah karakterin arkadaşlığını ele alan ve o dönemki ırçılığı farklı bir bakış açısıyla yansıtan filmi izlemeden geçmeyin. İyi seyirler :)

  • Kapadokya | SineGezi

    Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz.. Kapadokya'da Üç Mevsim 20.03.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Lütfiye Ünal, Gonca Kaya Paylaş Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi. Ya Nisan-Mayıs ya da Eylül-Ekimi tercih edin dediler. Evet bizce de öyle tercih edilse güzel olabilir. Ancak daha fazla erteleyemeyip ve bir çılgınlık yapıp kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran sevgili mart ayının tee en başında yola koyulduk. Mart ayını seçmemizin dezavantajlarının yanında bir çok avantajı oldu. Mesela uçak biletlerini neredeyse yarı yarıya aldık. Oteli inanılamayacak kadar uygun bulduk ve bonus 3 mevsimi birden yaşadık. Yaz kesinlikle bunlardan değildi. Üşüdük hatta donduk ama yılmadık. Her yeri gezmek için 3 günümüz vardı ve durmadan gezmeliydik. Bu sebepten sağlam bir plan yaptık ki gideceklere yegane tavsiyemdir; rotanızı doğru oluşturursanız 3 günde Kapadokya gezilir ama tadını çıkara çıkara gezmek için 4-5 gün daha ideal olacaktır. Güray Müze Ayrıntılar için tık :) Ulaşım Efenim ilk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Uçak bilet fiyatı burada biraz etkili oldu. 2 seçeneğimiz vardı. Nevşehir Havalimanı veya Kayseri Havalimanından birisini seçecektik. Pegasus amcaya inandık ve Kayseri Havalimanından yana tercihimizi kullandık. Rotamız bir ölçüde buradan belirlenmiş oldu. Kayseri’den hemen bir araç kiraladık. Nevşehir’i gezmek için gerçekten arabaya ihtiyaç var. Otobüs ve minibüsler belli bir yere kadar ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor. Taksi deseniz o kadar zengin değiliz. Kalacak Yer Kalacak yer olarak Göreme’yi belirledik ve ona göre hareket ettik. Elite Stone House’da çok makul bir fiyata konakladık. Diğer seçeneklerimiz Travellers Cave Otel ve Sultan Cave Otel idi. Onlar da uygun fiyatlıydı. Sıkı takipte olursanız bizim gibi kampanyalara denk gelebilirsiniz. Neyse aracımızı Sixt rent a car dan kiraladık. Kayseri – Nevşehir arasın en fazla 1 saat alıyor. Biz en yakın konum olan Avanos’u gidilecek ilk yer olarak belirledik: Gelelim rotamıza: Avanos Sallanan Köprü Kızılırmak sallanan köprü ilk durağımız oldu. Biraz gezinip soğuğa yenik düştük ve hemen yakındaki, oldukça merak ettiğimiz saç müzesine doğru yol aldık. Saç Müzesi Müzeye giriş ücretli değil. Müze dışında hediyelik Kapadokya'ya dair hediyelikler satılıyor burada. Saç müzesinin temasına gelecek olursak, bizi oldukça şaşırtan bir manzara ile karşılaştık. Bize aktarıldığı kadarıyla, Fransız bir kadın dükkan sahibiyle yaşadıkları duygusal ilişki sonrasında hatıra olarak, telefonunu, adresini ve bir tutam saçının olduğu bir kağıt bırakır. Hikayeyi dinleyen kadınlar, etkilenip aynı şekilde saçlarını kesip, iletişim bilgilerini yazarlar. Her yıl 10 kadın bıraktıkları hatıra saçlardan rastgele seçiliyor, Kapadokya'da çömlek kursuna gitme hakkı kazanabiliyormuş. Müzede resim çekmek ne yazık ki yasak. Biz de saygı duyduğumuzdan çekmiş olsak da paylaşmıyoruz :) Güray Müze Hem modern sanattan hemde eski tarihten bir şeyler bulabileceğiniz, hediyelik eşya alıp, kendi çömleğinizi yapıp, kapıp gidebileceğiniz bir yer. Gezerken ve çömlek yaparken çok keyif aldık ve hiç kolay bir iş olmadığını da görmüş olduk. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Sonraki durağımız Uranos Sarıkaya Restourant oluyor. Ayrıntılar için tıklayınız. Güray Müze Sayfa Başı Güray Müze PAşabağ Zelve Örenyeri Kızılçukur Vadisi Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Ihlara Uçhisar Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava PAşabağ Paşabağ Vadisi Rahipler Vadisi olarak da bilinen Paşabağ Avanos – Göreme yolu üzerinde Zelve tabelasını takip ettiğinizde karşınıza çıkıyor. Peribacası masum köylüler olarak. Her yerini resimlemiş olabiliriz. Diğer gezdiğimiz yerlere göre gezilmesi daha kolay olan bir yer. Zelve Örenyeri Paşabağ’ın hemen 1 km ilerisinde bulunan Zelve oldukça geniş bir yerleşim. 3 vadiden oluşuyor ve peribacalarının en yoğun olduğu bölge, bunu ilk girişte farkedebiliyorsunuz. Hristiyanlar 9. Ve 13. Yüzyıllar arasında Zelve’de yaşamış ve ilk Din eğitimleri burada verilmiş. Zelve Örenyeri Çavuşin Köyü Burada gidilebilecek 2 kilise var. Vaftizci Yahya Kilisesi Çavuşin Kilisesi Kızılçukur Vadisi Kızılçukur’a ulaşmak için bayağı bir tırmanıyoruz. Güneşi batırmak için çok ideal bir nokta, peribacalarının kızıllığı ile ortaya çıkan manzara görülmeye değer. Giriş bedeli kişi başı 2 TL. Oturabileceğiniz bir çay bahçesi mevcut. Burada atıştırabileceğiniz yiyecekler de var. Manzaraya karşı konulmuş eski koltuklar sedirlerle nasıl deli dehşet fotoğrafların çıktığından bahsetmiyorum bile. Mutlaka gidilmeli ve güneş batırılmalı. İlk günün yorgunluğu bizi bizden alıyor ve birşeyler yemek ve içmek için Göreme merkezinde yer alan, oldukça samimi bir ortama sahip, şık sunumlarıyla bizden tam not alan Mydonose cafede soluğu alıyoruz. Ayrıntılar için tıklayınız. İkinci günün planı bol merdiven içeriyor. Planı yaparken mesafelere göre yaptık. Bu kadar yorulacağımızı düşünmemiştik. Baştan uyaralım. Kızılçukur Vadisi 2.Gün Güvercinlik Vadisi Meşhur nazar boncuklu ağacın olduğu vadi. Göreme ve Uçhisar arasında kalıyor. Treking yapmak isteyenler için ideal bir mesafe olabilir. Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Nevşehir’e 20 km uzaklıkta yer alan Kaymaklı yeraltı şehrinin tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar dayanıyor. 8 kattan oluşan yerleşimin 4 katı gezilebiliyor. Girişte kırmızı okları, dönüşte de mavi okları takip ederek gezebiliyorsunuz. Oklar olmasa halimizi düşünemiyorum. Hititler döneminde 8 katı oluşturulan şehir Roma ve Bizanslılar tarafından genişletilip bir şehir haline getirilmiş. Yeraltı şehirlerinden en geniş alana sahip olanı Kaymaklı Yeraltı şehri. Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı Yeraltı şehrini gezdikten sonra bir 10 dakika daha gidip Derinkuyu’ya ulaşabilirsiniz. Derinkuyu Kaymaklı’ya oranla daha dar ve dik. 50 metre aşağıya inceğimiz söylendi. En aşağıya yani kilisenin olduğu bölüme inerken dar bir koridordan geçmeniz gerekiyor. Aşağı inerken veya yukarıya çıkarken bağrınız. Aksi takdirde sıkışıp kalabilirsiniz. Bu dar koridorda bir turist kafilesiyle karşılaşılmasını hayal bile etmek istemiyorum. Roma’lı askerlerin zulmünden kaçmak için uzun süre yaşamaları gerektiği için Hristiyanlar, yeraltı şehrine saraphane, toplantı odaları dahil bir çok alan inşa etmişler. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Derinkuyu Ihlara Vadisi Derinkuyu yeraltışehrinden Ihlara Vadisine doğru yola koyulduk. Ihlara vadisi Kapadokya’ya gidenlerin genellikle gezi planına dahil ettiği bir yer ancak Aksaray’da yer aldığının bigisini verelim. Göreme merkezinede 1 saat 15 dakika uzaklığında olduğunu da ekleyelim. Tabelaları takip ederek giderseniz yol sizi vadinin orta girişine getiriyor. 14 km lik bir vadiden bahsettiğimiz için nereden giriş yaptığımızın çok önemi olmuyor bizim için. Yalnız yorucu bir ayrıntı var. Vadiye orta girişten yani Belisırma girişinden girerseniz 400 merdiven inip 400 merdiven çıkmanız gerekiyor. Vadiye indiğinizde sola doğru yürürseniz. 1.5 km uzakta gözleme yapan restaurantlar var. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Ihlara Uçhisar Kalesi Ihlara vadiside bizi yıldıramadı yine güneşin batışını izleyecektik. Hem de Kapadokya’nın en yüksek noktasından izleyecektik. Bütün merdiven unsurunu barındıran gezi noktalarını da aynı gün içerisinde seçmemiz biraz talihsiz oldu ne yalan söyleyelim ama yine de karşılaştığımız manzaralar bizi motive ettiğinden yüzlerimiz gülüyordu. Bütün Kapadokya’yı kuş bakışı görebilceğiniz bir konumda olan kale, gün batışı için ideal nokta olabilir. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Uçhisar Museum Otel Uçhisar kalesinden yorgun, argın ve üşümüş olarak çıkış yapıyoruz. Bu yorgunlukla olmaz deyip bir kahve molası verelim diyoruz ki zaten akşam yemeği yemek dışında daha başka bir aktiviteye halimizde yok. Tüm merdivenleri başarıyla tüketmişiz. Bunun için deli kalorili şeyler yiyebiliriz tabiki. Museum otelin kendine ait bir restoranı bulunuyor. Lil’a restaurant, oldukça geniş bir menüye sahip olmanın yanında son derecede şık bir restaurant. Osmalı motiflerini her köşede görebiliyorsunuz. Yemek olmasa da kahve ve manzara için mutlaka uğrayın derim. 2.günün son durağı olarak Seten Restourant’ı belirledik. Göreme’de yer alan restaurant hakkındaki ayrıntılar için tıklayınız. 3.Gün Aşıklar Tepesi Güne erken başlamak bir alışkanlık oldu bizde, bugün de balonları göremezsek bayağı moraller bozulacaktı. Neyse ki şansımız yaver gitti ve balonların uçuş yapacağını öğrenip, hemen fırladık. Balon demişken biz hava şartları sebebiyle cesaret edemedik, balona binme işini erteleyip seyretme ile yetinmeye karar verdik. Balonları izlemek için en iyi nokta bence Aydın Kırağı Tepesi aynı zamanda Aşıklar tepesi olarakta anılıyor. Aman diyeyim internetten aşıklar tepesi diye yön bulmaya çalışmayın, çok uzaklara götürmeye kalkıyor. Arabayla belirli bir noktaya kadar gidip sonrasında en fazla 5 dakikada tepeye ulaşabiliyorsunuz. Sonrasında balonların birer birer havalanmasıyla görsel bir şölen başlıyor. İzlemek fotoğraf çekmek hepsi çok keyifli. Balonları uzunca seyrettikten sonra kahvaltı molası verdik ve 1 saatlik molamızda aniden başlayan kar yağışı sonrasında her yer bembeyaz oldu. Gezinin başından beri karlı da çok güzel olur buralar deyip duruyorduk. Bayağı şanslıydık ki 3 günde Kapadokya’yı beyazlara bürünmüş bir halde de görebildik. Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava Müzesi Göreme açık hava müzesini son güne bırakma sebebimiz çok yakınımızda olmasından kaynaklanıyordu. Göreme açık hava müzesi kiliselerden oluşuyor desek yalancı olmayız. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.(muze.gov.tr,2017) Karanlık Kiliseyi görmek istiyorsanız giriş ücreti haricinde 10 TL extradan ödemeniz gerekiyor. Biz merakına yenilenlerdeniz. Karanlık kiliseye terettütsüz giriyoruz. Burasını diğer kiliselerden farklı kılan duvardaki resimlerin son derece özenli bir şekilde korunması. Tüm figürler çok net ve fotoğraflamak kesinlikle yasak. Bu kadar canlı görünmelerinde iyi bir bakımın olduğunuda düşünmekteyiz, çünkü bayağı yağlı boya yapmış kurumaya bırakmışsınız havası var duvarlarda, çok beğendik. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Göreme Açıkhava Üçgüzeller Göreme müzesinde gezmedik yer bırakmadıktan sonra Ürgüp’e doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde olduğunu bildiğimiz Üç güzellere uğrama planımız var. Bayağı ne tabela var ne bir işaret, Göreme’den Ürgüp’e giderken solda kalıyor güzellerimiz bilginiz olsun. Ürgüp diğer gezdiğimiz yerlere göre daha büyük bir ilçe gibi geldi bize. Asmalı Konak Asmalı Konak’a vaktimiz olursa uğrayacaktık derken pat diye karşımıza çıktı, bizde uğramadan yapamadık. Dizide kullanılan bazı eşyalar hala duruyor bu konakta. 3 TL vererek burayı geebiliyorsunuz. Gezerken insan eskiyi hatırlıyor tabi çok flu olarak. Ne diziydi be diyorsunuz geziyi tamamladıktan sonra :) Turasan Şarap Fabrikası Asmalı Konak’ın hemen ilerisinde bulunan şarap fabrikasının satış ve tadım için ayrı bir bölümü bulunuyor. Daha önce hiç görmediğim bir ilgi ve sabır ile şarap ikramları yapılıyor. İstemiyorum desenizde bakıyorsunuz kadehler dolmuş. Herkesin damak tadı farklı tabi ama ben Turasan Öküzgözü ve Boğazkere’i ayrı bir övmek istiyorum. orta sertlikte ve içimi çok rahat ikisininde. Mustafa Paşa Sinasos olarakta anılan Mustafa Paşa Hristiyanlığın yoğun yaşandığı bir bölge, bu sebeple 30’a yakın kiliseyi bünyesinde barındırıyor. Aziz George, Aziz Vasilios ve Aziz Stefanos Kiliseleri ve Aziz Basil Şapeli bu kiliselerden öne çıkanlar. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzeside bu bölgede yer almakta. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Dönüş Dönüş zamanı yaklaştığı için ve gezeceğimiz yerleri büyük ölçüde verimli bir programla tamamladığımız için mutlu ve yorgun olarak Güzel Atlar Ülkesini yani Kapadokya’yı geride bırakarak Kayseri’ye doğru yola çıkıyoruz. Mutlaka gezilip, görülmesi gereken bu topraklar bizi çok etkilemeyi başardı, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Kapadokya Müze Rehberi Yemeli-İçmeli Kapadokya

  • Keşiflerin Yeri: Münih | Sinegezi

    Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir... Keşiflerin Yeri; Münih 19.07.2017 | Gonca Kaya Paylaş Münih’i anlatmak daha önce gezmiş olduğum şehirleri anlatmaktan biraz daha farklı olacak benim için neden diye sorarsanız gittiğim ilk Avrupa şehri olmasının dışında, en çok gittiğim ve sadece tatil amaçlı en çok kaldığım şehir olur kendisi. Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir. Denizi olmasa da Isar gibi gürül gürül akan bir nehri vardır. Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte. Bir ayrıntı daha var. Münih nüfus olarak fazlaca Türk ve Balkan halkına ev sahipliği yapmaktadır. Ama en çok tabi ki Almanlardan sonra Türklere ev sahipliği yapmaktadır. Eee ne de olsa anlıyoruz güzel şehirlerden :) Şanlıyım ki Münih’te bir çok yeri gezme fırsatım oldu ve daha büyük bir şansım daha var, oda bolca Münih’i iyi bilen, orda yaşayan rehberlerimin olması. Öncelikle kendimce gezmezseniz olmaz diyebileceğim yerlerden bahsetmek istiyorum. Deutsches Museum Münihteki en büyük müze. Gerçekten tüm günü burayı gezmeye ayırmanızı tavsiye ederim. Deniz, kara ve hava taşıtlarından, fizik, bilim, matbaa, tekstil, maden araçlarına kadar binlerce parçaya sahip zengin ve ziyaret edilmesi gereken hem tarihi hem de teknolojik bir müze. Üstelik kapıları her gün 09.00-17.00 arası ziyaretçilerine açık. Cüzzi bir giriş ücreti var yok ben onu da vermek istemiyorum derseniz aramızda kalsın saat 16.00-17.00 arası girişler ücretsiz. 1 saat içinde müzeyi gezmek pek kolay olmayacaktır ancak kısıtlı vaktiniz varsa değerlendirilebilir. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Deutsches_Museum St. Peter’s Church Avrupa’da kilise gezmeden olmaz tabi. :) Münih’in en işlek meydanlarından Marienpatz’da yer alan kilise iç ve dış mimarisiyle oldukça etkileyici. Bir de kulenin en tepesine çıkıp Münih manzarasının keyfini çıkarma gibi bir seçenekte sunuyor size. Ancak söylemeliyim ki merdivenler biraz dar, iniş ve çıkışlar aynı yerden yapılıyor. Küçük bir ayrıntı vermek gerekirse; Münih manzaralı fotoğraflar ve seyir keyfi için tam 314 basamak çıkmanız gerekiyor aklınızda bulunsun. Kaynak:https://www.flickr.com/photos/mbell1975/4489672205/in/photostream/ Marienplatz Münih’in en işlek meydanı eski ve yeni başarılı bir şekilde harmanladıklarını söyleyebilirim. Bir çok ünlü markanın mağazası, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve yorulduysanız kahvenizi yudumlayabileceğiniz veya yemek yiyebileceğiniz bir çok mekanı barındıran bir yer. Mesela Marienplatz’a kadar gitmişsiniz alışverişler yapmışınız, tabi sonrasında da karnınız açıkmış. O zaman size güzel bir öneri olarak Opatija’yı önerebilirim. Porsiyonlarıyla, fiyatlarıyla ve hizmetiyle sizi memnun edebilecek bir yer. Olympia Tower Bu defa manzara için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok. Asansörle kulenin en tepesine çıkarak, Münih manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. En üst kata geldiğinizde 200 metreden Münih'e kuş bakışı bakabiliyorsunuz. Kulenin yüksekliği ise 292 metreyi bulmakta. Güzel bir deneyim. Hava da açıksa şanslısınız demektir. Girişin ücretli olduğunu belirteyim. Rathaus Yine Marienplatz’da yer alan eski belediye binası, böyle eski belediye binası deyince insan sadece bina düşünüyor ama Rathaus o kadar büyük ve görkemli ki önünden geçip gidemiyorsunuz. Mimarisinden bahsetmeme bile gerek yok insanda hayranlık uyandırıyor. See Life Hemen Olympiapark' ta yer alıyor. Burada binlerce balık çeşidini büyük akvaryumların içinde görebiliyorsunuz. Gezmesi oldukça keyifli olan bir yer. Schwabing Münih’in en ünlü caddesi aynı Bağdat caddesine benziyor. Cafeler, barlar, restoranlar ve birçok ünlü mağazayı bünyesinde barındıran keyifli bir yürüyüş alanı. Burada Don Luca diye bir meksikan restoranı vardı. Aklınızda bulunsun gitmişken uğranabilecek güzel bir yer. Maximilianstraße Burası cep yakan ünlü markaların mağazalarının bulunduğu cadde oluyor. Marienplatza yürüme mesafesi kadar yakın gitmişken gezmek isteyenler için bir alternatif olabilir. Pinakothek der Moderne Modern bir müze gezmek isterseniz uğrayın bence ben gezerken çok keyif aldım. Biraz da doğal yeşillik alanlardan bahsedeyim. Vaktiniz varsa buraları es geçmeyin derim. Olympiapark ta gezebileceğiniz güzel yeşil bir alan var. Westpark Münih in bir diğer yeşil alanı. Çok büyük bir alana sahip şehrin yoğunluğundan uzaklaşabileceğiniz ve sakin vakit geçirebileceğiniz bir yer. Merkeze oldukça yakın içinde Çin, Tayland ve Japon bahçesi bulunuyor. Burada meşhur alman ekmeklerinden olan bretzel eşliğinde alabalık yemenizi tavsiye ederim. Bu alanların en güzel yani kolay ulaşılabiliyor olması. Orada yaşayanlar için çok büyük bir artı. Gıbta ettim doğrusu. Starnberger See Doğal yerler arasında benim için favori yerlerden birisi. Burası merkeze biraz uzak 35 dakika kadar. (İstanbul da yaşayanlar için en yakın yer mesafesinde (: ) Kartpostalı aratmayan bir göl çevresinde bir sürü restoran ve cafe var. Göl de tekne gezisi yapmak da mümkün, uzun ve kısa süreli turlar mevcut. http://www.muenchen.de/int/en/culture-leisure/sport-fitness/starnberg.html Münih Hayvanat Bahçesi Eğer vaktiniz varsa keyifli zaman geçirebileceğiniz oldukça büyük bir yer. Ancak güneşli bir gün seçmenizi tavsiye ederim aksi takdirde bizim gibi mahsur kalabilirsiniz. (Yağmur dolayısıyla 1 saat kadar mahsur kalmıştık.) Ancak Almanya genel olarak değişik bir iklime sahip bir gün çok sıcak olabilirken diğer bir gün çok soğuk olabiliyor. Hatta bu iklim değişikliğini aynı gün içerisinde de yaşayabiliyorsunuz. Skyline Park Eğlenmeyi çok seviyorum diyorsanız. Kocaman bir alana kurulmuş lunaparka bir gününüzü ayırabilirsiniz. Bir de çilek bahçeleri var. Gidip kendi çileğinizi toplayabiliyorsunuz. Üstelik istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz çıkarken sadece topladığınız kadarını satın alıyorsunuz. Kesinlikle çok zevkli tabi çilek zamanına denk gelirseniz ve vaktiniz varsa. Çilek bahçesinden bahsetmişken bir çok çiçek bahçesi de var. En güzel yanı buradan istediğiniz çiçeği toplayabiliyorsunuz, bahçelerde hangi çiçeğin ne kadar olduğunun yazılı olduğu bir tabela ve paraların atıldığı bir varil var. Ben başında duran kimseyi görmedim. Zaten gazete kutuları da aynı şekilde hemen hemen her sokakta mevcut. İnsanların birbirine güvenmesi böyle bir şey galiba onlar için doğal olan bu olay, ne kadar üzücü ki bana çok şaşırtıcı geldi. Herhalde bizim ülkemizin bu seviyeye gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekiyor. Gezilecek yerler listesine devam edecek olursak; altını çizerek hatta vurgulayarak söylüyorum Dachau’ ya mutlaka gidin. Dachau Toplama Kampı Nazi Almanya’sında açılan ilk toplama kampıdır. Münih’e yaklaşık 16 km mesafede bulunmaktadır. Sosyalist Alman işçi partsi ve Alman Ulusal Halk Partisi ile koalisyon hükümeti tarafından kurulan ilk düzenli toplama kampı.(22 mart 1933) . Almanlar 45 bin kişiye mezar olmuş bu yeri utanç duyarak sergiliyorlar. Gezerken tüyleriniz diken diken oluyor ve yaşanan vahşete insanlık ayıbına inanamıyorsunuz. Görsel videolar, resimler, anlatılanlar gerçekten çok ağır. Mutlaka görülmeli! Almanca ve İngilizce rehberlik hizmetleri var. Yahudilik ve toplama kampının tarihini anlatan kitaplar ve filmlerin satıldığı bir dükkanda mevcut. Avm gezmeden olmaz diyorsanız. Olympia Einkaufszentrum, Riem Arcaden ve Pep en büyüklerinden. Ulaşım konusundan bahsedecek olursak. Otobüsleri, tren ve metroyu kullanarak gidemeyeceğiniz yer yok gibi. Hatırlamadığım için burada çok ayrıntılı bilgi veremiyorum ama en azından içiniz rahat olsun diyebilirim. Son alarak bir itiraf; aslında daha önerilebilecek çok fazla yer var. Ama özetle önerebileceğim, turistlerin en çok ilgisini çeken yerler benim izlenimlerime göre böyle. Keyifli okumalar. :)

  • Kadıköy'de Kahve İçilesi Yerler | SineGezi

    Moda'da keyifli zaman geçirdiğimiz, kahvelerini içmeye doyamadığımız yerleri sizin için sıraladık... ​ Kadıköy'de Kahve İçilesi Mekanlar 06.09.2017 | Hande Samancı Paylaş Nereye gitsek diye düşünürken kendimizi hep bulduğumuz yerlerden biri Kadıköy/Moda. Tabi durum böyle olunca da Moda’da ki şirin mi şirin kafeleri keşfetmemek olmuyor. Keyifli zaman geçirdiğimiz, kahvelerini içmeye doyamadığımız yerleri sizin için sıraladık. Cherrybean Coffees Moda'daki diğer kahvecilerden farklı olarak geniş ve güzel bir arka bahçeye sahip olması mekanın en büyük avantajlarından biri olduğunu düşünüyorum. Büyük kalabalık gruplarında rahatlıkla tercih edebileceği, güzel tarçınlı kurabiyeleri yanında leziz kahvelerinden içip bahçenin keyfini çıkartabilirsiniz. Page Cafe and Gallery Duvarlarda ki tabloları ve geniş kütüphanesiyle içerisine girildiğinde insana huzur veren bir mekan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İster saatlerce oturup kahve eşliğinde kitap okuyabilir isterseniz kalabalık arkadaş grubuyla gidip ders de çalışabilirsiniz. Mekan içinde herkese uygun kısımlar bulunuyor. Güzel tatlıları ve kahvesi eşliğinde bir gününüzü rahatlıkla geçirebileceğiniz bir mekan ararsanız burası doğru bir tercih olacaktır. İstisna Tatlar İsmi gibi değişik ev yapımı tatlıları, dağ çilekli veya mandalinalı Türk kahvesiyle Moda'da dikkat çeken mekanlardan. Moda caddesi üzerinde bulunan sıcak, samimi ortamıyla devamlı gidilesi kahvecilerden olduğunu söyleyebilirim. Naan Bakeshop Diğer mekanlardan farklı olarak ekmekleriyle herkesin dikkatini çeken Naan Bakeshop Kadıköy'de en sevdiğimiz günün her saati gidilesi mekanlardan. Kahvaltı seçeneği dışında güzel ev yapımı tatlıları ve kahvesiyle de gönlümüzü kazandı. Mekanın güzel atmosferi eşliğinde mutlaka bir akşamüstü kahve eşliğinde tatlıları da denenmeli. Dört Kadıköy Sessiz sakin bir sokakta yer alan Dört Kadıköy tam gidip saatlerce çalışabileceğiniz bir mekan. Kafe çok geniş olmasa da geniş ahşap masalarıyla ve atmosferiyle güzel vakit geçirmek için seçilebilecek yerlerden. Ayrıca bir çok değişik kahvesi bulunmakta. Bu açıdan mutlaka tadılması gereken kahveleri ve yayında yiyebileceğiniz Trileçeleri, Brownieleriyle Kadıköy'deki en iyi kahvecilerinden. 180 Coffee Bakery Renkli ve sevimli dekorasyonu, Muffin, tart, NY cheesecake, kavanozda milföy gibi leziz mi leziz tatlıları ve filtre kahvesiyle Kadıköy'de mutlaka gidilesi mekanlar arasında yer alıyor. Bir hafta sonu gidip kahvenizi için ve güzel dekorasyonu eşliğinde bol bol fotoğraf çekin derim. :) Kropka Coffee & Bakery Bulunduğu konum itibariyle oldukça göz önünde olan Kropka Kadıköy'de tercih edilebilecek güzel atmosferi olan kahve mekanlarından biri. Mekanın içi de dış cephesi kadar güzel ve keyifli. Kahvesinin iyi olduğunu ilk başta söylememiş olsam da tabi ki anlamışsınızdır :) Ayrıca ev yapımı tatlıları da var daha ne olsun. Bir kahve alıp cam kenarına oturup bütün o Kadıköy'ün coşkulu kalabalığını sakince izleyebilirsiniz. Rafine Espresso Bar Kadıköy'de iki tane şubesi bulunan Rafine Espresso Bar kahve severler için önerebileceğimiz mekanlardan. Oldukça iyi ve kaliteli kahve yapıyorlar. Mekan olarak iki şubesi de çok büyük değil ama genelde her gittiğimizde rahatlıkla yer buluyoruz. Belkide bizim şansımız :) Ayrıca söylemeden geçmeyelim kahve yanında yiyebileceğiniz tiramisu, kabaklı cheesecake ve sandviç gibi seçenekler de var. Cheesecake'i kalp biz. Coffee Manifesto Coffee Manifesto'nun kahvesini ilk olarak İstanbul Coffee Festival'inde denemiştik ve kahvelerinin oldukça başarılı olduğunu düşünmüştük. Hala düşünüyoruz :) Kadıköy'de iyi ve değişik kahve içebileceğiniz yerlerden. Mekanın oldukça küçük olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Fatcat İlk başta isminin tatlılığıyla gönlümüzü fetheden Fatcat devamında da cheesecake ve kahvesiyle bu durumu devam ettirmiş oldu. Genelde mekanın kalabalık olduğunu söylesek yalan olmaz. Mekanında oldukça şirin olduğunu da düşünürsek Kadıköy'de gidilesi yerlerden biri.

  • Gaziantep | SineGezi

    Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Bir Tadımlık Gaziantep 28.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz. Gezimizi günü birlik ayarladığımız için daha bir heyecanlıyım. Kafamda acaba hava nasıl? Her yeri gezebilecek miyiz?, Tavsiye edilen yemekleri yemek için yeterli vaktimiz olacak mı? soruları dönüp duruyor. İlk sorumun cevabını almam çok uzun sürmüyor. İstanbul’da bıraktığımız soğuk havadan eser yok, bizi gayet güzel, güneşli bir hava karşılıyor. Gezimiz bir günlük olduğu için daha çok yemek odaklı bir gezi oldu. Rotamızı da genelde yemek üzerine belirledik ama bu akıllarda Gaziantep’e sadece yemek yemek için gidilir diye bir düşünce yaratmasın, Gaziantep kalesiyle, çarşılarıyla, hanlarıyla eski el değmemiş dokusunu koruyor. En azından Gaziantep merkez için bunları söyleyebilirim. Lezzetli yemekleri, sıcakkanlı, hoşsohbet insanı da gezinin bonusları oluyorlar. Her neyse ilk olarak, kahvaltı için önümüzde iki seçeneğimiz vardı. Birisi Katmerci Zekeriya Usta’nın katmeri, diğeri Metanet lokantasının Beyran çorbası. Biz tercihimizi katmerden yana kullandık. Gittiğimizde bütün masalar doluydu ve ustamız beklerken katmerin nasıl yapıldığını izlememiz için bizi içeri davet etti. Gördüğüm kadarıyla epey zahmetli bir iş. İncecik açılan bir hamur, bol antep fıstığı ve kaymak tabi odun ateşinde pişirildiğini de söylemeden geçmeyelim. Tadından bahsetmiyorum zaten çok nefisti. Bir de ustanın müşterilerine olan ilgisi de söylemeden geçemeyeceğim bir nokta ek olarak kendisi gelen turistlere rehberlik etsin diye haritalar bastırmış sağ olsun var olsun. İkinci durağımız Tarihi Zincilli Bedesten Çarşısı burası tam turistlere hitap eden bir han. Bakırcısı, takıcısı, baharatçısı, hediyelik eşyacısı kısaca ne ararsanız var. Buradan Bakırcılar Çarşısına geçiyoruz. Zaten bu çarşılar birbirine çok yakın. Bakır işçiliğinin Gaziantep’te 400 yıllık bir geçmişi varmış. Yani Gaziantep’e gelip bakır almamak olmaz, zaten görsel olarak çok güzel görünüyorlar, benim gibi bir şey almayı düşünmeyenlerde burada fikir değiştirebilirler. Ek olarak söylemeliyim ki fiyatları da oldukça makul. Bir başka çarşı Almacılar ya da diğer adıyla Elmacılar pazarı. Aklınıza gelebilecek her çeşit baharat var isot, zahter ünlülerinden. Diğer yandan tatlı sucuk, muska ve kuruyemiş olarak antep fıstığı pazarın gözde ürünlerinden. Çarşı Pazar gezilerimizden sonra bir kahve molası verelim dedik ve soluğu hemen yakındaki Tarihi Tahmis Kahvesinde aldık. Bahsedildiği kadar güzel bir yer. Menengiç kahvesi(fıstıklı kahve) oldukça meşhur olduğu için ondan içelim dedik yanına da nostalji çerezinden aldık. Keyifli molamızdan sonra sıra Gaziantep Kalesinde, kalenin görüntüsü Gaziantep’in yaşanılan en eski kentlerden olduğunu kanıtlar nitelikte ve çok güzel görünüyor. Şehrin tam göbeğinde ki kaleden kuş bakışı Gaziantep’i görebilirsiniz. Birde kalenin içinde Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi var. Kaleye gitmişken gezilmeli mutlaka! Kalenin yakınlarındaki Emine Göğüş Mutfak Müzesi ne de uğradık yakındayken açıkçası biraz daha farklı bekliyorduk. Mutfak malzemeleri, sofra düzeni sergilenmekte ancak yemek çeşitleri duvarlara asılan tablolar ve resimlerden ibaret kalmış. Ama Türkiye’de açılan ilk mutfak müzesi olması takdir edilecek bir ayrıntı. Ve buradan şehir merkezinden biraz uzakta olan Meşhur Halil Ustaya gidiyoruz. Zeugma müzesinin arkasında kalıyor. Tam bir esnaf lokantası burası, duvarları ünlü resimleriyle dolu ve en güzel yani Halil Usta da kafanızı karıştıracak bir menü yok. Salata, karışık et tabağı ve sonrasında gelen küşneme var ve hepsi ayrı ayrı çok lezzetli. Başlangıcı yaptığımız salata gerçekten efsane hatta içinde hangi baharatlar olduğuna dair bayağı kafa yorduk sonunda nane, sumak ve nar ekşisi olduğuna karar verdik, yanlışımız varsa affola. Etler ve tabi küşneme de ayrı bir lezzetliydi. İlgi alaka zaten bahsetmeme bile gerek yok. Bir de kasaya geldiğinizde yapılan indirimde yüzünüzü gülümseten ve memnuniyetinizi arttıran etkenlerden. Halil usta yemeğimizi yedikten sonra tavsiyeler üzerine Koçak baklavadan baklava almaya gidiyoruz. Görünen köy kılavuz istemiyor zaten anlatmıyorum direk tadın diyorum. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Sonrasında Tütün Hanının içinde bulunan Mağara Cafe ye gidiyoruz. Burası da son derece hoş otantik bir yer hem dışarıda avluda oturabiliyorsunuz hem de adından anlaşıldığı gibi mağarada oturabiliyorsunuz. Son olarak Gaziantep’in ünlü mekânı İmam Çağdaş ’tayız, buraya da uğramadan gitmeyelim dedik. Menüsü oldukça zengin bir yer. Burada da lahmacun yiyelim dedik. Gerçekten çok şahaneydi. Tavsiye edilir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Dolu dolu güzel bir gün geçirdik, gezdiğimiz yerler, tattığımız yemekler, gördüğümüz ilgi alakanın yanında ne kadar yorulduğumuzdan bahsetmeyeceğim. Bunlar tatlı yorgunluklar:) Bizce İlginizi Çekebilir... Şanlıurfa Halfeti

  • Prag Yeme-İçme Rehberi | SineGezi

    Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız... Prag Yeme-İçme Rehberi 03.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız. Bu dönemsel ve saat olarak değişiyordur ancak bizim genel gözlemimiz bu şekilde, paylaşmak istedik. Gelelim Prag’ta gitme fırsatımız olan mekanlara; Cafe Louvre Adres: Národní 22 Prague 1 , 110 00 , +420 724 054 055 1902’den beri hizmet veren ve Nazım Hikmet’in de Prag’ta bulunduğu dönemde sıklıkla gittiği kafelerden olan Cafe Louvre’a tatlı molası için veya yemek yemek için uğrayabilirsiniz. Lokál Dlouhááá Adres: Dlouha 110 00 Prague 1, +420 734 283 874 Çeklere özgü yemekleri tadabileceğiniz, güzel bir mekan. Rezervasyonsuz giderseniz, biraz bekleyebiliyorsunuz. Ancak umutsuz olmayın sıranın size gelmesi çok uzun sürmüyor. Ünlü yemeklerinden kızarmış peynir ve Goulash söyleyebilirsiniz. Ancak yemeğin yanına ekmek veya patatesi ekstra söylemeniz gerekiyor. İçecek olarak kendi üretimleri olan Dark Beer'dan denemenizi tavsiye ederiz. Menü detayı: http://lokal-dlouha.ambi.cz/en/menu?id=11880 HillBilly Adres: Pplk. Sochora 974/21, 170 00 Praha 7, +420 774 156 735 Dolu dolu bir hamburger yemek istiyorsanız, tavsiye edebileceğimiz bir mekan. Hamburgerleri hem göze hitap ediyor hem de oldukça doyurucu. Ayakta kalmak istemiyorsanız, rezervasyon yapmakta fayda var. Prague Beer Museum Adres: Smetanovo Nabrezi 22, +420 732 330 912 Biranın su ile yarışacak derecede uygun olduğu bir memlekette bira tadımı yapmadan olmaz. Damak tadınıza uygun birayı bulmak için 5 çeşit olarak menüde yer alan seçeneklerden birini tercih edebilirsiniz. Prag Beer Museum 2 farklı yerde bulunmakta, biz Smetanovo Nabrezi bölgesinde bulunan şubesine denk geldik. Keyifli bir akşam geçirdik. Hemingway Bar Adres: Karoliny Svetle 26, Prague 1, +420 773 974 764 Tüm kokteylleri kendi tariflerinden oluşan, küçük ve şık mekan. Garsonlar oldukça ilgili, kokteyl içeriklerini danışabilirsiniz. Kaynak: https://www.hemingwaybar.cz/bar-prague/ Anonymous Bar Adres: Michalská 12, Prague 1 Konsept olarak bayağı beğendiğimiz mekan; kokteyller konusunda da bizi üzmedi. İlginç sunumlarını izlemek için bile gidilebilir. Kaynak: http://www.anonymousbar.cz/en#4 Sokak Lezzetleri Christmas döneminde Prag'ta bulunduğumuz için bolca ayaküstü atıştırma fırsatımız oldu. Sokak lezzetlerinin en birincisi bizce Çek'lerin meşhur tatlısı Trdelnik idi. Bunun dışında hot dog ve patateste ağırlıklı olarak satılan aperatif yiyecekler arasında idi. Not alıp uğramayı düşündüğümüz ancak zamansızlıktan gidemediğimiz mekanları da aşağıda paylaşıyoruz: Absintherie U MEDVIDKU Dish Burger Cafe Letka Bugsy’s Bar U Fleku Cafe Savoy Kavarna Slavia Super Tramp Coffee SineGezi keyifli geziler diler :)

  • Kopma | SineGezi

    American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim.. Kopma (Detachment) - 2011 31.10.16 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7.7/10 Beyaz Perde : 3.6/5 Tür : Dram Süre : 100 dk Yönetmen : Tony Kaye Oyuncular : Adrien Brody, Marcia Gay Harden, James Caan Senaryo : Carl Lund American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim. Siyah beyaz belgesel röportajları, eskitilmiş görüntüleri ve sıçramalı kurgusu filme değişik bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Filmin başrolünde sevdiğim oyuculardan Adrien Brody yedek öğretmen Henry Barthes'ı çok iyi canlandırıyor. Brody’nin tavırları ve replikleriyle filmde şahane bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Adrien Brody'e ek filmin kadrosu Christina Hendricks, Lucy Liu, Marcia Gay Harden ve James Caan gibi tanınmış başarılı oyunculardan oluşuyor. Kadro bu kadar iyi olunca da eleştirilecek bir oyunculukta söz konusu olmuyor. Gelelim konumuza, Henry Brarthes yedek öğretmen olarak okullara kalıcı öğretmen gelene kadar görev yapan bir adamdır. Öğrencilerle veya etrafındaki insanlarla bağ kurmadan geçmişten gelen anılarından kurtulamayarak bir yaşam sürmektedir. Son iş bulduğu yer ise sorunlu ve vasatın bile altında öğrencilerin olduğu bir okuldur. Barthnes garip bir şekilde bu okuldaki öğrenciler ve öğretmenlerle duygusal bir bağ kurar ve geçmişiyle yüzleşmeye başlar. Film bir yandan Barthnes'ın kendi varoluşunu sorgularken bir yandan da bozuk eğitim sistemine dikkat çekiyor. Filmi okul-öğretmen konseptli diğer filmlerden ayıran en önemli şey; okula gelen yeni öğretmen okulu yada öğrencileri kurtarıp kahranman olmuyor. Bu açıdan farklı bir bakış açısıyla çekilmiş bir film izliyeceksiniz. Filmin açılışı Albert Camus’nün Yabancı’sı “Ve hayatımda aynı anda hiç böylesine kendimden kopmuş...ve bir o kadar da kendimde hissetmemiştim” ile yapılıyor. Filmin daha girişinde kopma psikolojisi izleyiciye yansıtılıyor. İzlerken bir çok şeyi sorgulamanıza ve düşünmenize neden olan bu filmi izlemenizi tavsiye eder iyi seyirler dilerim. :)

  • İletişim | Sinegezi

    Bize buradan yazarak ulaşabilirsiniz. Sevgiler SineGezicilerden :) Ad E-Posta Konu Mesaj Gönder Mesajınız için teşekkür ederiz!

  • Barcelona | SineGezi

    Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma... Trajikomik Barcelona Seyahati 15.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma. Brüksel’den Rynair aracılığıyla Barcelona’ya gittik. Öğrenci bütçesi için son derece ideal Rynair’dan ayrıca söz edeceğim, insanın ucuz uçak bileti için katlandığı durumlar bayağı komik olabiliyor. Neyse bir ekim akşamı Rynair’la kazasız belasız 3 arkadaş Barcelona’ya (El Prat Havalanına ) varıyoruz. Havaalanından şehir merkezine yani Catulunya’ya otobüs aracılığıyla çok rahat bir şekilde gidiyoruz. Ekim sonu olmasına rağmen inanılmaz güzel bir hava olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Atmosfer, hava ve Barcelona çok güzel ama kalacak yer ayarlamadıysanız biraz panik havası olmuyor değil. İnternetten birkaç hostel ismine bakmıştım ancak not aldığım kağıdı unutunca hepsi puf oldu uçtu. Neyse ki wifi denen bir şey var. Cafeye wifi sorarak giren tipik turistlere dönüştük hemen. Baktık baktık ancak karar veremedik, bir kaç tanesini not edip yola koyulduk. İnternette bulduğumuz hosteller biraz tırt çıktı. Tesadüf eseri Barcelona’nın meşhur caddelerinden La Rambla ’da tam da Barcelona Üniversitesi karşısında bir Hostel bulduk. Hemen yerleşip ortalığı keşfe çıktık 4 günümüzü en iyi şekilde değerlendirmek istiyorduk. Kısa gezintimiz esnasında Hostelimizin Casa Mila' ya çok yakın olduğunu keşfettik. Yaratıcılıkta sınır tanımayan ve Barcelona’ya mimari açıdan imzasını atan Antoni Gaudi ’in eserlerinden Casa Milla beni oldukça etkiledi. Mutlaka gezilmesi ve bol bol fotoğraflanması gereken bir yer. Şehir merkezinin yakınlarındaysanız ilk olarak buradan başlayabilirsiniz. Ulaşım Ulaşım açısından çok kalmayacaksanız size önerim şehir merkezinden hareket eden Turist otobüslerini kullanmanız. Aklınıza gelebilecek bütün Turistik yerleri bu otobüslerle gezebilirsiniz. 3 farklı rotayı izleyen 3 farklı renkte otobüs mevcut. Bilet aldığınızda size harita birde çeşitli yerlerde müze, restoran, gece klübü vb yerlerde faydalanabileceğiniz indirim kuponları da hediye ediyorlar. Biletler ne kadar derseniz 1 günlük 26 euro, 2 günlük 34 euro cıvarında. Bunun dışında Barcelona büyük bir şehir metro, otobüs veya taksi kullanarak gitmek istediğiniz yere rahatlıkla gidebilirsiniz. Biletlerinizi toplu alırsanız indirimde oluyor. Örnek vermem gerekirse tek bilet için 2euro ödemek yerine 10 bilet alıp 10.2 euro ödeyebilirsiniz. Veya daha da kolaya kaçıp Barcelona kart alabilirsiniz. Ulaşımın yanı sıra ücretsiz bir şekilde müzelere de giriş yapabileceğiniz bu kart gerçekten avantajlı olabilir. Biz bu seçeneği sonradan keşfettiğimizden Turist otobüsleriyle idare ettik. İlk durağımız hepimizin çok merak ettiği: La Sagrada Familia Bakmalara doyamayacağınız yapı Gaudi’nin en önemli eserlerinden ve şehrin simgesi. 1882 yılında inşasına başlanan eserin inşası hala devam etmekte olup 2026-2028 gibi tamamlanması planlanmakta. Hala tamamlanmamış olsada inanılamaz güzel bir görsele sahip kendisi. Kilisenin bitmiş halini merak edenlere şu videoyu izlemelerini öneririm > Video için bir tık :) Dışından yeterince etkilenen biz, bazilikanın içine girmeme gibi bir hata yaptık. Siz siz olun yapmayın öyle şeyler :) İkinci Durak olarak Gracia' ya uğrayabilirsiniz. Üçüncü durağımız meşhur Park Güell Gaudi bu sefer de La Sagrada Famillia’dan sonra iddialı bir yapı ile karşımızda. Oldukça geniş bir alana kurulu olan parkta güzel vakit geçirebilir bolca fotoğraf çekilebilirsiniz. Museu Gaudi de ziyaret etmek isteyeceğiniz yerlerden olabilir. Size önerim hediyelik eşyaları dönüş yolunda almanız zira parkın içinde seyyar satıcılar var. Dükkanlara nazaran daha farklı ve uygun hediyelikler bulabilirsiniz. Biz çok kilise gezmek istemediğimizden Reial Monestir de Santa Maria de Pedrlbes ’i pas geçiverdik. Gotik tarzı mimariye ilgi duyuyorsanız ve bol vaktiniz varsa uğramanızı öneririm. Bir sonraki durağımız Barcelona Futbol Stadyumu ; gitmesek olmazdı. Çok meraklılara stadyum turu yapmalarını ve müzeyi gezmelerini öneririm. Diğer bir keşif yeri olarak Plaça d’Espanya meydanı evet nereye baksanız bir eser göryorsunuz bu meydanda Venetian kuleleri, Les Arena binası ve hemen yakındaki Katalan Ulusal Sanat Müzesi (MNAC). 1 gün içinde ancak bu kadar yer gezebiliriz diyerek turistik gezimizi o günlük sonlandırdık. Kahvaltı ve öğlen yemeğini aberatiflerle geçiştirdikten sonra akşam yemeği için güzel bir yere gitmeye karar verdik. Tavsiye üzerine Placa Reial meydanında yer alan Les Quiniz Nits adındaki restorana gittik çokta memnun kaldık. Ayrıntılar için bi tıklayın bence :) Son derece memnun kaldığımız akşam yemeğimizden sonra son derece spontane takılıp, ilk içki bedava kampanyalarından faydalanıp epey bir club gezdik. İsimlerini ne yazık ki not etmemişim. Sonrasında internetten araştırdığımız Club Apolla ’ya yol aldık. Saat gece 12’yi geçmesine rağmen inanılmaz bir kuyruk vardı. Bir de sırada bekleyen ergenleri görünce vazcaydık. Geceyi Mc Donald’s ta sonlandırmış olabiliriz. Zira oreolu Mc Flurry’ye karşı özel bir ilgimiz vardı :) Nereler meşhurmuş sonrasında öğrendim CDLC, Shoko ve Opium Mar tercih edilebilir. Diğer Bloggerların yalancısıyım. Bir sonraki gün uyandığımızda külçe gibiydik ama yılmadık. Kahvaltımızı yapıp, kahvemizi alıp (gözünü sevdiğim kafein) yola koyulduk. Bir sonraki günümüzü daha sakin geçirmeye karar verdiğimizden çokta acele etmeden keyifli bir şekilde yola koyulduk. İlk durağımız Teleferic de Montjuic oldu. Teleferiğe binip kuş bakışı Barcelona manzarasının keyfini çıkardık. Torre Agbar ’ı yakından göremesekte uzaktan gördük. Ben şahsen ne mana dedim :) Barcelona gibi tarihi dokusu olan bir şehire modern dokunuş mu yapmak istemişler anlayamadım. Sonraki durağımız Port Vell Port Vell de gidebileceğiniz bir çok yer mevcut. Denizcilik Müzesi (Museu Maritim), Barcelona Akvaryumu, Catulunya Tarihi müzesi ve Maremagnum Alışveriş Merkezi . Bizim düştüğümüz hataya düşüp alışveriş merkezini gezmenizi önermiyorum. Zira Rynairla döneceğimizi ve sadece tek parça el bagaji hakkımızın olduğunu unutup kışlık kazaklar alma gafletinde bulunmuşluğumuz var. Sonu acı bitti tabi. El çantama sığdıramadığım kazakları uçağa binerken giyinmek durumunda kaldım. Bir de montum vardı. Tabi arkadaşlarımın ve diğer yolcuların da aynı durumda olmaları biraz olsun içimi rahatlatsa da, bu olay bizim için traji komik bir anı olarak kaldı. Rynairla ilgili paylaşmazsam olmaz bir bilgi daha var uçak biletini alırken veya check-in yaparken firma herhangi bir koltuk ayırmıyor size, bu da komik manzaralara sebep olabiliyor. Uçağa koşmak gibi mesela :D Yazıyı çok uzatmak istemiyorum. Geri kalan tavisyelerimi daha kısa vereceğim: Mercat De La Boquria ’ya meşhur yiyecek pazarına mutlaka gidilmeli. İspanyolların en ünlü yemeklerinden Paella mutlaka denenmeli. Deniz mahsülü sevmeyenler içinde çeşitleri mevcut. Meşhur tapasları da unumamak lazım. İspanyollara özgü küçük aperatif yiyeceklerden bahsediyorum. Biz direk Tapa Tapa diye bir yere gittik. Tapa Tapa’yı birkaç yerde gördük ve turist otobüslerine aldığımız biletin yanında verdikleri indirim kuponları Tapa Tapa da geçerliydi olduğu için tercihimizi oradan yana kullandık. Porsiyonlar( bayağı küçüktü) bizi ne kadar şoke ettiyse artık indirim kuponumuzu kullanmayı da unuttuk. Acaba sonra yine Mc Donald’s a mı gittik tam hatırlayamadım ama kesin gitmişizdir. Gece eğlencesi için sokaktaki bilet satmaya çalışan tiplere çokta güvenmeyin. Bol fotoğraf çekilmeli. Dar sokakları es geçmeyin. Bisiklet kiralayın şehrin keyfini geniş güzel caddelerinde ara sokaklarında kaybolarak, yeni yerler keşfederek çıkartın. Vakit varsa Andorra’ya gidilmeli. Çok ucuzmuş. Marka çantalar yerlerde geziyor diyorlar vallahi. Gidemedik acımız büyük. (Parantez bagaj hakkınız varsa tercih edin) Ve son olarak turist olmanın tadını çıkarın. Anılarınızı not edin sonradan okuyunca çok tatlı oluyor. Keyifli okumalar :)

  • İzlemeli | SineGezi

    Bizce izlemelisiniz dediğimiz tüm film tavsiyeleri burada... Vizyon Film Önerileri Keyifle izleyip, beğendiğimiz Vizyon filmlerini yorumlamaya çalıştık. Keyifli seyirler :) Netflix Dizi Önerileri Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi.. Marslı Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış... Kapan Olay örgüsü, dozunda gerilim ve oyuncuların gerçekçi performansları filmin başından sonuna kadar izleyiciyi ayık tutuyor... İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor... Arrival "Gelecek zamanın aynasıdır." Başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner’ın paylaştığı modern bilim-kurgu filmi olan; Arrival... Snowden Biyografi türünde ki film, konusuyla ve hareketli olay örgüsüyle seyirciyi kendisine çekiyor. Olayın gerçekte yaşanmış olması da izleyici etkileyen, heyecanlandıran diğer bir unsur... Gizli Güzellik Will Smith, Gizli Güzellik filminde hırslı, dinamik ve karizmatik bir reklam yöneticisi olan Howard olarak karşımıza çıkıyor... Müttefik Daha film vizyona girmeden yaratığı magazin sansasyonu ile eminim ki hepimizde ayrı bir merak uyandırdı. Kendi adıma konuşayım vizyona girmesini zor bekledim... Casuslar Köprüsü Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun Tom Hanks olduğu güzel bir filmdir... Kopma (Detachment) - 2011 American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söyleyebilirim... Profesyonel Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta oyunculuklarla ulaşmakta... Gün Batmadan (Before Sunset) - 2004 Eğer geçmişle mücadele etmek zorunda değilsen, hatıralar harika şeylerdir." Celine Seriye başlamışken ve hazır meraklanmış iken devam filmini izlemek güzel olabilir diye düşündüm... Gün Doğmadan (Before Sunrise) -1995 Viyana treninde bir çiftin kavgası yüzünden yer değişikliği yapan Fransız yüksek lisans öğrencisi olan Celine Amerikalı Jesse ile bu sayede tanışır ve filmimizin hikayesi burada başlar :) Bay Hiçkimse (Mr.Nobody) Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür. Keyfin kaçtıkça, kendini mutlu hissedemedikçe hangi filmi izlemek istersin deseler söyleyeceğim filmlerden biri de bu filmdir... Edward Makaseller (Edward Scissorhands) - 1990 Edward Makaseller Tim Burton’ın hayal dünyasını anlayabileceğiniz bir film diyebilirim. Çoğu filminde olduğu gibi, bu filmde de masalsı bir tat var. Gerçekler fantastik bir dünyada nasıl bu kadar iyi anlatılır? Film bu sorunun cevabını almanızı sağlayacak nitelikte... Duyguların Rengi (The Help) - 2011 Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır... Bir Zamanlar (Once) -2006 2006 yapımı dram/müzikal kategorisinde yer alan film Dublin’de geçmekte. Her ne kadar dram türünde olsa da izlediğim en umut dolu filmlerden birisiydi... Leon The Professional En bi sevdiğim filmler arasında yer alan Leon’un gerçekten izlenilesi bir film olduğunu kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim. 1994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır...

  • Halfeti | SineGezi

    Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir... Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti 16.03.2017 | Hande Samancı Paylaş Halfeti , Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir. Urfa’nın bir ilçesi olmasına rağmen Gaziantep’e daha yakındır. Urfa merkezini gezdikten sonra. Urfa’dan Halfeti’ye giderken ki doğa manzarası, yolculuğumuzu oldukça keyifli hale getirdi. İlk olarak şimdiki Halfeti ilçesinin içinden geçtik. (Devletin evleri sular altında kalanlar için sonradan inşa ettiği kısım.) Esas merak edilen sular altında kalmış kısmına gitmek için tekneler var. Teknelerle Fırat üzerinden, Birecik barajı yüzünden sular altında kalmış kısımları görmek için yola koyulduk. Fırat bahsedildiği gibi azgın sulara sahip değil artık tabi. O yüzden tekneyle manzara eşliğinde sakin bir yolculuk geçirilebiliyor. Yaklaşık bir saat sürüyor bu yolculuk. Nisan ayında gittiğim için havada gayet güzeldi. Urfa gezinsin de önemli etkenlerden biri hava sıcaklığı. Mümkünse bahar dönemini tercih edin ki çok sıcak yüzünden mağdur olmayın. Sular altında kalmış yere geldiğimde de ilk gözüme çarpan sular altında kalmış cami oluyor. Cami minaresi dışında komple sular altında kalmış. Su altına baktığında çatısını görülebiliyor. Bu görüntü bana biraz üzücü geldi. Bir zamanlar insanların yaşadığı yerlerin sular altında kalması gerçekten üzücü. Tekneden indikten sonra oturup çay, kahve içilebilecek küçük bir mekânı var. Fırat’ın eşsiz yeşil sularını izlerken bir yandan da çayınızı yudumlayabilirsiniz. Ayrıca manzaraya bir Rum kalesi de eşlik ediyor. Sular altında kalan kısmı turizm amaçlı kullanmaları gerçekten iyi olmuş. Hem teknelerde hem buradaki küçük işletmelerle birçok insana iş olanağı sağlamayı başarmışlar. Bir gün yolunuz Urfa ya da Antep’e düşerse gidip görmeniz gereken yerlerden birisi. Halfeti çok eski tarihi ve eşsiz yeşil sularıyla sizi bekliyor olacak. İyi gezmeler… Şanlıurfa Bi Tadımlık Gaziantep Bizce İlginizi Çekebilir...

  • Miss Pizza | SineGezi

    Şişhane’de yer alan, ulaşımı ve bulunması pek bi kolay olan, adından da anlaşılacağı gibi meşhur bir pizza restoranıdır... Miss Pizza 21.01.2016 | Hande Samancı Paylaş Şişhane’de yer alan, ulaşımı ve bulunması pek bi kolay olan, adından da anlaşılacağı gibi meşhur bir pizza restoranıdır. Şişhane dışında da bir şubesi olup, Cihangir’de bulunmaktadır. Cihangir şubesinin daha samimi ve küçük bir yer olduğu söyleniyor. Şişhane’deki şubesi ise içerde ve dışarda oturma yeri şeçenekleri olan ve küçük denilemeyecek bir alana sahip. Zaten geleni gideni çok fazla olduğundan insanlar devamlı hareket halindeler. O yüzden siz siz olun rezervasyonunuzu önceden yaptırmayı ihmal etmeyin. :) Benim, arkadaşlarla ortaya karışık söylediğimiz için 3 pizzasını deneme şansım oldu. Akdeniz, Enginarlı ve vejetaryen pizzaları denedim ve hepsinden de memnun kaldım açıkçası. Hafif ve karışık olmayan pizza severlere tavsiye ederim. Bir pizza inceliğinden dolayı bir kişi için uygun aslında. İki kişi doyar mıyız diye sorarsanız yani tıka basa olmasa da doyar gibi olursunuz bence. Pizza fiyatları da ortalama 25-26 TL civarında denilebilir. Tercih ettiğiniz pizzaya göre değişkenlik gösterebiliyor tabi. Güzel mekanlarında olumsuz yanları olabiliyor. Bu mekanda yaşadığım tek sıkıntısı üstte de bahsettiğim gibi belli bir rezervasyon süren olduğundan garsonlar her şey için biraz acele ediyor. Devamlı olarak, devam edip etmediğinizi soruyorlar, bu durum başta ilgi olarak algılanabilir ancak sonrasında rahatsız eden bir hal alabilir. Biz zaten pizzalarımızı yiyip kalktığımız için çok sorun yaşamadık. Pizza severlere lezzet açısından rahatlıkla tavsiye edebilirim. Afiyetler olsun :) Daha fazla bilgi için Miss Pizza'nın sayfasını ziyaret edebilirsiniz. http://www.misspizza.com.tr

bottom of page