Bu sitede ara
Boş arama ile 99 sonuç bulundu
- Bay Hiçkimse | SineGezi
Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür. Keyfin kaçtıkça, kendini mutlu hissedemedikçe hangi filmi izlemek istersin deseler... Bay Hiçkimse (Mr.Nobody) - 2009 26.09.2016 | Nesrin Ergün Paylaş IMDb : 7,9/10 Tür : Dram, Fantastik Süre : 141 dk Yönetmen : Jaco Van Dormael Oyuncular : Jared Leto, Sarah Polley, Diane Kruger, Linh Dan Pham Hikaye: Jaco Van Dormael Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür. Keyfin kaçtıkça, kendini mutlu hissedemedikçe hangi filmi izlemek istersin deseler söyleyeceğim filmlerden biri de bu filmdir. Mr.Nobody hayatımda çok önemli bir yere sahip nedense. Film beni öylesine içine çekti ki ne uzunluğu ne de yer yer kafa karıştırması; değil filmden soğumayı filmin daha da hoşuma gitmesini sağladı. Film ele aldığı konu bakımından çok güzel yaptığımız seçimler, karşımıza çıkan olaylar esnasında takındığımız tavırlar ve sonucunda kazandıklarımız, kaybettiklerimiz... Filmde bu çok güzel işlenmiş Nemo hayatında devamlı seçim yapmak zorunda bırakılan bir çocuk. İstese de istemese de seçim yapmak zorunda ve yaptığı seçimlerin sonuçlarına da katlanmak zorunda. Annesi ve babası arasında tercih yapmak zorunda , yaşayacağı yer, seveceği insan, çevresi hepsi yaptığı seçimleri sonucunda şekil alıyor. Bay Hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki Némo adlı bir adam, ölümsüzlük bulunduktan sonra ölümlü olarak yaşamını sürdürmüş son insan. Ölümü yaklaşırken tek tek yaptığı ve yapmış olduğu (olacağı) tercihler ile hayatının nasıl şekilleneceği filmde gözler önüne seriliyor. İyi seyirler :)
- Netflix Dizi Önerileri | SineGezi
Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi... Netflix Dizi Önerileri 17.2.2019 | Hande Samancı Paylaş Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi. Dizilerin yanı sıra birçok film seçeneği olsa da biz genelde dizi izlemeyi tercih ediyoruz. İzlediğimiz dizi sayısı da artınca bir liste yapalım dedik ve sevdiğimiz, sevmediğimiz, eh işte dediğimiz Netflix orijinal dizilerini listeledik. Şimdiden iyi seyirler En Çok Sevdiklerimiz: Ozark IMDb: 8.3 Chicago’da bulunan bir mali danışmanlık şirketinin ortağı olan Marty görünüşte sıradan bir hayat sürüyormuş gibi dursa da aslında kazandığı bütün parayı kara para aklayarak kazanmaktadır. Tabi bu da işlerin biraz karışmasına neden oluyor. Meksikalı bir uyuşturucu karteline borçlanan Marty'nin ailesiyle birlikte nasıl suç dünyasının bir parçası olduğunu merakla izlediğimiz dizinin; Netflix'in iyi dizilerinden birisi olduğunu söyleyebilirim. The OA IMDb: 7.7 Oldukça gizemli ve fantastik türde olan dizi The OA; yedi yıl boyunca kayıp olan görme engelli bir kızın; gözleri düzelmiş ve özel güçlere sahip bir şekilde eve dönmesiyle başlayan olayları konu alıyor. Sıra dışı bir konusu var tavsiye ederiz. Alias Grace IMDb: 7.8 Alias graces 6 bölümlük Margaret Atwood romanından uyarlama bir mini-dizi aslında ama oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı. Diziyi izlerken değişik duygular içerisine bir girdik bir çıktık. Böyle son olur mu ya dediğimiz ve tavsiye ettiğimiz oldukça etkileyici bir Netflix dizisi. Eh İşte Dediklerimiz: Glitch IMDb: 7.6 Avustralya yapımı fazlasıyla para-normal olayların olduğu bir dizi. Bir kasabada 6 kişinin mezarlarından gayet sağlıklı bir şekilde çıkmasıyla gelişen olayları konu alıyor. Gizem ve bilim kurgu içeren bir drama dizisi aslında. İzlerken sık sık merak uyandıran şeyler oluyor. Alternatif para-normal dizi severlere önerebileceğimiz bir Netflix dizisi. Las Chicas Del Cable IMDB: 7.6 Dram ve aşk türünde olan Las Chicas Del Cable İspanyol yapımı bir Netflix dizisi. 1920'lerde telefon şirketinde çalışan 4 kadının hikayesini konu alıyor. Kadınların o dönemde nasıl bağımsızlıklarını kazanmaya çalıştıklarına ve bunun için verdikleri mücadelelere bolca değiniyor. Entrika severler için bizden güzel bir tavsiye:) Good Girls IMDB: 7.9 Dram ve komedi türünde olan Good Girls kendi halinde 3 kadının hikayesini anlatıyor. Olaylar parasal sorunları olan bu 3 kadının; nakit para ihtiyaçları sebebiyle soygun yapma kararı almalarıyla başlıyor aslında. İzlemeye Devam... The Crown IMDb: 8.8 Kraliçe 2. Elizabeth’in hayatını ve tahta geçmesinden sonraki politik süreçleri konu alıyor.İlk sezon bolca Churchill içeriyor. Diğer sezonları da umut vaat ettiğinden bütün sezonları bitirmemiş olsak da önermeden yapamadık. Dogs of Berlin IMDB: 7.5 Daha 4 bölüm izlediğimiz bir dizi. İyi yorumları duyup başladık bizde. Sizde başlayın beraber yorumlarız sonra :) İzledik Ama Neden İzledik :) Tidelands IMDB: 7.1 Yaşadığı balıkçı köyüne geri dönen eski mahkum Cal McTeer’in, bir ceset bulmasıyla başlayan olayları konu alıyor. Kasaba oldukça gizemli. Gizemlerin en büyüğü ise körfezin saklı bir yerinde yaşayan, toplumun dışına itilmiş Tidelanders( yarı insan yarı sirenlerin olduğu garip bir tarikat) adlı grup. Fantastik dizi severler her türlü izleyebilir ancak sevmeyenler çok bulaşmasın :D You IMDB: 7.9 Çıkar çıkmaz o kadar konuşulan bir dizi oldu ki bizde hemen izledik tabi. Bir kütüphane müdürü olan Joe'nun saplantılı aşk hayatını ve yaptıklarını anlatıyor. Açıkçası abartıldığı kadar güzel değildi. Hikayedeki boşlukların altının doldurulması gereken kısımlar var. Bir ana karakterlerin sesli düşünme olayı hoşumuza gitti. Ama 2-3 bölüm sonra konuda çok dar olduğu için sürükleyiciliğini kaybettiğini söyleyebiliriz. Beğenmeyip İzlemeye Devam Etmediklerimiz :( La Mante IMDB: 7.5 Under the Dome IMDB: 6.6 İzlemek İstediklerimiz: Travelers, Maniac, The Alienist, The Haunting of Hill House
- Utrecht |SineGezi
Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht... Utrecht Gezi Rehberi 04.02.2015 | Gonca Kaya Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht’ten bahsedeceğim. Amsterdam’ a tren ile 3 durak mesafede olan Utrecht'in şehir merkezinde şüphesiz ki en çok ilginizi çeken bütün avrupa şehirlerinde olduğu gibi Katedral olacaktır :) Şehrin simgesi gibi görünen Katedrali şehir merkezinin hemen hemen her yerinden rahatlıkla görebilirsiniz. Paylaş İlk bakışta Utrecht’i eğer Amsterdam’a gittiyseniz küçük bir Amsterdam olarak yorumlayabilirsiniz ancak Utrecht’te zaman geçirdikçe bu şehrin farklı bir dokusu olduğunu fark edersiniz. Eğer bu güzel küçük şehre yolunuz düşerse benim size ilk önerim birer bisiklet kiralamanız. Bisikletle rahat rahat gezip, şehrin keyfini çıkartabilirsiniz. Zaten bisiklet parklarını ve bisikletli insan sayısını görünce şaşırıp sizde onlara katılmak isteyeceksiniz! Şehirde uzun süre kalmış birisi olarak önerebileceğim mutlaka görülmeli dediğim bir çok yer var. Bunları gruplandırdım size rehberlik etmesi açısından. Öncelikle kaybolma korkusu hemen hemen herkeste vardır. Utrecht’te bu korkunuzdan tamamen sıyrılabilirsiniz. Hollandalılar yol tarif etme konusunda çok yardımseverler, size mutlaka yardımcı olmaya çalışıyorlar. Birde dil problemi yaşarım diyorsanız, onu da unutabilirsiniz, ben İngilizce bilmeyen bir Hollandalıya daha rastlamadım, ayrıca bir dipnot düşmek isterim; şehirde bir çok Türk de yaşamakta zira benim ilk adres sorduğum kişi Türktü, kan çekiyor demek :) . Diğer yandan şehir merkezinin her yanından görünen Katedrali de sizi kaybolmaktan kurtarabilecek bir rehber olarak görebilirsiniz. Katedralden bahsetmişken 112 metre yüksekliğindeki katedral şehrin tarihi simgelerinden. En tepeye çıkacak olursanız sizi harika bir manzaranın beklediğini söyleyebilirim. Üstelik şanslıysanız ve hava açıksa Amsterdam’ı bile görebilirsiniz. Fotoğraf çekmeyi çekinmeyi sevenler için kaçırılmayacak bir fırsat. Sizi zorlayacak tek kısım 465 merdivene çıkacak ve biraz terleyecek olmanız. Değer mi diye soracak olursanız. Cevabım tabanlarınıza kuvvet olur. Pandhof Utrecht Katedrali manastır bahçesi Katedrale gitmişken buraya da bir göz atın derim. Güzel bakımlı dört tarafı tarih kokan bir bahçe üstelik giriş ücreti de yok. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Kanal Turu Kanal turu bu güzel eski şehri, su seviyesindeki ev ve restoranları yakından görmek için harika bir seçenek. Eğer romantik bir kanal turu yapmak istiyorsanız tıpkı Venedik’teki gibi küçük gondolları da tercih edebilirsiniz. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Kasteel de Haar Tarihe merakım var diyorsanız Utrecht’in biraz dışında kalan Kasteel de Haar’ı ziyaret etmelisiniz. Kale birçok sanat objesine ev sahipliği yapmaktadır. İçinin güzelliği yanı sıra dışında da güzel park ve bahçeler bulunmaktadır. Avrupa’nın en lüks kalelerinden birisi olarak bilinmektedir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Sokaklar ve Alışveriş Modern mağazaların dışında geleneksel Hollanda kültürünü yansıtan hediyelik eşyalar bulabileceğiniz küçük dükkânlarla dolu bir çarşısı var. Bunun dışında her cumartesi tren istasyonunun yanında kurulan bir Pazar var, burada kıyafetin yanı sıra Hollanda’ya özgü birçok çeşit peynir bulabilirsiniz. Tadım konusunda çok nazik olduklarını da söyleyebilirim. Sokakta yürürken çiçekçilerin fazlalığı dikkatinizi çekebilir. Muhteşem laleler eminim sizi de cezbedecektir. Gezmekten yorulduğunuzda yapabileceğiniz en güzel şey kanalın yanındaki restoran veya kafelerde dinlenerek içeceğinizi yudumlayarak manzaranın tadını çıkarmak olacaktır. Yemek yiyebileceğiniz her zevke ve bütçeye uygun birçok restoran mevcut. La place’i size rahatlıkla önerebilirim, size yemek anlamında birçok seçenek sunuyor ve yemekler gözünüzün önünde yapılıyor, en önemli en güzel ayrıntısı da güzel teras manzarası. Size bir de zararlı ancak bir o kadar da lezzetli bir atıştırmalık önerim var. Manneken Pis’ten alacağınız değişik soslarla tadlandırabileceğiniz patates kızartmalarını mutlaka deneyin. Aramızda kalsın groene pepersaus ve knoflooksaus benim favorilerimdi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Parklar Eğer hava güzelse ve vaktiniz varsa mutlaka bir parkı ziyaret edin. Şehrin çeşitli yerlerinde kocaman parklar var. Wilhelminapark bunlardan bir tanesi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Akşam nereye gidelim derseniz yine bir sürü seçeneğiniz var. Merkezde birçok bar ve restoran var. Eminim bunlardan birisi size hitap ediyor olacaktır. Birkaç öneride bulunacak olursam; Cafe Oliver, Havana ve Neude'de sıralanmış barlardan Le Journal, Walden Bar Restaurant benim severek gittiğim yerlerdi. Cafe Oliver için ayrıca bir parantez açalım; burada efsane Belçika biralarından tadabilirsiniz. Kriek yani vişneli birayı denemelisiniz benim ve arkadaşlarımın favorisiydi. Ben dans etmeden bir gün geçiremem diyorsanız yine birçok seçeneğiniz var üstelik birbirine yakın seçenekler. Akşam eğlencesine bisikletle gelen insanlar sizi şaşırtmasın. Bisikletli gelin-damat ve özel bir yere gittikleri her hallerinden belli olan çiftler gördüm. Hem şaşırtıcı hem de insanı gülümseten karelerdi. Bu güzel şehrin bendeki yeri çok başka belki mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde başlarda yer alamaz ancak yolunuz Hollanda’ya düşerse Amsterdam’a yarım saat mesafede olan Utrecht’te uğramanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam Rotterdam
- Roma Gezi Rehberi | SineGezi
Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz... Roma Gezi Rehberi 24.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına; Roma’da Kaç Gün Kalmalı? Öncelikle Roma’ya kaç gün ayırmak gerekir sorusu, geziyi biraz olsun planladıktan sonra cevaplanması gereken bir soru, biz düşündük biraz araştırdık ve 3 günün yeterli olacağını düşündük. Aslında gezimiz sadece Roma planı içerseydi, muhtemelen 3 gün değil bunu 5 gün şeklinde planlardık. Roma’da Nerede Kalmalı? Roma her yere yürüyerek gidebileceğiniz bir şehir değil. Bu sebepten merkezi yerlere en azından yürümek istiyorsanız, Trevi Çeşmesi, Piazza Navona, Piazza Venezia gibi yerlere yakın otelleri tercih edebilirsiniz. Biz Trevi çeşmesi yakınlarını tercih etmemize rağmen oldukça sık, toplu taşıma kullandık. Roma’da Ulaşım İlk olarak Türkiye'den Roma'ya gidiş konusu var. Roma uçak bileti seferleri ni; avantajlı uçuşlar için detaylıca araştırmanızı tavsiye ederiz. Biz biletimizi daha uygun fiyatlı olduğu için Fiumicino havaalanına gidiş olarak satın aldık. Havaalanından merkeze ulaşımdan da bahsetmek isteriz. Merkeze gitmek için birkaç seçeneğiniz bulunuyor: Leonardo Express: Direkt Roma Termini’ye giden hızlı tren seçeneği, yolculuk 30 dk sürüyor. Tren : Bir tık daha uyguna getirmek isterseniz normal tren seçeneğini de kullanabilirsiniz. 15 dakikada bir kalkıyor, yolculuk 1 saate yakın sürüyor. Otobüs: Sanırım en uygun seçeneklerden bir tanesi bizim de tercih ettiğimiz otobüs kullanmak, 7 euro ödüyorsunuz. 1 buçuk saat gibi bir sürede Termini’ye ulaşıyorsunuz. Taksi ve dolmuş taksi gibi seçenekler de var tabi ki, hatta sizin turist olduğunuzu anlayanlar sormanıza gerek kalmadan yanınıza gelip, anlatmaya başlıyorlar. Bunun dışında şehir içinde ulaşım için biz Roma Pass tercih ettik, her ne kadar bazı turistler dışında kimseyi bilet okuturken görmesek de, içimiz rahat bir şekilde seyahat ettik. Roma Pass’in 2 ve 3 günlük seçenekleri bulunuyor. 2 günlük Roma Pass 28 Euro ve 1 müzeye ücretsiz giriş hakkınız bulunuyor. 3 günlük Roma Pass 38,5 Euro ve 2 müzeye giriş hakkınız bulunuyor. Roma Pass’i internetten alabilirsiniz. Ancak herhangi bir turist informationdan kartı almanız gerekiyor. Bu sebepten biz havaalanından almayı tercih ettik. Detaylar için şuraya bakabilirsiniz. Otobüsle Termini’ye kadar gelip bir diğer otobüsü kullanarak, otelimizin yolunu tuttuk, uçağın erken olmamasının tek avantajı check in saatinde oteline varıyor olmanız sanırım. Otele geldik ancak dinlenmek yok dedik, çünkü Roma’da 3 günümüz olduğundan her saat bizim için değerliydi ve biraz yol yorgunu olmamıza rağmen, planlarımızdan geri kalmadık. Ekim ayında gittiğimiz İtalya bizi hava konusunda hiç üzmedi. İlk Günün Rotası; Fontana di Trevi Trevi çeşmesini bulmak inanın hiç zor olmadı. Gelmeden önce baktığımız fotoğraflara hayret ettik doğrusu, burada sabah akşam fark etmeksizin inanılmaz bir kalabalık var. Para atıp dilek dileyebiliyorsanız şanslısınız. Biz dilimize yanlış çevrilmiş bir filmden ötürü burayı Aşk Çeşmesi olarak bilsekte, durum bu şekilde değil, inanışa göre sağ elinizle sol omuzunuzun üzerinden parayı atmanız gerekiyor ve genellikle Roma’ya tekrar gelmek için dilekte bulunuluyor. Biz de son derece istekli bir şekilde Roma’ya tekrar gelmeyi diledik. Ek olarak; Trevi Çeşmesine dilek dilemek için atılan paralar yardım kuruluşlarına bağışlanıyormuş. Turistik bir aktivitenin sonucunun böyle güzel olması da ayrı bir sevindirici. Pantheon Burası Roma döneminden kalan ve en iyi şekilde korunmuş olan bir tapınak. İçerisinin de dışarısı kadar etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tepede bulunan ve gökyüzüne bakan yuvarlak delik (Oculus), tapınağın günışığı alan tek yeri. Diğer bir ayrıntı olarak; Pantheon ‘da aynı zamanda kral, ressam ve mimar mezarları da bulunmakta. Pantheon’u ziyaret etmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Giriş Saatleri: Pazartesi-Cumartesi 08:30-19:30 Pazar 09:00-18:00 Piazza Venezia Oldukça görkemli Vittorio Emanuele II Abidesi’ne ev sahipliği yapan meydandan istemsiz olarak bir çok defa geçtik. Her geçişte aynı hayranlığı duyduğumuz bu meydan Roma’nın en işlek meydanlarından ve Roma şehrinin merkezi sayılabilir. Piazza Navona Sanırız burası en sevdiğimiz meydanlardan birisi oldu. Meydanda Quattro Fiumi Çeşmesi bulunuyor ve her daim canlı ve turistik bir yer. En sevdiğimiz restoranlar da bu meydana yakın olduğundan kısa gezimizde burayı çokça bir ziyaret ettik sanırız. Piazza di Spagna (İspanyol Meydanı) Meydanın adı burada bulunan İspanyol Elçiliğinden gelmekteymiş. Meydanda bulunan batık gemi ilginizi çekmiş olabilir zira her yerde gürül gürül fıskiyeli çeşmeler varken burada neden batık bir gemi var diye düşünür müsünüz bilmem ancak sebebi burada ki su basıncının düşük olması ve ona göre bir tasarım yapılması. Meydanın şüphesiz en popüler alanı İspanyol Merdivenleri, merdivenlerin yapım amacı hemen merdivenlerin sonunda ki Trinita dei Monti Kilisesi’ ne ulaşmak içinmiş. Buraya çıktığınızda manzaranın; özellikle gün batımına denk geldiyseniz oldukça keyifli olduğunu söyleyebilirim. İtalya rehberlerini okurken bu merdivenlerde oturup gün batımını izlemeyi planlamıştık ancak, merdivenlerde oturmak yasaklanmış, bir kaçta görevli dikmişler oraya fotoğraf için bile oturduğunuzda sizi uyarıyorlar. Via Condotti Hemen İspanyol Merdivenlerinin karşısında bulunan cadde, şehrin en ünlü ve pahalı caddesi. Dünya markalarının hepsi burada sanırım. Hatta bu caddenin cirosunun küçük bir ülke ile yarışacak kadar olduğu kulağımıza çalındı, şaşkınız. Ondan dolayı alışverişi bir kenara bırakıp, bakmakla yetindik. Dilerseniz burada ki kahvesi ve tatlıları ile ünlü Antico Caffè Greco ’ya da bir kahve için uğrayabilirsiniz veya daha uygun maliyetli bir seçenek olarak yakınlarda bulunan Pompi Tiramisu ’dan tiramisunuzu alabilir ve gezerek yiyebilirsiniz. İkinci Günün Rotası: Bugün büyük planlar olduğundan vitaminlerimizi, kahve takviyemizi alıp yola koyulduk. Kolezyum Öncelikle Kolezyum’da nasıl beklemezsiniz, konusuna değinmek istiyorum. Biz Kolezyum için Roma Pass’i kullandık ancak sitesinde okuduğumuzda Roma Pass’in tek başına yeterli olmadığını ve rezervasyon yapılması gerektiğini gördük. Kişi başı 2 eurodan rezervasyon yaptırdık ancak bununla bitmiyor. Rezervasyonunuzu bilet noktasında onaylatmanız gerekiyor, bunun için de hızlı ilerleyen bir sıra bekliyorsunuz. Sonrasında her şey çok hızlı ilerliyor. Normal sırayı beklerseniz kaç saatte girebilirsiniz ben çok tahmin yürütemiyorum. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz. Kolezyum’un 2 bin yıllık bir geçmişi olmasına rağmen hala çok etkileyici bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. İnşaat halinde olan kısımları ve yıkılan kısımları var ancak yine de tüm görkemiyle bizi etkilemeyi başardı. Atmosferinden de anlaşıldığı gibi burada kutlamalar, gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılmaktaymış. Kolezyum gezimizi tamamlayıp, Roma Forumuna doğru devam ediyoruz. Kolezyum biletleri ile buraya giriş yapılabiliyor. Ek bir ücret ödemesi yapmanıza gerek yok. Roma Forumu (Foro Romano) Roma Formu eskiden bataklıkmış zamanla, insanların bir araya geldiği şehrin ticari ve siyasi gelişmelerinden haber aldıkları yerler haline gelmiş. Her şey güzel hoş ama çıkış konusunda tabelalar bayağı yanıltıcı, görevlilere sormakta fayda var. Girişe yakın yerde aradığımız çıkış, tabelalarına rağmen girişe çokta yakın değildi. Şuan da abartıyor gibi görünebiliriz ancak o kadar yorulduktan sonra bir adım daha fazla atmamak çok önemli inanın. Palatino Tepesi Roma Formuna giriş yaptıktan sonra Palantino tepesine de çıkabiliyorsunuz. Ancak hangisine önce gitmek gerekir biz tam kestiremedik sanırım her iki tercihte de aynı yolları geri yürüyorsunuz. Trastevere Geldiğimiz restoran bu bölgede bulunuyor. Genel olarak akşam hareketli olan bu bölgenin farklı bir dokusu var ve güzel fotoğraflar için çok uygun. Üçüncü Günün Rotası Castel Sant'Angelo Vatikan’dan önceki durağımız Castel Sant Angelo oluyor. Buraya Roma Pass ile giriş yapılabiliyor. Kale oldukça görkemli ve Vatikan’a oldukça yakın, hatta Vatikan ve Kale arasında Papa’nın güvenli için gizli bir geçit bulunuyormuş. Papa Büyük Gregorius’un burada Mikail meleğini gördüğü söylenmekte ve hatta kalenin adı da bu olaydan esinlenerek verilmiş.Kale bizim tarihimide de Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’nın burada esir alınmasıyla yer tutmaktadır. Kaleyi gezmenin en keyifli yanı kafesinin manzarasıydı. Vatikan’a bakarak kahvenizi yudumlamanız tavsiyemizdir. Vatikan Kolezyum’un kalabalığı Vatikan’nın yanında hiç bir şeymiş. İnanılmaz bir bir turist akını var buraya. Son derece ihtişamlı Vatikan için birkaç bilet seçeneği bulunuyor. Müzeyi gece gezmekte mümkünmüş. Biz gündüz kalabalığından sonra neden bu seçeneği değerlendirmediğimizi sorguladık. Ancak gece gezisinin de kalabalık olmayacağını garanti edemiyoruz. Bileti Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapheli şeklinde satın aldık. Vatikan Müzeleri konusuna biraz açıklama getirelim, bu müzelere giriş aynı bölgeden ve gezerken aslında fark etmeden müzeler arasında geçiş yapıyorsunuz. Rehberli, kahvaltılı gibi gibi birçok seçenek var. Linkten ayrıntılara ulaşabilirsiniz. Online aldığımız bilet sayesinde çok az sıra bekledik, tavsiyemizdir. Ayrıntılara gelirsek şüphesiz gördüğümüz en ihtişamlı müzeler burada diyebiliriz. Görseller inanılmaz canlı, sürekli tavanlara bakarak gezdik. Özellikle Sistine Şapheli’nin ortamı farklı bir deneyimdi. Burada fotoğraf çekmek yasak ve sürekli sessiz olun diye anons yapılıyor. Michelangelo’nun “Son Yargı” diğer bilinen ismi ile “Kıyamet Günü” ve “Adem’in Yaratılış Tasviri” eserleri duvarları süslemekte. Çıplak gözle bu eserleri görmek insanı gerçekten heyecanlandırıyor. Vatikan ile ilgili diğer bir konu da Vatikan giyim kuşam konusunda internetten okuduğumuz kaynaklarda kıyafete dikkat edilmesi gerektiği yazıyordu. Genel olarak insanlar bu kurala uymuş gibiydi. Ancak çok abartmaya gerek yok gibi geldi bize. Yine de şort, kısa bluz, omuz açık giysileri tercih etmemekte fayda var. Campo dei Fiori Bu meydana asıl gelme sebebimiz aslında burada bulunan meşhur fırından kaynaklıydı. Bu meydanda sabahları Pazar kuruluyor. Akşamları da meydanı çevreleyen birçok kafeyi kalabalık bulmanız mümkün. Meydanın ortasında 1600 yılında fikirleri sebebiyle yakılan Filozof Bruno’ nun heykeli yer alıyor. Bu meydan her ne kadar renkli bir meydan gibi görülse de geçmişte birçok infaza şahitlik yapmış. Meydandaki heykel de bu anıları canlı tutmakta. Roma gezisiyle ilgili ipuçları ve izlenimler; Yönümüzü bulmak için genel olarak Google maps kullandık, hangi otobüse bineceğinizi, ne zaman bineceğinizi ve ineceğinizi dahi size söylüyor ve %90 yanılmıyor. İşimizi çok kolaylaştırdı. Eğer internet kullanmayacaksanız map.me uygulamasını indirip, gideceğiniz bölgelerin haritasını önceden indirip, internetsiz bu uygulamayı kullanabilirsiniz. Sanırım gezideki en olumsuz şey çok fazla tur görmemizdi. Turlara karşı değiliz ancak inanılmaz bir kaosa sebep oluyorlar. Özellikle müze gezerken çok zorlandık. Turla gelmedim ama ben araştırmaya üşeniyorum biri bana anlatsın diyorsanız iki seçeneğiniz var; birisi free walking tur lara katılmak. Ücretsiz şehrin önemli bölgelerini rehber eşliğinde geziyorsunuz. Gezi sonunda gönlünüzden ne koparsa rehbere veriyorsunuz. Belirli bir ücret yok. Diğeri bizim tercih ettiğimiz sesli rehberler, müzelerde verilenlerden bahsetmiyoruz zira onlar fazla detay verip hiç bir şey anlamamanıza sebep olabiliyorlar. Biz Piri uygulamasını kullandık. Yalın bilgilerle keyifle gezdik. Roma toplu taşıma için kullandığımız otobüs ve metrolar oldukça kötü durumda, bazı insanların Roma’yı sevmemesi bundan bile kaynaklı olabilir. Biz tatsız bir şeyle karşılaşmadık ancak hırsızlık çok fazla oluyormuş. Aman çantalara, cüzdanlara dikkat! Anlatımlarımızdan da anlaşıldığı üzere biz Roma'yı kaosuyla, turistiyle, tarihi ve güzel lezzetleriyle bir bütün olarak düşünerek sevdik ve keyifle gezdik. Size de keyifli geziler dileriz. Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Yeme İçme Rehberi Floransa Gezi Rehberi Venedik Gezi Rehberi
- Kopma | SineGezi
American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim.. Kopma (Detachment) - 2011 31.10.16 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7.7/10 Beyaz Perde : 3.6/5 Tür : Dram Süre : 100 dk Yönetmen : Tony Kaye Oyuncular : Adrien Brody, Marcia Gay Harden, James Caan Senaryo : Carl Lund American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim. Siyah beyaz belgesel röportajları, eskitilmiş görüntüleri ve sıçramalı kurgusu filme değişik bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Filmin başrolünde sevdiğim oyuculardan Adrien Brody yedek öğretmen Henry Barthes'ı çok iyi canlandırıyor. Brody’nin tavırları ve replikleriyle filmde şahane bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Adrien Brody'e ek filmin kadrosu Christina Hendricks, Lucy Liu, Marcia Gay Harden ve James Caan gibi tanınmış başarılı oyunculardan oluşuyor. Kadro bu kadar iyi olunca da eleştirilecek bir oyunculukta söz konusu olmuyor. Gelelim konumuza, Henry Brarthes yedek öğretmen olarak okullara kalıcı öğretmen gelene kadar görev yapan bir adamdır. Öğrencilerle veya etrafındaki insanlarla bağ kurmadan geçmişten gelen anılarından kurtulamayarak bir yaşam sürmektedir. Son iş bulduğu yer ise sorunlu ve vasatın bile altında öğrencilerin olduğu bir okuldur. Barthnes garip bir şekilde bu okuldaki öğrenciler ve öğretmenlerle duygusal bir bağ kurar ve geçmişiyle yüzleşmeye başlar. Film bir yandan Barthnes'ın kendi varoluşunu sorgularken bir yandan da bozuk eğitim sistemine dikkat çekiyor. Filmi okul-öğretmen konseptli diğer filmlerden ayıran en önemli şey; okula gelen yeni öğretmen okulu yada öğrencileri kurtarıp kahranman olmuyor. Bu açıdan farklı bir bakış açısıyla çekilmiş bir film izliyeceksiniz. Filmin açılışı Albert Camus’nün Yabancı’sı “Ve hayatımda aynı anda hiç böylesine kendimden kopmuş...ve bir o kadar da kendimde hissetmemiştim” ile yapılıyor. Filmin daha girişinde kopma psikolojisi izleyiciye yansıtılıyor. İzlerken bir çok şeyi sorgulamanıza ve düşünmenize neden olan bu filmi izlemenizi tavsiye eder iyi seyirler dilerim. :)
- Brüksel | SineGezi
Çikolata kokan sokaklarıyla Brüksel... Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel 12.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Belçika’nın başkenti olan Brüksel’deyiz. Brüksel’i gezmek çok planladığım bir şey değildi, bu sebeple gitmeden çok araştırma yapamadım. Ancak şehir merkezinden alacağım bir haritanın iyi bir rehber olabileceğinden emindim. Planlayarak gitmek belki daha faydalı olabilir ancak gezerek keşfetmekte ayrı bir keyifli, kabul ediyorum iki katı yoruluyorsunuz ama bence bu tatlı bir yorgunluk. Zaten yeni yerler keşfetmenin heyecanı size gereken enerjiyi veriyor. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Haritamızın rehberliğinde akıllı telefonlarımızdan uzak gezimize başlıyoruz. Daha şehre adımımı atar atmaz canlılığı ve tarihi yapısının beni etkilediğini söyleyebilirim. Brüksel meydan (Grand Place) anlatılmayacak kadar güzel bir yer. Baktığınız her köşe buram buram tarih kokuyor ve insanda ister istemez bir merak uyandırıyor. Şahsen ben bakmalara doyamadım. Biraz araştırdığımda meydandaki yapıların üç farklı mimari kullanılarak yapıldığını öğrendim. Bunlar Barok, Gotik ve Louis XIV mimari tarzları ve rahatlıkla söyleyebilirim ki farklı tarzlar olmalarına rağmen uyumları eşsiz. Saat fark etmiyor hep dolu Brüksel meydan. Oldukça fazla turist var hemen hemen her köşede hikaye anlatan bir turist rehberine rastlayabilirsiniz. Meydana çıkan tüm sokaklar oldukça canlı meydandan hemen biraz ilerde ülkenin sembolü haline gelen işeyen çocuk heykeli (Manneken Pis) var. Her köşede taklitlerine ve magnetlerine rastlayabileceğiniz, işeyen çocuk heykeli şaşırtıcı derecede küçük. Bir de oradaki turist rehberimizin anlattığına göre küçük heykelimizin kıyafetleri ayda birkaç kez değiştiriliyormuş üstelik şehir müzesinde Elvis’ten Mandela’ya kadar uzanan zengin bir kreasyonu varmış. Bak sen şu işeyen çocuğa :) Sokakları gezerken çikolata, waffle ve bisküvi dükkânlarının ilginizi çekmemesi imkânsız. Ah bizi bu çikolata kokuları mahvetti. Tabi bu işin şakası çikolatanın da kendine göre önemli bir tarihi var. Belçika; çikolata üretiminin en çok olduğu şehirler listesinin başında yer alıyor. Yaklaşık 13 adet çikolata fabrikası, 16 tane çikolata müzesi ve 3 bin adede yakın çikolata satan mağazayı bünyesinde barındırması da bunun kanıtı olsa gerek. Çikolata konusunda Neuhaus, Leonidas, Godiva,Wittamer, Marcolini ve Cote D’or markaları oldukça meşhur ve fiyatları da kendilerine yakışacak ölçütte. Bazı çikolata dükkanları tadım konusunda oldukça bonkör kendileri ikramda bulunuyorlar, benden size tavsiye ikramları siz siz olun sakın geri çevirmeyin, tattığım her çikolata çok güzeldi. Waffle a gelecek olursak Mokafe önerilen yerlerden. Ama zaten adım başı waffle satan bir dükkan olduğu için bu konuda fazla kafa yormaya gerek yok. Yemek konusunda bir öneri isterseniz tamamen tesadüf eseri keşfettiğimiz bir makarnacıyı (Intermezzo) şiddetle tavsiye ederim. Ayrıntılı için tıklayınız. Bir de merkeze yakın olarak Delirium adlı mekandan bahsetmek istiyorum. Belçika’da yaşayan bir arkadaşımızın tavsiyesiyle geldik. Zaten çok ünlüymüş. Hatta 2004 bira çeşidiyle Guiness Rekorlar Kitabında yerini almış. Dört katlı bir yer ve her kattaki biralar farklı. Çeşit bol olunca seçmek inanılmaz zor. Ama insanlar inanılmaz sıcakkanlı ve eğer tavsiye isterseniz eminim ki size yardımcı olacaktırlar. Bir turist klasiğini yerine getirmek istiyorsanız bizim gibi şehir merkezine 20 dakikalık uzaklıktaki Atomium’u ziyaret edebilirsiniz.Atomium, Brüksel’in Eiffel kulesi olarak anılmakta. Dokuz küreden ve küreleri birbirine bağlayan on iki borudan oluşan bu yapı Demirin kristal kafes yapısının 165 milyon kez büyütülmesinden esinlenerek yapılmış. Bir de Mini Europe var. İstanbul’daki Miniatürk gibi bir yer. Avrupa’daki bütün şehirlerin simgelerini burada görebilirsiniz. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Çoğu insan Brüksel’i sıkıcı bulmuş ve bence bunun sebebi gezdikleri başka yerlerle kıyaslıyor olmaları. Bana kalırsa her şehrin kendine özgü bir dokusu var. Ben iki günlük kısa gezimizden oldukça keyif aldım ve gidilip görülmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar :)
- Floransa Gezi Rehberi | SineGezi
Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Trenle 2 saatten az bir zamanda Floransa’ya varabiliyorsunuz. 1 gece konaklayacağımız için biz herhangi bir ulaşım veya şehir kartı almadık... Floransa Gezi Rehberi 31.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Trenle 2 saatten az bir zamanda Floransa’ya varabiliyorsunuz. 1 gece konaklayacağımız için biz herhangi bir ulaşım veya şehir kartı almadık. Küçük bir şehir olan Floransa’da toplamda 2 defa otobüs kullanmış olabiliriz. Bizim tercih ettiğimiz otobüs biletleri 90 dakika olarak satılıyor ve 1,5euro gibi bir fiyatı var. Konaklama olarak B&B Giorni Dipinti ’yi tercih ettik, ev sahibi inanılmaz tatlı bir mimardı. Konum ve konfor olarak rahatlıkla tavsiye edebiliriz. Eğer rezervasyon yapacaksanız Artıway uygulaması ile booking e giderseniz. %4 oranında bir indirim alabiliyorsunuz. Booking normalde ödül programı uyguluyordu ancak 15 ekim itibariyle bu uygulamaya son verdi. Artıway alternatifi aklınızda olsun. Galleria dell'Accademia Gezimize ilk olarak Michealangelo’nun meşhur Davud heykelinin bulunduğu Galleria dell'Accademia’dan başladık. Sıra beklememek için biletleri internetten aldık. Size de tavsiyemiz biletleri intenetten almanız. Buradan ilgili siteye ulaşabilirsiniz. Davud heykelinden biraz bahsedecek olursak; oldukça emek harcanmış bir heykel ellerinin biraz büyük olması dikkat çekiyor ancak gücü ifade ettiğini düşünüyoruz bunun dışında biz heykelden çok dinlediğimiz bir hikayeye takıldık. Da Vinci ve Michelangelo dönemin rakipleriymiş. Bizim kıyaslayamayacak derecede hayranlık duyduğumuz iki isimden bahsediyoruz ve şaşkınız. Rekabet bayağı büyükmüş sanırız ki; Da Vinci, Michelangelo’nun Davud heykelini patates çuvalına bile benzetmiş. Davud heykeli müzeye damgasını vurmuş olsa da; burada farklı heykeller, enstrümanlar ve tablolar da sergilenmekte. Duomo Şehrin merkezinde bulunan kilise gördüğüm en heybetli ve etkileyici kilise sanırım. 1296-1436 yılları arasında inşa edilen kilise Şehre imzasını atmış da diyebiliriz. Kiliseye giriş ücretli ve uzun sıralar beklemek gerekiyor. Bunun için biletinizi online almanızı tavsiye ederiz. Ponte Vecchio 1345 yılında kurulan ve II. Dünya savaşında Floransa’da yıkılmayan tek köprü olan yapı; Mecidi Ailesin’nin Palazzo Pitti ve Palazzo Vecchio arasından geçerken halka gözükmemeleri için inşa edilmiş. Uzun süre kasap dükkanları köprüye ev sahipliği yapmış ve kasaplar ne yazık ki artıklarını, Arno nehrine dökmekte bir sakınca görmüyorlarmış, bu da çevreye kötü kokuların yayılmasına sebep oluyormuş. Günümüzde pahalı markaların satıldığı kuyumcu dükkanlarını bulunduğu köprüde yer alan dükkanlar uzun uğraşlar sonucunda bu hale getirilmiş. Piazza Michelangelo Manzarası ile ünlü meydan Ponte Vecchio köprüsüne yakın denilebilecek bir mesafede bulunuyor. Davud heykelinin kopyasını da burada görebilirsiniz. Piazza della Signoria Signoria meydanı oldukça geniş ve açıkhava müzesi gibi bir meydan, binalar oldukça heybetli hatta Michelangelo’nun Davud’u eskiden burada bulunuyormuş ancak sonrasına müzeye de korumaya alınmış. Bunun yanından bir çok sanatçının kopya eserleri bulunuyor. Zarar görmemesi adına gerçek eserler burada sergilenmiyor. Eğer zamanınız varsa gezi planınıza Pitti Sarayını, Vecciho Sarayını, Boboli bahçelerini de ekleyebilirsiniz. Biz çok yorulmayacağımız, keyifli vakit geçirebileceğimiz bir plan yaptık. Aziz Mark’ın Çan Kulesi Çan kulesinin tepesine 8euro karşılığında asansörle çıkabiliyorsunuz. Tepede bu harika şehri kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ahlar Köprüsü Venedik’te bulunan en ünlü köprülerden birisi Ahlar köprüsü, hikayesinden biraz bahsedecek olursak, hafif suçlu mahkumlar mahkemeden sonra bu köprüden geçirilerek, hapse gönderilirmiş. Tatlı konusunu sorarsanız; Piazza della Repubblica meydanında bulunan Cafe Gilli burada oldukça meşhur. Ancak ne hikmetse oturduğunuzda fiyatlar artıyor. Ama daha uygun fiyata alıp, istediğiniz yerde de tatlınızı yiyebilirsiniz. Biz Tiramisu ve Millefoglie denedik. Akşam yemeği seçeneklerine gelirsek; İtalya’da iseniz yapacak bir şey yok, bizim olduğumuz gibi karbonhidrat bağımlısı olacaksınız. Gusta Pizza ’da bu konu da size yardımcı olacak. Çok fazla zaman olmayınca ne yazık ki tüm tatları deneyemiyorsunuz. Trattoria Za Za ’ya vaktimiz kalmadı ancak bayağı övülmüş. Akşam yemeği için diğer bir alternatif olabilir. Yemek sonrası bir şeyler içmek keyifli vakit geçirmek isterseniz de Gusta Pizza’ya çok yakın olan Volume’e bir gözatın deriz. İkramları çok bol, siz daha sipariş vermeden ikramlar masaya geliyor. Floransa’da bizi mutlu eden bir şehir oldu. İtalya planınız varsa günübirlik dahil edilebilir. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Gezi Rehberi Roma Yeme İçme Rehberi Venedik Gezi Rehberi
- Babadağ'ı Aşta Gel | SineGezi
Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan... Babadağ’ı Aşta Gel 25.08.16 | Hande Samancı Paylaş Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! İlk olarak nerede en güzel yamaç paraşütü yapılır dersen sana cevabım; ben yaptığım uzunca araştırmalar sonucunda Fethiye Babadağ’ı tercih ettim ve hala Babadağ’ın yamaç paraşütü yapmak için güzel bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Hem manzara enfes hem de yeterince yüksek.:) Babadağ’da tercih edebileceğin 3 pist bulunmakta. Rahat kalış yapıldığı ve güzel rüzgar aldığı için daha çok tercih edilen 1700 metre yükseklikteki pistten uçmak akıllıca olur. Babadağ’da birçok uçuş yapabileceğiniz firma var. Ben biraz piyasa araştırması yaptıktan sonra karar verdim. Sende öyle yapabilirsin. Hangisi daha çok içine sinerse onu seçersin. Çoğunun iyi pilotlarla çalıştığı söyleniyor. Ne kadar doğrudur tabi bilemiyorum. :) Firmaya karar verdikten sonra ise hangi saatte uçmak istediğine karar vermen gerekiyor. Aylardan yaz, hava sıcaklığı da Fethiye’de ölümcül olduğundan öğle vakti, güneşin alnında uçuş yapmak istemiyor insan. Bildiğim kadarıyla günde 3 sort yapılabiliyor. Sabah, öğlen ve akşam istediğin zamanı tercih edebiliyorsun. Akşam gün batımı uçuşu yapmakta keyifli olabilir. Onu da denemek lazım. ;) Herşeye karar verdikten sonra acaba ne giysem ? Ne daha rahat olur? Diye düşünmeye başladığında bir bilene danışmak en mantıklısı. Sonuç olarak aslında ayağına giydiğin şey rahat ve uçuş sırasında düşmeyecek bir ayakkabı olmalı. Onun dışındada üstüne rahat birşeyler giysen yeterli zaten. Tabi hava sıcaklığına göre değişen şeyler. Kıyafetleri hava durumuna göre ayarlamak önemli o yüzden. Babadağ’a çıkmak yaklaşık yarım saat, kırk dakika sürüyor. Yollar baya engebeli ama çıktıktan sonra gördüğün manzara gerçekten tarifsiz. Tepeye çıktığın anda bir telaş başlıyor. Seninle birlikte uçacak pilot seni hemen hazırlıyor. Paraşütü, rüzgarı ayarlamaya çalışıyor. Hazır olanlar bir bir başlıyor uçmaya. Tabi uçamayanların da önünde güzel bir tablo oluşturduğunu söyleyemeyeceğim. Ben tam uçarken önümde paraşütü kalkmayan bir çift yerde yuvarlanıyordu. Ama ben korkmadım, yılmadım ve kararlılığımdan dönmeden bir sert rüzgarla artık havada süzülüyordum. Kalkışımız gayet güzel ve rahat oldu. Hocanın dediklerini yaptıktan sonra çok sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Ben tahmin ettiğimden de az heyecanlandığımı söyleyebilirim. Gerçekten 40 kere atlamış gibi rahat bir his vardı içimde uçuş boyunca. Bir ara sakız bile çiğnediğimi hatırlıyorum. Bu normal midir bilemiyorum tabi. Uçuş yaklaşık 30 dakika sürüyor. Uçuş sırasında hoca go-pro’su ile fotoğraf ve video çekimi yapıyor. Gerçekten o kadar yükseklikte rüzgarla savaş verirken poz vermek zor oluyor. Ama size tavsiyem yaratıcılığınızı kullanın ve eğlenceli pozlar verin. Benimkiler bir süre sonra aynı şeylere bağladı için çoğu fotoğrafın bir önemi kalmadı. Yaklaşık yarım saat uçuşun ardında iniş yaptık. İnerken de oturmadığınız sürece yine sorun yaşanmıyor. İniş de de bir aksiyon yaşayamadım anlayacağınız. Bu arada eklemem gerekirse biraz daha hareketli bir uçuş isterseniz hocanıza söylemeniz yeterli. Ben hocama biraz ısrar ettim ama benim hoca hiç oralı olmadı. Uçuş yapmadan önce hocanızı ona göre de seçebilirsiniz. Gelelim bu güzel hoş etkinliğin bedeline. Ben bu yaz yaptım ve 220 TL civarı bir ödeme yaptım. Birde isteğe bağlı olarak fotoğraf ve video alabiliyorsun. O da yaklaşık 120 TL’ye geliyor. İsterseniz sırf fotoğrafları veya video çekimini de alabiliyorsun. Bir sonraki heyecan dolu etkinliğimizde görüşmek üzere…
- Yurtiçi Geziler | SineGezi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi Alaçatı Gezi Rehberi Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsatını bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Antakya Gezi Rehberi Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik... İğneada Gezi Rehberi İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse, yolculuk manzaranız oldukça zengin ve keyifli olabilir... Bursa Gezi Rehberi Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk... Antalya Gezi Rehberi Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabiki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım, daha önce görmediğimiz yerlere gidelim dedik. Dolu dolu bir plan oldu baştan söyleyelim :) Cunda Gezi Rehberi Uzun zamandır bir Cunda planı aklımdaydı. Ancak yaz aylarında çok kalabalık olduğunu duyduğumdan, Cunda planını sonbahara ertelemiştim. Yalnız itiraf etmeliyim ki biraz fazla ertelemişim. Bir tık daha sıcak ve kalabalık olsaydı, herhalde tadından yenmezdi. Buradan da anlaşıldığı üzere Cunda’yı çok sevdim. Sakinliği, kendine has havası ve samimiliği ile kalbimizi fethetti... Denizli Gezi Rehberi Denizli seyahatimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Gezisi Hazır bahar mevsiminde iken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota... Kapadokya'da Üç Mevsim Mutlaka gezilip, görülmesi gereken Güzel Atlar Diyarı bizi çok etkiledi, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile... Suyun Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir... Şanlı Urfa Gezi Rehberi Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum... Bir Tadımlık Gaziantep Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Sonbaharda İzmir Turu Durdurak bilmeden Selçuk, Efes ve Şirince turumuzu tamamladıktan sonra rotamızı İzmir'e çevirdik... Şirince - Matematik Köyü Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık... Efes - Selçuk Gezi Rehberi Ucuz uçak bileti kampanyası varmış. Eee hadi o zaman İzmir'e gidelim diyerek yaptığımız İzmir seyahati planının, gidip gördükten sonra çok yerinde bir plan olduğuna karar vermiş bulunuyoruz... Doğa Harikası, Kültür Şehri: Trabzon Bir çok imparatorluğu bünyesinde barındıran Trabzon dolayısıyla hepsinden izler taşıyan 4000 yıllık bir şehir ve gezilecek keşfedilecek bir çok yeri var. Hem nefes almak, hem kültürlenmek hem de biraz yorulmanız için bir dolu tavsiyem olacak.... Babadağ'ı Aşta Gel Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz...
- Miss Pizza | SineGezi
Şişhane’de yer alan, ulaşımı ve bulunması pek bi kolay olan, adından da anlaşılacağı gibi meşhur bir pizza restoranıdır... Miss Pizza 21.01.2016 | Hande Samancı Paylaş Şişhane’de yer alan, ulaşımı ve bulunması pek bi kolay olan, adından da anlaşılacağı gibi meşhur bir pizza restoranıdır. Şişhane dışında da bir şubesi olup, Cihangir’de bulunmaktadır. Cihangir şubesinin daha samimi ve küçük bir yer olduğu söyleniyor. Şişhane’deki şubesi ise içerde ve dışarda oturma yeri şeçenekleri olan ve küçük denilemeyecek bir alana sahip. Zaten geleni gideni çok fazla olduğundan insanlar devamlı hareket halindeler. O yüzden siz siz olun rezervasyonunuzu önceden yaptırmayı ihmal etmeyin. :) Benim, arkadaşlarla ortaya karışık söylediğimiz için 3 pizzasını deneme şansım oldu. Akdeniz, Enginarlı ve vejetaryen pizzaları denedim ve hepsinden de memnun kaldım açıkçası. Hafif ve karışık olmayan pizza severlere tavsiye ederim. Bir pizza inceliğinden dolayı bir kişi için uygun aslında. İki kişi doyar mıyız diye sorarsanız yani tıka basa olmasa da doyar gibi olursunuz bence. Pizza fiyatları da ortalama 25-26 TL civarında denilebilir. Tercih ettiğiniz pizzaya göre değişkenlik gösterebiliyor tabi. Güzel mekanlarında olumsuz yanları olabiliyor. Bu mekanda yaşadığım tek sıkıntısı üstte de bahsettiğim gibi belli bir rezervasyon süren olduğundan garsonlar her şey için biraz acele ediyor. Devamlı olarak, devam edip etmediğinizi soruyorlar, bu durum başta ilgi olarak algılanabilir ancak sonrasında rahatsız eden bir hal alabilir. Biz zaten pizzalarımızı yiyip kalktığımız için çok sorun yaşamadık. Pizza severlere lezzet açısından rahatlıkla tavsiye edebilirim. Afiyetler olsun :) Daha fazla bilgi için Miss Pizza'nın sayfasını ziyaret edebilirsiniz. http://www.misspizza.com.tr
- Bursa Gezi Rehberi | SineGezi
Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan Bursa’ı planımızı.... Bursa Gezi Rehberi 29.01.2018 | Gonca Kaya Paylaş Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk. Bursa’ya Nasıl Gidilir? Biz Bursa’ya bize en yakın yer olan Kadıköy’den deniz yoluyla gitmeyi tercih ettik. Kadıköy’den Mudanya’nın Güzelyalı bölgesine ido seferleri bulunmakta. (Sitesinde ne yazık ki bu bilgiye rastlayamadık.) 2 saat süren yolculuk sonrasında eğer planınız Bursa merkeze gitmekse hemen çıkışta minibüsleri kullanabilirsiniz. Emek metro durağına kadar bu minibüslerle 2,5 TL karşılığında ulaşabiliyorsunuz. Metro durağına 5 ve 10 TL lik kağıt banknotlarla gitmenizi veya BKM Express hesabınız varsa şifrenizi bilerek gitmenizi öneririz. Zira biz çok zorlandık. Makineler 5 veya 10 TL kabul ediyor. Şöyle düşünün, muhtemelen bir çok insan bizimle aynı şekilde düşünüp, metro istasyonundaki bankamatiklerden 10 TL çekmeyi düşünmüş ve bankamatikler de 5 ve 10 TL lik banknot kalmamış. Bayağı bir çabaladıktan sonra para bozdurmaktansa, tümletmeyi deneyip, başardık. 10 TL’ye içinde 2 geçiş hakkı tanımlı Bursa kart aldık ve şehir merkezine doğru yola koyulduk. İlk işimiz sabahın erken saatleri olması sebebiyle kahvaltı yapabileceğimiz bir yer aramak oluyor. Alışılmışı boş verip, Kahvaltı için Bursa’nın ünlü Tahinli Çöreklerinden tadabileceğimiz bir yer olan Taş Fırını seçtik. Tahin severler yaşadı diyebiliriz. Sonrasında Tahinli Çöreğin verdiği enerjiye güvenerek bol üşümeli gezimize başladık: Gezilecek Yerler Ulu Cami Ulu Cami, Bursa’da I. Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmış. Kent merkezide Atatürk Caddesinde bulunan cami oldukça görkemli. Ulu camiye metro Şehreküstü istasyonunda inerek kolayca ulaşılabiliyor. Koza Han Ulu Camiye çok yakın olan Koza Han, 1492 yılında II. Beyazıt tarafından İstanbul da ki cami ve medresesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmış. Adından da anlaşıldığı gibi Koza Han da ipek böceği kozalarından üretilen; ipek kumaştan yapılma şallar, eşarplar satılıyor. Bugün baktığınızda Koza Han’da ağırlıklı olarak ipek ürünleri satılıyor. Vitrinlerden gördüğümüz kadarıyla her bütçeye uygun şallar mevcut. Hanın alt katında çay/kahve içip dinlenebileceğiniz alanlar mevcut. Koza Hanın oldukça canlı olduğunu söyleyebiliriz. Irgandı Köprüsü Koza Han sonrasında yürüme mesafesindeki Irıgandı Köprüsüne gidiyoruz. 1442 yılında yaptırılan Irgandı Köprüsü; dünya üzerinde yer alan dört arastalı köprüden biriymiş. Köprü deprem ve savaşlar sonrasında ciddi şekilde hasar görmüş ve sonrasında tekrar yapılmış. Eğer bizim gibi merkez odaklı bir gezi planınız varsa; Bursa’da ulaşım konusunda çok zorlanmazsınız. Cumalıkızık Köyü Zira bir sonraki durağımız Cumalıkızık köyüne ulaşımımız da çok zor olmadı. Yine metroyla bir yere kadar gidip (Cumalıkazık durağı), hemen metro çıkışından Cumalıkızık’a giden minibüslerle köy merkezine ulaştık. Köy geçmişinde dizi çekimlerine de ev sahibeliği yaptığı için oldukça ünlü. Ünlü olduğu kadar da turistik. Köy kahvaltısı yapabileceğiniz, burada yaşayanların işlettiği bir çok müessese var. Hediyelik eşya, yiyecek konusunda da oldukça çeşitliliğe sahip köy, kısa süre de gezilebiliyor. Bol bol fotoğraf çekip, Cumalıkızık’tan ayrılıyoruz. Minibüs ile kent merkezine gidiyoruz. Sonrasında kısa bir şehir turunu aratmayan Tramvaya binip, gezimizin yegane hedefine ulaşıyoruz: Kebapçı İskender :D Soğuğa ve sıraya isyan ederek biraz da içeridekiler yedi mi, hesabı ödedi mi, kalkıyorlar mı? Diye bakınarak 45 dakikayı deviriyor ve iskenderimize ulaşıyoruz. Kısa gezimizin sonuna geldik ve geri dönüş yoluna koyulduk. Dolu dolu bir günün ardından; Bursa’da başka nerelere gidebiliriz diye düşünerek, kendi çapımızda yeni planlar yaparak Bursa’dan ayrıldık.
- Nar Çiçeği Kahvaltı Evi | SineGezi
Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Nar Çiçeği Kahvaltı Evi yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı önereceğim bir yer... Nar Çiçeği Kahvaltı Evi - Bodrum 23.08.2016 | Gonca Kaya Paylaş Bodrum Yalıkavak’ta yer alan Nar Çiçeği Kahvaltı Evi yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı önereceğim bir yer. Hatta bizim gibi yolunuzu oradan geçecek şekilde de ayarlayabilirsiniz. :) Nar Çiçeği Kahvaltı Evi kocaman bahçesi ile tam da ailelere hitap ediyor. Kahvaltı serpme olarak gelmekte, altını çizelim her şey el yapımı. Normal kahvaltılıklar dışında 3 çeşit börek ve sarma da kahvaltıya dahil. Onun dışında reçellerden de bahsetmeden edemeyeceğim 4 çeşit reçel geldi masamıza hepside daha önceden denemediğim tatlardı. Limon reçeli, karpuz kabuğu reçeli ve mandalina reçeli oldukça güzeldi. Mekanın sahipleri de oldukça güler yüzlü insanlar, işlerini severek yaptıkları her hallerinden belli. Kısa bir sohbet etme şansımız oldu. Nar Çiçeği yaz kış açıkmış. Kışın güzel bahçesi hizmete kapalı olsa da, kahvaltı evinin iç kısmında yine keyifle kahvaltınızı yapabilirsiniz. Yalnız aramızda kalsın açık hava, mis gibi mandalina kokan bol yeşillikli bahçe de kahvaltı ayrı bir hoşuna gidiyor insanın, hatta yedikçe yiyesiniz geliyor. Doyma konusuna gelince fazlasıyla doyuyorsunuz hem de oldukça makul bir fiyata. Benim gibi kahvaltı sever bir insansanız ve Cemal Süreya gibi kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olduğunu düşünüyorsanız e birde Bodrum’daysanız, Nar Çiçeği Kahvaltı Evi güzel bir seçenek aklınızda bulunsun.



