Boş arama ile 98 sonuç bulundu
- SineGezi | Gezi, Mekân ve Deneyim Rehberi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi New York Gezi Rehberi Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya bayağı önceden başlamalısınız. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gelinmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe... Şikago Gezi Rehberi New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik... İsviçre Gezi Rehberi Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu... Venedik Gezi Rehberi 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Floransa Gezi Rehberi Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Roma Gezi Rehberi Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına... Son Yazılar Paris Gezi Rehberi Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer... Kopenhag Gezi Rehberi Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor... Şikago Gezi Rehberi New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik... Daha fazla Gezmeli Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi. Dizilerin yanı sıra birçok film seçeneği olsa da biz genelde dizi izlemeyi tercih ediyoruz Daha fazla İzlemeli Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz... Daha fazla Yemeli En Çok Okunanlar New York Gezi Rehberi İsviçre Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Venedik Gezi Rehberi SineGeziciler Gonca Kaya Akak Hande Samancı
- Yurtiçi Geziler | SineGezi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi Alaçatı Gezi Rehberi Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsatını bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Antakya Gezi Rehberi Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik... İğneada Gezi Rehberi İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse, yolculuk manzaranız oldukça zengin ve keyifli olabilir... Bursa Gezi Rehberi Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk... Antalya Gezi Rehberi Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabiki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım, daha önce görmediğimiz yerlere gidelim dedik. Dolu dolu bir plan oldu baştan söyleyelim :) Cunda Gezi Rehberi Uzun zamandır bir Cunda planı aklımdaydı. Ancak yaz aylarında çok kalabalık olduğunu duyduğumdan, Cunda planını sonbahara ertelemiştim. Yalnız itiraf etmeliyim ki biraz fazla ertelemişim. Bir tık daha sıcak ve kalabalık olsaydı, herhalde tadından yenmezdi. Buradan da anlaşıldığı üzere Cunda’yı çok sevdim. Sakinliği, kendine has havası ve samimiliği ile kalbimizi fethetti... Denizli Gezi Rehberi Denizli seyahatimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Gezisi Hazır bahar mevsiminde iken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota... Kapadokya'da Üç Mevsim Mutlaka gezilip, görülmesi gereken Güzel Atlar Diyarı bizi çok etkiledi, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile... Suyun Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir... Şanlı Urfa Gezi Rehberi Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum... Bir Tadımlık Gaziantep Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Sonbaharda İzmir Turu Durdurak bilmeden Selçuk, Efes ve Şirince turumuzu tamamladıktan sonra rotamızı İzmir'e çevirdik... Şirince - Matematik Köyü Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık... Efes - Selçuk Gezi Rehberi Ucuz uçak bileti kampanyası varmış. Eee hadi o zaman İzmir'e gidelim diyerek yaptığımız İzmir seyahati planının, gidip gördükten sonra çok yerinde bir plan olduğuna karar vermiş bulunuyoruz... Doğa Harikası, Kültür Şehri: Trabzon Bir çok imparatorluğu bünyesinde barındıran Trabzon dolayısıyla hepsinden izler taşıyan 4000 yıllık bir şehir ve gezilecek keşfedilecek bir çok yeri var. Hem nefes almak, hem kültürlenmek hem de biraz yorulmanız için bir dolu tavsiyem olacak.... Babadağ'ı Aşta Gel Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz...
- Yurtdışı Geziler | sinegezi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi Paris Gezi Rehberi Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer.. Kopenhag Gezi Rehberi Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor... Şikago Gezi Rehberi Rüzgârlı şehir Şikago; yükselen gökdelenleri, zengin müze kültürü, lezzet durakları ve muhteşem göl manzaralarıyla tam anlamıyla dolu dolu bir deneyim sunuyor. Göl dediğime bakmayın; Michigan Gölü’nün büyüklüğü ve görüntüsü neredeyse denizle yarışır nitelikte. Şehirde her an karşınıza çıkan bu mavi manzara, geziye bambaşka bir hava katıyor... New York Gezi Rehberi Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya bayağı önceden başlamalısınız. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gelinmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe. Bu aşamada en önemlisi.. Karadağ Gezi Rehberi Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve Karadağ için güzel bir plan yaptık... İsviçre Gezi Rehberi Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu. Venedik Gezi Rehberi 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Floransa Gezi Rehberi Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik... Roma Gezi Rehberi Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına... Lviv Gezi Rehberi Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı? Onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik... Belgrad Gezi Rehberi Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler görmenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık. 24 saat yaşayan bir şehir olan Belgrad’a 3 gün ayırarak tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Gelelim gezi planlarının kilit noktalarına.. Viyana Gezi Rehberi Öncelikle Viyana için gezi planı yapacaklara bir tavsiyem var: Viyana'da o kadar çok müze, tarihi bina ve kilise var ki gezinizi kısa tutma gibi bir fikriniz varsa tekrar düşünün derim. Viyana'ya en azından bilindik, turistik yerlere gidip rahat dolaşmak için en az 4 gün ayrılması gerektiğini düşünüyorum... Rüya Şehir: Prag Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı... Keşiflerin Yeri; Münih Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte... Trajikomik Barcelona Seyahati Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma... Masalsı Bir Şehir: Brugge Belçika’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan Brugge’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha birçok güzel sıfatı hak eden bir şehir Brugge... En Spontanından Köln Gezisi Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Maastricht: Christmas Market Gezisi Hollanda’nın en eski şehirlerinden birisi olan ve aynı zamanda Brüksel’in de komşu şehri olan Maastricht gezimizi günübirlik ve Christmas marketi gezme odaklı olarak ayarladık.... Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel Belçika’nın başkenti olan Brüksel’deyiz. Brüksel’i gezmek çok planladığım bir şey değildi, bu sebeple gitmeden çok araştırma yapamadım. Ancak şehir merkezinden alacağım bir haritanın iyi bir rehber olabileceğinden emindim... Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam Bir çok kültürü içinde barındıran, özgürlüklerin şehri adlandırılmasını sonuna kadar hak eden Hollanda’nın başkenti Amsterdam, eminim ki gezmeyi seven herkesin merak ettiği, gitmek istediği ve gidilecek yerler listesinde olan bir şehirdir... Kotor İlk yazımı Karadağ ile ilgili yazmak istedim... Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!? Rotterdam Gezi Rehberi Hollanda’da şehirlerarası yolculuk trenler sayesinde oldukça kolay ve Rotterdam da Hollanda’ya geldiyseniz görülmesi gereken bir yer diye düşünmekteyim... Utrecht Gezi Rehberi Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht’ten bahsedeceğim.
- Paris Gezi Rehberi | SineGezi
Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer... Paris Gezi Rehberi 12.02.2026 | Gonca Kaya Akak Bonjour Paris :) Nereden başlasam bilmiyorum: Paris’i anlatmayan bir gezi blogu kalmamıştır herhalde. Ben de seyahatten önce epey blog karıştırdım ve 3–4 güne sığmayacak kadar gezilecek, görülecek yeri notlarıma ekledim. Bu yüzden bu yazı klasik bir rehberden ziyade, gezimin ruhunu anlatan bir yazı olacak. Gerçi kendimi tutamayıp detaylara da girerim, onu baştan kabul edelim. Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer. Hele benim gibi iki kez bilet alıp gidemediyseniz, artık siz düşünün. Resmen Paris’e platonik duygular besliyor gibiydim ve bunun bir noktada son bulması gerekiyordu. Neyse, fazla dramatize etmeyeyim; gezinin detaylarına geçelim. Biz Paris’e nisan başında gitmeyi tercih ettik ama daha sıcak bir dönem daha mantıklı olabilir. Mont, şapka, bere, atkı, gözlük, şemsiye derken insan gerçekten yoruluyor. Hava bir anda değişebiliyor. Ulaşım Paris’te ulaşım için bence en mantıklı seçenek, zamanlamanız uygunsa Navigo Pass. Kart haftalık olarak yenileniyor ve pazartesiden pazara kadar geçerli. Örneğin geziniz cumartesi başlıyorsa kartı sadece iki gün kullanabiliyorsunuz; buna dikkat etmek gerekiyor. Birkaç farklı versiyonu var. Biz tüm bölgeleri kapsayan versiyonu tercih ettik ve ekstra hiçbir ulaşım masrafı yapmadık. Eğer Orly Havalimanı’nı kullanıyorsanız, Orlyval bu karta dahil değil. Ancak Orly Bus’lar geçerli. Sonrasında otelinizin konumuna göre otobüs veya metro aktarması yapmanız gerekebilir. Konaklama Paris’te konaklama seçerken merkezin tam içinde olmak şart değil; asıl önemli olan metroya yakınlık. Şehir çok iyi bir metro ağına sahip olduğu için merkezi ama kalabalık olmayan bir bölgede kalmak hem daha konforlu hem de daha ekonomik olabiliyor. Biz République metrosuna çok yakın bir konumda kaldık ve ulaşım açısından gerçekten çok rahattı. Birden fazla metro hattının kesişmesi sayesinde şehrin her yerine kolayca ulaştık; bu da gezi temposunu ciddi anlamda kolaylaştırdı. Gezilmesi Gereken Yerler Eyfel Kulesi Paris’in simgesi. İlk kez görmek bile insanı heyecanlandırıyor. Gün batımında ayrı, gece ışıkları yanınca bambaşka oluyor. Champ de Mars Eyfel’in önünde uzanan geniş yeşil alan. Güzel havalarda piknik yapmak ya da uzanıp etrafı izlemek için harika bir alan. Trocadéro Eyfel’in en ikonik fotoğraflarının çekildiği nokta. Sabah erken saatler daha sakin oluyor. Pont Alexandre III Paris’in en şık köprülerinden biri. Altın detayları ve manzarasıyla özellikle gün batımında çok keyifli. Arc de Triomphe Şehrin tam merkezinde yükselen anıt. Tepesine çıkarsanız Paris’i 360 derece izleyebiliyorsunuz. Louvre Müzesi Dünyanın en büyük müzelerinden biri. Tamamını gezmek neredeyse imkânsız; gitmeden önce görmek istediklerinizi seçmek şart. Notre-Dame Katedrali 2019’daki yangından sonra hâlâ toparlanma sürecinde ama dışarıdan görmek bile Paris ruhunu hissettiriyor. Yapı şuan da ziyaret edilebiliyor, ancak restorasyon tamamen bitmiş değil. Shakespeare and Company Küçük ama ruhu büyük bir kitapçı. Oldukça kalabalık, önünde fotoğraf çektirmek için bile beklemek gerekebiliyor. Montmartre Dar sokakları, bohem havası ve sanatçı ruhuyla Paris’in en karakterli bölgelerinden. Amelie izleyenler burayı beğendi. <3 Sacré-Cœur Bazilikası Paris’in en yüksek noktalarından birinde. Manzarası gerçekten nefes kesici; tüm şehir ayaklarınızın altında. Tuileries Bahçesi Louvre ile Concorde arasında yer alan geniş bir bahçe. Şehir içinde kısa bir mola için birebir. Pont des Arts Seine Nehri üzerinde, yürüyüş için çok keyifli bir köprü. Gün batımında ayrı güzel. Jardin du Luxembourg Parislilerin en sevdiği parklardan. Sandalyeye oturup etrafı izlemek bile keyifli. Paris’te Yeme-İçme Kahvaltı Holybelly Paris’te “iyi kahvaltı” denince ilk akla gelen yerlerden. Kalabalık ama yumurtaları gerçekten lezzetli. Filtre kahve bulabilmek büyük artı. Pancake’leri bana hitap etmedi. Du Pain et des Idées Paris’in en meşhur fırınlarından. Kapalıydı ama vitrinine bakmak bile insanı iştahlandırıyor. Boulangerie Utopie Küçük, salaş ve çok iyi. Oturacak yer yok; paket alıp dışarıda yemek en mantıklısı. Pratik ve lezzetli bir kahvaltı için ideal. Tatlı (ve evet, biraz daha tatlı) Pierre Hermé Makaron denince çıtayı çok yukarı koyan yer. Neden bu kadar sevildiğini anlıyorsunuz. Ladurée Klasik ve şık. Makaronları güzel ama Pierre Hermé kadar vurucu değil. Angelina Paris Çok popüler ve çok kalabalık. Mont Blanc görsel olarak harika ama tat olarak beklentimizi karşılamadı. Yine de denemek isteyenler için ikonik. Odette Küçük, tatlı bir durak. Hafif tatlı isteyenler için güzel bir alternatif. Yemek Le Relais de Venise l’Entrecôte Paris’te açık ara favorim. Menü sabit ama boşuna değil. Et ve patatesin iki kez servis edilmesi kalbimi çaldı. Sıra bekliyorsunuz bayağı ama bence değiyor. Ober Mamma Enerjisi yüksek, kalabalık ve keyifli. Pizzaları gerçekten başarılı ama rezervasyon şart. Daroco Ambiyansı çok güzel. Pizza konusunda beklentiyi çok yükseltmemek lazım ama açken iş görüyor. Le Train Bleu Tren garının içinde inanılmaz şık bir restoran. Menü bize hitap etmedi ama atmosfer için bile görülebilir. Little Red Door Küçük ama çok karakterli. Kokteylleri gerçekten başarılı. Vaktimiz çok geniş olmadığı için bu seyahatte Orsay Müzesi, Moulin Rouge, Versay Sarayı ve Disneyland Paris gibi ikonik durakları pas geçtik; Paris’le olan randevumuzu yarım bırakıp, bir sonraki gelişe sakladık. Paris sizi bekler… Şimdiden iyi gezmeler 🙃
- Denizli Gezi Rehberi | Sinegezi
Denizli seyahimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Denizli Gezi Rehberi 08.06.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Gonca Kaya Paylaş Yurtiçi seyahati olarak uzun zamandır aklımızda olan Denizli için; tesadüf eseri sevgili Pegasus’un biletimizi çok ama çok hesaplı almamızı sağlayan bir kampanyasına denk gelmemiz süper oldu. Ve hemen biletleri alıp yolla koyulduk. Biraz araştırdığımızda çok fazla gezilecek yer olduğunu fark etmemiz uzun zamanımızı almadı. 2 günlük gezi için en çok tavsiye edilen ve en çok görmek istediğimiz yerlere göre bir plan hazırlayıverdik. Denizli havalimanı merkeze 1 saat uzaklıkta ve gitmek istediğimiz yerler de hep birbirine uzak olması sebebiyle biz araç kiralama kararı aldık. Uçaktan indiğimizde Avis ve Budget'ın önü insan kaynadığından 3. Alternatifimiz olan Baytur’dan araç kiraladık. İlk defa provizyon almayan bir firma ile karşılaştım. Çokta memnun kaldık. Zaten 70 yıldır bu işi yapan bir firmaymış. Tercih edebilirsiniz. Salda Gölü İlk rota olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık. Yolculuk yaklaşık 1 saat kadar saat sürdü. Ancak doğa ile iç içe bir yolculuk olduğundan çok keyif aldık. Salda gölünde bir çok plaj bulunuyor. Bunlar: Yeşilova Belediyesi Halk Plajı, Doğanbaba Halk Plajı ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı. Biz araştırma sonucunda tavsiyelere uyduk ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı'nı tercih ettik. Burada yemek yiyebileceğiniz, duş alıp kıyafet değiştirebileceğiniz yerler mevcut. Her plajda yüzmek yasaktır tabelasının olduğunu söyleyebiliriz. Oradaki işletmede çalışanlara sorduğumuzda, boğulma olayları çok yaşandığı ve cankurtaran olmadığı için böyle bir yola başvurulduğunu söylediler. Yüzme ile ilgili bir sıkıntınız yoksa rahatlıkla suyun tadını çıkarabilirsiniz. Her şey güzel hoş ama suda yılanlar var, ve biz şaka maka denk geldik. Hatta fotoğrafını çekerken kafayı çıkarıp tısladı bize! Zaten soğuk olduğu için girmekte zorlanıyorduk sağ olsun minik yılan karar vermemizi hızlandırdı. Ayaklarımızı sokmakla yetindik, yine de çok güzeldi. Buranın harika bir ışığı var ve ne çekerseniz güzel görünüyor. Çılgınlar gibi fotoğraf çekmiş olabiliriz o kadar diyeyim yani :D Alternatifler: Aceleniz yoksa Salda gölünün bulunduğu Yeşilova’yı gezebilirsiniz. Buradan yaklaşık 2 saat uzaklıktaki İnceğiz Köyü’ne gidebilirsiniz. Biz gitmeyi çok istiyorduk ancak kısıtlı zamanımız olması sebebiyle gelecek sefere dedik. İnceğiz kanyonundaki fotoğraflara bakarsanız neden gitmek istediğimizi anlarsınız vaktiniz varsa gidin bizce. Denizli merkeze gitmekte bizim tercih etmiş olduğumuz alternatif. Denizli Merkez Otelimiz merkez de olduğu için biz rotayı bu yöne çevirdik. Denizli merkez için de az uz gitmedik yani bu da bizi yemek yeri arayışına itti tabi. Yeni keşfe zaman yok diyerekten Kebapçı Baki’ye gidip, meşhur tandır kebabı söyleyiverdik. Tandır kebabı kuzudan yapılıyor ve oldukça yumuşak ve lezzetli. Yadırgamayın diye söylüyorum çatal, bıçakla servis edilmiyor. Yalnız pidelerimiz yağlı olduğundan biz istedik. Eğer yeriniz kaldıysa İstanbul’da da şubesi bulunan Hacı Şerif’te irmikli dondurma yemenizi öneririz. Diğer yandan lokumları, çikolataları ve susamlı helvasını da tavsiye ederiz. Laodikiea Antik Kenti Denizli’ye 7 km uzaklıkta buluna Laodikeia, aynı zamanda Pamukkale yolu üzerinde bulunuyor. Yani uğramanız zorunlu :) Bi açıkçası uğrasak mı? Vakit kalırsa uğrarız gibi düşünerek yola çıktık. İyi ki de vakit kalmış. Laodikiea MS.60 depreminde yerle bir olmuş bir şehir olmasına rağmen kalan görkemli yapısıyla bizi çok heyecanlandırdı. Özellikle Suriye caddesi ve Tapınak bizi yıkılmış haliyle kendisine hayran bıraktı diyebiliriz. Gün batımına yakın gitmenizi tavsiye ederim. Ayrıntılı bilgi için pamukkalle.gov.tr yi ziyaret edebilirsiniz. Hierapolis Antik Kenti Müze Kart geçerli Yaz Dönemi: 15 Nisan / 2 Ekim 08:00 -21:00 (saat 21 e kadar giriş yaptığınız surette çıkış saatiniz önemi olmuyor) Kış Dönemi: 3 Ekim / 14 Nisan 08:00 – 17:00 Öncelikle Hierapolis Antik kentini çok büyük olduğunu ve rahtlıkla 1 gününüzü burada geçirebileceğinizi söyleyeyim. Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğu söylenmekte. Helenistik, özgü bir yapıya sahip kent yaşanan depremler sonrasında tipik bir Roma kentine dönmüş. Hierapolis’in 3 farklı girişi var. Kuzey Girişi: Burası Travertenlere, Arkeoloji müzesine, Anfi tiyatroya ve antik havuza oldukça uzak mesafede yer alıyor. Gidiş veya dönüş yolunda minibüs kullanabilirsiniz. Yalnız antik kentte yer alan hamam, kilise, eski tiyatro, Zeus Tapınağı, Agora gibi şehrin önemli yerleri Kuzey Girişine daha yakın da yer alıyorlar. Şehir kalıntılarını yakından görmek istiyorsanız ve vaktiniz kısıtlı değilse yaya olarak gezmenizi öneririm. Güney Girişi: Tavsiye ettiğimiz giriş burası 500 metre yürüyerek Antik havuz, Arkeloji Müzesi, Pamukkale Travertenleri ve Anfi Tiyatroya buradan daha az yorularak ulaşabilirsiniz. Traverten Girişi(Yaya Yolu): Bu girişi kullanırsanız travertenlerden yürüyüp, Hierapolis'e ulaşıyorsunuz gözlemlerime göre uzun ve yokuş yukarı bir yol. Arkeoloji Müzesi 3 salondan olşan müzede Hiarapolis antik şehrindeki kalıntılar, eserler sergileniyor. sırayla Lahitler ve Heykeller Salonu, Küçük Eserler Salonu ve Hiearapolis Tiyatrosu Buluntuları Salonu yer almakta. Antik Havuz Bir deprem sonucunda oluşan Antik havuz UNESCO koruması altında. Cüzi bir ücret (32 TL)karşılığında bu havuza girebiliyorsunuz. Anfi Tiyatro Kuzey Kapısından giriş yaptıysanız hiç direnmeden minibüsle gitmelisiniz. Akşama doğru giderseniz, harika bir manzara sizi bekliyor olacak. Minibüslerin akşam 8’e kadar olduğunu vurgulayalım. Sonra bizim gibi yürümek zorunda kalmayın :) Pamukkale Traveltenleri Sanırım en merak ettiğimiz yer UNESCO Dünya Mirası olan Travertenler idi. Nasıl bir dokusu olduğu tam bir muammaydı. Termal su birikintilerinin olmadığı kısımların oldukça sert olduğunu söyleyebilirim. Ama havuz gibi derin yerler oldukça yumuşak bir tortu ile kaplı. Burada suya girip, rahatlayabilirsiniz. Suyunun şifalı olduğunu ve oldukça sıcak olduğunu da bilmeyen yoktur zaten. Teleferik Merkeze 15 dakika uzaklıktaki teleferiğe kesinlikle gitmelisiniz. Güzel bir deneyimdi. Dilerseniz indiğinizde sizi bekleyen minibüs servisi ile yaylaya çıkıp kahvaltınızı yapabilirsiniz. Yalnız yayla derken Karadeniz’deki yaylalar gibi bir yer beklemeyin burası modern bir mesire alanı. Bilginiz olsun. Kaklık Mağarası ve Yüzme Havuzu Havaalanına yakın mesafede bulunan Kaklık Mağarasına gerçekten vaktiniz varsa uğramanızı öneririm. Zira biz yeni yol yapılmış olması sebebiyle navigasyona uyup bayağı bir dolaştık. Açıkçası beklentimiz daha yüksekti. Gittiğimizde sadece biz vardık. Mağaranın içerisi güzel görünüyor hatta şöyle söyleyelim Pamukkale travertenleri gibi bir yapı sizi karşılıyor, ancak bakımsız ve çok ağır bir kokusu var. 2 günde herhalde daha fazla yer gezemezdik. Dolu dolu geçen gezimizden biz çok keyif aldık. Umarım güzel bir rehber olmuştur. Daha fazla vaktimiz olsaydı neler yapardık.. Keloğlan Mağarası’na giderdik. İnceğiz Köyü Kanyonuna giderdik. Honaz Dağ’ında Yamaç Paraşütü yapardık Hacı Şerif’te en az bir kez daha Dondurmalı İrmik tatlısı yerdik. Tripolis Antik Kenti’ne giderdik. Gelecek sefere diyelim artık. İyi gezmeler :)
- Peri Masalından Farksız: Kotor | SineGezi
Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor... Peri Masalından Farksız: Kotor-Karadağ 03.09.2016 | Lütfiye Ünal Paylaş İlk yazımı Karadağ ile ilgili yazmak istedim... Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!? Doyamayıp kısa süre içinde 2 kere gidip 2 farklı bölgede kaldım. İlk olarak Kotor bölgesine gittim . Peri masalı mı dersiniz , bilgisayar oyunu mu bilmem ama gerçek olamayacak kadar güzeldi. Her yanı dağlarla çevrili olan bölgenin ortasında Adriyatik denizi var. Ulaşım dağın içinden geçen tünelle sağlanıyor. Tamamen plansız gittiğimiz için şans eseri Adriyatiğin kıyısında şirin mi şirin bir hostel bulduk. Adı Hostel 4U. Rezarvasyonumuz olmadığı için bize yer bulamadılar. Güzel insanlar, bir günlüğüne kendi çalışanlarının kaldığı odalardan birini ayarladılar ve bunun için bize indirim yaptılar :) Ertesi günü deniz manzarası olan odalardan birine geçebildik. Eğer gitmeyi düşünürseniz önceden rezarvasyon yaptırmakta fayda var . Yaptırmadıysanız da bizim gibi şansınızı deneyebilirsiniz tabi :) Odamıza yerleştikten sonra kendimizi hostelin önündeki sahile attık. Bütün gün muhteşem denizin , dağların ve güneşin tadını çıkarttık. Çok yorulduğumuz için ilk gün kısa bir şehir turu yaptık. Ertesi gün meşhur Kotor Old Town’a gittik. Old town’ın hemen ön tarafında Information kulübesinden ücretsiz haritalarımızı aldık. Old Town’ın içinde görülmesi gereken bir sürü yer olduğu için haritanın önemi çok büyük. Gezimiz hediyelik eşya dükkanlarında geçirdiğimiz vakitle birlikte yaklaşık olarak 4 saatimizi aldı . Hediyelik eşya dükkanı konusuna ayrıca değinmek istiyorum. Birçok farklı alternatif bulabileceğiniz mağazalar var. Fakat old town içinde olduğu için (özellikle saat kulesi çevresindekiler) çok daha pahalıya satıyorlar. Eğer uygun fiyata hediyelik eşya almak isterseniz Old town ın derinliklerine ilerleyin. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Gezimizi tamamlayıp epey yorulduktan sonra yemek molası vermeye karar verdik. Karadağ İtalya’nın karşı kıyısı oldu için İtalyan mutfağından çok etkilenmiş. Bu yüzden biz de bir pizza restoronına gittik. Gerçekten pizzalar lezizdi. Bunun yanı sıra diğer günlerde deniz ürünleri de denedik oldukça başarılıydı. Bir diğer gün yine karnımızı doyurduktan sonra sıra en zevkli şeye gelmişti. Kotor Old Town’ın eteklerine kurulduğu dağın en tepesine çıkmaya doğru yola koyulduk. Dağın en tepesinde St. John Fortress adında günümüzde seyir alanı olmuş tarihi bir kale bulunuyor. Merdivenlerin başladığı yerde 3 euro gibi bir ücret ödemek gerekiyor. Biz dinlene dinlene 1 saatte çıkabildik. Ama tüm yorgunluğa ve harcadığımız 1 saate değdi. Kotor’u; dağları, denizi ve güneşin batışını en tepeden izlemek ölmeden önce yapılması gerekenlerdendi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Keyifli okumalar :)
- İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı | SineGezi
Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı 12.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Yazar : Ali Cüneyt Kılcıoğlu Yönetmen : Elif Erdal Oyuncu : Berkay Tulumbacı Süre : 1 saat 40 dakika (2 Perde) Ödüller : Ekin Yazın Dostları 2014 Tiyatro Ödülleri, Yılın Erkek Oyuncusu, XIV. Direklerarası Seyirci Ödülleri, Genç Yetenek Ödülü, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı Ali Cüneyt Kılcıoğlu ’nun kaleminden çıkan bir oyun. Oyunun konusu, kurgusu oldukça başarılı. Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. Ancak bu işsizlik 2001 kriz zamanında yaşanıyor ve piyasalar sebebiyle bir hayli uzun zaman alıyor, tabi hal böyle olunca etkileri çokta hafife alınacak cinsten olmuyor. Oyunu tek başına sırtlanan, başından sonuna kadar hiç falso vermeden, tempoyu düşürmeden, tüm duygularını bize samimiyetle yansıtan işsizimiz; Berkay Tulumbacı ’yı tebrik etmek gerekiyor. Oyun hakkında biraz daha fazla ayrıntı vermek gerekirse; 2001 yılında yaşanan herkesi etkileyen krizle birlikte bütün piyasalar tepetaklak oluyor. Tam da bu sırada askerliğini tamamlayıp, iş aramaya başlayan işsizimizin yaşadığı süreçlere şahit oluyoruz. Olay Berkay Tulumbacı tarafından geriye dönük bir şekilde anlatılıyor. İş görüşmesi ritüellerini yani; sinir bozan, nabız yoklayan sorulara sabırla cevap verdiğiniz, güçlü bir psikolojiye sahip olmanızın zorunlu olduğu, mezun olduğunuz bölümle ilgili bir iş aramakta olup aranmayı beklerken ciğerinizin solduğu, issizlikten bunalıp istemediğiniz işler için kendinizi bir masanın diğer ucunda bulduğunuz zamanların olduğu saçma sapan bir dönemeç! Durun daha bitmedi; yazılan kitapların, verilen tavsiyelerin herkesi bir kalıba sokulduğu düzende, iş verenin hem bu kıstaslara uymanızı hem de farklı olmanızı beklediği, çok fazla aday olduğundan sadece onların sizi değerlendirdiği, sizin değerlendirme hakkınızın hatta bunun ötesinde kendiniz gibi davranma hakkınızın bile olmadığı berbat ötesi sorunlu bu dönemi en güzel noktalarına değinerek, yakalayan oyun hem gülümsetti hem de derin derin düşündürdü bizi. Gülümsetme kısmında Berkay Tulumbacı’nın renkli anlatımının payı büyük. Oyun bittikten sonra, 2013’ten bu yana oynanan bu oyunu neden daha önce izlemediğimi sorguladım diyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum :)
- Lviv Gezi Rehberi | SineGezi
Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı, onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik... Lviv Gezi Rehberi 30.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı? Onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik. Lviv turistik bir yer ancak mevsimden midir bilinmez turist sayısı restorant, müze kapılarında sıra beklemenize yol açabilecek kadar fazla değildi. Hafta sonunuzu renklendirmek, kendinizi şımartmak istiyorsanız. Lviv'e uygun bütçeli bir gezi düzenleyebilirsiniz. Gelelim bizim gezimizin ayrıntılarına; İlk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyoruz: İstanbul'dan 2 saatlik bir uçak yolculuğu ile Lviv hava alanına varabilirsiniz. Biz hava alanından Uber kullanarak kalacağımız otele gitmeyi tercih ettik. Ancak 9 veya 48 numaralı otobüsleri de tercih edebilirsiniz. Başka ve çok tavsiye etmediğimiz bir seçenek de taksi ile merkeze gitmek. Şehir içinde gezilecek yerler birbirine oldukça yakın olduğundan çok fazla ulaşım aracına ihtiyacınız olmayacaktır. Tabanlarınıza kuvvet diyelim :) Rynok Meydanı Nerede kalırsanız kalın bu meydandan defalarca geçiyorsunuz. Rynok meydanının akşamları daha bir renkli olduğunu söyleyebiliriz. Meydanda bulunan belediye binasının tepesinden şehri kuş bakışı görmek isterseniz, bunun biraz zahmetli olduğu söylenebilir. Ne kadar zahmetli derseniz; 400 küsür basamakcık kadar :) Pototski Palace Avrupa’nın önemli ailelerinden birisine ait olan saray diğer yapılara göre oldukça gösterişli. Burada sanat eserleri sergilenmekte. 2 katı bulunan sarayın 2 katı ayrı ayrı ücretlendirilmiş. 1 kat gezmek için 30 grivna, 2 kat için 60 grivna ödemeniz gerekiyor. Herhangi bir yazılı veya sözlü rehber yok. Hatta kaba orta yaş üzeri rus kadınları var. Şehri çok sevmemize rağmen bu ayrıntıyı paylaşmadan geçmeyelim. Ukraynalılar özellikle orta yaş üzeri olanlar; turistlere karşı pek sıcak değiller, soru sorduğunuzda konuşmak yerine el kol hareketleriyle sizi başlarından savurabiliyorlar veya garsonlar1 birkaç soru sorduğunuzda size göz devirebiliyorlar. İngilizce konusunda da çok iyi değiller, belirtmekte fayda var diye düşündük. Ivan Franko Parkı Gittiğimiz mevsimden dolayı karlarla kaplı olan parkta, yürümek her ne kadar meşekatli olsa da, park bizim gözümüze çok güzel göründü. Bahar aylarında ve yazın çok keyifli bir yer olabileceğini tahmin edebiliyoruz. St. George Katedrali Sehirde çok fazla görkemli yapı olduğunu söyleyemeyiz bu sebepten bu katedral oldukça dikkat çekiyor. Katedral ayrıca Avrupa’nın en önemli katedrallerindenmiş. St. Olha ve Elizabeth Kilisesi Gotik tarzda yapılmış kilisenin dışının etkileyici olduğunu söyleyebiliriz. Burası biraz şehir merkezinden uzak, bu sebepten şehir merkezine dönmek için toplu taşıma veya taksi kullanmanızı öneririz. Lviv Opera Binası Hem dış hem de iç mimarisini oldukça etkileyici bulduğumuz; Opera binası mutlaka gezi planınızda olması gereken bir yer. Eğer gittiğiniz tarihte bir etkinlik varsa mutlaka bu fırsatı kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Biz denk geldik ve çok keyif aldık. Üstelik bilet fiyatlarının çok uygun olduğunu küçük bir ayrıntı olarak eklemek isteriz. http://opera.lviv.ua/en/afisha/ Ermeni Sokağı Virmenska olarak bilinen sokakta gezerken mutlaka yolunuzun düşeceği, güzel fotoğraflar çekebileceğiniz bir sokak. Ermeni katedrali, sokağın en dikkat çeken yapılarından. Mons Pius et restoranı da bu sokakta bulunmakta. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz. Lviv Coffee Manufacture İlginç bir restoran deneyimi, hediyelik kahve ve eşya almak için uğrayabileceğiniz, oldukça turistik bir mekan. Baretlerle yer altında gezinebiliyorsunuz. Bize ne kadar basık ve karanlık gelse de ilginç bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz. Kafe bölümünde servis edilen, kahveleri ve tatlılarıyla daha çok ilgilendiğimizi itiraf etmekte bir sakınca görmüyoruz. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz. Lviv El Yapımı Çikolata Dükkanı Bizim gibi çikolata delileri için tarifi çok zor bir mekan, ne kadar methiyeler dizsek azdır. Yapımını da yakından izleyebildiğiniz çikolataların, eğer hediye almak istiyorsanız, alınacak en güzel hediyelerden olduğunu düşünüyoruz. Çikolata ve tatlılarını tadabileceğiniz kafesininde mevcut olduğunu belirtelim. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz Boim Şapeli Bulmakta biraz zorlandık kendisini, içerisini gezme fırsatımız olmadı ancak 1600 yıllarda inşa edilmiş ve UNESCO dünya mirası listesinde yer almaktaymış. Dominican Katedrali Rynok meydanına oldukça yakın olan katedral gezerken mutlaka gözünüze ilişecektir. Bernardina Kilisesi Dominican Katedraline çok yakın olan kilisenin içi oldukça görkemli. High Castle Şehri uzaktan ve daha yüksekten görebileceğiniz bir yer. Soğuk havalarda gidilmesi pek önerilmez. Italian Courtyard Oldukça bakımsız kalan avlunun bize çok terk edilmiş hissi verdiğini söyleyebiliriz. Tabi bu mevsimden kaynaklı da olabilir. İtalyan mimarisine meraklı iseniz; İtalyan mimarisiyle inşa edilmiş avluyu gezmek için 10 grivna ödemeniz gerekiyor. Eczacılık Müzesi Açıklama ve rehberlik anlamında Ukraynalıların çok başarılı olmadığını düşünerek bu müzeyi es geçtik. İlginizi çekiyorsa, listenize ekleyebilirsiniz. Lychakiv Mezarlığı Mezarlık olabilir ancak oldukça turistik bir yer. Hatta Lviv’liler de bunun farkında olacaklar ki girişler ücretli. Merkezden 20 dakika yürüyerek mezarlığa ulaşabiliyorsunuz. Kısa İpuçları: Lviv’i gezmek için 2 veya 3 gün yeterli olacaktır. Ukraynalıların iletişim ve İngilizce konusunda iyi olmadıklarını bu sebepten, yol tarifi için navigasyon kullanmanızın sinirlerinizi bozmamak açısından yerinde bir karar olacağını şimdiden söyleyelim.(Sadece 50 grivna ödeyerek 8gb internet paketi alabilirsiniz.) Hediyelik çikolata, şeker almak isterseniz yerel markarı; Rochen’e bir göz atın deriz. Konaklama olarak genel olarak fiyatlar uygun. Biz Danylo Inn adındaki otelde konakladık ve memnun kaldık. Tavsiye ederiz. Uber yaygın olarak kullanılıyor. Uber ile merkeze gitmenin bedeli 70-90 grivna arasında, taksilerin daha pahalı olduğunu duyduk, pazarlık konusunda ısrar ederseniz, indirim yapabiliyorlarmış. Harcayacağınız paranın hepsini hava alanında bozdurmamanızı öneririz. Her ülkede olduğu gibi burada da daha düşük kur çarpanı kullanılıyor. Ancak arada ciddi bir fark yok. Örnek vermek gerekirse; hava alanında 1 euro 29.00 grivnadan alınıyorken merkezde 31,4 grivnadan alınıyor. Son olarak; küçük şehirleri gezmenin, her yeri yürüyerek keşfetmenin çok keyifli olduğunu düşünenlerden olduğumuz için Lviv’i genel olarak sevdiğimizi söyleyebiliriz. Gitmeyi düşünenler için şimdiden keyifli geziler dileriz :)
- Profesyonel | SineGezi
Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta ... Profesyonel 30.10.2016 | Gonca Kaya Yazar : Duşan Kovaçevic Tür : Karakomedi Oyuncular : Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar Süre : 1 saat 45 dakika Ödüller : Afife Tiyatro Ödülleri (2010) - Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu - Bülent Emin Yarar 8. Tiyatro Ödülleri (2010) - Yılın Erkek Oyuncusu - Yetkin Dikinciler Paylaş Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta oyunculuklarla ulaşmakta. Hikaye hakkında bilgi vermeden önce oyuna bilet almak için bayağı çaba sarf ettiğimi söylemeliyim. Bileti online alacaksanız tiyatronun oynayacağı günden 13 gün önce saat 10.10 geçe bilgisayar başında olmanız ve buna ilaveten bayağı seri davranmanız gerekiyor. Bu gözler 2 dakikada oyunun tüm koltuklarının dolduğunu gördü zira :) Oyuna ilgi yukarda da bahsettiğim gibi çok fazla, oyunu izledikten sonra bu ilginin boş olmadığını anladım ve şahsen uzun zamandır oynanan oyunu bu kadar geç izlediğim için üzüldüm. Telafi etmek açısından bir haftada 2 defa izledim ve eminim ki bir daha izleyeceğim. Oyundan biraz bahsedecek olursam; Yetkin Dikinciler oyunda karşımıza 2 kitabı yayınlanmış bir yazar ve aynı zamanda yayınevinin genel yayın yönetmeni Teodor Teya Kray olarak çıkıyor. Bülent Emin Yarar ise emekli bir polis olan ve meslek hayatının 18 yılını Teya’nın hayatını izleyerek geçiren ve Teya’yı hayatının merkezine koyan bunu biraz da edebiyet sever oğlu Miloş için yapan; Luka Laban isimli bir polise can vermekte. Oyunda çok önemli bir nokta var oda; bu ikilinin uyumunun gerçekten izlemeye değer olması ve bir an bile oyundan kopmamanızı sağlaması. Tekrar hikayeye dönecek olursak; oyun Luka’nın Teya’yı 40 yaş gününde ziyarete gelmesiyle başlıyor. Üstelik gelirken elide boş gelmiyor Luka. İnsannın geçmişi değişebilir mi sorusuyla başlayan oyun, insanın geçmişinin gayette değişebileceğini gözler önüne sererken kah güldürüyor kah da duygulandırıyor bizi. Parantez içi yaşamları anlatan oyun hem iki karakterin hayatlarını konu edinirken hem de politik anlamda da mesaj vermekte. Diğer yandan aslında farkında olmadan kaç kişinin hayatına dokunabildiğinizi, birisinin hayatının merkeziyken onu tanımıyor olabilceğinizi ya da tam tersi bir durumu yaşayabileceğinizi en uç noktada gösteren bir oyun. İzlenmesi şiddetle tavsiye edilir :)
- Duyguların Rengi | SineGezi
Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır. Duyguların Rengi (The Help) - 2011 17.08.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8,1/10 Beyaz Perde : 4,1/5 Tür : Biyografi, Dram, Komed, Politika Süre : 146dk Yönetmen : Tate Taylor Oyuncular : Emma Stone, Bryce Dallaas Howard, Mike Vogel, Jessica Chastain, Viola Davis Senaryo : Tate Taylor Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır. 2011 yapımı olan film drama, komedi, biyografi ve siyasi olmak üzere 4 kategoriyi içermektedir. Bu açıdan film geniş bir kitleye hitap ediyor. Eee hal böyle olunca filmi izlerken birçok duyguyuda aynı anda yaşıyorsunuz. Afişine baktığımızda film her ne kadar romantik komedi tadında bir filme benziyor olsada, aslında ırkçılık karşıtı bir yapım olduğunu ve bu açıdan da filmin içeriğinin gayet başarılı şekilde izleyiciye aktarıldığını söylemek mümkün. Beyaz bebeklere bakıcılık yapan siyahileri konu alan The Help filminin bazen güldürdüğünü ancak genel olarak insanı hüzenlendirdiğini söyleyebilirim. Başroldeki araştırmacı, inatçı ve güzel gazetecimiz Skeeter (Emma Stone : sevdiklerimden) ilaveten oyunculuğuyla göz dolduran siyahı bakımcımız Aibileen (Viola Davis) film için gerçekten başarılı iki seçim olmuş. Karakterlerin ikiside başarıyla canlandırılmış. Sadece filmdeki beyaz anneleri biraz abartılı bulduğumu söyleyebilirim. İzlerken insanın beyaz anneleri devamlı tokatlayasının geldiğini de ek bilgi olarak buraya yazalım :) Son olarak benden tavsiye; bir beyaz ve bir siyah karakterin arkadaşlığını ele alan ve o dönemki ırçılığı farklı bir bakış açısıyla yansıtan filmi izlemeden geçmeyin. İyi seyirler :)
- Kapadokya | SineGezi
Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz.. Kapadokya'da Üç Mevsim 20.03.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Lütfiye Ünal, Gonca Kaya Paylaş Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi. Ya Nisan-Mayıs ya da Eylül-Ekimi tercih edin dediler. Evet bizce de öyle tercih edilse güzel olabilir. Ancak daha fazla erteleyemeyip ve bir çılgınlık yapıp kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran sevgili mart ayının tee en başında yola koyulduk. Mart ayını seçmemizin dezavantajlarının yanında bir çok avantajı oldu. Mesela uçak biletlerini neredeyse yarı yarıya aldık. Oteli inanılamayacak kadar uygun bulduk ve bonus 3 mevsimi birden yaşadık. Yaz kesinlikle bunlardan değildi. Üşüdük hatta donduk ama yılmadık. Her yeri gezmek için 3 günümüz vardı ve durmadan gezmeliydik. Bu sebepten sağlam bir plan yaptık ki gideceklere yegane tavsiyemdir; rotanızı doğru oluşturursanız 3 günde Kapadokya gezilir ama tadını çıkara çıkara gezmek için 4-5 gün daha ideal olacaktır. Güray Müze Ayrıntılar için tık :) Ulaşım Efenim ilk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Uçak bilet fiyatı burada biraz etkili oldu. 2 seçeneğimiz vardı. Nevşehir Havalimanı veya Kayseri Havalimanından birisini seçecektik. Pegasus amcaya inandık ve Kayseri Havalimanından yana tercihimizi kullandık. Rotamız bir ölçüde buradan belirlenmiş oldu. Kayseri’den hemen bir araç kiraladık. Nevşehir’i gezmek için gerçekten arabaya ihtiyaç var. Otobüs ve minibüsler belli bir yere kadar ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor. Taksi deseniz o kadar zengin değiliz. Kalacak Yer Kalacak yer olarak Göreme’yi belirledik ve ona göre hareket ettik. Elite Stone House’da çok makul bir fiyata konakladık. Diğer seçeneklerimiz Travellers Cave Otel ve Sultan Cave Otel idi. Onlar da uygun fiyatlıydı. Sıkı takipte olursanız bizim gibi kampanyalara denk gelebilirsiniz. Neyse aracımızı Sixt rent a car dan kiraladık. Kayseri – Nevşehir arasın en fazla 1 saat alıyor. Biz en yakın konum olan Avanos’u gidilecek ilk yer olarak belirledik: Gelelim rotamıza: Avanos Sallanan Köprü Kızılırmak sallanan köprü ilk durağımız oldu. Biraz gezinip soğuğa yenik düştük ve hemen yakındaki, oldukça merak ettiğimiz saç müzesine doğru yol aldık. Saç Müzesi Müzeye giriş ücretli değil. Müze dışında hediyelik Kapadokya'ya dair hediyelikler satılıyor burada. Saç müzesinin temasına gelecek olursak, bizi oldukça şaşırtan bir manzara ile karşılaştık. Bize aktarıldığı kadarıyla, Fransız bir kadın dükkan sahibiyle yaşadıkları duygusal ilişki sonrasında hatıra olarak, telefonunu, adresini ve bir tutam saçının olduğu bir kağıt bırakır. Hikayeyi dinleyen kadınlar, etkilenip aynı şekilde saçlarını kesip, iletişim bilgilerini yazarlar. Her yıl 10 kadın bıraktıkları hatıra saçlardan rastgele seçiliyor, Kapadokya'da çömlek kursuna gitme hakkı kazanabiliyormuş. Müzede resim çekmek ne yazık ki yasak. Biz de saygı duyduğumuzdan çekmiş olsak da paylaşmıyoruz :) Güray Müze Hem modern sanattan hemde eski tarihten bir şeyler bulabileceğiniz, hediyelik eşya alıp, kendi çömleğinizi yapıp, kapıp gidebileceğiniz bir yer. Gezerken ve çömlek yaparken çok keyif aldık ve hiç kolay bir iş olmadığını da görmüş olduk. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Sonraki durağımız Uranos Sarıkaya Restourant oluyor. Ayrıntılar için tıklayınız. Güray Müze Sayfa Başı Güray Müze PAşabağ Zelve Örenyeri Kızılçukur Vadisi Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Ihlara Uçhisar Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava PAşabağ Paşabağ Vadisi Rahipler Vadisi olarak da bilinen Paşabağ Avanos – Göreme yolu üzerinde Zelve tabelasını takip ettiğinizde karşınıza çıkıyor. Peribacası masum köylüler olarak. Her yerini resimlemiş olabiliriz. Diğer gezdiğimiz yerlere göre gezilmesi daha kolay olan bir yer. Zelve Örenyeri Paşabağ’ın hemen 1 km ilerisinde bulunan Zelve oldukça geniş bir yerleşim. 3 vadiden oluşuyor ve peribacalarının en yoğun olduğu bölge, bunu ilk girişte farkedebiliyorsunuz. Hristiyanlar 9. Ve 13. Yüzyıllar arasında Zelve’de yaşamış ve ilk Din eğitimleri burada verilmiş. Zelve Örenyeri Çavuşin Köyü Burada gidilebilecek 2 kilise var. Vaftizci Yahya Kilisesi Çavuşin Kilisesi Kızılçukur Vadisi Kızılçukur’a ulaşmak için bayağı bir tırmanıyoruz. Güneşi batırmak için çok ideal bir nokta, peribacalarının kızıllığı ile ortaya çıkan manzara görülmeye değer. Giriş bedeli kişi başı 2 TL. Oturabileceğiniz bir çay bahçesi mevcut. Burada atıştırabileceğiniz yiyecekler de var. Manzaraya karşı konulmuş eski koltuklar sedirlerle nasıl deli dehşet fotoğrafların çıktığından bahsetmiyorum bile. Mutlaka gidilmeli ve güneş batırılmalı. İlk günün yorgunluğu bizi bizden alıyor ve birşeyler yemek ve içmek için Göreme merkezinde yer alan, oldukça samimi bir ortama sahip, şık sunumlarıyla bizden tam not alan Mydonose cafede soluğu alıyoruz. Ayrıntılar için tıklayınız. İkinci günün planı bol merdiven içeriyor. Planı yaparken mesafelere göre yaptık. Bu kadar yorulacağımızı düşünmemiştik. Baştan uyaralım. Kızılçukur Vadisi 2.Gün Güvercinlik Vadisi Meşhur nazar boncuklu ağacın olduğu vadi. Göreme ve Uçhisar arasında kalıyor. Treking yapmak isteyenler için ideal bir mesafe olabilir. Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Nevşehir’e 20 km uzaklıkta yer alan Kaymaklı yeraltı şehrinin tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar dayanıyor. 8 kattan oluşan yerleşimin 4 katı gezilebiliyor. Girişte kırmızı okları, dönüşte de mavi okları takip ederek gezebiliyorsunuz. Oklar olmasa halimizi düşünemiyorum. Hititler döneminde 8 katı oluşturulan şehir Roma ve Bizanslılar tarafından genişletilip bir şehir haline getirilmiş. Yeraltı şehirlerinden en geniş alana sahip olanı Kaymaklı Yeraltı şehri. Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı Yeraltı şehrini gezdikten sonra bir 10 dakika daha gidip Derinkuyu’ya ulaşabilirsiniz. Derinkuyu Kaymaklı’ya oranla daha dar ve dik. 50 metre aşağıya inceğimiz söylendi. En aşağıya yani kilisenin olduğu bölüme inerken dar bir koridordan geçmeniz gerekiyor. Aşağı inerken veya yukarıya çıkarken bağrınız. Aksi takdirde sıkışıp kalabilirsiniz. Bu dar koridorda bir turist kafilesiyle karşılaşılmasını hayal bile etmek istemiyorum. Roma’lı askerlerin zulmünden kaçmak için uzun süre yaşamaları gerektiği için Hristiyanlar, yeraltı şehrine saraphane, toplantı odaları dahil bir çok alan inşa etmişler. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Derinkuyu Ihlara Vadisi Derinkuyu yeraltışehrinden Ihlara Vadisine doğru yola koyulduk. Ihlara vadisi Kapadokya’ya gidenlerin genellikle gezi planına dahil ettiği bir yer ancak Aksaray’da yer aldığının bigisini verelim. Göreme merkezinede 1 saat 15 dakika uzaklığında olduğunu da ekleyelim. Tabelaları takip ederek giderseniz yol sizi vadinin orta girişine getiriyor. 14 km lik bir vadiden bahsettiğimiz için nereden giriş yaptığımızın çok önemi olmuyor bizim için. Yalnız yorucu bir ayrıntı var. Vadiye orta girişten yani Belisırma girişinden girerseniz 400 merdiven inip 400 merdiven çıkmanız gerekiyor. Vadiye indiğinizde sola doğru yürürseniz. 1.5 km uzakta gözleme yapan restaurantlar var. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Ihlara Uçhisar Kalesi Ihlara vadiside bizi yıldıramadı yine güneşin batışını izleyecektik. Hem de Kapadokya’nın en yüksek noktasından izleyecektik. Bütün merdiven unsurunu barındıran gezi noktalarını da aynı gün içerisinde seçmemiz biraz talihsiz oldu ne yalan söyleyelim ama yine de karşılaştığımız manzaralar bizi motive ettiğinden yüzlerimiz gülüyordu. Bütün Kapadokya’yı kuş bakışı görebilceğiniz bir konumda olan kale, gün batışı için ideal nokta olabilir. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Uçhisar Museum Otel Uçhisar kalesinden yorgun, argın ve üşümüş olarak çıkış yapıyoruz. Bu yorgunlukla olmaz deyip bir kahve molası verelim diyoruz ki zaten akşam yemeği yemek dışında daha başka bir aktiviteye halimizde yok. Tüm merdivenleri başarıyla tüketmişiz. Bunun için deli kalorili şeyler yiyebiliriz tabiki. Museum otelin kendine ait bir restoranı bulunuyor. Lil’a restaurant, oldukça geniş bir menüye sahip olmanın yanında son derecede şık bir restaurant. Osmalı motiflerini her köşede görebiliyorsunuz. Yemek olmasa da kahve ve manzara için mutlaka uğrayın derim. 2.günün son durağı olarak Seten Restourant’ı belirledik. Göreme’de yer alan restaurant hakkındaki ayrıntılar için tıklayınız. 3.Gün Aşıklar Tepesi Güne erken başlamak bir alışkanlık oldu bizde, bugün de balonları göremezsek bayağı moraller bozulacaktı. Neyse ki şansımız yaver gitti ve balonların uçuş yapacağını öğrenip, hemen fırladık. Balon demişken biz hava şartları sebebiyle cesaret edemedik, balona binme işini erteleyip seyretme ile yetinmeye karar verdik. Balonları izlemek için en iyi nokta bence Aydın Kırağı Tepesi aynı zamanda Aşıklar tepesi olarakta anılıyor. Aman diyeyim internetten aşıklar tepesi diye yön bulmaya çalışmayın, çok uzaklara götürmeye kalkıyor. Arabayla belirli bir noktaya kadar gidip sonrasında en fazla 5 dakikada tepeye ulaşabiliyorsunuz. Sonrasında balonların birer birer havalanmasıyla görsel bir şölen başlıyor. İzlemek fotoğraf çekmek hepsi çok keyifli. Balonları uzunca seyrettikten sonra kahvaltı molası verdik ve 1 saatlik molamızda aniden başlayan kar yağışı sonrasında her yer bembeyaz oldu. Gezinin başından beri karlı da çok güzel olur buralar deyip duruyorduk. Bayağı şanslıydık ki 3 günde Kapadokya’yı beyazlara bürünmüş bir halde de görebildik. Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava Müzesi Göreme açık hava müzesini son güne bırakma sebebimiz çok yakınımızda olmasından kaynaklanıyordu. Göreme açık hava müzesi kiliselerden oluşuyor desek yalancı olmayız. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.(muze.gov.tr,2017) Karanlık Kiliseyi görmek istiyorsanız giriş ücreti haricinde 10 TL extradan ödemeniz gerekiyor. Biz merakına yenilenlerdeniz. Karanlık kiliseye terettütsüz giriyoruz. Burasını diğer kiliselerden farklı kılan duvardaki resimlerin son derece özenli bir şekilde korunması. Tüm figürler çok net ve fotoğraflamak kesinlikle yasak. Bu kadar canlı görünmelerinde iyi bir bakımın olduğunuda düşünmekteyiz, çünkü bayağı yağlı boya yapmış kurumaya bırakmışsınız havası var duvarlarda, çok beğendik. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Göreme Açıkhava Üçgüzeller Göreme müzesinde gezmedik yer bırakmadıktan sonra Ürgüp’e doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde olduğunu bildiğimiz Üç güzellere uğrama planımız var. Bayağı ne tabela var ne bir işaret, Göreme’den Ürgüp’e giderken solda kalıyor güzellerimiz bilginiz olsun. Ürgüp diğer gezdiğimiz yerlere göre daha büyük bir ilçe gibi geldi bize. Asmalı Konak Asmalı Konak’a vaktimiz olursa uğrayacaktık derken pat diye karşımıza çıktı, bizde uğramadan yapamadık. Dizide kullanılan bazı eşyalar hala duruyor bu konakta. 3 TL vererek burayı geebiliyorsunuz. Gezerken insan eskiyi hatırlıyor tabi çok flu olarak. Ne diziydi be diyorsunuz geziyi tamamladıktan sonra :) Turasan Şarap Fabrikası Asmalı Konak’ın hemen ilerisinde bulunan şarap fabrikasının satış ve tadım için ayrı bir bölümü bulunuyor. Daha önce hiç görmediğim bir ilgi ve sabır ile şarap ikramları yapılıyor. İstemiyorum desenizde bakıyorsunuz kadehler dolmuş. Herkesin damak tadı farklı tabi ama ben Turasan Öküzgözü ve Boğazkere’i ayrı bir övmek istiyorum. orta sertlikte ve içimi çok rahat ikisininde. Mustafa Paşa Sinasos olarakta anılan Mustafa Paşa Hristiyanlığın yoğun yaşandığı bir bölge, bu sebeple 30’a yakın kiliseyi bünyesinde barındırıyor. Aziz George, Aziz Vasilios ve Aziz Stefanos Kiliseleri ve Aziz Basil Şapeli bu kiliselerden öne çıkanlar. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzeside bu bölgede yer almakta. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Dönüş Dönüş zamanı yaklaştığı için ve gezeceğimiz yerleri büyük ölçüde verimli bir programla tamamladığımız için mutlu ve yorgun olarak Güzel Atlar Ülkesini yani Kapadokya’yı geride bırakarak Kayseri’ye doğru yola çıkıyoruz. Mutlaka gezilip, görülmesi gereken bu topraklar bizi çok etkilemeyi başardı, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Kapadokya Müze Rehberi Yemeli-İçmeli Kapadokya
- Keşiflerin Yeri: Münih | Sinegezi
Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir... Keşiflerin Yeri; Münih 19.07.2017 | Gonca Kaya Paylaş Münih’i anlatmak daha önce gezmiş olduğum şehirleri anlatmaktan biraz daha farklı olacak benim için neden diye sorarsanız gittiğim ilk Avrupa şehri olmasının dışında, en çok gittiğim ve sadece tatil amaçlı en çok kaldığım şehir olur kendisi. Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir. Denizi olmasa da Isar gibi gürül gürül akan bir nehri vardır. Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte. Bir ayrıntı daha var. Münih nüfus olarak fazlaca Türk ve Balkan halkına ev sahipliği yapmaktadır. Ama en çok tabi ki Almanlardan sonra Türklere ev sahipliği yapmaktadır. Eee ne de olsa anlıyoruz güzel şehirlerden :) Şanlıyım ki Münih’te bir çok yeri gezme fırsatım oldu ve daha büyük bir şansım daha var, oda bolca Münih’i iyi bilen, orda yaşayan rehberlerimin olması. Öncelikle kendimce gezmezseniz olmaz diyebileceğim yerlerden bahsetmek istiyorum. Deutsches Museum Münihteki en büyük müze. Gerçekten tüm günü burayı gezmeye ayırmanızı tavsiye ederim. Deniz, kara ve hava taşıtlarından, fizik, bilim, matbaa, tekstil, maden araçlarına kadar binlerce parçaya sahip zengin ve ziyaret edilmesi gereken hem tarihi hem de teknolojik bir müze. Üstelik kapıları her gün 09.00-17.00 arası ziyaretçilerine açık. Cüzzi bir giriş ücreti var yok ben onu da vermek istemiyorum derseniz aramızda kalsın saat 16.00-17.00 arası girişler ücretsiz. 1 saat içinde müzeyi gezmek pek kolay olmayacaktır ancak kısıtlı vaktiniz varsa değerlendirilebilir. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Deutsches_Museum St. Peter’s Church Avrupa’da kilise gezmeden olmaz tabi. :) Münih’in en işlek meydanlarından Marienpatz’da yer alan kilise iç ve dış mimarisiyle oldukça etkileyici. Bir de kulenin en tepesine çıkıp Münih manzarasının keyfini çıkarma gibi bir seçenekte sunuyor size. Ancak söylemeliyim ki merdivenler biraz dar, iniş ve çıkışlar aynı yerden yapılıyor. Küçük bir ayrıntı vermek gerekirse; Münih manzaralı fotoğraflar ve seyir keyfi için tam 314 basamak çıkmanız gerekiyor aklınızda bulunsun. Kaynak:https://www.flickr.com/photos/mbell1975/4489672205/in/photostream/ Marienplatz Münih’in en işlek meydanı eski ve yeni başarılı bir şekilde harmanladıklarını söyleyebilirim. Bir çok ünlü markanın mağazası, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve yorulduysanız kahvenizi yudumlayabileceğiniz veya yemek yiyebileceğiniz bir çok mekanı barındıran bir yer. Mesela Marienplatz’a kadar gitmişsiniz alışverişler yapmışınız, tabi sonrasında da karnınız açıkmış. O zaman size güzel bir öneri olarak Opatija’yı önerebilirim. Porsiyonlarıyla, fiyatlarıyla ve hizmetiyle sizi memnun edebilecek bir yer. Olympia Tower Bu defa manzara için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok. Asansörle kulenin en tepesine çıkarak, Münih manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. En üst kata geldiğinizde 200 metreden Münih'e kuş bakışı bakabiliyorsunuz. Kulenin yüksekliği ise 292 metreyi bulmakta. Güzel bir deneyim. Hava da açıksa şanslısınız demektir. Girişin ücretli olduğunu belirteyim. Rathaus Yine Marienplatz’da yer alan eski belediye binası, böyle eski belediye binası deyince insan sadece bina düşünüyor ama Rathaus o kadar büyük ve görkemli ki önünden geçip gidemiyorsunuz. Mimarisinden bahsetmeme bile gerek yok insanda hayranlık uyandırıyor. See Life Hemen Olympiapark' ta yer alıyor. Burada binlerce balık çeşidini büyük akvaryumların içinde görebiliyorsunuz. Gezmesi oldukça keyifli olan bir yer. Schwabing Münih’in en ünlü caddesi aynı Bağdat caddesine benziyor. Cafeler, barlar, restoranlar ve birçok ünlü mağazayı bünyesinde barındıran keyifli bir yürüyüş alanı. Burada Don Luca diye bir meksikan restoranı vardı. Aklınızda bulunsun gitmişken uğranabilecek güzel bir yer. Maximilianstraße Burası cep yakan ünlü markaların mağazalarının bulunduğu cadde oluyor. Marienplatza yürüme mesafesi kadar yakın gitmişken gezmek isteyenler için bir alternatif olabilir. Pinakothek der Moderne Modern bir müze gezmek isterseniz uğrayın bence ben gezerken çok keyif aldım. Biraz da doğal yeşillik alanlardan bahsedeyim. Vaktiniz varsa buraları es geçmeyin derim. Olympiapark ta gezebileceğiniz güzel yeşil bir alan var. Westpark Münih in bir diğer yeşil alanı. Çok büyük bir alana sahip şehrin yoğunluğundan uzaklaşabileceğiniz ve sakin vakit geçirebileceğiniz bir yer. Merkeze oldukça yakın içinde Çin, Tayland ve Japon bahçesi bulunuyor. Burada meşhur alman ekmeklerinden olan bretzel eşliğinde alabalık yemenizi tavsiye ederim. Bu alanların en güzel yani kolay ulaşılabiliyor olması. Orada yaşayanlar için çok büyük bir artı. Gıbta ettim doğrusu. Starnberger See Doğal yerler arasında benim için favori yerlerden birisi. Burası merkeze biraz uzak 35 dakika kadar. (İstanbul da yaşayanlar için en yakın yer mesafesinde (: ) Kartpostalı aratmayan bir göl çevresinde bir sürü restoran ve cafe var. Göl de tekne gezisi yapmak da mümkün, uzun ve kısa süreli turlar mevcut. http://www.muenchen.de/int/en/culture-leisure/sport-fitness/starnberg.html Münih Hayvanat Bahçesi Eğer vaktiniz varsa keyifli zaman geçirebileceğiniz oldukça büyük bir yer. Ancak güneşli bir gün seçmenizi tavsiye ederim aksi takdirde bizim gibi mahsur kalabilirsiniz. (Yağmur dolayısıyla 1 saat kadar mahsur kalmıştık.) Ancak Almanya genel olarak değişik bir iklime sahip bir gün çok sıcak olabilirken diğer bir gün çok soğuk olabiliyor. Hatta bu iklim değişikliğini aynı gün içerisinde de yaşayabiliyorsunuz. Skyline Park Eğlenmeyi çok seviyorum diyorsanız. Kocaman bir alana kurulmuş lunaparka bir gününüzü ayırabilirsiniz. Bir de çilek bahçeleri var. Gidip kendi çileğinizi toplayabiliyorsunuz. Üstelik istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz çıkarken sadece topladığınız kadarını satın alıyorsunuz. Kesinlikle çok zevkli tabi çilek zamanına denk gelirseniz ve vaktiniz varsa. Çilek bahçesinden bahsetmişken bir çok çiçek bahçesi de var. En güzel yanı buradan istediğiniz çiçeği toplayabiliyorsunuz, bahçelerde hangi çiçeğin ne kadar olduğunun yazılı olduğu bir tabela ve paraların atıldığı bir varil var. Ben başında duran kimseyi görmedim. Zaten gazete kutuları da aynı şekilde hemen hemen her sokakta mevcut. İnsanların birbirine güvenmesi böyle bir şey galiba onlar için doğal olan bu olay, ne kadar üzücü ki bana çok şaşırtıcı geldi. Herhalde bizim ülkemizin bu seviyeye gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekiyor. Gezilecek yerler listesine devam edecek olursak; altını çizerek hatta vurgulayarak söylüyorum Dachau’ ya mutlaka gidin. Dachau Toplama Kampı Nazi Almanya’sında açılan ilk toplama kampıdır. Münih’e yaklaşık 16 km mesafede bulunmaktadır. Sosyalist Alman işçi partsi ve Alman Ulusal Halk Partisi ile koalisyon hükümeti tarafından kurulan ilk düzenli toplama kampı.(22 mart 1933) . Almanlar 45 bin kişiye mezar olmuş bu yeri utanç duyarak sergiliyorlar. Gezerken tüyleriniz diken diken oluyor ve yaşanan vahşete insanlık ayıbına inanamıyorsunuz. Görsel videolar, resimler, anlatılanlar gerçekten çok ağır. Mutlaka görülmeli! Almanca ve İngilizce rehberlik hizmetleri var. Yahudilik ve toplama kampının tarihini anlatan kitaplar ve filmlerin satıldığı bir dükkanda mevcut. Avm gezmeden olmaz diyorsanız. Olympia Einkaufszentrum, Riem Arcaden ve Pep en büyüklerinden. Ulaşım konusundan bahsedecek olursak. Otobüsleri, tren ve metroyu kullanarak gidemeyeceğiniz yer yok gibi. Hatırlamadığım için burada çok ayrıntılı bilgi veremiyorum ama en azından içiniz rahat olsun diyebilirim. Son alarak bir itiraf; aslında daha önerilebilecek çok fazla yer var. Ama özetle önerebileceğim, turistlerin en çok ilgisini çeken yerler benim izlenimlerime göre böyle. Keyifli okumalar. :)



