Boş arama ile 98 sonuç bulundu
- SineGezi | Gezi, Mekân ve Deneyim Rehberi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi New York Gezi Rehberi Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya bayağı önceden başlamalısınız. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gelinmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe... Şikago Gezi Rehberi New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik... İsviçre Gezi Rehberi Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu... Venedik Gezi Rehberi 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Floransa Gezi Rehberi Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Roma Gezi Rehberi Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına... Son Yazılar Paris Gezi Rehberi Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer... Kopenhag Gezi Rehberi Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor... Şikago Gezi Rehberi New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik... Daha fazla Gezmeli Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi. Dizilerin yanı sıra birçok film seçeneği olsa da biz genelde dizi izlemeyi tercih ediyoruz Daha fazla İzlemeli Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz... Daha fazla Yemeli En Çok Okunanlar New York Gezi Rehberi İsviçre Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Venedik Gezi Rehberi SineGeziciler Gonca Kaya Akak Hande Samancı
- Yurtdışı Geziler | sinegezi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi Paris Gezi Rehberi Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer.. Kopenhag Gezi Rehberi Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor... Şikago Gezi Rehberi Rüzgârlı şehir Şikago; yükselen gökdelenleri, zengin müze kültürü, lezzet durakları ve muhteşem göl manzaralarıyla tam anlamıyla dolu dolu bir deneyim sunuyor. Göl dediğime bakmayın; Michigan Gölü’nün büyüklüğü ve görüntüsü neredeyse denizle yarışır nitelikte. Şehirde her an karşınıza çıkan bu mavi manzara, geziye bambaşka bir hava katıyor... New York Gezi Rehberi Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya bayağı önceden başlamalısınız. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gelinmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe. Bu aşamada en önemlisi.. Karadağ Gezi Rehberi Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve Karadağ için güzel bir plan yaptık... İsviçre Gezi Rehberi Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu. Venedik Gezi Rehberi 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Floransa Gezi Rehberi Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik... Roma Gezi Rehberi Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına... Lviv Gezi Rehberi Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı? Onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik... Belgrad Gezi Rehberi Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler görmenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık. 24 saat yaşayan bir şehir olan Belgrad’a 3 gün ayırarak tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Gelelim gezi planlarının kilit noktalarına.. Viyana Gezi Rehberi Öncelikle Viyana için gezi planı yapacaklara bir tavsiyem var: Viyana'da o kadar çok müze, tarihi bina ve kilise var ki gezinizi kısa tutma gibi bir fikriniz varsa tekrar düşünün derim. Viyana'ya en azından bilindik, turistik yerlere gidip rahat dolaşmak için en az 4 gün ayrılması gerektiğini düşünüyorum... Rüya Şehir: Prag Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı... Keşiflerin Yeri; Münih Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte... Trajikomik Barcelona Seyahati Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma... Masalsı Bir Şehir: Brugge Belçika’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan Brugge’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha birçok güzel sıfatı hak eden bir şehir Brugge... En Spontanından Köln Gezisi Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Maastricht: Christmas Market Gezisi Hollanda’nın en eski şehirlerinden birisi olan ve aynı zamanda Brüksel’in de komşu şehri olan Maastricht gezimizi günübirlik ve Christmas marketi gezme odaklı olarak ayarladık.... Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel Belçika’nın başkenti olan Brüksel’deyiz. Brüksel’i gezmek çok planladığım bir şey değildi, bu sebeple gitmeden çok araştırma yapamadım. Ancak şehir merkezinden alacağım bir haritanın iyi bir rehber olabileceğinden emindim... Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam Bir çok kültürü içinde barındıran, özgürlüklerin şehri adlandırılmasını sonuna kadar hak eden Hollanda’nın başkenti Amsterdam, eminim ki gezmeyi seven herkesin merak ettiği, gitmek istediği ve gidilecek yerler listesinde olan bir şehirdir... Kotor İlk yazımı Karadağ ile ilgili yazmak istedim... Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!? Rotterdam Gezi Rehberi Hollanda’da şehirlerarası yolculuk trenler sayesinde oldukça kolay ve Rotterdam da Hollanda’ya geldiyseniz görülmesi gereken bir yer diye düşünmekteyim... Utrecht Gezi Rehberi Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht’ten bahsedeceğim.
- Yurtiçi Geziler | SineGezi
Ayrıntılı seyahat yazıları, film, tiyatro, restoran keşifleri ve kitap tavsiyeleri için: SineGezi Alaçatı Gezi Rehberi Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsatını bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Antakya Gezi Rehberi Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik... İğneada Gezi Rehberi İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse, yolculuk manzaranız oldukça zengin ve keyifli olabilir... Bursa Gezi Rehberi Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk... Antalya Gezi Rehberi Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabiki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım, daha önce görmediğimiz yerlere gidelim dedik. Dolu dolu bir plan oldu baştan söyleyelim :) Cunda Gezi Rehberi Uzun zamandır bir Cunda planı aklımdaydı. Ancak yaz aylarında çok kalabalık olduğunu duyduğumdan, Cunda planını sonbahara ertelemiştim. Yalnız itiraf etmeliyim ki biraz fazla ertelemişim. Bir tık daha sıcak ve kalabalık olsaydı, herhalde tadından yenmezdi. Buradan da anlaşıldığı üzere Cunda’yı çok sevdim. Sakinliği, kendine has havası ve samimiliği ile kalbimizi fethetti... Denizli Gezi Rehberi Denizli seyahatimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Gezisi Hazır bahar mevsiminde iken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota... Kapadokya'da Üç Mevsim Mutlaka gezilip, görülmesi gereken Güzel Atlar Diyarı bizi çok etkiledi, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile... Suyun Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir... Şanlı Urfa Gezi Rehberi Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum... Bir Tadımlık Gaziantep Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Sonbaharda İzmir Turu Durdurak bilmeden Selçuk, Efes ve Şirince turumuzu tamamladıktan sonra rotamızı İzmir'e çevirdik... Şirince - Matematik Köyü Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık... Efes - Selçuk Gezi Rehberi Ucuz uçak bileti kampanyası varmış. Eee hadi o zaman İzmir'e gidelim diyerek yaptığımız İzmir seyahati planının, gidip gördükten sonra çok yerinde bir plan olduğuna karar vermiş bulunuyoruz... Doğa Harikası, Kültür Şehri: Trabzon Bir çok imparatorluğu bünyesinde barındıran Trabzon dolayısıyla hepsinden izler taşıyan 4000 yıllık bir şehir ve gezilecek keşfedilecek bir çok yeri var. Hem nefes almak, hem kültürlenmek hem de biraz yorulmanız için bir dolu tavsiyem olacak.... Babadağ'ı Aşta Gel Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz...
- Paris Gezi Rehberi | SineGezi
Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer... Paris Gezi Rehberi 12.02.2026 | Gonca Kaya Akak Bonjour Paris :) Nereden başlasam bilmiyorum: Paris’i anlatmayan bir gezi blogu kalmamıştır herhalde. Ben de seyahatten önce epey blog karıştırdım ve 3–4 güne sığmayacak kadar gezilecek, görülecek yeri notlarıma ekledim. Bu yüzden bu yazı klasik bir rehberden ziyade, gezimin ruhunu anlatan bir yazı olacak. Gerçi kendimi tutamayıp detaylara da girerim, onu baştan kabul edelim. Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer. Hele benim gibi iki kez bilet alıp gidemediyseniz, artık siz düşünün. Resmen Paris’e platonik duygular besliyor gibiydim ve bunun bir noktada son bulması gerekiyordu. Neyse, fazla dramatize etmeyeyim; gezinin detaylarına geçelim. Biz Paris’e nisan başında gitmeyi tercih ettik ama daha sıcak bir dönem daha mantıklı olabilir. Mont, şapka, bere, atkı, gözlük, şemsiye derken insan gerçekten yoruluyor. Hava bir anda değişebiliyor. Ulaşım Paris’te ulaşım için bence en mantıklı seçenek, zamanlamanız uygunsa Navigo Pass. Kart haftalık olarak yenileniyor ve pazartesiden pazara kadar geçerli. Örneğin geziniz cumartesi başlıyorsa kartı sadece iki gün kullanabiliyorsunuz; buna dikkat etmek gerekiyor. Birkaç farklı versiyonu var. Biz tüm bölgeleri kapsayan versiyonu tercih ettik ve ekstra hiçbir ulaşım masrafı yapmadık. Eğer Orly Havalimanı’nı kullanıyorsanız, Orlyval bu karta dahil değil. Ancak Orly Bus’lar geçerli. Sonrasında otelinizin konumuna göre otobüs veya metro aktarması yapmanız gerekebilir. Konaklama Paris’te konaklama seçerken merkezin tam içinde olmak şart değil; asıl önemli olan metroya yakınlık. Şehir çok iyi bir metro ağına sahip olduğu için merkezi ama kalabalık olmayan bir bölgede kalmak hem daha konforlu hem de daha ekonomik olabiliyor. Biz République metrosuna çok yakın bir konumda kaldık ve ulaşım açısından gerçekten çok rahattı. Birden fazla metro hattının kesişmesi sayesinde şehrin her yerine kolayca ulaştık; bu da gezi temposunu ciddi anlamda kolaylaştırdı. Gezilmesi Gereken Yerler Eyfel Kulesi Paris’in simgesi. İlk kez görmek bile insanı heyecanlandırıyor. Gün batımında ayrı, gece ışıkları yanınca bambaşka oluyor. Champ de Mars Eyfel’in önünde uzanan geniş yeşil alan. Güzel havalarda piknik yapmak ya da uzanıp etrafı izlemek için harika bir alan. Trocadéro Eyfel’in en ikonik fotoğraflarının çekildiği nokta. Sabah erken saatler daha sakin oluyor. Pont Alexandre III Paris’in en şık köprülerinden biri. Altın detayları ve manzarasıyla özellikle gün batımında çok keyifli. Arc de Triomphe Şehrin tam merkezinde yükselen anıt. Tepesine çıkarsanız Paris’i 360 derece izleyebiliyorsunuz. Louvre Müzesi Dünyanın en büyük müzelerinden biri. Tamamını gezmek neredeyse imkânsız; gitmeden önce görmek istediklerinizi seçmek şart. Notre-Dame Katedrali 2019’daki yangından sonra hâlâ toparlanma sürecinde ama dışarıdan görmek bile Paris ruhunu hissettiriyor. Yapı şuan da ziyaret edilebiliyor, ancak restorasyon tamamen bitmiş değil. Shakespeare and Company Küçük ama ruhu büyük bir kitapçı. Oldukça kalabalık, önünde fotoğraf çektirmek için bile beklemek gerekebiliyor. Montmartre Dar sokakları, bohem havası ve sanatçı ruhuyla Paris’in en karakterli bölgelerinden. Amelie izleyenler burayı beğendi. <3 Sacré-Cœur Bazilikası Paris’in en yüksek noktalarından birinde. Manzarası gerçekten nefes kesici; tüm şehir ayaklarınızın altında. Tuileries Bahçesi Louvre ile Concorde arasında yer alan geniş bir bahçe. Şehir içinde kısa bir mola için birebir. Pont des Arts Seine Nehri üzerinde, yürüyüş için çok keyifli bir köprü. Gün batımında ayrı güzel. Jardin du Luxembourg Parislilerin en sevdiği parklardan. Sandalyeye oturup etrafı izlemek bile keyifli. Paris’te Yeme-İçme Kahvaltı Holybelly Paris’te “iyi kahvaltı” denince ilk akla gelen yerlerden. Kalabalık ama yumurtaları gerçekten lezzetli. Filtre kahve bulabilmek büyük artı. Pancake’leri bana hitap etmedi. Du Pain et des Idées Paris’in en meşhur fırınlarından. Kapalıydı ama vitrinine bakmak bile insanı iştahlandırıyor. Boulangerie Utopie Küçük, salaş ve çok iyi. Oturacak yer yok; paket alıp dışarıda yemek en mantıklısı. Pratik ve lezzetli bir kahvaltı için ideal. Tatlı (ve evet, biraz daha tatlı) Pierre Hermé Makaron denince çıtayı çok yukarı koyan yer. Neden bu kadar sevildiğini anlıyorsunuz. Ladurée Klasik ve şık. Makaronları güzel ama Pierre Hermé kadar vurucu değil. Angelina Paris Çok popüler ve çok kalabalık. Mont Blanc görsel olarak harika ama tat olarak beklentimizi karşılamadı. Yine de denemek isteyenler için ikonik. Odette Küçük, tatlı bir durak. Hafif tatlı isteyenler için güzel bir alternatif. Yemek Le Relais de Venise l’Entrecôte Paris’te açık ara favorim. Menü sabit ama boşuna değil. Et ve patatesin iki kez servis edilmesi kalbimi çaldı. Sıra bekliyorsunuz bayağı ama bence değiyor. Ober Mamma Enerjisi yüksek, kalabalık ve keyifli. Pizzaları gerçekten başarılı ama rezervasyon şart. Daroco Ambiyansı çok güzel. Pizza konusunda beklentiyi çok yükseltmemek lazım ama açken iş görüyor. Le Train Bleu Tren garının içinde inanılmaz şık bir restoran. Menü bize hitap etmedi ama atmosfer için bile görülebilir. Little Red Door Küçük ama çok karakterli. Kokteylleri gerçekten başarılı. Vaktimiz çok geniş olmadığı için bu seyahatte Orsay Müzesi, Moulin Rouge, Versay Sarayı ve Disneyland Paris gibi ikonik durakları pas geçtik; Paris’le olan randevumuzu yarım bırakıp, bir sonraki gelişe sakladık. Paris sizi bekler… Şimdiden iyi gezmeler 🙃
- Denizli Gezi Rehberi | Sinegezi
Denizli seyahimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Denizli Gezi Rehberi 08.06.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Gonca Kaya Paylaş Yurtiçi seyahati olarak uzun zamandır aklımızda olan Denizli için; tesadüf eseri sevgili Pegasus’un biletimizi çok ama çok hesaplı almamızı sağlayan bir kampanyasına denk gelmemiz süper oldu. Ve hemen biletleri alıp yolla koyulduk. Biraz araştırdığımızda çok fazla gezilecek yer olduğunu fark etmemiz uzun zamanımızı almadı. 2 günlük gezi için en çok tavsiye edilen ve en çok görmek istediğimiz yerlere göre bir plan hazırlayıverdik. Denizli havalimanı merkeze 1 saat uzaklıkta ve gitmek istediğimiz yerler de hep birbirine uzak olması sebebiyle biz araç kiralama kararı aldık. Uçaktan indiğimizde Avis ve Budget'ın önü insan kaynadığından 3. Alternatifimiz olan Baytur’dan araç kiraladık. İlk defa provizyon almayan bir firma ile karşılaştım. Çokta memnun kaldık. Zaten 70 yıldır bu işi yapan bir firmaymış. Tercih edebilirsiniz. Salda Gölü İlk rota olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık. Yolculuk yaklaşık 1 saat kadar saat sürdü. Ancak doğa ile iç içe bir yolculuk olduğundan çok keyif aldık. Salda gölünde bir çok plaj bulunuyor. Bunlar: Yeşilova Belediyesi Halk Plajı, Doğanbaba Halk Plajı ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı. Biz araştırma sonucunda tavsiyelere uyduk ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı'nı tercih ettik. Burada yemek yiyebileceğiniz, duş alıp kıyafet değiştirebileceğiniz yerler mevcut. Her plajda yüzmek yasaktır tabelasının olduğunu söyleyebiliriz. Oradaki işletmede çalışanlara sorduğumuzda, boğulma olayları çok yaşandığı ve cankurtaran olmadığı için böyle bir yola başvurulduğunu söylediler. Yüzme ile ilgili bir sıkıntınız yoksa rahatlıkla suyun tadını çıkarabilirsiniz. Her şey güzel hoş ama suda yılanlar var, ve biz şaka maka denk geldik. Hatta fotoğrafını çekerken kafayı çıkarıp tısladı bize! Zaten soğuk olduğu için girmekte zorlanıyorduk sağ olsun minik yılan karar vermemizi hızlandırdı. Ayaklarımızı sokmakla yetindik, yine de çok güzeldi. Buranın harika bir ışığı var ve ne çekerseniz güzel görünüyor. Çılgınlar gibi fotoğraf çekmiş olabiliriz o kadar diyeyim yani :D Alternatifler: Aceleniz yoksa Salda gölünün bulunduğu Yeşilova’yı gezebilirsiniz. Buradan yaklaşık 2 saat uzaklıktaki İnceğiz Köyü’ne gidebilirsiniz. Biz gitmeyi çok istiyorduk ancak kısıtlı zamanımız olması sebebiyle gelecek sefere dedik. İnceğiz kanyonundaki fotoğraflara bakarsanız neden gitmek istediğimizi anlarsınız vaktiniz varsa gidin bizce. Denizli merkeze gitmekte bizim tercih etmiş olduğumuz alternatif. Denizli Merkez Otelimiz merkez de olduğu için biz rotayı bu yöne çevirdik. Denizli merkez için de az uz gitmedik yani bu da bizi yemek yeri arayışına itti tabi. Yeni keşfe zaman yok diyerekten Kebapçı Baki’ye gidip, meşhur tandır kebabı söyleyiverdik. Tandır kebabı kuzudan yapılıyor ve oldukça yumuşak ve lezzetli. Yadırgamayın diye söylüyorum çatal, bıçakla servis edilmiyor. Yalnız pidelerimiz yağlı olduğundan biz istedik. Eğer yeriniz kaldıysa İstanbul’da da şubesi bulunan Hacı Şerif’te irmikli dondurma yemenizi öneririz. Diğer yandan lokumları, çikolataları ve susamlı helvasını da tavsiye ederiz. Laodikiea Antik Kenti Denizli’ye 7 km uzaklıkta buluna Laodikeia, aynı zamanda Pamukkale yolu üzerinde bulunuyor. Yani uğramanız zorunlu :) Bi açıkçası uğrasak mı? Vakit kalırsa uğrarız gibi düşünerek yola çıktık. İyi ki de vakit kalmış. Laodikiea MS.60 depreminde yerle bir olmuş bir şehir olmasına rağmen kalan görkemli yapısıyla bizi çok heyecanlandırdı. Özellikle Suriye caddesi ve Tapınak bizi yıkılmış haliyle kendisine hayran bıraktı diyebiliriz. Gün batımına yakın gitmenizi tavsiye ederim. Ayrıntılı bilgi için pamukkalle.gov.tr yi ziyaret edebilirsiniz. Hierapolis Antik Kenti Müze Kart geçerli Yaz Dönemi: 15 Nisan / 2 Ekim 08:00 -21:00 (saat 21 e kadar giriş yaptığınız surette çıkış saatiniz önemi olmuyor) Kış Dönemi: 3 Ekim / 14 Nisan 08:00 – 17:00 Öncelikle Hierapolis Antik kentini çok büyük olduğunu ve rahtlıkla 1 gününüzü burada geçirebileceğinizi söyleyeyim. Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğu söylenmekte. Helenistik, özgü bir yapıya sahip kent yaşanan depremler sonrasında tipik bir Roma kentine dönmüş. Hierapolis’in 3 farklı girişi var. Kuzey Girişi: Burası Travertenlere, Arkeoloji müzesine, Anfi tiyatroya ve antik havuza oldukça uzak mesafede yer alıyor. Gidiş veya dönüş yolunda minibüs kullanabilirsiniz. Yalnız antik kentte yer alan hamam, kilise, eski tiyatro, Zeus Tapınağı, Agora gibi şehrin önemli yerleri Kuzey Girişine daha yakın da yer alıyorlar. Şehir kalıntılarını yakından görmek istiyorsanız ve vaktiniz kısıtlı değilse yaya olarak gezmenizi öneririm. Güney Girişi: Tavsiye ettiğimiz giriş burası 500 metre yürüyerek Antik havuz, Arkeloji Müzesi, Pamukkale Travertenleri ve Anfi Tiyatroya buradan daha az yorularak ulaşabilirsiniz. Traverten Girişi(Yaya Yolu): Bu girişi kullanırsanız travertenlerden yürüyüp, Hierapolis'e ulaşıyorsunuz gözlemlerime göre uzun ve yokuş yukarı bir yol. Arkeoloji Müzesi 3 salondan olşan müzede Hiarapolis antik şehrindeki kalıntılar, eserler sergileniyor. sırayla Lahitler ve Heykeller Salonu, Küçük Eserler Salonu ve Hiearapolis Tiyatrosu Buluntuları Salonu yer almakta. Antik Havuz Bir deprem sonucunda oluşan Antik havuz UNESCO koruması altında. Cüzi bir ücret (32 TL)karşılığında bu havuza girebiliyorsunuz. Anfi Tiyatro Kuzey Kapısından giriş yaptıysanız hiç direnmeden minibüsle gitmelisiniz. Akşama doğru giderseniz, harika bir manzara sizi bekliyor olacak. Minibüslerin akşam 8’e kadar olduğunu vurgulayalım. Sonra bizim gibi yürümek zorunda kalmayın :) Pamukkale Traveltenleri Sanırım en merak ettiğimiz yer UNESCO Dünya Mirası olan Travertenler idi. Nasıl bir dokusu olduğu tam bir muammaydı. Termal su birikintilerinin olmadığı kısımların oldukça sert olduğunu söyleyebilirim. Ama havuz gibi derin yerler oldukça yumuşak bir tortu ile kaplı. Burada suya girip, rahatlayabilirsiniz. Suyunun şifalı olduğunu ve oldukça sıcak olduğunu da bilmeyen yoktur zaten. Teleferik Merkeze 15 dakika uzaklıktaki teleferiğe kesinlikle gitmelisiniz. Güzel bir deneyimdi. Dilerseniz indiğinizde sizi bekleyen minibüs servisi ile yaylaya çıkıp kahvaltınızı yapabilirsiniz. Yalnız yayla derken Karadeniz’deki yaylalar gibi bir yer beklemeyin burası modern bir mesire alanı. Bilginiz olsun. Kaklık Mağarası ve Yüzme Havuzu Havaalanına yakın mesafede bulunan Kaklık Mağarasına gerçekten vaktiniz varsa uğramanızı öneririm. Zira biz yeni yol yapılmış olması sebebiyle navigasyona uyup bayağı bir dolaştık. Açıkçası beklentimiz daha yüksekti. Gittiğimizde sadece biz vardık. Mağaranın içerisi güzel görünüyor hatta şöyle söyleyelim Pamukkale travertenleri gibi bir yapı sizi karşılıyor, ancak bakımsız ve çok ağır bir kokusu var. 2 günde herhalde daha fazla yer gezemezdik. Dolu dolu geçen gezimizden biz çok keyif aldık. Umarım güzel bir rehber olmuştur. Daha fazla vaktimiz olsaydı neler yapardık.. Keloğlan Mağarası’na giderdik. İnceğiz Köyü Kanyonuna giderdik. Honaz Dağ’ında Yamaç Paraşütü yapardık Hacı Şerif’te en az bir kez daha Dondurmalı İrmik tatlısı yerdik. Tripolis Antik Kenti’ne giderdik. Gelecek sefere diyelim artık. İyi gezmeler :)
- Peri Masalından Farksız: Kotor | SineGezi
Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor... Peri Masalından Farksız: Kotor-Karadağ 03.09.2016 | Lütfiye Ünal Paylaş İlk yazımı Karadağ ile ilgili yazmak istedim... Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!? Doyamayıp kısa süre içinde 2 kere gidip 2 farklı bölgede kaldım. İlk olarak Kotor bölgesine gittim . Peri masalı mı dersiniz , bilgisayar oyunu mu bilmem ama gerçek olamayacak kadar güzeldi. Her yanı dağlarla çevrili olan bölgenin ortasında Adriyatik denizi var. Ulaşım dağın içinden geçen tünelle sağlanıyor. Tamamen plansız gittiğimiz için şans eseri Adriyatiğin kıyısında şirin mi şirin bir hostel bulduk. Adı Hostel 4U. Rezarvasyonumuz olmadığı için bize yer bulamadılar. Güzel insanlar, bir günlüğüne kendi çalışanlarının kaldığı odalardan birini ayarladılar ve bunun için bize indirim yaptılar :) Ertesi günü deniz manzarası olan odalardan birine geçebildik. Eğer gitmeyi düşünürseniz önceden rezarvasyon yaptırmakta fayda var . Yaptırmadıysanız da bizim gibi şansınızı deneyebilirsiniz tabi :) Odamıza yerleştikten sonra kendimizi hostelin önündeki sahile attık. Bütün gün muhteşem denizin , dağların ve güneşin tadını çıkarttık. Çok yorulduğumuz için ilk gün kısa bir şehir turu yaptık. Ertesi gün meşhur Kotor Old Town’a gittik. Old town’ın hemen ön tarafında Information kulübesinden ücretsiz haritalarımızı aldık. Old Town’ın içinde görülmesi gereken bir sürü yer olduğu için haritanın önemi çok büyük. Gezimiz hediyelik eşya dükkanlarında geçirdiğimiz vakitle birlikte yaklaşık olarak 4 saatimizi aldı . Hediyelik eşya dükkanı konusuna ayrıca değinmek istiyorum. Birçok farklı alternatif bulabileceğiniz mağazalar var. Fakat old town içinde olduğu için (özellikle saat kulesi çevresindekiler) çok daha pahalıya satıyorlar. Eğer uygun fiyata hediyelik eşya almak isterseniz Old town ın derinliklerine ilerleyin. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Gezimizi tamamlayıp epey yorulduktan sonra yemek molası vermeye karar verdik. Karadağ İtalya’nın karşı kıyısı oldu için İtalyan mutfağından çok etkilenmiş. Bu yüzden biz de bir pizza restoronına gittik. Gerçekten pizzalar lezizdi. Bunun yanı sıra diğer günlerde deniz ürünleri de denedik oldukça başarılıydı. Bir diğer gün yine karnımızı doyurduktan sonra sıra en zevkli şeye gelmişti. Kotor Old Town’ın eteklerine kurulduğu dağın en tepesine çıkmaya doğru yola koyulduk. Dağın en tepesinde St. John Fortress adında günümüzde seyir alanı olmuş tarihi bir kale bulunuyor. Merdivenlerin başladığı yerde 3 euro gibi bir ücret ödemek gerekiyor. Biz dinlene dinlene 1 saatte çıkabildik. Ama tüm yorgunluğa ve harcadığımız 1 saate değdi. Kotor’u; dağları, denizi ve güneşin batışını en tepeden izlemek ölmeden önce yapılması gerekenlerdendi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Keyifli okumalar :)
- İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı | SineGezi
Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı 12.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Yazar : Ali Cüneyt Kılcıoğlu Yönetmen : Elif Erdal Oyuncu : Berkay Tulumbacı Süre : 1 saat 40 dakika (2 Perde) Ödüller : Ekin Yazın Dostları 2014 Tiyatro Ödülleri, Yılın Erkek Oyuncusu, XIV. Direklerarası Seyirci Ödülleri, Genç Yetenek Ödülü, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı Ali Cüneyt Kılcıoğlu ’nun kaleminden çıkan bir oyun. Oyunun konusu, kurgusu oldukça başarılı. Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. Ancak bu işsizlik 2001 kriz zamanında yaşanıyor ve piyasalar sebebiyle bir hayli uzun zaman alıyor, tabi hal böyle olunca etkileri çokta hafife alınacak cinsten olmuyor. Oyunu tek başına sırtlanan, başından sonuna kadar hiç falso vermeden, tempoyu düşürmeden, tüm duygularını bize samimiyetle yansıtan işsizimiz; Berkay Tulumbacı ’yı tebrik etmek gerekiyor. Oyun hakkında biraz daha fazla ayrıntı vermek gerekirse; 2001 yılında yaşanan herkesi etkileyen krizle birlikte bütün piyasalar tepetaklak oluyor. Tam da bu sırada askerliğini tamamlayıp, iş aramaya başlayan işsizimizin yaşadığı süreçlere şahit oluyoruz. Olay Berkay Tulumbacı tarafından geriye dönük bir şekilde anlatılıyor. İş görüşmesi ritüellerini yani; sinir bozan, nabız yoklayan sorulara sabırla cevap verdiğiniz, güçlü bir psikolojiye sahip olmanızın zorunlu olduğu, mezun olduğunuz bölümle ilgili bir iş aramakta olup aranmayı beklerken ciğerinizin solduğu, issizlikten bunalıp istemediğiniz işler için kendinizi bir masanın diğer ucunda bulduğunuz zamanların olduğu saçma sapan bir dönemeç! Durun daha bitmedi; yazılan kitapların, verilen tavsiyelerin herkesi bir kalıba sokulduğu düzende, iş verenin hem bu kıstaslara uymanızı hem de farklı olmanızı beklediği, çok fazla aday olduğundan sadece onların sizi değerlendirdiği, sizin değerlendirme hakkınızın hatta bunun ötesinde kendiniz gibi davranma hakkınızın bile olmadığı berbat ötesi sorunlu bu dönemi en güzel noktalarına değinerek, yakalayan oyun hem gülümsetti hem de derin derin düşündürdü bizi. Gülümsetme kısmında Berkay Tulumbacı’nın renkli anlatımının payı büyük. Oyun bittikten sonra, 2013’ten bu yana oynanan bu oyunu neden daha önce izlemediğimi sorguladım diyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum :)
- Lviv Gezi Rehberi | SineGezi
Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı, onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik... Lviv Gezi Rehberi 30.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı? Onu hala bilmiyoruz ama biz gittik ve neredeyse planladığımız çoğu yeri gezebildik. Lviv turistik bir yer ancak mevsimden midir bilinmez turist sayısı restorant, müze kapılarında sıra beklemenize yol açabilecek kadar fazla değildi. Hafta sonunuzu renklendirmek, kendinizi şımartmak istiyorsanız. Lviv'e uygun bütçeli bir gezi düzenleyebilirsiniz. Gelelim bizim gezimizin ayrıntılarına; İlk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyoruz: İstanbul'dan 2 saatlik bir uçak yolculuğu ile Lviv hava alanına varabilirsiniz. Biz hava alanından Uber kullanarak kalacağımız otele gitmeyi tercih ettik. Ancak 9 veya 48 numaralı otobüsleri de tercih edebilirsiniz. Başka ve çok tavsiye etmediğimiz bir seçenek de taksi ile merkeze gitmek. Şehir içinde gezilecek yerler birbirine oldukça yakın olduğundan çok fazla ulaşım aracına ihtiyacınız olmayacaktır. Tabanlarınıza kuvvet diyelim :) Rynok Meydanı Nerede kalırsanız kalın bu meydandan defalarca geçiyorsunuz. Rynok meydanının akşamları daha bir renkli olduğunu söyleyebiliriz. Meydanda bulunan belediye binasının tepesinden şehri kuş bakışı görmek isterseniz, bunun biraz zahmetli olduğu söylenebilir. Ne kadar zahmetli derseniz; 400 küsür basamakcık kadar :) Pototski Palace Avrupa’nın önemli ailelerinden birisine ait olan saray diğer yapılara göre oldukça gösterişli. Burada sanat eserleri sergilenmekte. 2 katı bulunan sarayın 2 katı ayrı ayrı ücretlendirilmiş. 1 kat gezmek için 30 grivna, 2 kat için 60 grivna ödemeniz gerekiyor. Herhangi bir yazılı veya sözlü rehber yok. Hatta kaba orta yaş üzeri rus kadınları var. Şehri çok sevmemize rağmen bu ayrıntıyı paylaşmadan geçmeyelim. Ukraynalılar özellikle orta yaş üzeri olanlar; turistlere karşı pek sıcak değiller, soru sorduğunuzda konuşmak yerine el kol hareketleriyle sizi başlarından savurabiliyorlar veya garsonlar1 birkaç soru sorduğunuzda size göz devirebiliyorlar. İngilizce konusunda da çok iyi değiller, belirtmekte fayda var diye düşündük. Ivan Franko Parkı Gittiğimiz mevsimden dolayı karlarla kaplı olan parkta, yürümek her ne kadar meşekatli olsa da, park bizim gözümüze çok güzel göründü. Bahar aylarında ve yazın çok keyifli bir yer olabileceğini tahmin edebiliyoruz. St. George Katedrali Sehirde çok fazla görkemli yapı olduğunu söyleyemeyiz bu sebepten bu katedral oldukça dikkat çekiyor. Katedral ayrıca Avrupa’nın en önemli katedrallerindenmiş. St. Olha ve Elizabeth Kilisesi Gotik tarzda yapılmış kilisenin dışının etkileyici olduğunu söyleyebiliriz. Burası biraz şehir merkezinden uzak, bu sebepten şehir merkezine dönmek için toplu taşıma veya taksi kullanmanızı öneririz. Lviv Opera Binası Hem dış hem de iç mimarisini oldukça etkileyici bulduğumuz; Opera binası mutlaka gezi planınızda olması gereken bir yer. Eğer gittiğiniz tarihte bir etkinlik varsa mutlaka bu fırsatı kaçırmamanızı tavsiye ederiz. Biz denk geldik ve çok keyif aldık. Üstelik bilet fiyatlarının çok uygun olduğunu küçük bir ayrıntı olarak eklemek isteriz. http://opera.lviv.ua/en/afisha/ Ermeni Sokağı Virmenska olarak bilinen sokakta gezerken mutlaka yolunuzun düşeceği, güzel fotoğraflar çekebileceğiniz bir sokak. Ermeni katedrali, sokağın en dikkat çeken yapılarından. Mons Pius et restoranı da bu sokakta bulunmakta. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz. Lviv Coffee Manufacture İlginç bir restoran deneyimi, hediyelik kahve ve eşya almak için uğrayabileceğiniz, oldukça turistik bir mekan. Baretlerle yer altında gezinebiliyorsunuz. Bize ne kadar basık ve karanlık gelse de ilginç bir deneyim olduğunu söyleyebiliriz. Kafe bölümünde servis edilen, kahveleri ve tatlılarıyla daha çok ilgilendiğimizi itiraf etmekte bir sakınca görmüyoruz. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz. Lviv El Yapımı Çikolata Dükkanı Bizim gibi çikolata delileri için tarifi çok zor bir mekan, ne kadar methiyeler dizsek azdır. Yapımını da yakından izleyebildiğiniz çikolataların, eğer hediye almak istiyorsanız, alınacak en güzel hediyelerden olduğunu düşünüyoruz. Çikolata ve tatlılarını tadabileceğiniz kafesininde mevcut olduğunu belirtelim. Ayrıntılar için Lviv Yeme İçme Rehberimize göz atabilirsiniz Boim Şapeli Bulmakta biraz zorlandık kendisini, içerisini gezme fırsatımız olmadı ancak 1600 yıllarda inşa edilmiş ve UNESCO dünya mirası listesinde yer almaktaymış. Dominican Katedrali Rynok meydanına oldukça yakın olan katedral gezerken mutlaka gözünüze ilişecektir. Bernardina Kilisesi Dominican Katedraline çok yakın olan kilisenin içi oldukça görkemli. High Castle Şehri uzaktan ve daha yüksekten görebileceğiniz bir yer. Soğuk havalarda gidilmesi pek önerilmez. Italian Courtyard Oldukça bakımsız kalan avlunun bize çok terk edilmiş hissi verdiğini söyleyebiliriz. Tabi bu mevsimden kaynaklı da olabilir. İtalyan mimarisine meraklı iseniz; İtalyan mimarisiyle inşa edilmiş avluyu gezmek için 10 grivna ödemeniz gerekiyor. Eczacılık Müzesi Açıklama ve rehberlik anlamında Ukraynalıların çok başarılı olmadığını düşünerek bu müzeyi es geçtik. İlginizi çekiyorsa, listenize ekleyebilirsiniz. Lychakiv Mezarlığı Mezarlık olabilir ancak oldukça turistik bir yer. Hatta Lviv’liler de bunun farkında olacaklar ki girişler ücretli. Merkezden 20 dakika yürüyerek mezarlığa ulaşabiliyorsunuz. Kısa İpuçları: Lviv’i gezmek için 2 veya 3 gün yeterli olacaktır. Ukraynalıların iletişim ve İngilizce konusunda iyi olmadıklarını bu sebepten, yol tarifi için navigasyon kullanmanızın sinirlerinizi bozmamak açısından yerinde bir karar olacağını şimdiden söyleyelim.(Sadece 50 grivna ödeyerek 8gb internet paketi alabilirsiniz.) Hediyelik çikolata, şeker almak isterseniz yerel markarı; Rochen’e bir göz atın deriz. Konaklama olarak genel olarak fiyatlar uygun. Biz Danylo Inn adındaki otelde konakladık ve memnun kaldık. Tavsiye ederiz. Uber yaygın olarak kullanılıyor. Uber ile merkeze gitmenin bedeli 70-90 grivna arasında, taksilerin daha pahalı olduğunu duyduk, pazarlık konusunda ısrar ederseniz, indirim yapabiliyorlarmış. Harcayacağınız paranın hepsini hava alanında bozdurmamanızı öneririz. Her ülkede olduğu gibi burada da daha düşük kur çarpanı kullanılıyor. Ancak arada ciddi bir fark yok. Örnek vermek gerekirse; hava alanında 1 euro 29.00 grivnadan alınıyorken merkezde 31,4 grivnadan alınıyor. Son olarak; küçük şehirleri gezmenin, her yeri yürüyerek keşfetmenin çok keyifli olduğunu düşünenlerden olduğumuz için Lviv’i genel olarak sevdiğimizi söyleyebiliriz. Gitmeyi düşünenler için şimdiden keyifli geziler dileriz :)
- Karadağ Gezi Rehberi | SineGezi
Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve Karadağ için güzel bir plan yaptık... Karadağ Gezi Rehberi 30.09.2023 | Gonca Kaya Akak Paylaş Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve soluğu Karadağ'da aldık. Gidip görünce de Karadağ'a olan hislerimiz değişmedi yani bizi hiç yanıltmadı, Karadağ'da çok keyifli bir 4 gün geçirdik. Gelelim gezimizin detaylarına; Karadağ vizesiz olduğu ve çok talep gördüğü için uçak biletlerini uygun bulmak oldukça zor. Biletler için Türk Havayollarına veya Tailwind'e bakabilirsiniz. Bu havayollarının Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya direkt uçuşları var. Kalmak istediğiniz bölge biraz size bağlı, deniz tatili düşünüyorsanız Budva güzel bir seçenek. Bunun dışında bize sorarsanız en güzel seçenek Kotor. Şunu da söyleyelim şehirler birbirine oldukça yakın, bu noktada araç kiralarsanız gezerken konforunuz artacaktır. Gezi planınız çok yoğun değilse toplu taşımada bir seçenek olabilir. Kısa gezimizde Karadağ'da 4 farklı şehir gezme fırsatımız oldu. Budva, Kotor, Perast ve Tivat. 3 veya 4 günlük bir gezi planında bu 4 bölgeyi rahatlıkla gezebilirsiniz. Budva Budva'da Gezilecek Yerler Budva Old Town (Eski şehir merkezi) Birbirinden güzel dar sokaklarıyla sizi ilk anda etkileyecek bir yer burası. Dar sokaklarını keyifle gezip, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. La Citadel Kalenin manzarası çok hoş, özellikle gün batımını burada izlemek oldukça keyifli olacaktır. Kaleye giriş ücretli ancak restoranda yemek yerseniz ayrı bir ücret ödemiyorsunuz. Dancing Girl (Dans Eden Kız) Budva Old Town bölgesinde bulunan ve şehrin sembolü haline gelen dans eden kız heykelinin aslında hüzünlü bir hikayesi varmış. Kavuşamayan aşıkların hikayesinden esinlenerek yapılan heykelin hikaye efsanemidir bilinmez ancak dans eden kızın, Budva'ya çok yakıştığını söyleyebiliriz. Sveti Stefan Sveti Stefan adası görsel olarak çok hoş ancak bu adaya elimizi kolumuzu sallayarak ne yazık ki giriş yapamıyoruz. Adaya giriş için otel müşterisi olmanız veya otel restoranında rezervasyonunuzun olması gerekiyor. Fiyatlarında oldukça yüksek olduğu söylendi. Karadağ'ın en pahalı otelinin burada olduğunu ve oldukça ünlü konukları ağırladığını da duyduk. Adaya ayak basamasanız da adanın girişine kadar gitmenizde bir engel yok. Hatta ironik olarak adanın bir tarafı halk plajı diğer tarafı özel plaj. Buraya kadar gelmişken fırsatı değerlendirip, yüzerek ada manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz, deneyimlerimizden yola çıkarak söylüyoruz Budva'da denizin kötü olduğu bir yer yok, buranın denizi de çok güzeldi ancak çok kalabalık sevmiyorsanız sabah saatlerinde gitmenizi öneririz. Budva'da denize girebileceğiniz diğer bölgeler; Budva kalesini olduğu bölge, Becici, Havaii Beach(adaya deniz yoluyla ulaşabiliyorsunuz, kişi başı ücret gidiş-geliş 5 euro diye duyduk.), Przno. Budva Yeme İçme Manana Budva Kokteylleriyle ünlü mekanın tacolarının da oldukça güzel olduğunu duyduk. Kokteyl fiyatları 9-15 euro arasındaydı. Buradan anlaşıldığı üzere Karadağ diğer Avrupa ülkelerinden çok farklı değil. Belki bir tık daha uygun olabilir ama bir tık, fazlası değil :) Jardan Burası her kesime fiyat ve çeşit olarak hitap edecek bir yer, menüleri çok geniş, Türkçe menülerinin olması da ayrı şaşırtıcı, bi akşam üstü uğrayabilirsiniz. Biz canlı müziğe de denk geldik, keyifliydi. Pasta Bar Malum biz İtalyan mutfağının köleleriyiz. Karadağ'da İtalyan mutfağı oldukça yaygın. Burası da Budva old town bölgesinde bulunan standart üzmeyen bir mekan. Kotor Sen çok başka bir hikayesin Kotor; Budva'da ki şehirleşme Kotor'da yok ondan bizi daha çok etkilediğini söyleyebiliriz. Kotor'a en az 1 gününüzü ayırmanızı gönülden tavsiye ederiz. Kotor Fortress (Kotor Kalesi) Kotor'a kadar geldiyseniz ve herhangi bir sağlık sorununuz yoksa kaleye çıkıp mutlaka bu şehri kuşbakışı görmelisiniz. Ancak bir uyarı yapalım, öğlen saatleri tırmanışı bayağı zorlaştırıyor. Sabah erken saatleri tercih etmeniz, zorlu merdivenleri yürürken biraz olsun size yardımcı olacaktır. Bu arada tam tamına 1355 basamaktan bahsediyoruz. Biz zaman kısıtı sebebiyle meşhur kilise Church of Our Lady of Remedy'nin fotoğraf kadrajına girdiği noktaya kadar çıktık, burası da sanıyoruz ki yolun yarısı oluyor. Zorlamadı desek yalan olur. Bu arada kaleye giriş ücretli, ücreti 8 euro. Kaleye farklı yerlerden de giriş olduğunu okuduk ama biz emin olamadığımızdan ücret ödeyip giriş yaptık. Kotor Saat Kulesi Kotor şehir merkezine görkemli kapılardan geçiş yaparak giriliyor. Görkemli diye bahsettiğimiz aslında ana deniz kapısı oluyor ve kapıdan giriş yaptığınızda hemen karışınıza 1602 yılında yapılan Kotor Saat Kulesi çıkıyor. Kulenin hemen önünde Utanç Sütunu bulunuyor. Hala böyle mi bilinmez ancak ilginç ve gıpta edilesi bir bilgi; Kotor'da hemen hemen hiç suç işlenmediğinden hapisane yokmuş ve suç işleyenler için bu utanç sütunu yeterli oluyormuş. Suç işleyen insanlar sözel olarak ayıplanıyormuş. Kotor Aziz Tryphon Katedrali 1166 yılında yapılan katedralin bir kulesi depremler sonucunda hasar almış ve tekrar aslına uygun bir şekilde yapılmış. Kulelerin üzerinde tarihler yazıyor. Bu tarihleri görmeseniz, 2 kuleyi birbirinden ayrıt edemeyebilirsiniz. Kotor Yeme İçme La Catedral Pasta Bar Önünde her daim kuyruk olması bu mekanın meşhurluğunu ele veriyor. Makarna köleleri bu mekanı da es geçmedi :) Restoran Cesarica Kalamar tava ve deniz mahsullü makarna deneme şansımız oldu. Kalamara bayıldık, sanırım kalamarı kötü yapan bir mekan da yok Karadağ'da, çokça maruz kaldığımız dondurulmuş kalamarların yanında lezzetleri tartışılmaz derecede iyiydi. Makarna standarttı. Genel olarak memnun kaldık. Konoba Portun Bu restoran Kotor merkezine yürüyerek 40 dk mesafede, deniz kenarında bulunuyor. Tavsiye üzerine gidip, çok memnun kaldığımız bir yer. Akşam yemeği yiyecekseniz mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Biz biraz spontane hareket edince öğlen yemeğini denk getirebildik. Denediğimiz her şeyden memnun kaldık. Kalamar tava, karides ve siyah risotto denedik. Tatlı için ayrıca bir not düşelim, Elmalı Crumble'ı mutlaka deneyin. Perast Perast, Kotor'a çok yakın olan meşhur bir orta çağ köyü. Burada çok fazla alternatifiniz yok. Dolayısıyla buraya 2 saatinizi ayrımanız yeterli olacaktır. Sokaklarını gezip, tekne ile Our Lady of Rock(Kayaların leydisi) adasına geçiş yapabilirsiniz. Aslında Perast'ın önünde 2 tane ada var ancak Aziz George Adası misafirlere kapalı, ada da yalnızca bir kilise bulunuyor. Vaktiniz bolsa Sveti Nikola Kilisesi'nin tepesine çıkıp, adalara yukarıdan da bakabilirsiniz. Tivat Buralara kadar gelmişken ve yeterli zamanınız varsa Karadağ'ın havalı şehri Tivat'ı ziyaret edip, Porto Montenegro lüks yat limanında vakit geçirebilirsiniz. Marina lüks yatların dışında bir çok restoran ve dünyaca ünlü markayı da bünyesinde barındırıyor. Kısa notlar; Yanınızda mutlaka euro bulundurun, Taksiye binmeden pazarlık yapın, Karadağ'ın yerli şarap markası olan Plantaze'nin şaraplarından tadın, Şarap, çikolata, genel süpermarket veya giyim alışverişlerinizi pazar gününe bırakmayın, çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi Karadağ'da da birçok yer pazar günü kapalıydı. Karadağ'lılar tembellik yasalarıyla meşhurlar bu sebepten, bize de restoranlarda servislerin gecikebileceği söylenmişti. Böyle bir durumla karşılaşmadık ama tembellik yasalarını buraya bırakalım aklınızda olsun. İnsan yorgun doğar, dinlenmek için yaşar. Yatağını kendini öper gibi öp. Geceleri uyumak için gündüzleri dinlen. Çalışma, çalışmak öldürür. Dinlenen birini gördüğünde ona yardım et! (Yanına yatıp dinlen.) Çalışabildiğinin en azını çalış, mümkünse işi başkasına yaptır (itele). Gölgeler kurtuluştur, dinlenmekten kimse ölmez (Tarlada çalışanlar için). Çalışmak ölüm getirir, çalışarak erken ölme. Olur da çalışma isteğin gelirse, otur, bekle. Göreceksin ki geçecek. Yiyen birini görünce yanaş; çalışanı görünce uzaklaş, rahatsızlık verme. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Venedik Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi
- Venedik Gezi Rehberi| SineGezi
400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Venedik Gezi Rehberi 01.11.2019 | Gonca Kaya Paylaş Venedik’in geçmişinden bahsedecek olursak; Roma İmparatorluğu döneminde kurulan Venedik, imparatorluk dağıldıktan sonra Bizans yönetimi altına girmiştir ancak, şehrin yapısından kaynaklı yönetim baskısı hissedilmemiş. Dolayısıyla Venedik’in diğer İtalya şehirlerinden farklı olarak kendisine özgü bir tarihi olduğu söylenebilir. 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır. Gelelim gezimizin detaylarına; Roma ve Floransa şehirlerinden sonraki durağımız olarak geldiğimiz Venedik, ayak bastığımız andan itibaren bizi çok etkilemeyi başardı. 1 buçuk gün ayırdığımız için pişman bile olduk diyebilirim. Venedik’te Ulaşım İlk olarak ulaşım konusundan bahsedecek olursak; Floransa’dan tren yolu ile Venedik’e geldik. Ancak İstanbul’dan Venedik Marco Polo Havalimanına direkt uçuşlar da bulunmakta. Hava limanına çeşitli yollardan ulaşım sağlanıyor, bizce en kolayı Allilaguna yani deniz yoluyla ulaşım. 1 saat kadar bir yolculuk yapıyorsunuz ve şehrin merkezine ulaşabiliyorsunuz. Diğer ulaşım yollarını tercih ederseniz belirli bir yere kadar tren, otobüs veya araçla ilerleyebiliyorsunuz. Sonrasında deniz yoluyla devam etmelisiniz veya yürü yedebilirsiniz. Allilaguna tek yön 15 Euro olarak satılıyor. Ancak gidiş-dönüş şeklinde alınırsa 27 Euro olarak satın alınabiliyor. Günlük ulaşım kartları da satın alınabiliyor, ancak biz tercih etmedik. Yürüyerek gezmesi en keyifli şehirlerden birindeyiz ve her köşe tablo gibi, bence yürümek en güzeli. Konaklama olarak biz Rialto Köprüsüne çok yakın olan San Lio Tourist House’ u tercih ettik. Oldukça merkezi bir yerde uygun fiyata konakladık. Venedik’e ne zaman gidilir? Venedik’e aslında festival zamanı gelme fikri insanı çok heyecanlandırıyor. Ancak normal zamanda bile bu kadar kalabalıksa festival zamanı nasıl olur diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Festival dışında bizim önerimiz bahar aylarında gitmek. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var. Venedik’te yılın belirli zamanlarında (15 Eylül – 15 Nisan) su taşkınları oluyor. Hatta bu olayın bir adı da var; Aqua alta hatta en şiddetlisi 1966 yılında yaşanmış ve suların yüksekliği 194 cm yi bulmuş. Biz 14-15 Ekim de Venedik’te bulunduk ancak herhangi bir su taşkını olmadı. Gelelim kısa gezimizin rotasına; ilk olarak otele yerleştikten sonra San Marco Meydanı nda soluğu aldık, meydan büyüklüğü ile bizi şaşırttı. Venedik’te 400 ü aşkın köprü olduğunu düşünürsek, bu kadar geniş bir alanı şehrin başka yerinde bulamayız herhalde. Meydanın en güzel yanı; mimarisinin güzelliğinden sonra, meydanda bulunan kafelerde canlı müzik yapılması. Burada bulunan Cafe Florian Avrupa’daki en ünlü ve köklü kafelerden bir tanesi. Atmosfer ve tatlar konusunda her şey çok güzel. Ancak belirtmekte fayda var; kafede oturur iseniz kişi başı olarak müzik için 6 euro gibi bir rakam ödemeniz gerekiyor. Bunun dışında fiyatları ortalamanın üzerinde ama burada kahve yudumlamanın keyfi çok ayrı. San Marco Bazilikası Bazilika, San Marco meydanının en ilgi çeken yapılarından birisi, içeriye girebilmek için bayağı bir sıra beklemeniz gerekiyor. Aziz Mark’ın Çan Kulesi Çan kulesinin tepesine 8euro karşılığında asansörle çıkabiliyorsunuz. Tepede bu harika şehri kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ahlar Köprüsü Venedik’te bulunan en ünlü köprülerden birisi Ahlar köprüsü, hikayesinden biraz bahsedecek olursak, hafif suçlu mahkumlar mahkemeden sonra bu köprüden geçirilerek, hapse gönderilirmiş. Rialto Köprüsü Venedik’te her yeri sevdik buna hiç şüphe yok ancak, Rialto köprüsünün bulunduğu bölge, gerek canlılığı, restoranları ile ayrı bir güzeldi. Rialto köprüsü Büyük Kanal üzerinde yer alıyor. Vaktimiz kısıtlı olduğundan gitmek isteyip gidemediğimiz yerler maalesef ki oldu. Bu sebepten Venedik’e 2 veya 3 gün ayırmanızı öneririz. Peggy Guggenheim Collection , Santa Maria della Salute kilisesi, Murano ve Burano adaları. Biraz’da Venedik’te ne yenir ne içilir gibi konulardan bahsedelim. Gezimize Roma’dan başladık, oradan Floransa’ya geçtik ve en son durak olarak Venedik’i seçtik. Bir kıyaslama yapmak ne kadar doğru olur bilmiyoruz ancak sanırız lezzet anlamında en çok Venedik’te mutlu olduk. Yaptığımız seçimlerden kaynaklı olabilir. Farini Otelimizde kahvaltı olmadığından burayı tercih ettik. Ancak doluluktan anladığımız kadarıyla, çokça tercih edilen bir yer. Antico Forno Venice Tavsiye üzerine uğradığımız dükkandan beklentimiz bu kadar yüksek değildi ancak pizzalarını tattıktan sonra önünü alamamış olabiliriz. Bizim favorimiz Quatro Formaggi ancak ince hamur Margaritta pizzası da oldukça başarılıydı. Trattoria Algazzetino Sanırız bir restoran bizi ancak bu kadar mutlu edebilirdi. Rezervasyon yaptırmadan gitmenizi çok önermiyoruz. Zira biz rezervasyon yaptırmadan gittik ancak gördüklerimize dayanarak söylüyoruz İtalya’da genel olarak müşteriye çok fazla değer veriliyor. Beklerken bize şarabımız, canlı müzik ve tadımlık makarnalar eşlik etti. Yalan yok uzunca bir süre bekledik ancak pişman değiliz. Yediğimiz en güzel deniz mahsullü makarna buradaydı. Müşteri memnuniyetine çok önem veren restoranı şiddetle tavsiye ederiz. Harry’s Bar Yaş ortalamasını biraz yüksek bulsak da burası Venedik’te oldukça meşhur bir bar. Bellini denemenizi öneririz. Suse En güzel dondurmalar tartışmasız burada, polemiğe girmeyelim. Denemek istediğimiz ancak fırsatımız olmayan yerleri de buraya eklemeyi bir görev bilirim. Makarna için Dal Moo’s Fresh Pasta To Go, Tiramisu yemek için; I Tre Mercanti son olarakta Al Portego aklımızda kaldı. Duyduğumuz bir habere göre artık Venedik’e girişler ücretli olacakmış. Zaten konaklamanız koşulunda şehir vergisi ödemek durumunda kalıyorsunuz. Bunun yanında bir de giriş ücreti eklenecek. Bunu sebebi Venedik’in çok fazla turist alması ve buranın yerlilerinin bu durumdan şikayetçi olmasından kaynaklıymış. Zaten şehrin her yıl 0,5 ve 1 mm arasında battığı söylenmekte, söylenenler ne kadar doğru bilmiyorum ancak bizce bu insan harikası şehir mutlaka ziyaret edilmeli. Keyifli geziler:) Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi Roma Yeme İçme Rehberi
- Antalya Gezi Rehberi | SineGezi
Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabiki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım dedik.. Antalya Gezi Rehberi 27.11.17 | Gonca Kaya Paylaş Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabiki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım, daha önce görmediğimiz yerlere gidelim dedik. Dolu dolu bir plan oldu baştan söyleyelim :) Sedir Kahvaltı Evi – Gözleme/Çakırlar Antalya’da kahvaltı denilince muhtemelen ilk Çakırlar bölgesi akla gelmektedir. Yani araştırmalarımıza dayanarak söylüyoruz. Gidip, tattıktan sonra da haklı bir söylem olduğuna karar verdik. Öncelikle Çakırlar bölgesinde köy kahvaltısı yapmak için yollara düştüyseniz; hamur işinden uzak durmayı, rejim olaylarını bir kenara bırakmanızı öneririz. Bazlama ve gözlemenin kahvaltının yıldızı olduğu bir yer burası. Üstelik fazlasıyla huzurlu ve uygun fiyatlı. Hava alanına yaklaşık 40 dk mesafede olması da ayrı bir cezbedici noktadır. Phaselis/Çamyuva Kemer’de yer alan Phaselis Rodos’lular tarafından kurulmuş bir liman kentidir. Kentin 3 limanı bulunuyor. Su kemerleri, anfitiyatro ve kentin ortasındaki uzun caddesi dikkat çeken yerlerinden. Phaselis’in tarihini çok bilmemekle birlikte doğasına hayran kalmış bulunuyoruz. 3 farklı plajı var. Sakin bir deniz ve tarihle iç içe geçirebileceğiniz güzel bir gün için Antalya’ya gittiyseniz bu fırsatı değerlendirin deriz. Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim) 08:00 – 19:00 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan) 08:00 – 17:00 Giriş: 20 TL Müze kart geçerli. Olimpos/Kumluca Phaselis’ten 40 dk kadar giderek Olimpos antik kentine ulaşabilirsiniz. Olimpos’ta pansiyonlar genellikle bungalov ve ağaç evler şeklinde. Antik kent girişine kadar arabayla gidebiliyorsunuz. Girişler ücretli. Müze kartı olanlar müze karttan faydalanabilirler. Antik kente giriş yaptıktan sonra denize ulaşmak çok uzun sürmüyor. Ancak Antıik kentten Olimpos plajına geçmek için sudan geçmek durumundasınız, gözünüz korkmasın en fazla dizlerinize kadar ıslanıyorsunuz. Tarih ve doğa ile iç içe güzel bir vakit geçirmek istiyorsanız Olimpos güzel bir adres ancak kasım ayında çok haraketli olmadığını paylaşmakta fayda var. Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim) 08:00 – 19:00 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan) 08:00 – 17:00 Giriş: 20 TL Müze kart geçerli. Yanartaş/Çıralı Gezi planımızın başında Meşhur Yanartaşı gece görmeye gitmek istiyorduk. Olimpos’taki pansiyonlar yeterli sayıya ulaştıklarında Yanartaş’a tur düzenleniyor. Yeterli sayıya ulaşamazsanız planlar suya düşüyor. Kalabalık olmayan zamanların dezavantajı diyelim . Neyse ki bizim kendi imkanlarımız dahilinde gitme şansımız oldu. Bir tek gece gitmemiş olduk. Yanartaş’a ulaşmak için 1 km kadar tırmanacağımız söylendi. Hala 1 km olup olmadığından şüpheliyiz. Neyseki yeni yerler görmenin motivasyonuyla bir çırpıda çıktık. Yanartaş anlatıldığı kadar var. Eminim gece daha da güzel görünür. Son olarak Çıralı kasım ayına göre oldukça renkliydi,biz şahsen bir daha gitmeyi şimdiden düşünüyoruz. Myra Antik Kenti/Demre Aziz Nikolas’ın piskoposluk yaptığı yerde kurulu olan Myra bir Likya Kentidir. Adı "Yüce Ana Tanrıça'nın yeri" anlamına gelen kent şanını Ortaçağ boyunca sürdürmüştür ancak sonrasında zapt edilmiştir. Demre’ye kadar gelmişken mutlaka görülmeli. Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim) 08:00 – 19:00 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan) 08:00 – 17:00 Giriş: 20 TL Müze kart geçerli. St. Nikolas Kilisesi (Noel Baba Kilisesi)/Demre Sevgili navigasyonlara ve uygulamalara göre St.Nikolas ve Noel baba kilisesi farklı konumlarda görülmekte ancak aldanmayınız. Aynı kilise iki şekilde de anılmaktadır. Tabi araştırıp gidenler bu sorunu yaşamayacaktır. Bu konuda yardımcı da olabiliriz aslında. Aziz Nikolas aslında Noel baba olarak da bilinmekteymiş. Yaz Dönemi (15 Nisan – 2 Ekim) 08:00 – 19:00 Kış Dönemi (3 Ekim – 14 Nisan) 08:00 – 17:00 Giriş: 20 TL Müze kart geçerli. Alternatif Antalya gezimize tahmin edilmesi zor olmayan bir yerden devam ettik. Kendimize uygun kalacak bir yer seçemeyince bildiğimiz sevdiğimiz yer en iyisidir deyip soluğu Kaş’ta aldık. Kaş şaşırtmadı ve her mevsim güzel olduğunu bize kanıtlamış oldu. Daha önceden hazırlamış olduğumuz Kaş rehberi dışında neler yaptık derseniz: Biraz yemeli içmeli ve dinlenmeli oldu bu defa. Yarımada turu yaptık. Hidayetin Yeri'ne gittik. İçimizden bazı cengaverler deniz de buldu kendini :D Bi Lokma’nın kahvaltısını denedik. Sevdik. Nereid’de rakı, balık, meze yaptık. Porsiyonları küçük bulduk. Ama yalan yok selanik cacığı, levrek simit ve nar salatasının tadını pek bi sevdik. Noel Baba’da şarap içtik ikramları ve ilgileriyle kalbimizi kazandılar. Kaş Marina’da yaptığımız kahvaltı ile Kaş’a veda ettik. Kasım ayının sonlarına yaklaşmışken havanın serinliği ve sürpriz yağmurlar sebebiyle çoğu mekan kapalı. Gitmeden aramanız tavsiye edilir. Son olarak tüm gezerek geldiğimiz yolu bir çırpıda döndük ve Antalya Kaleiçine geldik. Son derece turistik ve canlı olduğunu söyleyebilirim. Uğranması gereken bir yer. Son durak tahmin edersiniz ki hava alanı oldu. Hareketli geçen kısa kaçamak çok dinlendirmese de, kafa dağıtmaya yardımcı oldu.
- Kürk Mantolu Madonna | SineGezi
Kürk Mantolu Madonna şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin en gözde romanlarından, bu durumun en büyük kanıtı olarak... Kürk Mantolu Madonna 17.10.2016 | Gonca Kaya Paylaş Kürk Mantolu Madonna şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin en gözde romanlarından, bu durumun en büyük kanıtı olarak; bugün hala en çok okunan kitaplar listesine baktığınızda bu eseri rahatlıkla görebilirsiniz. Yazar eserinde karakterleri adeta yaşatmış. Romanı okumuyor, izliyormuş hissinin, beni kitap bitene kadar bırakmadığını net bir şekilde söyleyebilirim. Normalde yok bu kadarı da olmaz diyeceğiniz durumlar öyle güzel aktarılmış ki hiç yadırgamıyorsunuz. Belki de bunun sebebi yazarın yaptığı güçlü psikolojik analizler, fark etmeden empati yapmanızı ve karakteri anlamanızı sağlıyor. Hikayeye, Rasim’le başlıyoruz. Ancak çok geçmeden Rasim’in dışarıdan bir göz olduğunu anlıyoruz. Esas kahramanlarımız Raif Efendi ile romana ismini de veren kürk Mantolu Madonna benzetmesiyle Maria Puder. İlk olarak Rasim’in bize rehberlik etmesi bize ön yargının ne kadar boş bir duygu olduğunu, bir insanı tanımadan ve tanıdıktan sonra o insan hakkında ne kadar farklı düşüncelere sahip olabileceğimizi görmemiz için olabilir. Eğer Rasim, Raif Efendiyi merak edip onu tanımaya çalışmasaydı belkide hayatını değiştirecek nitelikteki, Raif efendinin kendi hayatını anlattığı hikayeyi hiç okuyamayacaktı. Ana karaktere geldiğimizde karakterimizin hayatımızı ne kadar etkilediğini acı bir şekilde görüyoruz. Raif Efendi deki kabullenmişlik duygusu onu hayata karşı seyirci bırakmaktan başka bir şey yapmıyor aslında. Aşkının esiri olmuş ancak onun peşinden gitme cesareti bulamamış bir adam ve tek bir kişiye adanmış rutin içerisinde geçen bir ömür. En yakınlarının bile fark edemediği durgunluk, bezginlik, yaşadıklarını dile getirememişliğin üzerine bir de yaşanmamışlıkların ağırlığı işte hepsi bir hayatta toplanmış. Kesinlikle akılda yer eden uçup gitmeyen hikayelerden olduğunu söylüyor ve hemen kütüphanenizde yerini almalı diye ekliyorum. Keyifli okumalar :)





