top of page

Paris Gezi Rehberi
12.02.2026 | Gonca Kaya Akak

Bonjour Paris :)

Nereden başlasam bilmiyorum: Paris’i anlatmayan bir gezi blogu kalmamıştır herhalde. Ben de seyahatten önce epey blog karıştırdım ve 3–4 güne sığmayacak kadar gezilecek, görülecek yeri notlarıma ekledim. Bu yüzden bu yazı klasik bir rehberden ziyade, gezimin ruhunu anlatan bir yazı olacak. Gerçi kendimi tutamayıp detaylara da girerim, onu baştan kabul edelim.

Rüya şehir, âşıklar şehri… Paris, beklentinin her zaman tavan yaptığı bir yer. Hele benim gibi iki kez bilet alıp gidemediyseniz, artık siz düşünün. Resmen Paris’e platonik duygular besliyor gibiydim ve bunun bir noktada son bulması gerekiyordu. Neyse, fazla dramatize etmeyeyim; gezinin detaylarına geçelim.

Biz Paris’e nisan başında gitmeyi tercih ettik ama daha sıcak bir dönem daha mantıklı olabilir. Mont, şapka, bere, atkı, gözlük, şemsiye derken insan gerçekten yoruluyor. Hava bir anda değişebiliyor.

WhatsApp Image 2026-02-10 at 17.48_edite

Ulaşım

Paris’te ulaşım için bence en mantıklı seçenek, zamanlamanız uygunsa Navigo Pass. Kart haftalık olarak yenileniyor ve pazartesiden pazara kadar geçerli. Örneğin geziniz cumartesi başlıyorsa kartı sadece iki gün kullanabiliyorsunuz; buna dikkat etmek gerekiyor. Birkaç farklı versiyonu var. Biz tüm bölgeleri kapsayan versiyonu tercih ettik ve ekstra hiçbir ulaşım masrafı yapmadık.

Eğer Orly Havalimanı’nı kullanıyorsanız, Orlyval bu karta dahil değil. Ancak Orly Bus’lar geçerli. Sonrasında otelinizin konumuna göre otobüs veya metro aktarması yapmanız gerekebilir.

Konaklama

Paris’te konaklama seçerken merkezin tam içinde olmak şart değil; asıl önemli olan metroya yakınlık. Şehir çok iyi bir metro ağına sahip olduğu için merkezi ama kalabalık olmayan bir bölgede kalmak hem daha konforlu hem de daha ekonomik olabiliyor. Biz République metrosuna çok yakın bir konumda kaldık ve ulaşım açısından gerçekten çok rahattı. Birden fazla metro hattının kesişmesi sayesinde şehrin her yerine kolayca ulaştık; bu da gezi temposunu ciddi anlamda kolaylaştırdı.

Gezilmesi Gereken Yerler

Eyfel Kulesi
Paris’in simgesi. İlk kez görmek bile insanı heyecanlandırıyor. Gün batımında ayrı, gece ışıkları yanınca bambaşka oluyor.

WhatsApp Image 2026-02-10 at 17.39_edite

Champ de Mars
Eyfel’in önünde uzanan geniş yeşil alan. Güzel havalarda piknik yapmak ya da uzanıp etrafı izlemek için harika bir alan.

Trocadéro
Eyfel’in en ikonik fotoğraflarının çekildiği nokta. Sabah erken saatler daha sakin oluyor.

Pont Alexandre III
Paris’in en şık köprülerinden biri. Altın detayları ve manzarasıyla özellikle gün batımında çok keyifli.

Arc de Triomphe
Şehrin tam merkezinde yükselen anıt. Tepesine çıkarsanız Paris’i 360 derece izleyebiliyorsunuz.

Louvre Müzesi
Dünyanın en büyük müzelerinden biri. Tamamını gezmek neredeyse imkânsız; gitmeden önce görmek istediklerinizi seçmek şart.​

Notre-Dame Katedrali
2019’daki yangından sonra hâlâ toparlanma sürecinde ama dışarıdan görmek bile Paris ruhunu hissettiriyor. Yapı şuan da ziyaret edilebiliyor, ancak restorasyon tamamen bitmiş değil.

 

Shakespeare and Company
Küçük ama ruhu büyük bir kitapçı. Oldukça kalabalık, önünde fotoğraf çektirmek için bile beklemek gerekebiliyor.

 

Montmartre
Dar sokakları, bohem havası ve sanatçı ruhuyla Paris’in en karakterli bölgelerinden. Amelie izleyenler burayı beğendi. <3 

 

Sacré-Cœur Bazilikası
Paris’in en yüksek noktalarından birinde. Manzarası gerçekten nefes kesici; tüm şehir ayaklarınızın altında.

Tuileries Bahçesi
Louvre ile Concorde arasında yer alan geniş bir bahçe. Şehir içinde kısa bir mola için birebir.

 

Pont des Arts

Seine Nehri üzerinde, yürüyüş için çok keyifli bir köprü. Gün batımında ayrı güzel.

Jardin du Luxembourg
Parislilerin en sevdiği parklardan. Sandalyeye oturup etrafı izlemek bile keyifli.

Paris’te Yeme-İçme

 

Kahvaltı

Holybelly
Paris’te “iyi kahvaltı” denince ilk akla gelen yerlerden. Kalabalık ama yumurtaları gerçekten lezzetli. Filtre kahve bulabilmek büyük artı. Pancake’leri bana hitap etmedi.

 

Du Pain et des Idées
Paris’in en meşhur fırınlarından. Kapalıydı ama vitrinine bakmak bile insanı iştahlandırıyor.

Boulangerie Utopie
Küçük, salaş ve çok iyi. Oturacak yer yok; paket alıp dışarıda yemek en mantıklısı. Pratik ve lezzetli bir kahvaltı için ideal.

Tatlı (ve evet, biraz daha tatlı)

Pierre Hermé
Makaron denince çıtayı çok yukarı koyan yer. Neden bu kadar sevildiğini anlıyorsunuz.

 

Ladurée
Klasik ve şık. Makaronları güzel ama Pierre Hermé kadar vurucu değil.

 

Angelina Paris
Çok popüler ve çok kalabalık. Mont Blanc görsel olarak harika ama tat olarak beklentimizi karşılamadı. Yine de denemek isteyenler için ikonik. 

 

Odette
Küçük, tatlı bir durak. Hafif tatlı isteyenler için güzel bir alternatif.

 

Yemek

Le Relais de Venise l’Entrecôte
Paris’te açık ara favorim. Menü sabit ama boşuna değil. Et ve patatesin iki kez servis edilmesi kalbimi çaldı. Sıra bekliyorsunuz bayağı ama bence değiyor.

Ober Mamma
Enerjisi yüksek, kalabalık ve keyifli. Pizzaları gerçekten başarılı ama rezervasyon şart.

 

Daroco
Ambiyansı çok güzel. Pizza konusunda beklentiyi çok yükseltmemek lazım ama açken iş görüyor.

 

Le Train Bleu
Tren garının içinde inanılmaz şık bir restoran. Menü bize hitap etmedi ama atmosfer için bile görülebilir.

Little Red Door
Küçük ama çok karakterli. Kokteylleri gerçekten başarılı.


 

Vaktimiz çok geniş olmadığı için bu seyahatte Orsay Müzesi, Moulin Rouge, Versay Sarayı ve Disneyland Paris gibi ikonik durakları pas geçtik; Paris’le olan randevumuzu yarım bırakıp, bir sonraki gelişe sakladık.

Paris sizi bekler… Şimdiden iyi ​gezmeler 🙃

bottom of page