top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Netflix Dizi Önerileri | SineGezi

    Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi... Netflix Dizi Önerileri 17.2.2019 | Hande Samancı Paylaş Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi. Dizilerin yanı sıra birçok film seçeneği olsa da biz genelde dizi izlemeyi tercih ediyoruz. İzlediğimiz dizi sayısı da artınca bir liste yapalım dedik ve sevdiğimiz, sevmediğimiz, eh işte dediğimiz Netflix orijinal dizilerini listeledik. Şimdiden iyi seyirler En Çok Sevdiklerimiz: Ozark IMDb: 8.3 Chicago’da bulunan bir mali danışmanlık şirketinin ortağı olan Marty görünüşte sıradan bir hayat sürüyormuş gibi dursa da aslında kazandığı bütün parayı kara para aklayarak kazanmaktadır. Tabi bu da işlerin biraz karışmasına neden oluyor. Meksikalı bir uyuşturucu karteline borçlanan Marty'nin ailesiyle birlikte nasıl suç dünyasının bir parçası olduğunu merakla izlediğimiz dizinin; Netflix'in iyi dizilerinden birisi olduğunu söyleyebilirim. The OA IMDb: 7.7 Oldukça gizemli ve fantastik türde olan dizi The OA; yedi yıl boyunca kayıp olan görme engelli bir kızın; gözleri düzelmiş ve özel güçlere sahip bir şekilde eve dönmesiyle başlayan olayları konu alıyor. Sıra dışı bir konusu var tavsiye ederiz. Alias Grace IMDb: 7.8 Alias graces 6 bölümlük Margaret Atwood romanından uyarlama bir mini-dizi aslında ama oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı. Diziyi izlerken değişik duygular içerisine bir girdik bir çıktık. Böyle son olur mu ya dediğimiz ve tavsiye ettiğimiz oldukça etkileyici bir Netflix dizisi. Eh İşte Dediklerimiz: Glitch IMDb: 7.6 Avustralya yapımı fazlasıyla para-normal olayların olduğu bir dizi. Bir kasabada 6 kişinin mezarlarından gayet sağlıklı bir şekilde çıkmasıyla gelişen olayları konu alıyor. Gizem ve bilim kurgu içeren bir drama dizisi aslında. İzlerken sık sık merak uyandıran şeyler oluyor. Alternatif para-normal dizi severlere önerebileceğimiz bir Netflix dizisi. Las Chicas Del Cable IMDB: 7.6 Dram ve aşk türünde olan Las Chicas Del Cable İspanyol yapımı bir Netflix dizisi. 1920'lerde telefon şirketinde çalışan 4 kadının hikayesini konu alıyor. Kadınların o dönemde nasıl bağımsızlıklarını kazanmaya çalıştıklarına ve bunun için verdikleri mücadelelere bolca değiniyor. Entrika severler için bizden güzel bir tavsiye:) Good Girls IMDB: 7.9 Dram ve komedi türünde olan Good Girls kendi halinde 3 kadının hikayesini anlatıyor. Olaylar parasal sorunları olan bu 3 kadının; nakit para ihtiyaçları sebebiyle soygun yapma kararı almalarıyla başlıyor aslında. İzlemeye Devam... The Crown IMDb: 8.8 Kraliçe 2. Elizabeth’in hayatını ve tahta geçmesinden sonraki politik süreçleri konu alıyor.İlk sezon bolca Churchill içeriyor. Diğer sezonları da umut vaat ettiğinden bütün sezonları bitirmemiş olsak da önermeden yapamadık. Dogs of Berlin IMDB: 7.5 Daha 4 bölüm izlediğimiz bir dizi. İyi yorumları duyup başladık bizde. Sizde başlayın beraber yorumlarız sonra :) İzledik Ama Neden İzledik :) Tidelands IMDB: 7.1 Yaşadığı balıkçı köyüne geri dönen eski mahkum Cal McTeer’in, bir ceset bulmasıyla başlayan olayları konu alıyor. Kasaba oldukça gizemli. Gizemlerin en büyüğü ise körfezin saklı bir yerinde yaşayan, toplumun dışına itilmiş Tidelanders( yarı insan yarı sirenlerin olduğu garip bir tarikat) adlı grup. Fantastik dizi severler her türlü izleyebilir ancak sevmeyenler çok bulaşmasın :D You IMDB: 7.9 Çıkar çıkmaz o kadar konuşulan bir dizi oldu ki bizde hemen izledik tabi. Bir kütüphane müdürü olan Joe'nun saplantılı aşk hayatını ve yaptıklarını anlatıyor. Açıkçası abartıldığı kadar güzel değildi. Hikayedeki boşlukların altının doldurulması gereken kısımlar var. Bir ana karakterlerin sesli düşünme olayı hoşumuza gitti. Ama 2-3 bölüm sonra konuda çok dar olduğu için sürükleyiciliğini kaybettiğini söyleyebiliriz. Beğenmeyip İzlemeye Devam Etmediklerimiz :( La Mante IMDB: 7.5 Under the Dome IMDB: 6.6 İzlemek İstediklerimiz: Travelers, Maniac, The Alienist, The Haunting of Hill House

  • Bi Gezdik Geldik | SineGezi

    Bi gezdik geldik ve size anlatacaklarımız var Venedik Gezi Rehberi 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır. Gelelim gezimizin detaylarına; Devamı > Floransa Gezi Rehberi Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Trenle 2 saatten az bir zamanda Floransa’ya varabiliyorsunuz. 1 gece konaklayacağımız için biz herhangi bir ulaşım veya şehir kartı almadık... Devamı > Roma Gezi Rehberi Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına; Devamı > Alaçatı Gezi Rehberi Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsat bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Devamı > Lviv Gezi Rehberi Son zamanlarda bayağı popüler olan Lviv’e biz de bir çıkartma yapalım dedik. Kışların çetin ve oldukça soğuk geçtiği Lviv’e Ocak ayında gitmek ne kadar mantıklıydı? Onu hala bilmiyoruz ama.. Devamı > Antakya Gezi Rehberi Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık... Devamı > İğneada Gezi Rehberi İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse... Devamı > Belgrad Gezi Rehberi Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler görmenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık... Devamı > Viyana Gezi Rehberi Öncelikle Viyana için gezi planı yapacaklara bir tavsiyem var: Viyana'da o kadar çok müze, tarihi bina ve kilise var ki gezinizi kısa tutma gibi bir fikriniz varsa tekrar düşünün derim... Devamı > Bursa Gezi Rehberi Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk... Devamı > Rüya Şehir: Prag Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı. Bu sebepten hali hazırda Viyana’ya gelmişken; Viyana gezimize günü birlik bir Prag turu eklemekten kendimizi alı koyamadık.. Devamı > Antalya Gezi Rehberi Uygun fiyatlı uçak biletlerini takip etmenin en güzel yani yeni yerler görmek ve yeni planlar yapmak tabi ki. Bu defa Alternatif bir Antalya turu yapalım, daha önce görmediğimiz yerlere gidelim dedik. Dolu dolu bir plan oldu baştan söyleyelim :) Devamı > Cunda - Ayvalık Gezi Rehberi Sakinliği, kendine has havası ve samimiliği ile kalbimizi fetheden Cunda ♥; Alibey adası olarak da biliniyor ve kendisi, Ayvalık koyunda yer alan irili ufaklı 22 adadan birisi oluyor... Devamı > Keşiflerin Yeri; Münih Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte. Devamı > Denizli Gezi Rehberi Denizli seyahatimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Devamı > Bozcaada'da Bir Kamp Macerası Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Devamı > Trajikomik Barcelona Seyahati Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma... Devamı > Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Hazır bahar mevsiminde iken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota... Devamı > Kapadokya'da Üç Mevsim Mutlaka gezilip, görülmesi gereken Güzel Atlar Diyarı bizi çok etkiledi, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile... Devamı > Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir. .. Devamı > Şanlıurfa Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum... Devamı > Bir Tadımlık Gaziantep Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz.. . Devamı > Masalsı Bir Şehir: Brugge Belçika ’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik ’i olarak adlandırılan Brugge ’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha birçok güzel sıfatı hak eden bir şehir Brugge. Devamı > En Spontanından Köln Gezisi Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Devamı > Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel Belçika ’nın başkenti olan Brüksel’deyiz . Brüksel’i gezmek çok planladığım bir şey değildi, bu sebeple gitmeden çok araştırma yapamadım. Ancak şehir merkezinden alacağım bir haritanın iyi bir rehber olabileceğinden emindim. Devamı > Maastricht: Christmas Market Gezisi Her yıl aralık ayında kurulan ve 4 hafta boyunca süren Christmas Marketler yani Noel pazarlarının tarihi bayağı eskiye dayanıyor. Aslında 5 kıtada kurulan Christmas Marketlerin en ünlüleri Avrupa şehirlerinde yer alıyor.. Devamı > Sonbaharda İzmir Turu Durdurak bilmeden Selçuk , Efes ve Şirince turumuzu tamamladıktan sonra rotamızı İzmir'e çevirdik. Devamı > Şirince - Matematik Köyü Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık Devamı > Efes - Selçuk Gezi Rehberi Ucuz uçak bileti kampanyası varmış. Eee hadi o zaman İzmir'e gidelim diyerek yaptığımız İzmir seyahati planının, gidip gördükten sonra çok yerinde bir plan olduğuna karar vermiş bulunuyoruz. Devamı > Rengarenk Bir Şehir : Amsterdam Birçok kültürü içinde barındıran, özgürlüklerin şehri adlandırılmasını sonuna kadar hak eden Hollanda’nın başkenti Amsterdam , eminim ki gezmeyi seven herkesin merak ettiği, gitmek istediği ve gidilecek yerler listesinde bulunan bir şehirdir.... Devamı > Doğa Harikası, Kültür Şehri: Trabzon Bir çok imparatorluğu bünyesinde barındıran Trabzon dolayısıyla hepsinden izler taşıyan 4000 yıllık bir şehir ve gezilecek keşfedilecek bir çok yeri var. Hem nefes almak, hem kültürlenmek hem de biraz yorulmanız için bir dolu tavsiyem olacak.... Devamı > Peri Masalından Farksız: Kotor-Karadağ Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!?... Devamı > Babadağı'ı Aşta Gel Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! Devamı > Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz... Devamı > Rotterdam’da Bir Gün Hollanda’da şehirler arası yolculuk trenler sayesinde oldukça kolay ve Rotterdam da Hollanda’ya geldiyseniz görülmesi gereken bir yer diye düşünmekteyim.... Devamı > Utrecht - HOLLANDA Hollanda’ nın en eski şehirlerinden olan, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht’ten bahsedeceğim... Devamı > Please reload SineGeziciler

  • Bursa Gezi Rehberi | SineGezi

    Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan Bursa’ı planımızı.... Bursa Gezi Rehberi 29.01.2018 | Gonca Kaya Paylaş Havalar soğuk gitsek mi gitmesek mi diye düşünürken, daha fazla ertelemeyelim diyerek, Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan; Bursa gezi planımızı ertelemeyip, yola koyulduk. Bursa’ya Nasıl Gidilir? Biz Bursa’ya bize en yakın yer olan Kadıköy’den deniz yoluyla gitmeyi tercih ettik. Kadıköy’den Mudanya’nın Güzelyalı bölgesine ido seferleri bulunmakta. (Sitesinde ne yazık ki bu bilgiye rastlayamadık.) 2 saat süren yolculuk sonrasında eğer planınız Bursa merkeze gitmekse hemen çıkışta minibüsleri kullanabilirsiniz. Emek metro durağına kadar bu minibüslerle 2,5 TL karşılığında ulaşabiliyorsunuz. Metro durağına 5 ve 10 TL lik kağıt banknotlarla gitmenizi veya BKM Express hesabınız varsa şifrenizi bilerek gitmenizi öneririz. Zira biz çok zorlandık. Makineler 5 veya 10 TL kabul ediyor. Şöyle düşünün, muhtemelen bir çok insan bizimle aynı şekilde düşünüp, metro istasyonundaki bankamatiklerden 10 TL çekmeyi düşünmüş ve bankamatikler de 5 ve 10 TL lik banknot kalmamış. Bayağı bir çabaladıktan sonra para bozdurmaktansa, tümletmeyi deneyip, başardık. 10 TL’ye içinde 2 geçiş hakkı tanımlı Bursa kart aldık ve şehir merkezine doğru yola koyulduk. İlk işimiz sabahın erken saatleri olması sebebiyle kahvaltı yapabileceğimiz bir yer aramak oluyor. Alışılmışı boş verip, Kahvaltı için Bursa’nın ünlü Tahinli Çöreklerinden tadabileceğimiz bir yer olan Taş Fırını seçtik. Tahin severler yaşadı diyebiliriz. Sonrasında Tahinli Çöreğin verdiği enerjiye güvenerek bol üşümeli gezimize başladık: Gezilecek Yerler Ulu Cami Ulu Cami, Bursa’da I. Bayezid tarafından 1396-1400 yılları arasında yaptırılmış. Kent merkezide Atatürk Caddesinde bulunan cami oldukça görkemli. Ulu camiye metro Şehreküstü istasyonunda inerek kolayca ulaşılabiliyor. Koza Han Ulu Camiye çok yakın olan Koza Han, 1492 yılında II. Beyazıt tarafından İstanbul da ki cami ve medresesine gelir sağlamak amacıyla yaptırılmış. Adından da anlaşıldığı gibi Koza Han da ipek böceği kozalarından üretilen; ipek kumaştan yapılma şallar, eşarplar satılıyor. Bugün baktığınızda Koza Han’da ağırlıklı olarak ipek ürünleri satılıyor. Vitrinlerden gördüğümüz kadarıyla her bütçeye uygun şallar mevcut. Hanın alt katında çay/kahve içip dinlenebileceğiniz alanlar mevcut. Koza Hanın oldukça canlı olduğunu söyleyebiliriz. Irgandı Köprüsü Koza Han sonrasında yürüme mesafesindeki Irıgandı Köprüsüne gidiyoruz. 1442 yılında yaptırılan Irgandı Köprüsü; dünya üzerinde yer alan dört arastalı köprüden biriymiş. Köprü deprem ve savaşlar sonrasında ciddi şekilde hasar görmüş ve sonrasında tekrar yapılmış. Eğer bizim gibi merkez odaklı bir gezi planınız varsa; Bursa’da ulaşım konusunda çok zorlanmazsınız. Cumalıkızık Köyü Zira bir sonraki durağımız Cumalıkızık köyüne ulaşımımız da çok zor olmadı. Yine metroyla bir yere kadar gidip (Cumalıkazık durağı), hemen metro çıkışından Cumalıkızık’a giden minibüslerle köy merkezine ulaştık. Köy geçmişinde dizi çekimlerine de ev sahibeliği yaptığı için oldukça ünlü. Ünlü olduğu kadar da turistik. Köy kahvaltısı yapabileceğiniz, burada yaşayanların işlettiği bir çok müessese var. Hediyelik eşya, yiyecek konusunda da oldukça çeşitliliğe sahip köy, kısa süre de gezilebiliyor. Bol bol fotoğraf çekip, Cumalıkızık’tan ayrılıyoruz. Minibüs ile kent merkezine gidiyoruz. Sonrasında kısa bir şehir turunu aratmayan Tramvaya binip, gezimizin yegane hedefine ulaşıyoruz: Kebapçı İskender :D Soğuğa ve sıraya isyan ederek biraz da içeridekiler yedi mi, hesabı ödedi mi, kalkıyorlar mı? Diye bakınarak 45 dakikayı deviriyor ve iskenderimize ulaşıyoruz. Kısa gezimizin sonuna geldik ve geri dönüş yoluna koyulduk. Dolu dolu bir günün ardından; Bursa’da başka nerelere gidebiliriz diye düşünerek, kendi çapımızda yeni planlar yaparak Bursa’dan ayrıldık.

  • Yabancı | SineGezi

    Kendisine yabancı, çevresine yabancı, annesine yabancı, hayata karşı yabancı ama bir o kadar da içinde her şeyin ... Yabancı - Albert Camus 03.05.2017 | Nesrin Ergün Kendisine yabancı, çevresine yabancı, annesine yabancı, hayata karşı yabancı ama bir o kadar da içinde her şeyin ; aslında biraz romanın kahramanı olan Meursault için uygun olabilir bu yazdıklarımız. İnsanların koyduğu kurallarla, ahlak ile, bağ ile arası olmayan, kavramlarla, isimlendirmelerle arası barışamamış biri o, çoğu insanın düz bir adam o diye tabir ettiği biri belki de. Herkesin her şeye çok fazla değer atfettiği, hayatı çok fazla ciddiye aldığı ve her şeyden anlam çıkarmaya çalıştığı bir yerde bütün her şeyi bir kenara bırakıp olanları olmuyormuş gibi göstermeyi başaran bir kitap Yabancı. Albert Camus hayat ile insan ile nasıl başa çıkması gerektiğini o kadar iyi biliyor ki veya bilmese bile o kadar iyi işin içinden çıkıyor ve içten içe alay ediyor ki tüm bu olanlara yazdıklarına hayran kalmaktan ve durup okumaktan başka bir şey gelmiyor insanın elinden. Belki durup basitleştirmek gerekiyor romanın kahramanı Meursault gibi " herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir" demesini bilmeli belki de. Kitap öyle güzel başlıyor ki bilmiyorum diyor ama bilinmezlik bizler tarafından toplum tarafından kabul görmeyen bir kalıp bunu düşünmüyor Meursault. Bilmiyor, aldırmıyor, kabulleniyor belki de inanın ben de bilmiyorum tam olarak ne düşünüyor. Hepimiz yabancı hissederiz belki de yaşadığımız yere ama bunu sesli bir şekilde söyleyemeyiz çünkü hoşa gitmez bu romanda da var sanırım bu kadar yabancının ciddi tavırları arasında ciddi olamamak. Yabancı benim için sorgulatıcı cümleleri ve düşündürücü paragrafları ile Camus kitapları arasında okunması gereken ilk kitap diyebilirim. Keyifli okumalar :) Paylaş

  • Cunda - Ayvalık | Sinegezi

    Uzun zamandır bir Cunda planı aklımdaydı. Ancak yaz aylarında çok kalabalık olduğunu duyduğumdan, Cunda planını sonbahara ertelemiştim... Cunda - Ayvalık Gezi Rehberi 21.10.17 | Gonca Kaya Paylaş Uzun zamandır bir Cunda planı aklımdaydı. Ancak yaz aylarında çok kalabalık olduğunu duyduğumdan, Cunda planını sonbahara ertelemiştim. Yalnız itiraf etmeliyim ki biraz fazla ertelemişim. Bir tık daha sıcak ve kalabalık olsaydı, herhalde tadından yenmezdi. Buradan da anlaşıldığı üzere Cunda’yı çok sevdim. Sakinliği, kendine has havası ve samimiliği ile kalbimizi fethetti. Cunda’ya nasıl gidilir? Aslında Cunda Alibey adası olarak da biliniyor ve kendisi, Ayvalık koyunda yer alan irili ufaklı 22 adadan birisi oluyor. Bu adalardan sadece Cunda’da yerleşim varmış. Gel gelelim yolculuğun başlangıcına; Cunda’ya giderken biz vakit kaybetmemek açısından uçak ile ulaşımı tercih ettik. Açıkçası araba ile gidilse de aşağı yukarı aynı zaman dilimine denk gelir. Tabi feribot kullanırsanız. Bunu da belirtelim. Cunda’ya uçakla gitmek isterseniz; Edremit hava alananına gidip, oradan 2 vesaitle adaya ulaşabilirsiniz. Körfez birlik otobüsleri Ayvalık merkeze kadar gidiyor. Oradan da bir minibüse atladınız mı verelini Cunda :) Havalimanından araba kiralamak veya transferle gitmekte diğer seçeneklerden olabilir. Ayvalık’tan Cunda’ya giderken 2 köprü geçiyorsunuz. Hatta bir tanesi Türkiye'nin ilk boğaz köprüsüymüş. Tabela ile de bunu belirtmişler.( İstanbul'daki köprüleri düşününce çok samimi geldi bu köprü ) Cunda’ya giden iki yol var bu arada eski ve yeni yol minibüsler eski yolu kullanıyorlar. Bu iki yolu halka gibi düşünürsek Cunda tam ortada kalıyor. Peki Cunda’da gezilip görülecek yerlere gelelim; Cunda Bi Gezdik Geldik Kısmı: Baştan söyleyelim gezimizi sonbaharda yapmış olduğumuzdan bu kısım Cunda plajlarını içermemektedir. Cunda’yı gezmek için yarım gün yetiyor. Tabi birbirinden tatlı cafeler ve sokaklarda fotoğraf çekme ve çekilme işi devreye girdiğinde yarım gün tüm günü bulabilir. Her köşe kendine has ve güzel. Gezmeli kısmının ilk durağı eskiden Metropol Kilisesi olan Rahmi Koç müzesi. Rahmi Koç Müzesi 1873 yılında inşa edilen Kilise, Taksiryarhis’e yani Baş Koruyucu Melekler Cebrail ve Mikail atfedilmiş. 2011 yılında Rahmi Koç Müzecilik ve Kültür vakfına tahsis edilmiş ve 2014 yılında ziyarete açılmış. Biz gezerken keyif aldık mutlaka gidin deriz. Ziyaret için Gün ve Saatler: 1 Ekim - 31 Mart 10:00 - 17:00 1 Nisan - 30 Eylül 10:00 - 19:00 Pazartesi günleri kapalılarmış. Öğrenci: 2TL Tam: 5TL Agios Yannis Kilisesi/ Sevim ve Necdet Kitaplığı Baştan söyleyelim Agios Yannis Kilisesi, Aşıklar Tepesi, Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı hepsi aynı yerde bulunmakta. Konuya açıklık getirmek gerekirse bu yapını dünü Agios Yannis Kilisesi, bugünü ise Sevim ve Necdet Kütüphanesi. Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi oğulları Muhtar Kent’in babasından kalan kitapları bağışlamasıyla zenginleştirilmiş. Çok büyük bir kitaplık değil ancak insanın araştırma yapmak isteyeceği bir kitaplık olduğunu söyleyebilirim. Kütüphane ve Kafesi yaz-kış her gün 09:30 ve 17:30 saatleri arasında açık. Girişler de ücretsiz. Nostalji Cafe Manzarasıyla insanı etkilemeyi başaran kafede bir şeyler içmeden buradan ayrılmayın derim. Huzur var manzarada fazla fazla :) Tarihi Yeldeğirmeni Nostalji kafede churchilllerimizi yudumlarken, bize oldukça yakın görünen Tarihi Yeldeğirmenini sıradaki rotamız olarak hemen gözümüze kestirdik. Sandığımız kadar yakın olmasa da, yakın denilecek bir mesafede. Gezilecek yerler sınırlı olunca yeme ve içme meselesi daha bir gündeme geliyor. Yani Cunda’nın küçük olduğuna bakmayın. Sayısız mekan ziyaretinizi bekliyor. Taş Kahve Sanırım en merak ettiğimiz yerdi. Şuradan anlayın Cunda’ya ayakbasar basmaz Taş Kahve’nin yolunu tuttuk. Kahvaltı için çok zengin bir menü yok ancak bizim gibi omlet menemen neyimize yetmiyor ki deyip, Taş Kahve’de kahvaltı yapabilirsiniz. Sonra da kahvenizi söyleyip denize karşı kurulursunuz. (Beni biri ışınlasıın) Cook Point Kahvaltı için önerebileceğimiz bir mekan. Çeşitleri bol, sunumları güzel ve mekan da çok sevimli eee daha ne olsun biz sevdik, tavsiye de ederiz. Karadeniz Pastanesi Pastanenin bulunduğu sokak Cunda’nın en tatlı sokağı olabilir. Mekanın tatlığının yanına kurabiyelerin ve Lor tatlısının lezzeti eklenince olaylar boyut değiştiriyor ve öğlen yemeği faslını kurabiye ve tatlı ile kapatıyoruz. Lokma İmparatoru Herhalde şanını duymayan kalmamıştır. Bizzat hamurun yapılışı hariç tüm aşamalarını izledik. Çok zahmetli bir iş ve çok leziz görünüyor. Yalnız görünüşü sizi bizim gibi porsiyonu bol tutma yanlışına götürmesin efenim. Zira bu güzel lokmaları ziyan etmek istemezsiniz. Abartmıyorum en küçük boyu 3 kişi yetecek bollukta. Cunda Körfez Restorant Aslında başka planlarımız vardı. Heep adanın akşam serin olması hem gitmeyi planladığımız mekanda kimseciklerin olmaması bizi Cunda Körfez Restorana sürükledi. Gördüğümüz en dolu mekanlardandı. Hizmet çok iyiydi. Porsiyonlar oldukça doyurucuydu. Tat olarak çok farklı değildi ancak bizim keyifli bir akşam geçirmemizi sağladı. İkram ettikleri Lor tatlısı da pek bir hoştu. <3 Cunda’da gitmeyi istediğimiz başka yerler de vardı tabi. Mesela; Lal Girit Mutfağı Ayna Son Vapur Bay Nihat Vino Şarap Evi Orman Coffee / Cocktail Dondurmacı Celal Sade Coffe & Tea Artisan Liste uzar gider.. Son olarak Cunda temalı hediyelik eşyalarda alıp, Cunda turumuzu noktalıyoruz. Ama bitmiyor daha Ayvalık var diyerek Ayvalık’a geçiyoruz. Ayvalık rotamız aslında kısa ve net Şeytan Sofrasında gün batırılacak; Güler Pastanesinde Lor tatlısı yenilecek, Tostçular Çarşına gidip, esnafın daveti karşısında panik yapıp gördüğümüz ilk tostçuda tost yenilecek ve ya bir kilise varmış adıda Taksiryarhis’miş deyip kiliseye gidilecek. Ve güzel Ayvalık’a veda edilecek. Kısa da olsa gezimiz ne iyi etmişiz gelmekle dedik. İyi gezmeler,

  • Gizli Güzellik | SineGezi

    Will Smith, Gizli Güzellik filminde hırslı, dinamik ve karizmatik bir reklam yöneticisi olan Howard olarak karşımıza çıkıyor... Gizli Güzellik (Collateral Beauty) - 2016 25.12.2016 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 6/10 Tür : Dram Süre : 97 dk Yönetmen : David Frankel Oyuncular : Will Smith , Kate Winslet , Keira Knightley Senaryo : Allan Loeb Will Smith, Gizli Güzellik filminde hırslı, dinamik ve karizmatik bir reklam yöneticisi olan Howard olarak karşımıza çıkıyor. Howard yaşadığı trajik olay sonrasında onu tanımlamak için sıralamış olduğum tüm özellikleri kaybediyor ve hayattan zevk almayan, kendisini ailesinden arkadaşlarından soyutlayan ve hatta neden yaşadığını sorgulayan bir insana dönüşüyor. Howard’ın bu halini gören yakın arkadaşları aynı zamanda iş ortakları hem Howard’ı düşündüklerinden hemde şirketlerini düşündüklerinden kolları sıvayıp çözüm aramaya başlıyorlar. Bu arada Howard’ın yakın arkadaşlarını da birbirinde ünlü isimler canlandırmakta; Kate Winslet, Edward Norton ve Michael Pena. Bu 3 lü Howard’ı izlemesi için tuttukları dedektif sayesinde Howard’ın ölüm, zaman ve aşka terapi amaçlı mektup yazdığını öğrenirler ve sonrasında asıl hikaye başlamış olur seyirci için. Ölüm, zaman ve aşk üçlüsü beden bulmuş şekilde Howard’ın karşısına çıkar. Yazdıkları için Howard’ı sorgularlar. Film bu süreçte Howard gibi izleyiciye de bu kavramları sorgulatmakta. İnsan yaşadıkları sebebiyle yönünü kaybedebilir. Önemli olan tekrar bulmasıdır. Filmde de Howard’ın can bulmuş ölüm, zaman ve aşk üçlüsü sayesinde yönünü tekrar bulması ve gizli güzelliği keşfetmesini izliyoruz. Her yaşam başlı başına bir hikayedir. Her hikayede de ayrı bir güzellik vardır. Filmdeki gizli güzelllik kavramı da bana göre kimi zaman yaşadığın andır, kimi zaman hissettiğin sevgidir, kimi zamanda özlemdir, ölümdür, kaybediştir, kavuşacağını bilmektir. Film klasik konuları ele alsa da, oyuncular ve yorumlayış açısından ortalamanın üzerinde, izlemeye değer bir film. İyi seyirler dilerim :)

  • Lviv Yeme İçme Rehberi | SineGezi

    Lviv Yeme İçme Rehberi 30.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gittiğimiz çoğu kafe ve restorant merkeze yakın yerlerde kolaylıkla bulunabilecek yerlerdi. Şimdiden bol yemeli bir geziye hazırlayın kendinizi :) Gittiğimiz yerlerden kısa kısa bahsedelim; Cukor Kahvaltısı ve burgeri ile meşhur olan yeri kahvaltı için tercih ettik. Porsiyonları oldukça doyurucu hatta siyah çay söylerseniz bayağı demlikte geliyor. Tek bir demlik 2 kişi için yeterli olacaktır. Baczewski Restourant Madem yazıya günün en sevdiğimiz öğünü olan kahvaltıdan başladık. Kahvaltıdan devam edelim. Gitmeden araştırma yaparken hemen hemen sayfada karşılaştığımız Baczewski'ye biz de gitmesek olmazdı. Sabah 9:00 ve 11:00 arasında verilen şampanyalı, piyanolu kahvaltı için erken gitmezseniz sıra beklemeniz gerekebiliyor. Sanırım tek sıra beklediğimiz yer burasıydı. Açık büfeden lezzet konusunda bir Türk kahvaltısı beklentiniz olmasın ancak çeşit ve lezzet olarak gayet iyiydi. 150 grivna ücret ödeyerek, açık büfe kahvaltıdan faydalanabiliyorsunuz. Lviv Coffee Manufacture Oldukça turistik bir yer olan Lviv Coffee Manufacture hem kahve, hediyelik alabileceğiniz hem de kafesinde oturup kahve ve tatlılarını tadabileceğiniz bir mekan. Kafe bölümüne geçmeden yer altını gezebilirsiniz. Girişte size baretler veriliyor, oturma yerlerinin de olduğu bölüm ilgi çekici. Kafe bölümünden bahsetmek gerekirse biz Lviv usulü cappucino ve kahve denedik. Kahvesi likor ve limon eşliğinde sunuluyor. Türk kahvesinden biraz daha yumuşak, bizce bir şans verilebilir.Kahvenizin yanına Napolyon pastasından söylemeyi unutmayınız. Kahve içebileceğiniz bir kaç yer daha önermek isteriz. Hemen otelimizin orada bulunan Black Honey, Snikerslı kahvesi ile ünlü Urban cafe, Lviv El Yapımı Çikolata Burası hem çikolatanın imal edildiği, hem satıldığı hem de sunulduğu 4 katlı sevimli bir atölye. İlk katta küçük bir kafesi var. Diğer 2 katta çikolata satışı yapılıyor. Aynı zamanda çikolata yapan ustaları da izleme fırsatınız olabiliyor. En üst katta bulunan kafesinde çikolata, tatlı ve kahve seçeneklerinin olduğu menüleri bulunuyor. Sowa Cafe Waffle yemek isterseniz, test ettik ve beğendik Tercih edebilirsiniz. Celentano Pizzeria Çok merkezi bir yerde olan pizzacı, küçük bir mekan gibi görülse de içerisi bayağı büyük. Dekorasyonu da oldukça güzel hatta dekorasyonu ne kadar sevdiysek, pizzamızın fotoğrafını çekmeyi unutmuşuz. Pizzaları merak edenler için; pizzaları da standart pizza lezzetinin bir tık üzerindeydi. Biz memnun kaldık. Centuar Cafe Rynok meydanında bulunan kafe menü olarak oldukça zengin, biz burada yerel tadlardan olan Varenyky (Mantı) ve Derucy(Patatesli Pancake) ve lokal biralarından denedik. Fiyatlar bizim para birimimize göre makuldü. Lavantalı kahvesi ve kuruvasanlarının da güzel olduğunu duyduk. Atlas Cafe Centuar kafenin çok yakınında yer alan cafenin dekorasyonu bizim hoşumuza gitti. Burada mantar çorbası denedik. Biraz tuzlu bulduğumuzu itiraf edebiliriz. Mons Pius Ermeni sokağında bulunan restorant, Lviv'de et yiyebileceğiniz meşhur restorantlardan, ancak menüsü ile ilgili bir ayrıntıyı paylaşalım. Et fiyatları ise 100gr olarak yazılmış. Ancak steak söylediyseniz; 100 gr olarak servis edilmiyor. İçeceklerin fiyatı ml olarak yazılmış. 3 katı ücrette hesap gelirse şaşırmayınız. Sipariş verdikten sonra el yapımı ekmekten isteyip, istemediğinizi sorabilirler, bu tuzağa düşmeyin, bir numarası yok, bunu onlara da söyledik bayağı şaşırdılar. Meat and Justice Konsept bir restorant olan Meat and Justice'da hesaplar satır ile kesilmekte. Bu tip konseptleri seviyorsanız, lezzetli etler tadabileceğiniz restorantı tercih edebilirsiniz. Champagneria X&X Şampanyalarıyla ünlü mekanda gürcü pidesi ve hot dog da tercih edilen yemeklerden. Beer Theather Akşam keyifli vakit geçirebileceğiniz, kendi üretimleri olan biralarıyla meşhur mekana mutlaka uğramalısınız. Gezimizin bol yemeli içmeli olduğunu yazımızdan da anlayabilirsiniz. Biz porsiyonları bölüşüp, daha çok lezzet tatmaktan yanayız. Ona rağmen gidemediğimiz yerler de oldu. Bir daha ki sefere diyelim. :)

  • Sil Baştan | SineGezi

    Sevdiğini unutmak ve nedenleri karşısında tekrardan tarafsız kalmak üzerine.. ​ Sil Baştan, Oscar kazanmış 2004 yapımı film. Yönetmenliğini Michel Gondry'nin.. Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) - 2004 27.12.2016 | İrem Ceyda Boztepe Paylaş IMDb : 8,3/10 Beyaz Perde : 4,5/5 Tür : Drama, Romantik Süre : 108 dk Yönetmen : Michel Gondry Oyuncular : Jim carrey, Kate Winslet, Mark Ruffalo, Kristen Dunst Senaryo : Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth Sevdiğini unutmak ve nedenleri karşısında tekrardan tarafsız kalmak üzerine.. Sil Baştan, Oscar kazanmış 2004 yapımı film. Yönetmenliğini Michel Gondry'nin üstlenmiştir. Senaryosunu Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth birlikte yazmıştır. Kaufman ve Bismuth En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü'nü kazanmıştır. 2yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish, bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışmaktadır. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister. Film, adamın hafızası silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdehaleyi durdurmak ister. Çünkü pişman olmuştur. Sevgilinizi, onunla yaşadığınız anıları kafanızdan sildirmeniz mümkün olsaydı, onu yine de unutabilir miydiniz sorusunu soran bir filmdir. Sevgilisinden ayrılan her insanın "ah keşke zihnime bi format çekebilsem" lafının ne kadar boş ve de anlamsız olduğunu söyleyen süper ötesi bir film. Belki bu orjinal bir fikir olabilir ama acı ve tatlısıyla bu hayata "benim hayatım" diyebiliyoruz. bolca acılar yaşıyoruz, aşk kırıklıkları da üzerine tuz biber ekiyor. Eğer tüm bunları silme gibi bir şansımız olsaydı, hayatımızdaki aşkları, kırgınlıkları, mutsuzlukları silebilseydik geriye ne kalırdı? Belki acı çekmez unutursak eğer mutlu olabilirdik düşüncesi hepimizde var. Ama o zaman güzel anlardan "ondan" eser kalır mıydı geriye? 1-2 mutlu anıdan mı ibaret olacaktı yani "o"? Diyende var. acılarımı seviyorum, ben onlarla öğrendim hayatı ve onlarla varım diyebilmeliyiz. Eğer acı çekilmezse mutlulukların kıymeti bilinmez zaten. İyi seyirler..

  • Arrival | SineGezi

    "Gelecek zamanın aynasıdır." Başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner’ın paylaştığı modern bilim-kurgu filmi olan; Arrival... Geliş (Arrival) - 2016 10.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 8,3/10 Beyaz Perde : 3,7/5 Tür : Bilim-kurgu, Dram Süre : 116 dk Yönetmen : Denis Villeneuve Oyuncular : Amy Adams, Jeremy Renner Senaryo : Eric Heisserer "Gelecek zamanın aynasıdır." Başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner’ın paylaştığı modern bilim-kurgu filmi olan; Arrival, bilim-kurgu olmasına rağmen gerçekçiliği ile dikkatleri üzerine çeken bir yapım. Filmin konusuna gelecek olursak, uzaylılar dünyanın ayrı noktalarına iniş yapıyorlar. Onların hangi amaçla geldiklerini anlamak için dil bilimci Dr. Louise Banks ve fizikçi Ian Donnelly görevlendiriliyor. Temposu düşük ama bir o kadarda insana hitap eden yapım için en sahici yorumum; sahiden dünya dışında bir yaşam var ise yani bizim deyişimizle uzaylılar var ise ve dünyaya gelseler nasıl olurdu? sorusunun tam olarak cevabı bu film. Louise’in ve Ian’ın iletişim kurma çabaları aksiyondan uzak ve çok insani. Film bizi farklı zaman dilimlerine doğru sürüklemekte, başta kurguyu yani zaman kavramını pek algılayamıyoruz ancak sonrasında taşlar yerine oturuyor, bunu da filmin senaryosunun sürprizlerinden birisi olarak nitelendirebiliriz. Sonuç olarak zaman kavramını, seçimlerimizi sorgulatacak oldukça başarılı bir film olmuş; Arrival, uzaylı kavramı filmin verdiği mesajların yanında bir ayrıntı olarak kalmış. Film modern bilim-kurgu olarak geçiyor ancak psikolojik yönü de hafife alınmamalı. Henüz vizyondayken izlemeniz tavsiye edilir :)

  • Viyana Gezi Rehberi | SineGezi

    Öncelikle Viyana için gezi planı yapacaklara bir tavsiyem var: Viyana'da o kadar çok müze, tarihi bina ve kilise var ki gezinizi kısa tutma gibi bir fikriniz.. Viyana Gezi Rehberi 02.02.2018 | Hande Samancı Paylaş Öncelikle Viyana için gezi planı yapacaklara bir tavsiyem var: Viyana'da o kadar çok müze, tarihi bina ve kilise var ki gezinizi kısa tutma gibi bir fikriniz varsa tekrar düşünün derim. Viyana'ya en azından bilindik, turistik yerlere gidip rahat dolaşmak için en az 4 gün ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Tabi gittiğiniz döneme bağlı olarak değişen aktiviteler olabilir. Ben Christmas dönemi gittiğim için 5 günde bol bol müze (malum hava soğuk),kafe ve christmas market gezdiğimi söyleyebilirim. Viyana özellikle Christmas döneminde inanılmaz gözüküyor. Her gördüğünüz tezgah tam bi şölen niteliğinde. O yüzden de Christmas döneminin (Aralık'ın ilk iki haftası) Viyana'ya gidilebilecek en güzel zamanlardan birisi olduğunu düşünüyorum. Bir de en yeşil Avrupa şehirlerden biri olduğunu düşünürsek yazında görmekte fayda var tabi. :) Viyana'da Ulaşım Metro, tren haritalarını görüp sakın kaybolduk bulamayacağız gibi umutsuzluğa düşmeyin. Karışık gözükse de aslında kullanımı çok kolay bir sistemleri var. Şehir içi ulaşımda için U-bahn-Line ve S-Bahn-Line ile Viyana içi çoğu yere ulaşım sağlanabiliyor. Kalacağınız güne göre aylık, haftalık,günlük bilet seçenekleri bulunmakta. Bol bol aktarma yapacağınızı düşünürsek, eğer 4-5 gün kalacaksanız haftalık olanı alıp rahat rahat gezebilirsiniz. Bu aldığınız bilet çoğu yerde geçiyor olacak zaten.(metro, tramvay, otobüs gibi) Havaalanından merkeze ulaşmak ise baya kolay. Tren ile yaklaşık 20 dakikalık bir yolculukla Hauptbahnhof'a ulaşabiliyorsunuz. Devamında ise gideceğiniz yere göre metro ile aktarma yapabilirsiniz. Bu arada havaalanına giden tren için ayrı bilet almanız gerekiyor. Bu biletleri metro istasyonlarından alabilirsiniz. Bir de aldığınız her bileti trene veya metroya girişte okutmayı unutmayın. Devamlı bir bilet kontrolü olmasa da eğer denk gelirseniz çok yüksek para cezası kesilebiliyor. Viyana Gezilecekler Yerler Schönbrunn Sarayı Schönbrunn Sarayı Habsburg Hanedanlığı'nın yazlık sarayı olarak kullanılıyormuş. O yüzden de saray büyük ve ihtişamlı bahçelere sahip. Eğer sarayın içini gezmek isterseniz Sarayın iki farklı tur seçeneği bulunmakta. Schönbrunn Saray'ın normalde 1441 odası olsa da sadece 40 tanesi halka açık. Her iki turda da sesli anlatımı ücretsiz olarak dinleyebiliyorsunuz. Imperial tour Bu turda 22 tane oda gezebiliyorsunuz. Franz josef ve karısı Sisi'nin kişisel eşyaları ve özel odalarını da görme şansınız oluyor. Dolaşma hızınıza göre genelde değişir ama ortalama 40 dakika dolaşabilirsiniz. Tha Grand Tour Halka açık olan 40 odayı da görebileceğiniz tur seçeneği. Tarihi yapısını ve mimarisini daha detaylı inceleyip görmek isterseniz ve daha fazla vaktiniz varsa bu tur seçeneğini seçebilirsiniz. Bu iki turun dışında Schönbrunn Sarayı'nıda gezip ayrıyeten Schönbrunn Zoo'da(en eski hayvanat bahçelerinden) gezmek isterseniz Winter Pass alıp her ikisinide gezebilirsiniz. Hangi turu seçerseniz seçin genel olarak burası çok vaktinizi alabilir. O yüzden sabah erken gidip dolaşmanızda fayda var. Belvedere Sarayı Belvedere Sarayı'nın gerçekten ihtişamlı bir yapıya sahip. Bu saray Viyanalılar için önemli olan prens Eugen’e hediye edilmiş ve Eugen'da savaşta kazandıklarını sanat için harcamış. Belvedere Sarayının kendisi kadar güzel ve geniş bir bahçesi de bulunmakta. Özelikle yazları inanılmaz bir görüntüsü olduğunu ve mutlaka gidip orada zaman geçirilmesi gerektiğini bolca duydum. Gittiğimiz dönem kış olduğundan müze içini dolaşma, malum soğuktan dolayı daha cazip geldi. Belvedere Sarayı aslında iki kısma ayrılıyor. Yukarı Belvedere Sarayı ve Aşağı Belvedere Sarayı olmak üzere. Yukarı Belvedere sarayında daha çok kalıcı eserler sergilenirken Aşağı Belvedere Sarayında ise geçici eserler sergilenmekte. Sarayda son derece önemli resimler ve heykeleler sergileniyor. Gustav Klimit'teait bir çok eseri burada görme fırsatınız oluyor ve gezerken her gördüğünüz eserini çekme isteği uyanıyor insanın içinde. Yine müze çok büyük olduğundan dolaşmanız vakit alabilir. Ona göre plan yapıp gitmelisiniz. Eğer yaz dönemi gidiyorsanız bahçeyi dolaşmak içinde zaman ayırmayı unutmayın. :) Müzeye ulaşım ise oldukça kolay. Metroda U1 hattına binip Stüdtirolerplatz durağında iniyorsunuz. Hofburg İmparatorluk Sarayı Hofburg Sarayı imparatorluk zamanı kışlık saray olarak kullanılıyormuş. Hofburg Sarayı içinde Sisi Müzesi, imparatorluk daireleri ve gümüş koleksiyonları sergilenmekte. İmparatorluk daireleri oldukça gösterişsiz bulabilirsiniz. Çünkü o dönem hükümdarı Franz Joseph gösteriş ve lüks sevmeyen biriymiş. Burada özellikle Sisi Müzesini görmek isteyebilirsiniz. Çünkü Viyana'da oldukça meşhur ve tanınan bir İmparatoriçe kendisi. Yaşadığı dönem çalkantılı hayatı ve devamlı Avrupa seyahatlerine çıkmasından dolayı herkes tarafından bilinen biriymiş. Schönbrunn Sarayını gezerken de hakkında bir çok bilgi öğrenebilirsiniz. Metroda U3 hattını kullanarak “Zieglergasse” durağında inip, buraya ulaşabilirsiniz. St. Peter's Church Viyana'nın en eski kilisesi olan St. Peter's Kilisesi merkezde bir konumu var ve Hofburg Sarayına oldukça yakın. Kilisenin içi gerçekten güzel ve baya detaylı süslemeler mevcut. Eğer denk gelirseniz bir ayin sırasında da ziyaret etmelisiniz. Aziz Stefan Katedrali Şehir merkezinde yer alan Aziz Stefan Katedrali şehrin simgesi haline gelmiş. İnanılmaz bir gotik mimariye sahip. İsterseniz içine girip ziyaret edebilir kulelerine de çıkabiliyorsunuz. Stephansplatz meydanında bulunan katedrale yine aynı isminde ki U1 hattı üzerinde bulunun metro durağında inerek kolayca ulaşım sağlayabilirsiniz. Mozarts House Mozart'ın 2,5 yıl boyunca yaşadığı bu evde Mozart'a ait eşyalar sergileniyor. Oldukça merkezi bir konumda ve St. Stephan's Katedraline çok yakın. Bu müzeye Giriş ücreti 11£. Diğer müzelerle karşılaştırıldığında burası için biraz fazla olduğunu düşünebilirsiniz. Graben ve Kartner Caddesi En ünlü caddelerden biri olan Graben üzerinde birçok lüks markayı bulmanız mümkün. Baya hareketli ve kalabalık bir cadde ve ayrıca trafiğe kapalı bir cadde. Bu cadde sonunda ise Kartner caddesi ile birleşiyor. Burasıda kafelerin ve mağazaların olduğu yine Graben gibi trafiğe kapalı bir cadde. Graben caddesinde dolaşırken göreceğiniz anıt ise Veba ve Melekler Anıtı. 1697'de vebadan ölenler için yapılmış. Viyana Devlet Operası Kartner caddesinin hemen başında ise Viyana'nın en büyük opera binası bulunuyor. Küçük bir bilgi eğer operaya gitmek istiyor ama çok pahalı geliyorsa yada bilet ayarlamak için vakit kalmamışsa opera başlamadan bir iki saat önce ayakta bilet satışları yapılıyor. 3-4 Euro arası değişiyor. Şansını bu yönde kullanıp buraya kadar gelmişken izleme şansı yakalayabilirsiniz. Aziz Stefan Katedrali, Graben, Kartner caddesi, Mozarts House ve Opera binası hepsi aynı bölgede bulunduğundan hepsi için bir gününüzü planlayıp aynı gün içinde dolaşabilirsiniz. Musuem Quarter- Leopold Müzesi, MUMOK Musuemquartier bölgesinde birçok müze bulunuyor. En çok ilgi çeken ikisi Leopold ve MUMOK modern sanat müzesi. Zaten iki binada yan yana bulunuyor. MUMOK Viyana tarihine ve geçmişe yönelik eserler içermemekte. Eğer modern sanata ilgili ve meraklıysanız tercih edilebilecek yerlerden. Leopold Müzesi kesinlikle gidilip görülmesi gereken müzelerden. İçerde kendinizi kaybedip saatlerce dolaşabilirsiniz. Müzede Gustav Klimt, Oscar Kokoschka, Egon Schiele, Richard Gerstl, Koloman Moser gibi modern Avusturyalı sanatçıların eserleri bulunuyor. Musuem Quarter bölgesinde ulaşım oldukça kolay. Metroda U2 hattında aynı isimli durakta inmeniz yeterli. Musuem Quarter'ın hemen karşı tarafında 5 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz yine iki tane büyük müze bulunmakta; Doğa Tarihi Müzesi(Naturhistorisches Museum) ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi(Kunsthistorisches Museum) . İkisi de görüntü anlamında inanılmaz bir mimariye sahip. Bulundukları alanda Christmas marketinde kurulmasıyla hep beraber çok güzel bir görüntü oluşturdukları kesin. Prater Bölgesi- Wiener Riesenrad(Dönme Dolap) Prater , Viyana’nın Leopoldstadt bölgesinde bulunan eğlence alanı. Viyana merkezin biraz dışında bulunuyor ama buraya metroda U1 ve U2 hattını kullanarak kolayca ulaşabilirsiniz. İçeri giriş ücretsiz. Binmek istenilen bölümler için bilet alınıyor. Wiener Reisenrad (dönme dolap) en ünlü simgesi haline gelmiş. Bütün şehri dönme dolapta iken görme şansınız oluyor. 2. Dünya savaşında komple yanmış olsa da 1947 yılında tekrar yapılmış. Dönme dolap girişine vagonlar içinde Viyana tarihinde önemli olan anıların minyatür canlandırması da bulunuyor. Daha önce başka yerde gitmemişseniz eğlence alanı içinde Madame Tussauds bal mumu müzesini de bulunmakta, burada ziyaret edebilirsiniz. Viyana Belediye Binası( Rathaus ) Bulunduğum süre boyunca 3 kere gittiğim, tonlarca fotoğraf çektiğim yer. Önünde kurulan kocaman Christmas marketle birlikte görmekten en mutlu olduğum yerlerden biri oldu. Zaten inanılmaz mimarisiyle Viyana'nın en popüler turistik yerlerinden. Günümüzde hala aktif olarak belediye binası olarak kullanılıyor. Mutlaka akşam da ışıklandırılmış haliyle de ziyaret etmelisiniz. Viyana Üniversite binası da Rathaus'a oldukça yakın merak edip, ziyaret etmek isteyenler için ek bilgi:) Yürüyerek 5-10 dakikaya ulaşabilirsiniz. Hundertwasserhaus Tasarımcı Friedensreich Hundertwasser tarafından toplu konut çalışması için yapılmış ve günümüzde oldukça ünlü olan bir apartman haline gelmiş. Bina aslında halen gerçekten kullanılıyor ve içinde 52 tane daire bulunuyor. 1986 yılında yapılan bina rengarenk görüntüsüyle oldukça ilgi çeken turistlerin uğrak yerlerinden. Burayı gündüz ziyaret etmeniz hem fotoğraf çekme hemde mimariyi görme açısından daha mantıklı oluyor. Buraya metro ile ulaşım bulunmamakta. 1 nolu tramway ile ulaşım sağlamanız gerekiyor. Landstrabe Wien Mitte metro durağından bu tramvaya binip Hetzgasse'de inerek buraya gidebilirsiniz. Albertina Müzesi Albertinaplaztz Meydanı'nda bulunan müze oldukça büyük ve en önemli grafik eser koleksiyonlarına sahip. Görkemli bir mimarisi var ve oldukça merkezi bir konumda bulunuyor. Müzelerin hepsinin farklı giriş ücretleri var. Ve bu ücretleri Türk Lirası olarak düşündüğümüzde biraz fazla olabiliyor. Eğer öğrenciyseniz mutlaka kartınızı yanınızda götürün çünkü öğrenciler baya indirimli bilet alabiliyor. (Öğrenci değilsin ama kartın varsa da bence şansınızı deneyim derim ) Birde gideceğiniz yerlerde işinize yarayıp yaramadığına bakıp müze girişlerinde size indirim sağlayan Vienna pass ve Vienna Card seçeneklerine bakabilirsiniz. Her ikisininde farklı yerlerde indirimleri oluyor.

  • Amsterdam | SineGezi

    Birçok kültürü içinde barındıran, özgürlüklerin şehri adlandırılmasını sonuna kadar hak eden Hollanda’nın başkenti Amsterdam, eminim ki gezmeyi seven ... Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam 05.10.16 | Gonca Kaya Fotoğraflar : Raziye Tugan, Saygın Karakuş, Gonca Kaya Paylaş Bir çok kültürü içinde barındıran, özgürlüklerin şehri adlandırılmasını sonuna kadar hak eden Hollanda’nın başkenti Amsterdam, eminim ki gezmeyi seven herkesin merak ettiği, gitmek istediği ve gidilecek yerler listesinde olan bir şehirdir. Şehir ismini, hemen yanı başında kurulduğu Amstel nehrinden almıştır. İstanbul’u düşünürsek eğer Amsterdam'ın çok kalabalık bir nüfusa sahip olduğunu söyleyemem ancak her daim canlı, yaşayan bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Şehre ayak bastığınız ilk andan itibaren sizin gibi birçok turistin olduğunu fark edebiliyorsunuz. Şahsen ben turist olmanın en keyifli olduğu yerlerden birisi olduğunu düşünüyorum. Amsterdam’a ulaşımdan biraz bahsedecek olursak hava alanından direkt olarak trenle Amsterdam’ın merkezine ulaşabiliyorsunuz. Biletinizi sarı makinelerden veya gişelerden alabilirsiniz. Eğer uzun kalacaksanız 7.50€ ya ov-chipkaart alabilirsiniz. Bu kart İstanbul kart gibi para yükleyip her türlü ulaşım aracında kullanabiliyorsunuz. Yalnız kartı hem girişlerde hem de çıkışlarda okutmanız gerekiyor. Aksi takdirde en uzun mesafe tutarı kesiliyor kartınızdan. Birde kartlar tek kişilik. Uzun kalmayacaksanız I Amsterdam kartı sizin için çok daha uygun olur. 1,2 ve 3 günlük seçenekleri var. Bu kart sayesinde birçok müzeye ücretsiz girebiliyorsunuz, ücretsiz kanal turu yapabiliyorsunuz, bütün ulaşım araçlarından ücretsiz faydalanabiliyorsunuz ve birde bazı restoran ve cafelerde belirli miktardaki indirimlerden faydalanabiliyorsunuz. Detaylı bilgi için linkini vereceğim siteyi ziyaret edebilirsiniz. https://www.iamsterdam.com/en/i-am/i-amsterdam-city-card Ben yürümeyi seviyorum ve zamanımda bol derseniz eğer Amsterdam merkezini gezerken pekte ulaşım araçlarını kullanmanıza gerek yok. Elinize Amsterdam Centraal’den ücretsiz olarak alabileceğiniz şehir haritasıyla Amsterdam’ı yürüyerek veya bisiklet kiralayarak gayet güzel gezebilirsiniz. Buraya ayrıca eklemeliyim ki Amsterdam bisikletle çok rahat bir şekilde, ezilme tehlikesi geçirmeden gezebileceğiniz bir şehir zaten bisikletli sayısını görünce emin olun sizde onlara katılmak isteyeceksiniz. Yürümek ve bisikleti tercih etmiyorsanız veya zamanınız kısıtlıysa Google Maps uygulamasını da kullanabilirsiniz. Toplu taşıma yönlendirmelerinin çok iyi olduğunu duydum. Herkesin gezmek eyleminden çıkarımları farklı olabilir. Benim de size çoğu gezi sitesinde de tavsiye olarak karşınıza çıkan, görmelisiniz, bakın burada fotoğraf çekilmeyeni dövüyorlarmış diyebileceğim belirli başlı yerler var :) Onları listeleyeceğim. Ancak nereye ne kadar zaman ayırarak gezeceğiniz tamamen size kalmış. Amsterdam Centraal Amsterdam Centraal gördüğüm diğer istasyonlardan farklı olarak görkemli bir mimariye sahip ilk fotoğrafınızı burada çekilebilirsiniz. Dam Meydanı Centraal den yürüyerek 10 dakikada ulaşabileceğiniz mesafede yer alan Amsterdam’ın meşhur meydanı. Turistik her şehirde olduğu gibi Dam Meydanı da oldukça hareketli sokak sanatçıları, müzisyenleri, değişik kostümler giyinmiş onlarla fotoğraf çekinmenizi bekleyen korsan kılığındaki ya da katil kılığındakiler olsun hepsi meydana ayrı bir renk katmakta. Siz de onlara katılıp bu canlılığın bir parçası olabilirsiniz hatta belki sizi tanımayan birisini fotoğrafında gülümseyen bir renk olursunuz. Dam Meydanının çevresinde birçok önemli yapı yer almaktadır. Koninklijk Paleis (Kraliyet Sarayı), Nieuwe Kerk, Ulusal Anıt, eminim herkesin Hollanda’ya geldiğinde gidilecek yerler listesinde olan Madame Tussauds Müzesi ve şehrin ünlü caddelerinden Damrak Caddesi, Kalverstraat bu bölgede yer almaktadır. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Rembrandtplein Benim Amsterdam’da en sevdiğim meydan burasıydı sanırım. Meydanın tam ortasında ressam Rembrandt’ın heykeli yer almaktadır. Meydan cafe, restoran ve eğlence mekanlarıyla çevrilmiş ve yerlisiyle, turistiyle oldukça hareketli bir yer olduğunu söyleyebilirim. Yabancı bir şehre gittiyseniz o şehir hakkında bilgi sahibi olmak için gidilecek başlıca yerler nereler derseniz müzeler derim. Müzeler : Madame Tussaunds Dam meydanında yer alan bal mumu müzesine gidip keyifli vakit geçirebilirsiniz. Aklınızda bulunsun online biletler daha uygun :) Rijkmuseum Centraal den ve Dam meydanından yürümeye kalkarsanız biraz uzun sürebilecek bir mesafede olan Hollanda’nın en ünlü müzesi olan Rijkmuseum’a dilerseniz tramvayla da (Rijksmuseum 2, 5) ulaşabilirsiniz. Aralarında Rembrandt, Steen, Hals, Vermeer ve diğer birçok ünlü ressamın eserlerinin bulunduğu zengin bu müze; 8 bini aşkın sanatsal çalışma, 80 oda size 800 yıllık Hollanda kültür ve tarihi hakkında bilgi vermektedir. Bir de aklınızda bulunsun her gün 09.00 ile 17.00 saatlerinde açık olan müzeye girişler ücretli. Van Gogh Museum Rijkmuseum’a yürüme mesafesinde olan Van Gogh Müzesi Amsterdam’ın en çok ilgi gören müzelerinden birisidir. 4 katlı olan müzede Van Gogh’un hemen hemen bütün eserleri sergilenmektedir. Bunun dışında başka sanatçıların eserleri de sergilenmektedir. Sanatsever birisiyseniz bir solukta gezebileceğiniz bir yer. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Diamond Museum Amsterdam Hemen Rijksmuseum'un yanı başındaki Diamond Museum Amsterdam müzesini gezmek sizin için farklı bir deneyim olabilir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Madame Tussaunds, Rijkmuseum, Van Gogh Museum, Diamond Museum Amsterdam'a ek olarak vaktiniz varsa bu müzelere yürüme mesafesinde ki Heineken Experience'de uğramanız tavsiye olunur. I Amsterdam Letters Fotoğraf çekilmeyeni dövüyorlar dediğim yer. Sizde çekilmelisiniz. :) Rijkmuseum’un çok yakının da bulunduğunu da buraya ekleyeyim. Red Light District Eee özgürlükler şehri Amsterdam’a kadar gelmişsiniz. Gelmişken meşhur Kırmızı Fener Mahallesini de gezmeden olmaz bence. Dam meydanına da oldukça yakın olan cadde tedirgin olmadan gidebileceğiniz bir yer. Burası Amsterdam'daki en güvenli cadde diyebilirim. Çok fazla güvenlik önlemi olduğunu okumuştum. Keza cadde oldukça kalabalık ve renkli. Red Light District’de birçok seks shop, randevu evi, gay bar, özel sinema, tiyatro ve çeşitli türlerde müzeler bulunmaktadır. Şaşırtıcıdır ki aynı cadde de kilisede yer almaktadır. Gerçi Hollanda’da eskiden kilise olarak kullanılan gece klüpleri de mevcut. Ne de olsa özgürlükler ülkesi. Caddenin tarihine değinecek olursak 1270'li yıllara kadar uzanan bir tarihi var. Eskiden denizcilerin uğradığı yerlerde çok fazla fuhuş oluyormuş. Red Light bölgesi de fuhuşun yoğun olduğu bir bölgeymiş. Zaman içinde çeşitli kısıtlamalar yapılsa da önünü alamamışlar ve Red Light District bugün ki halini almış. Red Light District'e gidecekseniz ki bir turist klasiğidir, aklınızda bulunması için söyleyelim. Camekanların arkasındaki kadın seks işçilerinin fotoğraflarını çekmek kesinlikle yasak. Caddenin fotoğrafını çekebilirsiniz. Bir de bunun yanında uyuşturucu satan birileri yanınıza yanaşıp, satış yapmaya çalışabilir. Almamanız tavsiye olunur. Hollanda'da uyuşturucu ne kadar yasal olsa da coffee shoplar dışında bir yerden ya da birisinden almayınız. Son olarak; camların arkasında dans eden kadınlar zamanla şehrin simgelerinden birisi haline gelmişler. Girdiğiniz her hediyelik eşya satan dükkânda Red Light’li magnetler ve daha birçok Red Light temasında ki ürünlerden bulabilirsiniz. Vondelpark Van Gogh Müzesinin hemen yakınında ki Vondelpark’a da bir uğramanız tavsiye olunur. Park oldukça geniş bir alana sahip, keyif yapmak için birebir. Bloemenmarkt (Amsterdam Çiçek Pazarı) Dam meydanının çok yakınında ki gözünüzü gönlünüzü açacak çiçek pazarına da biraz vakit ayırabilirsiniz. Tezgahlar aslında sabitlenmiş teknelerden oluşuyor bu özellikleriyle dünyanın tek yüzen çiçek pazarı olma özelliğine de sahipler. Çiçek dışında tohum ve hediyelik eşyada satılmaktadır. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Coffee Shoplar Hemen hemen her adımda bir tane coffeeshop a rastlamanız mümkün, öncelikle korkunç, girilmemesi gereken yerler değiller. İçeriye girip sadece biranızı da içebilirsiniz veya otta içebilirsiniz. Sonuç olarak Hollanda’da yasal olan bir şey. Yeme içmeye dair şiddetle tavsiye edebileceğim Hollanda’lılara özgü bir şey yok ancak İtalyandan, Türk restoranına kadar her çeşit dünya mutfağından restoranlar var. Yalnız atıştırmalık olarak değişik soslarla birlikte tadabileceğiniz kızarmış patateslerini tavsiye edebilirim. Hollandalılar yemek konusunda çok iyi olmasalarda yaptıkları kendilerine özgü peynirlerle bu açığı telafi ediyorlar :) Hollanda'ya özgü sayılamayacak kadar çok çeşitte peynir mevcut. Çeşit konusunda biraz kopya vereyim: biberiyeli, kuru üzümlü, incirli, çikolatalı, karamelli , biberli, isli, kayısılı, erikli, kimyonlu. Bunlar sadece benim aklıma gelenler. Sonuç olarak bu peynirler tadımlık ve tam da stoklayıp eve götürmelikler. Benim favorim süper marketlerde de kolaylıkla bulabileceğiniz. Kimyonlu Gauda peyniriydi. Amsterdam Public Library (Amsterdam Halk Kütüphanesi) Eşsiz Amsterdam manzarasını size ücretsiz olarak sunan halk kütüphanesi herkese açık. İçeriye girip kitabınızı manzaraya karşı okuyabilirsiniz. Veya üst katta Hollanda’da oldukça meşhur olan her damak tadına hitap edebilecek çeşitliliğe sahip La Place’de yemeğinizi yiyebilirsiniz. Zaanse Schans Vaktiniz varsa Zaanse Schans'da ki Yel Değirmenlerini de görmeye gitmenizi tavsiye ederim. Amsterdam'dan kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir mesafede yer alan yel değirmenleri enerji üretmek için değil, Hollanda'ın sular altında kalmamak adına verdiği savaşın sessiz kahramanlarıymışlar. Ülkenin yarısından fazlasının deniz seviyesinin altında olduğu düşünülürse haklı bir savaş gibi görünüyor. Amsterdam diğer şehirlerden farklı olarak sizi hiç sıkmayacak bir şehir, yapılacak çok şey, gezilecek çok fazla yer var. Gezinizi güzel planlamanızı ve bizzat havanın çok soğuk olmayacağı bir zamanda yapmanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar ve gezmeler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Utrecht Rotterdam'da Bir Gün Maastricht

  • Eskişehir | SineGezi

    Hazır bahar mevsimindeyken bir haftasonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota.. Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Gezisi 10.04.2017 | Hande Samancı&Gonca Kaya Paylaş Hazır bahar mevsimindeyken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota. Hızlı tren seçeneğiyle bir çok ilden kolay şekilde ulaşım sağlanabiliyor. Biz diğer bir seçenek olan otobüs yolculuğunu seçtik. Ancak bu yolculuk kısa mesafe gözükse de İstanbul'dan gidip gelenler için trafik sebebiyle sıkıntılı olabiliyor. Bir de otobüsün birçok yere uğraması da zaman kaybettiren etkenler arasında yer alıyor. O yüzden hızlı treni veya kendi aracınızla gitmeyi tercih etmeniz daha mantıklı olabilir. Otogar-merkez arası ise oldukça yakın 15- 20 dakika da merkeze varmış oluyorsunuz. Biz merkezde küçük bir pansiyonda kalmayı tercih ettik. Her yere yürüyerek kolayca ulaşılan Eskişehir bu yönüyle kalbimizi çaldı. :) Biraz daha uzak bölgeler için ise tramvay ve minibüs seçenekleri de bulunmakta. Tarihi Odun Pazarı Evleri Kaldığımız yere çok yakın olan Odun Pazarı ilk durağımız oldu. Biz her ne kadar yürüyerek hemen varmış olsakta tramvay ile gelenler Atatürk Lisesi durağında inerek Odun Pazarına ulaşım sağlayabilir. Tarihi Odun Pazarı evleri en eski yerleşimlerinden biri. Eski evlerinde restore edilmesiyle şu anki muhteşem görünümüne kavuşturulmuş. Buradaki evlerin bir kısmında hala yaşam devam ederken bir kısmı butik otel, müze veya kafe restoran olarak kullanılmakta. Dar sokakları, renkli şirin mi şirin evleri kendi içinde muhteşem uyumlu düzeniyle mutlaka görülmesi gereken bir bölge olduğunu söylemek mümkün. Hediyelik eşya almak, oturup bir kahve molası vermek ve güzel fotoğraflar çekmek için oldukça elverişli bir yer. Ayrıca Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ve Balmumu Müzesi bu bölgede bulunmakta. Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Ziyaret Saatleri: Müze ziyaret saatleri sabah 08;00 ile akşam 19;30 arasındadır. Ücretler normal 5 TL, öğrenci 3 TL şeklindedir. Bazı bölümlerinde müze kart geçiyor ama her bölümünde kullanamıyorsunuz. Balmumu Müzesi Pazartesi günleri kapalı olup, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma saat 10.00 – 12.00 ve 14.00 – 17.00 arasında ziyaret edilebilmektedir. Hafta sonları Cumartesi ve Pazar günlerinde de saat 10.00 – 12.00 ve 14.00 – 18.00 arasında ziyaret edilebilmektedir. Giriş ücreti 5 TL olarak bilinmektedir. İndirimli ücretler de 2 TL olarak belirlenmiştir. Giriş saatleri ve ücretleri belli dönemler arasında farklılık gösterebilir güncel bilgileri resmi siteden takip edebilirsiniz. Kurşunlu Cami ve Külliyesi Kuşunlu camii, Lüle taşı müzesi ve El sanatları merkezinin yer aldığı Külliye hemen odun pazarının bitiminde yer alıyor. Şelale Park Eskişehir manzarasını kuş bakışı olarak izleyebileceğiniz içerisinde kendi kafeside bulunan bi kahve içmeye ya da bişiler yemeye gidilebilecek bir yer. Ulaşması yürüyerek sıcakta biraz zor olduğunu söylemeden geçemiyeceğim. İsmi ise tepeye yapılmış olan yapay bir şelale olmasından dolayı geliyor. Eğer vaktiniz kalırsa ve özellikle yorgun değilseniz uğrayabilirsiniz. Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı İkinci durağımız ise Eskişehir'in en önemli ve bilindik parklarından olan Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı oldu. Sazova Parkına merkezden bir minibüsle ulaşmanız çok kolay. Park içerisinde Disneyland şatosunun benzeri olan Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Sabancı Uzay Evi, Akvaryum ve Bilim Kültür Merkezi gibi çok çeşitli bölümler var. İçerisinde gezerken çocuklar kadar eğlenerek gezdiğimizi söylesem yalan olmaz. İlgi çekici ve değişik bir ortamı var gerçekten. Hem büyükler hem de çoçuklu aileler için güzel vakit geçirebileceğiniz bir park. Porsuk Çayı Eskişehir'de öğrenci nüfus oranın yüksek olmasından dolayı isteğinize göre birçok kafe-restoran ve pub bulmanız mümkün. Çoğu mekan ise Porsuk Çayı bölgesinde karşılıklı olarak yer almakta. Burada bulunan şirin kafelerin birinde kahvaltı ederek güne başlayıp devamında ise çay üzerinde gondol gezisine katılabilirsiniz. Biz İstanbul’da da sevdiğmiz bir yer olan Varuna Gezgin kafeyi es geçemedik. Varuna gezginde dilerseniz yemek yersiniz, dilerseniz bizim gibi birşeyler içebilirsiniz. Puga Cafe , akşam günün yorfunluğunu atmak için bir kahve bir de tatlı için uğrnabilecek güzel bir mekan. Gondol Turu Gondol turları iki şeklide yapılmakta. İster üstü açık gondal turu yapabilir isterseniz de Esbot adı verilen ufak botlarla Porsuk Çayı gezisi yapabilirsiniz. Bot turları kişi başı 1.5 TL. Eğer hava güzelse yapmadan dönmemenizi tavsiye ederim. Bir de mutlaka çay etrafında yürüyerek dolaşmalı güzel Posruk Çayı manzarasını izlemelisiniz. Kent Park Eskişehir’in en geniş ve ünlü parklarından olan Kent Park’ta yapay bir plaj bulunmakta, çokta başarılı bir şekilde yapılmış. AVM ler yerine insanların nefes alabileceği, keyifli vakit geçirebileceği kocaman parklar bizim takdirimizi topladı. Eskişehirliler adına mutluyuz :) Gece Hayatı Daha öncede söylediğim gibi genç nüfusun yüksek olmasından kaynaklı oldukça hareketli bir gece hayatı olduğunu söylemem mümkün. Geniş bir alana yayılmış çok güzel pub ve kafelerin olduğu sokaklar mevcut. Seçenek çok olduğu için kafanıza göre bir tanesi seçip güzel vakit geçirebilirsiniz. Biz Social Pub ’tan yana şansımızı denedik çokta eğlendik, o zaman Foursquare uygulaması ile check-in yapanlar için içecek ikramları vardı. Hem mekanı hem de uygulamayı sevdik. Tavsiye edilir. Ek olarak Eskişehir'de çiğ börek meşhur olduğu için yemeden dönmeyin. Her bir köşede çiğ börek yapan yerler görmeniz mümkün. Papağan Çiğbörek Evi hem uygun fiyatlarıyla hem de namıyla önde gelenlerden bizden söylemesi. Balaban Köfte diğer bir meşhur yemek seçeneklerinden. Köfteci Ali salaş ama bir o kadar lezzetli köfteler yapan bir yer. Pino fast food yemek isteyenler için iyi bir seçenek olabilir. Eskişehir, bir hafta sonu kaçamağı için mutlaka gezip keşfetmeniz gereken yerlerden. Tavsiyeler bizden gezmesi sizden. İyi gezmeler:)

bottom of page