top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 99 sonuç bulundu

  • Kadıköy Kahvaltı Mekanları | SineGezi

    Yemek yemeyi sevmeyen insan yoktur herhalde. Varsa da sorunun yemekte olduğunu düşünmeyenlerdeniz biz efenim. Kadıköy Kahvaltı Mekanları 09.09.2017 | Gonca Kaya Paylaş Yemek yemeyi sevmeyen insan yoktur herhalde. Varsa da sorunun yemekte olduğunu düşünmeyenlerdeniz biz efenim. Gelelim günün en güzel öğününe yani Kahvaltıya. Özellikle çalışanlar için; eminim ki hafta içi kahvaltıları pek koşuşturmacalı geçiyordur. Bu sebepten hafta sonu kahvaltılarına büyük iş düşüyor. Evde hazırlayıp keyif yapmak ayrı bir güzel olsa da; dışarıda yeni tatlar denemek de hiç fena bir seçenek değil. Tabi dışarıda kahvaltıya gitmeden önce ne yapmalı; hayal kırıklığına uğramamak için araştırmalı. Araştırıp hatta gidip deneyenlerin tavsiyelerini dinlenmeli falan filan :) Naçizane size Kadıköy’de gidip, beğendiğimiz, bizce denemelisiniz dediğimiz mekanları listeleyeceğiz. Sıralama sizi yanıltmasın en sevdiğimizden başlamadık, Hadi buyrunuz: Munchies Munchies’in ilk açıldığında benzerlerinin olmaması gibi bir artısı vardı. Yani pancakeli kahvaltı mı deyip koşturduğumuzu hatırlıyorum. Başta tek eksiği mekanın küçük olmasıydı neyse ki şimdi Moda’da daha büyük bir yere geçiş yaptılar, biz de sıra beklemekten kurtuluverdik. Pancake kahvaltısı her ne kadar tuzlu kahvaltılıklar olsa da tatlı ağırlıklı, tatlı severler için harika; tuzlu sevenlerin bilgisi olsun. Cafe Zoo Sen yenisin galiba deyip, aslında biraz da çekinerek gittiğimiz mekandır. Öncelikle mekanın dekorasyonu insanı içeriye davet eder nitelikte. Gözümüzü şenlendiren bu mekan ; sunumuyla, kahvaltılıklarının tazeliğiyle bizim kalbimizi de fethetti. Hemen bir daha gidelim muhabbetine gidik (ve gittikte). Serpme kahvaltı seçeneği mevcut belirtmeden geçmeyelim 1 kişilik kahvaltı 2 kişiyi doyuracak nitelikte. Yanında istediğimiz melemen de oldukça başarılıydı. Zapata İspanyol omleti diye birşey yapıyorlarmış diye duyum alıp, akabinde soluğu aldığımız mekan olur kendisi. Gittiğimizde kahvaltı menüsünün oldukça zengin olduğunu hatta vegan kahvaltı seçeneğinin bile olduğunu görmüş olduk. Mıhlama konusunda da iddalılarmış. Bir dahakine diyoruz artık. :) Son olarak; ekmekleri için ayrı bir parantez açmak isterim. Ekşi mayalı ekmeği ve mısır ekmeği oldukça lezzetliydi. Süt Yumurta Reçel Süt Yumurta Reçel kahvaltı olayını çözmüş bir mekan. Uzun zamandır bu işi aynı samimiyetle yapıyorlar. Yalnız bir menü var ki karar vermesi çok zor :D Pişi Breakfast&Burger Kadıköy Beşiktaş'ın ünlü kahvaltıcılarından Pişi artık Kadıköy’de de var. Çeşit çeşit pişilerle kahvaltımızı renklendiren mekan sevdiklerimizden. Juliet Rooms Kitchen Moda’nın ara sokaklarında yer alan cafe bize aşırı tatlı gelmekte. Kahvaltı için tercih edebilirsiniz. Mutlaka henüz gitmediğimiz ve çok leziz kahvaltı menüsü olan kafeler mevcuttur. Şimdilik en sevdiklerimizi listeledik. Umarız listemiz damak zevkinize hitab eder. Ve son olarak sevgili Cemal Süreya’nın söylemekten ve duymaktan hiçbir zaman bıkmayacağımız sözünü dile getirmek isteriz. “Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı”

  • Zaika | SineGezi

    Kaş’ta meyhanelerin aksine et restoranları daha az. En güzel eti, keyifli bir ortamda nerede yerim derseniz bence en doğru adres Zaika... Kaş’ta Bir Ocakbaşı Macerası: Zaika 03.08.2016 | Hande Samancı Paylaş Kaş’ta meyhanelerin aksine et restoranları daha az. En güzel eti, keyifli bir ortamda nerede yerim derseniz bence en doğru adres Zaika. Öncelikle söylemeliyim ki Zaika herkesin kendine göre bir şey bulabileceği bir menüye sahip. Kırmızı et yiyemem diyenler için tavuk eti ve bunlara ek olarak tabi ki meze, salata çeşitleri mevcut. Yalnız hazır Ocak başına gitmişken, kırmızı eti de benim gibi tadan birçok kişi tarafından övülüyorken, kırmızı etle de bir sorununuz yoksa kebaplarını denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Benim iki kere gitme fırsatım olduğundan ve ay o arkadaştan biraz diğerinden biraz derken bir çok şeyi deneme şansım oldu. Şaşlık çok tercih edilenler listesinde; yedikten sonra doğru bir tercih yapmışım diyeceğiniz cinsten bir lezzet, diğer yandan oranın ismini taşıyan Zaika kebabı ve beyti kebabını da denedim. Hepsi başarılıydı. Şaşlık’tan ayrıca bahsetmek isterim, her gittiğinizde bulamayacağınız bir çeşit sebebi de yapım aşamasının uzun sürmesi bu yüzden gitmeden önce rezervasyonunuzu yaptırırken bu taddan yoksun kalmamanız adına ayrıca söylemelisiniz. Bunların yanında gavurdağ salata, Lübnan veya Hatay usulü patlıcan ezmesini söyleyebilir (tabiki başka çeşitlerde var bunlar bizim öncelikli seçimlerimizdi) ve meşhur incir tatlısıyla yemek kapanışını yapabilirsiniz. Önemli bir ayrıntı olarak, yediğiniz çoğu şeye fazla para ödemeden memnun ve mutlu bir akşam geçirebileceğiniz bir mekân. Dilerseniz menü ve fiyatlara Zaika’nın internet sitesinden ulaşabilirsiniz > www.zaikaocakbasi.com/adilFiyat.html . Fiyatların yanında ortamı ve müzikleri gayet iyi. Bunlara ek garsonları ilgili ve güleryüzlüler. Eğer yolunuz bir gün Kaş’a düşerse gidebileceğiniz ve pişman olmayacağınız bir yer olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ancak unutmayın rezervasyonsuz giderseniz kapıdan geri dönme olasılığınız çok yüksek, bir hatta iki gün önceden mutlaka yer ayırttırmanızı tavsiye ederim. Afiyet olsun…

  • Floransa Gezi Rehberi | SineGezi

    Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Trenle 2 saatten az bir zamanda Floransa’ya varabiliyorsunuz. 1 gece konaklayacağımız için biz herhangi bir ulaşım veya şehir kartı almadık... Floransa Gezi Rehberi 31.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gezi planımızın ikinci durağı olan Floransa’ya Roma’dan tren yolu ile ulaşımı tercih ederek geldik. Trenle 2 saatten az bir zamanda Floransa’ya varabiliyorsunuz. 1 gece konaklayacağımız için biz herhangi bir ulaşım veya şehir kartı almadık. Küçük bir şehir olan Floransa’da toplamda 2 defa otobüs kullanmış olabiliriz. Bizim tercih ettiğimiz otobüs biletleri 90 dakika olarak satılıyor ve 1,5euro gibi bir fiyatı var. Konaklama olarak B&B Giorni Dipinti ’yi tercih ettik, ev sahibi inanılmaz tatlı bir mimardı. Konum ve konfor olarak rahatlıkla tavsiye edebiliriz. Eğer rezervasyon yapacaksanız Artıway uygulaması ile booking e giderseniz. %4 oranında bir indirim alabiliyorsunuz. Booking normalde ödül programı uyguluyordu ancak 15 ekim itibariyle bu uygulamaya son verdi. Artıway alternatifi aklınızda olsun. Galleria dell'Accademia Gezimize ilk olarak Michealangelo’nun meşhur Davud heykelinin bulunduğu Galleria dell'Accademia’dan başladık. Sıra beklememek için biletleri internetten aldık. Size de tavsiyemiz biletleri intenetten almanız. Buradan ilgili siteye ulaşabilirsiniz. Davud heykelinden biraz bahsedecek olursak; oldukça emek harcanmış bir heykel ellerinin biraz büyük olması dikkat çekiyor ancak gücü ifade ettiğini düşünüyoruz bunun dışında biz heykelden çok dinlediğimiz bir hikayeye takıldık. Da Vinci ve Michelangelo dönemin rakipleriymiş. Bizim kıyaslayamayacak derecede hayranlık duyduğumuz iki isimden bahsediyoruz ve şaşkınız. Rekabet bayağı büyükmüş sanırız ki; Da Vinci, Michelangelo’nun Davud heykelini patates çuvalına bile benzetmiş. Davud heykeli müzeye damgasını vurmuş olsa da; burada farklı heykeller, enstrümanlar ve tablolar da sergilenmekte. Duomo Şehrin merkezinde bulunan kilise gördüğüm en heybetli ve etkileyici kilise sanırım. 1296-1436 yılları arasında inşa edilen kilise Şehre imzasını atmış da diyebiliriz. Kiliseye giriş ücretli ve uzun sıralar beklemek gerekiyor. Bunun için biletinizi online almanızı tavsiye ederiz. Ponte Vecchio 1345 yılında kurulan ve II. Dünya savaşında Floransa’da yıkılmayan tek köprü olan yapı; Mecidi Ailesin’nin Palazzo Pitti ve Palazzo Vecchio arasından geçerken halka gözükmemeleri için inşa edilmiş. Uzun süre kasap dükkanları köprüye ev sahipliği yapmış ve kasaplar ne yazık ki artıklarını, Arno nehrine dökmekte bir sakınca görmüyorlarmış, bu da çevreye kötü kokuların yayılmasına sebep oluyormuş. Günümüzde pahalı markaların satıldığı kuyumcu dükkanlarını bulunduğu köprüde yer alan dükkanlar uzun uğraşlar sonucunda bu hale getirilmiş. Piazza Michelangelo Manzarası ile ünlü meydan Ponte Vecchio köprüsüne yakın denilebilecek bir mesafede bulunuyor. Davud heykelinin kopyasını da burada görebilirsiniz. Piazza della Signoria Signoria meydanı oldukça geniş ve açıkhava müzesi gibi bir meydan, binalar oldukça heybetli hatta Michelangelo’nun Davud’u eskiden burada bulunuyormuş ancak sonrasına müzeye de korumaya alınmış. Bunun yanından bir çok sanatçının kopya eserleri bulunuyor. Zarar görmemesi adına gerçek eserler burada sergilenmiyor. Eğer zamanınız varsa gezi planınıza Pitti Sarayını, Vecciho Sarayını, Boboli bahçelerini de ekleyebilirsiniz. Biz çok yorulmayacağımız, keyifli vakit geçirebileceğimiz bir plan yaptık. Aziz Mark’ın Çan Kulesi Çan kulesinin tepesine 8euro karşılığında asansörle çıkabiliyorsunuz. Tepede bu harika şehri kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ahlar Köprüsü Venedik’te bulunan en ünlü köprülerden birisi Ahlar köprüsü, hikayesinden biraz bahsedecek olursak, hafif suçlu mahkumlar mahkemeden sonra bu köprüden geçirilerek, hapse gönderilirmiş. Tatlı konusunu sorarsanız; Piazza della Repubblica meydanında bulunan Cafe Gilli burada oldukça meşhur. Ancak ne hikmetse oturduğunuzda fiyatlar artıyor. Ama daha uygun fiyata alıp, istediğiniz yerde de tatlınızı yiyebilirsiniz. Biz Tiramisu ve Millefoglie denedik. Akşam yemeği seçeneklerine gelirsek; İtalya’da iseniz yapacak bir şey yok, bizim olduğumuz gibi karbonhidrat bağımlısı olacaksınız. Gusta Pizza ’da bu konu da size yardımcı olacak. Çok fazla zaman olmayınca ne yazık ki tüm tatları deneyemiyorsunuz. Trattoria Za Za ’ya vaktimiz kalmadı ancak bayağı övülmüş. Akşam yemeği için diğer bir alternatif olabilir. Yemek sonrası bir şeyler içmek keyifli vakit geçirmek isterseniz de Gusta Pizza’ya çok yakın olan Volume’e bir gözatın deriz. İkramları çok bol, siz daha sipariş vermeden ikramlar masaya geliyor. Floransa’da bizi mutlu eden bir şehir oldu. İtalya planınız varsa günübirlik dahil edilebilir. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Gezi Rehberi Roma Yeme İçme Rehberi Venedik Gezi Rehberi

  • Kaş | SineGezi

    Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer... Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz 15.08.2015 | Gonca Kaya Paylaş Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz. Nasıl gidilir? Öncelikle Kaş’a nasıl gidilebileceğinden bahsetmek istiyorum. İstanbul’dan hava yoluyla Antalya’ya gelinebilir daha sonrasında Antalya’dan dilerseniz belediye otobüsüyle dilerseniz Havataş ile otogara gidilebilir. Otogardan Kaş’a giden direkt arabaları kullanabilirsiniz. Kaş’a varmadan çeşitli yerlere uğradığı, yolcu alıp, bıraktığı için yolculuk bir uzun sürüyor (4 saat kadar). Tabi yolculuğun uzun sürmesinin diğer bir sebebi de yolların virajlı olması. Başka bir alternatif de Dalaman Havalimanından Kaş’a gelmek. Sanırım direkt araba yok ancak Fethiye’ye geçip oradan gelinebilir. Daha kısa sürdüğünü söyleyebilirim. Bütün bu seçenekleri boşverip kendi arabanızla gelmekte güzel ve akıllıca bir seçenek olabilir tabi. :) Nerede kalınır? Kalınacak yer olarak biz Küçükçakıl’daki Phellos Otel’de kaldık. Otel temiz ve güzeldi ancak biraz eskiydi. Kaş’taki oteller Antalya’dakilere göre daha küçük. Ayrıca her şey dahil olayı yok, böylece dışarı çıktığınızda bir şey kaçıracakmışsınız hisside yok. Zaten Kaş gidip otele tıkılıp kalınacak bir yer değil, keşfetmeniz gereken birçok yer, katılabileceğiniz birçok aktivite ve güzel lezzetler tadabileceğiniz birçok restoranın olduğu bir yer. Kahvaltınızı yapın ve hemen günü değerlendirmek için pansiyonunuzdan ya da otelinizden ayrılın bence. Hava sıcaklığı nasıl oluyor? Önemli birde ayrıntı var. Kaş kesinlikle Antalya kadar sıcak değil. Zaten orda yaşayan insanlarda Kaş’ın ikliminin daha serin olduğunu söylüyorlar. Denize Girmek için nereler tercih edilmeli? Deniz’i de çok başka. Daha önce bu kadar berrak bir denizde yüzdüğümü hatırlamıyorum, nereye gitsem hayran kaldım. Denize girmek için gidilecek yerlerden bahsedecek olursam hemen Küçük Çakıl'ın orada Derya ve Çınarlar Beach var. Taşlık üzerine kurulmuşlar burada merdivenden denize girebiliyorsunuz. Oldukça güzel bir yer, diğer güzel yanı giriş ücretinin olmaması. Aslında Kaş’ta çoğu yerde giriş ücreti yok. Yalnız bir şeyler yemeniz içmeniz gerekiyor. Küçük bir parantez; Derya Beach’teki pizzalar gerçekten çok iyiydiler. Bu beaclerden hemen yakınında Küçük Çakıl Plajı ve Büyük Çakıl Plajı yer alıyor. Biz Derya’ya gidip memnun kalanlardanız. Ta ki Limanağzı’ndaki plajları keşfedene kadar. Limanağzına en son 60 TL karşılığında gidebiliyordunuz, herhangi bir saat yok gidiş için istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Dönüş en son 19’da oluyor ve dönüşte herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Limanağzı’nda 3 tane tesis var. Nuri’s Beach, Bilal’in Yeri ve Delosh hepsi güzel tesisler. Bu tesilere de giriş için ücret ödemiyorsunuz. Üstelik çokta ilgililer hemen size yardımcı oluyorlar. Bu arada gün içinde bir birine çok yakın olan tesislerden bir başkasına geçebilirsiniz. Bu tesislerin diğer bir ortak yanı da bol karetta karettaların olması. Hiç bu kadar karetta karettayı bir arada görmemiştim. Sanırım yumurtlama dönemlerine denk gelmişsiz, o yüzden de sayıları daha da bir artmış. Balıklardan bile korkan ben karettalarla yüzerken biraz zorlandım açıkçası ama itiraf edeyim bazı gördüklerim çok tatlı ve küçüktü ama boyutu bir insan kadar olanlar da vardı işte onları çok tatlı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Diğer güzel bir plaj da dilerseniz merkezden kalkan minibüslerle, taksiyle ya da kendi aracınızla da gidebileceğiniz Hidayet’in Koyu. Denizi inanılmaz berrak gözlükle daldığınızda çok başka bir dünyada gibi hissediyorsunuz. Kayalar, balıklar ve karetta karettalar hepsi rahatlıkla görülebiliyor. Böyle bir denizde yüzmekte ayrı bir keyifli oluyor. Hidayet’in Koyunun tek kötü yanı Kaş’ın genel yapısından farklı olması çok gürültülü, benim şahsi fikrim öyle doğal bir denize sakin bir tesis daha güzel olurdu. Elbetteki deniz, plaj alternatifleri bu kadar değil. Kaputaş Plaji ve Patara’da gidilip görülmeli. Dilerseniz kendiniz gidebilirsiniz ya da bizim gibi safari turlarına katılıp Patara-Saklı Kent- Gizlikent Şelalesi ve son olarak Kaputaş’a gidebilirsiniz aynı gün içerisinde. Bu listedekilerin birini seç ya da çıkar deseniz inanın ki böyle bir seçim yapamam hepsi ayrı güzel yerlerdi. Safari Turu Safari turunu açık araçlarla yapıyorlar. Rüzgar biraz sizi zorlayabilir ama eğlenceli olduğunu da ilave edeyim. Biz tura Latebreak Tur aracılığıyla gittik, çokta memnun kaldık. İlk durak olarak Patara’ya gittik. Kaputaş daha yakınken ilk buraya gitmemizin sebebi akşam olduğunda bu plaja ışık verilmemesi. Bunun nedeni de sevgili karettalarımız ay ışını izleyerek denize ulaşıyorlar eğer başka bir ışık olursa yönlerini şaşırabiliyorlar ve denize ulaşamadıklarından ölüyorlarmış. Karetta karettalar karada yaşayamıyorlar ancak yumurtalarını karaya bırakıyorlar ve çoğu yavru ne yazık ki denize ulaşamadan ölüyormuş. Bir de Patara’da gece sadece sevimli karetta karettalarımız olmuyormuş, yengeçlerde onlara eşlik ediyorlarmış. Ayrıca Patara Akdeniz’in en uzun plajı 18 km lik bir uzunluğa sahip. Kumu da çok ince hatta çölde geçen Türk filmleri de burada çekiliyormuş. Dünya’nın en ünlü antik kentlerinden birisini de bünyesinde barındırıyor Patara (Apollon Tapınağı). Tapınak, anfitiyatro, hamamlar ve ocaklar belirgin şekilde görülebiliyor. Turumuzun ikinci ve en zorlu durağı Saklıkent Kanyonu uzunca bir Kanyon biz ancak 1 km gidebildik. Buz gibi bir su ve taşlar yürümenizi bayağı zorlaştırıyor. Ancak kesinlikle çektiğiniz çileye değiyor. Muhteşem bir doğallık var. Saklıkent yakınlarında birçok yemek yiyebileceğiniz tesis de var. Yemek turla giderseniz zaten onlar tarafından belirlenen bir yerde yeniyor size seçenekte sunuyorlar. Turun üçüncü durağı Gizlikent Şelalesi burada da oldukça fazla yürüyorsunuz. En sonunda sizi küçük gürül gürül akan buz gibi bir şelale bekliyor. Suyun altına girmek zor dayak yemiş gibi oluyorsunuz. Söyle bir kıyıdan köşeden girseniz de olur bence. Kendinizi yenilenmiş ve ferahlamış hissediyorsunuz. Harika bir yer. Turun son durağı Kalkan ve Kaş arasında yer alan Kaputaş Plajı. 190 basamak inerek plaja ulaşabiliyorsunuz. Denizi ilk gördüğümde renginin göz yanılması falan olduğunu düşündüm ancak öyle değil yakından bakınca da kartpostala bakıyormuşsunuz hissi değişmiyor. Çok çok güzel anlatıldığı kadar var. Bolca yüzdükten sonra ayrılık vakti geliyor 190 basamağı gerisin geri çıkıyoruz. Tam giderken Kaputaş manzarasında karpuz ikramı da turumuzun bonusu oluyor. Tekne Turu Günlerimizi dolu dolu geçirmek istediğimizden her gün farklı bir yere gittik. Diğer bir aktivitemiz tekne turu oldu. Ona da Latebreak Tur aracılığıyla katıldık. Tekneler tura Üçağız köyünden başlıyorlar. Burası gidilecek koylara daha yakın olduğundan ve yüzmeye daha çok vakit kalması açısından tercih ediliyor. Yarım saat kadar karayoluyla gidiliyor. Tekne turu sayesinde bir çok güzel Koy’a gidip yüzme şansı bulabiliyorsunuz. Akvaryum Koyu, Tersane Koyu, Batık Şehir, Esmeralda Koyu, Korsan mağarası, Gökkaya koyu, Burç koyu son olaraktan Simena’ya gidiliyor. Bu koylarda Likyalılara ait birçok eser var. Kayık şeklindeki Likya mezarlarını görebiliyorsunuz. Likyalılar ölümden sonrada yaşama inanan bir ırk ve bu sebeple eşyalarıyla gömülüyorlar. Ancak gerçek hayatta insanlar bu inanca saygı duyamayacak kadar maddiyat düşkünü olduklarından İtalyan korsanlar bu mezarların her birini yağmalamışlar. Diğer yandan şehrin çoğu bölgesi sular altında kalmış. Surları suyun altından görebiliyorsunuz. İlaveten Likyalılara ait kalıntıları görebiliyorsunuz. Korsan Mağarası da turun dikkat çeken manzaralarından bir tanesi, mağaranın içine tam giremiyorsunuz ancak tekneler bayağı yanaşıyorlar içeriyi biraz olsun görebilmeniz için. Simena ise inanılmaz güzel bir yer. Burada manzarayı görebileceğiniz bir kale var ancak o kadar yürümek istemezseniz Rahmi Koç İlköğretim Okulunun manzarasının da kaleden görebileceğiniz manzaradan aşağı kalır yanı yok. Bu ilkokulun ilginç bir yanı var, oda sadece 4 kişiye eğitim veriliyor olması. Simena’ya karayoluyla gidilemiyor ancak burada konaklamak mümkün pansiyonlar sayesinde. Bir de oldukçada turistik eşya satan yer var. Sonuç olarak bize yeni yerler görme, şahane koylarda yüzme fırsatını sunan tekne turundan çok keyif aldığımızı söyleyebilirim. Kaş’ta görülmesi gereken diğer bir yer de Antiphelos Anfitiyatrosu merkeze oldukça yakın yürüyerek rahatlıkla gidebilirsiniz. Manzarası gerçekten büyüleyici, Likyalılara ait bir eser. O kadar güzel bir yerdeki anfitiyatro hem güneşin batışını hem de denizin duruluğunu keyifle izleyebilirsiniz. Çekebileceğiniz güzel fotoğraflardan bahsetmiyorum bile. :) Mesela biz bir otelin müşterilerine yaptığı jeste denk geldik. Kesinlikle işlerini biliyorlar. Tebrik ettik ;) Birazda hangi restoranlara gidilebilir ondan bahsedelim Öncelikle söylemeliyim ki seçeneğiniz çok bol. Bi’ Lokma Bol meze tatmak istiyorum diyorsanız Bi’ Lokma’nın meze tabağı bir harika tabi Anne böreğini de es geçmeyelim. Bahçe Balık Rakı, balık ve ahtapot diyorsanız Bahçe Balık. Zaika Zaika da et yemeği sevenler için harika bir yer hatta sevmeyenler de gidebilir hem lezzetler hem ortam çok güzel. Ayrıtılar için tıklayabilirsiniz :) Bella Vita İtalyan yemeklerini çok severim diyorsanız da Bella Vita var hemen meydanda, evet yemekler güzeldi ama tiramisunun başarısını da ayrıca bir vurgulamakta fayda var. Böyle restorantların yanı sıra atıştırmalık bir şeyler yiyebileceğiniz çay bahçeleri de mevcut. Kısacası her isteğe hitap eden mekanlar var. Biraz da Eğlenelim Eğlence için Echo Bar güzel bir seçenek, ahırdan bozma ilgi çekici bir yer. Ayı İstanbul’da da oldukça bilinen bir yer ve Kaş’ta inanılmaz bir alanda açılmış, çok büyük ve tam liman manzarasını görüyor. Voyn Terasta çok güzel bir yer, kokteylde de oldukça idealılarmış. İlgi alakada çok iyi daha ne diyelim. Bir de güneşi batırmak için Dejavu da tavsiye edilen yerlerden. Sanırım Kaş’a dair bütün yapılması gerekenleri listeledim. Umarım hep bıraktığım gibi kalır Kaş geliştirme, kalkındırma başlığı altında aynılaştırma çalışmalarından uzak olarak… Bizce İlginizi Çekebilir... Zaika Babadağ'ı Aşta Gel

  • Vizyondan Film Önerileri | SineGezi

    Vizyondaki Filmler. Sizler için seçtiğimiz en çok beğenilen ve kesinlikle izlenilmesi gereken filmler. Vizyon Film Önerileri 27.2.2019 | Hande Samancı & Gonca Kaya Paylaş At Eternity's Gate ( Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında) IMDb: 6.9 Julian Schnabel'in yönettiği filmin oyuncu kadrosunda; Willem Dafoe, Rupert Friend, Oscar Isaac ve Mads Mikkelsen yer alıyor. Biyografi türünde olan At Eternity's Gate Vincent Van Gogh'un yaşamının daha çok son zamanlarını ele alıyor. Çoğu biyografi filmlerinden farklı bir bakış açısıyla çekildiğini söyleyebilirim. Filmi izlerken Van Gogh'un gözünden görüyor, kafa sesiyle hissettiğini hissediyorsunuz. Yönetmen klasik bir biyografi filmde olabilecek tarihi sıralamayla veya herkesin bildiği bilgilerle çekmek yerine daha çok Van Gogh'un zihnine odaklanmış ve bence buda filmi baştan sona farklı kılmış. Severek izlediğimiz At Eternity's Gate filmi vizyondayken gidip izleyebilirsiniz. Glass IMDb: 7.0 Unbreakable ve Split filmlerinin üçüncüsü olarak gösterilen Glass aslında tam olarak beklediğimiz bir devam filmi gibi değildi. Daha çok hikayeyi sonlandırmak için çekilmiş bir film gibiydi. Bazı devam filmlerini bir önceki filmi izlemeden yakalayabilirsiniz ancak Glass o filmlerden değil, bu filmi izlemek ve anlamak için geçmişi bilmeniz gerekiyor! David Gunn, Elijah ve Kevin karakterlerini bir araya getiren filmde iyiye karşı kötülerin iş birliğini izliyoruz. İzlerken Elijah'nın zekasına hem ne kadar hayran kaldığımızı hem de ne kadar nefret ettiğimizi söylemeye gerek yok herhalde. Filmin mesajı düzeni sağlamak adına farklı olanı kazanmak yerine ondan kurtulmak üzerine kurulu gibi geldi bize. Ancak bu mesajı verirken birçok mesaj daha veriliyor. Örneğin sevgi verilen en güçlü mesajlardan. Daha önce de olduğu gibi bizce filmin favori karakteri Kevin idi. Kötü bir karakter olarak kurgulanmış olsa da, ondaki insancıllığa hepimiz vurulmuşuzdur. Ayrıca belirtelim, bu karaktere can vermek, seyirciyi bu denli inandırmak her yiğidin harcı olmasa gerek. James McAvory'i ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Hikayenin sonu bizi çok mutlu etmese de oyuncuları izlemek için bu film izlenir. Organize İşler Sazan Sarmalı IMDb: 6.1 Sinemada izledikten 1 hafta sonra Netflix'te filmi görmek bize pek keyif vermese de, filmi kısaca yorumlayalım dedik. Filmi izlerken ve izledikten sonra, Organize İşlere dair aklımızda kalan hikayesinden ziyade, hikayede izlediğimiz karakterler oldu. Oyuncular karakterlerinin hakkını severek ve eğlenerek vermişler. Seyirciyi güldürmeyi başaran filmi, altında çok büyük anlamlar aramadan izleyip, keyifli vakit geçirebilirsiniz. Asım Noyan'ın ve hikayeye dair olan yan karakterlerin seyirciye verdiği ana mesaj can çıkar huy çıkmaz gibiydi. Filmin sonunu sevdiğimizi, sanayi tüpü esprisine de bayağı güldüğümüzü söyleyip daha fazla detaya girmeyelim deriz. Keyifli seyirler...

  • Once | SineGezi

    2006 yapımı dram/müzikal kategorisinde yer alan Once Dublin’de geçmekte... Bir Zamanlar (Once) - 2006 07.08.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7,9/10 Tür : Müzikal, Romantik, Dram Süre : 86 dk Yönetmen : John Carney Oyuncular : Glen Hansard, Markéta Irglová Senaryo : John Carney 2006 yapımı dram/müzikal kategorisinde yer alan film Dublin’de geçmekte. Her ne kadar dram türünde olsa da izlediğim en umut dolu filmlerden birisiydi. Bu açıdan dert ve acılarla insanı hüzne boğmak yerine bu duyguların hepsini müzikle harmanlayıp insana umut veren bir konuya sahip olduğunu düşünüyorum. Film, gitar çalan aynı zamanda söz yazan şarkıcı bir İrlandalı adam ve çek bir kızın sokakta tanışması ve aralarında müzikle kurdukları bağı, birlikte albüm çıkarmak için sarf ettikleri çabayı ve hayallerini ele alıyor. Aslında bu filmde en etkili akılda kalıcı şey ne oldu derseniz ben direkt müzikleri diyebilirim. İzlerken her sahnede aklınızda kalacak melodiler olacak. Filmde karakterlerden, ya da senaryodan önce müzikler geliyor ve bu sizi hiç rahatsız etmiyor. Eğer ne öyle ben film mi izleyeceğim müzik mi dinleyeceğim diyenlerdenseniz bu filmi gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz. Çünkü çoğu sahne çalan şarkılarla anlam buluyor sanki. Kâh hüzünlenirken kâh mutlu ediyor. Filmi izlerken sonunda ne olacağını merak etme garantisini veriyorum. Müzikle bir araya gelen iki farklı hayatın birleşmesini, birleşip güzelleşmesini ve ayrılışını anlatan bu filmi yağmurlu bir günde evinde sıcacık kahven veya çayınla izleyebilir ya da o ne be deyip istediğin zaman izlemeyi tercih etmende mümkün. :) İyi seyirler… Not: Filmdeki çoğu şarkıyı hala ara ara dinlerim.

  • Kapan | SineGezi

    Şüphesiz ki çoğumuz bir filme gitmeden IMDB puanını kontrol ediyor. Yüksek puanlı filmlerde IMDB’ye daha çok güveniyorum... Kapan (Get Out) - 2017 24.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 8,2/10 Beyaz Perde : 4,5/5 Tür : Korku, Gerilim Süre : 104 dk Yönetmen : Jordan Peele Oyuncular : Daniel Kaluuya, Allison Williams, Catherine Keener , Bradley Whitford Şüphesiz ki çoğumuz bir filme gitmeden IMDB puanını kontrol ediyor. Beni Kapan’a götüren de itiraf etmeliyim ki; IMDB puanının yüksekliği oldu. Yine de film çok yeni olduğundan, IMDB puanına kanıp çok yüksek bir beklenti ile gitmedim. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: son dönemde izlediğim gerilim, korku başlığı altındaki filmlerin en iyisi idi! Olay örgüsü, dozunda gerilim ve oyuncuların gerçekçi performansları filmin başından sonuna kadar izleyiciyi ayık tutmayı başarıyor hatta adeta hipnotize ediyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamanız ve oradaymışsınız hissi çok az filmde olur. İşte böyle başarılı bir yapım var karşımızda. Film Amerika’da ki siyah-beyaz muhabbetini konu edinmiş ve anlamlı bir bakış açısıyla işlemiş. Biraz ayrıntı verecek olursak: Rose siyahi erkek arkadaşı Chris’i ailesiyle tanıştırmak amaçlı şehir dışındaki evlerine davet eder. Chris ten renginden ötürü kendini rahatsız hissederken Rose bunun ailesi için hiç sorun olmayacağını söyler ve nitekim de ailesinin Chris’e karşı tutumu gayet iyidir. Zaman ilerledikçe Chris evde yaşayanlarda ve yakın akrabalarda bir tuhaflık olduğunu keşfeder, bizim de izleyici olarak fikirlerimiz vardır tabi ama bu kadarı da olmaz diyebileceğimiz bir sonla film bizi şaşırtmayı başarır. Bahsetmeden geçmeyelim; Chris'in yaşadığı tuhaflıkları birebir arkadaşına anlatması ve arkadaşının üstün şüpheciliği; esas oğlanın yani Chris'in olaylara biraz daha şüpheci bakmasını ve olayların daha hızlı ilerlemesini sağlıyor. (Chris ve arkadaşının dialogları seyirciyi azda olsa gerilim havasından çıkarıp, filme renk katacak cinsten.) Aslında daha anlatılacaklar var tabi ama spoilersiz bu kadar anlatılıyor :D İyi seyirler..

  • Okumalı | SineGezi

    Okuduğumuz sevdiğimiz tavsiye ettiğimiz tüm kitaplar ve yorumları burada... Kırmızı Pazartesi | Gabriel García Márquez Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan 7. romanı Kırmızı Pazartesi’nin baş kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği henüz romanı okumaya başlayalı 1-2 dakika olmadan gün yüzüne çıkıyor. Bu sebepten bahsetmekten çekinmiyorum... Cehenneme Övgü | Gündüz Vassaf Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgüsü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) 20 bölümden oluşan, okudukça insanı düşünmeye ve sorgulamaya davet eden, totalitarizm kavramının ne kadar boş olduğunu eşsiz bir şekilde işlendiği ve başucu kitabı olarak nitelendirebileceğim bir eser... Kardeşimin Hikayesi | Zülfü Livaneli Aşk, dram ve gizem türündeki bu roman 2013 yılında yayınlanmış. Okumaya başladığınızda ilk sayfadan itibaren roman; gerek kurgusu gerek akıcı diliyle okuyucunun merakla bir sonraki sayfayı çevirmesini sağlıyor... Körlük Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş... Kürk Mantolu Madonna | Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin en gözde romanlarından, bu durumun en büyük kanıtı olarak; bugün hala en çok okunan kitaplar listesine baktığınızda bu eseri rahatlıkla görebilirsiniz...

  • Şirince - Matematik Köyü | SineGezi

    Efes ve Selçuk gezisinden sonra;  Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. ​ Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya... Şirince - Nesin Matematik Köyü 27.11.2016 | Gonca Kaya Paylaş Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık hatta tüm dünya tanıdı da diyebiliriz. Neyse reklamın iyisi kötüsü olmaz. Biz de uzun zamandır Şirince’yi merak ediyorduk. İzmir gezisi planlamışken de bu efsanevi köyü gidip görmeden yapamazdık. Şirince’ye nasıl gidilir? Selçuk’tan kalkan minibüslerle (3TL) ulaşılabilir, taksiyle (50 TL civarı) gidilebilir veya kendi aracınızla gidebilirsiniz. Şirince Selçuk’a 8 km mesafede bulunuyor. Yolları virajlı ancak hiç köy yolu gibi değil asfalt yollar sürüşü oldukça kolaylaştırıyor. Şirince köyünün içine araçla giremiyorsunuz. 2 seçeneğiniz var. Girişinde arabanızı bırakmak veya köyün sonuna kadar arabayla gidip orada arabanızı bırakmak. Köyün yolları pek araba ile gezmeye elverişli değil, zaten binlerce kişinin ziyaret için geldiği köye arabayla girilseydi gezebilecek bir köy kalmazdı herhalde :) Biz Şirince’ye araçla gitmeyi tercih ettik. Aracımızı hemen köyün girişinde bıraktık. Hatta köyün girişindeki otopark Papazın Mahzeni adında bir şarap evi ile anlaşmalı. Eğer oradan şarap alırsanız otopark ücreti ödemiyorsunuz. Üstelik gidip aldıktan sonra arabanıza kadar aldığınız şarapları götürüyorlar. Güzel hizmet :) Bizde bu hizmeti sevdiğimizi ve faydalanacağımızı söyleyip. Şirince’yi keşfetmek için yola koyulduk. Köy oldukça turistik ve canlı idi. Çarşısında Şirince’ye dair birçok şey bulabilirsiniz. Baharatlar, zeytinyağları, nar ekşileri, zeytinyağlı sabunlar, kremler, reçeller, incik boncuklar, şaraplar ve birçoğu sizi bekliyor. Çarşısı evet çok hoştu, satıcılar çok ilgiliydi ancak fazla ilgi rahat gezmenizi engelleyecek cinsten bir de köy atmosferinde böyle olunca pek doğal bir köydeymişsiniz hissini vermiyor. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Şirince şaraplarından ayrıca bahsetmek istiyorum. Şirince Şarapları Üreticiler suyunu çıkarabildikleri hemen her meyveden şarap yapıyorlar. Şarapların tadı ve tatlığı da meyvelere göre değişiyor. Çeşitlerini sayarsam aklınızda biraz olsun şekillenir diye düşünüyorum: Yaban mersini, Karadut, Böğürtlen, Şeftali, Nar, Çilek, Erik, Ahududu, Ayva, Kavun. Karadut ayrı bir üne sahip burada. %8 alkol oranı ve %12 alkol oranı ile yapılan meyve şarapları var. %12 likler biraz daha sert ancak meyve aromasını daha çok hissediyorsunuz. Biz tercihimizi Karadutun şanına dayanamayıp; Karadut’tan yana kullandık. Yanında bir de yaban mersinli şaraptan alıverdik. Tabi diğer şaraplardan da denemeden etmedik. İkram konusunda da gayet bonkör Şarap satıcıları, bu konudan yana derdiniz olmasın. Şirince’de ne yenir? Sabah Selçuk’u gezip öğlen Şirince’ye gelince ilk işimiz yemek yeri aramak oldu bizim. Şirince’de genelde köy evleri; hem pansiyon hem de restoran olarak kullanılıyor. Neler yiyebileceğinize gelirsek çöp şiş, gözleme, meze, mantı, Efe kebabı, çökertme, keşkek, zeytinyağlılar gibi birçok yemek alternatifi bulabilirsiniz. Biz Sedir Börek & Mantı Evi'ne gittik. Burada da zengin bir menü vardı. Yemek yedikten sonra mutlaka kumda kahve içmenizi öneririz. Şirince'sw çok meşhurdu. Farklı ve güzel bir tadı olduğunu söyleyebilirim. Kahve severler denemeden geçmesin. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Şirince’de görülmesi gereken yerlerden bir diğeride St John Baptist Kilisesi; kilise oldukça eski ancak manzarası gerçekten çok güzel. Sonbahar sayesinde doğanın yaza vedasını gördük. Köy yolu ve Kilise manzarası ciddi anlamda insanın üzerinde tabloya bakıyormuş hissi bırakıyordu. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Köyün sokaklarını turladıktan, yemeğimizi yedikten, kahvemizi ve şarabımızı içtikten sonra hemen 1 km ötedeki Nesin Matematik köyüne doğru yola koyulduk. Dilerseniz yürüyebilirsiniz. Ancak bizim fazla zamanımız olmadığından ve enerjimizi köye ulaşırken değil köyü gezerek harcamaktan yana olduğumuzdan, arabayla gittik. Şirince ye gelir gibi asfalt değil yolları ama kötü de değil. Matematik Köy’üne giderken beklentimiz çok yüksek değildi. Ne bulacağımızı da çok bilmiyorduk dolayısıyla doğası, sakinliği bizim için tam bir sürpriz oldu. Hayran kaldık, hatta keşke daha fazla vakit ayırsaydık dedik. Sonbahar renkleriyle bütünleşince köy daha da bir güzel göründü gözümüze. Köy öğrenciler için yapılmış. Yaz aylarında matematik dersi veriliyormuş öğrencilere. Biraz incelediğimde lisansüstü derslerinin bile verildiğini gördüm. Yani gitmek için çokta geç değilmiş. Matematik köyü Aziz Nesin’in oğlu Ali Nesin tarafından 1995 te kurulmuş ve hiçbir kar amacı gütmemekteymiş. Dilerseniz matematik köyüne yardımda bulunabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için sitesini ziyaret edebilirsiniz > http://nesinkoyleri.org/ To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Güzel dolu dolu geçen günün sonunda Şirince’ye ve Matematik Köyüne veda ettik ve daha gezeceğimiz yeler var diyerek İzmir merkeze doğru yol aldık. Gelecek yazımız İzmir merkezi içerecek :) Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Tarihin Başkenti : Selçuk Sonbaharda İzmir Turu

  • İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı | SineGezi

    Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı 12.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Yazar : Ali Cüneyt Kılcıoğlu Yönetmen : Elif Erdal Oyuncu : Berkay Tulumbacı Süre : 1 saat 40 dakika (2 Perde) Ödüller : Ekin Yazın Dostları 2014 Tiyatro Ödülleri, Yılın Erkek Oyuncusu, XIV. Direklerarası Seyirci Ödülleri, Genç Yetenek Ödülü, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı Ali Cüneyt Kılcıoğlu ’nun kaleminden çıkan bir oyun. Oyunun konusu, kurgusu oldukça başarılı. Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor. Ancak bu işsizlik 2001 kriz zamanında yaşanıyor ve piyasalar sebebiyle bir hayli uzun zaman alıyor, tabi hal böyle olunca etkileri çokta hafife alınacak cinsten olmuyor. Oyunu tek başına sırtlanan, başından sonuna kadar hiç falso vermeden, tempoyu düşürmeden, tüm duygularını bize samimiyetle yansıtan işsizimiz; Berkay Tulumbacı ’yı tebrik etmek gerekiyor. Oyun hakkında biraz daha fazla ayrıntı vermek gerekirse; 2001 yılında yaşanan herkesi etkileyen krizle birlikte bütün piyasalar tepetaklak oluyor. Tam da bu sırada askerliğini tamamlayıp, iş aramaya başlayan işsizimizin yaşadığı süreçlere şahit oluyoruz. Olay Berkay Tulumbacı tarafından geriye dönük bir şekilde anlatılıyor. İş görüşmesi ritüellerini yani; sinir bozan, nabız yoklayan sorulara sabırla cevap verdiğiniz, güçlü bir psikolojiye sahip olmanızın zorunlu olduğu, mezun olduğunuz bölümle ilgili bir iş aramakta olup aranmayı beklerken ciğerinizin solduğu, issizlikten bunalıp istemediğiniz işler için kendinizi bir masanın diğer ucunda bulduğunuz zamanların olduğu saçma sapan bir dönemeç! Durun daha bitmedi; yazılan kitapların, verilen tavsiyelerin herkesi bir kalıba sokulduğu düzende, iş verenin hem bu kıstaslara uymanızı hem de farklı olmanızı beklediği, çok fazla aday olduğundan sadece onların sizi değerlendirdiği, sizin değerlendirme hakkınızın hatta bunun ötesinde kendiniz gibi davranma hakkınızın bile olmadığı berbat ötesi sorunlu bu dönemi en güzel noktalarına değinerek, yakalayan oyun hem gülümsetti hem de derin derin düşündürdü bizi. Gülümsetme kısmında Berkay Tulumbacı’nın renkli anlatımının payı büyük. Oyun bittikten sonra, 2013’ten bu yana oynanan bu oyunu neden daha önce izlemediğimi sorguladım diyebilirim. Herkese tavsiye ediyorum :)

  • Kapadokya | SineGezi

    Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz.. Kapadokya'da Üç Mevsim 20.03.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Lütfiye Ünal, Gonca Kaya Paylaş Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi. Ya Nisan-Mayıs ya da Eylül-Ekimi tercih edin dediler. Evet bizce de öyle tercih edilse güzel olabilir. Ancak daha fazla erteleyemeyip ve bir çılgınlık yapıp kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran sevgili mart ayının tee en başında yola koyulduk. Mart ayını seçmemizin dezavantajlarının yanında bir çok avantajı oldu. Mesela uçak biletlerini neredeyse yarı yarıya aldık. Oteli inanılamayacak kadar uygun bulduk ve bonus 3 mevsimi birden yaşadık. Yaz kesinlikle bunlardan değildi. Üşüdük hatta donduk ama yılmadık. Her yeri gezmek için 3 günümüz vardı ve durmadan gezmeliydik. Bu sebepten sağlam bir plan yaptık ki gideceklere yegane tavsiyemdir; rotanızı doğru oluşturursanız 3 günde Kapadokya gezilir ama tadını çıkara çıkara gezmek için 4-5 gün daha ideal olacaktır. Güray Müze Ayrıntılar için tık :) Ulaşım Efenim ilk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Uçak bilet fiyatı burada biraz etkili oldu. 2 seçeneğimiz vardı. Nevşehir Havalimanı veya Kayseri Havalimanından birisini seçecektik. Pegasus amcaya inandık ve Kayseri Havalimanından yana tercihimizi kullandık. Rotamız bir ölçüde buradan belirlenmiş oldu. Kayseri’den hemen bir araç kiraladık. Nevşehir’i gezmek için gerçekten arabaya ihtiyaç var. Otobüs ve minibüsler belli bir yere kadar ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor. Taksi deseniz o kadar zengin değiliz. Kalacak Yer Kalacak yer olarak Göreme’yi belirledik ve ona göre hareket ettik. Elite Stone House’da çok makul bir fiyata konakladık. Diğer seçeneklerimiz Travellers Cave Otel ve Sultan Cave Otel idi. Onlar da uygun fiyatlıydı. Sıkı takipte olursanız bizim gibi kampanyalara denk gelebilirsiniz. Neyse aracımızı Sixt rent a car dan kiraladık. Kayseri – Nevşehir arasın en fazla 1 saat alıyor. Biz en yakın konum olan Avanos’u gidilecek ilk yer olarak belirledik: Gelelim rotamıza: Avanos Sallanan Köprü Kızılırmak sallanan köprü ilk durağımız oldu. Biraz gezinip soğuğa yenik düştük ve hemen yakındaki, oldukça merak ettiğimiz saç müzesine doğru yol aldık. Saç Müzesi Müzeye giriş ücretli değil. Müze dışında hediyelik Kapadokya'ya dair hediyelikler satılıyor burada. Saç müzesinin temasına gelecek olursak, bizi oldukça şaşırtan bir manzara ile karşılaştık. Bize aktarıldığı kadarıyla, Fransız bir kadın dükkan sahibiyle yaşadıkları duygusal ilişki sonrasında hatıra olarak, telefonunu, adresini ve bir tutam saçının olduğu bir kağıt bırakır. Hikayeyi dinleyen kadınlar, etkilenip aynı şekilde saçlarını kesip, iletişim bilgilerini yazarlar. Her yıl 10 kadın bıraktıkları hatıra saçlardan rastgele seçiliyor, Kapadokya'da çömlek kursuna gitme hakkı kazanabiliyormuş. Müzede resim çekmek ne yazık ki yasak. Biz de saygı duyduğumuzdan çekmiş olsak da paylaşmıyoruz :) Güray Müze Hem modern sanattan hemde eski tarihten bir şeyler bulabileceğiniz, hediyelik eşya alıp, kendi çömleğinizi yapıp, kapıp gidebileceğiniz bir yer. Gezerken ve çömlek yaparken çok keyif aldık ve hiç kolay bir iş olmadığını da görmüş olduk. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Sonraki durağımız Uranos Sarıkaya Restourant oluyor. Ayrıntılar için tıklayınız. Güray Müze Sayfa Başı Güray Müze PAşabağ Zelve Örenyeri Kızılçukur Vadisi Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Ihlara Uçhisar Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava PAşabağ Paşabağ Vadisi Rahipler Vadisi olarak da bilinen Paşabağ Avanos – Göreme yolu üzerinde Zelve tabelasını takip ettiğinizde karşınıza çıkıyor. Peribacası masum köylüler olarak. Her yerini resimlemiş olabiliriz. Diğer gezdiğimiz yerlere göre gezilmesi daha kolay olan bir yer. Zelve Örenyeri Paşabağ’ın hemen 1 km ilerisinde bulunan Zelve oldukça geniş bir yerleşim. 3 vadiden oluşuyor ve peribacalarının en yoğun olduğu bölge, bunu ilk girişte farkedebiliyorsunuz. Hristiyanlar 9. Ve 13. Yüzyıllar arasında Zelve’de yaşamış ve ilk Din eğitimleri burada verilmiş. Zelve Örenyeri Çavuşin Köyü Burada gidilebilecek 2 kilise var. Vaftizci Yahya Kilisesi Çavuşin Kilisesi Kızılçukur Vadisi Kızılçukur’a ulaşmak için bayağı bir tırmanıyoruz. Güneşi batırmak için çok ideal bir nokta, peribacalarının kızıllığı ile ortaya çıkan manzara görülmeye değer. Giriş bedeli kişi başı 2 TL. Oturabileceğiniz bir çay bahçesi mevcut. Burada atıştırabileceğiniz yiyecekler de var. Manzaraya karşı konulmuş eski koltuklar sedirlerle nasıl deli dehşet fotoğrafların çıktığından bahsetmiyorum bile. Mutlaka gidilmeli ve güneş batırılmalı. İlk günün yorgunluğu bizi bizden alıyor ve birşeyler yemek ve içmek için Göreme merkezinde yer alan, oldukça samimi bir ortama sahip, şık sunumlarıyla bizden tam not alan Mydonose cafede soluğu alıyoruz. Ayrıntılar için tıklayınız. İkinci günün planı bol merdiven içeriyor. Planı yaparken mesafelere göre yaptık. Bu kadar yorulacağımızı düşünmemiştik. Baştan uyaralım. Kızılçukur Vadisi 2.Gün Güvercinlik Vadisi Meşhur nazar boncuklu ağacın olduğu vadi. Göreme ve Uçhisar arasında kalıyor. Treking yapmak isteyenler için ideal bir mesafe olabilir. Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Nevşehir’e 20 km uzaklıkta yer alan Kaymaklı yeraltı şehrinin tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar dayanıyor. 8 kattan oluşan yerleşimin 4 katı gezilebiliyor. Girişte kırmızı okları, dönüşte de mavi okları takip ederek gezebiliyorsunuz. Oklar olmasa halimizi düşünemiyorum. Hititler döneminde 8 katı oluşturulan şehir Roma ve Bizanslılar tarafından genişletilip bir şehir haline getirilmiş. Yeraltı şehirlerinden en geniş alana sahip olanı Kaymaklı Yeraltı şehri. Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı Yeraltı şehrini gezdikten sonra bir 10 dakika daha gidip Derinkuyu’ya ulaşabilirsiniz. Derinkuyu Kaymaklı’ya oranla daha dar ve dik. 50 metre aşağıya inceğimiz söylendi. En aşağıya yani kilisenin olduğu bölüme inerken dar bir koridordan geçmeniz gerekiyor. Aşağı inerken veya yukarıya çıkarken bağrınız. Aksi takdirde sıkışıp kalabilirsiniz. Bu dar koridorda bir turist kafilesiyle karşılaşılmasını hayal bile etmek istemiyorum. Roma’lı askerlerin zulmünden kaçmak için uzun süre yaşamaları gerektiği için Hristiyanlar, yeraltı şehrine saraphane, toplantı odaları dahil bir çok alan inşa etmişler. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Derinkuyu Ihlara Vadisi Derinkuyu yeraltışehrinden Ihlara Vadisine doğru yola koyulduk. Ihlara vadisi Kapadokya’ya gidenlerin genellikle gezi planına dahil ettiği bir yer ancak Aksaray’da yer aldığının bigisini verelim. Göreme merkezinede 1 saat 15 dakika uzaklığında olduğunu da ekleyelim. Tabelaları takip ederek giderseniz yol sizi vadinin orta girişine getiriyor. 14 km lik bir vadiden bahsettiğimiz için nereden giriş yaptığımızın çok önemi olmuyor bizim için. Yalnız yorucu bir ayrıntı var. Vadiye orta girişten yani Belisırma girişinden girerseniz 400 merdiven inip 400 merdiven çıkmanız gerekiyor. Vadiye indiğinizde sola doğru yürürseniz. 1.5 km uzakta gözleme yapan restaurantlar var. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Ihlara Uçhisar Kalesi Ihlara vadiside bizi yıldıramadı yine güneşin batışını izleyecektik. Hem de Kapadokya’nın en yüksek noktasından izleyecektik. Bütün merdiven unsurunu barındıran gezi noktalarını da aynı gün içerisinde seçmemiz biraz talihsiz oldu ne yalan söyleyelim ama yine de karşılaştığımız manzaralar bizi motive ettiğinden yüzlerimiz gülüyordu. Bütün Kapadokya’yı kuş bakışı görebilceğiniz bir konumda olan kale, gün batışı için ideal nokta olabilir. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Uçhisar Museum Otel Uçhisar kalesinden yorgun, argın ve üşümüş olarak çıkış yapıyoruz. Bu yorgunlukla olmaz deyip bir kahve molası verelim diyoruz ki zaten akşam yemeği yemek dışında daha başka bir aktiviteye halimizde yok. Tüm merdivenleri başarıyla tüketmişiz. Bunun için deli kalorili şeyler yiyebiliriz tabiki. Museum otelin kendine ait bir restoranı bulunuyor. Lil’a restaurant, oldukça geniş bir menüye sahip olmanın yanında son derecede şık bir restaurant. Osmalı motiflerini her köşede görebiliyorsunuz. Yemek olmasa da kahve ve manzara için mutlaka uğrayın derim. 2.günün son durağı olarak Seten Restourant’ı belirledik. Göreme’de yer alan restaurant hakkındaki ayrıntılar için tıklayınız. 3.Gün Aşıklar Tepesi Güne erken başlamak bir alışkanlık oldu bizde, bugün de balonları göremezsek bayağı moraller bozulacaktı. Neyse ki şansımız yaver gitti ve balonların uçuş yapacağını öğrenip, hemen fırladık. Balon demişken biz hava şartları sebebiyle cesaret edemedik, balona binme işini erteleyip seyretme ile yetinmeye karar verdik. Balonları izlemek için en iyi nokta bence Aydın Kırağı Tepesi aynı zamanda Aşıklar tepesi olarakta anılıyor. Aman diyeyim internetten aşıklar tepesi diye yön bulmaya çalışmayın, çok uzaklara götürmeye kalkıyor. Arabayla belirli bir noktaya kadar gidip sonrasında en fazla 5 dakikada tepeye ulaşabiliyorsunuz. Sonrasında balonların birer birer havalanmasıyla görsel bir şölen başlıyor. İzlemek fotoğraf çekmek hepsi çok keyifli. Balonları uzunca seyrettikten sonra kahvaltı molası verdik ve 1 saatlik molamızda aniden başlayan kar yağışı sonrasında her yer bembeyaz oldu. Gezinin başından beri karlı da çok güzel olur buralar deyip duruyorduk. Bayağı şanslıydık ki 3 günde Kapadokya’yı beyazlara bürünmüş bir halde de görebildik. Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava Müzesi Göreme açık hava müzesini son güne bırakma sebebimiz çok yakınımızda olmasından kaynaklanıyordu. Göreme açık hava müzesi kiliselerden oluşuyor desek yalancı olmayız. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.(muze.gov.tr,2017) Karanlık Kiliseyi görmek istiyorsanız giriş ücreti haricinde 10 TL extradan ödemeniz gerekiyor. Biz merakına yenilenlerdeniz. Karanlık kiliseye terettütsüz giriyoruz. Burasını diğer kiliselerden farklı kılan duvardaki resimlerin son derece özenli bir şekilde korunması. Tüm figürler çok net ve fotoğraflamak kesinlikle yasak. Bu kadar canlı görünmelerinde iyi bir bakımın olduğunuda düşünmekteyiz, çünkü bayağı yağlı boya yapmış kurumaya bırakmışsınız havası var duvarlarda, çok beğendik. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Göreme Açıkhava Üçgüzeller Göreme müzesinde gezmedik yer bırakmadıktan sonra Ürgüp’e doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde olduğunu bildiğimiz Üç güzellere uğrama planımız var. Bayağı ne tabela var ne bir işaret, Göreme’den Ürgüp’e giderken solda kalıyor güzellerimiz bilginiz olsun. Ürgüp diğer gezdiğimiz yerlere göre daha büyük bir ilçe gibi geldi bize. Asmalı Konak Asmalı Konak’a vaktimiz olursa uğrayacaktık derken pat diye karşımıza çıktı, bizde uğramadan yapamadık. Dizide kullanılan bazı eşyalar hala duruyor bu konakta. 3 TL vererek burayı geebiliyorsunuz. Gezerken insan eskiyi hatırlıyor tabi çok flu olarak. Ne diziydi be diyorsunuz geziyi tamamladıktan sonra :) Turasan Şarap Fabrikası Asmalı Konak’ın hemen ilerisinde bulunan şarap fabrikasının satış ve tadım için ayrı bir bölümü bulunuyor. Daha önce hiç görmediğim bir ilgi ve sabır ile şarap ikramları yapılıyor. İstemiyorum desenizde bakıyorsunuz kadehler dolmuş. Herkesin damak tadı farklı tabi ama ben Turasan Öküzgözü ve Boğazkere’i ayrı bir övmek istiyorum. orta sertlikte ve içimi çok rahat ikisininde. Mustafa Paşa Sinasos olarakta anılan Mustafa Paşa Hristiyanlığın yoğun yaşandığı bir bölge, bu sebeple 30’a yakın kiliseyi bünyesinde barındırıyor. Aziz George, Aziz Vasilios ve Aziz Stefanos Kiliseleri ve Aziz Basil Şapeli bu kiliselerden öne çıkanlar. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzeside bu bölgede yer almakta. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Dönüş Dönüş zamanı yaklaştığı için ve gezeceğimiz yerleri büyük ölçüde verimli bir programla tamamladığımız için mutlu ve yorgun olarak Güzel Atlar Ülkesini yani Kapadokya’yı geride bırakarak Kayseri’ye doğru yola çıkıyoruz. Mutlaka gezilip, görülmesi gereken bu topraklar bizi çok etkilemeyi başardı, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Kapadokya Müze Rehberi Yemeli-İçmeli Kapadokya

  • Biz kimiz? | SineGezi

    Biz gezilerimizi, bizi etkileyen filmleri ,keşiflerimizi paylaşıyoruz. Ucuz seyahat, yurtiçi, yurtdışı gezi rehberliği ve yemek tavsiyeleri için bekleriz :) Gonca Kaya Merhaba ben Gonca, Bilişim mezunu bir beyaz yakalıyım. Yazılarıma Erasmus zamanı gezmeye bayağı meyilli olduğumu keşfedip, gittiğim yerlerle ilgili notlar alarak başladım. Gel zaman git zaman (daha çok gezdikçe) hobi olarak yazmaya başladığım gezi yazılarımı; daha da geliştirip sizlere işe yarar ve eğlenceli bilgiler vermek için kolları sıvadım. Keyifle yazıyorum. Kendimi henüz gezgin olarak nitelendirmesem de, gezgin olma yolunda olan bir çekirgeyim diyebilirim. Biz SineGeziciler gezip, izleyip, okuyup; yazdıkça ve sizler de okudukça; bu yolda bir adım daha katedeceğiz. Bence çok keyifli olacak. Sevgiler :) Hande Samancı Merhaba; Ben gezmeyi, izlemeyi bunları yaparken de tabi ki yemeyi içmeyi seven:) , ve bu sevdiğim şeyleri yapmak için devamlı plan program yapıp araştıran, digital hayata gönül vermiş bir bilişimciyim. Gezerken ne kadar eğleniyorsam yazarken de o anıları tekrar yaşayıp bir o kadar keyif alıyorum. Yani yazmak bir nevi hobi benim için. 2 arkadaş olarak kurduğumuz SineGezi sayfamızda da bütün etkinliklerimizi sizlerle paylaşmak paylaştıkça çoğalmak ve okunmak isteriz :)

bottom of page