Bu sitede ara
Boş arama ile 99 sonuç bulundu
- İzlemeli | SineGezi
Bizce izlemelisiniz dediğimiz tüm film tavsiyeleri burada... Vizyon Film Önerileri Keyifle izleyip, beğendiğimiz Vizyon filmlerini yorumlamaya çalıştık. Keyifli seyirler :) Netflix Dizi Önerileri Bu aralar biz de kendimizi Netflix popülaritesine kaptırmış bulunmaktayız. Kendisi kısa zamanda bayağı sevdiğimiz platformlardan birisi haline geldi.. Marslı Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış... Kapan Olay örgüsü, dozunda gerilim ve oyuncuların gerçekçi performansları filmin başından sonuna kadar izleyiciyi ayık tutuyor... İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı Oyun hemen hemen bir çoğumuzun ama uzun ama kısa bir süre de olsa deneyimlemiş olduğu işsizlik sürecini konu alıyor... Arrival "Gelecek zamanın aynasıdır." Başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner’ın paylaştığı modern bilim-kurgu filmi olan; Arrival... Snowden Biyografi türünde ki film, konusuyla ve hareketli olay örgüsüyle seyirciyi kendisine çekiyor. Olayın gerçekte yaşanmış olması da izleyici etkileyen, heyecanlandıran diğer bir unsur... Gizli Güzellik Will Smith, Gizli Güzellik filminde hırslı, dinamik ve karizmatik bir reklam yöneticisi olan Howard olarak karşımıza çıkıyor... Müttefik Daha film vizyona girmeden yaratığı magazin sansasyonu ile eminim ki hepimizde ayrı bir merak uyandırdı. Kendi adıma konuşayım vizyona girmesini zor bekledim... Casuslar Köprüsü Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun Tom Hanks olduğu güzel bir filmdir... Kopma (Detachment) - 2011 American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söyleyebilirim... Profesyonel Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta oyunculuklarla ulaşmakta... Gün Batmadan (Before Sunset) - 2004 Eğer geçmişle mücadele etmek zorunda değilsen, hatıralar harika şeylerdir." Celine Seriye başlamışken ve hazır meraklanmış iken devam filmini izlemek güzel olabilir diye düşündüm... Gün Doğmadan (Before Sunrise) -1995 Viyana treninde bir çiftin kavgası yüzünden yer değişikliği yapan Fransız yüksek lisans öğrencisi olan Celine Amerikalı Jesse ile bu sayede tanışır ve filmimizin hikayesi burada başlar :) Bay Hiçkimse (Mr.Nobody) Seçim yapmadığın sürece, kalan olasılıkların hepsi mümkündür. Keyfin kaçtıkça, kendini mutlu hissedemedikçe hangi filmi izlemek istersin deseler söyleyeceğim filmlerden biri de bu filmdir... Edward Makaseller (Edward Scissorhands) - 1990 Edward Makaseller Tim Burton’ın hayal dünyasını anlayabileceğiniz bir film diyebilirim. Çoğu filminde olduğu gibi, bu filmde de masalsı bir tat var. Gerçekler fantastik bir dünyada nasıl bu kadar iyi anlatılır? Film bu sorunun cevabını almanızı sağlayacak nitelikte... Duyguların Rengi (The Help) - 2011 Duyguların Rengi (The Help) filmi, Kathyn Stockett'in en çok satanlar listesinde bir numarada yer alan romanından uyarlanmış ve kitapla aynı ismi taşımaktadır... Bir Zamanlar (Once) -2006 2006 yapımı dram/müzikal kategorisinde yer alan film Dublin’de geçmekte. Her ne kadar dram türünde olsa da izlediğim en umut dolu filmlerden birisiydi... Leon The Professional En bi sevdiğim filmler arasında yer alan Leon’un gerçekten izlenilesi bir film olduğunu kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim. 1994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır...
- Şanlıurfa | SineGezi
Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum... Şanlıurfa 08.03.2017 | Hande Samancı Paylaş Şanlıurfa’ya giderken havanın çok fazla sıcak olmadığı zamanı ayarlamaya çalışmanızı bizzat tavsiye ediyorum. Nisan gibi gittiğimizde bile hava gayet sıcak ve güzeldi. O yüzden ilkbaharı tercih etmeniz istediğiniz gibi gezmeniz için önemli. Uçaktan iner inmez sabah 9’da ilk gittiğimiz yer ciğerci oldu. Şanlıurfa’da sabah, öğle veya akşam fark etmeden istediğiniz zaman ciğer yenilebiliyor ve gerçekten çok seviliyor. Karnımızı doyurduktan sonra en merak ettiğim yerlerden biri olan Balıklıgöl’e gittik. Burada gerçekten farklı bir atmosfer var. İnsana huzur verdiğini söyleyebilirim. Hikâyesinden kısaca bahsedersem İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, Nemrut tarafından bugünkü Urfa kalesi nin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol"' emri verilir. Bu emir üzerine, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. İbrahim bir gül bahçesinin içerisine sağ olarak düşer. İbrahim'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Bu yüzdendir ki Balıklıgöl halk tarafından kutsal sayılıyor ve göl içindeki balıklar korunuyor. Göl, her iki tarafında bulunan camilerle ve çok güzel bir parkla tamamen huzur dolu bir mekân etkisi yaratmıştı bende. Park gördüğüm kadarıyla hep kalabalık. İnsanların ortak buluşma alanına dönüştüğünü söyleyebilirim. Balıklıgöl’ü dolaştıktan sonra buradan baktığımızda görünen bir kale bulunmakta. Biraz dik yokuşa sahip ama üşenmedik toz toprak demedik ve tırmanmaya başladık. Daha dinlenmiş ve yorgun değilken tırmanmanızı tavsiye ederim. Zira biraz yorucu olabiliyor. Kaleye çıktığımda ise bütün Urfa ayaklarımın altındaydı. Manzara yorgunluğuma değmişti. Urfa Kalesi gerçekten güzel ve antik bir yapıya sahip. Etrafta dolaşan kalenin ve Urfa’nın tarihini anlatan küçük çocuklarla karşılaşabilirsiniz. Onlardan kalenin bir tarafı sarp kayalık ve 25 tane burçtan oluştuğunu ve Urfa Kalesi'nde Bizans ve İslam dönemlerinden birçok yapı mevcut olduğunu öğreniyoruz. Kale’nin tepesine dışarıdan tırmandıktan sonra, aşağıya kalenin içinden inmeyi tercih ettik. Kalenin içi de dışı kadar güzel ve korunmuş durumda. Kale turumuzu tamamladıktan sonra bugünkü turumuzun sonuna geliyoruz. Ertesi gün enfes bir Urfa kahvaltısıyla kendimize geldik. Bal, kaymak doğal olduğundan herhalde kahvaltıda en sevdiğim ikili oldu. Ayrıca mutlaka katmeri de denemelisiniz. Yemek sonrası melengiçli Türk kahvemizi içip yine gezmeye koyulduk. Melengiç kahvesi hakkında sizi bilgilendirmem gerekirse fıstıktan yapılan bir kahve olduğunu ve içiminin normal Türk kahvesinden farklın olduğunu söyleyebilirim. Kahvemizi içtikten sonra Urfa’nın dar sokakları arasında çarşıyı dolaşmaya başladık. Burada alabileceğiniz birçok şey var. Kurutulmuş ürünler, pul biber çeşitleri yanı sıra bakır ile yapılmış el emeği ürünler ilginizi çekebilir. Ben bolca tabi ki kaçak çay, Türk kahvesi ve isot aldım. Size de tavsiye ederim. Çarşıyı dolaşıp alışverişimizi tamamladıktan sonra acıktığımızı fark ettik ve öğle yemeği için patlıcan kebabını tercih ettik. Patlıcan kebabı burada ciğerden sonra en meşhur olan kebap çeşidi. Mutlaka denenmesi gereken bir tat. Ben kefilim :) Karnımızı doyurduktan sonra Harran Kümbet Evlerini görmek için yola çıktık. Urfa gerçekten uçsuz bucaksız toprakların olduğu bir şehir. Sanki bulutlara daha yakınsınız. Kümbet Evleri turistik açıdan güzel düzenlenmiş. Etrafı keşfederken yöresel kıyafetleri giyip onlarla fotoğrafta çektirebiliyorsunuz. Evlerin çoğunluğu hala durmakta olduğu için bu tarihi yapının varlığını sürdürdüğünü söyleyebilirim. Karnımızı doyurduktan sonra Harran Kümbet Evlerini görmek için yola çıktık. Urfa gerçekten uçsuz bucaksız toprakların olduğu bir şehir. Sanki bulutlara daha yakınsınız. Kümbet Evleri turistik açıdan güzel düzenlenmiş. Etrafı keşfederken yöresel kıyafetleri giyip onlarla fotoğrafta çektirebiliyorsunuz. Evlerin çoğunluğu hala durmakta olduğu için bu tarihi yapının varlığını sürdürdüğünü söyleyebilirim. Sonrasında da Eski Harran Üniversitesinin ve Harran Kalesinin olduğu yere gittik. Buradaki yapıların çok korunduğunu söyleyemeyeceğim. Birçok yapının bütünlüğü korunamamış. Ancak yine de duvarların bir kısmını görmeniz mümkün. Harran dünyadaki ilk üniversitelerden birine sahip ve zamanında burada birçok bilim adamının yetişip ders vermiş. Alt yapı olarak belli bir felsefeye sahip. Urfa seyahatimizi sıra gecesi yapmadan kapatmak olmaz deyip akşamında da bir sıra gecesine gidiyoruz. İnanılmaz bir sofra; içli köfteden tut fındık lahmacununa kadar her şeye bayıldım. İnanılmaz bir ikram var. Yemek yerken arada kalkıp halay çekip eğlenmekte cabası. Sıra gecesi mantığını tam olarak anlayarak geceyi bitirdiğimi söyleyebilirim. Ayrıca müzik kültürümü de genişletmiş oldum. :) Aslında Urfa anlatılıp bitirilecek bir şehir değil. Birçok tarihi ve antik alanı var. Kültür olarak çok geniş ve tamamen inanç şehri diyebilirim. Dolaşmak için bir iki gün gerçekten az gelebilir. Tavsiyem gittiğinizde daha fazla zaman ayırmanız. Bizce İlginizi Çekebilir... Halfeti Bi Tadımlık Gaziantep
- Casuslar Köprüsü | SineGezi
Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun Tom Hanks oldu Casuslar Köprüsü (Bridge of Spies) – 2015 01.12.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7,6/10 Beyaz Perde : 3,8/5 Tür :Gerilim Süre : 141dk Yönetmen : Steven Spielberg Oyuncular : Tom Hanks, Mark Rylance, Amy Ryan, Alan Alda Senaryo : Matt Charman, Joel Coen, Ethan Coen Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun Tom Hanks olduğu güzel bir filmdir. Dram ve tarihi türündeki 2015 yapımı film hem tarih hem de drama severler için rahatlıkla önerebileceğim filmler arasına girmiş bulunmakta. Film 1950’lerde ki soğuk savaşın yeni başladığı ve Amerika ile Sovyet Birliği arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemi ele almış. Tabi bu gerginlikte başına kötü şeyler gelen insanlarda oluyor haliyle. Kurbanımız Amerika’da bulunun Sovyet Ajanı olan ve kafa yapısı hayli ilginç olan Rudolf. Mark Rylance gayet başarılı bir rol çıkartıyor. Filme dönecek olursak ;bir anda bir kararla Rudolf için tutuklama kararı çıkıyor ve genel anlamda her şey Rudolf’u savunmak için bir avukatın atanması gerekmesiyle başlıyor. James Donovan sigorta avukatı olmasına rağmen bu iş için seçiliyor ve kariyerini, ailesini tehlikeye atması gerektiğini bile bile bu işi kabul ediyor. James’in Rudolf’u kurtarmak için yaptığı her şey onu daha da kötü duruma getirse de James vazgeçmeden devam ediyor. Ve bu durum devamında işleri kendisi için daha da karmaşık ve tehlike bir hale getiriyor. Her dakikasını gerilim içinde ve merakla izleyeceğiniz, karakterlerin cuk dediğimiz tabirle birebir uyuştuğu bir film izlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler dilerim.
- Karadağ Gezi Rehberi | SineGezi
Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve Karadağ için güzel bir plan yaptık... Karadağ Gezi Rehberi 30.09.2023 | Gonca Kaya Akak Paylaş Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve soluğu Karadağ'da aldık. Gidip görünce de Karadağ'a olan hislerimiz değişmedi yani bizi hiç yanıltmadı, Karadağ'da çok keyifli bir 4 gün geçirdik. Gelelim gezimizin detaylarına; Karadağ vizesiz olduğu ve çok talep gördüğü için uçak biletlerini uygun bulmak oldukça zor. Biletler için Türk Havayollarına veya Tailwind'e bakabilirsiniz. Bu havayollarının Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya direkt uçuşları var. Kalmak istediğiniz bölge biraz size bağlı, deniz tatili düşünüyorsanız Budva güzel bir seçenek. Bunun dışında bize sorarsanız en güzel seçenek Kotor. Şunu da söyleyelim şehirler birbirine oldukça yakın, bu noktada araç kiralarsanız gezerken konforunuz artacaktır. Gezi planınız çok yoğun değilse toplu taşımada bir seçenek olabilir. Kısa gezimizde Karadağ'da 4 farklı şehir gezme fırsatımız oldu. Budva, Kotor, Perast ve Tivat. 3 veya 4 günlük bir gezi planında bu 4 bölgeyi rahatlıkla gezebilirsiniz. Budva Budva'da Gezilecek Yerler Budva Old Town (Eski şehir merkezi) Birbirinden güzel dar sokaklarıyla sizi ilk anda etkileyecek bir yer burası. Dar sokaklarını keyifle gezip, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. La Citadel Kalenin manzarası çok hoş, özellikle gün batımını burada izlemek oldukça keyifli olacaktır. Kaleye giriş ücretli ancak restoranda yemek yerseniz ayrı bir ücret ödemiyorsunuz. Dancing Girl (Dans Eden Kız) Budva Old Town bölgesinde bulunan ve şehrin sembolü haline gelen dans eden kız heykelinin aslında hüzünlü bir hikayesi varmış. Kavuşamayan aşıkların hikayesinden esinlenerek yapılan heykelin hikaye efsanemidir bilinmez ancak dans eden kızın, Budva'ya çok yakıştığını söyleyebiliriz. Sveti Stefan Sveti Stefan adası görsel olarak çok hoş ancak bu adaya elimizi kolumuzu sallayarak ne yazık ki giriş yapamıyoruz. Adaya giriş için otel müşterisi olmanız veya otel restoranında rezervasyonunuzun olması gerekiyor. Fiyatlarında oldukça yüksek olduğu söylendi. Karadağ'ın en pahalı otelinin burada olduğunu ve oldukça ünlü konukları ağırladığını da duyduk. Adaya ayak basamasanız da adanın girişine kadar gitmenizde bir engel yok. Hatta ironik olarak adanın bir tarafı halk plajı diğer tarafı özel plaj. Buraya kadar gelmişken fırsatı değerlendirip, yüzerek ada manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz, deneyimlerimizden yola çıkarak söylüyoruz Budva'da denizin kötü olduğu bir yer yok, buranın denizi de çok güzeldi ancak çok kalabalık sevmiyorsanız sabah saatlerinde gitmenizi öneririz. Budva'da denize girebileceğiniz diğer bölgeler; Budva kalesini olduğu bölge, Becici, Havaii Beach(adaya deniz yoluyla ulaşabiliyorsunuz, kişi başı ücret gidiş-geliş 5 euro diye duyduk.), Przno. Budva Yeme İçme Manana Budva Kokteylleriyle ünlü mekanın tacolarının da oldukça güzel olduğunu duyduk. Kokteyl fiyatları 9-15 euro arasındaydı. Buradan anlaşıldığı üzere Karadağ diğer Avrupa ülkelerinden çok farklı değil. Belki bir tık daha uygun olabilir ama bir tık, fazlası değil :) Jardan Burası her kesime fiyat ve çeşit olarak hitap edecek bir yer, menüleri çok geniş, Türkçe menülerinin olması da ayrı şaşırtıcı, bi akşam üstü uğrayabilirsiniz. Biz canlı müziğe de denk geldik, keyifliydi. Pasta Bar Malum biz İtalyan mutfağının köleleriyiz. Karadağ'da İtalyan mutfağı oldukça yaygın. Burası da Budva old town bölgesinde bulunan standart üzmeyen bir mekan. Kotor Sen çok başka bir hikayesin Kotor; Budva'da ki şehirleşme Kotor'da yok ondan bizi daha çok etkilediğini söyleyebiliriz. Kotor'a en az 1 gününüzü ayırmanızı gönülden tavsiye ederiz. Kotor Fortress (Kotor Kalesi) Kotor'a kadar geldiyseniz ve herhangi bir sağlık sorununuz yoksa kaleye çıkıp mutlaka bu şehri kuşbakışı görmelisiniz. Ancak bir uyarı yapalım, öğlen saatleri tırmanışı bayağı zorlaştırıyor. Sabah erken saatleri tercih etmeniz, zorlu merdivenleri yürürken biraz olsun size yardımcı olacaktır. Bu arada tam tamına 1355 basamaktan bahsediyoruz. Biz zaman kısıtı sebebiyle meşhur kilise Church of Our Lady of Remedy'nin fotoğraf kadrajına girdiği noktaya kadar çıktık, burası da sanıyoruz ki yolun yarısı oluyor. Zorlamadı desek yalan olur. Bu arada kaleye giriş ücretli, ücreti 8 euro. Kaleye farklı yerlerden de giriş olduğunu okuduk ama biz emin olamadığımızdan ücret ödeyip giriş yaptık. Kotor Saat Kulesi Kotor şehir merkezine görkemli kapılardan geçiş yaparak giriliyor. Görkemli diye bahsettiğimiz aslında ana deniz kapısı oluyor ve kapıdan giriş yaptığınızda hemen karışınıza 1602 yılında yapılan Kotor Saat Kulesi çıkıyor. Kulenin hemen önünde Utanç Sütunu bulunuyor. Hala böyle mi bilinmez ancak ilginç ve gıpta edilesi bir bilgi; Kotor'da hemen hemen hiç suç işlenmediğinden hapisane yokmuş ve suç işleyenler için bu utanç sütunu yeterli oluyormuş. Suç işleyen insanlar sözel olarak ayıplanıyormuş. Kotor Aziz Tryphon Katedrali 1166 yılında yapılan katedralin bir kulesi depremler sonucunda hasar almış ve tekrar aslına uygun bir şekilde yapılmış. Kulelerin üzerinde tarihler yazıyor. Bu tarihleri görmeseniz, 2 kuleyi birbirinden ayrıt edemeyebilirsiniz. Kotor Yeme İçme La Catedral Pasta Bar Önünde her daim kuyruk olması bu mekanın meşhurluğunu ele veriyor. Makarna köleleri bu mekanı da es geçmedi :) Restoran Cesarica Kalamar tava ve deniz mahsullü makarna deneme şansımız oldu. Kalamara bayıldık, sanırım kalamarı kötü yapan bir mekan da yok Karadağ'da, çokça maruz kaldığımız dondurulmuş kalamarların yanında lezzetleri tartışılmaz derecede iyiydi. Makarna standarttı. Genel olarak memnun kaldık. Konoba Portun Bu restoran Kotor merkezine yürüyerek 40 dk mesafede, deniz kenarında bulunuyor. Tavsiye üzerine gidip, çok memnun kaldığımız bir yer. Akşam yemeği yiyecekseniz mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Biz biraz spontane hareket edince öğlen yemeğini denk getirebildik. Denediğimiz her şeyden memnun kaldık. Kalamar tava, karides ve siyah risotto denedik. Tatlı için ayrıca bir not düşelim, Elmalı Crumble'ı mutlaka deneyin. Perast Perast, Kotor'a çok yakın olan meşhur bir orta çağ köyü. Burada çok fazla alternatifiniz yok. Dolayısıyla buraya 2 saatinizi ayrımanız yeterli olacaktır. Sokaklarını gezip, tekne ile Our Lady of Rock(Kayaların leydisi) adasına geçiş yapabilirsiniz. Aslında Perast'ın önünde 2 tane ada var ancak Aziz George Adası misafirlere kapalı, ada da yalnızca bir kilise bulunuyor. Vaktiniz bolsa Sveti Nikola Kilisesi'nin tepesine çıkıp, adalara yukarıdan da bakabilirsiniz. Tivat Buralara kadar gelmişken ve yeterli zamanınız varsa Karadağ'ın havalı şehri Tivat'ı ziyaret edip, Porto Montenegro lüks yat limanında vakit geçirebilirsiniz. Marina lüks yatların dışında bir çok restoran ve dünyaca ünlü markayı da bünyesinde barındırıyor. Kısa notlar; Yanınızda mutlaka euro bulundurun, Taksiye binmeden pazarlık yapın, Karadağ'ın yerli şarap markası olan Plantaze'nin şaraplarından tadın, Şarap, çikolata, genel süpermarket veya giyim alışverişlerinizi pazar gününe bırakmayın, çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi Karadağ'da da birçok yer pazar günü kapalıydı. Karadağ'lılar tembellik yasalarıyla meşhurlar bu sebepten, bize de restoranlarda servislerin gecikebileceği söylenmişti. Böyle bir durumla karşılaşmadık ama tembellik yasalarını buraya bırakalım aklınızda olsun. İnsan yorgun doğar, dinlenmek için yaşar. Yatağını kendini öper gibi öp. Geceleri uyumak için gündüzleri dinlen. Çalışma, çalışmak öldürür. Dinlenen birini gördüğünde ona yardım et! (Yanına yatıp dinlen.) Çalışabildiğinin en azını çalış, mümkünse işi başkasına yaptır (itele). Gölgeler kurtuluştur, dinlenmekten kimse ölmez (Tarlada çalışanlar için). Çalışmak ölüm getirir, çalışarak erken ölme. Olur da çalışma isteğin gelirse, otur, bekle. Göreceksin ki geçecek. Yiyen birini görünce yanaş; çalışanı görünce uzaklaş, rahatsızlık verme. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Venedik Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi
- Keşiflerin Yeri: Münih | Sinegezi
Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir... Keşiflerin Yeri; Münih 19.07.2017 | Gonca Kaya Paylaş Münih’i anlatmak daha önce gezmiş olduğum şehirleri anlatmaktan biraz daha farklı olacak benim için neden diye sorarsanız gittiğim ilk Avrupa şehri olmasının dışında, en çok gittiğim ve sadece tatil amaçlı en çok kaldığım şehir olur kendisi. Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir. Denizi olmasa da Isar gibi gürül gürül akan bir nehri vardır. Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte. Bir ayrıntı daha var. Münih nüfus olarak fazlaca Türk ve Balkan halkına ev sahipliği yapmaktadır. Ama en çok tabi ki Almanlardan sonra Türklere ev sahipliği yapmaktadır. Eee ne de olsa anlıyoruz güzel şehirlerden :) Şanlıyım ki Münih’te bir çok yeri gezme fırsatım oldu ve daha büyük bir şansım daha var, oda bolca Münih’i iyi bilen, orda yaşayan rehberlerimin olması. Öncelikle kendimce gezmezseniz olmaz diyebileceğim yerlerden bahsetmek istiyorum. Deutsches Museum Münihteki en büyük müze. Gerçekten tüm günü burayı gezmeye ayırmanızı tavsiye ederim. Deniz, kara ve hava taşıtlarından, fizik, bilim, matbaa, tekstil, maden araçlarına kadar binlerce parçaya sahip zengin ve ziyaret edilmesi gereken hem tarihi hem de teknolojik bir müze. Üstelik kapıları her gün 09.00-17.00 arası ziyaretçilerine açık. Cüzzi bir giriş ücreti var yok ben onu da vermek istemiyorum derseniz aramızda kalsın saat 16.00-17.00 arası girişler ücretsiz. 1 saat içinde müzeyi gezmek pek kolay olmayacaktır ancak kısıtlı vaktiniz varsa değerlendirilebilir. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Deutsches_Museum St. Peter’s Church Avrupa’da kilise gezmeden olmaz tabi. :) Münih’in en işlek meydanlarından Marienpatz’da yer alan kilise iç ve dış mimarisiyle oldukça etkileyici. Bir de kulenin en tepesine çıkıp Münih manzarasının keyfini çıkarma gibi bir seçenekte sunuyor size. Ancak söylemeliyim ki merdivenler biraz dar, iniş ve çıkışlar aynı yerden yapılıyor. Küçük bir ayrıntı vermek gerekirse; Münih manzaralı fotoğraflar ve seyir keyfi için tam 314 basamak çıkmanız gerekiyor aklınızda bulunsun. Kaynak:https://www.flickr.com/photos/mbell1975/4489672205/in/photostream/ Marienplatz Münih’in en işlek meydanı eski ve yeni başarılı bir şekilde harmanladıklarını söyleyebilirim. Bir çok ünlü markanın mağazası, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve yorulduysanız kahvenizi yudumlayabileceğiniz veya yemek yiyebileceğiniz bir çok mekanı barındıran bir yer. Mesela Marienplatz’a kadar gitmişsiniz alışverişler yapmışınız, tabi sonrasında da karnınız açıkmış. O zaman size güzel bir öneri olarak Opatija’yı önerebilirim. Porsiyonlarıyla, fiyatlarıyla ve hizmetiyle sizi memnun edebilecek bir yer. Olympia Tower Bu defa manzara için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok. Asansörle kulenin en tepesine çıkarak, Münih manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. En üst kata geldiğinizde 200 metreden Münih'e kuş bakışı bakabiliyorsunuz. Kulenin yüksekliği ise 292 metreyi bulmakta. Güzel bir deneyim. Hava da açıksa şanslısınız demektir. Girişin ücretli olduğunu belirteyim. Rathaus Yine Marienplatz’da yer alan eski belediye binası, böyle eski belediye binası deyince insan sadece bina düşünüyor ama Rathaus o kadar büyük ve görkemli ki önünden geçip gidemiyorsunuz. Mimarisinden bahsetmeme bile gerek yok insanda hayranlık uyandırıyor. See Life Hemen Olympiapark' ta yer alıyor. Burada binlerce balık çeşidini büyük akvaryumların içinde görebiliyorsunuz. Gezmesi oldukça keyifli olan bir yer. Schwabing Münih’in en ünlü caddesi aynı Bağdat caddesine benziyor. Cafeler, barlar, restoranlar ve birçok ünlü mağazayı bünyesinde barındıran keyifli bir yürüyüş alanı. Burada Don Luca diye bir meksikan restoranı vardı. Aklınızda bulunsun gitmişken uğranabilecek güzel bir yer. Maximilianstraße Burası cep yakan ünlü markaların mağazalarının bulunduğu cadde oluyor. Marienplatza yürüme mesafesi kadar yakın gitmişken gezmek isteyenler için bir alternatif olabilir. Pinakothek der Moderne Modern bir müze gezmek isterseniz uğrayın bence ben gezerken çok keyif aldım. Biraz da doğal yeşillik alanlardan bahsedeyim. Vaktiniz varsa buraları es geçmeyin derim. Olympiapark ta gezebileceğiniz güzel yeşil bir alan var. Westpark Münih in bir diğer yeşil alanı. Çok büyük bir alana sahip şehrin yoğunluğundan uzaklaşabileceğiniz ve sakin vakit geçirebileceğiniz bir yer. Merkeze oldukça yakın içinde Çin, Tayland ve Japon bahçesi bulunuyor. Burada meşhur alman ekmeklerinden olan bretzel eşliğinde alabalık yemenizi tavsiye ederim. Bu alanların en güzel yani kolay ulaşılabiliyor olması. Orada yaşayanlar için çok büyük bir artı. Gıbta ettim doğrusu. Starnberger See Doğal yerler arasında benim için favori yerlerden birisi. Burası merkeze biraz uzak 35 dakika kadar. (İstanbul da yaşayanlar için en yakın yer mesafesinde (: ) Kartpostalı aratmayan bir göl çevresinde bir sürü restoran ve cafe var. Göl de tekne gezisi yapmak da mümkün, uzun ve kısa süreli turlar mevcut. http://www.muenchen.de/int/en/culture-leisure/sport-fitness/starnberg.html Münih Hayvanat Bahçesi Eğer vaktiniz varsa keyifli zaman geçirebileceğiniz oldukça büyük bir yer. Ancak güneşli bir gün seçmenizi tavsiye ederim aksi takdirde bizim gibi mahsur kalabilirsiniz. (Yağmur dolayısıyla 1 saat kadar mahsur kalmıştık.) Ancak Almanya genel olarak değişik bir iklime sahip bir gün çok sıcak olabilirken diğer bir gün çok soğuk olabiliyor. Hatta bu iklim değişikliğini aynı gün içerisinde de yaşayabiliyorsunuz. Skyline Park Eğlenmeyi çok seviyorum diyorsanız. Kocaman bir alana kurulmuş lunaparka bir gününüzü ayırabilirsiniz. Bir de çilek bahçeleri var. Gidip kendi çileğinizi toplayabiliyorsunuz. Üstelik istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz çıkarken sadece topladığınız kadarını satın alıyorsunuz. Kesinlikle çok zevkli tabi çilek zamanına denk gelirseniz ve vaktiniz varsa. Çilek bahçesinden bahsetmişken bir çok çiçek bahçesi de var. En güzel yanı buradan istediğiniz çiçeği toplayabiliyorsunuz, bahçelerde hangi çiçeğin ne kadar olduğunun yazılı olduğu bir tabela ve paraların atıldığı bir varil var. Ben başında duran kimseyi görmedim. Zaten gazete kutuları da aynı şekilde hemen hemen her sokakta mevcut. İnsanların birbirine güvenmesi böyle bir şey galiba onlar için doğal olan bu olay, ne kadar üzücü ki bana çok şaşırtıcı geldi. Herhalde bizim ülkemizin bu seviyeye gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekiyor. Gezilecek yerler listesine devam edecek olursak; altını çizerek hatta vurgulayarak söylüyorum Dachau’ ya mutlaka gidin. Dachau Toplama Kampı Nazi Almanya’sında açılan ilk toplama kampıdır. Münih’e yaklaşık 16 km mesafede bulunmaktadır. Sosyalist Alman işçi partsi ve Alman Ulusal Halk Partisi ile koalisyon hükümeti tarafından kurulan ilk düzenli toplama kampı.(22 mart 1933) . Almanlar 45 bin kişiye mezar olmuş bu yeri utanç duyarak sergiliyorlar. Gezerken tüyleriniz diken diken oluyor ve yaşanan vahşete insanlık ayıbına inanamıyorsunuz. Görsel videolar, resimler, anlatılanlar gerçekten çok ağır. Mutlaka görülmeli! Almanca ve İngilizce rehberlik hizmetleri var. Yahudilik ve toplama kampının tarihini anlatan kitaplar ve filmlerin satıldığı bir dükkanda mevcut. Avm gezmeden olmaz diyorsanız. Olympia Einkaufszentrum, Riem Arcaden ve Pep en büyüklerinden. Ulaşım konusundan bahsedecek olursak. Otobüsleri, tren ve metroyu kullanarak gidemeyeceğiniz yer yok gibi. Hatırlamadığım için burada çok ayrıntılı bilgi veremiyorum ama en azından içiniz rahat olsun diyebilirim. Son alarak bir itiraf; aslında daha önerilebilecek çok fazla yer var. Ama özetle önerebileceğim, turistlerin en çok ilgisini çeken yerler benim izlenimlerime göre böyle. Keyifli okumalar. :)
- İsviçre Gezi Rehberi
Öncelikle İsviçre güzel olduğu kadar bütçe zorlayan bir ülke, planlama yaparken bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Gitmeden nerelere gideceğinizi de belirlerseniz, kalacağınız gün sayısını ona göre belirleyebilirsiniz.... İsviçre Gezi Rehberi 16.01.2023 | Gonca Kaya Akak Paylaş Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu. Öncelikle İsviçre güzel olduğu kadar bütçe zorlayan bir ülke, planlama yaparken bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Gitmeden nerelere gideceğinizi de belirlerseniz, kalacağınız gün sayısını ona göre belirleyebilirsiniz. Şehirle sınırlı kalmamanızı ve İsviçre'nin doğasını yakından görebileceğiniz yerleri de planınıza eklemenizi öneririz. Gelelim bizim gezimizin detaylarına; 5 günlük İsviçre seyahati sırasında dur durak bilmediğimizden bir çok yer görme fırsatımız oldu. İlk durağımızdan başlayalım. Zürih Biz seyahatimize İtalya’dan başladığımızdan Como’dan Zürih'e geçtik. Avrupa içi yolculuklar için tren veya otobüs kullanabilirsiniz. Biletlerimizi genelde Omio uygulamasından temin ediyoruz. Hizmet bedeli ekliyor ancak arkadaşınıza uygulamayı tavsiye etmeniz durumunda hem arkadaşınıza hem de size indirim kuponları tanımlıyorlar, bu da size bilet alırken avantaj sağlıyor. Gezinizi sadece Zürih’i gezmek için planladıysanız, Zürih pass çok işinize yarayacaktır. Bazı otellerin rezervasyon yapmanız durumunda ücretsiz pass verdiklerini de duyduk ancak bizim otel böyle bir hizmet sunmadı bize, rezervasyon yaparken bunu araştırabilirsiniz. Zürih merkez küçük görünse de yürüyerek gezmek biraz zor olabilir. Bu noktada pass alırsanız rahat edebilirsiniz. Gezi planınız bizim gibi sadece Zürih ile sınırlı değilse, en mantıklı adım Swiss Pass almanız. Doğrudan kendi sitelerinden pass i alabilirsiniz.(https://www.sbb.ch/en/leisure-holidays/inspiration/international-guests/swiss-travel-pass.html ) Ancak size güzel bir haber; get your guide app i indirip kaydolursanız ilk satın alma işleminize özel %10 indirim kuponu ile swiss pass inizi alabilirsiniz. Ülke pass’i olduğundan fiyatlar oldukça yüksek ama kesinlikle aldığınıza değiyor. Yani diyeceğim o ki hiç polemiğe girmeyip, Swiss pass alıp keyfinize bakabilirsiniz. Zürih’te görülmesi gereken yerler; Züri h Old Town Bölgesi Genellikle eski şehir merkezleri daha küçük ve samimi oluyor. Zürih eski şehir merkezi de aynı şekildeydi. Mutlaka uğrayınız. Zürih Gölü Yazın daha keyifli olacağı şüphesiz ancak güzel bir yürüyüş ve biraz sakinlik isterseniz, göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz. Bahnhofstrasse Ünlü markaların yer aldığı, insanda alışveriş yapma isteği uyandıran güzel geniş bir cadde, zaten mutlaka yolunuz buraya düşecektir. Lindenhof Şehri kuşbakışı görebileceğiniz, sizi çok yormayacak bir manzara noktası. Oldukça bilinen ve turistlerin uğrak noktası olan bir yer. Az eforla güzel fotoğraflar çekip manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Grossmünster Kilisesi Zürih’te bulunan 3 önemli kiliseden bir tanesi ve sanırım en görkemlisi. Görkemli de yince aklınıza diğer avrupa şehirlerindeki kiliseler gelmesin onların yanında burası bayağı normal kalan ve farklı bir mimarisi olan bir kilise. Lindt Museum Eğer sizde çoğu insan gibi bir çikolata severseniz, Lindt çikolata müzesi mutlaka uğramanız gereken bir yer. Gezi planınızı yaparken biletleri önden almanızı öneririz. Zira tükenmiş olabiliyor. Direkt müzenin resmi sitesinden biletlerinizi temin edebilirsiniz. Gelelim müzenin detaylarına. Öncelikle eşyalarınızı bırakıp bu sayede müzeyi rahat rahat gezebileceğiniz, büyük dolapları mevcut, seyahat boy valiz bile rahatlıkla bu dolaplara sığıyor, test edildi onaylandı. Müzeyi ses cihazları eşliğinde gezebiliyorsunuz, müze geziniz boyunca kakaonun dalından üretimine, tarihine kadar detaylı bilgi almanız mümkün. Çikolata müzesinin en keyifli yanı, birçok çikolata deneme imkanı sunması, kimse de sizi engellemiyor, aman kan şekerinize dikkat :D Fifa Museum Swiss pass ile ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz bir müze. İlgililerine duyurulur. Zürih’te Yeme İçme Yeni bir yere gittiğiniz de en cazip olan o bölgeye ait daha önce denemediğiniz tatları deneyimlemek olacaktır. İsviçre'ye ait olan bu tip lezzetlerin başında Raclette ve peynir fondü geliyor. İkisi'de peynir ağrılıklı. Biraz daha detay paylaşacak olursak. Raclette Kullanılan peynirin isim verdiği geleneksel yemek özel ızgarada yapılıyor. Izgaranın üzerinde sebze, et de pişirebiliyorsunuz, aşağıdaki bölmede de peynir koyabileceğiniz aparatları var. Peynir genellikle patates ile birlikte yeniyor. Keyifli bir yemek ancak restoranda yediğinizden ne kadar keyif alırsınız bilmiyorum. Porsiyonları çok göz doyurucu olmuyormuş. Biz şanslıydık ki Raclette makinesi olan bir arkadaşımızın evinde bu geleneksel yemeği denedik ve bıkana kadar yiyebildik. Peynir Fondü Özel bir restoran önerimiz olmayacak biz peynir fondüyü geçerken uğradığımız Bern'de yedik. Oldukça doyurucuydu. Santa Lucia Başıma bir iş gelmeyecekse burada denediğimiz pizzalar İtalya’da denediklerimizden daha güzeldi. Ya bu bir tesadüf yada biz İtalya’da pizza yemek için doğru yerleri seçmiyoruz :D Bir kaç şubesi olan İtalyan restoranının Rathaus durağına yakın olanına gittik. Mantarlı ve 4 peynirli pizzaları bizi üzmedi gayet lezzetliydi. Hiltl Vegan veya vejeteryansanız ısrarla uğramanızı tavsiye ediyoruz. Tabağın gramajına göre ödeme yapıyorsunuz, çeşitlilik çok fazla, kararsız insanlar için zorlayıcı olabilir. Terası da oldukça keyifli. Bizim deneyimleme fırsatımız olmadı ancak listemizde olan diğer restoranları da fikir vermesi açısından paylaşalım. Negishi; Suşi seviyorsanız burası çok tavsiye edildi. Le Cedre; Lübnan restoranı vejeteryanlar için güzel bir seçenek olabilir. Molino; İtalyan mutfağı sevdiğimiz doğrudur. Molino'da başka bir İtalyan restoranı. Hooters; Amerikan markası olan Hooters fast food yiyebileceğiniz bir mekan. İsviçre herkes tarafından bilindiği üzere çikolataları ile ünlü. Laderach'da yerel çikolata üreticilerinden ve bize denememiz için tavsiye edildi. Fiyatları cep yaksa da tat olarak çok tatmin ediciydi. Zermatt Matterhorn yani meşhur Toblerone dağının bulunduğu bölge Zermatt bölgesi oluyor. Buraya Zürih'ten ulaşım yaklaşık 4 saat sürüyor. Ondan kışın gidiyorsanız, gidiş planınızı erken saatlerde yapmanızı tavsiye ederiz. Swiss pass Zermatt’a kadar geçerli ancak trenle daha yukarı bölgelere devam etmek isterseniz ek bilet almanız gerekiyor ki bu biletlerin maliyetleri de oldukça yüksek, bu sebepten biz tercih etmedik. Zaten Matterhorn’u daha yakından görebilmeniz için bir sürü yürüyüş rotası mevcut, kondisyonunuza güveniyorsanız mutlaka bu yürüyüş parkurlarını deneyimlemelisiniz. Küçük bir itiraf en kısa parkurlardan birini seçmemize rağmen soğuk ve yokuşlar beni biraz zorladı ama değer mi diye sorarsanız kesinlikle değer. Zermatt küçük bir kasaba gibi bir yer ancak oldukça fazla kafe restoran seçeceği de var. Mağazalar derseniz daha çok outdoor ve lüks markaların çoğunlukta olduğunu söyleyebileceğimiz mağazalar yer alıyor. Burada İsviçre’ye özgü lezzetleri deneyebilirsiz. Bunlar ne mi diye sorarsanız benzer tatlar birisi Racklet diğeri de peynir fondü. İki seçenekte peynir ağırlıklı olduğundan biraz ağır diyebiliriz ama kışın güzel gidiyor . Rigi İsviçre’nin en güzel yanı harika manzaralar görebileceğiniz bir çok turistik tepe noktası bulunuyor. Rigi’de bunlardan bir tanesi. Bizim Rigi’yi tercih etmemizdeki sebep hem ana konaklama yerimiz olan Zürih’e yakın olması hem de Swiss pass ile ulaşımın olması. Swiss pass 3 noktaya ücretsiz, diğer daha ünlü noktalarda son tren de %50 indirim alabiliyorsunuz pass sayesinde ama İsviçre’den bahsediyoruz. %50 indirimli hali bile oldukça pahalı. Stanserhorn, Rigi, Stoos, Brunni and Klewenalp Swiss passiniz varsa gidebileceğiniz tepe noktalar. Rigi'ye çıkmak için birden fazla seçenek mevcut, biz tren ile zirveye kadar çıktık. Dönüşte önce trenle 1-2 durak giderek tepenin daha alt seviyelerine indik ve bu istasyondaki teleferik ile başka bir rotadan aşağıya inmeyi tercih ettik. İkisinin de manzarası ayrı güzeldi. Ayrıca kondisyonunuza güveniyorsanız çıkışta bu istasyonlardan herhangi birinde inebilir ve birbirinden güzel alternatif hiking rotalarını takip ederek zirveye kadar ulaşabilirsiniz, bu şekilde hiking yapmaya gelen bir çok kişi de gördük açıkçası. En tepe noktada bir otel bulunuyor. Burada yemek de yiyebiliyorsunuz. Sanırım biz şanslı günümüzdeydik, tepe noktaya ilk ulaştığımızda gökyüzü tamamen bulutluydu. Bulutların üzerinden karlı dağların manzarası çok hoştu. Sonrasında bulutlar dağıldığında da güzel bir göl manzarası ile karşılaştık, oda ayrı bir güzeldi. Tepe noktada olduğunuzdan 360 derecelik bir görüş açınız oluyor. Dolayısıyla birçok fotoğraf noktası var, açıkçası gitmeden bu kadar keyif alacağımı hiç düşünmemiştim. Vaktiniz kısıtlı değilse, mutlaka gitmeniz gereken bir nokta. Luzern Zürih'ten yaklaşık 1 saat uzaklıkta olan Luzern,nehir kenarına kurulmuş harika bir şehir. Biz Rigi'den sonra Luzern'e uğramayı tercih ettik ve öğleden sonramızı Luzern'de geçirdik. Görülmesi gereken yerlerden bahsedecek olursak Ahşap chapelle köprüsü, Aldstadt(eski şehir), Aslan anıtı ve Luzern gölü şeklinde sıralayabiliriz. Ahşap Chaplle köprüsü aslında Avrupa'nın en eski köprüsü olarak biliniyormuş ancak 90'lı yıllarda çıkan yangın sonrası köprü tamamen yanmış ve yerine bugünki replikası yapılmış. Şehre ayrı bir hava kattığını ve turistlerin ilgisinin yoğun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Alpler bölgesine akın olan keyifle vakit geçirebileceğiniz Luzern'i İsviçre gezi planınıza yarım günlüğüne de olsa mutlaka eklemelisiniz. Sonuç olarak İsviçre konumu gereği çok komşusu olan bir ülke ve bu komşu bölgelerin kültürlerini de etkiliyor ister istemez. Mesela Zürih'te Almanya şehirleri havası var iken Luzern İtalya'ya benziyor. Bu sebeple gezinizi tek şehirle sınırlandırmamanız konusunda ısrarcıyız. Doğası, hem geleneksel hem de modern şehirleriyle bizi etkilemeyi başaran İsviçre umarım arayı çok açmayız. Bizce İlginizi Çekebilir... Venedik Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi
- Les Quinze Nits | SineGezi
Size Barcelona’nın en hareketli meydanlarından Placa Reial’da yer alan Les Quinze Lets adındaki restorandan bahsetmek.. Les Quinze Nits | Barcelona 15.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş Fotoğraf internetten alınmıştır. Size Barcelona’nın en hareketli meydanlarından Placa Reial ’da yer alan Les Quinze Nits adındaki restorandan bahsetmek ve yolunuz Barcelona’ya düşerse gitmeniz için ısrarcı olmak isterim. Meydana adımımı ilk attığım andan itibaren büyülendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. 4 günlük kısa Barcelona gezimizde en sevdiğim yerleri sıralamam gerekirse Placa Reial meydanı kesinlikle ilk 5 e girer benim için. Dört bir yanı otel ve restoranlarla çevrili bu hareketli meydanın sokak lambaları ünlü mimar Gaudi tarafından tasarlanmış. Biz Les Quinze Nits’e bir arkadaşımızın önerisiyle gittik. Daha sonrasında internetten yorumları okurken normalde oturmak için çok sıra beklenildiğini ve rezervasyonsuz gidilmemesi gerektiğini öğrendim. Her yerde wifi bulamadığımızdan çokta bilgi sahibi değildik ve bu sebepten rezarvasyon falan yaptırmadık. Şans bizden yanaymış, dışarıdaki en güzel masalardan birisinde yer bulduk ve hiçte sıra beklemedik. Tabi ekim ayında olmamız ve Barcelona’nın yazdan kalma ılık havasının memnuniyeti arttıran payını da unutmamak gerekiyor. Siz siz olun rezervasyonunuzu yaptırın, kuyruk beklemek zorunda kalmayın derim ben. Menüsünden bahsedecek olursak deniz ürünlerinden, et ürünlerine ve meşhur tabaslara kadar çok geniş her damak tadına hitap edecek bir menüye sahip. Deniz mahsüllü makarnasını, karidesini tattığımdan rahatlıkla önerebilirim. İspanyolların meşhur Paellasını da burada deneyebilirsiniz. Paella konusunda da oldukça başarılılarmış. Tabi yemeğinizin yanında bir de Sangariayı söylemeyi unutmamanız içinde ısrar ediyorum. Şayet ben bayağı bir sevdim. Diğer güzel bir özellik olarak karşınıza abest fiyatların çıkmaması. Yani tavsiye edilir. Afiyet olsun :)
- Prag Yeme-İçme Rehberi | SineGezi
Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız... Prag Yeme-İçme Rehberi 03.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız. Bu dönemsel ve saat olarak değişiyordur ancak bizim genel gözlemimiz bu şekilde, paylaşmak istedik. Gelelim Prag’ta gitme fırsatımız olan mekanlara; Cafe Louvre Adres: Národní 22 Prague 1 , 110 00 , +420 724 054 055 1902’den beri hizmet veren ve Nazım Hikmet’in de Prag’ta bulunduğu dönemde sıklıkla gittiği kafelerden olan Cafe Louvre’a tatlı molası için veya yemek yemek için uğrayabilirsiniz. Lokál Dlouhááá Adres: Dlouha 110 00 Prague 1, +420 734 283 874 Çeklere özgü yemekleri tadabileceğiniz, güzel bir mekan. Rezervasyonsuz giderseniz, biraz bekleyebiliyorsunuz. Ancak umutsuz olmayın sıranın size gelmesi çok uzun sürmüyor. Ünlü yemeklerinden kızarmış peynir ve Goulash söyleyebilirsiniz. Ancak yemeğin yanına ekmek veya patatesi ekstra söylemeniz gerekiyor. İçecek olarak kendi üretimleri olan Dark Beer'dan denemenizi tavsiye ederiz. Menü detayı: http://lokal-dlouha.ambi.cz/en/menu?id=11880 HillBilly Adres: Pplk. Sochora 974/21, 170 00 Praha 7, +420 774 156 735 Dolu dolu bir hamburger yemek istiyorsanız, tavsiye edebileceğimiz bir mekan. Hamburgerleri hem göze hitap ediyor hem de oldukça doyurucu. Ayakta kalmak istemiyorsanız, rezervasyon yapmakta fayda var. Prague Beer Museum Adres: Smetanovo Nabrezi 22, +420 732 330 912 Biranın su ile yarışacak derecede uygun olduğu bir memlekette bira tadımı yapmadan olmaz. Damak tadınıza uygun birayı bulmak için 5 çeşit olarak menüde yer alan seçeneklerden birini tercih edebilirsiniz. Prag Beer Museum 2 farklı yerde bulunmakta, biz Smetanovo Nabrezi bölgesinde bulunan şubesine denk geldik. Keyifli bir akşam geçirdik. Hemingway Bar Adres: Karoliny Svetle 26, Prague 1, +420 773 974 764 Tüm kokteylleri kendi tariflerinden oluşan, küçük ve şık mekan. Garsonlar oldukça ilgili, kokteyl içeriklerini danışabilirsiniz. Kaynak: https://www.hemingwaybar.cz/bar-prague/ Anonymous Bar Adres: Michalská 12, Prague 1 Konsept olarak bayağı beğendiğimiz mekan; kokteyller konusunda da bizi üzmedi. İlginç sunumlarını izlemek için bile gidilebilir. Kaynak: http://www.anonymousbar.cz/en#4 Sokak Lezzetleri Christmas döneminde Prag'ta bulunduğumuz için bolca ayaküstü atıştırma fırsatımız oldu. Sokak lezzetlerinin en birincisi bizce Çek'lerin meşhur tatlısı Trdelnik idi. Bunun dışında hot dog ve patateste ağırlıklı olarak satılan aperatif yiyecekler arasında idi. Not alıp uğramayı düşündüğümüz ancak zamansızlıktan gidemediğimiz mekanları da aşağıda paylaşıyoruz: Absintherie U MEDVIDKU Dish Burger Cafe Letka Bugsy’s Bar U Fleku Cafe Savoy Kavarna Slavia Super Tramp Coffee SineGezi keyifli geziler diler :)
- Kıyıdan Kıyıdan Mekan Önerileri | SineGezi
Belki de bir çoğumuzun önceden bilip, gittiği yerleri kendi çapımızda yeniden farklı bir gözle gezmeye çıktık. Kıyıdan Kıyıdan Mekan Önerileri 16.05.2017 | Gonca Kaya Hande Samancı Paylaş Bir çoğumuz iş hayatına kapılmış gidiyoruz. Hafta içi program yapmak; yoğun çalışanlar için gerçekten zor. Bu sebepten kalabalık, hava koşulları, trafik dinlemeden hafta sonu için programlar yapmalı, yeni yerler keşfetmeli diyerek; belki de bir çoğumuzun önceden bilip, gittiği yerleri kendi çapımızda yeniden farklı bir gözle gezmeye çıktık. Kuzguncuk Perihan Abla ve Ekmek Teknesi’nin çekildiği yer olarak bildiğimiz Kuzguncuk; Nasıl şirin bir yer anlatılmaz, gidilir görülür aslında. Eski klasik yapısını koruyan Kuzguncuk elbetteki yeniliklere kapalı değil, yeni açılan bir sürü mekan, Kuzguncak’a ayrı ayrı renkler katmakta. Bu mekanlardan bir kaçını deneyimleme şansımız oldu bizim, sizinle de düşüncelerimizi paylaşmak isteriz. Pita Kahvaltı için ideal bir yer olduğunu düşünüyoruz. Eminiz ki çeşit çeşit pitalardan sizin seveceğiniz bir tane vardır. :) Metet Közde Döner 1964 yılından beri hizmet veren Metet Döner Kuzguncuk’ta yer alıyor. Közde yapılan lezzetli döneriyle kalbimizi çaldı. Tadılması gereken lezzetlerden olduğunu düşünüyoruz. Maruş Cafe Kuzguncuk’un sevimli kafelerinden olan Maruş Kafe’de ilgi alaka oldukça üst seviyede. Bu kafenin Raviolisinin (İtalyan Mantısı) meşhur olduğunu duyduk. Tabi dayanamadık söyleyiverdik. Ravioli çeşitleri oldukça fazla 5 peynirli, patlıcanlı mozerellalı, kuru domatesli, brokolili, bal kabaklı ve ıspanaklı olmak üzere 5 seçenek var. Biz karışık bir tabak alıp kuru domatesli, 5 peynirli ve ıspanaklıyı denedik ve bayağı bayağı beğendik. Hem lezzetli hem uygun fiyatlı bir ravioli yemenin mutluluğu ile tekrar geleceğiz diyerekten Maruş’tan ayrıldık. Ayrıca biliyorsunuz akıllı telefonlar sayesinde hepimiz artık birer amatör fotoğrafçıyız. Fotoğraf çekmeyi, çekilmeyi sevenler için tam bir velinimet Kuzguncuk. Haydi tabanlara kuvvet, yokuşlara aldırış etmeyiniz. İlaveten bazı kapılarda insanlar fotoğraf çekilmesin diye notlarla karşılaştık. Yaşayan insalara rahatsızlık vermeyecek şekilde fotoğraf çektikçe veya çekildikçe bir sorunla karşılaşmazsınız diye düşünüyoruz. Biraz devam ettiğimizde başka sevdiğimiz bir yer olan Beylerbeyi’ne geliyoruz. Beylerbeyi Çeşmidil Restaurant Beylerbeyi'nde denize sıfır olma özelliğiyle göz dolduran Çeşmidil Restorant güzel bir pazar sabahı kahvaltı için tercih edebileceğiniz bir mekan. Tabi ki illa kahvaltıya gidilecek değil :) Sahil yürüyüşünüz sonrasında bir kahve molasında da deniz manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. Kahvaltıya gitmeyi düşünenler için eklemek gerekirse normal kahvaltı tabağına ek serpme kahvaltı seçeneği de sunuyor. Hafta sonları ise açık büfe konseptine dönüyor . Ziya Şark Sofrası Bir çok yerde şubesi olan Ziya Şark Sofrası Beylerbeyi şubesi çalışanların güleryüzü ve hizmetiyle et severler için önerebileceğim mekanlardan.Kuzu veya dana lokum kesinlikle denenmeli :) Et çeşitlerinin yanı sıra pide çeşitleri de bulunmakta. Yok oralar bana uzak diyenler için eve servis seçeneğininde olduğunu bilmenizde fayda var. :) Bitmedi devam, sırada Çengelköy var ;) Çengelköy Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi Çengelköy’ün en bilinen yerlerinde olan Çınaraltı farklı konsepti ile de dikkat çekiyor. Yiyecek ve içecek götürmek serbest. Özellikle sabah kahvaltıları çok keyifli geçiyor burada. Meşhur Çengelköy Börekçisinden böreğini alan hop Çınaraltına geçiyor. Yalnız uyarmakta fayda var, hem börek sırasına kalmamak hem de deniz gören bir masa bulmak için bayağı erken gitmeniz gerekmekte. Sütiş Boğaza nazır güzel bir kahvaltı yapmak istiyorsanız bir diğer seçeneğinizde Sütiş. Kalitesi tartışılmayacak bir yer hepimiz biliyoruz. Çikolata&Kahve Methini duyup yıllar önce koştura koştura geldiğimiz mekan, kesinlikle çikolataları tartışmasız, her zevke göre çikolata bulmak mümkün burada. Kış mevsimi için sıcak çikolatasını da şiddetle tavsiye edebiliriz. Hurma Farklı konseptiyle dikkat çeken şirin bir kafe; Hurma. Kafedeki hoşunuza giden hemen hemen herşeyi satınalabiliyorsunuz. Kanlıca Biraz daha ilerliyoruz ve yoğurdu ile meşhur Kanlıca’ya varıyoruz, hemen ne yapıyoruz. Yoğurdumuzu alıp, toz şekerle afiyetle harika bir manzara eşliğinde yiyiveriyoruz. Buraların meşhur yoğurtu hemen sahildeki Cafe İsmailağa'da yeniyor. Kalvaltı yapmak için de güzel bir seçenek olabilir. Hemen yakındaki Yakomoz restaurant öğle veya akşam yemeği için tercih edilebilir. Keyifle geziniz :)
- Alaçatı Gezi Rehberi | SineGezi
Uzun zamandır, Çeşme'nin tatlı bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsat bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Alaçatı Gezi Rehberi 20.05.2019 | Gonca Kaya Paylaş Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsatını bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık. Mayıs ayının başı olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde, sokakların oldukça canlı ve kalabalık olduğunu söyleyebiliriz. Alaçatı'da ulaşım konusu; biz İzmir Havalimanından araç kiralayarak Alaçatı'ya gitmeyi tercih ettik. Eğer Alaçatı dışında bir yere gitmeyecekseniz, özel araçla gitmenizi tavsiye etmeyiz. Ancak bizim gibi çevre bölgelere de gitmeyi planlıyorsanız araç iyi bir fikir olabilir. Bir ayrıntı; aklınızda bulunsun çarşı öğlen 11'de trafiğe kapanıyor. Diğer önemli konu; konaklama. Alaçatı'da bir çok otel, pansiyon seçeneği var. Hem zevkinize hem de bütçenize uyan bir otel rahatlıkla bulabilirsiniz. Örnek biz Vintage Otel'de konakladık ve çok memnun kaldık. Diğer gezilerimizden çok değil bir tık farklı olarak Alaçatı gezimiz; yemek ve içmek üzerine planlanmış bir gezi oldu. İşin doğrusu bu kadarını biz de beklemiyorduk. Gelelim bizim gezimizin ayrıntılarına; İlk durağımız Bumba Breakfast oluyor. Kahvaltıda yok yok diyebiliriz. Hem göze hem de mideye hitap eden kahvaltıda salçalı yumurta ve nane reçeli favorilerden oldu. Mutlaka listeye eklenmesi gereken bir yer. Kahvaltının ne güzel gider derken kendimizi Köşe Kahve'de bulduk. Sanırız bu kadar doğru bir isim düşünülemezdi. Biz yönümüzü tamamen buraya göre belirlemiş olabiliriz. Diğer mekanlardan kısaca bahsedeceğiz. Ancak öncesinde itiraf edelim: mekan konusunda çok cesur davranmadık. Klasiklerden gittik daha fazla vaktimiz olsaydı, listemizde denemek istediğimiz bir çok mekan daha vardı. Kısa kısa mekanlar: Dutlu Kahve; sadece kahve içmek için uğrayabildik. Yemek ve alkol servisleri de var. Sakin ve keyifli bir akşam yemeği düşünüyorsanız tercih edebilirsiniz. İmren Pastanesi; buranın dondurması bayağı övülmüştü ancak bize çok standart geldi. Dondurmayı çok tutmasakta ;damla sakızlı lokum, kurabiye ve reçellerine şans verin deriz. Kumrucu Hikmet; Kahvaltıyı sıkı yaptıysanız, akşama da çok varsa bu arayı bizim gibi kumru yiyerek değerlendirebilirsiniz. Kumrucuların bulunduğu bölge Tarihi Yeldeğirmenlerine çok yakın, gün batımına yakın giderseniz, günü burada batırabilirsiniz. Bu da bir Alaçatı ritüeli aklınızda bulunsun. Traktör ; gece gidilecek mekan olarak listemize eklemişiz ancak kendimizi burda kahve içerken bulduk. Kahvesi başarılı, ortamı keyifliydi. Eflatun ; kısıtlı zamanınız olunca akşam yemeği için mekan seçmek zor oluyor. Biz birçok araştırma ve kritik sonrasında Eflatun'u tercih ettik. Oldukça ilgililerdi. Avokadolu karides çok başarılıydı. Diğer mezeleri bilindiklerden seçtik, hepsi de lezzetliydi. Zeplin; akşam yemeğinden sonra bizim gibi Zeplin'de bir şeyler içip, keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Asma Yaprağı; bu mekanla ilgili çok fazla yorum yapıldı. Akşamları çok kalabalık olduğu ve serviste sıkıntılar yaşandığı söylendiğinden biz öğlen gitmeyi tercih ettik. Yediğimiz her mezeye bayıldık diyebiliriz. Ancak ne yalan söyleyelim, burası akşam daha bir keyifli olur. Akşam gidecekseniz rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayınız. Ek olarak akşam rezervasyonları için 10 yaş altı çocuklu aileleri kabul etmiyorlar. Alaçatı'nın her köşesinde, sokağında, kapısında, penceresinde fotoğraf çekilip; Alaçatı'ya az da olsa doyduktan sonra Delikli Koy'a gidelim diyoruz. Deniz bizi çağırıyor diyebiliriz. Burada halk plajı bölümü var, bir de şu bolca fotoğrafı ile karşılaştığımız kayaların olduğu taraf var. Delikli koyu biz sevdik, burada herhangi bir tesis yok, herkes kendi kafasına göre takılıyor. Tesis olmadığı için hazırlıklı gelmekte fayda var. Son olarak; Alaçatı gezilecek yerleri araştırırken Kemal Paşa caddesi, Hacımemiş mahallesi gibi ayrı başlıklar gördük ancak öyle bir rehber hazılayamadık çünkü Alaçatı çok küçük bir yer ve turlarken mutlaka hepsini göreceğinizin garantisini verebiliriz. Bizim tavsiyemiz sokak isimlerini bırakın ve gezinizin tadını çıkarın.
- Körlük | SineGezi
Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı... Körlük - Jose Saramago 19.12.2015 | Nesrin Ergün Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş. Kitap insanların yavaş yavaş görme yetilerini kaybetmeleri üzerinden oldukça sert bir dille toplum eleştirisi yapıyor bana kalırsa. Anlatılanlar distopik gibi gelse de korkutucu, yaşanmaz olarak gördüğümüz her şeyi her an yaşayabileceğimizi bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan körlük üzerinden açık bir şekilde suratımıza çarpıyor. Kitapta kör olan insanlar karanlığa değil de aydınlığa gömülüyorlar. Bu bile yazarın ciddi kavramları ironileştirmesini gözler önüne seriyor. Kitap çok hızlı başlamışken ortalarda temposu yavaşlamış gibi dursa da kitabın bu bölümleri benim gözümde çok değerli. İnsanların aslında nasıl zayıf olduğunu ve kişiliklerini nasıl kaybettiklerini çok sıkı bir olay örgüsü ile bizlere aktarmayı başarıyor yazar. Kitap körlüğü baz alarak görüyorken de aslında ne kadarını gördüğümüzü sorgulamamızı sağlıyor. Keyifli okumalar :) Paylaş
- Gaziantep | SineGezi
Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Bir Tadımlık Gaziantep 28.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz. Gezimizi günü birlik ayarladığımız için daha bir heyecanlıyım. Kafamda acaba hava nasıl? Her yeri gezebilecek miyiz?, Tavsiye edilen yemekleri yemek için yeterli vaktimiz olacak mı? soruları dönüp duruyor. İlk sorumun cevabını almam çok uzun sürmüyor. İstanbul’da bıraktığımız soğuk havadan eser yok, bizi gayet güzel, güneşli bir hava karşılıyor. Gezimiz bir günlük olduğu için daha çok yemek odaklı bir gezi oldu. Rotamızı da genelde yemek üzerine belirledik ama bu akıllarda Gaziantep’e sadece yemek yemek için gidilir diye bir düşünce yaratmasın, Gaziantep kalesiyle, çarşılarıyla, hanlarıyla eski el değmemiş dokusunu koruyor. En azından Gaziantep merkez için bunları söyleyebilirim. Lezzetli yemekleri, sıcakkanlı, hoşsohbet insanı da gezinin bonusları oluyorlar. Her neyse ilk olarak, kahvaltı için önümüzde iki seçeneğimiz vardı. Birisi Katmerci Zekeriya Usta’nın katmeri, diğeri Metanet lokantasının Beyran çorbası. Biz tercihimizi katmerden yana kullandık. Gittiğimizde bütün masalar doluydu ve ustamız beklerken katmerin nasıl yapıldığını izlememiz için bizi içeri davet etti. Gördüğüm kadarıyla epey zahmetli bir iş. İncecik açılan bir hamur, bol antep fıstığı ve kaymak tabi odun ateşinde pişirildiğini de söylemeden geçmeyelim. Tadından bahsetmiyorum zaten çok nefisti. Bir de ustanın müşterilerine olan ilgisi de söylemeden geçemeyeceğim bir nokta ek olarak kendisi gelen turistlere rehberlik etsin diye haritalar bastırmış sağ olsun var olsun. İkinci durağımız Tarihi Zincilli Bedesten Çarşısı burası tam turistlere hitap eden bir han. Bakırcısı, takıcısı, baharatçısı, hediyelik eşyacısı kısaca ne ararsanız var. Buradan Bakırcılar Çarşısına geçiyoruz. Zaten bu çarşılar birbirine çok yakın. Bakır işçiliğinin Gaziantep’te 400 yıllık bir geçmişi varmış. Yani Gaziantep’e gelip bakır almamak olmaz, zaten görsel olarak çok güzel görünüyorlar, benim gibi bir şey almayı düşünmeyenlerde burada fikir değiştirebilirler. Ek olarak söylemeliyim ki fiyatları da oldukça makul. Bir başka çarşı Almacılar ya da diğer adıyla Elmacılar pazarı. Aklınıza gelebilecek her çeşit baharat var isot, zahter ünlülerinden. Diğer yandan tatlı sucuk, muska ve kuruyemiş olarak antep fıstığı pazarın gözde ürünlerinden. Çarşı Pazar gezilerimizden sonra bir kahve molası verelim dedik ve soluğu hemen yakındaki Tarihi Tahmis Kahvesinde aldık. Bahsedildiği kadar güzel bir yer. Menengiç kahvesi(fıstıklı kahve) oldukça meşhur olduğu için ondan içelim dedik yanına da nostalji çerezinden aldık. Keyifli molamızdan sonra sıra Gaziantep Kalesinde, kalenin görüntüsü Gaziantep’in yaşanılan en eski kentlerden olduğunu kanıtlar nitelikte ve çok güzel görünüyor. Şehrin tam göbeğinde ki kaleden kuş bakışı Gaziantep’i görebilirsiniz. Birde kalenin içinde Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi var. Kaleye gitmişken gezilmeli mutlaka! Kalenin yakınlarındaki Emine Göğüş Mutfak Müzesi ne de uğradık yakındayken açıkçası biraz daha farklı bekliyorduk. Mutfak malzemeleri, sofra düzeni sergilenmekte ancak yemek çeşitleri duvarlara asılan tablolar ve resimlerden ibaret kalmış. Ama Türkiye’de açılan ilk mutfak müzesi olması takdir edilecek bir ayrıntı. Ve buradan şehir merkezinden biraz uzakta olan Meşhur Halil Ustaya gidiyoruz. Zeugma müzesinin arkasında kalıyor. Tam bir esnaf lokantası burası, duvarları ünlü resimleriyle dolu ve en güzel yani Halil Usta da kafanızı karıştıracak bir menü yok. Salata, karışık et tabağı ve sonrasında gelen küşneme var ve hepsi ayrı ayrı çok lezzetli. Başlangıcı yaptığımız salata gerçekten efsane hatta içinde hangi baharatlar olduğuna dair bayağı kafa yorduk sonunda nane, sumak ve nar ekşisi olduğuna karar verdik, yanlışımız varsa affola. Etler ve tabi küşneme de ayrı bir lezzetliydi. İlgi alaka zaten bahsetmeme bile gerek yok. Bir de kasaya geldiğinizde yapılan indirimde yüzünüzü gülümseten ve memnuniyetinizi arttıran etkenlerden. Halil usta yemeğimizi yedikten sonra tavsiyeler üzerine Koçak baklavadan baklava almaya gidiyoruz. Görünen köy kılavuz istemiyor zaten anlatmıyorum direk tadın diyorum. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Sonrasında Tütün Hanının içinde bulunan Mağara Cafe ye gidiyoruz. Burası da son derece hoş otantik bir yer hem dışarıda avluda oturabiliyorsunuz hem de adından anlaşıldığı gibi mağarada oturabiliyorsunuz. Son olarak Gaziantep’in ünlü mekânı İmam Çağdaş ’tayız, buraya da uğramadan gitmeyelim dedik. Menüsü oldukça zengin bir yer. Burada da lahmacun yiyelim dedik. Gerçekten çok şahaneydi. Tavsiye edilir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Dolu dolu güzel bir gün geçirdik, gezdiğimiz yerler, tattığımız yemekler, gördüğümüz ilgi alakanın yanında ne kadar yorulduğumuzdan bahsetmeyeceğim. Bunlar tatlı yorgunluklar:) Bizce İlginizi Çekebilir... Şanlıurfa Halfeti




