Bu sitede ara
Boş arama ile 99 sonuç bulundu
- Köln | SineGezi
Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle .... En Spontanından Köln Gezisi 23.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Köln gezim kesinlikle planladığım bir gezi değildi. Hali hazırda Almanya ’daydım. Hiç plan yapmadan günü birlik gidiverdik. Almanya’nın başka bir şehri olan Essen ’den trenle gittik. Çok uzun sürdüğünü söyleyemem yalnız birkaç tane tren var onları iyi bilmelisiniz aksi takdirde karıştırabilirsiniz. Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Aslında böyle hissetmemin en büyük sebebi istasyondan çıkar çıkmaz; kentin en gösterişli inşası olan yaklaşık 650 yılda tamamlanmış UNESCO Kültür Mirası listesinde de yer alan çift kuleli Köln Katedrali. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Katedral 157 metreyi bulan yüksekliği ve büyüleyici mimarisiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Hatta biz Turist merkezine bile uğramadan direkt Katedrale doğru yöneldik. İçi de dışı kadar görkemli olan katedralde; yakılan bir sürü mum hemen gözümüze çarpıveriyor. Çoğu kişi bu eylemi saçma bulabilir ancak bence güzel bir eylem hem kiliseye yardım ediyorsunuz hem de gerçekleşmesini istediğiniz hayaliniz için evrene bir enerji gönderiyorsunuz. Tabi kimse sizi zorlamıyor tamamen isteğe bağlı. :) Bolca resim çekildikten sonra Katedralle vedalaşıyoruz ve Turist merkezine (Köln Tourismus) gidiyoruz. Burda Köln’le ilgili bulabileceğiniz tüm hediyelik eşyalar mevcut. Tabi bizde cazibelerine dayanamayıp, gezimiz boyunca bize fazla yük yapmayacak küçük hediyelik eşyalardan alıyoruz. Bir de harita aldık, en güzeli de görevli bize haritayı satarken birçok bilgi verdi. Mesela Katedralin en tepesine çıkmanız için 500 küsür merdiven çıkmanız gerekiyormuş. Bizim vaktimiz kısıtlı olduğu için tercih etmedik eminim harika bir manzara vardır. Biz onun yerine görevlinin bizi yönlendirmesiyle Hohenzollern Brücke yani Hohenzollern köprüsü’nün diğer tarafında bulunan Triangle adlı binaya gittik. Belli bir ücret karşılığında asansörle binanın en üst katındaki seyir terasından güzel Köln’ü kuş bakışı görebiliyorsunuz. Vakti olamayan ve kendinde merdiven çıkacak enerjiyi bulamayanlar için iyi bir seçenek. Hohenzollern köprüsünden de bahsetmeden olmaz. Köprü Köln’ü boydan boya geçen Ren Nehri’nin üzerinde bulunuyor. Köprünün üzerinden tren de geçiyor. Yürüyerek de köprüyü geçebiliyorsunuz. Köprü tam bir görsel şölen bir sürü kilit takılı köprüde, biz kilit takıp dilek dileyenlerden değildik ancak bu güzel cıvıl cıvıl manzarayı fotoğraflarla ölümsüzleştirdik. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Triangle’daki seyir keyfinden sonra planımız Çikolata müzesine gitmekti ancak biraz yorulduğumuz için soluğu hemen hemen her Avrupa şehrinde bulunan İstanbul’da da kısa süre önce açılan Hard Rock Cafe’de aldık. Kısa bir dinlenmenin ardından Çikolata müzesinden vazgeçip Köln sokaklarını turlamaya karar verdik. Son olaraktan belirlediğimiz dönüş saatine yakın, Ren nehri kıyısında bolca cafenin olduğu alana gittik. Normalde bilmediğim bir şehre gitmeden plan yapıp gezebildiğim kadar fazla yeri gezmek isterim. Ancak böylesine spontane bir gezi olunca daha fazla yer görmektense keyfini çıkararak gezmeyi tercih ettik. Haritamızla ve internetsiz akılı telefonlarımızla Köln sokaklarında ara ara yolu kaybederek son derece keyiflice gezimizi tamamladık. Köln çok turistik ve canlı bir şehirdi. Hava açısından çok şanslıydık gün boyu hava sıcak ve güneşliydi bunu neden söylüyorum hemen cevaplayayım benim gözlemlediğim kadarıyla ve yaşayanların söylediğine göre Almanya’da havanın sağı solu pek belli olmuyor hele ki yazı geride bıraktıysanız. Siz siz olun gezi planı yapmadan hava durumunu mutlaka kontrol edin. Aslında düşündümde adam akıllı gezi planı yapsanız daha iyi olur :) Keyifli geziler :)
- Roma Yeme İçme Rehberi | SineGezi
Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz.. Roma Yeme İçme Rehberi 26.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz. Cantina e Cucina İlk durağımız akşam gittiğinizde bayağı sıra beklemeniz gereken Cantina e Cucina; çalışanları çok sıcakkanlı ve yardımcılar, menüleri oldukça açık ve net, yemeklerini de sevdik hatta 2 defa bulunduğumuz Cantina e Cucina’da enginar kızartması, lazanya ve Quatro Formaggi(4 peynirli pizza) deneme şansımız oldu. Enginar lezzetliydi ancak bize çok hitap etmedi. Ai Tre Scalini Günün sonunda biz Ai Tre Scalini’ye gittik, çok aç olmadığımızdan da şarap ve peynir tabağı denedik. Aklınızda bulunsun burası Şarap barı olarak geçiyor ancak yemek servisleri de var. Ancak akşam gittiğimiz her yerde olduğu gibi Al Tre Scalini için de kısa bir süre sıra beklememiz gerekti, sanırım turistik yerlerin genel sorunu bu, ama yapacak bir şey yok, o sıralar beklenecek! La Mani In Pasta Sonunda sıra beklemediğimiz bir yer, tabi öğlen gitmemizin de bunda payı olabilir. Oldukça lokal görünen, tatlı bir restoran, garsonları da oldukça sıcakkanlı ve yardımcılar. Biz ahtapotlu patates salatası, ravioli ve deniz mahsullü makarna denedik. Deniz mahsullü makarnamız çokça karides içeriyordu. Sanırım ravioli dışında hepsini başarılı bulduk. 50-60 euro civarı hesap ödedik sanırız ama oldukça doyurucu bir öğündü. Mimi e Coco Piazza Novano yakınlarında ki küçük mekanda oldukça ünlü olacak ki, önünde inanılmaz sıra oluyor. İsminizi yazdırıp dışardan içeceğinizi sipariş verebiliyorsunuz. Beklerken pizza ikramları da oluyor. Çalışanları oldukça sıcakkanlı ve beklemeyi keyifli hale getiriyorlar. Burada pizza denedik ancak lezzet olarak bize biraz uzaktı. Hamuru fazla ince ve sertti. Ancak Roma’da denediğimiz çoğu pizza bu şekildeydi. Neyse ki Venedik’te aradığımızı bulduk. Pasticceria Regoli Sanırım yediğimiz en güzel tatlıyı burada yedik. Tüm tiramisuları bir kenara bıraktık ve çilekli tartın (Tortine Fragoline di Bosco) hastası olduk. Aklınızda bulunsun Maritozzi con la panna da kahvaltı için çok fazla tercih ediliyor. Biz denemedik, belki siz deneyip bize neye benzediğini söylersiniz. Kahvaltı demişken, sanırız İtalyanlar tatlı olayını gündüz hallediyorlar, gündüz pastanelerdeki karnaval havası ne yazık ki öğleden sonra çokta hissedilmiyor. Mesela Pasticceria Regoli’ye öğleden sonra gittik, tezgâhın yarısı boştu. Kendimizi şanslı sayıyoruz çünkü kalanları da bizi memnun etmeye yetti. Bunun dışında 1916’dan beri hizmet veren fırında eminiz ki ne denersek sevebilirdik. Forno Campo De' Fiori Campo De Fiori meydanında bulunan fırın oldukça popüler. Fırına gündüz gitmenizi tavsiye ederiz. Zira biz patatesli pizzalarından denemek istiyorduk ancak öğleden sonra çıkmıyormuş. Pizza dediğimize bakmayın, bizim tanımıza göre ince ama lezzetli pide denilebilir. Pizza dışında da bir çok seçeneğiniz var. Dikkat edin gözünüz dönmesin :) Çalışma saatleri: 07:30-14:30 16:45-20:00 Venchi Roma'da ki en ünlü dondurmacılardan olan Venchi'de oldukça fazla dondurma çeşiti bulunuyor. Çalışanları süper kibar olmasa da biz dondurmalarını sevdik. 2 top dondurma 3,5,, 3 top 4,5, 4 top 5,5 euro şeklinde fiyatlandırılmış. Pompi Tiramisu Pizza, makarna, dondurma derken çok fazla tiramisu çeşidi deneme fırsatımız olmadı. Pompi bayağı meşhurdu, biz de çok polemiğe girmeden denedik. 1 porsiyonu 2 kişiye rahatlıkla yeter. Standart bir tiramisu idi. Standart tatların çok dışına çıkmadığımız için genel olarak tattığımız lezzetleri sevdik. Keyifli geziler.. Kaynak: https://barpompi.it/tiramisu/
- İstanbul Burger Rehberi | SineGezi
Üşenmedik, sırf bu rehberi hazırlamak için; nerede iyi burgerci var araştırdık hatta araştırmakla kalmayıp, gurmecanlığa soyunup, gittik tattık. Samimi olarak gerçekten beğendiklerimizi de tavsiye verilebilecekler listesine ekledik. Burger Rehberi 06.05.18 | Gonca Kaya Paylaş Üşenmedik, sırf bu rehberi hazırlamak için; nerede iyi burgerci var araştırdık hatta araştırmakla kalmayıp gittik tattık. Samimi olarak gerçekten beğendiklerimizi de tavsiye verilebilecekler listesine ekledik. Kalorileri almaya hazırsanız. . İstanbul’daki en iyi burger önerilerimiz aşağıdadır :) 1. Vitello Steakhouse Listemizde daha önce olmayan Vitello tesadüf eseri yeni tanıştığımız bir lezzet olmasına karşın, listemizde ilk sıraya yerleşecek kadar da iddalı. Eğer insanlar bizim gibi Vitello'nun burgerlerinden tadıp tavsiye etmeden duramıyorsa, çok yakındır yeni şubelerinin açılması. Çok tavsiye ederiz. Adres : Kozyatağı Mahallesi Taç Sk No:28/D 34742 Kadıköy/İstanbul 2. Baltazar Hangi burgeri denersek deneyelim. Ama bi Baltazar değil, yorumunu yaptığımızı söylersek, bizim için yerinin ne kadar ayrı olduğunu anlarsınız. Ayarında sosu, etinin lezzeti ve güzel patatesi ile Baltazar ilk sırada sizlerle efendim. Adres: Kemankeş Karamustafa Paşa Mahallesi, Kılıç Ali Paşa Mescidi Sk. 12/A, 34425 Beyoğlu/İstanbul 3. Nusret Burger Nusret’te et yiyemiyor isek biz de burger yeriz Havuç Dilim baklavanın da dahil olduğu menü, bayağı şölen gibi. Tavsiye edilir. Adres: Esentepe Mahallesi, Kanyon AVM,, 34394 Şişli/İstanbul 4. Virginia Angus Virginia Angus diğerlerine göre biraz daha ağır. Ancak lezzetine diyecek pek bir lafımız yok. Sevdiklerimiz arasında. Adres: Halaskargazi Mahallesi, Valikonağı Cad..Kuyumcu İrfan Sok. No:8, 34371 Şişli/İstanbul 5. Mini Eatery Kadıköy’de yer alan Mini Eatery küçücük bir mekan ve her daim dolu. Bu sebepten biraz sıra beklemeniz gerekebiliyor ama bu sizi yıldırmasın mini mini hamburgerleri oldukça lezzetli. Duxelle ve Şamburger’in çok beğendiğimizi ancak ev yapımı içeceklerini çok şekerli bulduğumuzu ekleyelim. Adres: Caferağa Mahallesi, C, Moda Cd. No:55, 34710 Kadıköy/İstanbul 6. Akali Bir kaç kişiden duyarak gittiğimiz Akali burger, aslında biraz ıslak hamburger sınıfına giriyor. Etini biraz yağlı bulduk. Ancak yine de tadı oldukça iyiydi. Akalinin diğer bir özelliği burgerinize küçük farklar ödeyerek istediğiniz malzemeyi ilave ettirebilmeniz. Aklınızda bulunsun. Adres: Vişnezade Mahallesi, Dibekçi Sk. No:11, 34357 Beşiktaş/İstanbul 7. Biber Burger Burgerlerinin ismi oldukça yaratıcı olan küçük, şirin bir mekan. İçerikleri okumanın yanında, acı sevmeyenlere sosları sormanızı tavsiye ederim. Adres: Yıldız Mh., Çırağan Cd. No:11, 34349 Beşiktaş/İstanbul 8. Burger Joint Vedat Milor’un da önerdiği burgerciyi önermemek ayıp olur tabi. Etini ve patates kızarmasını oldukça lezzetli bulduğumuzu söyleyebiliriz. Adres: Türkali Mahallesi, Ihlamurdere Cd. No:94, 34357 Beşiktaş/İstanbul 9. Daily Dana Burger Bir kaç şubesi bulunan Daily Dana Burger ortalamanın üzerinde olan burgercilerden. Karar veremeyip 3 çeşit mini burgerin bulunduğu menüden alabilirsiniz. Adres: Caddebostan Mahallesi, Caddebostan Plaj Yolu Sk. No:15, 34728 Kadıköy/İstanbul 10. Smash Food Works Sunumuyla ve tadıyla bizi şaşırtan Smash buger mutlaka denenmesi gerekenlerden. Adres: Caferağa Mahallesi, Muvakkıthane Cd. No:35, 34710 Kadıköy/İstanbul
- Arka Pizzeria | SineGezi
Merkezde tam da adına uygun olarak Bodrum’un arka sokaklarından birinde yer alan Arka Pizzaria birbirinden lezzetli İtalyan Pizzalarına ev sahipliği yapan... Bodrum Sokaklarında Bir İtalyan Lezzeti: Arka Pizzeria 31.08.2016 | Gonca Kaya Paylaş Merkezde tam da adına uygun olarak Bodrum’un arka sokaklarından birinde yer alan Arka Pizzaria birbirinden lezzetli İtalyan Pizzalarına ev sahipliği yapan ve Bodrum’daysanız gidip tadmanız bizim tarafımından şiddetle tavsiye edilen bir yer. İsim konusu aynen az önceki cümlemede bahsettiğim gibi restoranın yeriyle alakalı bir durum. Detay verecek olursak; restoranı açmadan önce mekan sahipleri arkadaşlarına yeri tarif ederken bu ismi bulmuşlar. Olmuş mu güzel olmuş bizce :) Hem içerisi hem de dış alanı çok samimi mekanın, pizzalar ince hamur olarak hazırlanıyor ve oldukça da fazla seçeneğiniz var. Tabi makarna ve salata seçeneklerini de es geçmeyelim. Bir pizza ince hamur olmasına rağmen 2 kişiye yetiyor. Tabi lezzetli pizzaları bulmuşken sınırları zorlamakta da bir sakınca görmüyorum. Pizza, makarna ve salata çeşitlerini merak ediyorsanız gitmeden Arka Pizzeria'nın sitesinden menüleri inceleybilirsiniz > http://www.arkabodrum.com/tr-TR/anasayfa Fiyat ve hizmet konusunda da yüzünüzü gülümsetecek olan Arka Pizzeria’ya hadi durmayın koşun koşun gidin. Afiyetler :)
- Rüya Şehir Prag | SineGezi
Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı... Rüya Şehir: Prag 26.12.2017 | Hande Samancı Paylaş Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı. Bu sebepten hali hazırda Viyana’ya gelmişken; Viyana gezimize günü birlik bir Prag turu eklemekten kendimizi alı koyamadık ve yaklaşık 4 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Prag'a gittik. Prag'ta sadece bir gününüz vardı bu sebepten günü dolu dolu geçirmek için yaptığımız plana sıkı sıkıya uymalıydık. Gelelim günübirlik Prag gezimizin detaylarına: tren garından yürümeye başlayarak bir çok yeri görme ve keşfetme şansınız oluyor. Evet belki Prag şehrini tam anlamıyla yaşamak için 2 3 gün çok daha iyi olabilirdi ancak bizim gibi bir günde de 17 km yürüyerek bir çok şeyi yapmanız mümkün aslında :) İlk olarak Prag'a gitmeden önce mutlaka bilinmesi gerekenleri söylemek istiyorum. Prag'ta hiç bir yer yön tabelası ingilizce değil. Bu açıdan bir yerleri bulurken baya zorlanabiliyorsunuz. Bunun için iyi bir harita veya navigasyon uygulamasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Mutlaka bunun bilincinde gitmelisiniz. Buna ek olarak para birimleri eurodan farklı olduğu için mutlaka onların para birimlerine çevirmenizi tavsiye ederim. Yoksa euro olarak bazı şeylere daha fazla para ödemek zorunda kalabilirsiniz. Evet şimdi gelelim Prag'ın eşsiz ve büyüleyici atmosferi eşliğinde nerelere gitmeli ve neler yapılmalı kısmına: Bir gün içinde hiç toplu taşıma kullanmadan neler yapabilirim derseniz hemen sizin için sıralayayım. 1. Wenceslas Meydanı Prag Ulusal Müzesi Wenceslas Meydanı 'nın çok yakınında bulunuyor. Müze binası iki kısımda oluşuyor ve içinde çeşitli sergiler yer alıyor. Müze binasının hemen önünde ise St. Wenceslas Anıtı bulunmakta. Bunun devamında ise Prag'ın en işlek caddelerinden biri olan Wenleslas Meydanı'na yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz. Oldukça büyük ve gösterişli olan cadde 750 metre uzunluğundaymış. Bir çok kafe, restoranın bulunduğu cadde oldukça hareketli ve kalabalık. Bir de bizim gittiğimiz dönem Christmas olduğu için daha ışıl ışıl ve göz kamaştırıcıydı. Christmas marketin oldukça büyük ve güzel olduğunu söyleyebilirim. Burada Prag'a özel yiyecekleri bir arada görme ve tatma olanağı bulabilir ve atmosferin tadını çıkartabilirsiniz. 2. Powder Kulesi Wenceslas Meydanında dolaştıktan sonra, meydana yakın mesafede olan Powder Kulesine geçebilirsiniz. Kral yolunun başlangıç yeri olan Powder Kulesi diğer bir adıyla Barut Kulesi olarak da bilinmekte ve oldukça gotik bir yapıya sahip. Kulenin içine de girilebiliyor. Eğer vaktiniz olursa mutlaka girip Prag'ı panoramik olarak görmenizi ve bol bol fotoğraf çekmenizi tavsiye ederim. Hemen kulenin yanında ise Manicipal House b ulunuyor. Burada ise opera ve konser salonları yer alıyor. 3. Old Town Square (Eski Şehir Meydanı) Prag'ın en görkemli ve mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri bence eski şehir meydanı. Özellikle Christmas dönemi inanılmaz bir görüntüye sahip oluyor. Meydanın tam ortasında Jan Hus Anıtı bulunuyor. Bunun dışında burada görülmesi gereken Aziz Nicolas Kilisesi, Tyn Kilisesi, Eski Belediye Sarayı ve tabi ki turistlerin en çok ilgisini çeken Astronomik Saat Old Town Meydanında yer alıyor. Astronomik saatin her saat başında bir dakikalık değişik gösterileri oluyor. Her gösterinin ve figürün anlamları var. Mesela saatin mavi bölümü gökyüzünü ve kahverengi bölümü ise yeryüzünü simgeliyor. Gösteriyi izlemek için oldukça fazla insan toplanıyor. Bizim ziyaretimiz sırasında kule tadilatta olduğu için saat kulesinden yukarıya çıkamadık ama normalde saat kulesine çıkılabiliyor. Eğer denk gelirseniz bizim yerimize de girip bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. :) 4. Madame Tussauds Madame Tussauds müzesi de eski şehir meydanında bulunuyor. Eğer vaktiniz olur ve daha önce görmediyseniz ziyaret edebilirisiniz. 5. Charles Bridge ( Karl Köprüsü) Prag Kalesi ile eski şehri birbirine bağlayan Charles Köprüsü, Vlatna nehri üzerinde bulunuyor. İnanılmaz bir yapıya sahip köprüden şehri izlemenin aşırı keyifli olduğunu söyleyebilirim. Köprünün her iki ucunda iki tane kule bulunuyor ve köprü üzerinde birçok heykel bulunuyor. Tabi durum böyle olunca inanılmaz bir atmosfer içerinde köprünün üzerinde yürüyorsunuz. 6. Prag Kalesi Charles Köprünü geçtikten sonra yine yürüyerek Prag Kalesine ulaşabilirsiniz. Prag Kalesi dünyanın en büyük kaleleri arasında bulunuyor. İnanılmaz bir görüntüye sahip olan kalenin Christmas dönemi ile birleşince anlatılmaz bir güzelliğe büründüğünü söylemek mümkün. Aziz Vitus Katedrali, Aziz George Basilikası, Eski Karaliyet Sarayı, Prag Altın Yol ve Kraliyet bahçeleri burada bulunuyor. Bu açıdan mutlaka gidip görülmesi gereken yerlerden. Prag Kalesi kısmına daha çok zaman harcamak isteyebilirsiniz. O yüzden planlarınızı ona göre yapıp çok zaman kaybetmeden Prag Kalesi tarafına geçip gününüzü orada değerlendirebilirsiniz. Yürüyerek geldiğimiz bu kadar yolu geri dönerken, Prag’ı bir de akşam görme fırsatı yakalayıp, yorgunluğumuzu unutup keyifle Prag'a veda ediyoruz...
- Gün Batmadan | SineGezi
Eğer geçmişle mücadele etmek zorunda değilsen, hatıralar harika şeylerdir." Celine Seriye başlamışken ve hazır meraklanmış iken devam filmini izlemek güzel... Gün Batmadan (Before Sunset) - 2004 13.10.2016 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 8/10 Beyaz Perde : 4,2/5 Tür : Romantik, Drama Süre : 77 dk Yönetmen : Richard Linklater Oyuncular : Ethan Hawke, Julie Delpy Senaryo : Richard Linklater, Kim Krizan, Ethan Hawke, Julie Delpy "Eğer geçmişle mücadele etmek zorunda değilsen, hatıralar harika şeylerdir." Celine Seriye başlamışken ve hazır meraklanmış iken devam filmini izlemek güzel olabilir diye düşündüm. Ancak ikinci filmi izleyip izlememek arasında tereddütte kaldım. Bazı cevapsız sonlar insanı etkileyip, daha çok akılda kalabiliyor. Kendi hayal gücünüzle devamı getirebiliyorsunuz. Karşılaşacağınız farklı bir kurgu hayal kırıklığı yaratabiliyor. Yalnız hikayenin gerçek zamanlı ilerlemesi yani ikinci filmin birinci filmden gerçekten 9 yıl sonra çekilmiş olması insanı meraklandıran bir unsur. Gel gelelim birinci filmin konusuna, hikayemiz 9 yıl öne Fransız Celine ve Amerkalı Jesse'nin trende tanışıp, kaynaşıp bir günü Viyana'da geçirip birbirlerine aşık olmalarıyla başlıyordu. İlk filmi izlerken ister istemez kafamda bir çok soru oluştu hikayeye dair. Acaba Celline ve Jesse sözleştikleri gibi 6 ay sonra aynı tren istasyonunda buluşabilecekler miydi? Yada buluşamazlarsa nasıl bir hayat onları bekliyordu? Zannediyorum ki burada biraz kopya vereceğim ikinci filmin hikayesi ne yazık ki buluşamadıkları kısmı konu ediyor. Buluşamamışlar ancak geçen bu 9 yıl içerisinde birbirlerini unutamamışlar. Jesse geçirdikleri günden esinlenerek bir kitap yazıp, kitabın tanıtımı için Paris'te bulunuyor. Celline'de bunu önceden öğrenip Jesse'nin yanına gidiyor ve benzer bir hikaye daha başlıyor. İlk anda bir önceki filmdeki samimiyeti yakalayamıyorlar. Sebebini sorarsanız; başta birbirlerine mutluluk oyunu oynadıklarını düşünüyorum. Ancak sonrasında itiraflar geldikçe film güzelleşiyor. Ve sonunda yine bir acaba ne olacak şimdi sorusuyla başbaşa bırakıyor seyirciyi :) Ve merak etmeyin bu soruda yanıtsız kalmıyor. Seri haline gelen hikayenin 3. Filmi de mevcut. Benim gibi meraklılara tavsiye edilir. İlk film : Gün Doğmadan film yorumu için linke tıklayabilirsiniz > http://www.sinegezi.com/gun-dogmadan-izlemeli
- Kardeşimin Hikayesi | SineGezi
Aşk, dram ve gizem türündeki bu roman 2013 yılında yayınlanmış. Okumaya başladığınızda ilk sayfadan itibaren roman; gerek kurgusu gerek akıcı diliyle okuyucu... Kardeşimin Hikayesi- Zülfü Livaneli 15.01.2017 | Hande Samancı Paylaş Öncelikle yazar olarak Zülfü Livaneli 'ni çok beğendiğimi ve romanlarını merakla bir çırpıda okuduğumu söyleyebilirim. Aşk , dram ve gizem türündeki bu roman 2013 yılında yayınlanmış. Okumaya başladığınızda ilk sayfadan itibaren roman; gerek kurgusu gerek akıcı diliyle okuyucunun merakla bir sonraki sayfayı çevirmesini sağlıyor. Romanın konusundan kısaca bahsedecek olursam; emekli elektrik mühendisi Ahmet Arslan , köpeği Keberos ile sessiz,sakin bir köyde monoton bir yaşam sürerken köyde yaşanan bir cinayet sonrasında Ahmet'in hayatı hareketlenmeye başlar. Öldürülen kişi yine o köyde yaşayan Arzu'dur . Ahmet'in onu tanıması ve öldürüldüğü gece davette bulunması bir gazetecinin ilgisini çeker. Olayı araştıran gazetecimiz ise bilgi almak ve olayı çözmek için Ahmet'le konuşmaya başlar. Ancak Ahmet'in genç gazeticiye olan ilgisi farklı yönde ilerler ve gazeteciyle konuştukları tek olay bu cinayet olmaz. Ahmet'in davranışları ve bu kadar kendini hayattan soyutlamış olması gazetecinin ilgisini daha çok çekmiştir. Ahmet ise ilgi duyduğu gazeteci ile görüşmek için onun merak ettiği hayat hikayesini anlatmaya başlar. Şunu söylemeliyim ki gazetecinin ilgiyle dinleği Ahmet'in hikayesini bende tahminlerde bulunarak, merakla ve heyecanla okuduğumu söylemeliyim. Aşkla, dramla dolu; üzücü hikayesi sizi içine alıyor ve şu anda yaşadığı hayatın nedenini anlayabiliyorsunuz. Romanı okurken bir yandan cinayeti kimin işlediğini çözmeye çalışırken, bir yandan da Ahmet'in yaşadıklarını, onun psikolojisini anlamaya çalışıyorsunuz. Hikayenin sonunda hem cinayet hem de Ahmet'in sırları ortaya çıkacak, siz ise şaşıracak, üzülecek hatta vay be diyecek, okuduğunuza pişman olmayacaksınız. 330 sayfalık bu romanı bir çırpıda okumanız dileğiyle :) Kitaptan alıntılar; "Hayatın tek gerçek yanı kurgudur, yani hikâyelerde anlatılanlardır." "Herkes öleceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık? "
- Sil Baştan | SineGezi
Sevdiğini unutmak ve nedenleri karşısında tekrardan tarafsız kalmak üzerine.. Sil Baştan, Oscar kazanmış 2004 yapımı film. Yönetmenliğini Michel Gondry'nin.. Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) - 2004 27.12.2016 | İrem Ceyda Boztepe Paylaş IMDb : 8,3/10 Beyaz Perde : 4,5/5 Tür : Drama, Romantik Süre : 108 dk Yönetmen : Michel Gondry Oyuncular : Jim carrey, Kate Winslet, Mark Ruffalo, Kristen Dunst Senaryo : Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth Sevdiğini unutmak ve nedenleri karşısında tekrardan tarafsız kalmak üzerine.. Sil Baştan, Oscar kazanmış 2004 yapımı film. Yönetmenliğini Michel Gondry'nin üstlenmiştir. Senaryosunu Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth birlikte yazmıştır. Kaufman ve Bismuth En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü'nü kazanmıştır. 2yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish, bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışmaktadır. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister. Film, adamın hafızası silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdehaleyi durdurmak ister. Çünkü pişman olmuştur. Sevgilinizi, onunla yaşadığınız anıları kafanızdan sildirmeniz mümkün olsaydı, onu yine de unutabilir miydiniz sorusunu soran bir filmdir. Sevgilisinden ayrılan her insanın "ah keşke zihnime bi format çekebilsem" lafının ne kadar boş ve de anlamsız olduğunu söyleyen süper ötesi bir film. Belki bu orjinal bir fikir olabilir ama acı ve tatlısıyla bu hayata "benim hayatım" diyebiliyoruz. bolca acılar yaşıyoruz, aşk kırıklıkları da üzerine tuz biber ekiyor. Eğer tüm bunları silme gibi bir şansımız olsaydı, hayatımızdaki aşkları, kırgınlıkları, mutsuzlukları silebilseydik geriye ne kalırdı? Belki acı çekmez unutursak eğer mutlu olabilirdik düşüncesi hepimizde var. Ama o zaman güzel anlardan "ondan" eser kalır mıydı geriye? 1-2 mutlu anıdan mı ibaret olacaktı yani "o"? Diyende var. acılarımı seviyorum, ben onlarla öğrendim hayatı ve onlarla varım diyebilmeliyiz. Eğer acı çekilmezse mutlulukların kıymeti bilinmez zaten. İyi seyirler..
- Halfeti | SineGezi
Halfeti, Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir... Sular Altında Kalan Bir İlçe: Halfeti 16.03.2017 | Hande Samancı Paylaş Halfeti , Şanlıurfa gezim sırasında gitme fırsatı bulduğum, iyi ki de gitmişim dediğim Urfa’nın guzide bir ilçesidir. Urfa’nın bir ilçesi olmasına rağmen Gaziantep’e daha yakındır. Urfa merkezini gezdikten sonra. Urfa’dan Halfeti’ye giderken ki doğa manzarası, yolculuğumuzu oldukça keyifli hale getirdi. İlk olarak şimdiki Halfeti ilçesinin içinden geçtik. (Devletin evleri sular altında kalanlar için sonradan inşa ettiği kısım.) Esas merak edilen sular altında kalmış kısmına gitmek için tekneler var. Teknelerle Fırat üzerinden, Birecik barajı yüzünden sular altında kalmış kısımları görmek için yola koyulduk. Fırat bahsedildiği gibi azgın sulara sahip değil artık tabi. O yüzden tekneyle manzara eşliğinde sakin bir yolculuk geçirilebiliyor. Yaklaşık bir saat sürüyor bu yolculuk. Nisan ayında gittiğim için havada gayet güzeldi. Urfa gezinsin de önemli etkenlerden biri hava sıcaklığı. Mümkünse bahar dönemini tercih edin ki çok sıcak yüzünden mağdur olmayın. Sular altında kalmış yere geldiğimde de ilk gözüme çarpan sular altında kalmış cami oluyor. Cami minaresi dışında komple sular altında kalmış. Su altına baktığında çatısını görülebiliyor. Bu görüntü bana biraz üzücü geldi. Bir zamanlar insanların yaşadığı yerlerin sular altında kalması gerçekten üzücü. Tekneden indikten sonra oturup çay, kahve içilebilecek küçük bir mekânı var. Fırat’ın eşsiz yeşil sularını izlerken bir yandan da çayınızı yudumlayabilirsiniz. Ayrıca manzaraya bir Rum kalesi de eşlik ediyor. Sular altında kalan kısmı turizm amaçlı kullanmaları gerçekten iyi olmuş. Hem teknelerde hem buradaki küçük işletmelerle birçok insana iş olanağı sağlamayı başarmışlar. Bir gün yolunuz Urfa ya da Antep’e düşerse gidip görmeniz gereken yerlerden birisi. Halfeti çok eski tarihi ve eşsiz yeşil sularıyla sizi bekliyor olacak. İyi gezmeler… Şanlıurfa Bi Tadımlık Gaziantep Bizce İlginizi Çekebilir...
- Eskişehir | SineGezi
Hazır bahar mevsimindeyken bir haftasonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota.. Eskişehir'de Bir Hafta Sonu Gezisi 10.04.2017 | Hande Samancı&Gonca Kaya Paylaş Hazır bahar mevsimindeyken bir hafta sonu planı yapıp 2 gününüzü değerlendirmek isterseniz Eskişehir doğru bir rota. Hızlı tren seçeneğiyle bir çok ilden kolay şekilde ulaşım sağlanabiliyor. Biz diğer bir seçenek olan otobüs yolculuğunu seçtik. Ancak bu yolculuk kısa mesafe gözükse de İstanbul'dan gidip gelenler için trafik sebebiyle sıkıntılı olabiliyor. Bir de otobüsün birçok yere uğraması da zaman kaybettiren etkenler arasında yer alıyor. O yüzden hızlı treni veya kendi aracınızla gitmeyi tercih etmeniz daha mantıklı olabilir. Otogar-merkez arası ise oldukça yakın 15- 20 dakika da merkeze varmış oluyorsunuz. Biz merkezde küçük bir pansiyonda kalmayı tercih ettik. Her yere yürüyerek kolayca ulaşılan Eskişehir bu yönüyle kalbimizi çaldı. :) Biraz daha uzak bölgeler için ise tramvay ve minibüs seçenekleri de bulunmakta. Tarihi Odun Pazarı Evleri Kaldığımız yere çok yakın olan Odun Pazarı ilk durağımız oldu. Biz her ne kadar yürüyerek hemen varmış olsakta tramvay ile gelenler Atatürk Lisesi durağında inerek Odun Pazarına ulaşım sağlayabilir. Tarihi Odun Pazarı evleri en eski yerleşimlerinden biri. Eski evlerinde restore edilmesiyle şu anki muhteşem görünümüne kavuşturulmuş. Buradaki evlerin bir kısmında hala yaşam devam ederken bir kısmı butik otel, müze veya kafe restoran olarak kullanılmakta. Dar sokakları, renkli şirin mi şirin evleri kendi içinde muhteşem uyumlu düzeniyle mutlaka görülmesi gereken bir bölge olduğunu söylemek mümkün. Hediyelik eşya almak, oturup bir kahve molası vermek ve güzel fotoğraflar çekmek için oldukça elverişli bir yer. Ayrıca Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ve Balmumu Müzesi bu bölgede bulunmakta. Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Ziyaret Saatleri: Müze ziyaret saatleri sabah 08;00 ile akşam 19;30 arasındadır. Ücretler normal 5 TL, öğrenci 3 TL şeklindedir. Bazı bölümlerinde müze kart geçiyor ama her bölümünde kullanamıyorsunuz. Balmumu Müzesi Pazartesi günleri kapalı olup, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma saat 10.00 – 12.00 ve 14.00 – 17.00 arasında ziyaret edilebilmektedir. Hafta sonları Cumartesi ve Pazar günlerinde de saat 10.00 – 12.00 ve 14.00 – 18.00 arasında ziyaret edilebilmektedir. Giriş ücreti 5 TL olarak bilinmektedir. İndirimli ücretler de 2 TL olarak belirlenmiştir. Giriş saatleri ve ücretleri belli dönemler arasında farklılık gösterebilir güncel bilgileri resmi siteden takip edebilirsiniz. Kurşunlu Cami ve Külliyesi Kuşunlu camii, Lüle taşı müzesi ve El sanatları merkezinin yer aldığı Külliye hemen odun pazarının bitiminde yer alıyor. Şelale Park Eskişehir manzarasını kuş bakışı olarak izleyebileceğiniz içerisinde kendi kafeside bulunan bi kahve içmeye ya da bişiler yemeye gidilebilecek bir yer. Ulaşması yürüyerek sıcakta biraz zor olduğunu söylemeden geçemiyeceğim. İsmi ise tepeye yapılmış olan yapay bir şelale olmasından dolayı geliyor. Eğer vaktiniz kalırsa ve özellikle yorgun değilseniz uğrayabilirsiniz. Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı İkinci durağımız ise Eskişehir'in en önemli ve bilindik parklarından olan Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı oldu. Sazova Parkına merkezden bir minibüsle ulaşmanız çok kolay. Park içerisinde Disneyland şatosunun benzeri olan Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Sabancı Uzay Evi, Akvaryum ve Bilim Kültür Merkezi gibi çok çeşitli bölümler var. İçerisinde gezerken çocuklar kadar eğlenerek gezdiğimizi söylesem yalan olmaz. İlgi çekici ve değişik bir ortamı var gerçekten. Hem büyükler hem de çoçuklu aileler için güzel vakit geçirebileceğiniz bir park. Porsuk Çayı Eskişehir'de öğrenci nüfus oranın yüksek olmasından dolayı isteğinize göre birçok kafe-restoran ve pub bulmanız mümkün. Çoğu mekan ise Porsuk Çayı bölgesinde karşılıklı olarak yer almakta. Burada bulunan şirin kafelerin birinde kahvaltı ederek güne başlayıp devamında ise çay üzerinde gondol gezisine katılabilirsiniz. Biz İstanbul’da da sevdiğmiz bir yer olan Varuna Gezgin kafeyi es geçemedik. Varuna gezginde dilerseniz yemek yersiniz, dilerseniz bizim gibi birşeyler içebilirsiniz. Puga Cafe , akşam günün yorfunluğunu atmak için bir kahve bir de tatlı için uğrnabilecek güzel bir mekan. Gondol Turu Gondol turları iki şeklide yapılmakta. İster üstü açık gondal turu yapabilir isterseniz de Esbot adı verilen ufak botlarla Porsuk Çayı gezisi yapabilirsiniz. Bot turları kişi başı 1.5 TL. Eğer hava güzelse yapmadan dönmemenizi tavsiye ederim. Bir de mutlaka çay etrafında yürüyerek dolaşmalı güzel Posruk Çayı manzarasını izlemelisiniz. Kent Park Eskişehir’in en geniş ve ünlü parklarından olan Kent Park’ta yapay bir plaj bulunmakta, çokta başarılı bir şekilde yapılmış. AVM ler yerine insanların nefes alabileceği, keyifli vakit geçirebileceği kocaman parklar bizim takdirimizi topladı. Eskişehirliler adına mutluyuz :) Gece Hayatı Daha öncede söylediğim gibi genç nüfusun yüksek olmasından kaynaklı oldukça hareketli bir gece hayatı olduğunu söylemem mümkün. Geniş bir alana yayılmış çok güzel pub ve kafelerin olduğu sokaklar mevcut. Seçenek çok olduğu için kafanıza göre bir tanesi seçip güzel vakit geçirebilirsiniz. Biz Social Pub ’tan yana şansımızı denedik çokta eğlendik, o zaman Foursquare uygulaması ile check-in yapanlar için içecek ikramları vardı. Hem mekanı hem de uygulamayı sevdik. Tavsiye edilir. Ek olarak Eskişehir'de çiğ börek meşhur olduğu için yemeden dönmeyin. Her bir köşede çiğ börek yapan yerler görmeniz mümkün. Papağan Çiğbörek Evi hem uygun fiyatlarıyla hem de namıyla önde gelenlerden bizden söylemesi. Balaban Köfte diğer bir meşhur yemek seçeneklerinden. Köfteci Ali salaş ama bir o kadar lezzetli köfteler yapan bir yer. Pino fast food yemek isteyenler için iyi bir seçenek olabilir. Eskişehir, bir hafta sonu kaçamağı için mutlaka gezip keşfetmeniz gereken yerlerden. Tavsiyeler bizden gezmesi sizden. İyi gezmeler:)
- İletişim | Sinegezi
Bize buradan yazarak ulaşabilirsiniz. Sevgiler SineGezicilerden :) Ad E-Posta Konu Mesaj Gönder Mesajınız için teşekkür ederiz!
- Lviv Yeme İçme Rehberi | SineGezi
Lviv Yeme İçme Rehberi 30.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gittiğimiz çoğu kafe ve restorant merkeze yakın yerlerde kolaylıkla bulunabilecek yerlerdi. Şimdiden bol yemeli bir geziye hazırlayın kendinizi :) Gittiğimiz yerlerden kısa kısa bahsedelim; Cukor Kahvaltısı ve burgeri ile meşhur olan yeri kahvaltı için tercih ettik. Porsiyonları oldukça doyurucu hatta siyah çay söylerseniz bayağı demlikte geliyor. Tek bir demlik 2 kişi için yeterli olacaktır. Baczewski Restourant Madem yazıya günün en sevdiğimiz öğünü olan kahvaltıdan başladık. Kahvaltıdan devam edelim. Gitmeden araştırma yaparken hemen hemen sayfada karşılaştığımız Baczewski'ye biz de gitmesek olmazdı. Sabah 9:00 ve 11:00 arasında verilen şampanyalı, piyanolu kahvaltı için erken gitmezseniz sıra beklemeniz gerekebiliyor. Sanırım tek sıra beklediğimiz yer burasıydı. Açık büfeden lezzet konusunda bir Türk kahvaltısı beklentiniz olmasın ancak çeşit ve lezzet olarak gayet iyiydi. 150 grivna ücret ödeyerek, açık büfe kahvaltıdan faydalanabiliyorsunuz. Lviv Coffee Manufacture Oldukça turistik bir yer olan Lviv Coffee Manufacture hem kahve, hediyelik alabileceğiniz hem de kafesinde oturup kahve ve tatlılarını tadabileceğiniz bir mekan. Kafe bölümüne geçmeden yer altını gezebilirsiniz. Girişte size baretler veriliyor, oturma yerlerinin de olduğu bölüm ilgi çekici. Kafe bölümünden bahsetmek gerekirse biz Lviv usulü cappucino ve kahve denedik. Kahvesi likor ve limon eşliğinde sunuluyor. Türk kahvesinden biraz daha yumuşak, bizce bir şans verilebilir.Kahvenizin yanına Napolyon pastasından söylemeyi unutmayınız. Kahve içebileceğiniz bir kaç yer daha önermek isteriz. Hemen otelimizin orada bulunan Black Honey, Snikerslı kahvesi ile ünlü Urban cafe, Lviv El Yapımı Çikolata Burası hem çikolatanın imal edildiği, hem satıldığı hem de sunulduğu 4 katlı sevimli bir atölye. İlk katta küçük bir kafesi var. Diğer 2 katta çikolata satışı yapılıyor. Aynı zamanda çikolata yapan ustaları da izleme fırsatınız olabiliyor. En üst katta bulunan kafesinde çikolata, tatlı ve kahve seçeneklerinin olduğu menüleri bulunuyor. Sowa Cafe Waffle yemek isterseniz, test ettik ve beğendik Tercih edebilirsiniz. Celentano Pizzeria Çok merkezi bir yerde olan pizzacı, küçük bir mekan gibi görülse de içerisi bayağı büyük. Dekorasyonu da oldukça güzel hatta dekorasyonu ne kadar sevdiysek, pizzamızın fotoğrafını çekmeyi unutmuşuz. Pizzaları merak edenler için; pizzaları da standart pizza lezzetinin bir tık üzerindeydi. Biz memnun kaldık. Centuar Cafe Rynok meydanında bulunan kafe menü olarak oldukça zengin, biz burada yerel tadlardan olan Varenyky (Mantı) ve Derucy(Patatesli Pancake) ve lokal biralarından denedik. Fiyatlar bizim para birimimize göre makuldü. Lavantalı kahvesi ve kuruvasanlarının da güzel olduğunu duyduk. Atlas Cafe Centuar kafenin çok yakınında yer alan cafenin dekorasyonu bizim hoşumuza gitti. Burada mantar çorbası denedik. Biraz tuzlu bulduğumuzu itiraf edebiliriz. Mons Pius Ermeni sokağında bulunan restorant, Lviv'de et yiyebileceğiniz meşhur restorantlardan, ancak menüsü ile ilgili bir ayrıntıyı paylaşalım. Et fiyatları ise 100gr olarak yazılmış. Ancak steak söylediyseniz; 100 gr olarak servis edilmiyor. İçeceklerin fiyatı ml olarak yazılmış. 3 katı ücrette hesap gelirse şaşırmayınız. Sipariş verdikten sonra el yapımı ekmekten isteyip, istemediğinizi sorabilirler, bu tuzağa düşmeyin, bir numarası yok, bunu onlara da söyledik bayağı şaşırdılar. Meat and Justice Konsept bir restorant olan Meat and Justice'da hesaplar satır ile kesilmekte. Bu tip konseptleri seviyorsanız, lezzetli etler tadabileceğiniz restorantı tercih edebilirsiniz. Champagneria X&X Şampanyalarıyla ünlü mekanda gürcü pidesi ve hot dog da tercih edilen yemeklerden. Beer Theather Akşam keyifli vakit geçirebileceğiniz, kendi üretimleri olan biralarıyla meşhur mekana mutlaka uğramalısınız. Gezimizin bol yemeli içmeli olduğunu yazımızdan da anlayabilirsiniz. Biz porsiyonları bölüşüp, daha çok lezzet tatmaktan yanayız. Ona rağmen gidemediğimiz yerler de oldu. Bir daha ki sefere diyelim. :)


