top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Okumalı | SineGezi

    Okuduğumuz sevdiğimiz tavsiye ettiğimiz tüm kitaplar ve yorumları burada... Kırmızı Pazartesi | Gabriel García Márquez Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan 7. romanı Kırmızı Pazartesi’nin baş kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği henüz romanı okumaya başlayalı 1-2 dakika olmadan gün yüzüne çıkıyor. Bu sebepten bahsetmekten çekinmiyorum... Cehenneme Övgü | Gündüz Vassaf Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgüsü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) 20 bölümden oluşan, okudukça insanı düşünmeye ve sorgulamaya davet eden, totalitarizm kavramının ne kadar boş olduğunu eşsiz bir şekilde işlendiği ve başucu kitabı olarak nitelendirebileceğim bir eser... Kardeşimin Hikayesi | Zülfü Livaneli Aşk, dram ve gizem türündeki bu roman 2013 yılında yayınlanmış. Okumaya başladığınızda ilk sayfadan itibaren roman; gerek kurgusu gerek akıcı diliyle okuyucunun merakla bir sonraki sayfayı çevirmesini sağlıyor... Körlük Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş... Kürk Mantolu Madonna | Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin en gözde romanlarından, bu durumun en büyük kanıtı olarak; bugün hala en çok okunan kitaplar listesine baktığınızda bu eseri rahatlıkla görebilirsiniz...

  • Köln | SineGezi

    Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle .... En Spontanından Köln Gezisi 23.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Köln gezim kesinlikle planladığım bir gezi değildi. Hali hazırda Almanya ’daydım. Hiç plan yapmadan günü birlik gidiverdik. Almanya’nın başka bir şehri olan Essen ’den trenle gittik. Çok uzun sürdüğünü söyleyemem yalnız birkaç tane tren var onları iyi bilmelisiniz aksi takdirde karıştırabilirsiniz. Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Aslında böyle hissetmemin en büyük sebebi istasyondan çıkar çıkmaz; kentin en gösterişli inşası olan yaklaşık 650 yılda tamamlanmış UNESCO Kültür Mirası listesinde de yer alan çift kuleli Köln Katedrali. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Katedral 157 metreyi bulan yüksekliği ve büyüleyici mimarisiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Hatta biz Turist merkezine bile uğramadan direkt Katedrale doğru yöneldik. İçi de dışı kadar görkemli olan katedralde; yakılan bir sürü mum hemen gözümüze çarpıveriyor. Çoğu kişi bu eylemi saçma bulabilir ancak bence güzel bir eylem hem kiliseye yardım ediyorsunuz hem de gerçekleşmesini istediğiniz hayaliniz için evrene bir enerji gönderiyorsunuz. Tabi kimse sizi zorlamıyor tamamen isteğe bağlı. :) Bolca resim çekildikten sonra Katedralle vedalaşıyoruz ve Turist merkezine (Köln Tourismus) gidiyoruz. Burda Köln’le ilgili bulabileceğiniz tüm hediyelik eşyalar mevcut. Tabi bizde cazibelerine dayanamayıp, gezimiz boyunca bize fazla yük yapmayacak küçük hediyelik eşyalardan alıyoruz. Bir de harita aldık, en güzeli de görevli bize haritayı satarken birçok bilgi verdi. Mesela Katedralin en tepesine çıkmanız için 500 küsür merdiven çıkmanız gerekiyormuş. Bizim vaktimiz kısıtlı olduğu için tercih etmedik eminim harika bir manzara vardır. Biz onun yerine görevlinin bizi yönlendirmesiyle Hohenzollern Brücke yani Hohenzollern köprüsü’nün diğer tarafında bulunan Triangle adlı binaya gittik. Belli bir ücret karşılığında asansörle binanın en üst katındaki seyir terasından güzel Köln’ü kuş bakışı görebiliyorsunuz. Vakti olamayan ve kendinde merdiven çıkacak enerjiyi bulamayanlar için iyi bir seçenek. Hohenzollern köprüsünden de bahsetmeden olmaz. Köprü Köln’ü boydan boya geçen Ren Nehri’nin üzerinde bulunuyor. Köprünün üzerinden tren de geçiyor. Yürüyerek de köprüyü geçebiliyorsunuz. Köprü tam bir görsel şölen bir sürü kilit takılı köprüde, biz kilit takıp dilek dileyenlerden değildik ancak bu güzel cıvıl cıvıl manzarayı fotoğraflarla ölümsüzleştirdik. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Triangle’daki seyir keyfinden sonra planımız Çikolata müzesine gitmekti ancak biraz yorulduğumuz için soluğu hemen hemen her Avrupa şehrinde bulunan İstanbul’da da kısa süre önce açılan Hard Rock Cafe’de aldık. Kısa bir dinlenmenin ardından Çikolata müzesinden vazgeçip Köln sokaklarını turlamaya karar verdik. Son olaraktan belirlediğimiz dönüş saatine yakın, Ren nehri kıyısında bolca cafenin olduğu alana gittik. Normalde bilmediğim bir şehre gitmeden plan yapıp gezebildiğim kadar fazla yeri gezmek isterim. Ancak böylesine spontane bir gezi olunca daha fazla yer görmektense keyfini çıkararak gezmeyi tercih ettik. Haritamızla ve internetsiz akılı telefonlarımızla Köln sokaklarında ara ara yolu kaybederek son derece keyiflice gezimizi tamamladık. Köln çok turistik ve canlı bir şehirdi. Hava açısından çok şanslıydık gün boyu hava sıcak ve güneşliydi bunu neden söylüyorum hemen cevaplayayım benim gözlemlediğim kadarıyla ve yaşayanların söylediğine göre Almanya’da havanın sağı solu pek belli olmuyor hele ki yazı geride bıraktıysanız. Siz siz olun gezi planı yapmadan hava durumunu mutlaka kontrol edin. Aslında düşündümde adam akıllı gezi planı yapsanız daha iyi olur :) Keyifli geziler :)

  • Leon:The Professional | SineGezi

    994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır... Leon: The Professional - Sevginin Gücü -1994 23.12.2015 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8,6/10 Tür : Dram, Polisiye, Gerili, Aksiyon Süre :110 dk 132 dk (uzun versiyon) Yönetmen : Luc Besson Oyuncular : Jean Reno, Gary Oldman, Natalie Portman, Danny Aiello Senaryo : Luc Besson En bi sevdiğim filmler arasında yer alan Leon’un gerçekten izlenilesi bir film olduğunu kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim. 1994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır. Filmde bolca katil, ölüm ve acı olduğunu düşünürsek; suç ve dram temalı bir film izlemek isteyenler için şiddetle tavsiye edilir. Gelelim filmin konusuna, Mathilda New York’ta ailesiyle yaşayan 12 yaş civarında bir kızcağızdır. Erkek kardeşi dışında ailesinden kimseyi sevmiyor. Zaten babasının karıştığı uyuşturucu işi yüzünden ailesini çok kısa bir zaman için izleme fırsatımız oluyor. Kız sadece erkek kardeşinin ölümüne üzülerek kendi canını kurtarmak için yan komşuna sığınıyor. Komşu deyince de insan yardımsever, hamarat bir insan bekliyor tabi ama filmde Leon karakterinin çok benim komşu profilime uyduğunu söyleyemeyeceğim. Leon’un çok soğukkanlı bir seri katil olduğunu anlamam uzun sürmüyor zaten. İlk başta kızdan kurtulmaya çalışsa da zamanla aralarında baba veya arkadaş ilişkisine benzer ne olduğunu tam anlayamadığım bir bağlılık oluşuyor ve kızı koruyup kollamaya başlıyor. Filmin isminin Türkçe çevirisinin Sevginin Gücü olmasının da bir anlamı var ve film de bunu çok etkili bir şekilde gözler önüne seriyor. Sevgi hafife alınmaması gereken, çok güçlü bir duygu ve her şeyi değiştirebilir deyip iyi seyirler diliyorum. :)

  • Sihirli Spatula | SineGezi

    Tuzlusundan tatlısına içeride herşeyi bulabileceğiniz Acıbadem'de yer alan pastalarına bayıldığım bir kafe; Sihirli Spatula ... Sihirli Spatula 29.09.16 | Hande Samancı Paylaş Tuzlusundan tatlısına içerde herşeyi bulabileceğiniz Acıbadem ' de yer alan pastalarına bayıldığım bir kafe; Sihirli Spatula . Meraklandıysanız sizi hemen nasıl ulaşacağınız konusunda aydınlatayım; Acıbadem Caddesi'nin hemen üzerinde yer alan Sihirli Spatula'yı kolaylıkla bulabilirsiniz. Mekanda içeride ve dışarıda oturulacak alanlar mevcut. Bunu yanında dekorasyonundan bahsetmeden yapamayacağım, kafe şirin mi şirin bir dekarasyona sahip. Gelelim asıl sevdiğim kısma; tatlılar :) İçeriye girdiğinizde pastalar ,cupcakeler, cheeseecakeler ve daha adını bilmediğim birçok tatlı çeşidi ile insana kendini görsel bir şölenin içindeymiş gibi hissettiriyor. Aramızda kalsın; bütün çilekli pastaları denedim ve hepsini de ayrı ayrı çok sevdim. Tatlıların yanında tuzlu severler için tuzlular da unutulmamış. Poğaça,açma ve börek seçeneklerini de burada bulmanız mümkün. Bunlara ek kahvaltı seçeneği de mevcut. Ben denemedim ama mekanın samimiyetini düşünürsek bir pazar kahvaltısının güzel olacağını tahmin ediyorum. Sonuç olarak diyeceğim şu ki; tatlının yanında kahvenizi alıp ya da tuzlularla demli bir çay söyleyip güzel zaman geçirebileceğiniz tatlı bir mekan, tavsiye edilir yani :) Afiyet olsun :) Adres: Acıbadem Caddesi Palmiye Sok. Şafak Apt. No.1 Acıbadem, İstanbul

  • İsviçre Gezi Rehberi

    Öncelikle İsviçre güzel olduğu kadar bütçe zorlayan bir ülke, planlama yaparken bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Gitmeden nerelere gideceğinizi de belirlerseniz, kalacağınız gün sayısını ona göre belirleyebilirsiniz.... İsviçre Gezi Rehberi 16.01.2023 | Gonca Kaya Akak Paylaş Benim için her yeni görülecek yer başka bir heyecan ve mutluluk sebebidir ama şunu söylemeliyim ki uzun zamandan beri beni bu kadar heyecanlandıran ve mutlu eden bir gezi deneyimim olmamıştı. Evet tüm heyecanın sebebi İsviçre. İsviçre öyle bir coğrafya ki baktığınız her manzara kartpostal gibi. Hal böyle olunca izlemesi, gezmesi de çok keyifli oldu. Öncelikle İsviçre güzel olduğu kadar bütçe zorlayan bir ülke, planlama yaparken bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Gitmeden nerelere gideceğinizi de belirlerseniz, kalacağınız gün sayısını ona göre belirleyebilirsiniz. Şehirle sınırlı kalmamanızı ve İsviçre'nin doğasını yakından görebileceğiniz yerleri de planınıza eklemenizi öneririz. Gelelim bizim gezimizin detaylarına; 5 günlük İsviçre seyahati sırasında dur durak bilmediğimizden bir çok yer görme fırsatımız oldu. İlk durağımızdan başlayalım. Zürih Biz seyahatimize İtalya’dan başladığımızdan Como’dan Zürih'e geçtik. Avrupa içi yolculuklar için tren veya otobüs kullanabilirsiniz. Biletlerimizi genelde Omio uygulamasından temin ediyoruz. Hizmet bedeli ekliyor ancak arkadaşınıza uygulamayı tavsiye etmeniz durumunda hem arkadaşınıza hem de size indirim kuponları tanımlıyorlar, bu da size bilet alırken avantaj sağlıyor. Gezinizi sadece Zürih’i gezmek için planladıysanız, Zürih pass çok işinize yarayacaktır. Bazı otellerin rezervasyon yapmanız durumunda ücretsiz pass verdiklerini de duyduk ancak bizim otel böyle bir hizmet sunmadı bize, rezervasyon yaparken bunu araştırabilirsiniz. Zürih merkez küçük görünse de yürüyerek gezmek biraz zor olabilir. Bu noktada pass alırsanız rahat edebilirsiniz. Gezi planınız bizim gibi sadece Zürih ile sınırlı değilse, en mantıklı adım Swiss Pass almanız. Doğrudan kendi sitelerinden pass i alabilirsiniz.(https://www.sbb.ch/en/leisure-holidays/inspiration/international-guests/swiss-travel-pass.html ) Ancak size güzel bir haber; get your guide app i indirip kaydolursanız ilk satın alma işleminize özel %10 indirim kuponu ile swiss pass inizi alabilirsiniz. Ülke pass’i olduğundan fiyatlar oldukça yüksek ama kesinlikle aldığınıza değiyor. Yani diyeceğim o ki hiç polemiğe girmeyip, Swiss pass alıp keyfinize bakabilirsiniz. Zürih’te görülmesi gereken yerler; Züri h Old Town Bölgesi Genellikle eski şehir merkezleri daha küçük ve samimi oluyor. Zürih eski şehir merkezi de aynı şekildeydi. Mutlaka uğrayınız. Zürih Gölü Yazın daha keyifli olacağı şüphesiz ancak güzel bir yürüyüş ve biraz sakinlik isterseniz, göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz. Bahnhofstrasse Ünlü markaların yer aldığı, insanda alışveriş yapma isteği uyandıran güzel geniş bir cadde, zaten mutlaka yolunuz buraya düşecektir. Lindenhof Şehri kuşbakışı görebileceğiniz, sizi çok yormayacak bir manzara noktası. Oldukça bilinen ve turistlerin uğrak noktası olan bir yer. Az eforla güzel fotoğraflar çekip manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Grossmünster Kilisesi Zürih’te bulunan 3 önemli kiliseden bir tanesi ve sanırım en görkemlisi. Görkemli de yince aklınıza diğer avrupa şehirlerindeki kiliseler gelmesin onların yanında burası bayağı normal kalan ve farklı bir mimarisi olan bir kilise. Lindt Museum Eğer sizde çoğu insan gibi bir çikolata severseniz, Lindt çikolata müzesi mutlaka uğramanız gereken bir yer. Gezi planınızı yaparken biletleri önden almanızı öneririz. Zira tükenmiş olabiliyor. Direkt müzenin resmi sitesinden biletlerinizi temin edebilirsiniz. Gelelim müzenin detaylarına. Öncelikle eşyalarınızı bırakıp bu sayede müzeyi rahat rahat gezebileceğiniz, büyük dolapları mevcut, seyahat boy valiz bile rahatlıkla bu dolaplara sığıyor, test edildi onaylandı. Müzeyi ses cihazları eşliğinde gezebiliyorsunuz, müze geziniz boyunca kakaonun dalından üretimine, tarihine kadar detaylı bilgi almanız mümkün. Çikolata müzesinin en keyifli yanı, birçok çikolata deneme imkanı sunması, kimse de sizi engellemiyor, aman kan şekerinize dikkat :D Fifa Museum Swiss pass ile ücretsiz olarak ziyaret edebileceğiniz bir müze. İlgililerine duyurulur. Zürih’te Yeme İçme Yeni bir yere gittiğiniz de en cazip olan o bölgeye ait daha önce denemediğiniz tatları deneyimlemek olacaktır. İsviçre'ye ait olan bu tip lezzetlerin başında Raclette ve peynir fondü geliyor. İkisi'de peynir ağrılıklı. Biraz daha detay paylaşacak olursak. Raclette Kullanılan peynirin isim verdiği geleneksel yemek özel ızgarada yapılıyor. Izgaranın üzerinde sebze, et de pişirebiliyorsunuz, aşağıdaki bölmede de peynir koyabileceğiniz aparatları var. Peynir genellikle patates ile birlikte yeniyor. Keyifli bir yemek ancak restoranda yediğinizden ne kadar keyif alırsınız bilmiyorum. Porsiyonları çok göz doyurucu olmuyormuş. Biz şanslıydık ki Raclette makinesi olan bir arkadaşımızın evinde bu geleneksel yemeği denedik ve bıkana kadar yiyebildik. Peynir Fondü Özel bir restoran önerimiz olmayacak biz peynir fondüyü geçerken uğradığımız Bern'de yedik. Oldukça doyurucuydu. Santa Lucia Başıma bir iş gelmeyecekse burada denediğimiz pizzalar İtalya’da denediklerimizden daha güzeldi. Ya bu bir tesadüf yada biz İtalya’da pizza yemek için doğru yerleri seçmiyoruz :D Bir kaç şubesi olan İtalyan restoranının Rathaus durağına yakın olanına gittik. Mantarlı ve 4 peynirli pizzaları bizi üzmedi gayet lezzetliydi. Hiltl Vegan veya vejeteryansanız ısrarla uğramanızı tavsiye ediyoruz. Tabağın gramajına göre ödeme yapıyorsunuz, çeşitlilik çok fazla, kararsız insanlar için zorlayıcı olabilir. Terası da oldukça keyifli. Bizim deneyimleme fırsatımız olmadı ancak listemizde olan diğer restoranları da fikir vermesi açısından paylaşalım. Negishi; Suşi seviyorsanız burası çok tavsiye edildi. Le Cedre; Lübnan restoranı vejeteryanlar için güzel bir seçenek olabilir. Molino; İtalyan mutfağı sevdiğimiz doğrudur. Molino'da başka bir İtalyan restoranı. Hooters; Amerikan markası olan Hooters fast food yiyebileceğiniz bir mekan. İsviçre herkes tarafından bilindiği üzere çikolataları ile ünlü. Laderach'da yerel çikolata üreticilerinden ve bize denememiz için tavsiye edildi. Fiyatları cep yaksa da tat olarak çok tatmin ediciydi. Zermatt Matterhorn yani meşhur Toblerone dağının bulunduğu bölge Zermatt bölgesi oluyor. Buraya Zürih'ten ulaşım yaklaşık 4 saat sürüyor. Ondan kışın gidiyorsanız, gidiş planınızı erken saatlerde yapmanızı tavsiye ederiz. Swiss pass Zermatt’a kadar geçerli ancak trenle daha yukarı bölgelere devam etmek isterseniz ek bilet almanız gerekiyor ki bu biletlerin maliyetleri de oldukça yüksek, bu sebepten biz tercih etmedik. Zaten Matterhorn’u daha yakından görebilmeniz için bir sürü yürüyüş rotası mevcut, kondisyonunuza güveniyorsanız mutlaka bu yürüyüş parkurlarını deneyimlemelisiniz. Küçük bir itiraf en kısa parkurlardan birini seçmemize rağmen soğuk ve yokuşlar beni biraz zorladı ama değer mi diye sorarsanız kesinlikle değer. Zermatt küçük bir kasaba gibi bir yer ancak oldukça fazla kafe restoran seçeceği de var. Mağazalar derseniz daha çok outdoor ve lüks markaların çoğunlukta olduğunu söyleyebileceğimiz mağazalar yer alıyor. Burada İsviçre’ye özgü lezzetleri deneyebilirsiz. Bunlar ne mi diye sorarsanız benzer tatlar birisi Racklet diğeri de peynir fondü. İki seçenekte peynir ağırlıklı olduğundan biraz ağır diyebiliriz ama kışın güzel gidiyor . Rigi İsviçre’nin en güzel yanı harika manzaralar görebileceğiniz bir çok turistik tepe noktası bulunuyor. Rigi’de bunlardan bir tanesi. Bizim Rigi’yi tercih etmemizdeki sebep hem ana konaklama yerimiz olan Zürih’e yakın olması hem de Swiss pass ile ulaşımın olması. Swiss pass 3 noktaya ücretsiz, diğer daha ünlü noktalarda son tren de %50 indirim alabiliyorsunuz pass sayesinde ama İsviçre’den bahsediyoruz. %50 indirimli hali bile oldukça pahalı. Stanserhorn, Rigi, Stoos, Brunni and Klewenalp Swiss passiniz varsa gidebileceğiniz tepe noktalar. Rigi'ye çıkmak için birden fazla seçenek mevcut, biz tren ile zirveye kadar çıktık. Dönüşte önce trenle 1-2 durak giderek tepenin daha alt seviyelerine indik ve bu istasyondaki teleferik ile başka bir rotadan aşağıya inmeyi tercih ettik. İkisinin de manzarası ayrı güzeldi. Ayrıca kondisyonunuza güveniyorsanız çıkışta bu istasyonlardan herhangi birinde inebilir ve birbirinden güzel alternatif hiking rotalarını takip ederek zirveye kadar ulaşabilirsiniz, bu şekilde hiking yapmaya gelen bir çok kişi de gördük açıkçası. En tepe noktada bir otel bulunuyor. Burada yemek de yiyebiliyorsunuz. Sanırım biz şanslı günümüzdeydik, tepe noktaya ilk ulaştığımızda gökyüzü tamamen bulutluydu. Bulutların üzerinden karlı dağların manzarası çok hoştu. Sonrasında bulutlar dağıldığında da güzel bir göl manzarası ile karşılaştık, oda ayrı bir güzeldi. Tepe noktada olduğunuzdan 360 derecelik bir görüş açınız oluyor. Dolayısıyla birçok fotoğraf noktası var, açıkçası gitmeden bu kadar keyif alacağımı hiç düşünmemiştim. Vaktiniz kısıtlı değilse, mutlaka gitmeniz gereken bir nokta. Luzern Zürih'ten yaklaşık 1 saat uzaklıkta olan Luzern,nehir kenarına kurulmuş harika bir şehir. Biz Rigi'den sonra Luzern'e uğramayı tercih ettik ve öğleden sonramızı Luzern'de geçirdik. Görülmesi gereken yerlerden bahsedecek olursak Ahşap chapelle köprüsü, Aldstadt(eski şehir), Aslan anıtı ve Luzern gölü şeklinde sıralayabiliriz. Ahşap Chaplle köprüsü aslında Avrupa'nın en eski köprüsü olarak biliniyormuş ancak 90'lı yıllarda çıkan yangın sonrası köprü tamamen yanmış ve yerine bugünki replikası yapılmış. Şehre ayrı bir hava kattığını ve turistlerin ilgisinin yoğun olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Alpler bölgesine akın olan keyifle vakit geçirebileceğiniz Luzern'i İsviçre gezi planınıza yarım günlüğüne de olsa mutlaka eklemelisiniz. Sonuç olarak İsviçre konumu gereği çok komşusu olan bir ülke ve bu komşu bölgelerin kültürlerini de etkiliyor ister istemez. Mesela Zürih'te Almanya şehirleri havası var iken Luzern İtalya'ya benziyor. Bu sebeple gezinizi tek şehirle sınırlandırmamanız konusunda ısrarcıyız. Doğası, hem geleneksel hem de modern şehirleriyle bizi etkilemeyi başaran İsviçre umarım arayı çok açmayız. Bizce İlginizi Çekebilir... Venedik Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi

  • Casuslar Köprüsü | SineGezi

    Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun  Tom Hanks oldu Casuslar Köprüsü (Bridge of Spies) – 2015 01.12.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7,6/10 Beyaz Perde : 3,8/5 Tür :Gerilim Süre : 141dk Yönetmen : Steven Spielberg Oyuncular : Tom Hanks, Mark Rylance, Amy Ryan, Alan Alda Senaryo : Matt Charman, Joel Coen, Ethan Coen Çoğu sahnesinde helal be, yürü be diyerek desteklediğim ve daha ilk dakikalardan karakteri yorumlayışıyla alkışları toplayan, başrol oyuncusunun Tom Hanks olduğu güzel bir filmdir. Dram ve tarihi türündeki 2015 yapımı film hem tarih hem de drama severler için rahatlıkla önerebileceğim filmler arasına girmiş bulunmakta. Film 1950’lerde ki soğuk savaşın yeni başladığı ve Amerika ile Sovyet Birliği arasındaki gerginliğin arttığı bir dönemi ele almış. Tabi bu gerginlikte başına kötü şeyler gelen insanlarda oluyor haliyle. Kurbanımız Amerika’da bulunun Sovyet Ajanı olan ve kafa yapısı hayli ilginç olan Rudolf. Mark Rylance gayet başarılı bir rol çıkartıyor. Filme dönecek olursak ;bir anda bir kararla Rudolf için tutuklama kararı çıkıyor ve genel anlamda her şey Rudolf’u savunmak için bir avukatın atanması gerekmesiyle başlıyor. James Donovan sigorta avukatı olmasına rağmen bu iş için seçiliyor ve kariyerini, ailesini tehlikeye atması gerektiğini bile bile bu işi kabul ediyor. James’in Rudolf’u kurtarmak için yaptığı her şey onu daha da kötü duruma getirse de James vazgeçmeden devam ediyor. Ve bu durum devamında işleri kendisi için daha da karmaşık ve tehlike bir hale getiriyor. Her dakikasını gerilim içinde ve merakla izleyeceğiniz, karakterlerin cuk dediğimiz tabirle birebir uyuştuğu bir film izlemek isterseniz şimdiden iyi seyirler dilerim.

  • Kapan | SineGezi

    Şüphesiz ki çoğumuz bir filme gitmeden IMDB puanını kontrol ediyor. Yüksek puanlı filmlerde IMDB’ye daha çok güveniyorum... Kapan (Get Out) - 2017 24.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 8,2/10 Beyaz Perde : 4,5/5 Tür : Korku, Gerilim Süre : 104 dk Yönetmen : Jordan Peele Oyuncular : Daniel Kaluuya, Allison Williams, Catherine Keener , Bradley Whitford Şüphesiz ki çoğumuz bir filme gitmeden IMDB puanını kontrol ediyor. Beni Kapan’a götüren de itiraf etmeliyim ki; IMDB puanının yüksekliği oldu. Yine de film çok yeni olduğundan, IMDB puanına kanıp çok yüksek bir beklenti ile gitmedim. Ancak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: son dönemde izlediğim gerilim, korku başlığı altındaki filmlerin en iyisi idi! Olay örgüsü, dozunda gerilim ve oyuncuların gerçekçi performansları filmin başından sonuna kadar izleyiciyi ayık tutmayı başarıyor hatta adeta hipnotize ediyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamanız ve oradaymışsınız hissi çok az filmde olur. İşte böyle başarılı bir yapım var karşımızda. Film Amerika’da ki siyah-beyaz muhabbetini konu edinmiş ve anlamlı bir bakış açısıyla işlemiş. Biraz ayrıntı verecek olursak: Rose siyahi erkek arkadaşı Chris’i ailesiyle tanıştırmak amaçlı şehir dışındaki evlerine davet eder. Chris ten renginden ötürü kendini rahatsız hissederken Rose bunun ailesi için hiç sorun olmayacağını söyler ve nitekim de ailesinin Chris’e karşı tutumu gayet iyidir. Zaman ilerledikçe Chris evde yaşayanlarda ve yakın akrabalarda bir tuhaflık olduğunu keşfeder, bizim de izleyici olarak fikirlerimiz vardır tabi ama bu kadarı da olmaz diyebileceğimiz bir sonla film bizi şaşırtmayı başarır. Bahsetmeden geçmeyelim; Chris'in yaşadığı tuhaflıkları birebir arkadaşına anlatması ve arkadaşının üstün şüpheciliği; esas oğlanın yani Chris'in olaylara biraz daha şüpheci bakmasını ve olayların daha hızlı ilerlemesini sağlıyor. (Chris ve arkadaşının dialogları seyirciyi azda olsa gerilim havasından çıkarıp, filme renk katacak cinsten.) Aslında daha anlatılacaklar var tabi ama spoilersiz bu kadar anlatılıyor :D İyi seyirler..

  • Kumşu Evdeki Çocuk | SineGezi

    2015 yapımı film IMDb ‘den düşük puan almış olsa da bana göre izlemeye değer bir film... Komşu Evdeki Çocuk (The Boy Next Door) - 2015 . .2016 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 4,6/10 Tür : Gerilim Süre : 91 dk Yönetmen : Rob Cohen Oyuncular : Jennifer Lopez, Ryan Guzman, Kristin Chenoweth, John Corbett, Ian Nelson Senaryo : Barbara Curry 2015 yapımı film IMDb ‘den düşük puan almış olsa da bana göre izlemeye değer bir film. Filmin baş karakteri Claire (Jennifer Lopez) kocası tarafından aldatılmış ve yeni boşanmış bir öğretmen. Duygusal olarak yıprandığı dolayısıyla zor bir dönem geçirdiği her halinden belli olan Claire’in de elbetteki zaafları var. Claire’in evinin hemen yanındaki eve amcasına bakmak için taşınan ve öz güven patlaması yaşadığını her hareketinden anlayabildiğimiz Noah’ta bunun farkına varıp Claire’in duygusal boşluğunun üzerine gidiyor. Bunu yaparken Claire’in hayatındaki en önemli varlığa yani oğlu Kevin’a arkadaşça yaklaşmakta ve bu sayede Claire’e de daha yakın olmakta akıllı Noah’ımız. Başta herşey normal gibi görünsede Claire ve Noah’ın ilişkilerinin boyutu değişince ve Claire’in bu yakınlaşmadan rahatsız olup, bir daha Noah ile görüşmek istememesiyle birlikte filmdeki gerilim seviyesi oldukça artıyor. Sağlıklı düşünemeyen bir insanın psikolojisi hiçte hafife alınacak bir olgu değil. Bunu filmde çok net görebiliyoruz. Olay örgüsünün oldukça başarılı işlendiği ve gerilim dolu filmin sonu her ne kadar daha önce izlediğiniz filmlere benzese de izlemeye değer. Klasik dediğime bakmayın; en azından Amerika dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarmıyor. İyi seyirler :)

  • Babadağ'ı Aşta Gel | SineGezi

    Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan... Babadağ’ı Aşta Gel 25.08.16 | Hande Samancı Paylaş Sen de hep yamaç paraşütü yapmak isteyip ancak bir türlü cesaretini toplayıp yapamayanlardan mısın? Sana bir sır vereyim mi? Adrenalin seviyorsan ve ne korkacağım aman kaç bin metre yüksek olursa olsun diyorsan hatta ve hatta korkuyorsan bile kesinlikle denemen gereken bir etkinlik! İlk olarak nerede en güzel yamaç paraşütü yapılır dersen sana cevabım; ben yaptığım uzunca araştırmalar sonucunda Fethiye Babadağ’ı tercih ettim ve hala Babadağ’ın yamaç paraşütü yapmak için güzel bir seçenek olduğunu düşünüyorum. Hem manzara enfes hem de yeterince yüksek.:) Babadağ’da tercih edebileceğin 3 pist bulunmakta. Rahat kalış yapıldığı ve güzel rüzgar aldığı için daha çok tercih edilen 1700 metre yükseklikteki pistten uçmak akıllıca olur. Babadağ’da birçok uçuş yapabileceğiniz firma var. Ben biraz piyasa araştırması yaptıktan sonra karar verdim. Sende öyle yapabilirsin. Hangisi daha çok içine sinerse onu seçersin. Çoğunun iyi pilotlarla çalıştığı söyleniyor. Ne kadar doğrudur tabi bilemiyorum. :) Firmaya karar verdikten sonra ise hangi saatte uçmak istediğine karar vermen gerekiyor. Aylardan yaz, hava sıcaklığı da Fethiye’de ölümcül olduğundan öğle vakti, güneşin alnında uçuş yapmak istemiyor insan. Bildiğim kadarıyla günde 3 sort yapılabiliyor. Sabah, öğlen ve akşam istediğin zamanı tercih edebiliyorsun. Akşam gün batımı uçuşu yapmakta keyifli olabilir. Onu da denemek lazım. ;) Herşeye karar verdikten sonra acaba ne giysem ? Ne daha rahat olur? Diye düşünmeye başladığında bir bilene danışmak en mantıklısı. Sonuç olarak aslında ayağına giydiğin şey rahat ve uçuş sırasında düşmeyecek bir ayakkabı olmalı. Onun dışındada üstüne rahat birşeyler giysen yeterli zaten. Tabi hava sıcaklığına göre değişen şeyler. Kıyafetleri hava durumuna göre ayarlamak önemli o yüzden. Babadağ’a çıkmak yaklaşık yarım saat, kırk dakika sürüyor. Yollar baya engebeli ama çıktıktan sonra gördüğün manzara gerçekten tarifsiz. Tepeye çıktığın anda bir telaş başlıyor. Seninle birlikte uçacak pilot seni hemen hazırlıyor. Paraşütü, rüzgarı ayarlamaya çalışıyor. Hazır olanlar bir bir başlıyor uçmaya. Tabi uçamayanların da önünde güzel bir tablo oluşturduğunu söyleyemeyeceğim. Ben tam uçarken önümde paraşütü kalkmayan bir çift yerde yuvarlanıyordu. Ama ben korkmadım, yılmadım ve kararlılığımdan dönmeden bir sert rüzgarla artık havada süzülüyordum. Kalkışımız gayet güzel ve rahat oldu. Hocanın dediklerini yaptıktan sonra çok sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Ben tahmin ettiğimden de az heyecanlandığımı söyleyebilirim. Gerçekten 40 kere atlamış gibi rahat bir his vardı içimde uçuş boyunca. Bir ara sakız bile çiğnediğimi hatırlıyorum. Bu normal midir bilemiyorum tabi. Uçuş yaklaşık 30 dakika sürüyor. Uçuş sırasında hoca go-pro’su ile fotoğraf ve video çekimi yapıyor. Gerçekten o kadar yükseklikte rüzgarla savaş verirken poz vermek zor oluyor. Ama size tavsiyem yaratıcılığınızı kullanın ve eğlenceli pozlar verin. Benimkiler bir süre sonra aynı şeylere bağladı için çoğu fotoğrafın bir önemi kalmadı. Yaklaşık yarım saat uçuşun ardında iniş yaptık. İnerken de oturmadığınız sürece yine sorun yaşanmıyor. İniş de de bir aksiyon yaşayamadım anlayacağınız. Bu arada eklemem gerekirse biraz daha hareketli bir uçuş isterseniz hocanıza söylemeniz yeterli. Ben hocama biraz ısrar ettim ama benim hoca hiç oralı olmadı. Uçuş yapmadan önce hocanızı ona göre de seçebilirsiniz. Gelelim bu güzel hoş etkinliğin bedeline. Ben bu yaz yaptım ve 220 TL civarı bir ödeme yaptım. Birde isteğe bağlı olarak fotoğraf ve video alabiliyorsun. O da yaklaşık 120 TL’ye geliyor. İsterseniz sırf fotoğrafları veya video çekimini de alabiliyorsun. Bir sonraki heyecan dolu etkinliğimizde görüşmek üzere…

  • Vizyondan Film Önerileri | SineGezi

    Vizyondaki Filmler. Sizler için seçtiğimiz en çok beğenilen ve kesinlikle izlenilmesi gereken filmler. Vizyon Film Önerileri 27.2.2019 | Hande Samancı & Gonca Kaya Paylaş At Eternity's Gate ( Van Gogh: Sonsuzluğun Kapısında) IMDb: 6.9 Julian Schnabel'in yönettiği filmin oyuncu kadrosunda; Willem Dafoe, Rupert Friend, Oscar Isaac ve Mads Mikkelsen yer alıyor. Biyografi türünde olan At Eternity's Gate Vincent Van Gogh'un yaşamının daha çok son zamanlarını ele alıyor. Çoğu biyografi filmlerinden farklı bir bakış açısıyla çekildiğini söyleyebilirim. Filmi izlerken Van Gogh'un gözünden görüyor, kafa sesiyle hissettiğini hissediyorsunuz. Yönetmen klasik bir biyografi filmde olabilecek tarihi sıralamayla veya herkesin bildiği bilgilerle çekmek yerine daha çok Van Gogh'un zihnine odaklanmış ve bence buda filmi baştan sona farklı kılmış. Severek izlediğimiz At Eternity's Gate filmi vizyondayken gidip izleyebilirsiniz. Glass IMDb: 7.0 Unbreakable ve Split filmlerinin üçüncüsü olarak gösterilen Glass aslında tam olarak beklediğimiz bir devam filmi gibi değildi. Daha çok hikayeyi sonlandırmak için çekilmiş bir film gibiydi. Bazı devam filmlerini bir önceki filmi izlemeden yakalayabilirsiniz ancak Glass o filmlerden değil, bu filmi izlemek ve anlamak için geçmişi bilmeniz gerekiyor! David Gunn, Elijah ve Kevin karakterlerini bir araya getiren filmde iyiye karşı kötülerin iş birliğini izliyoruz. İzlerken Elijah'nın zekasına hem ne kadar hayran kaldığımızı hem de ne kadar nefret ettiğimizi söylemeye gerek yok herhalde. Filmin mesajı düzeni sağlamak adına farklı olanı kazanmak yerine ondan kurtulmak üzerine kurulu gibi geldi bize. Ancak bu mesajı verirken birçok mesaj daha veriliyor. Örneğin sevgi verilen en güçlü mesajlardan. Daha önce de olduğu gibi bizce filmin favori karakteri Kevin idi. Kötü bir karakter olarak kurgulanmış olsa da, ondaki insancıllığa hepimiz vurulmuşuzdur. Ayrıca belirtelim, bu karaktere can vermek, seyirciyi bu denli inandırmak her yiğidin harcı olmasa gerek. James McAvory'i ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Hikayenin sonu bizi çok mutlu etmese de oyuncuları izlemek için bu film izlenir. Organize İşler Sazan Sarmalı IMDb: 6.1 Sinemada izledikten 1 hafta sonra Netflix'te filmi görmek bize pek keyif vermese de, filmi kısaca yorumlayalım dedik. Filmi izlerken ve izledikten sonra, Organize İşlere dair aklımızda kalan hikayesinden ziyade, hikayede izlediğimiz karakterler oldu. Oyuncular karakterlerinin hakkını severek ve eğlenerek vermişler. Seyirciyi güldürmeyi başaran filmi, altında çok büyük anlamlar aramadan izleyip, keyifli vakit geçirebilirsiniz. Asım Noyan'ın ve hikayeye dair olan yan karakterlerin seyirciye verdiği ana mesaj can çıkar huy çıkmaz gibiydi. Filmin sonunu sevdiğimizi, sanayi tüpü esprisine de bayağı güldüğümüzü söyleyip daha fazla detaya girmeyelim deriz. Keyifli seyirler...

  • Viyana Yeme-İçme Rehberi | SineGezi

    Viyana'da gidip, keyifli vakit geçirebileceğiniz bir çok kafe seçeneği bulunmakta. Bu sebepten  tatlılarını ve kahvelerini denemeniz gereken bir çok yer önermeyi kendime görev edindim ve daha fazla merak uyandırmadan, içlerinden gidip beğendiklerimi hemen sizler için sıralıyorum... Viyana Yeme - İçme Rehberi 15.03.2018 | Hande Samancı Paylaş Viyana'da gidip, keyifli vakit geçirebileceğiniz bir çok kafe seçeneği bulunmakta. Bu sebepten tatlılarını ve kahvelerini denemeniz gereken bir çok yer önermeyi kendime görev edindim ve daha fazla merak uyandırmadan, içlerinden gidip beğendiklerimi hemen sizler için sıralıyorum. Tatlı ve Kahve İkilisi Viyana'nın en meşhur tatlısı olan Sacher Torte her yerde var ve neredeyse hepsinde güzel yapılıyor ama içlerinde en güzel yapanı neresi derseniz; Sacher Torte Otelin kafesi Sacher Cafe olduğunu söyleyebilirim. -Landtman çalışanlarının yarısı Türk olabileceğini düşündüğüm; tatlıları ve kahvesi güzel olan yerlerden. Ayrıca burayı kahvaltı içinde tercih edebilirsiniz. Kahvaltıya giderseniz Scrambled Egg'i deneyebilirsiniz. -Demel özellikle turistler tarafından çok tercih edilen bir kafe. İçerisinde tatlıların yapımını izleyebiliyorsunuz. -Çok eski bir tarihi olan ve oldukça köklü bir kafe olan Cafe Central' de akşamları 5'ten itibaren canlı piyano dinletisi oluyor. Buna ek kahvelerinin ve tatlılarının da çok iyi olduğunu eklemem gerekir. -Cafe Mozarts opera binasına yakınlığı ve dekarosyonuyla beğendiğim kafeler içinde olduğunu söyleyebilirim. Bu kafelerden hangisine giderseniz gidin bilmeniz gereken her zaman sıra ve bir yoğunluk olduğu. Özellikle Cafe Central piyano dinletisi nedeniyle kapının önünde kuyruk oluşabiliyor. Ve aynı şekilde Landtman 'da da genel bir yoğunluk söz konusu. Genel hava soğukluğu nedeniyle büyük ihtimalle bir çok kafeye gitme fırsatı bulacaksınız. O yüzden hangi kafeye giderseniz gidin Viyana'nın meşhur kahvesi Wiener Melange ve tatlılardan Sacher Torte ve Apfelstrude l (elmalı tart'ı) deneyebilirsiniz. Kahveleri ve tatlıları hepsinde güzel gerçekten. Ne Yemeli? Schnitzel için gidebileceğiniz birçok seçenek var. Figlmüller bunlardan herkes tarafından bilinen ve turistlerin uğrak yeri olan mekanlardan. Artık çok turistik olduğu için tercih etmek istemezseniz diğer gidebileceğiniz yerleri sizin için hemen sıralıyorum. Weibel’s, Landtmann ve zum Schwarzen Kameel tercih edebileceğiniz Schnitzeli gerçekten güzel olan mekanlar. 3'üde 1. Viyana'da yer alıyor. Schwarzen Kameel 'de ayrıca meşhur çorbaları Goulash'ıda(Griebnockerlsuppe) deneyebilirsiniz. Wurst(sosis) Özellikle Christmas dönemi gitmişseniz her yerde bulabileceğiniz ve yemek işini baya ucuza kapatabileceğiniz bir seçenek. Kocaman bir sosisliyi ortalama 4-5 euro ya alabiliyorsunuz. Her şeyden olsun karar veremedim ne yesem derseniz de değişik seçeneklerin olduğu restoranlar Fridays, Hard Rock, Ulrich, Cafe Leopold, Said the Butcher to the Cow tercih edebilirsiniz. Akşam nereye gidip eğlenmeli? Gece oturup bir yerlerde bir şeyler içmek isterseniz Roberto Amerikan Bar var çok küçük bir yer ama kokteylleri çok güzel. 25 Hours otelin çatı katında bulunan Dach Boden'i ise pazartesi akşamları hariç tercih edebileceğiniz yerlerden. Değişik bira denemek isterseniz ise 7 Stern Brau tercih edebilirsiniz.

  • Rüya Şehir Prag | SineGezi

    Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı... Rüya Şehir: Prag 26.12.2017 | Hande Samancı Paylaş Prag görmeyi merak ettiğim yerlerden birisiydi ve sanırım Prag’ı gezmek için Christmas döneminden daha güzel bir dönem olamazdı. Bu sebepten hali hazırda Viyana’ya gelmişken; Viyana gezimize günü birlik bir Prag turu eklemekten kendimizi alı koyamadık ve yaklaşık 4 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Prag'a gittik. Prag'ta sadece bir gününüz vardı bu sebepten günü dolu dolu geçirmek için yaptığımız plana sıkı sıkıya uymalıydık. Gelelim günübirlik Prag gezimizin detaylarına: tren garından yürümeye başlayarak bir çok yeri görme ve keşfetme şansınız oluyor. Evet belki Prag şehrini tam anlamıyla yaşamak için 2 3 gün çok daha iyi olabilirdi ancak bizim gibi bir günde de 17 km yürüyerek bir çok şeyi yapmanız mümkün aslında :) İlk olarak Prag'a gitmeden önce mutlaka bilinmesi gerekenleri söylemek istiyorum. Prag'ta hiç bir yer yön tabelası ingilizce değil. Bu açıdan bir yerleri bulurken baya zorlanabiliyorsunuz. Bunun için iyi bir harita veya navigasyon uygulamasına ihtiyaç duyabilirsiniz. Mutlaka bunun bilincinde gitmelisiniz. Buna ek olarak para birimleri eurodan farklı olduğu için mutlaka onların para birimlerine çevirmenizi tavsiye ederim. Yoksa euro olarak bazı şeylere daha fazla para ödemek zorunda kalabilirsiniz. Evet şimdi gelelim Prag'ın eşsiz ve büyüleyici atmosferi eşliğinde nerelere gitmeli ve neler yapılmalı kısmına: Bir gün içinde hiç toplu taşıma kullanmadan neler yapabilirim derseniz hemen sizin için sıralayayım. 1. Wenceslas Meydanı Prag Ulusal Müzesi Wenceslas Meydanı 'nın çok yakınında bulunuyor. Müze binası iki kısımda oluşuyor ve içinde çeşitli sergiler yer alıyor. Müze binasının hemen önünde ise St. Wenceslas Anıtı bulunmakta. Bunun devamında ise Prag'ın en işlek caddelerinden biri olan Wenleslas Meydanı'na yürüyerek kolayca ulaşabilirsiniz. Oldukça büyük ve gösterişli olan cadde 750 metre uzunluğundaymış. Bir çok kafe, restoranın bulunduğu cadde oldukça hareketli ve kalabalık. Bir de bizim gittiğimiz dönem Christmas olduğu için daha ışıl ışıl ve göz kamaştırıcıydı. Christmas marketin oldukça büyük ve güzel olduğunu söyleyebilirim. Burada Prag'a özel yiyecekleri bir arada görme ve tatma olanağı bulabilir ve atmosferin tadını çıkartabilirsiniz. 2. Powder Kulesi Wenceslas Meydanında dolaştıktan sonra, meydana yakın mesafede olan Powder Kulesine geçebilirsiniz. Kral yolunun başlangıç yeri olan Powder Kulesi diğer bir adıyla Barut Kulesi olarak da bilinmekte ve oldukça gotik bir yapıya sahip. Kulenin içine de girilebiliyor. Eğer vaktiniz olursa mutlaka girip Prag'ı panoramik olarak görmenizi ve bol bol fotoğraf çekmenizi tavsiye ederim. Hemen kulenin yanında ise Manicipal House b ulunuyor. Burada ise opera ve konser salonları yer alıyor. 3. Old Town Square (Eski Şehir Meydanı) Prag'ın en görkemli ve mutlaka görülmesi gereken yerlerinden biri bence eski şehir meydanı. Özellikle Christmas dönemi inanılmaz bir görüntüye sahip oluyor. Meydanın tam ortasında Jan Hus Anıtı bulunuyor. Bunun dışında burada görülmesi gereken Aziz Nicolas Kilisesi, Tyn Kilisesi, Eski Belediye Sarayı ve tabi ki turistlerin en çok ilgisini çeken Astronomik Saat Old Town Meydanında yer alıyor. Astronomik saatin her saat başında bir dakikalık değişik gösterileri oluyor. Her gösterinin ve figürün anlamları var. Mesela saatin mavi bölümü gökyüzünü ve kahverengi bölümü ise yeryüzünü simgeliyor. Gösteriyi izlemek için oldukça fazla insan toplanıyor. Bizim ziyaretimiz sırasında kule tadilatta olduğu için saat kulesinden yukarıya çıkamadık ama normalde saat kulesine çıkılabiliyor. Eğer denk gelirseniz bizim yerimize de girip bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. :) 4. Madame Tussauds Madame Tussauds müzesi de eski şehir meydanında bulunuyor. Eğer vaktiniz olur ve daha önce görmediyseniz ziyaret edebilirisiniz. 5. Charles Bridge ( Karl Köprüsü) Prag Kalesi ile eski şehri birbirine bağlayan Charles Köprüsü, Vlatna nehri üzerinde bulunuyor. İnanılmaz bir yapıya sahip köprüden şehri izlemenin aşırı keyifli olduğunu söyleyebilirim. Köprünün her iki ucunda iki tane kule bulunuyor ve köprü üzerinde birçok heykel bulunuyor. Tabi durum böyle olunca inanılmaz bir atmosfer içerinde köprünün üzerinde yürüyorsunuz. 6. Prag Kalesi Charles Köprünü geçtikten sonra yine yürüyerek Prag Kalesine ulaşabilirsiniz. Prag Kalesi dünyanın en büyük kaleleri arasında bulunuyor. İnanılmaz bir görüntüye sahip olan kalenin Christmas dönemi ile birleşince anlatılmaz bir güzelliğe büründüğünü söylemek mümkün. Aziz Vitus Katedrali, Aziz George Basilikası, Eski Karaliyet Sarayı, Prag Altın Yol ve Kraliyet bahçeleri burada bulunuyor. Bu açıdan mutlaka gidip görülmesi gereken yerlerden. Prag Kalesi kısmına daha çok zaman harcamak isteyebilirsiniz. O yüzden planlarınızı ona göre yapıp çok zaman kaybetmeden Prag Kalesi tarafına geçip gününüzü orada değerlendirebilirsiniz. Yürüyerek geldiğimiz bu kadar yolu geri dönerken, Prag’ı bir de akşam görme fırsatı yakalayıp, yorgunluğumuzu unutup keyifle Prag'a veda ediyoruz...

bottom of page