top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Antakya Gezi Rehberi | SineGezi

    Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik... Antakya Gezi Rehberi 29.10.2018 | Gonca Kaya Paylaş Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik. Rotamızı ilk uzak yerlere gitmek üzere oluşturduk. Ancak burada bir ayrıntıyı kaçırdık. Çarşı gezmek istiyorsanız, çarşı gezinizi Pazar gününe bırakmayın çoğu dükkan kapalı oluyor. Gelelim gezimizin detaylarına; Hatay havalimanından sonra ilk durağımız Yusuf Dayı Kahvaltı Salonu oldu. Kahvaltı en sevdiğimiz öğün olduğundan tam bir şenlikti, Hatay kahvaltısı mezeleriyle ve farklı ekmekleriyle bizden tam not aldı. Daha fazla kalacak olsaydık, Hammuş’un Yeri ve Antakya Kahvaltı Evine de gitmek isterdik. Hıdırbey Köyü ve Musa (Çınar) Ağacı Bu köyün en önemli özelliği; köyün merkezinde bulunan çınar ağacı diğer bir ismiyle Musa ağacı. “Rivateye göre, Samandağ sahilinde buluşan Hz.Hızır ile Hz.Musa birlikte dağa çıkarlar. Bu ağacın bulunduğu noktaya geldiklerinde Hz.Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ab-ı hayat suyundan can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır.” (www.kulturportali.gov.tr ) Vakıflı Köyü Sanırım daha önce bu kadar bakımlı bir köy görmemiştik. Bol çiçekli bahçeleriyle oldukça göze hitap eden köyün nüfusunun tümü Ermenilerden oluşmaktaymış. Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası’nın bulunduğu alana müze kart ile giriş yapılabiliyor. İlk olarak Titus Tüneline geliyoruz. Dağın içinde oyulan tünel sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla yapılmış. Tünel oldukça göze hitap ediyor. Tünelin başı çok engebeli değil ancak sonuna kadar gitmek istiyorsanız, ışığınızın ve sağlam bir ayakkabınızın olması gerekiyor. Kasvetinin bizi oldukça etkilediğini söyleyebiliriz. Görülmesi, hissedilmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyoruz. Beşikli Mağarasını da oldukça göze hitap ediyor. Çevrede bir çok kral mezarının olduğunu da buraya ekleyelim. Uzak yerler rotamızı tamamladıktan sonra Antakya merkeze geri dönüyoruz. Affan Kahvesi ’nde okkalı Türk Kahvelerimizi içip, meşhur Haytalı tatlısını deniyoruz. Gül suyu, su muhallebisi ve dondurmadan oluşan tatlı bize çok hitap etmese de seveni çok var. Nasıl bir kahvaltı yaptıysak bir türlü acıkmıyoruz. Normalde Pöç Kasabına gitmek bugünün planındaydı ancak çok mümkün olmuyor. Abdo Döner kaldığımız yere yakın olduğundan meşhur soslu döneri deniyoruz. 2.gün daha merkezi yerlere gidiyoruz. Eski Antakya Sokakları Dizilerde gördüğümüz sokakların havası bir başka. Güzel fotoğraflar burada çekiliyor galiba diyerek; biz de bu sokakları fazlaca fotoğrafladık. Kahve molası verdiğimiz kafede eski Antakya evleri ile güzel bilgiler de aldık. Antakya halkı gerçekten misafirperver ve sohbet sever. St. Pierre (Aziz Piyer) Kilisesi ve Cehennem Kayıkçısı Haron Kilise dünyanın ilk kiliselerinden sayılıyor ve Hristiyanlar için anlamı büyük. Hristiyanların haç yerlerinden biri de bu kilise. Sanırız Hristiyan dinine göre artık hacıyız. :) İşin şaka kısmını geride bırakırsak burada bir de yüzü Antakya’ya bakan Cehennem Kayıkçısı Haron’un silüeti var. Ölümle bağdaştırılan Haron, ölüleri para karşılığında cehenneme geçirir, bu efsane o kadar çok yayılmış ki Hristiyanlar ölülerini mal varlıklarıyla gömmeye başlamışlar. Hatay Arkeoloji Müzesi Burası Çok detaylı işlenmiş ve eşsiz renklere sahip mozaik koleksiyonun sergilendiği 2. Büyük mozaik müzesi, Antakya’ya gelmişken ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Çınaraltı Yusuf Usta Künefe Uzun çarşının içerisinde yer alan Yusuf Usta Künefe kömür ateşinde yapılıyor ve daha önce yediğim künefelere göre daha az şekerli. Gerçek Antakya künefesini tadalım diye fıstık ve dondurma almadık. Ancak fıstıklı ve dondurmalı olarak da servis yapılmakta. Önerilen diğer künefecilerden bir tanesi de Harika künefe aklınızda olsun. Harbiye Şelaleri Burada en çok dikkatimizi çeken Defne ve Apollon isimleri oldu. Mitolojik hikayeye göre Defne'nin antik ismi olan Daphne, Zeus’un oğlu Apollon ile karşılaşır. Apollon’un ona tutkun bir şekilde aşık olması üzerine Daphne korkar ve Apollon’dan saklanmak ister ancak ne kadar kaçsa da Apollon Daphne’yi bırakmaz. Daphne en son çare olarak toprak anadan kendisini saklamasını ister ve Daphne kök salarak bir defne ağacına dönüşür. Şelalelerin, Defne’nin gözyaşları olduğuna inanılır. Oldukça turistik olan alanda ipek şallar ve birçok hediyelik eşya satılmakta. Yemek yemek isteyenler için de bir çok restaurant seçeneği var. Sanırız Antakya’yı yolları dışında sevdik. Burası geçmişi olan bir şehir. Aklımızda kalan tatlar için belki tekrar geliriz. Keyifli okumalar :)

  • Snowden | SineGezi

    Biyografi türünde ki film, konusuyla ve hareketli olay örgüsüyle seyirciyi kendisine çekiyor. Olayın gerçekte yaşanmış olması da izleyici etkileyen bir unsur.. Snowden - 2017 09.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş IMDb : 7,4/10 Beyaz Perde : 2,8/5 Tür : Biyografi, Gerilim Süre : 134 dk Yönetmen : Oliver Stone Oyuncular : Joseph Gordon-Levitt, Shailene Woodley, Melissa Leo Senaryo : Kieran Fitzgerald, Oliver Stone Biyografi türünde ki film, konusuyla ve hareketli olay örgüsüyle seyirciyi kendisine çekiyor. Olayın gerçekte yaşanmış olması da izleyici etkileyen, heyecanlandıran diğer bir unsur. İlk olarak Snowden’i askeri eğitimdeyken görüyoruz. Sonrasında geçirdiği sakatlık onu masa başına mahkum ediyor. Snowden’ın hayatı doğrulardan ibaret, ülkesine yardım etmek ve onun gelişmesi için bütün yeteneklerini kullanmak için can atıyor. Fiziksel olarak şartlar izin vermese de mental olarak ülkesi için çaba sarf etmeye hazır. Bunu nereden anlıyoruz CIA’de neden görev almak istediğini anlatırken gayet samimi ve istekli. Söyledikleri de isteğini belgeler nitelikte. CIA’ye kabul edildikten sonra, Snowden’in yeteneklerini sergilemesi ve çevresi tarafından fark edilmesi uzun sürmüyor. Birçok ülkede farklı pozisyonlarda görev alan Snowden’a; bütün bu yolculuğunda internet aracılığıyla tanışmış olduğu hayat arkadaşı Lindsay’de büyük bir özveri ile eşlik etmekte. Snowden kendisine verilen görevleri harfiyen yerine getirirken, insanların özel bilgilerine hiç bir izin almaksızın erişilebildiğini ve çıkarlar doğrultusunda kullanıldığını gördükten sonra yaptığı işi sorgulamaya başlıyor. Filmin ana fikri Snowden’ı CIA’ye alan CIA danışman, yöneticisinin “İnsanlar güvenliklerine gizlilikten daha fazla önem veriyor!” cümlesine karşı Snowden’in buna halkın kendisi karar vermeli demesi bence. Zaten asıl hikayede burada sonra başlıyor aslında Swowden’ın aslında hiçte özgür olmadığımızı göstermek için yola çıkışını izliyoruz. Film geçmişle şimdiyi aynı kurgu içerisinde veriyor. Bu biraz kafa karıştırsada konuya adapte olmanız zor olmuyor. Sonuç olarak özgürlük kelimesinin bir motto haline getirmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Peki ya ülkece benimsenmiş, ülkeyi yansıtan bu kelime ne kadar doğruyu yansıtıyor, işte bunu bu film sayesinde daha net bir şekilde anlayabiliyoruz. Yaşanılan olaya televizyondan, gazetelerden her ne kadar aşına olsak da içeriğini bilmiyorduk. Film bu anlamda bize gerçekten yardımcı oluyor. Tek kişilik desteklenmeyi sonuna kadar hak eden bir özgürlük savaşı aslında Snowden’ninki. Siz de bu savaşın bir şahidi olun derim. İyi seyirler :)

  • Utrecht |SineGezi

    Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht... Utrecht Gezi Rehberi 04.02.2015 | Gonca Kaya Hollanda’ nın en eski şehirlerinden, kendine has dokusuyla insanı içine çeken Utrecht’ten bahsedeceğim. Amsterdam’ a tren ile 3 durak mesafede olan Utrecht'in şehir merkezinde şüphesiz ki en çok ilginizi çeken bütün avrupa şehirlerinde olduğu gibi Katedral olacaktır :) Şehrin simgesi gibi görünen Katedrali şehir merkezinin hemen hemen her yerinden rahatlıkla görebilirsiniz. Paylaş İlk bakışta Utrecht’i eğer Amsterdam’a gittiyseniz küçük bir Amsterdam olarak yorumlayabilirsiniz ancak Utrecht’te zaman geçirdikçe bu şehrin farklı bir dokusu olduğunu fark edersiniz. Eğer bu güzel küçük şehre yolunuz düşerse benim size ilk önerim birer bisiklet kiralamanız. Bisikletle rahat rahat gezip, şehrin keyfini çıkartabilirsiniz. Zaten bisiklet parklarını ve bisikletli insan sayısını görünce şaşırıp sizde onlara katılmak isteyeceksiniz! Şehirde uzun süre kalmış birisi olarak önerebileceğim mutlaka görülmeli dediğim bir çok yer var. Bunları gruplandırdım size rehberlik etmesi açısından. Öncelikle kaybolma korkusu hemen hemen herkeste vardır. Utrecht’te bu korkunuzdan tamamen sıyrılabilirsiniz. Hollandalılar yol tarif etme konusunda çok yardımseverler, size mutlaka yardımcı olmaya çalışıyorlar. Birde dil problemi yaşarım diyorsanız, onu da unutabilirsiniz, ben İngilizce bilmeyen bir Hollandalıya daha rastlamadım, ayrıca bir dipnot düşmek isterim; şehirde bir çok Türk de yaşamakta zira benim ilk adres sorduğum kişi Türktü, kan çekiyor demek :) . Diğer yandan şehir merkezinin her yanından görünen Katedrali de sizi kaybolmaktan kurtarabilecek bir rehber olarak görebilirsiniz. Katedralden bahsetmişken 112 metre yüksekliğindeki katedral şehrin tarihi simgelerinden. En tepeye çıkacak olursanız sizi harika bir manzaranın beklediğini söyleyebilirim. Üstelik şanslıysanız ve hava açıksa Amsterdam’ı bile görebilirsiniz. Fotoğraf çekmeyi çekinmeyi sevenler için kaçırılmayacak bir fırsat. Sizi zorlayacak tek kısım 465 merdivene çıkacak ve biraz terleyecek olmanız. Değer mi diye soracak olursanız. Cevabım tabanlarınıza kuvvet olur. Pandhof Utrecht Katedrali manastır bahçesi Katedrale gitmişken buraya da bir göz atın derim. Güzel bakımlı dört tarafı tarih kokan bir bahçe üstelik giriş ücreti de yok. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Kanal Turu Kanal turu bu güzel eski şehri, su seviyesindeki ev ve restoranları yakından görmek için harika bir seçenek. Eğer romantik bir kanal turu yapmak istiyorsanız tıpkı Venedik’teki gibi küçük gondolları da tercih edebilirsiniz. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Kasteel de Haar Tarihe merakım var diyorsanız Utrecht’in biraz dışında kalan Kasteel de Haar’ı ziyaret etmelisiniz. Kale birçok sanat objesine ev sahipliği yapmaktadır. İçinin güzelliği yanı sıra dışında da güzel park ve bahçeler bulunmaktadır. Avrupa’nın en lüks kalelerinden birisi olarak bilinmektedir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Sokaklar ve Alışveriş Modern mağazaların dışında geleneksel Hollanda kültürünü yansıtan hediyelik eşyalar bulabileceğiniz küçük dükkânlarla dolu bir çarşısı var. Bunun dışında her cumartesi tren istasyonunun yanında kurulan bir Pazar var, burada kıyafetin yanı sıra Hollanda’ya özgü birçok çeşit peynir bulabilirsiniz. Tadım konusunda çok nazik olduklarını da söyleyebilirim. Sokakta yürürken çiçekçilerin fazlalığı dikkatinizi çekebilir. Muhteşem laleler eminim sizi de cezbedecektir. Gezmekten yorulduğunuzda yapabileceğiniz en güzel şey kanalın yanındaki restoran veya kafelerde dinlenerek içeceğinizi yudumlayarak manzaranın tadını çıkarmak olacaktır. Yemek yiyebileceğiniz her zevke ve bütçeye uygun birçok restoran mevcut. La place’i size rahatlıkla önerebilirim, size yemek anlamında birçok seçenek sunuyor ve yemekler gözünüzün önünde yapılıyor, en önemli en güzel ayrıntısı da güzel teras manzarası. Size bir de zararlı ancak bir o kadar da lezzetli bir atıştırmalık önerim var. Manneken Pis’ten alacağınız değişik soslarla tadlandırabileceğiniz patates kızartmalarını mutlaka deneyin. Aramızda kalsın groene pepersaus ve knoflooksaus benim favorilerimdi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Parklar Eğer hava güzelse ve vaktiniz varsa mutlaka bir parkı ziyaret edin. Şehrin çeşitli yerlerinde kocaman parklar var. Wilhelminapark bunlardan bir tanesi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Akşam nereye gidelim derseniz yine bir sürü seçeneğiniz var. Merkezde birçok bar ve restoran var. Eminim bunlardan birisi size hitap ediyor olacaktır. Birkaç öneride bulunacak olursam; Cafe Oliver, Havana ve Neude'de sıralanmış barlardan Le Journal, Walden Bar Restaurant benim severek gittiğim yerlerdi. Cafe Oliver için ayrıca bir parantez açalım; burada efsane Belçika biralarından tadabilirsiniz. Kriek yani vişneli birayı denemelisiniz benim ve arkadaşlarımın favorisiydi. Ben dans etmeden bir gün geçiremem diyorsanız yine birçok seçeneğiniz var üstelik birbirine yakın seçenekler. Akşam eğlencesine bisikletle gelen insanlar sizi şaşırtmasın. Bisikletli gelin-damat ve özel bir yere gittikleri her hallerinden belli olan çiftler gördüm. Hem şaşırtıcı hem de insanı gülümseten karelerdi. Bu güzel şehrin bendeki yeri çok başka belki mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde başlarda yer alamaz ancak yolunuz Hollanda’ya düşerse Amsterdam’a yarım saat mesafede olan Utrecht’te uğramanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam Rotterdam

  • Christmas Market | SineGezi

    Her yıl aralık ayında kurulan ve 4 hafta boyunca süren Christmas Marketler yani Noel pazarlarının tarihi bayağı eskiye dayanıyor....  Maastricht : Christmas Market Gezisi 18.12.2016 | Gonca Kaya Paylaş Her yıl aralık ayında kurulan ve 4 hafta boyunca süren Christmas Marketler yani Noel pazarlarının tarihi bayağı eskiye dayanıyor. Aslında 5 kıtada kurulan Christmas Marketlerin en ünlüleri Avrupa şehirlerinde yer alıyor. Bunu en belirgin sebebi; en eski Noel pazarlarının Avrupa şehirlerinde kuruluyor olması ve bu geleneği aksatmadan sürdürüyor olmaları olabilir. Bu düşünceyi desteklemek gerekirse Viyana’da kurulan Noel pazarının tarihi taa 1294 kadar uzanmaktaymış. Almanya da Noel pazarlarının geçmişi çok öncelerine dayanıyor. Genellikle kent meydanlarında kurulan Noel pazarlarında hoşça vakit geçirmek mümkün. Daha önce Hollanda’nın Maastricht şehrinde kurulan Noel pazarında bulunduğum için orada kurulan Noel pazarı hakkındaki izlenimlerimden bahsedeceğim. Maastricht’te kurulan Noel pazarının Avrupa’nın en ünlü Noel pazarlarından olduğunu da söylemekte fayda var. Hollanda’nın en eski şehirlerinden birisi olan ve aynı zamanda Brüksel’in de komşu şehri olan Maastricht gezimizi günübirlik ve Christmas marketi gezme odaklı olarak ayarladık. Günübirlik gezimizi en iyi şekilde değerlendirebilmek için hemen Maastricht tren istasyonundan Maas nehri üzerine kurulmuş olan St.Sirvaas köprüsüne doğru yöneldik ki ana meydan olan ve aynı zamanda Noel pazarınında kurulduğu Vrijthof’a çabucak ulaşabilelim. Vrijthof’a ulaştığımızda görsel olarak manzara gerçekten çok güzel ve hareketliydi. Noel pazarının ışıl ışıl görüntüsünün yanında çevredeki cafelerde çok canlıydılar. Birde burada Sint Janskerk ve Sint Servaasbasiliek isimlerinde iki klise bulunuyor. Biliyorsunuz ki kliseler Avrupa şehirlerinin tarihlerini en iyi şekilde anlayabileceğiniz görselliğe sahip olan yerler. Bu sebeple gelmişken gezmemek olmaz tabi. Gelelim Noel pazarına, şöyle bir manzara düşünün bıcır bıcır çocukların kaymaya çalıştığı bir buz pisti, ışıklandırılmış görkemli bir dönme dolap, hediyelik eşya satılan ve tatlıdan tuzluya her çeşit aperatif yemeği bulabileceğiniz bir çok tezgah bütün olmuş sizi bekliyor. Bu cıvıl cıvıl görüntüye dayanamayıp hemen pazara daldık tabi, öncelikle bir turist klasiği olarak hediyelik eşya satan tezgahlarda bolca vakit geçirdik. Sonrasında hemen yemek satan tezgahlara yöneldik. Gerçekten aperatif olarak aklınıza gelebilecek her türlü yemek satılıyor buralarda yalnız tezgahlar seyyar olduğundan oturma yeri bulmakta sıkıntı yaşayabilirsiniz. Biz tercihimizi noodledan yana kullandık. Güzelde oldu. Tabi isterseniz tatlılara da yönelebilirsiniz mesela waffle satan tezgahlar oldukça kalabalıktı. Noel pazarlarının ve Noel’in başlıca klasiklerinden olan Glühwein yani sıcak şarapta mutlaka denenmeli. Normal şaraptan farkı nedir diye soracak olursanız eğer Glühwein sıcak, tatlı ve baharatlı bu arada baharat dediğim tarçın ve karanfil oluyor aklınıza başka baharatlar gelmesin :) Sıcak şaraplar üzerinde Maastricht yazan ve Noel pazarlarını hatırlatacak bir desen bulunan kupa bardaklarla servis ediliyor. Dilerseniz bardağı da alabiliyorsunuz. Noel pazarını tamamen gezdikten sonra birazda Maastricht sokaklarında kaybolalım dedik. Gezerken çok güzel manzaralarla karşılaştık. Bolca resim çekmeyi ihmal etmedik. Gezinirken Fortress Sint Pieter kalesine kadar gitmişiz gerçekten görsel olarak çok hoş bir yerdi. Burası Maastricht’i görebileceğiniz en yüksek noktaymış aynı zamanda. Son olarak güzel bir akşam yemeği yemek istiyorsanız benimde internette araştırırken rastladığım Maastricht’te ki en iyi 6 yemek mekanını belirten linkini vereceğim sayfaya göz atabilirsiniz. Keyifli okumalar :) http://www.yourlittleblackbook.me/restaurant-in-maastricht-top-6/ Bizce İlginizi Çekebilir... Utrecht Rotterdam

  • Les Quinze Nits | SineGezi

    Size Barcelona’nın en hareketli meydanlarından  Placa Reial’da yer alan Les Quinze Lets adındaki restorandan bahsetmek.. Les Quinze Nits | Barcelona 15.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş Fotoğraf internetten alınmıştır. Size Barcelona’nın en hareketli meydanlarından Placa Reial ’da yer alan Les Quinze Nits adındaki restorandan bahsetmek ve yolunuz Barcelona’ya düşerse gitmeniz için ısrarcı olmak isterim. Meydana adımımı ilk attığım andan itibaren büyülendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. 4 günlük kısa Barcelona gezimizde en sevdiğim yerleri sıralamam gerekirse Placa Reial meydanı kesinlikle ilk 5 e girer benim için. Dört bir yanı otel ve restoranlarla çevrili bu hareketli meydanın sokak lambaları ünlü mimar Gaudi tarafından tasarlanmış. Biz Les Quinze Nits’e bir arkadaşımızın önerisiyle gittik. Daha sonrasında internetten yorumları okurken normalde oturmak için çok sıra beklenildiğini ve rezervasyonsuz gidilmemesi gerektiğini öğrendim. Her yerde wifi bulamadığımızdan çokta bilgi sahibi değildik ve bu sebepten rezarvasyon falan yaptırmadık. Şans bizden yanaymış, dışarıdaki en güzel masalardan birisinde yer bulduk ve hiçte sıra beklemedik. Tabi ekim ayında olmamız ve Barcelona’nın yazdan kalma ılık havasının memnuniyeti arttıran payını da unutmamak gerekiyor. Siz siz olun rezervasyonunuzu yaptırın, kuyruk beklemek zorunda kalmayın derim ben. Menüsünden bahsedecek olursak deniz ürünlerinden, et ürünlerine ve meşhur tabaslara kadar çok geniş her damak tadına hitap edecek bir menüye sahip. Deniz mahsüllü makarnasını, karidesini tattığımdan rahatlıkla önerebilirim. İspanyolların meşhur Paellasını da burada deneyebilirsiniz. Paella konusunda da oldukça başarılılarmış. Tabi yemeğinizin yanında bir de Sangariayı söylemeyi unutmamanız içinde ısrar ediyorum. Şayet ben bayağı bir sevdim. Diğer güzel bir özellik olarak karşınıza abest fiyatların çıkmaması. Yani tavsiye edilir. Afiyet olsun :)

  • İğneada Gezi Rehberi | SineGezi

    İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse, yolculuk manzaranız oldukça zengin ve keyifli olabilir. İğneada Gezi Rehberi 31.08.2018 | Gonca Kaya Paylaş İstanbul’dan 3 ile 3 buçuk saat arasında ulaşacağınız İğneada’da hafta sonunuzu doğa ile içi içe değerlendirebilirsiniz.Gidiş zamanınız ayçiçeklerinin açtığı döneme denk gelirse, yolculuk manzaranız oldukça zengin ve keyifli olabilir. Kalacak yer olarak İğneada’da bir çok otel mevcut. Bunun dışında İğneada kamp için de çok fazla tercih edilen bir yer. Küçük bir ayrıntı verelim. Artıway üzerinden çeşitli rezervasyon sitelerinden yaptığınız revarvasyonların bir kısmını geri alabiliyorsunuz. Ayrıntılar için tıklayınız. Denizinin de oldukça güzel olduğu söylenmekte ancak Karadeniz süprizlerle dolu olduğundan bazen çok dalgalı ve yosunlu olabiliyor. Bu anlamda tatil planı yapmayı düşünüyorsanız; bu ayrıntı aklınızda bulunsun. İğneada Gezilecek Yerler İğneada Longoz Ormanları Doğa ile iç içe olmak, uzun yürüyüşler yapmak istiyorsanız. Bir gününüzü bu şekilde değerlendirebilirsiniz. Beğendik Köyü Bulgaristan sınırında bulunan Beğendik Köyünün isim hikayesi gerçek olup olmadığı tam bilinmese de oldukça tatlı; Atatürk veya İsmet paşa gerçekliği ve hangisi olduğu tam olarak bilinmiyor, bir gün köye gelir. Karşı kıyıdaki Rezova Bulgar Köyünün bizim köye göre oldukça düzgün inşa edildiğini görür ve köyün yeniden imar edilmesini emreder. Seneler sonra tekrar geldiğinde köylüler paşaya beğendiniz mi? Sorusunu yöneltir. Paşa da beğendik, beğendik der ve köyün adı bu şekilde kalır. Uzun lafın kısası vaktiniz varsa burayı da gezi planınıza ekleyebilirsiniz. Denizinin açıkta olduğu için diğer bölgelerden daha dalgalı olabileceği bilgisini de buraya ekleyelim. Dupnisa Mağarası Gelirken veya dönüşte buraya gitmenizi tavsiye ederiz. Çünkü çok yakın bir mesafede bulunmuyor. İğneada'da Yeme İçme Kahvaltı Lezzet Limanı (Uğur’un Yeri) Limanköy’de bulunan Lezzet Limanı kahvaltı konusunda oldukça başarılı. Biz çok memnun kaldık. Akşam Yemeği Liman Restaurant Mezeleri ve ara sıcakları normal seviyede, restoranın yeri ve manzarası oldukça güzel, çok yüksek bir beklenti ile gitmezseniz, memnun kalabilirsiniz. Dobrodosli Rumeli Köftecisi Hemen Çarşıda bulunun Dobrodosli’nin köfteleri oldukça lezzetli idi. Recep Usta Dondurma Nar ve hindistan cevizli dondurması ayrı bir güzeldi. Bunun dışında da çok fazla çeşit var. Supangle veya kağıt helva ile de dondurma servis ediyorlar. Damak tadınıza göre tercih edebilirsiniz. Gece İğneada’da akşam yemeğinden sonra gidebileceğiniz mekanlar bulunmakta. Fransız Feneri Manzara görmeye gitmiştik. Ancak çok güzel bir kafesinin olduğunu farkettik. Burada güzel, keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Pan ve Poseidon kumsalda bulunan 2 farklı yer. Sabah denize buradan girebilirsiniz. Akşamları da ara sıra düzenlenen organizasyonlardan birine denk gelebilir veya arkadaşlarınızla vakit geçirmek için buraları tercih edebilirsiniz. Son olarak belirtmek isterim ki sakin bir tatil istiyorsanız, bayramları tercih etmemenizi tavsiye ederiz. Zira en sevilen yerler bile kalabalıkta insana güzel gelmiyor. Keyifli geziler,

  • L'Intermezzo | SineGezi

    Eminim ki birçoğunuz benim gibi dışarıda yemek yemeğe gideceğiniz zaman hayal kırıklığına uğramamak için önceden araştırma yapıyorsunuzdur... L’intermezzo Brüksel’de Bir Küçük Makarnacı 05.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Eminim ki birçoğunuz benim gibi dışarıda yemek yemeğe gideceğiniz zaman hayal kırıklığına uğramamak için önceden araştırma yapıyorsunuzdur. Aslında araştırmadan kastım bir tık uzaklıktaki yemek ve mekan tavsiyesi veren internet uygulamaları. Peki ya yurtdışındaysanız ve internetiniz yoksa o zaman ne olacak? Hemen cevaplayayım. Ya spontane takılıp şansınıza güveneceksiniz yada araştırmanızı önceden yapacak kendinizi garantiye alacaksınız. Normalde bu araştırma konularını hiç atlamam ama Brüksel gezimizde bu ayrıntıyı atlamıştım. İşte tam da bu zamanda tamamen tesadüf eseri rastladığımız, harika makarnalar yapan ve tekrar tekrar gelmek isteyeceğim Brüksel deki küçük İtalyan restoranını keşfettik. Belki araştırma yapmış olsaydık da aynı yere gidecektik ama ne yalan söyleyeyim böylesi de keyifli oldu. Beni enfes makarnasıyla bu kadar şaşırtan restoranın adı L’intermezzo. Intemezzo bir tiyatro veya operanın perde aralarında çalınan beste anlamına gelmekteymiş. Böyle bir isminin olması hemen La Monnaie Opera House ’ un yani opera binasının yanında bulunuyor olmasından olabilir diye düşünmekteyim. Makarnalardan bahsedecek olursak duvarda asılı bir listeleri var ve bu listede her damak tadına uyabilecek çeşitte makarnalar mevcut. 3 kişi olduğumuz için 3 çeşit deneme fırsatımız oldu ve hepimiz memnun kaldık bunu da bir dip not olarak düşmekte fayda var. Ayrıca makarnanıza eşlik edebilecek çeşitli ev yapımı şarapları da mevcut. Ben denemedim ama deneyenler tavsiye ediyorlar. Ayrıca söylemeliyim ki 30 yıldır devamlı bu mekana gelen müdavimleri varmış. Yalnız birkaç ayrıntıyı da es geçmeyelim L’intermezzo yalnızca cuma ve cumartesi akşamları hizmet vermekte diğer günlerde akşamları açık bulamıyorsunuz bu küçük restoranı. Çoğu yorumda bulunan kişi bu durumdan şikayet etmiş ancak benim hoşuma bile gitti. Kaliteden ödün vermeyen ve iyi hizmet veren restoranların böyle kurallarının olması yadırganmamalı bence. Şahsen saygı duydum. Diğer güzel ve herkesin bir nebze önem verdiği ayrıntıda fiyatların oldukça uygun olması. Yolunuz Brüksel’e düşerse birde makarna seviyorsanız uğrayacağınız adres belli bence. Tavsiye benden denemesi sizden :)

  • Edward Makaseller | SineGezi

    Edward Makaseller Tim Burton’ın hayal dünyasını anlayabileceğiniz bir film diyebilirim. Çoğu filminde olduğu gibi, bu filmde de masalsı bir tat var... Edward Makaseller (Edward Scissorhands) - 1990 19.09.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7,9/10 Beyaz Perde : 4,5/5 Tür : Fantastik Süre : 105 dk Yönetmen : Tim Burton Oyuncular : Jonny Deep, Winona Ryder, Dianne Wiest, Alan Arkin, Anthony Michael Hall, Vicent Price Senaryo: Caroline Thompson, Tim Burton Edward Makaseller Tim Burton’ın hayal dünyasını anlayabileceğiniz bir film diyebilirim. Çoğu filminde olduğu gibi, bu filmde de masalsı bir tat var. Gerçekler fantastik bir dünyada nasıl bu kadar iyi anlatılır? Film bu sorunun cevabını almanızı sağlayacak nitelikte. Gelelim filmin konusuna mucidinin ani ölümüyle baş karaktemiz Edward’ın elleri yapılmadan yarıda kalır. Ellerinin yerinde uzun metal parçaları vardır ve artık öyle yaşamalıdır. Şans eseri Edward merhametli bir Avon hanımefendisi ile tanışır ve kadın onu kendi ailesi ile yaşaması için evine götürür. Ve sonrada Suburbia adındaki fantastik yerde maceraları başlar. Edward bu insanların içine girdikten sonra, aslında herkesin benzer hayatlar sürdüğünü keşfediyorsunuz. En ufak bir farklılığın nasıl tepki gördüğünü ve insanların yeni şeylere hiç açık olmadığını fazlasıyla vurgulayan bir film olduğunu söyleyebilirim. Yani film bir nevi şu anda bile geçerliliğini koruyan; insanların tek düze olan yaşantılarını fantastik bir anlatışla eleştirmiş. Bu filmde Edward’ın âşık olmasını, yeni şeyler keşfetmesini izlerken sizde kendinizi sorgulayacak ve farklı bir bakış açısıyla bakabileceksiniz. Sonuç olarak hem güldüren hem düşündüren bir film olduğunu söyler şiddetle izlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler :)

  • Şirince - Matematik Köyü | SineGezi

    Efes ve Selçuk gezisinden sonra;  Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. ​ Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya... Şirince - Nesin Matematik Köyü 27.11.2016 | Gonca Kaya Paylaş Efes ve Selçuk gezisinden sonra; Şirince ve Nesin Matematik köyünü kendimize rota olarak belirledik. Ne yalan söyleyelim Şirince’yi 21 Aralık 2012 Maya Takviminin bitimi olması, Marduk gezegeninin Dünya’ya çarpacağı ve Şirince’nin sağlam kalan yerlerden birisi olacağı efsanesiyle tanıdık hatta tüm dünya tanıdı da diyebiliriz. Neyse reklamın iyisi kötüsü olmaz. Biz de uzun zamandır Şirince’yi merak ediyorduk. İzmir gezisi planlamışken de bu efsanevi köyü gidip görmeden yapamazdık. Şirince’ye nasıl gidilir? Selçuk’tan kalkan minibüslerle (3TL) ulaşılabilir, taksiyle (50 TL civarı) gidilebilir veya kendi aracınızla gidebilirsiniz. Şirince Selçuk’a 8 km mesafede bulunuyor. Yolları virajlı ancak hiç köy yolu gibi değil asfalt yollar sürüşü oldukça kolaylaştırıyor. Şirince köyünün içine araçla giremiyorsunuz. 2 seçeneğiniz var. Girişinde arabanızı bırakmak veya köyün sonuna kadar arabayla gidip orada arabanızı bırakmak. Köyün yolları pek araba ile gezmeye elverişli değil, zaten binlerce kişinin ziyaret için geldiği köye arabayla girilseydi gezebilecek bir köy kalmazdı herhalde :) Biz Şirince’ye araçla gitmeyi tercih ettik. Aracımızı hemen köyün girişinde bıraktık. Hatta köyün girişindeki otopark Papazın Mahzeni adında bir şarap evi ile anlaşmalı. Eğer oradan şarap alırsanız otopark ücreti ödemiyorsunuz. Üstelik gidip aldıktan sonra arabanıza kadar aldığınız şarapları götürüyorlar. Güzel hizmet :) Bizde bu hizmeti sevdiğimizi ve faydalanacağımızı söyleyip. Şirince’yi keşfetmek için yola koyulduk. Köy oldukça turistik ve canlı idi. Çarşısında Şirince’ye dair birçok şey bulabilirsiniz. Baharatlar, zeytinyağları, nar ekşileri, zeytinyağlı sabunlar, kremler, reçeller, incik boncuklar, şaraplar ve birçoğu sizi bekliyor. Çarşısı evet çok hoştu, satıcılar çok ilgiliydi ancak fazla ilgi rahat gezmenizi engelleyecek cinsten bir de köy atmosferinde böyle olunca pek doğal bir köydeymişsiniz hissini vermiyor. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Şirince şaraplarından ayrıca bahsetmek istiyorum. Şirince Şarapları Üreticiler suyunu çıkarabildikleri hemen her meyveden şarap yapıyorlar. Şarapların tadı ve tatlığı da meyvelere göre değişiyor. Çeşitlerini sayarsam aklınızda biraz olsun şekillenir diye düşünüyorum: Yaban mersini, Karadut, Böğürtlen, Şeftali, Nar, Çilek, Erik, Ahududu, Ayva, Kavun. Karadut ayrı bir üne sahip burada. %8 alkol oranı ve %12 alkol oranı ile yapılan meyve şarapları var. %12 likler biraz daha sert ancak meyve aromasını daha çok hissediyorsunuz. Biz tercihimizi Karadutun şanına dayanamayıp; Karadut’tan yana kullandık. Yanında bir de yaban mersinli şaraptan alıverdik. Tabi diğer şaraplardan da denemeden etmedik. İkram konusunda da gayet bonkör Şarap satıcıları, bu konudan yana derdiniz olmasın. Şirince’de ne yenir? Sabah Selçuk’u gezip öğlen Şirince’ye gelince ilk işimiz yemek yeri aramak oldu bizim. Şirince’de genelde köy evleri; hem pansiyon hem de restoran olarak kullanılıyor. Neler yiyebileceğinize gelirsek çöp şiş, gözleme, meze, mantı, Efe kebabı, çökertme, keşkek, zeytinyağlılar gibi birçok yemek alternatifi bulabilirsiniz. Biz Sedir Börek & Mantı Evi'ne gittik. Burada da zengin bir menü vardı. Yemek yedikten sonra mutlaka kumda kahve içmenizi öneririz. Şirince'sw çok meşhurdu. Farklı ve güzel bir tadı olduğunu söyleyebilirim. Kahve severler denemeden geçmesin. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Şirince’de görülmesi gereken yerlerden bir diğeride St John Baptist Kilisesi; kilise oldukça eski ancak manzarası gerçekten çok güzel. Sonbahar sayesinde doğanın yaza vedasını gördük. Köy yolu ve Kilise manzarası ciddi anlamda insanın üzerinde tabloya bakıyormuş hissi bırakıyordu. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Köyün sokaklarını turladıktan, yemeğimizi yedikten, kahvemizi ve şarabımızı içtikten sonra hemen 1 km ötedeki Nesin Matematik köyüne doğru yola koyulduk. Dilerseniz yürüyebilirsiniz. Ancak bizim fazla zamanımız olmadığından ve enerjimizi köye ulaşırken değil köyü gezerek harcamaktan yana olduğumuzdan, arabayla gittik. Şirince ye gelir gibi asfalt değil yolları ama kötü de değil. Matematik Köy’üne giderken beklentimiz çok yüksek değildi. Ne bulacağımızı da çok bilmiyorduk dolayısıyla doğası, sakinliği bizim için tam bir sürpriz oldu. Hayran kaldık, hatta keşke daha fazla vakit ayırsaydık dedik. Sonbahar renkleriyle bütünleşince köy daha da bir güzel göründü gözümüze. Köy öğrenciler için yapılmış. Yaz aylarında matematik dersi veriliyormuş öğrencilere. Biraz incelediğimde lisansüstü derslerinin bile verildiğini gördüm. Yani gitmek için çokta geç değilmiş. Matematik köyü Aziz Nesin’in oğlu Ali Nesin tarafından 1995 te kurulmuş ve hiçbir kar amacı gütmemekteymiş. Dilerseniz matematik köyüne yardımda bulunabilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için sitesini ziyaret edebilirsiniz > http://nesinkoyleri.org/ To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Güzel dolu dolu geçen günün sonunda Şirince’ye ve Matematik Köyüne veda ettik ve daha gezeceğimiz yeler var diyerek İzmir merkeze doğru yol aldık. Gelecek yazımız İzmir merkezi içerecek :) Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Tarihin Başkenti : Selçuk Sonbaharda İzmir Turu

  • Yemeli-İçmeli | SineGezi

    Bizce yemelisiniz veya içmelisiniz dediğimiz tm tatlar burada... Roma Yeme İçme Rehberi Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz... Lviv Yeme İçme Rehberi Gittiğimiz çoğu kafe ve restorant merkeze yakın yerlerde kolaylıkla bulunabilecek yerlerdi. Şimdiden bol yemeli bir geziye hazırlayın kendinizi :) Prag Yeme İçme Rehberi Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız... Viyana Yeme İçme Rehberi Viyana'da gidip, keyifli vakit geçirebileceğiniz bir çok kafe seçeneği bulunmakta. Bu sebepten tatlılarını ve kahvelerini denemeniz gereken bir çok yer önermeyi kendime görev edindim ve daha fazla merak uyandırmadan, içlerinden gidip beğendiklerimi hemen sizler için sıralıyorum. Kadıköy Kahvaltı Mekanları Yemek yemeyi sevmeyen insan yoktur herhalde. Varsa da sorunun yemekte olduğunu düşünmeyenlerdeniz biz efenim... Kadıköy'de Kahve İçilesi Mekanlar Keyifli zaman geçirdiğimiz, kahvelerini içmeye doyamadığımız yerleri sizin için sıraladık.. Burgazada'nın En Eskilerinden; Ergün Pastanesi Burgazada doğası ve sakinliği ile sizi içine çekerken vapurdan indiğinizde adanın küçücük çarşısında bir de adanın en eski pastanesi sizi karşılamaktadır. Ergün Pastanesi ... Kıyıdan Kıyıdan Mekan Önerileri Belki de bir çoğumuzun önceden bilip, gittiği yerleri kendi çapımızda yeniden farklı bir gözle gezmeye çıktık... Les Quinze Nits - Barcelona Size Barcelona’nın en hareketli meydanlarından Placa Reial’da yer alan Les Quinze Lets adındaki restorandan bahsetmek ve yolunuz Barcelona’ya düşerse gitmeniz için ısrarcı olmak isterim... Yemeli-İçmeli Kapadokya Kapadokya'da nerede neler yenir az buçuk anlatık ;) L’intermezzo Brüksel’de Bir Küçük Makarnacı Eminim ki birçoğunuz benim gibi dışarıda yemek yemeğe gideceğiniz zaman hayal kırıklığına uğramamak için önceden araştırma yapıyorsunuzdur. Aslında araştırmadan kastım bir tık uzaklıktaki yemek ve mekan tavsiyesi veren internet uygulamaları... Yeldeğirmeni'nde Gidilesi 3 Mekan Kadıköy aşığı biri olarak Moda'dan sonra en sevdiğim yerlerden birinin Yeldeğirmeni olduğunu söyleyebilirim. Rengarenk duvarları, eski binaları ve güzel,şirin kafeleriyle mutlaka keşfedilmesi gereken bir semt. Bende gidip beğendiğim 3 mekanı sizin için sıraladım. Bodrum Sokaklarında Bir İtalyan Lezzeti: Arka Pizzeria Merkezde tam da adına uygun olarak Bodrum’un arka sokaklarından birinde yer alan Arka Pizzaria birbirinden lezzetli İtalyan Pizzalarına ev sahipliği yapan ve Bodrum’daysanız gidip tadmanız bizim tarafımından şiddetle tavsiye edilen bir yer... Kaş'ta Bir Ocakbaşı Macerası : Zaika Kaş’ta meyhanelerin aksine et restoranları daha az. En güzel eti, keyifli bir ortamda nerede yerim derseniz bence en doğru adres Zaika...

  • Kırmızı Pazartesi | SineGezi

    Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan 7. romanı Kırmızı Pazartesi’nin baş kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği henüz romanı okumaya başlayalı 1-2... Kırmızı Pazartesi - Gabriel García Márquez 22.08.2017 | Gonca Kaya Paylaş Öncelikle daha önce olay örgüsünün tersten anlatıldığı çok fazla kitap okumadığımı ve sonu belli olan bir kitabın nasıl olur da bu kadar merak uyandırdığına şaşırdığımı söyleyebilirim. Tabi bence burada yazarın dili akıcı ve usta bir şekilde kullanmış olmasının da payı büyük. Çeviri olmasına rağmen bunu hissedebiliyorsunuz. Gabriel García Márquez’ in 1981 ’de yayımlanan 7. romanı Kırmızı Pazartesi ’nin baş kahramanı Santiago Nasar ’ın öldürüleceği henüz romanı okumaya başlayalı 1-2 dakika olmadan gün yüzüne çıkıyor. Bu sebepten bahsetmekten çekinmiyorum. Yazar olayı Santiago Nasar’ın arkadaşı tarafından anlatılıyormuş gibi kurgulamış. Aslında gerçek bir olaydan esinlenerek yazılan hikaye toplumun bazı dayatılmışlıklar karşısındaki çaresizliğini anlatıyor. Santiago Nasar bir namus cinayetine kurban gidiyor. Üstelik hiç bir kanıt yokken ve işin ilginç yanı tüm kasaba Santiago’nun öldürüleceğini duyuyor ama nasıl oluyorsa ya engelleyemiyor yada engellemiyorlar. Kitap gerçek bir hikayeden alınmış olduğu için bazı belirsizliklerle son bulmasına karşın; baştan sona okuyucudaki merak duygusunu öldürmüyor. Yazarın ustalık eseri diyebileceğimiz romanı hakkındaki görüşü de bizim ki ile benzer: “Her yazar, yazdığı en son romanın en iyi romanı olduğunu sanır. Benim bu romanım için böyle düşünmemin nedeni, yapmak istediğimi tam olarak gerçekleştirebilmiş olmamdır. Romanlar, yazılırken yazarlarının elinden kaçıp kurtulmak isterler. Romanın kişileri, kendi öz yaşamlarına dönerler, en sonunda da canlarının istediğini yaparlar. Ben hiçbir romanımda bu romanımdaki kadar ipleri elimde tutamadım. Belki bunu konu ve hacim nedeniyle başarmışımdır. Konusu çok sert olan ve hemen hemen polisiye bir roman gibi işlenen bir roman bu. Üstelik oldukça da kısa. Sonuçtan hoşnutum. Bundan önce de en iyi romanım Yüzyıllık Yalnızlık değil de Albaya Mektup Yazan Kimse Yok adlı yapıtımdı. Ben öyle sanıyordum; ve bunu da sık sık söyledim. Şimdi de en iyi romanımın Kırmızı Pazartesi (Gronica de Una Muerte Anunciada) olduğunu sanıyorum. ” Keyifli okumalar

  • Kaş | SineGezi

    Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer... Hadi Hepimiz Kaş'a Yerleşiyoruz 15.08.2015 | Gonca Kaya Paylaş Dolu dolu geçen bir tatil, doğal, el değmemiş güzelliğiyle kendisine hayran bırakan, yeniden gitmek için şimdiden plan yapılan yer, işte bütün bu tanımların karşılığı benim için KAŞ oldu bu yaz. Nasıl gidilir? Öncelikle Kaş’a nasıl gidilebileceğinden bahsetmek istiyorum. İstanbul’dan hava yoluyla Antalya’ya gelinebilir daha sonrasında Antalya’dan dilerseniz belediye otobüsüyle dilerseniz Havataş ile otogara gidilebilir. Otogardan Kaş’a giden direkt arabaları kullanabilirsiniz. Kaş’a varmadan çeşitli yerlere uğradığı, yolcu alıp, bıraktığı için yolculuk bir uzun sürüyor (4 saat kadar). Tabi yolculuğun uzun sürmesinin diğer bir sebebi de yolların virajlı olması. Başka bir alternatif de Dalaman Havalimanından Kaş’a gelmek. Sanırım direkt araba yok ancak Fethiye’ye geçip oradan gelinebilir. Daha kısa sürdüğünü söyleyebilirim. Bütün bu seçenekleri boşverip kendi arabanızla gelmekte güzel ve akıllıca bir seçenek olabilir tabi. :) Nerede kalınır? Kalınacak yer olarak biz Küçükçakıl’daki Phellos Otel’de kaldık. Otel temiz ve güzeldi ancak biraz eskiydi. Kaş’taki oteller Antalya’dakilere göre daha küçük. Ayrıca her şey dahil olayı yok, böylece dışarı çıktığınızda bir şey kaçıracakmışsınız hisside yok. Zaten Kaş gidip otele tıkılıp kalınacak bir yer değil, keşfetmeniz gereken birçok yer, katılabileceğiniz birçok aktivite ve güzel lezzetler tadabileceğiniz birçok restoranın olduğu bir yer. Kahvaltınızı yapın ve hemen günü değerlendirmek için pansiyonunuzdan ya da otelinizden ayrılın bence. Hava sıcaklığı nasıl oluyor? Önemli birde ayrıntı var. Kaş kesinlikle Antalya kadar sıcak değil. Zaten orda yaşayan insanlarda Kaş’ın ikliminin daha serin olduğunu söylüyorlar. Denize Girmek için nereler tercih edilmeli? Deniz’i de çok başka. Daha önce bu kadar berrak bir denizde yüzdüğümü hatırlamıyorum, nereye gitsem hayran kaldım. Denize girmek için gidilecek yerlerden bahsedecek olursam hemen Küçük Çakıl'ın orada Derya ve Çınarlar Beach var. Taşlık üzerine kurulmuşlar burada merdivenden denize girebiliyorsunuz. Oldukça güzel bir yer, diğer güzel yanı giriş ücretinin olmaması. Aslında Kaş’ta çoğu yerde giriş ücreti yok. Yalnız bir şeyler yemeniz içmeniz gerekiyor. Küçük bir parantez; Derya Beach’teki pizzalar gerçekten çok iyiydiler. Bu beaclerden hemen yakınında Küçük Çakıl Plajı ve Büyük Çakıl Plajı yer alıyor. Biz Derya’ya gidip memnun kalanlardanız. Ta ki Limanağzı’ndaki plajları keşfedene kadar. Limanağzına en son 60 TL karşılığında gidebiliyordunuz, herhangi bir saat yok gidiş için istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Dönüş en son 19’da oluyor ve dönüşte herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Limanağzı’nda 3 tane tesis var. Nuri’s Beach, Bilal’in Yeri ve Delosh hepsi güzel tesisler. Bu tesilere de giriş için ücret ödemiyorsunuz. Üstelik çokta ilgililer hemen size yardımcı oluyorlar. Bu arada gün içinde bir birine çok yakın olan tesislerden bir başkasına geçebilirsiniz. Bu tesislerin diğer bir ortak yanı da bol karetta karettaların olması. Hiç bu kadar karetta karettayı bir arada görmemiştim. Sanırım yumurtlama dönemlerine denk gelmişsiz, o yüzden de sayıları daha da bir artmış. Balıklardan bile korkan ben karettalarla yüzerken biraz zorlandım açıkçası ama itiraf edeyim bazı gördüklerim çok tatlı ve küçüktü ama boyutu bir insan kadar olanlar da vardı işte onları çok tatlı bulduğumu söyleyemeyeceğim. Diğer güzel bir plaj da dilerseniz merkezden kalkan minibüslerle, taksiyle ya da kendi aracınızla da gidebileceğiniz Hidayet’in Koyu. Denizi inanılmaz berrak gözlükle daldığınızda çok başka bir dünyada gibi hissediyorsunuz. Kayalar, balıklar ve karetta karettalar hepsi rahatlıkla görülebiliyor. Böyle bir denizde yüzmekte ayrı bir keyifli oluyor. Hidayet’in Koyunun tek kötü yanı Kaş’ın genel yapısından farklı olması çok gürültülü, benim şahsi fikrim öyle doğal bir denize sakin bir tesis daha güzel olurdu. Elbetteki deniz, plaj alternatifleri bu kadar değil. Kaputaş Plaji ve Patara’da gidilip görülmeli. Dilerseniz kendiniz gidebilirsiniz ya da bizim gibi safari turlarına katılıp Patara-Saklı Kent- Gizlikent Şelalesi ve son olarak Kaputaş’a gidebilirsiniz aynı gün içerisinde. Bu listedekilerin birini seç ya da çıkar deseniz inanın ki böyle bir seçim yapamam hepsi ayrı güzel yerlerdi. Safari Turu Safari turunu açık araçlarla yapıyorlar. Rüzgar biraz sizi zorlayabilir ama eğlenceli olduğunu da ilave edeyim. Biz tura Latebreak Tur aracılığıyla gittik, çokta memnun kaldık. İlk durak olarak Patara’ya gittik. Kaputaş daha yakınken ilk buraya gitmemizin sebebi akşam olduğunda bu plaja ışık verilmemesi. Bunun nedeni de sevgili karettalarımız ay ışını izleyerek denize ulaşıyorlar eğer başka bir ışık olursa yönlerini şaşırabiliyorlar ve denize ulaşamadıklarından ölüyorlarmış. Karetta karettalar karada yaşayamıyorlar ancak yumurtalarını karaya bırakıyorlar ve çoğu yavru ne yazık ki denize ulaşamadan ölüyormuş. Bir de Patara’da gece sadece sevimli karetta karettalarımız olmuyormuş, yengeçlerde onlara eşlik ediyorlarmış. Ayrıca Patara Akdeniz’in en uzun plajı 18 km lik bir uzunluğa sahip. Kumu da çok ince hatta çölde geçen Türk filmleri de burada çekiliyormuş. Dünya’nın en ünlü antik kentlerinden birisini de bünyesinde barındırıyor Patara (Apollon Tapınağı). Tapınak, anfitiyatro, hamamlar ve ocaklar belirgin şekilde görülebiliyor. Turumuzun ikinci ve en zorlu durağı Saklıkent Kanyonu uzunca bir Kanyon biz ancak 1 km gidebildik. Buz gibi bir su ve taşlar yürümenizi bayağı zorlaştırıyor. Ancak kesinlikle çektiğiniz çileye değiyor. Muhteşem bir doğallık var. Saklıkent yakınlarında birçok yemek yiyebileceğiniz tesis de var. Yemek turla giderseniz zaten onlar tarafından belirlenen bir yerde yeniyor size seçenekte sunuyorlar. Turun üçüncü durağı Gizlikent Şelalesi burada da oldukça fazla yürüyorsunuz. En sonunda sizi küçük gürül gürül akan buz gibi bir şelale bekliyor. Suyun altına girmek zor dayak yemiş gibi oluyorsunuz. Söyle bir kıyıdan köşeden girseniz de olur bence. Kendinizi yenilenmiş ve ferahlamış hissediyorsunuz. Harika bir yer. Turun son durağı Kalkan ve Kaş arasında yer alan Kaputaş Plajı. 190 basamak inerek plaja ulaşabiliyorsunuz. Denizi ilk gördüğümde renginin göz yanılması falan olduğunu düşündüm ancak öyle değil yakından bakınca da kartpostala bakıyormuşsunuz hissi değişmiyor. Çok çok güzel anlatıldığı kadar var. Bolca yüzdükten sonra ayrılık vakti geliyor 190 basamağı gerisin geri çıkıyoruz. Tam giderken Kaputaş manzarasında karpuz ikramı da turumuzun bonusu oluyor. Tekne Turu Günlerimizi dolu dolu geçirmek istediğimizden her gün farklı bir yere gittik. Diğer bir aktivitemiz tekne turu oldu. Ona da Latebreak Tur aracılığıyla katıldık. Tekneler tura Üçağız köyünden başlıyorlar. Burası gidilecek koylara daha yakın olduğundan ve yüzmeye daha çok vakit kalması açısından tercih ediliyor. Yarım saat kadar karayoluyla gidiliyor. Tekne turu sayesinde bir çok güzel Koy’a gidip yüzme şansı bulabiliyorsunuz. Akvaryum Koyu, Tersane Koyu, Batık Şehir, Esmeralda Koyu, Korsan mağarası, Gökkaya koyu, Burç koyu son olaraktan Simena’ya gidiliyor. Bu koylarda Likyalılara ait birçok eser var. Kayık şeklindeki Likya mezarlarını görebiliyorsunuz. Likyalılar ölümden sonrada yaşama inanan bir ırk ve bu sebeple eşyalarıyla gömülüyorlar. Ancak gerçek hayatta insanlar bu inanca saygı duyamayacak kadar maddiyat düşkünü olduklarından İtalyan korsanlar bu mezarların her birini yağmalamışlar. Diğer yandan şehrin çoğu bölgesi sular altında kalmış. Surları suyun altından görebiliyorsunuz. İlaveten Likyalılara ait kalıntıları görebiliyorsunuz. Korsan Mağarası da turun dikkat çeken manzaralarından bir tanesi, mağaranın içine tam giremiyorsunuz ancak tekneler bayağı yanaşıyorlar içeriyi biraz olsun görebilmeniz için. Simena ise inanılmaz güzel bir yer. Burada manzarayı görebileceğiniz bir kale var ancak o kadar yürümek istemezseniz Rahmi Koç İlköğretim Okulunun manzarasının da kaleden görebileceğiniz manzaradan aşağı kalır yanı yok. Bu ilkokulun ilginç bir yanı var, oda sadece 4 kişiye eğitim veriliyor olması. Simena’ya karayoluyla gidilemiyor ancak burada konaklamak mümkün pansiyonlar sayesinde. Bir de oldukçada turistik eşya satan yer var. Sonuç olarak bize yeni yerler görme, şahane koylarda yüzme fırsatını sunan tekne turundan çok keyif aldığımızı söyleyebilirim. Kaş’ta görülmesi gereken diğer bir yer de Antiphelos Anfitiyatrosu merkeze oldukça yakın yürüyerek rahatlıkla gidebilirsiniz. Manzarası gerçekten büyüleyici, Likyalılara ait bir eser. O kadar güzel bir yerdeki anfitiyatro hem güneşin batışını hem de denizin duruluğunu keyifle izleyebilirsiniz. Çekebileceğiniz güzel fotoğraflardan bahsetmiyorum bile. :) Mesela biz bir otelin müşterilerine yaptığı jeste denk geldik. Kesinlikle işlerini biliyorlar. Tebrik ettik ;) Birazda hangi restoranlara gidilebilir ondan bahsedelim Öncelikle söylemeliyim ki seçeneğiniz çok bol. Bi’ Lokma Bol meze tatmak istiyorum diyorsanız Bi’ Lokma’nın meze tabağı bir harika tabi Anne böreğini de es geçmeyelim. Bahçe Balık Rakı, balık ve ahtapot diyorsanız Bahçe Balık. Zaika Zaika da et yemeği sevenler için harika bir yer hatta sevmeyenler de gidebilir hem lezzetler hem ortam çok güzel. Ayrıtılar için tıklayabilirsiniz :) Bella Vita İtalyan yemeklerini çok severim diyorsanız da Bella Vita var hemen meydanda, evet yemekler güzeldi ama tiramisunun başarısını da ayrıca bir vurgulamakta fayda var. Böyle restorantların yanı sıra atıştırmalık bir şeyler yiyebileceğiniz çay bahçeleri de mevcut. Kısacası her isteğe hitap eden mekanlar var. Biraz da Eğlenelim Eğlence için Echo Bar güzel bir seçenek, ahırdan bozma ilgi çekici bir yer. Ayı İstanbul’da da oldukça bilinen bir yer ve Kaş’ta inanılmaz bir alanda açılmış, çok büyük ve tam liman manzarasını görüyor. Voyn Terasta çok güzel bir yer, kokteylde de oldukça idealılarmış. İlgi alakada çok iyi daha ne diyelim. Bir de güneşi batırmak için Dejavu da tavsiye edilen yerlerden. Sanırım Kaş’a dair bütün yapılması gerekenleri listeledim. Umarım hep bıraktığım gibi kalır Kaş geliştirme, kalkındırma başlığı altında aynılaştırma çalışmalarından uzak olarak… Bizce İlginizi Çekebilir... Zaika Babadağ'ı Aşta Gel

bottom of page