Antakya Gezi Rehberi

29.10.2018 | Gonca Kaya

Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik.

Rotamızı ilk uzak yerlere gitmek üzere oluşturduk. Ancak burada bir ayrıntıyı kaçırdık. Çarşı gezmek istiyorsanız, çarşı gezinizi Pazar gününe bırakmayın çoğu dükkan kapalı oluyor.

Gelelim gezimizin detaylarına; Hatay havalimanından sonra ilk durağımız Yusuf Dayı Kahvaltı Salonu oldu. Kahvaltı en sevdiğimiz öğün olduğundan tam bir şenlikti, Hatay kahvaltısı mezeleriyle ve farklı ekmekleriyle bizden tam not aldı.

Daha fazla kalacak olsaydık, Hammuş’un Yeri ve Antakya Kahvaltı Evine de gitmek isterdik.

Hıdırbey Köyü ve Musa (Çınar) Ağacı

Bu köyün en önemli özelliği; köyün merkezinde bulunan çınar ağacı diğer bir ismiyle Musa ağacı. “Rivateye göre, Samandağ sahilinde buluşan Hz.Hızır ile Hz.Musa birlikte dağa çıkarlar. Bu ağacın bulunduğu noktaya geldiklerinde Hz.Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ab-ı hayat suyundan can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır.” (www.kulturportali.gov.tr)

Vakıflı Köyü

Sanırım daha önce bu kadar bakımlı bir köy görmemiştik. Bol çiçekli bahçeleriyle oldukça göze hitap eden köyün nüfusunun tümü Ermenilerden oluşmaktaymış.

Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası

Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası’nın bulunduğu alana müze kart ile giriş yapılabiliyor.

İlk olarak Titus Tüneline geliyoruz. Dağın içinde oyulan tünel sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla yapılmış. Tünel oldukça göze hitap ediyor. Tünelin başı çok engebeli değil ancak sonuna kadar gitmek istiyorsanız, ışığınızın ve sağlam bir ayakkabınızın olması gerekiyor. Kasvetinin bizi oldukça etkilediğini söyleyebiliriz. Görülmesi, hissedilmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyoruz.

Beşikli Mağarasını da oldukça göze hitap ediyor. Çevrede bir çok kral mezarının olduğunu da buraya ekleyelim.

Uzak yerler rotamızı tamamladıktan sonra Antakya merkeze geri dönüyoruz. Affan Kahvesi’nde okkalı Türk Kahvelerimizi içip,meşhur Haytalı tatlısını deniyoruz. Gül suyu, su muhallebisi ve dondurmadan oluşan tatlı bize çok hitap etmese de seveni çok var.

Nasıl bir kahvaltı yaptıysak bir türlü acıkmıyoruz. Normalde Pöç Kasabına gitmek bugünün planındaydı ancak çok mümkün olmuyor. Abdo Döner kaldığımız yere yakın olduğundan meşhur soslu döneri deniyoruz.

2.gün daha merkezi yerlere gidiyoruz.

Eski Antakya Sokakları

Dizilerde gördüğümüz sokakların havası bir başka. Güzel fotoğraflar burada çekiliyor galiba diyerek; biz de bu sokakları fazlaca fotoğrafladık. Kahve molası verdiğimiz kafede eski Antakya evleri ile güzel bilgiler de aldık. Antakya halkı gerçekten misafirperver ve sohbet sever.

St. Pierre (Aziz Piyer) Kilisesi ve Cehennem Kayıkçısı Haron

Kilise dünyanın ilk kiliselerinden sayılıyor ve Hristiyanlar için anlamı büyük. Hristiyanların haç yerlerinden biri de bu kilise. Sanırız Hristiyan dinine göre artık hacıyız. :)  İşin şaka kısmını geride bırakırsak burada bir de yüzü Antakya’ya bakan Cehennem Kayıkçısı Haron’un silüeti var. Ölümle bağdaştırılan Haron, ölüleri para karşılığında cehenneme geçirir, bu efsane o kadar çok yayılmış ki Hristiyanlar ölülerini mal varlıklarıyla gömmeye başlamışlar.

Hatay Arkeoloji Müzesi

Burası  Çok detaylı işlenmiş ve eşsiz renklere sahip mozaik koleksiyonun sergilendiği 2. Büyük mozaik müzesi, Antakya’ya gelmişken ziyaret edilmesi gereken yerlerden.

Çınaraltı Yusuf Usta Künefe

Uzun çarşının içerisinde yer alan Yusuf Usta Künefe kömür ateşinde yapılıyor ve daha önce yediğim künefelere göre daha az şekerli. Gerçek Antakya künefesini tadalım diye fıstık ve dondurma almadık. Ancak fıstıklı ve dondurmalı olarak da servis yapılmakta. Önerilen diğer künefecilerden bir tanesi de Harika künefe aklınızda olsun.

Harbiye Şelaleri

Burada en çok dikkatimizi çeken Defne ve Apollon isimleri oldu. Mitolojik hikayeye göre Defne'nin antik ismi olan Daphne, Zeus’un oğlu Apollon ile karşılaşır. Apollon’un ona tutkun bir şekilde aşık olması üzerine Daphne korkar ve Apollon’dan saklanmak ister ancak ne kadar kaçsa da Apollon Daphne’yi bırakmaz. Daphne en son çare olarak toprak anadan kendisini saklamasını ister ve Daphne kök salarak bir defne ağacına dönüşür. Şelalelerin, Defne’nin gözyaşları olduğuna inanılır.

Oldukça turistik olan alanda ipek şallar ve birçok hediyelik eşya satılmakta. Yemek yemek isteyenler için de birçok restaurant seçeneği var.

Sanırız Antakya’yı yolları dışında sevdik. Burası geçmişi olan bir şehir. Aklımızda kalan tatlar için belki tekrar geliriz.

Keyifli okumalar,

En Çok Okunanlar

Please reload

  • Wix Facebook page
  • Instagram Sosyal Simge
  • Wix Twitter page

Son Yazılar

Please reload

Please reload

Bizi Takip Edin

  • Facebook
  • Instagram
  • Twitter

Copyright © 2016-2019 Her hakkı saklıdır

İstanbul | Türkiye