top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Şikago Gezi Rehberi | SineGezi

    New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik... Şikago Gezi Rehberi 20.11.2025 | Gonca Kaya Akak New York’la başlayan yolculuğumuz; Philadelphia, Washington ve Atlantic City’nin ardından Şikago’ya uzandı. Aslında biraz daha zamanımız olsaydı, Miami’yi de rotaya ekleyip gezinin sonunda keyifli bir güneye iniş yapabilirdik. Amerika uzak bir rota olduğu için, böyle bir geziyi önceden planlayıp imkanlar dahilinde birden fazla şehri kapsayacak şekilde organize etmek bence çok mantıklı. Hem zamanı verimli kullanmış oluyorsunuz hem de gitmişken birkaç farklı şehri görme fırsatı yakalıyorsunuz. Biz Şikago’da toplam 10 gün kaldık ama bu kadar uzun kalmak şart değil. Şehir 4–5 günlük bir programla da rahatlıkla keşfedilebilir. İstanbul’dan direkt uçuşlar da mevcut; ancak bizim rotamız gereği Philadelphia’dan Şikago’ya uçtuk. Temmuz ayında olmamıza rağmen Şikago’da bunaltıcı bir sıcakla karşılaşmadık. Şehir zaten rüzgârlı olmasıyla ünlü; bu nedenle hava genellikle daha ferah ve dolaşması çok daha keyifli. Gelelim gezimizin detaylarına… Rüzgârlı şehir Şikago; yükselen gökdelenleri, zengin müze kültürü, lezzet durakları ve muhteşem göl manzaralarıyla tam anlamıyla dolu dolu bir deneyim sunuyor. Göl dediğime bakmayın; Michigan Gölü’nün büyüklüğü ve görüntüsü neredeyse denizle yarışır nitelikte. Şehirde her an karşınıza çıkan bu mavi manzara, geziye bambaşka bir hava katıyor. Şikago'da Konaklama ve Ulaşım Şikago'nun metro ağı da New York kadar iyi, yani şehir merkezinin uzağında konaklasanız da kolaylıkla otelinize ulaşabilirsiniz. Büyük şehirlerde araç kiralamak masraflı olduğundan toplu taşıma daha mantıklı oluyor. Şikago’da şehir içi ulaşım büyük ölçüde “L” diye anılan metro ve tren ağıyla sağlanıyor. Renk kodlu hatlar sayesinde çoğu turistik noktaya ulaşmak oldukça kolay; örneğin Downtown’dan Navy Pier, Millennium Park veya Willis Tower gibi yerlere rahatlıkla gidebiliyorsunuz. Trenler sık ve düzenli, biletler ise tek kullanımlık veya günlük/çoklu geçiş kartlarıyla alınabiliyor. Biz tren istasyonundaki makineden 1 haftalık bilet aldık ve çok rahat bir şekilde hem metroda hem otobüslerde bu kartı kullandık. Millennium Park Şikago merkez diyince ilk burası akla gelir sanırım. Şikago’nun en canlı noktalarından olan Millennium Park, modern sanatın, doğanın ve mimarinin büyüleyici bir uyumla buluştuğu bir merkez. Devasa çelik yapı Bulut Kapısı , zarif tasarımıyla Jay Pritzker Pavilion ve suyla dans eden Crown Fountain karşılıyor. Şehrin tam kalbinde yer alan bu park, yıl boyunca konserler, sergiler ve etkinliklerle yaşayan bir açık hava müzesi gibi. Güneşli bir günde çimlere uzanarak keyifle vakit geçirebileceğiniz, aynı zamanda Şikago’nun enerjisini de en keyifli şekilde hissedeceğiniz bir yer. The Bean (Bulut Kapısı) Şikago’nun simgesi haline gelen Bulut Kapısı, halk arasında bilinen adıyla The Bean (Fasulye), Millennium Park’ın kalbinde yer alıyor. Paslanmaz çelikten yapılmış bu devasa heykel, şehrin gökdelenlerini ve gökyüzünü yüzeyinde büyüleyici bir şekilde yansıtıyor. Ziyaretçiler, kendi yansımalarını bu metalik bulutun içinde görmek için etrafında dönüyor, fotoğraf çekiyor ancak söylemem gerekiyor ki burayı boş bulmak imkansız gibi bir şey bir tık uğraşmanız gerekiyor fotoğraf çekilmek için. Buckingham Çeşmesi Hazır Millenium Park'ı görmüşken, rotanızı biraz daha uzatıp, Grant Park’ın içinde yer alan Buckingham Çeşmesine çevirebilirsiniz . Oldukça büyük ve gösterişli bir çeşme ama açıkçası beni çok etkilemedi. Kısa bir durup fotoğraf çekmek yeterli oldu; özellikle zaman kısıtlıysa burayı atlayabilirsiniz. Navy Pier Navy Pier, Şikago’da en çok keyif aldığım yerlerden biriydi. Göl kenarındaki esinti, yürüyüş yolu ve manzara gerçekten güzel. İlginizi çekiyorsa dönme dolaba binip şehri yukarıdan izleyebilirsiniz veya bir kafede oturup etrafı seyredebilirsiniz. Burası bayağı Turistik ama yine de Şikago’nun enerjisini hissetmek için güzel bir nokta. Wilis Tower Şikago’nun en yüksek binalarından biri. Seyir terasına çıkmak şehri kuşbakışı görmek için güzel bir deneyim ama kalabalık ve bilet sırasının fazla olduğunu duyduğumuzdan biz en erken giriş saatine rezervasyon yaptırdık ve alan bir nebze boştu. Bu ziyaretteki en heyecan verici kısım cam zeminli bölüme adım atmak; yükseklik korkusu olanlar için küçük bir meydan okuma gibi. Bir de cam zemin üzerinde belli biz zaman kalabiliyorsunuz. Saniye bitince tekrar sıraya girmeniz gerekiyor. Bir yandan yükseklik korkusu bir yandan saniye baskısı farklı bir deneyim oluyor. Şikago Nehri Mimari Gezi Şehir ve şehrin mimarisini tanımak adına bir de tekne turu yapabilirsiniz. Biz oldukça farklı bilgiler edindik, tur rehberinin anlatımı da oldukça keyifliydi. Tekne gezisini öğlen saatlerine ayarladıysanız havada güneşli ve sıcaksa yanınıza mutlaka şapka alın derim. Gerçi teknenin kapalı alanı da var ancak ordan rehberi duyamayabilirsiniz. Müzeler Art Institute of Chicago Burası New York MET müzesi gibi oldukça büyük, köklü ve bir çok koleksiyona ev sahipliği yapan bir müze. Buraya en az 3-4 saatinizi ayırmanızı tavsiye ederiz. Gitmeden müzenin sitesinden görmek istediğiniz eserlere göre bir planlama yapabilirsiniz. Biz daha çok tablolarla ilgilendiğimizden kısa bir araştırma yapıp görmek istediğimiz tablolara yönelik müze gezimizi planladık. Mesela müzenin kendi sitesinde yönlendirmelerde var. 1 saat içinde hangi eserleri görebilirsiniz gibi. https://www.artic.edu/highlights/3/what-to-see-in-an-hour Field Museum Field Museum’a özellikle ünlü T. rex fosili Sue’yu görmek için gittik. Sue, bildiğimiz klasik dinozor bilgilerinin çoğuna göre oldukça farklı bir T. rex türü; devasa boyutu, olağanüstü korunmuş iskeleti ve detaylı anatomisi sayesinde bilim insanlarına pek çok yeni bilgi sunuyor. Müze boyunca diğer dinozor fosilleri de vardı ama Sue’nun etkileyiciliği ve tarihi önemi kesinlikle ayrı bir yer tutuyor. Museum of Contemporary Art Farklı bir deneyim istiyorsanız bu müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Modern sanatı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz bir yer. Biz canlı müzik etkinliğine de denk geldik, keyifliydi ancak mutlaka görmeniz gerekiyor diye ısrar edemem. Yeme-İçme Au Cheval Sanırım Amerika’da yediğimiz en iyi hamburgerlerden biri Au Cheval’deydi. Mekan oldukça küçük ve bu yüzden bayağı sıra bekledik, ama değdi. İlginç bir detay da burger seçenekleriyle ilgili: Single Burger ve Double Burger var, ama kimse bize single burgerin aslında double, double burgerinde triple olduğunu söylemedi. Biz de double sipariş verdik. Pişman mıyız? Kesinlikle hayır, ama oldukça doymuş, kalorilenmiş ve mutlu bir şekilde ayrıldık. Bir de sonradan öğrendik ki, Small Cheval anında daha büyük bir şubeleri de varmış; biraz ironik olsa da tercih edilebilir. Bence burası mutlaka deneyimlenmeli. Gino’s East Şikago'ya özgü bir lezzet olan deep-dish pizzayı denemek için önerilen en meşhur yerlerden birisiydi burası. Pizzanın pişme süresi normal pizzalara göre bi tık daha fazla, biz sebzeli bir şey seçtik ama ben açıkçası domates ve hamur dışında bir tad alamadım. Bana çok hitab etmedi ama seveni çok ondan gitmişken şans verilebilir. The Smith New York listemizde olan bir mekandı, gitmek Şikago'da denk gelince gittik, bulunduğu bölge de oldukça keyifliydi tavsiye ederiz. Chipotle Mexican Grill Çok özel bir tavsiye değil, her yerde gördüğümüz bu mekandı deneyelim dedik. Ayaküstü yemek için uygun. Lezzet olarak da beğendiğimiz bir yer oldu. Chick-fil-A Yine hamburger zincirlerinden bir tanesi aslında New York'ta da var ancak sıra buraya gelmemişti. Şikago'da deneyimleyebildik. Levain Bakery New York'da başlayan Levain aşkımız burada da devam etti. Şeker koması garantili kurabiyeleri daha önce önerdiğim gibi paylaşımlık almanızda fayda var. Cindy's Rooftop Şikago manzarasını izlemek için güzel bir yer. Gökdelenler ve göl manzarası eşliğinde oturmak keyifliydi, ama oldukça turistik ve biraz kalabalıktı. Bir kahve, kokteyl ya da küçük bir atıştırmalık eşliğinde manzara izlemek yeterli oluyor; uzun vakit geçirmek zorunlu değil. Bonus: Şikago deniz kenarında bir şehir değil ancak şehirde Michigan Gölü kıyısında pek çok plaj var. (Göl dediğime bakmayın Marmara denizinden büyük olan bir gölden bahsediyorum.) Oak Street Beach veya North Avenue Beach gibi plajlar yazın hem yerel halkın hem de turistlerin tercih ettiği noktalar; kum, göl manzarası ve yürüyüş yollarıyla keyifli vakit geçirebilirsiniz. Gölde yüzme fikri bize pek sıcak gelmediği için biz bu opsiyonu değerlendirmedik ancak fazladan vaktiniz varsa bir gününüzü buna ayırabilirsiniz. Keyifli geziler..

  • Rotterdam | SineGezi

    Rotterdam dünyanın en büyük ticaret merkezlerinden bir tanesi ve Rotterdam limanı da büyüklük ve işleyiş olarak bunun bir kanıtı gibi... Rotterdam’da Bir Gün 03.03.2015 | Gonca Kaya Paylaş Hollanda’da şehirlerarası yolculuk trenler sayesinde oldukça kolay ve Rotterdam da Hollanda’ya geldiyseniz görülmesi gereken bir yer diye düşünmekteyim. Rotterdam nüfus olarak Hollanda’nın ikinci şehri, birinci sırada tahmin edersiniz ki Amsterdam var. Rotterdam dünyanın en büyük ticaret merkezlerinden bir tanesi ve Rotterdam limanı da büyüklük ve işleyiş olarak bunun bir kanıtı gibi. Şehre ayak bastığınız andan itibaren şehrin ne kadar modern bir yapıya sahip olduğunu anlayabilirsiniz. Tren istasyonunun hemen önünden şehirde istediğiniz yere gidebilmeniz için tramvaylar var. Üstelik tramvaya binmek için herhangi bir karta ihtiyacınız yok, nakit para karşılığında rahatlıkla biletinizi alabilirsiniz. Uzun süre Hollanda’da kalacaksanız ov-chipcard ı önerebilirim. Otobüs ve tramvayları %40 indirimli kullanabilirsiniz bu kart sayesinde. Rotterdam’da ki ilk durağımız Euromast kulesi, kule oldukça modern bir yapıya sahip üstelik en tepeye çıkmak ve Rotterdam manzarasının keyfini sürmek için çok gayret sarf etmenize de gerek yok, asansörle 185 metre uzunluğunda ki kulenin en tepesine çıkabilir ve Rotterdam’ın güzel manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Manzaranın tadını çıkartırken duvarlardaki kule resimleri dikkatinizi çekebilir. Duvarlarda dünyadaki diğer kulelerin resmi var ve yükseklikleri yazıyor. Euromast diğer kulelerle kıyaslandığında oldukça alçak kalıyor ancak Rotterdam için yeterli yükseklikte. Manzaranın diğer bir güzel yanı da sadece binalardan ibaret olmaması şehrin içinde bizim park anlayışımızdan çok farklı büyüklükte ve güzellikte parklar var. Yeşil alanlar bu şehri daha da süslü ve başka gösteriyor. Ayrıca kuleden aşağıya iple inme gibi bir şansınız var. Bana çok heyecan verici görünmedi ama deneyenler oldukça fazlaydı. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Bir sonraki durağımız Erasmus köprüsü, köprü görsel açıdan oldukça güzel bir görüntüye sahip. Rotterdam’ın kuzey ve güneyini birbirine bağlama gibi bir özelliği var. Nieuwe Mass nehrinin iki yakasını birbirine bağlıyor da diyebiliriz. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. 3. durağımız Oude Haven'ın (eski liman), gerçekten çok güzel bir manzarası var. Bir sürü yat var burada ve dikkatli baktığınızda bazı insanların bu yatlarda yaşadığını görebiliyorsunuz, temellimi bilmiyorum ama oldukça keyifli ve cazip göründüklerini söyleyebilirim. Burada manzaranın keyfini çıkarmak için çeşitli kafeler de mevcut. Diğer bir gezi durağı da Kijik Kubus yani küp evlerdi. Dışarıdan görünümleri gerçekten çok ilgi çekici insan ister istemez içini de merak ediyor. Ancak bu evlerin içleri, dış görünümleri sebebiyle oldukça dar ve kullanışsız. Güzel yanı ise otel olarakta kullanılabilmeleri yani bir veya iki gün kalmak için iyi bir seçenek olabilir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Kısa ve keyifli gezimizin son durağı tabi ki de bir yemek yeri oluyor. Vapiano(İtalyan restoranı) Türkiye’de de bildiğim için burayı tercih ettim zaten İtalyan yemeklerini her zaman lezzetli bulmuşumdur. Keyifli yemeğimizin ardından gezimizi sonlandırdık. Rotterdam gerçekten bir ticaret merkezi tanınmış büyük markaların binalarının birbirine bu kadar yakın olduğu bir yer görmemiştim. Son olarak eğer vaktiniz olursa Maritime Museum’uda(denizcilik müzesi) gezebilirsiniz. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Rengarenk Bir Şehir: Amsterdam Utrecht

  • Kopenhag Gezi Rehberi | SineGezi

    Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor. Kopenhag Kış Keşfi:Noel Pazarları, Saraylar ve Hygge Yaşam Sanatı! 09.12.2025 | Hande Samancı Kopenhag’a kışın, özellikle Noel döneminde gitmek oldukça keyifli. Şehir ışıklarla doluyor, pazarlar açılıyor ve hava soğuk olsa da sokaklar canlı. Hygge dedikleri o “sıcak ve huzurlu” hava kendini hissettiriyor, ama abartmaya gerek yok; sonuçta dışarıda üşüyorsunuz :) içeride ise kahve içip ısınmak güzel geliyor. Işıklar, gløgg, kısa günler ama dolu dolu geçen saatler gezi önerilerimize başlayalım… KOPENHAG NOEL PAZARLARI Gezinin olmazsa olmazı tabii ki pazarlar. Benim favorilerim şunlar oldu: 1. Tivoli Gardens Noel Pazarı: Burası zaten apayrı bir dünya. Noel’de komple dekore ediyorlar. Mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Not: Kopenhag Kart’ın varsa girişi bedava (içindeki oyunlar hariç). Kopenhag kart ile sadece bir giriş hakkınız olduğunu unutmayın. Fotoğraf Tavsiyesi: Hava kararırken git; ışıklar ilk yandığı anlar en güzel kareleri veriyor. Gündüz halinden daha güzel ve eğlenceli oluyor. 2. Nyhavn Noel Pazarı: O meşhur rengarenk evlerin önünde kurulan pazarın havası süper. İpucu: Sabah erken gitmeyi deneyebilirsiniz, daha sakin oluyor. Akşamları ise ışıklar kanala yansıyor, manzarası şahane! 3. Højbro Plads & H. C. Andersen Pazarı: Burada el yapımı süsler, hediyelikler bulabilirsiniz. Fiyatlar diğerlerine göre biraz daha uygundu sanki. Tadım: Yaban mersinli Gløgg meşhurmuş, benden söylemesi! Noel Pazarları için Kısa Rota: Nyhavn’da bir başlangıç yapın → Højbro Plads’a yürüyün → Kongens Nytorv’a uğrayın → vee günü Tivoli Gardens’ta bitirebilirsiniz! CHRISTIANSHAVN BÖLGESİ Christianshavn, kanallarıyla, sakinliğiyle tam bir görsel şölen sunuyor. Sabah erken kalkıp burada bir yürüyüş yapıp sonra kanal kenarında kahve içmek çok keyifli oluyor. Bölge içinde Christiania diye bir yer bulunuyor. Özellikle "Pusher Street" denilen bazı sokaklarında fotoğraf çekmek kesinlikle yasak! Orada yasadışı satışlar dönüyormuş. Sadece izin verilen yollarda takılıp ve tabelalara uyulduğu sürece sorun olmuyor, içiniz rahat olsun. YEME-İÇME Sabah Kahvesi & Kahvaltısı • Little Bakery: Tereyağlı mis gibi kruvasanlar için burası birinci adres. • Andersen & Maillard: Croissant-waffle denilen bir şey yapıyorlar, kahveleri de çok iyi. • Original Coffee: Kahvesi ve kahvaltı seçenekleriyle yine çok güzel. Ek olarak çicekli verandası var fotoğraf çekmek için hoş bir alan. •Buka: Burada denediğimiz her şey çok güzeldi. Bademli kruvasan mutlaka denemelisiniz. Kahveside içtiklerimizin en iyisiydi. Öğle Atıştırmalıkları • Smørrebrød: Danimarka’nın açık sandviçi. Üzerine karidesten roast beef’e envai çeşit malzeme koyuyorlar, kesinlikle denemelisiniz. • DØP organik sosis: Sokak lezzeti olarak hızlı, doyurucu ve çok lezzetli bir seçenek. Akşam Yemeği: Burger mi, Deniz mi? Burger Sevenler buraya! • Gasoline Grill: Dünyanın en iyileri listesine girmiş, benden tam puan aldı. • Sporvejen: Farklı burger denemek istersen puanı yüksek bir alternatif. Deniz Ürünleri Sevenleri de böyle alalım: • Havfruen: Nyhavn’da somon menüleri var. • Hooked: Daha modern takılmak istersen somon bowl veya burger yapıyorlar. • Torvehallerne Sea Food Bar: Taze somon ve şarap için market konseptinde harika bir yer. KÜLTÜR VE SARAYLAR Rosenborg Kalesi: Kraliyet Mücevherlerini burada görebilirsiniz. Bayağı görkemli! Amalienborg Sarayı: Nöbet değişim törenini yakalamaya çalışın mutlaka, izlemesi güzel oluyor. Christiansborg Sarayı: En güzeli, kulesine çıkış da bedava! Bütün şehir manzarası ayaklarınızın altında. FREDERIKS KİLİSESİ (Marble Church): Amalienborg’un karşısındaki devasa kubbeli kilise. Kışın sisli havada fotoğrafı çok güzel çıkıyor. Botanical Garden & Palm House: Kışın ortasında Palmiye Evi'ne girince sanki tropik bir yere ışınlanıyorsun, sıcacık! (Kopenhag Kart ile giriş bedava.) THE BLACK DIAMOND (Kütüphane): Mimarisi şahane, simsiyah ve modern bir bina. İçindeki Cafe Diamond'da deniz manzarasına karşı kahve içmeye değer. SMK – Statens Museum for Kunst ve Nationalmuseet: İkisi de kış gezisinde kapalı alan olarak iyi seçenekler. Küçük Deniz Kızı: Minicik bir heykel, 5 dakikanızı alıyor parkın içini dolaşırken kısa bir uğrayabilirsiniz. Sıra varsa fazla beklemeyin derim. Church of Our Saviour – Christianshavn: O meşhur dışarıdan spiral merdivenli kilise. Merdivenleri tırmanıp yukarı çıkarsanız (dar ve rüzgârlı ama korkuluğu var) Kopenhag’ın en iyi manzaralarından birini görüyorsunuz. Kışın daha az sıra oluyor, yine çıkmak için belli saatleri oluyor kontrol edip gitmenizde fayda olur. Ny Carlsberg Glyptotek: Carlsberg bira ailesinin kurduğu müthiş bir sanat müzesi. Antik heykeller, Rodin’ler, Gauguin’ler ve ortasında kapalı kış bahçesi var; palmiyeler altında kahve içip ısınmak harika. Salı günleri ücretsiz, diğer günler Kopenhag Kart geçiyor yine kart ile giriş sağlayabilirsiniz. En sevdiğim noktalardan biri olduğunu söyleyebilirim. PRATİK BİLGİLER: ULAŞIM VE KART ALAYI Toplu Taşıma için; metro, S-treni ve otobüsler saat gibi işliyor. Havaalanı Ulaşımı: Metro direkt şehir merkezine (Indre By) geliyor, en hızlısı bu. Biletler: İstasyonlardan veya uygulamadan kolayca alabiliyorsun. Konaklama Tavsiyesi: INDRE BY (Merkez!) Konaklama için merkezin (Indre By) dışına çıkmayın derim. Tabi bir çok bölge bulunuyor. Yine metroya yürüme mesafesi otel seçilmesi soğuk ve çok soğuk havada işinizi kolaylaştırır. :) Indre by bölgesi için bilgiler: • Nyhavn, saraylar ve alışveriş caddeleri yürüme mesafesinde. • Noel pazarlarının çoğu dibinde. • Metroya yakın olduğu için havalimanından gelmek çok rahat. • Akşamları hem güvenli hem de hareketli bir bölge, daha ne kadar övebilirim bilmiyorum. Kopenhag Kart (Copenhagen Card) Eğer çok müze gezecekseniz ve toplu taşımayı sık kullanacaksanız bu kart hayat kurtarıyor. Uygulama üzerinden alınıyor ve direkt aktif edilebiliyor. • Ne yapıyor? Bölge 1-4 arası (Havalimanı dahil) toplu taşıma bedava + 80’den fazla müzeye (Tivoli Gardens girişi dahil) ücretsiz girebiliyorsun. Gitmeden önce kaç müze gezeceğini bir hesaplayıp kartın parasını çıkarıp çıkarmadığına bakabilirsiniz. EKSTRA TAVSİYELERİMİZ • Sıkı Giyin! Rüzgar bazen çok sert esiyor. Kat kat giyinmek şart! • Kışın gün çabuk batıyor. Müzeleri ve kapalı yerleri sabah saatlerine sıkıştırmanız önemli. • Fotoğraf Saatleri: Nyhavn için sabah, pazarlar için akşam ışıklarını beklemek daha mantıklı oluyor. Kopenhag sizi bekler… Şimdiden iyi gezmeler 🙃

  • Biz kimiz? | SineGezi

    Biz gezilerimizi, bizi etkileyen filmleri ,keşiflerimizi paylaşıyoruz. Ucuz seyahat, yurtiçi, yurtdışı gezi rehberliği ve yemek tavsiyeleri için bekleriz :) Gonca Kaya Merhaba ben Gonca, Bilişim mezunu bir beyaz yakalıyım. Yazılarıma Erasmus zamanı gezmeye bayağı meyilli olduğumu keşfedip, gittiğim yerlerle ilgili notlar alarak başladım. Gel zaman git zaman (daha çok gezdikçe) hobi olarak yazmaya başladığım gezi yazılarımı; daha da geliştirip sizlere işe yarar ve eğlenceli bilgiler vermek için kolları sıvadım. Keyifle yazıyorum. Kendimi henüz gezgin olarak nitelendirmesem de, gezgin olma yolunda olan bir çekirgeyim diyebilirim. Biz SineGeziciler gezip, izleyip, okuyup; yazdıkça ve sizler de okudukça; bu yolda bir adım daha katedeceğiz. Bence çok keyifli olacak. Sevgiler :) Hande Samancı Merhaba; Ben gezmeyi, izlemeyi bunları yaparken de tabi ki yemeyi içmeyi seven:) , ve bu sevdiğim şeyleri yapmak için devamlı plan program yapıp araştıran, digital hayata gönül vermiş bir bilişimciyim. Gezerken ne kadar eğleniyorsam yazarken de o anıları tekrar yaşayıp bir o kadar keyif alıyorum. Yani yazmak bir nevi hobi benim için. 2 arkadaş olarak kurduğumuz SineGezi sayfamızda da bütün etkinliklerimizi sizlerle paylaşmak paylaştıkça çoğalmak ve okunmak isteriz :)

  • Bozcaada | SineGezi

    Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Bozcaada'da Bir Kamp Macerası 01.05.2017 | Hande Samancı Paylaş Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden. Bir de değişik bir tatil olsun diyorsanız sunduğu kamp alanıyla; doğayla iç içe Bozcada'yı keşfedip, yeni deneyimler kazanabilirsiniz. İki kere gittiğim Bozcaada'ya ikinci seferinde kamp yapmak için gittim. Ada Camping şu anda adanın tek kamp alanı sunan yeri. O yüzden tercih etme şansımız olmadan çadırımızı alıp gittik. Korkmayın bir de çadır mı alacağız diyenler için çadırı oradan da kiralayabiliyorsunuz. Onun dışında yanınızda mutlaka götürmeniz gereken şeyler uyku tulumu, akşam için çadır ışığı,yastık, mat, hava durumunu göre battaniye ve benzeri şeyler :) Aklınız da olsun Bozcada akşamları genelde esintili olacağı için ona göre hazırlıklı gitmenizde fayda var. Buna ek kıyafetlerinizi de daha rahat ve sıcak tutan şeylerden seçebilirsiniz. Ayrıca en önemli ve konforunuzu yükseltecek şeylerden biri olan uyku tulumunuzu da mutlaka gittiğiniz yere ve hava durumuna uygun seçmeniz gerekiyor. Ve en önemlisi kamp yapmaya ruhen ve bedenen hazır olmak:) Çünkü ilk defa yapacaksanız ilk başta biraz garipseyebilir ve zorlanabilirsiniz. Motive gitmeniz önemli :) Kamp alanında kullanacağınız ortak tuvalet-duş ve mutfak alanı bulunmakta. Yemek olayına hiç girmek istemezseniz de kendilerine ait kafelerinden yemek yiyebiliyorsunuz. Ada Camping fiyat detayları için tıklayınız. Ada Camping ve Bozcaada içi Ulaşım; Ada kamping merkeze biraz uzakta Ayazma Plajına yakın Sulubahçe konumda bulunmakta. O yüzden merkeze inmek için minibüs veya taksi kullanmanız gerekiyor. Eğer sezonda gitmediyseniz minibüs saatleri biraz aralıklı ve akşam saatlerinde maalesef seferleri yok. Ama sezonda gece 12'ye kadar kullanabileceğiniz minibüsler bulunuyor. Taksiyle ise ulaşım gayet kolay 15 dakikada ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Araba ile gelirseniz ise park alanı sunmakta. Ayrıca ada içi ulaşım için araba çok rahatlık ve kolaylık sağlayabilir. Bazı alanlar yürüyerek ulaşamayacağınız uzaklıkta olduğundan araba ile keşfetmeniz ve dolaşmanız daha zevkli olabilir. Eğer arabasız geldiysenizde sadece mayıs-eylül ayları arasında çalışan merkezden kalkan, Ayazma- Sulubahçe- Habbele Plajı- Akvaryum Koyu gibi belli bölgelere giden minibüslerle ada içi ulaşım sağlayabilirsiniz. Bir başka seçenek ise ada içinde kullanmak için bisiklet veya atv de kiralayabiliyorsunuz. 2 tane kiralama alanı bulunmakta. Saatlik veya tüm gün olarak kiralayabilirsiniz. Tabi fiyatları ortalamanın biraz daha üstünde kalıyor. Gelelim Bozcaada'da yapmadan dönmemeniz gereken şeylere; - Gün batımını Rüzgar Gülleri eşliğinde mutlaka izlemelisiniz. Merkezden kalkan ve tur olarak sunulan 20 TL karşılığında hem adayı turlayıp hem de güneşi bir bardak şarap eşliğinde çok güzel bir yerde batırabilirisiniz. Tur içerisinde ilk bir şarap evi( Burada şarap deneyip, satın alabilirsiniz.) ardında da sırayla Akvaryum Koyu- Batık Gemi - Ayazma Plajı - Sulubahçe ve son olarak Rüzgar Gülleri güzergahları bulunmakta. Böylelikle minik bir Bozcaada turu atıp Rüzgar Gülleriyle bol bol fotoğraf çekip gün batımında huzuru bulup muhteşem bir akşam geçirebiliyorsunuz. - Çiçek Pastanesi'ndeki lezzetli kurabiyelerden yiyip (özellikle çatlak ve kavala önerimdir), Çınaraltın'nda koca çınar ağacı altında serinlerken, sakızlı Türk kahvesi içip gününüzü güzelleştirebilirsiniz. Akşam oturup bir şeyler içip güzel vakit geçirmek için Fuska ve Polente iyi birer alternatif. Denize sıfır açık alanı bulunan Fuska manzarasıyla sizi büyülerken, güzel müzikleriyle Polente'de ise eğlenip adanın tadını çıkarabilirsiniz. - Güneşli, hafif esintili bir günde bozcaada sokaklarında kaybolup Rum mahhallerini keşfedip, ara sokaklarda ki dükkanlara bakıp kafanıza göre gezip dolaşıp Bozcaada ruhunu hissedebilirsiniz. - Bozcaada'da mezeleriyle meşhur olduğuna göre bir akşam mutlaka rakı-balık yapmalı ve mutlaka bunu da Battı Balık 'ta yapmalısınız. Güler yüzlü,eğlenceli çalışanları, güzel müzik ve mezeleriyle tercih edilesi yerlerden. İkinci olarak da Mor Meyhaneyi önerebilirim. Deniz manzarası eşliğinde iyi vakit geçirebilirsiniz. Tahinli yoğurtlu patlıcanını ve ahtapotunu aşırı beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. - Bozcaada'nın doğal ürünleriyle hazırlanmış kahvaltısını değişik reçelleri eşliğinde denemeden kendinizi kahvaltı yapmış saymamalısınız. Özellikle adanın ilk kafesi olan Ada Kafe'de mutlaka kahvaltı etmeli, gelincik çiçeği reçelini ve rezene otlu köy yumurtasını denemelisiniz. - Ve tabi ki ne kadar soğuk olursa olsun Ayazma Plajında ve Akvaryum Koyunda denize girmeden geri dönmemelisiniz. Sonuç olarak herkesi bir yerden yakalayan ve mutlu eden Ege'nin güzel mi güzel adası Bozcaada'yı ziyaret ederek ve mutlu bir tatil geçirebilirsiniz. Keyifli gezmeler :)

  • Kapadokya | SineGezi

    Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz.. Kapadokya'da Üç Mevsim 20.03.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Lütfiye Ünal, Gonca Kaya Paylaş Farklı dokusuyla dikkat çeken, aynı zamanda doğal ve kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi Unesco’da yer alan; Kapadokya uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi. Ya Nisan-Mayıs ya da Eylül-Ekimi tercih edin dediler. Evet bizce de öyle tercih edilse güzel olabilir. Ancak daha fazla erteleyemeyip ve bir çılgınlık yapıp kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran sevgili mart ayının tee en başında yola koyulduk. Mart ayını seçmemizin dezavantajlarının yanında bir çok avantajı oldu. Mesela uçak biletlerini neredeyse yarı yarıya aldık. Oteli inanılamayacak kadar uygun bulduk ve bonus 3 mevsimi birden yaşadık. Yaz kesinlikle bunlardan değildi. Üşüdük hatta donduk ama yılmadık. Her yeri gezmek için 3 günümüz vardı ve durmadan gezmeliydik. Bu sebepten sağlam bir plan yaptık ki gideceklere yegane tavsiyemdir; rotanızı doğru oluşturursanız 3 günde Kapadokya gezilir ama tadını çıkara çıkara gezmek için 4-5 gün daha ideal olacaktır. Güray Müze Ayrıntılar için tık :) Ulaşım Efenim ilk olarak ulaşımdan bahsetmek istiyorum. Uçak bilet fiyatı burada biraz etkili oldu. 2 seçeneğimiz vardı. Nevşehir Havalimanı veya Kayseri Havalimanından birisini seçecektik. Pegasus amcaya inandık ve Kayseri Havalimanından yana tercihimizi kullandık. Rotamız bir ölçüde buradan belirlenmiş oldu. Kayseri’den hemen bir araç kiraladık. Nevşehir’i gezmek için gerçekten arabaya ihtiyaç var. Otobüs ve minibüsler belli bir yere kadar ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor. Taksi deseniz o kadar zengin değiliz. Kalacak Yer Kalacak yer olarak Göreme’yi belirledik ve ona göre hareket ettik. Elite Stone House’da çok makul bir fiyata konakladık. Diğer seçeneklerimiz Travellers Cave Otel ve Sultan Cave Otel idi. Onlar da uygun fiyatlıydı. Sıkı takipte olursanız bizim gibi kampanyalara denk gelebilirsiniz. Neyse aracımızı Sixt rent a car dan kiraladık. Kayseri – Nevşehir arasın en fazla 1 saat alıyor. Biz en yakın konum olan Avanos’u gidilecek ilk yer olarak belirledik: Gelelim rotamıza: Avanos Sallanan Köprü Kızılırmak sallanan köprü ilk durağımız oldu. Biraz gezinip soğuğa yenik düştük ve hemen yakındaki, oldukça merak ettiğimiz saç müzesine doğru yol aldık. Saç Müzesi Müzeye giriş ücretli değil. Müze dışında hediyelik Kapadokya'ya dair hediyelikler satılıyor burada. Saç müzesinin temasına gelecek olursak, bizi oldukça şaşırtan bir manzara ile karşılaştık. Bize aktarıldığı kadarıyla, Fransız bir kadın dükkan sahibiyle yaşadıkları duygusal ilişki sonrasında hatıra olarak, telefonunu, adresini ve bir tutam saçının olduğu bir kağıt bırakır. Hikayeyi dinleyen kadınlar, etkilenip aynı şekilde saçlarını kesip, iletişim bilgilerini yazarlar. Her yıl 10 kadın bıraktıkları hatıra saçlardan rastgele seçiliyor, Kapadokya'da çömlek kursuna gitme hakkı kazanabiliyormuş. Müzede resim çekmek ne yazık ki yasak. Biz de saygı duyduğumuzdan çekmiş olsak da paylaşmıyoruz :) Güray Müze Hem modern sanattan hemde eski tarihten bir şeyler bulabileceğiniz, hediyelik eşya alıp, kendi çömleğinizi yapıp, kapıp gidebileceğiniz bir yer. Gezerken ve çömlek yaparken çok keyif aldık ve hiç kolay bir iş olmadığını da görmüş olduk. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Sonraki durağımız Uranos Sarıkaya Restourant oluyor. Ayrıntılar için tıklayınız. Güray Müze Sayfa Başı Güray Müze PAşabağ Zelve Örenyeri Kızılçukur Vadisi Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Ihlara Uçhisar Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava PAşabağ Paşabağ Vadisi Rahipler Vadisi olarak da bilinen Paşabağ Avanos – Göreme yolu üzerinde Zelve tabelasını takip ettiğinizde karşınıza çıkıyor. Peribacası masum köylüler olarak. Her yerini resimlemiş olabiliriz. Diğer gezdiğimiz yerlere göre gezilmesi daha kolay olan bir yer. Zelve Örenyeri Paşabağ’ın hemen 1 km ilerisinde bulunan Zelve oldukça geniş bir yerleşim. 3 vadiden oluşuyor ve peribacalarının en yoğun olduğu bölge, bunu ilk girişte farkedebiliyorsunuz. Hristiyanlar 9. Ve 13. Yüzyıllar arasında Zelve’de yaşamış ve ilk Din eğitimleri burada verilmiş. Zelve Örenyeri Çavuşin Köyü Burada gidilebilecek 2 kilise var. Vaftizci Yahya Kilisesi Çavuşin Kilisesi Kızılçukur Vadisi Kızılçukur’a ulaşmak için bayağı bir tırmanıyoruz. Güneşi batırmak için çok ideal bir nokta, peribacalarının kızıllığı ile ortaya çıkan manzara görülmeye değer. Giriş bedeli kişi başı 2 TL. Oturabileceğiniz bir çay bahçesi mevcut. Burada atıştırabileceğiniz yiyecekler de var. Manzaraya karşı konulmuş eski koltuklar sedirlerle nasıl deli dehşet fotoğrafların çıktığından bahsetmiyorum bile. Mutlaka gidilmeli ve güneş batırılmalı. İlk günün yorgunluğu bizi bizden alıyor ve birşeyler yemek ve içmek için Göreme merkezinde yer alan, oldukça samimi bir ortama sahip, şık sunumlarıyla bizden tam not alan Mydonose cafede soluğu alıyoruz. Ayrıntılar için tıklayınız. İkinci günün planı bol merdiven içeriyor. Planı yaparken mesafelere göre yaptık. Bu kadar yorulacağımızı düşünmemiştik. Baştan uyaralım. Kızılçukur Vadisi 2.Gün Güvercinlik Vadisi Meşhur nazar boncuklu ağacın olduğu vadi. Göreme ve Uçhisar arasında kalıyor. Treking yapmak isteyenler için ideal bir mesafe olabilir. Güvercinlik Vadisi Kaymaklı Yeraltı Şehri Nevşehir’e 20 km uzaklıkta yer alan Kaymaklı yeraltı şehrinin tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar dayanıyor. 8 kattan oluşan yerleşimin 4 katı gezilebiliyor. Girişte kırmızı okları, dönüşte de mavi okları takip ederek gezebiliyorsunuz. Oklar olmasa halimizi düşünemiyorum. Hititler döneminde 8 katı oluşturulan şehir Roma ve Bizanslılar tarafından genişletilip bir şehir haline getirilmiş. Yeraltı şehirlerinden en geniş alana sahip olanı Kaymaklı Yeraltı şehri. Kaymaklı Yeraltı Şehri Derinkuyu Yeraltı Şehri Kaymaklı Yeraltı şehrini gezdikten sonra bir 10 dakika daha gidip Derinkuyu’ya ulaşabilirsiniz. Derinkuyu Kaymaklı’ya oranla daha dar ve dik. 50 metre aşağıya inceğimiz söylendi. En aşağıya yani kilisenin olduğu bölüme inerken dar bir koridordan geçmeniz gerekiyor. Aşağı inerken veya yukarıya çıkarken bağrınız. Aksi takdirde sıkışıp kalabilirsiniz. Bu dar koridorda bir turist kafilesiyle karşılaşılmasını hayal bile etmek istemiyorum. Roma’lı askerlerin zulmünden kaçmak için uzun süre yaşamaları gerektiği için Hristiyanlar, yeraltı şehrine saraphane, toplantı odaları dahil bir çok alan inşa etmişler. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Derinkuyu Ihlara Vadisi Derinkuyu yeraltışehrinden Ihlara Vadisine doğru yola koyulduk. Ihlara vadisi Kapadokya’ya gidenlerin genellikle gezi planına dahil ettiği bir yer ancak Aksaray’da yer aldığının bigisini verelim. Göreme merkezinede 1 saat 15 dakika uzaklığında olduğunu da ekleyelim. Tabelaları takip ederek giderseniz yol sizi vadinin orta girişine getiriyor. 14 km lik bir vadiden bahsettiğimiz için nereden giriş yaptığımızın çok önemi olmuyor bizim için. Yalnız yorucu bir ayrıntı var. Vadiye orta girişten yani Belisırma girişinden girerseniz 400 merdiven inip 400 merdiven çıkmanız gerekiyor. Vadiye indiğinizde sola doğru yürürseniz. 1.5 km uzakta gözleme yapan restaurantlar var. Müze ve örenyerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Ihlara Uçhisar Kalesi Ihlara vadiside bizi yıldıramadı yine güneşin batışını izleyecektik. Hem de Kapadokya’nın en yüksek noktasından izleyecektik. Bütün merdiven unsurunu barındıran gezi noktalarını da aynı gün içerisinde seçmemiz biraz talihsiz oldu ne yalan söyleyelim ama yine de karşılaştığımız manzaralar bizi motive ettiğinden yüzlerimiz gülüyordu. Bütün Kapadokya’yı kuş bakışı görebilceğiniz bir konumda olan kale, gün batışı için ideal nokta olabilir. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Uçhisar Museum Otel Uçhisar kalesinden yorgun, argın ve üşümüş olarak çıkış yapıyoruz. Bu yorgunlukla olmaz deyip bir kahve molası verelim diyoruz ki zaten akşam yemeği yemek dışında daha başka bir aktiviteye halimizde yok. Tüm merdivenleri başarıyla tüketmişiz. Bunun için deli kalorili şeyler yiyebiliriz tabiki. Museum otelin kendine ait bir restoranı bulunuyor. Lil’a restaurant, oldukça geniş bir menüye sahip olmanın yanında son derecede şık bir restaurant. Osmalı motiflerini her köşede görebiliyorsunuz. Yemek olmasa da kahve ve manzara için mutlaka uğrayın derim. 2.günün son durağı olarak Seten Restourant’ı belirledik. Göreme’de yer alan restaurant hakkındaki ayrıntılar için tıklayınız. 3.Gün Aşıklar Tepesi Güne erken başlamak bir alışkanlık oldu bizde, bugün de balonları göremezsek bayağı moraller bozulacaktı. Neyse ki şansımız yaver gitti ve balonların uçuş yapacağını öğrenip, hemen fırladık. Balon demişken biz hava şartları sebebiyle cesaret edemedik, balona binme işini erteleyip seyretme ile yetinmeye karar verdik. Balonları izlemek için en iyi nokta bence Aydın Kırağı Tepesi aynı zamanda Aşıklar tepesi olarakta anılıyor. Aman diyeyim internetten aşıklar tepesi diye yön bulmaya çalışmayın, çok uzaklara götürmeye kalkıyor. Arabayla belirli bir noktaya kadar gidip sonrasında en fazla 5 dakikada tepeye ulaşabiliyorsunuz. Sonrasında balonların birer birer havalanmasıyla görsel bir şölen başlıyor. İzlemek fotoğraf çekmek hepsi çok keyifli. Balonları uzunca seyrettikten sonra kahvaltı molası verdik ve 1 saatlik molamızda aniden başlayan kar yağışı sonrasında her yer bembeyaz oldu. Gezinin başından beri karlı da çok güzel olur buralar deyip duruyorduk. Bayağı şanslıydık ki 3 günde Kapadokya’yı beyazlara bürünmüş bir halde de görebildik. Aşıklar tepesi Göreme Açıkhava Müzesi Göreme açık hava müzesini son güne bırakma sebebimiz çok yakınımızda olmasından kaynaklanıyordu. Göreme açık hava müzesi kiliselerden oluşuyor desek yalancı olmayız. Göreme Açık Hava Müzesi’nde Kızlar ve Erkekler Manastırı, Aziz Basileus Kilisesi, Elmalı Kilise, Aziz Barbara Kilisesi, Yılanlı Kilise, Karanlık Kilise, Çarıklı Kilise ve Tokalı Kilise gezilebiliyor.(muze.gov.tr,2017) Karanlık Kiliseyi görmek istiyorsanız giriş ücreti haricinde 10 TL extradan ödemeniz gerekiyor. Biz merakına yenilenlerdeniz. Karanlık kiliseye terettütsüz giriyoruz. Burasını diğer kiliselerden farklı kılan duvardaki resimlerin son derece özenli bir şekilde korunması. Tüm figürler çok net ve fotoğraflamak kesinlikle yasak. Bu kadar canlı görünmelerinde iyi bir bakımın olduğunuda düşünmekteyiz, çünkü bayağı yağlı boya yapmış kurumaya bırakmışsınız havası var duvarlarda, çok beğendik. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Göreme Açıkhava Üçgüzeller Göreme müzesinde gezmedik yer bırakmadıktan sonra Ürgüp’e doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde olduğunu bildiğimiz Üç güzellere uğrama planımız var. Bayağı ne tabela var ne bir işaret, Göreme’den Ürgüp’e giderken solda kalıyor güzellerimiz bilginiz olsun. Ürgüp diğer gezdiğimiz yerlere göre daha büyük bir ilçe gibi geldi bize. Asmalı Konak Asmalı Konak’a vaktimiz olursa uğrayacaktık derken pat diye karşımıza çıktı, bizde uğramadan yapamadık. Dizide kullanılan bazı eşyalar hala duruyor bu konakta. 3 TL vererek burayı geebiliyorsunuz. Gezerken insan eskiyi hatırlıyor tabi çok flu olarak. Ne diziydi be diyorsunuz geziyi tamamladıktan sonra :) Turasan Şarap Fabrikası Asmalı Konak’ın hemen ilerisinde bulunan şarap fabrikasının satış ve tadım için ayrı bir bölümü bulunuyor. Daha önce hiç görmediğim bir ilgi ve sabır ile şarap ikramları yapılıyor. İstemiyorum desenizde bakıyorsunuz kadehler dolmuş. Herkesin damak tadı farklı tabi ama ben Turasan Öküzgözü ve Boğazkere’i ayrı bir övmek istiyorum. orta sertlikte ve içimi çok rahat ikisininde. Mustafa Paşa Sinasos olarakta anılan Mustafa Paşa Hristiyanlığın yoğun yaşandığı bir bölge, bu sebeple 30’a yakın kiliseyi bünyesinde barındırıyor. Aziz George, Aziz Vasilios ve Aziz Stefanos Kiliseleri ve Aziz Basil Şapeli bu kiliselerden öne çıkanlar. Kapadokya Sanat ve Tarih Müzeside bu bölgede yer almakta. Müze ve ören yerleri için giriş saatleri, ücretlerini derledik. Ayrıntılar için tıklayınız. Dönüş Dönüş zamanı yaklaştığı için ve gezeceğimiz yerleri büyük ölçüde verimli bir programla tamamladığımız için mutlu ve yorgun olarak Güzel Atlar Ülkesini yani Kapadokya’yı geride bırakarak Kayseri’ye doğru yola çıkıyoruz. Mutlaka gezilip, görülmesi gereken bu topraklar bizi çok etkilemeyi başardı, şimdiden bir daha ne zaman gitsek planları yapmaya başladık bile. Keyifli okumalar :) Bizce İlginizi Çekebilir... Kapadokya Müze Rehberi Yemeli-İçmeli Kapadokya

  • Keşiflerin Yeri: Münih | Sinegezi

    Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir... Keşiflerin Yeri; Münih 19.07.2017 | Gonca Kaya Paylaş Münih’i anlatmak daha önce gezmiş olduğum şehirleri anlatmaktan biraz daha farklı olacak benim için neden diye sorarsanız gittiğim ilk Avrupa şehri olmasının dışında, en çok gittiğim ve sadece tatil amaçlı en çok kaldığım şehir olur kendisi. Münih’in coğrafik yapısından bahsederek girizgah yapacak olursam; Münih Almanya’nın en büyük 3.şehri ve Bavyera eyaletinin başkentidir. Denizi olmasa da Isar gibi gürül gürül akan bir nehri vardır. Almanca anlamıyla Münih ‘keşiflerin yeri’ anlamına gelmekte ve bence mimari yapısı, yaşam standartları ve barındırdığı diğer bütün güzelliklerle; yüklenilen anlamın tam da karşılığını vermekte. Bir ayrıntı daha var. Münih nüfus olarak fazlaca Türk ve Balkan halkına ev sahipliği yapmaktadır. Ama en çok tabi ki Almanlardan sonra Türklere ev sahipliği yapmaktadır. Eee ne de olsa anlıyoruz güzel şehirlerden :) Şanlıyım ki Münih’te bir çok yeri gezme fırsatım oldu ve daha büyük bir şansım daha var, oda bolca Münih’i iyi bilen, orda yaşayan rehberlerimin olması. Öncelikle kendimce gezmezseniz olmaz diyebileceğim yerlerden bahsetmek istiyorum. Deutsches Museum Münihteki en büyük müze. Gerçekten tüm günü burayı gezmeye ayırmanızı tavsiye ederim. Deniz, kara ve hava taşıtlarından, fizik, bilim, matbaa, tekstil, maden araçlarına kadar binlerce parçaya sahip zengin ve ziyaret edilmesi gereken hem tarihi hem de teknolojik bir müze. Üstelik kapıları her gün 09.00-17.00 arası ziyaretçilerine açık. Cüzzi bir giriş ücreti var yok ben onu da vermek istemiyorum derseniz aramızda kalsın saat 16.00-17.00 arası girişler ücretsiz. 1 saat içinde müzeyi gezmek pek kolay olmayacaktır ancak kısıtlı vaktiniz varsa değerlendirilebilir. Kaynak: https://en.wikipedia.org/wiki/Deutsches_Museum St. Peter’s Church Avrupa’da kilise gezmeden olmaz tabi. :) Münih’in en işlek meydanlarından Marienpatz’da yer alan kilise iç ve dış mimarisiyle oldukça etkileyici. Bir de kulenin en tepesine çıkıp Münih manzarasının keyfini çıkarma gibi bir seçenekte sunuyor size. Ancak söylemeliyim ki merdivenler biraz dar, iniş ve çıkışlar aynı yerden yapılıyor. Küçük bir ayrıntı vermek gerekirse; Münih manzaralı fotoğraflar ve seyir keyfi için tam 314 basamak çıkmanız gerekiyor aklınızda bulunsun. Kaynak:https://www.flickr.com/photos/mbell1975/4489672205/in/photostream/ Marienplatz Münih’in en işlek meydanı eski ve yeni başarılı bir şekilde harmanladıklarını söyleyebilirim. Bir çok ünlü markanın mağazası, hediyelik eşyalar satan dükkanlar ve yorulduysanız kahvenizi yudumlayabileceğiniz veya yemek yiyebileceğiniz bir çok mekanı barındıran bir yer. Mesela Marienplatz’a kadar gitmişsiniz alışverişler yapmışınız, tabi sonrasında da karnınız açıkmış. O zaman size güzel bir öneri olarak Opatija’yı önerebilirim. Porsiyonlarıyla, fiyatlarıyla ve hizmetiyle sizi memnun edebilecek bir yer. Olympia Tower Bu defa manzara için çok fazla efor sarf etmenize gerek yok. Asansörle kulenin en tepesine çıkarak, Münih manzarasının tadını çıkartabilirsiniz. En üst kata geldiğinizde 200 metreden Münih'e kuş bakışı bakabiliyorsunuz. Kulenin yüksekliği ise 292 metreyi bulmakta. Güzel bir deneyim. Hava da açıksa şanslısınız demektir. Girişin ücretli olduğunu belirteyim. Rathaus Yine Marienplatz’da yer alan eski belediye binası, böyle eski belediye binası deyince insan sadece bina düşünüyor ama Rathaus o kadar büyük ve görkemli ki önünden geçip gidemiyorsunuz. Mimarisinden bahsetmeme bile gerek yok insanda hayranlık uyandırıyor. See Life Hemen Olympiapark' ta yer alıyor. Burada binlerce balık çeşidini büyük akvaryumların içinde görebiliyorsunuz. Gezmesi oldukça keyifli olan bir yer. Schwabing Münih’in en ünlü caddesi aynı Bağdat caddesine benziyor. Cafeler, barlar, restoranlar ve birçok ünlü mağazayı bünyesinde barındıran keyifli bir yürüyüş alanı. Burada Don Luca diye bir meksikan restoranı vardı. Aklınızda bulunsun gitmişken uğranabilecek güzel bir yer. Maximilianstraße Burası cep yakan ünlü markaların mağazalarının bulunduğu cadde oluyor. Marienplatza yürüme mesafesi kadar yakın gitmişken gezmek isteyenler için bir alternatif olabilir. Pinakothek der Moderne Modern bir müze gezmek isterseniz uğrayın bence ben gezerken çok keyif aldım. Biraz da doğal yeşillik alanlardan bahsedeyim. Vaktiniz varsa buraları es geçmeyin derim. Olympiapark ta gezebileceğiniz güzel yeşil bir alan var. Westpark Münih in bir diğer yeşil alanı. Çok büyük bir alana sahip şehrin yoğunluğundan uzaklaşabileceğiniz ve sakin vakit geçirebileceğiniz bir yer. Merkeze oldukça yakın içinde Çin, Tayland ve Japon bahçesi bulunuyor. Burada meşhur alman ekmeklerinden olan bretzel eşliğinde alabalık yemenizi tavsiye ederim. Bu alanların en güzel yani kolay ulaşılabiliyor olması. Orada yaşayanlar için çok büyük bir artı. Gıbta ettim doğrusu. Starnberger See Doğal yerler arasında benim için favori yerlerden birisi. Burası merkeze biraz uzak 35 dakika kadar. (İstanbul da yaşayanlar için en yakın yer mesafesinde (: ) Kartpostalı aratmayan bir göl çevresinde bir sürü restoran ve cafe var. Göl de tekne gezisi yapmak da mümkün, uzun ve kısa süreli turlar mevcut. http://www.muenchen.de/int/en/culture-leisure/sport-fitness/starnberg.html Münih Hayvanat Bahçesi Eğer vaktiniz varsa keyifli zaman geçirebileceğiniz oldukça büyük bir yer. Ancak güneşli bir gün seçmenizi tavsiye ederim aksi takdirde bizim gibi mahsur kalabilirsiniz. (Yağmur dolayısıyla 1 saat kadar mahsur kalmıştık.) Ancak Almanya genel olarak değişik bir iklime sahip bir gün çok sıcak olabilirken diğer bir gün çok soğuk olabiliyor. Hatta bu iklim değişikliğini aynı gün içerisinde de yaşayabiliyorsunuz. Skyline Park Eğlenmeyi çok seviyorum diyorsanız. Kocaman bir alana kurulmuş lunaparka bir gününüzü ayırabilirsiniz. Bir de çilek bahçeleri var. Gidip kendi çileğinizi toplayabiliyorsunuz. Üstelik istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz çıkarken sadece topladığınız kadarını satın alıyorsunuz. Kesinlikle çok zevkli tabi çilek zamanına denk gelirseniz ve vaktiniz varsa. Çilek bahçesinden bahsetmişken bir çok çiçek bahçesi de var. En güzel yanı buradan istediğiniz çiçeği toplayabiliyorsunuz, bahçelerde hangi çiçeğin ne kadar olduğunun yazılı olduğu bir tabela ve paraların atıldığı bir varil var. Ben başında duran kimseyi görmedim. Zaten gazete kutuları da aynı şekilde hemen hemen her sokakta mevcut. İnsanların birbirine güvenmesi böyle bir şey galiba onlar için doğal olan bu olay, ne kadar üzücü ki bana çok şaşırtıcı geldi. Herhalde bizim ülkemizin bu seviyeye gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekiyor. Gezilecek yerler listesine devam edecek olursak; altını çizerek hatta vurgulayarak söylüyorum Dachau’ ya mutlaka gidin. Dachau Toplama Kampı Nazi Almanya’sında açılan ilk toplama kampıdır. Münih’e yaklaşık 16 km mesafede bulunmaktadır. Sosyalist Alman işçi partsi ve Alman Ulusal Halk Partisi ile koalisyon hükümeti tarafından kurulan ilk düzenli toplama kampı.(22 mart 1933) . Almanlar 45 bin kişiye mezar olmuş bu yeri utanç duyarak sergiliyorlar. Gezerken tüyleriniz diken diken oluyor ve yaşanan vahşete insanlık ayıbına inanamıyorsunuz. Görsel videolar, resimler, anlatılanlar gerçekten çok ağır. Mutlaka görülmeli! Almanca ve İngilizce rehberlik hizmetleri var. Yahudilik ve toplama kampının tarihini anlatan kitaplar ve filmlerin satıldığı bir dükkanda mevcut. Avm gezmeden olmaz diyorsanız. Olympia Einkaufszentrum, Riem Arcaden ve Pep en büyüklerinden. Ulaşım konusundan bahsedecek olursak. Otobüsleri, tren ve metroyu kullanarak gidemeyeceğiniz yer yok gibi. Hatırlamadığım için burada çok ayrıntılı bilgi veremiyorum ama en azından içiniz rahat olsun diyebilirim. Son alarak bir itiraf; aslında daha önerilebilecek çok fazla yer var. Ama özetle önerebileceğim, turistlerin en çok ilgisini çeken yerler benim izlenimlerime göre böyle. Keyifli okumalar. :)

  • Kadıköy'de Kahve İçilesi Yerler | SineGezi

    Moda'da keyifli zaman geçirdiğimiz, kahvelerini içmeye doyamadığımız yerleri sizin için sıraladık... ​ Kadıköy'de Kahve İçilesi Mekanlar 06.09.2017 | Hande Samancı Paylaş Nereye gitsek diye düşünürken kendimizi hep bulduğumuz yerlerden biri Kadıköy/Moda. Tabi durum böyle olunca da Moda’da ki şirin mi şirin kafeleri keşfetmemek olmuyor. Keyifli zaman geçirdiğimiz, kahvelerini içmeye doyamadığımız yerleri sizin için sıraladık. Cherrybean Coffees Moda'daki diğer kahvecilerden farklı olarak geniş ve güzel bir arka bahçeye sahip olması mekanın en büyük avantajlarından biri olduğunu düşünüyorum. Büyük kalabalık gruplarında rahatlıkla tercih edebileceği, güzel tarçınlı kurabiyeleri yanında leziz kahvelerinden içip bahçenin keyfini çıkartabilirsiniz. Page Cafe and Gallery Duvarlarda ki tabloları ve geniş kütüphanesiyle içerisine girildiğinde insana huzur veren bir mekan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İster saatlerce oturup kahve eşliğinde kitap okuyabilir isterseniz kalabalık arkadaş grubuyla gidip ders de çalışabilirsiniz. Mekan içinde herkese uygun kısımlar bulunuyor. Güzel tatlıları ve kahvesi eşliğinde bir gününüzü rahatlıkla geçirebileceğiniz bir mekan ararsanız burası doğru bir tercih olacaktır. İstisna Tatlar İsmi gibi değişik ev yapımı tatlıları, dağ çilekli veya mandalinalı Türk kahvesiyle Moda'da dikkat çeken mekanlardan. Moda caddesi üzerinde bulunan sıcak, samimi ortamıyla devamlı gidilesi kahvecilerden olduğunu söyleyebilirim. Naan Bakeshop Diğer mekanlardan farklı olarak ekmekleriyle herkesin dikkatini çeken Naan Bakeshop Kadıköy'de en sevdiğimiz günün her saati gidilesi mekanlardan. Kahvaltı seçeneği dışında güzel ev yapımı tatlıları ve kahvesiyle de gönlümüzü kazandı. Mekanın güzel atmosferi eşliğinde mutlaka bir akşamüstü kahve eşliğinde tatlıları da denenmeli. Dört Kadıköy Sessiz sakin bir sokakta yer alan Dört Kadıköy tam gidip saatlerce çalışabileceğiniz bir mekan. Kafe çok geniş olmasa da geniş ahşap masalarıyla ve atmosferiyle güzel vakit geçirmek için seçilebilecek yerlerden. Ayrıca bir çok değişik kahvesi bulunmakta. Bu açıdan mutlaka tadılması gereken kahveleri ve yayında yiyebileceğiniz Trileçeleri, Brownieleriyle Kadıköy'deki en iyi kahvecilerinden. 180 Coffee Bakery Renkli ve sevimli dekorasyonu, Muffin, tart, NY cheesecake, kavanozda milföy gibi leziz mi leziz tatlıları ve filtre kahvesiyle Kadıköy'de mutlaka gidilesi mekanlar arasında yer alıyor. Bir hafta sonu gidip kahvenizi için ve güzel dekorasyonu eşliğinde bol bol fotoğraf çekin derim. :) Kropka Coffee & Bakery Bulunduğu konum itibariyle oldukça göz önünde olan Kropka Kadıköy'de tercih edilebilecek güzel atmosferi olan kahve mekanlarından biri. Mekanın içi de dış cephesi kadar güzel ve keyifli. Kahvesinin iyi olduğunu ilk başta söylememiş olsam da tabi ki anlamışsınızdır :) Ayrıca ev yapımı tatlıları da var daha ne olsun. Bir kahve alıp cam kenarına oturup bütün o Kadıköy'ün coşkulu kalabalığını sakince izleyebilirsiniz. Rafine Espresso Bar Kadıköy'de iki tane şubesi bulunan Rafine Espresso Bar kahve severler için önerebileceğimiz mekanlardan. Oldukça iyi ve kaliteli kahve yapıyorlar. Mekan olarak iki şubesi de çok büyük değil ama genelde her gittiğimizde rahatlıkla yer buluyoruz. Belkide bizim şansımız :) Ayrıca söylemeden geçmeyelim kahve yanında yiyebileceğiniz tiramisu, kabaklı cheesecake ve sandviç gibi seçenekler de var. Cheesecake'i kalp biz. Coffee Manifesto Coffee Manifesto'nun kahvesini ilk olarak İstanbul Coffee Festival'inde denemiştik ve kahvelerinin oldukça başarılı olduğunu düşünmüştük. Hala düşünüyoruz :) Kadıköy'de iyi ve değişik kahve içebileceğiniz yerlerden. Mekanın oldukça küçük olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Fatcat İlk başta isminin tatlılığıyla gönlümüzü fetheden Fatcat devamında da cheesecake ve kahvesiyle bu durumu devam ettirmiş oldu. Genelde mekanın kalabalık olduğunu söylesek yalan olmaz. Mekanında oldukça şirin olduğunu da düşünürsek Kadıköy'de gidilesi yerlerden biri.

  • Gaziantep | SineGezi

    Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz... Bir Tadımlık Gaziantep 28.02.2017 | Gonca Kaya Paylaş Bugüne kadar methini çok duyduğum gezmeyi ve bilhassa lezzetli yemeklerini tatmak istediğim güneydoğunun en eski şehirlerinden Gaziantep’teyiz. Gezimizi günü birlik ayarladığımız için daha bir heyecanlıyım. Kafamda acaba hava nasıl? Her yeri gezebilecek miyiz?, Tavsiye edilen yemekleri yemek için yeterli vaktimiz olacak mı? soruları dönüp duruyor. İlk sorumun cevabını almam çok uzun sürmüyor. İstanbul’da bıraktığımız soğuk havadan eser yok, bizi gayet güzel, güneşli bir hava karşılıyor. Gezimiz bir günlük olduğu için daha çok yemek odaklı bir gezi oldu. Rotamızı da genelde yemek üzerine belirledik ama bu akıllarda Gaziantep’e sadece yemek yemek için gidilir diye bir düşünce yaratmasın, Gaziantep kalesiyle, çarşılarıyla, hanlarıyla eski el değmemiş dokusunu koruyor. En azından Gaziantep merkez için bunları söyleyebilirim. Lezzetli yemekleri, sıcakkanlı, hoşsohbet insanı da gezinin bonusları oluyorlar. Her neyse ilk olarak, kahvaltı için önümüzde iki seçeneğimiz vardı. Birisi Katmerci Zekeriya Usta’nın katmeri, diğeri Metanet lokantasının Beyran çorbası. Biz tercihimizi katmerden yana kullandık. Gittiğimizde bütün masalar doluydu ve ustamız beklerken katmerin nasıl yapıldığını izlememiz için bizi içeri davet etti. Gördüğüm kadarıyla epey zahmetli bir iş. İncecik açılan bir hamur, bol antep fıstığı ve kaymak tabi odun ateşinde pişirildiğini de söylemeden geçmeyelim. Tadından bahsetmiyorum zaten çok nefisti. Bir de ustanın müşterilerine olan ilgisi de söylemeden geçemeyeceğim bir nokta ek olarak kendisi gelen turistlere rehberlik etsin diye haritalar bastırmış sağ olsun var olsun. İkinci durağımız Tarihi Zincilli Bedesten Çarşısı burası tam turistlere hitap eden bir han. Bakırcısı, takıcısı, baharatçısı, hediyelik eşyacısı kısaca ne ararsanız var. Buradan Bakırcılar Çarşısına geçiyoruz. Zaten bu çarşılar birbirine çok yakın. Bakır işçiliğinin Gaziantep’te 400 yıllık bir geçmişi varmış. Yani Gaziantep’e gelip bakır almamak olmaz, zaten görsel olarak çok güzel görünüyorlar, benim gibi bir şey almayı düşünmeyenlerde burada fikir değiştirebilirler. Ek olarak söylemeliyim ki fiyatları da oldukça makul. Bir başka çarşı Almacılar ya da diğer adıyla Elmacılar pazarı. Aklınıza gelebilecek her çeşit baharat var isot, zahter ünlülerinden. Diğer yandan tatlı sucuk, muska ve kuruyemiş olarak antep fıstığı pazarın gözde ürünlerinden. Çarşı Pazar gezilerimizden sonra bir kahve molası verelim dedik ve soluğu hemen yakındaki Tarihi Tahmis Kahvesinde aldık. Bahsedildiği kadar güzel bir yer. Menengiç kahvesi(fıstıklı kahve) oldukça meşhur olduğu için ondan içelim dedik yanına da nostalji çerezinden aldık. Keyifli molamızdan sonra sıra Gaziantep Kalesinde, kalenin görüntüsü Gaziantep’in yaşanılan en eski kentlerden olduğunu kanıtlar nitelikte ve çok güzel görünüyor. Şehrin tam göbeğinde ki kaleden kuş bakışı Gaziantep’i görebilirsiniz. Birde kalenin içinde Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi var. Kaleye gitmişken gezilmeli mutlaka! Kalenin yakınlarındaki Emine Göğüş Mutfak Müzesi ne de uğradık yakındayken açıkçası biraz daha farklı bekliyorduk. Mutfak malzemeleri, sofra düzeni sergilenmekte ancak yemek çeşitleri duvarlara asılan tablolar ve resimlerden ibaret kalmış. Ama Türkiye’de açılan ilk mutfak müzesi olması takdir edilecek bir ayrıntı. Ve buradan şehir merkezinden biraz uzakta olan Meşhur Halil Ustaya gidiyoruz. Zeugma müzesinin arkasında kalıyor. Tam bir esnaf lokantası burası, duvarları ünlü resimleriyle dolu ve en güzel yani Halil Usta da kafanızı karıştıracak bir menü yok. Salata, karışık et tabağı ve sonrasında gelen küşneme var ve hepsi ayrı ayrı çok lezzetli. Başlangıcı yaptığımız salata gerçekten efsane hatta içinde hangi baharatlar olduğuna dair bayağı kafa yorduk sonunda nane, sumak ve nar ekşisi olduğuna karar verdik, yanlışımız varsa affola. Etler ve tabi küşneme de ayrı bir lezzetliydi. İlgi alaka zaten bahsetmeme bile gerek yok. Bir de kasaya geldiğinizde yapılan indirimde yüzünüzü gülümseten ve memnuniyetinizi arttıran etkenlerden. Halil usta yemeğimizi yedikten sonra tavsiyeler üzerine Koçak baklavadan baklava almaya gidiyoruz. Görünen köy kılavuz istemiyor zaten anlatmıyorum direk tadın diyorum. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Sonrasında Tütün Hanının içinde bulunan Mağara Cafe ye gidiyoruz. Burası da son derece hoş otantik bir yer hem dışarıda avluda oturabiliyorsunuz hem de adından anlaşıldığı gibi mağarada oturabiliyorsunuz. Son olarak Gaziantep’in ünlü mekânı İmam Çağdaş ’tayız, buraya da uğramadan gitmeyelim dedik. Menüsü oldukça zengin bir yer. Burada da lahmacun yiyelim dedik. Gerçekten çok şahaneydi. Tavsiye edilir. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Dolu dolu güzel bir gün geçirdik, gezdiğimiz yerler, tattığımız yemekler, gördüğümüz ilgi alakanın yanında ne kadar yorulduğumuzdan bahsetmeyeceğim. Bunlar tatlı yorgunluklar:) Bizce İlginizi Çekebilir... Şanlıurfa Halfeti

  • Alaçatı Gezi Rehberi | SineGezi

    Uzun zamandır, Çeşme'nin tatlı bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsat bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık... Alaçatı Gezi Rehberi 20.05.2019 | Gonca Kaya Paylaş Uzun zamandır, Çeşme'nin popüler bölgesi Alaçatı'ya gitmek istiyorduk. Sonunda bir fırsatını bulduk ve soluğu Alaçatı'da aldık. Mayıs ayının başı olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde, sokakların oldukça canlı ve kalabalık olduğunu söyleyebiliriz. Alaçatı'da ulaşım konusu; biz İzmir Havalimanından araç kiralayarak Alaçatı'ya gitmeyi tercih ettik. Eğer Alaçatı dışında bir yere gitmeyecekseniz, özel araçla gitmenizi tavsiye etmeyiz. Ancak bizim gibi çevre bölgelere de gitmeyi planlıyorsanız araç iyi bir fikir olabilir. Bir ayrıntı; aklınızda bulunsun çarşı öğlen 11'de trafiğe kapanıyor. Diğer önemli konu; konaklama. Alaçatı'da bir çok otel, pansiyon seçeneği var. Hem zevkinize hem de bütçenize uyan bir otel rahatlıkla bulabilirsiniz. Örnek biz Vintage Otel'de konakladık ve çok memnun kaldık. Diğer gezilerimizden çok değil bir tık farklı olarak Alaçatı gezimiz; yemek ve içmek üzerine planlanmış bir gezi oldu. İşin doğrusu bu kadarını biz de beklemiyorduk. Gelelim bizim gezimizin ayrıntılarına; İlk durağımız Bumba Breakfast oluyor. Kahvaltıda yok yok diyebiliriz. Hem göze hem de mideye hitap eden kahvaltıda salçalı yumurta ve nane reçeli favorilerden oldu. Mutlaka listeye eklenmesi gereken bir yer. Kahvaltının ne güzel gider derken kendimizi Köşe Kahve'de bulduk. Sanırız bu kadar doğru bir isim düşünülemezdi. Biz yönümüzü tamamen buraya göre belirlemiş olabiliriz. Diğer mekanlardan kısaca bahsedeceğiz. Ancak öncesinde itiraf edelim: mekan konusunda çok cesur davranmadık. Klasiklerden gittik daha fazla vaktimiz olsaydı, listemizde denemek istediğimiz bir çok mekan daha vardı. Kısa kısa mekanlar: Dutlu Kahve; sadece kahve içmek için uğrayabildik. Yemek ve alkol servisleri de var. Sakin ve keyifli bir akşam yemeği düşünüyorsanız tercih edebilirsiniz. İmren Pastanesi; buranın dondurması bayağı övülmüştü ancak bize çok standart geldi. Dondurmayı çok tutmasakta ;damla sakızlı lokum, kurabiye ve reçellerine şans verin deriz. Kumrucu Hikmet; Kahvaltıyı sıkı yaptıysanız, akşama da çok varsa bu arayı bizim gibi kumru yiyerek değerlendirebilirsiniz. Kumrucuların bulunduğu bölge Tarihi Yeldeğirmenlerine çok yakın, gün batımına yakın giderseniz, günü burada batırabilirsiniz. Bu da bir Alaçatı ritüeli aklınızda bulunsun. Traktör ; gece gidilecek mekan olarak listemize eklemişiz ancak kendimizi burda kahve içerken bulduk. Kahvesi başarılı, ortamı keyifliydi. Eflatun ; kısıtlı zamanınız olunca akşam yemeği için mekan seçmek zor oluyor. Biz birçok araştırma ve kritik sonrasında Eflatun'u tercih ettik. Oldukça ilgililerdi. Avokadolu karides çok başarılıydı. Diğer mezeleri bilindiklerden seçtik, hepsi de lezzetliydi. Zeplin; akşam yemeğinden sonra bizim gibi Zeplin'de bir şeyler içip, keyifli bir akşam geçirebilirsiniz. Asma Yaprağı; bu mekanla ilgili çok fazla yorum yapıldı. Akşamları çok kalabalık olduğu ve serviste sıkıntılar yaşandığı söylendiğinden biz öğlen gitmeyi tercih ettik. Yediğimiz her mezeye bayıldık diyebiliriz. Ancak ne yalan söyleyelim, burası akşam daha bir keyifli olur. Akşam gidecekseniz rezervasyonunuzu yaptırmayı unutmayınız. Ek olarak akşam rezervasyonları için 10 yaş altı çocuklu aileleri kabul etmiyorlar. Alaçatı'nın her köşesinde, sokağında, kapısında, penceresinde fotoğraf çekilip; Alaçatı'ya az da olsa doyduktan sonra Delikli Koy'a gidelim diyoruz. Deniz bizi çağırıyor diyebiliriz. Burada halk plajı bölümü var, bir de şu bolca fotoğrafı ile karşılaştığımız kayaların olduğu taraf var. Delikli koyu biz sevdik, burada herhangi bir tesis yok, herkes kendi kafasına göre takılıyor. Tesis olmadığı için hazırlıklı gelmekte fayda var. Son olarak; Alaçatı gezilecek yerleri araştırırken Kemal Paşa caddesi, Hacımemiş mahallesi gibi ayrı başlıklar gördük ancak öyle bir rehber hazılayamadık çünkü Alaçatı çok küçük bir yer ve turlarken mutlaka hepsini göreceğinizin garantisini verebiliriz. Bizim tavsiyemiz sokak isimlerini bırakın ve gezinizin tadını çıkarın.

  • Zaika | SineGezi

    Kaş’ta meyhanelerin aksine et restoranları daha az. En güzel eti, keyifli bir ortamda nerede yerim derseniz bence en doğru adres Zaika... Kaş’ta Bir Ocakbaşı Macerası: Zaika 03.08.2016 | Hande Samancı Paylaş Kaş’ta meyhanelerin aksine et restoranları daha az. En güzel eti, keyifli bir ortamda nerede yerim derseniz bence en doğru adres Zaika. Öncelikle söylemeliyim ki Zaika herkesin kendine göre bir şey bulabileceği bir menüye sahip. Kırmızı et yiyemem diyenler için tavuk eti ve bunlara ek olarak tabi ki meze, salata çeşitleri mevcut. Yalnız hazır Ocak başına gitmişken, kırmızı eti de benim gibi tadan birçok kişi tarafından övülüyorken, kırmızı etle de bir sorununuz yoksa kebaplarını denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Benim iki kere gitme fırsatım olduğundan ve ay o arkadaştan biraz diğerinden biraz derken bir çok şeyi deneme şansım oldu. Şaşlık çok tercih edilenler listesinde; yedikten sonra doğru bir tercih yapmışım diyeceğiniz cinsten bir lezzet, diğer yandan oranın ismini taşıyan Zaika kebabı ve beyti kebabını da denedim. Hepsi başarılıydı. Şaşlık’tan ayrıca bahsetmek isterim, her gittiğinizde bulamayacağınız bir çeşit sebebi de yapım aşamasının uzun sürmesi bu yüzden gitmeden önce rezervasyonunuzu yaptırırken bu taddan yoksun kalmamanız adına ayrıca söylemelisiniz. Bunların yanında gavurdağ salata, Lübnan veya Hatay usulü patlıcan ezmesini söyleyebilir (tabiki başka çeşitlerde var bunlar bizim öncelikli seçimlerimizdi) ve meşhur incir tatlısıyla yemek kapanışını yapabilirsiniz. Önemli bir ayrıntı olarak, yediğiniz çoğu şeye fazla para ödemeden memnun ve mutlu bir akşam geçirebileceğiniz bir mekân. Dilerseniz menü ve fiyatlara Zaika’nın internet sitesinden ulaşabilirsiniz > www.zaikaocakbasi.com/adilFiyat.html . Fiyatların yanında ortamı ve müzikleri gayet iyi. Bunlara ek garsonları ilgili ve güleryüzlüler. Eğer yolunuz bir gün Kaş’a düşerse gidebileceğiniz ve pişman olmayacağınız bir yer olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Ancak unutmayın rezervasyonsuz giderseniz kapıdan geri dönme olasılığınız çok yüksek, bir hatta iki gün önceden mutlaka yer ayırttırmanızı tavsiye ederim. Afiyet olsun…

  • Gün Doğmadan | SineGezi

    Viyana treninde bir çiftin kavgası yüzünden yer değişikliği yapan Fransız yüksek lisans öğrencisi olan Celine Amerikalı Jesse ile bu sayede tanışır ve ... Gün Doğrmadan (Before Sunrise) - 1995 04.10.2016 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8.1/10 Beyaz Perde : 4,3/5 Tür : Romantik Süre : 105 dk Yönetmen : Richard Linklater Oyuncular : Ethan Hawke, Julie Delpy Senaryo : Richard Linklater, Kim Krizan Viyana treninde bir çiftin kavgası yüzünden yer değişikliği yapan Fransız yüksek lisans öğrencisi olan Celine, Amerikalı Jesse ile bu sayede tanışır ve filmimizin hikayesi burada başlar :) Tren yolculuğu boyunca olan diyalogları o kadar iyi ki canınız sıkılmadan sırf iki kişinin konuşmasını izleyebiliyorsunuz. Hal böyle olunca ikilinin birbirinden etkilenmesine de pek şaşırmıyorsunuz. Birbirlerinden o kadar etkileniyorlar ki; Jesse cesaret edip Celine’e belki de ikisinin de hayatları boyunca unutamayacağı bir teklifte bulunuyor; tabi Celine kabul ederse :) Teklifin ne olduğunu mecbur söylüyoruz; Jesse Viyana’da inecek ve öbür günde oradan ayrılacağı için Viyana’ya geldiklerinde Celine’nin de onunla inmesini ve bir günü onunla geçirmesini teklif ediyor. O sırada sizde benim başıma gelse iner miyim acaba soruları ile meşgul oluyorsunuz. Çok meraklandırmayalım kimseyi bence bu filmde olay akışından çok diyaloglar ön planda ondan Celine’nin cevabını da hemen paylaşıyorum: Celine tabi ki evet diyor ve önlerindeki 14 saati birlikte geçirmek üzere trenden iniyorlar. Viyana sokaklarında hiçbir şeyi dert etmeyip sadece konuşup, eğlendikleri dakikalar sizi de içine alıyor. Genel anlamda romantik film sevenlere önerebileceğim bir yapım. Filmi izledikten sonra “Böylede biter mi?” diyorsunuz ama üzülmeyin. 9 yıl sonra filmin devamı çekilmiş ve o da çok beğenilmiş. Yani şimdi izlerseniz devamını da ardından izleyerek aklınızda fazla soru işareti kalmadan seriyi tamamlayabilirsiniz. İyi seyirler :)

bottom of page