top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Prag Yeme-İçme Rehberi | SineGezi

    Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız... Prag Yeme-İçme Rehberi 03.01.2019 | Gonca Kaya Paylaş Mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vermek gerekirse; Prag çok turistik bir şehir olduğu için rezervasyon yapmadan istediğiniz bir yere gidip, beklememeniz hemen hemen imkansız. Bu dönemsel ve saat olarak değişiyordur ancak bizim genel gözlemimiz bu şekilde, paylaşmak istedik. Gelelim Prag’ta gitme fırsatımız olan mekanlara; Cafe Louvre Adres: Národní 22 Prague 1 , 110 00 , +420 724 054 055 1902’den beri hizmet veren ve Nazım Hikmet’in de Prag’ta bulunduğu dönemde sıklıkla gittiği kafelerden olan Cafe Louvre’a tatlı molası için veya yemek yemek için uğrayabilirsiniz. Lokál Dlouhááá Adres: Dlouha 110 00 Prague 1, +420 734 283 874 Çeklere özgü yemekleri tadabileceğiniz, güzel bir mekan. Rezervasyonsuz giderseniz, biraz bekleyebiliyorsunuz. Ancak umutsuz olmayın sıranın size gelmesi çok uzun sürmüyor. Ünlü yemeklerinden kızarmış peynir ve Goulash söyleyebilirsiniz. Ancak yemeğin yanına ekmek veya patatesi ekstra söylemeniz gerekiyor. İçecek olarak kendi üretimleri olan Dark Beer'dan denemenizi tavsiye ederiz. Menü detayı: http://lokal-dlouha.ambi.cz/en/menu?id=11880 HillBilly Adres: Pplk. Sochora 974/21, 170 00 Praha 7, +420 774 156 735 Dolu dolu bir hamburger yemek istiyorsanız, tavsiye edebileceğimiz bir mekan. Hamburgerleri hem göze hitap ediyor hem de oldukça doyurucu. Ayakta kalmak istemiyorsanız, rezervasyon yapmakta fayda var. Prague Beer Museum Adres: Smetanovo Nabrezi 22, +420 732 330 912 Biranın su ile yarışacak derecede uygun olduğu bir memlekette bira tadımı yapmadan olmaz. Damak tadınıza uygun birayı bulmak için 5 çeşit olarak menüde yer alan seçeneklerden birini tercih edebilirsiniz. Prag Beer Museum 2 farklı yerde bulunmakta, biz Smetanovo Nabrezi bölgesinde bulunan şubesine denk geldik. Keyifli bir akşam geçirdik. Hemingway Bar Adres: Karoliny Svetle 26, Prague 1, +420 773 974 764 Tüm kokteylleri kendi tariflerinden oluşan, küçük ve şık mekan. Garsonlar oldukça ilgili, kokteyl içeriklerini danışabilirsiniz. Kaynak: https://www.hemingwaybar.cz/bar-prague/ Anonymous Bar Adres: Michalská 12, Prague 1 Konsept olarak bayağı beğendiğimiz mekan; kokteyller konusunda da bizi üzmedi. İlginç sunumlarını izlemek için bile gidilebilir. Kaynak: http://www.anonymousbar.cz/en#4 Sokak Lezzetleri Christmas döneminde Prag'ta bulunduğumuz için bolca ayaküstü atıştırma fırsatımız oldu. Sokak lezzetlerinin en birincisi bizce Çek'lerin meşhur tatlısı Trdelnik idi. Bunun dışında hot dog ve patateste ağırlıklı olarak satılan aperatif yiyecekler arasında idi. Not alıp uğramayı düşündüğümüz ancak zamansızlıktan gidemediğimiz mekanları da aşağıda paylaşıyoruz: Absintherie U MEDVIDKU Dish Burger Cafe Letka Bugsy’s Bar U Fleku Cafe Savoy Kavarna Slavia Super Tramp Coffee SineGezi keyifli geziler diler :)

  • Kopma | SineGezi

    American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim.. Kopma (Detachment) - 2011 31.10.16 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 7.7/10 Beyaz Perde : 3.6/5 Tür : Dram Süre : 100 dk Yönetmen : Tony Kaye Oyuncular : Adrien Brody, Marcia Gay Harden, James Caan Senaryo : Carl Lund American History X filminin yönetmeni Tony Kaye’nin Detachment ile sinema dünyasına karamsar ama bir o kadarda gerçekçi bir film kazandırdığını söylerebilirim. Siyah beyaz belgesel röportajları, eskitilmiş görüntüleri ve sıçramalı kurgusu filme değişik bir bakış açısıyla bakmamızı sağlıyor. Filmin başrolünde sevdiğim oyuculardan Adrien Brody yedek öğretmen Henry Barthes'ı çok iyi canlandırıyor. Brody’nin tavırları ve replikleriyle filmde şahane bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Adrien Brody'e ek filmin kadrosu Christina Hendricks, Lucy Liu, Marcia Gay Harden ve James Caan gibi tanınmış başarılı oyunculardan oluşuyor. Kadro bu kadar iyi olunca da eleştirilecek bir oyunculukta söz konusu olmuyor. Gelelim konumuza, Henry Brarthes yedek öğretmen olarak okullara kalıcı öğretmen gelene kadar görev yapan bir adamdır. Öğrencilerle veya etrafındaki insanlarla bağ kurmadan geçmişten gelen anılarından kurtulamayarak bir yaşam sürmektedir. Son iş bulduğu yer ise sorunlu ve vasatın bile altında öğrencilerin olduğu bir okuldur. Barthnes garip bir şekilde bu okuldaki öğrenciler ve öğretmenlerle duygusal bir bağ kurar ve geçmişiyle yüzleşmeye başlar. Film bir yandan Barthnes'ın kendi varoluşunu sorgularken bir yandan da bozuk eğitim sistemine dikkat çekiyor. Filmi okul-öğretmen konseptli diğer filmlerden ayıran en önemli şey; okula gelen yeni öğretmen okulu yada öğrencileri kurtarıp kahranman olmuyor. Bu açıdan farklı bir bakış açısıyla çekilmiş bir film izliyeceksiniz. Filmin açılışı Albert Camus’nün Yabancı’sı “Ve hayatımda aynı anda hiç böylesine kendimden kopmuş...ve bir o kadar da kendimde hissetmemiştim” ile yapılıyor. Filmin daha girişinde kopma psikolojisi izleyiciye yansıtılıyor. İzlerken bir çok şeyi sorgulamanıza ve düşünmenize neden olan bu filmi izlemenizi tavsiye eder iyi seyirler dilerim. :)

  • İletişim | Sinegezi

    Bize buradan yazarak ulaşabilirsiniz. Sevgiler SineGezicilerden :) Ad E-Posta Konu Mesaj Gönder Mesajınız için teşekkür ederiz!

  • Barcelona | SineGezi

    Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma... Trajikomik Barcelona Seyahati 15.04.2017 | Gonca Kaya Paylaş Son derece spontane Barcelona gezimi kaleme alıp, anılarımı tazelemek bir de az buçuk size rehber olayım diyerek, başlıyorum sevgili yazıma. Brüksel’den Rynair aracılığıyla Barcelona’ya gittik. Öğrenci bütçesi için son derece ideal Rynair’dan ayrıca söz edeceğim, insanın ucuz uçak bileti için katlandığı durumlar bayağı komik olabiliyor. Neyse bir ekim akşamı Rynair’la kazasız belasız 3 arkadaş Barcelona’ya (El Prat Havalanına ) varıyoruz. Havaalanından şehir merkezine yani Catulunya’ya otobüs aracılığıyla çok rahat bir şekilde gidiyoruz. Ekim sonu olmasına rağmen inanılmaz güzel bir hava olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Atmosfer, hava ve Barcelona çok güzel ama kalacak yer ayarlamadıysanız biraz panik havası olmuyor değil. İnternetten birkaç hostel ismine bakmıştım ancak not aldığım kağıdı unutunca hepsi puf oldu uçtu. Neyse ki wifi denen bir şey var. Cafeye wifi sorarak giren tipik turistlere dönüştük hemen. Baktık baktık ancak karar veremedik, bir kaç tanesini not edip yola koyulduk. İnternette bulduğumuz hosteller biraz tırt çıktı. Tesadüf eseri Barcelona’nın meşhur caddelerinden La Rambla ’da tam da Barcelona Üniversitesi karşısında bir Hostel bulduk. Hemen yerleşip ortalığı keşfe çıktık 4 günümüzü en iyi şekilde değerlendirmek istiyorduk. Kısa gezintimiz esnasında Hostelimizin Casa Mila' ya çok yakın olduğunu keşfettik. Yaratıcılıkta sınır tanımayan ve Barcelona’ya mimari açıdan imzasını atan Antoni Gaudi ’in eserlerinden Casa Milla beni oldukça etkiledi. Mutlaka gezilmesi ve bol bol fotoğraflanması gereken bir yer. Şehir merkezinin yakınlarındaysanız ilk olarak buradan başlayabilirsiniz. Ulaşım Ulaşım açısından çok kalmayacaksanız size önerim şehir merkezinden hareket eden Turist otobüslerini kullanmanız. Aklınıza gelebilecek bütün Turistik yerleri bu otobüslerle gezebilirsiniz. 3 farklı rotayı izleyen 3 farklı renkte otobüs mevcut. Bilet aldığınızda size harita birde çeşitli yerlerde müze, restoran, gece klübü vb yerlerde faydalanabileceğiniz indirim kuponları da hediye ediyorlar. Biletler ne kadar derseniz 1 günlük 26 euro, 2 günlük 34 euro cıvarında. Bunun dışında Barcelona büyük bir şehir metro, otobüs veya taksi kullanarak gitmek istediğiniz yere rahatlıkla gidebilirsiniz. Biletlerinizi toplu alırsanız indirimde oluyor. Örnek vermem gerekirse tek bilet için 2euro ödemek yerine 10 bilet alıp 10.2 euro ödeyebilirsiniz. Veya daha da kolaya kaçıp Barcelona kart alabilirsiniz. Ulaşımın yanı sıra ücretsiz bir şekilde müzelere de giriş yapabileceğiniz bu kart gerçekten avantajlı olabilir. Biz bu seçeneği sonradan keşfettiğimizden Turist otobüsleriyle idare ettik. İlk durağımız hepimizin çok merak ettiği: La Sagrada Familia Bakmalara doyamayacağınız yapı Gaudi’nin en önemli eserlerinden ve şehrin simgesi. 1882 yılında inşasına başlanan eserin inşası hala devam etmekte olup 2026-2028 gibi tamamlanması planlanmakta. Hala tamamlanmamış olsada inanılamaz güzel bir görsele sahip kendisi. Kilisenin bitmiş halini merak edenlere şu videoyu izlemelerini öneririm > Video için bir tık :) Dışından yeterince etkilenen biz, bazilikanın içine girmeme gibi bir hata yaptık. Siz siz olun yapmayın öyle şeyler :) İkinci Durak olarak Gracia' ya uğrayabilirsiniz. Üçüncü durağımız meşhur Park Güell Gaudi bu sefer de La Sagrada Famillia’dan sonra iddialı bir yapı ile karşımızda. Oldukça geniş bir alana kurulu olan parkta güzel vakit geçirebilir bolca fotoğraf çekilebilirsiniz. Museu Gaudi de ziyaret etmek isteyeceğiniz yerlerden olabilir. Size önerim hediyelik eşyaları dönüş yolunda almanız zira parkın içinde seyyar satıcılar var. Dükkanlara nazaran daha farklı ve uygun hediyelikler bulabilirsiniz. Biz çok kilise gezmek istemediğimizden Reial Monestir de Santa Maria de Pedrlbes ’i pas geçiverdik. Gotik tarzı mimariye ilgi duyuyorsanız ve bol vaktiniz varsa uğramanızı öneririm. Bir sonraki durağımız Barcelona Futbol Stadyumu ; gitmesek olmazdı. Çok meraklılara stadyum turu yapmalarını ve müzeyi gezmelerini öneririm. Diğer bir keşif yeri olarak Plaça d’Espanya meydanı evet nereye baksanız bir eser göryorsunuz bu meydanda Venetian kuleleri, Les Arena binası ve hemen yakındaki Katalan Ulusal Sanat Müzesi (MNAC). 1 gün içinde ancak bu kadar yer gezebiliriz diyerek turistik gezimizi o günlük sonlandırdık. Kahvaltı ve öğlen yemeğini aberatiflerle geçiştirdikten sonra akşam yemeği için güzel bir yere gitmeye karar verdik. Tavsiye üzerine Placa Reial meydanında yer alan Les Quiniz Nits adındaki restorana gittik çokta memnun kaldık. Ayrıntılar için bi tıklayın bence :) Son derece memnun kaldığımız akşam yemeğimizden sonra son derece spontane takılıp, ilk içki bedava kampanyalarından faydalanıp epey bir club gezdik. İsimlerini ne yazık ki not etmemişim. Sonrasında internetten araştırdığımız Club Apolla ’ya yol aldık. Saat gece 12’yi geçmesine rağmen inanılmaz bir kuyruk vardı. Bir de sırada bekleyen ergenleri görünce vazcaydık. Geceyi Mc Donald’s ta sonlandırmış olabiliriz. Zira oreolu Mc Flurry’ye karşı özel bir ilgimiz vardı :) Nereler meşhurmuş sonrasında öğrendim CDLC, Shoko ve Opium Mar tercih edilebilir. Diğer Bloggerların yalancısıyım. Bir sonraki gün uyandığımızda külçe gibiydik ama yılmadık. Kahvaltımızı yapıp, kahvemizi alıp (gözünü sevdiğim kafein) yola koyulduk. Bir sonraki günümüzü daha sakin geçirmeye karar verdiğimizden çokta acele etmeden keyifli bir şekilde yola koyulduk. İlk durağımız Teleferic de Montjuic oldu. Teleferiğe binip kuş bakışı Barcelona manzarasının keyfini çıkardık. Torre Agbar ’ı yakından göremesekte uzaktan gördük. Ben şahsen ne mana dedim :) Barcelona gibi tarihi dokusu olan bir şehire modern dokunuş mu yapmak istemişler anlayamadım. Sonraki durağımız Port Vell Port Vell de gidebileceğiniz bir çok yer mevcut. Denizcilik Müzesi (Museu Maritim), Barcelona Akvaryumu, Catulunya Tarihi müzesi ve Maremagnum Alışveriş Merkezi . Bizim düştüğümüz hataya düşüp alışveriş merkezini gezmenizi önermiyorum. Zira Rynairla döneceğimizi ve sadece tek parça el bagaji hakkımızın olduğunu unutup kışlık kazaklar alma gafletinde bulunmuşluğumuz var. Sonu acı bitti tabi. El çantama sığdıramadığım kazakları uçağa binerken giyinmek durumunda kaldım. Bir de montum vardı. Tabi arkadaşlarımın ve diğer yolcuların da aynı durumda olmaları biraz olsun içimi rahatlatsa da, bu olay bizim için traji komik bir anı olarak kaldı. Rynairla ilgili paylaşmazsam olmaz bir bilgi daha var uçak biletini alırken veya check-in yaparken firma herhangi bir koltuk ayırmıyor size, bu da komik manzaralara sebep olabiliyor. Uçağa koşmak gibi mesela :D Yazıyı çok uzatmak istemiyorum. Geri kalan tavisyelerimi daha kısa vereceğim: Mercat De La Boquria ’ya meşhur yiyecek pazarına mutlaka gidilmeli. İspanyolların en ünlü yemeklerinden Paella mutlaka denenmeli. Deniz mahsülü sevmeyenler içinde çeşitleri mevcut. Meşhur tapasları da unumamak lazım. İspanyollara özgü küçük aperatif yiyeceklerden bahsediyorum. Biz direk Tapa Tapa diye bir yere gittik. Tapa Tapa’yı birkaç yerde gördük ve turist otobüslerine aldığımız biletin yanında verdikleri indirim kuponları Tapa Tapa da geçerliydi olduğu için tercihimizi oradan yana kullandık. Porsiyonlar( bayağı küçüktü) bizi ne kadar şoke ettiyse artık indirim kuponumuzu kullanmayı da unuttuk. Acaba sonra yine Mc Donald’s a mı gittik tam hatırlayamadım ama kesin gitmişizdir. Gece eğlencesi için sokaktaki bilet satmaya çalışan tiplere çokta güvenmeyin. Bol fotoğraf çekilmeli. Dar sokakları es geçmeyin. Bisiklet kiralayın şehrin keyfini geniş güzel caddelerinde ara sokaklarında kaybolarak, yeni yerler keşfederek çıkartın. Vakit varsa Andorra’ya gidilmeli. Çok ucuzmuş. Marka çantalar yerlerde geziyor diyorlar vallahi. Gidemedik acımız büyük. (Parantez bagaj hakkınız varsa tercih edin) Ve son olarak turist olmanın tadını çıkarın. Anılarınızı not edin sonradan okuyunca çok tatlı oluyor. Keyifli okumalar :)

  • Körlük | SineGezi

    Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı... Körlük - Jose Saramago 19.12.2015 | Nesrin Ergün Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş. Kitap insanların yavaş yavaş görme yetilerini kaybetmeleri üzerinden oldukça sert bir dille toplum eleştirisi yapıyor bana kalırsa. Anlatılanlar distopik gibi gelse de korkutucu, yaşanmaz olarak gördüğümüz her şeyi her an yaşayabileceğimizi bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan körlük üzerinden açık bir şekilde suratımıza çarpıyor. Kitapta kör olan insanlar karanlığa değil de aydınlığa gömülüyorlar. Bu bile yazarın ciddi kavramları ironileştirmesini gözler önüne seriyor. Kitap çok hızlı başlamışken ortalarda temposu yavaşlamış gibi dursa da kitabın bu bölümleri benim gözümde çok değerli. İnsanların aslında nasıl zayıf olduğunu ve kişiliklerini nasıl kaybettiklerini çok sıkı bir olay örgüsü ile bizlere aktarmayı başarıyor yazar. Kitap körlüğü baz alarak görüyorken de aslında ne kadarını gördüğümüzü sorgulamamızı sağlıyor. Keyifli okumalar :) Paylaş

  • Marslı | SineGezi

    Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış... Marslı (The Martian ) - 2015 30.10.2017 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8/10 Beyaz Perde : 4,4/5 Tür : Bilim Kurgu, Aksiyon, Gerilim, Macera Süre : 141 dk Yönetmen : Ridley Scott Oyuncular : Matt Damon, Sean Bean, Kate Mara, Sebastian Stan, Jessica Chastain Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış. İlk olarak film hakkında bir şey söylemem gerekirse izlerken son dakikaya kadar sizi içine aldığı o gerilim duygusundan bir türlü kurtulamıyorsunuz. Gerilim üstüne gerilim yaşanıyor. Marsta hayat zor tabi. Filmin konusunda gelelim; Marsta keşfe çıkmış bir takım güzide insan topluluğu bir talihsizlik sonucu bir fırtınaya yakalanırlar. Fırtına sırasında ise ekip üyelerinden Mark Whitney (Matt Damon) o karmaşada öldü sanılır ve Mark kendini Marsta bir başına, idare etmesi gereken azcık yemeğiyle çaresiz bir şekilde bulur. Tabi karakterimiz çok normal olmadığından ve yaşadığını Dünya’ya belli etmekte ısrarcı olduğundan yaptıkları ve zekasıyla gerçekten insanı şaşırtıyor. Mark’ın Marstaki hayat mücadelesini izlerken karakterle bir bağ kuracak ve yaptıklarına vay be demeden geçemeyeceksiniz. Mark tüm uğraşlarının karşılığını alacak mı? Dünya yaşadığını öğrenebilecek mi? Gibi sorular eşliğinde sizi filmi izlemeye teşvik ediyorum. Mutlaka izlenmesi gereken bilim kurgu/gerilim tadındaki bu filmi sevineceğinizi düşünüyorum. Not: Matt Damon oynadığı karakteri çok başarılı bir şekilde canlandırmış. Filmin bu kadar iyi olmasında büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. :)

  • Brugge | SineGezi

    Belçika’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan Brugge’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha b... Masalsı bir Şehir; Brugge 30.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Belçika ’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik ’i olarak adlandırılan Brugge ’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha birçok güzel sıfatı hak eden bir şehir Brugge. Eğer bir gün yolunuz Belçika’ya düşerse veya Belçika’ya gitme planınız varsa buram buram tarih kokan, el değmemiş bu şehri kesinlikle gezinize dahil etmelisiniz. Brugge küçük bir şehir gezilecek alanlar bir elips içerisinde yer alıyor ve böyle şehirlerin en güzel yanı neredeyse şehrin tamamını yürüyerek gezebilmeniz. Uyum şehrin her yerinde adeta, elinizden fotoğraf makinenizi düşüremeyeceğinizin garantisini verebilirim. Brugge ’e Hollanda ’dan 3 saatlik bir yolculuk sonrasında ulaştık. Avrupa’da otobüs yolculukları tren yolculuklarına göre biraz daha uygun. Euroline ve Megabus benim bildiğim büyük firmalar. Tabi trenleri de sıkı takip ederseniz indirimleri yakalayabilirsiniz. Benelüks& Paris turları genellikle Brugge’ü bir günlük veya iki günlük olarak içine dâhil eden turlar gitmek için bunlara da bakabilirsiniz. Brugge büyük bir şehir olmadığı için 2 günde bile rahatça gezebilirsiniz. Ya da diğer bir seçenek olarak, kendi turunuzu ayarlayıp dilediğiniz kadar da kalabilirsiniz. Gittiğinizde ilk iş bir harita edinin kendinize, zaten haritalarda yapabilecekleriniz çok güzel bir şekilde anlatılıyor. Tarihi mekanlardan, yemek- eğlence mekanlarına kadar hepsi özenle özetlenmiş. Her hangi bir araştırma yapmadan da gitseniz bu haritalar size rehber olabilirler. İlk olarak Grote Markt Meydanı ndayız. Nereye bakarsanız ayrı bir güzellik, bu güzelliği kuş bakışı izleme ve aynı zamanda fotoğraflama şansına da sahipsiniz. Yapmanız gereken bizim gibi 83 metre yüksekliğindeki Brugge Çan Kulesinin (Berfly of Brugge ) tepesine 366 basamak çıkarak ulaşmak. Neyse ki ara ara dinlenebileceğiniz küçük odalar da mevcut. :) Diğer meydanımız Burg Meydanı burada Belediye binası bulunuyor. Binaların bir biriyle uyumu görülmeye değer gerçekten sanki fotoğrafı yaşıyormuşum hissi gezi boyunca benimleydi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Buranın hemen yakınında ki Dijver nehrini arzu ederseniz nehir kenarında yürüyerek veya bota binerek gezebilirsiniz. Kanallar da ki kuğularsa eşsiz bir manzara sunuyorlar ve gezinizi görsel olarak zenginleştiriyorlar. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Diğer bir tarihi simge Ezelpoort (Donkey’ gate) gerçekten çok hoş bir görüntüsü var. Burası şehrin batısında yer alıyor. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Rüzgar değirmenleri için biraz fazladan yürümeniz gerekiyor ancak onlar da görülmeye değer. Yemek konusuna değinilecek olursa herkese hitap edebilecek çeşitte restoranları var meydanda olanlar biraz daha pahalılar. Diğer yandan birçok atıştırmalık seçeneğiniz var. Atıştırmalık demişken sokakları waffle ve çikolata kokan bir şehirde atıştırmaların pek masum olmadığını da belirtmek isterim. Gitmişken denemek lazım tabi. Akşam vakit geçirebileceğiniz mekanlardan bir kaçını sıralayacak olursam; 2be Beer Wall, Staminee de Garre, Cafe Rose Red en i yiler arasında. Biz yanlış hatırlamıyorsam Cafe Pick' e gitmiştik orası da gayet güzeldi. Spontane olmayı sevmiyorsanız gitmeden araştırmanızda fayda var. Bizim böyle bir kaygımız olmadı çünkü bu şehrin en güzel yanlarından bir tanesi de bir yerden diğer yere gitmek için çok büyük çaba sarf etmeniz gerekmiyor. En kötü beğenmezsiniz ve bir diğer mekana gidersiniz. Ben iki günlük kısa gezimizden çok keyif aldım ve son olarak el değmemiş yapısıyla tablo gibi olan Brugge’ü yeniden gezmek isteyeceğim bir şehir olarak hafızama kazıdım. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel L’intermezzo Brüksel’de Bir Makarnacı

  • Belgrad Gezi Rehberi | SineGezi

    Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler göremenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık... Belgrad Gezi Rehberi 19.02.2018 | Gonca Kaya Paylaş Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler görmenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık. 24 saat yaşayan bir şehir olan Belgrad’a 3 gün ayırarak tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Gelelim gezi planlarının kilit noktalarına; Belgrad’a Ne Zaman Gidilir? Belgrad’a kış ayında giderek, Belgrad’a her zaman gidilebileceğine şahit olduk ve rahatlıkla herkese önerebiliriz. Tabi sıkı giyinmenin şart olduğunu da ayrıca belirtmekte fayda var. Şubat ayı olmasına rağmen gözlemlerimiz şu şekilde; yılbaşı etkisi hala devam ediyor, sokaklar soğuğa rağmen oldukça renkli ve ışıl ışıl. Son olarak şehir merkezinde bolca Turist olduğunu söyleyebiliriz, bizim gibi soğuğa aldırış etmeyen turistlerin de bu şehre ayrı bir hava kattığını ekleyelim. Belgrad’da Ulaşım Konusu Belgrad’a uçak ile ulaşım sağladıysanız; şehir merkezine gitmek için bir kaç seçeneğiniz var: Uygun bir seçenek arıyorsanız; havaalanından merkeze giden 72 numaralı otobüs ü kullanabilirsiniz. Otobüs ücreti 150 Sırp Dinarı, ödemeyi otobüs şoförüne yapabiliyorsunuz. Diğer bir seçenek A1 otobüsü , daha hızlı olduğunu söylüyorlar. Taksi de seçenekleriniz arasında bulunuyor. Havaalanından fiş alıp, taksi hizmetinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca rezervasyon yapılan oteller de transefer hizmeti sunuyorlar. Bize önerilen hizmet 16 Euroydu. Bunun dışında geziniz sırasında otobüs kullanacaksanız otobüs kartı alabilirsiniz. 1,3 ve 5 günlük seçenekleri bulunuyor. Belgrad Gezilecek Yerler Aziz Sava Kilisesi Balkanların en büyük Ortodoks Kilisesi olarak bilinen Sava Kilisesi 1935 yılında inşa edilemeye başlanmış ancak, ikinci dünya savaşından sonra aldığı hasar ve daha bir çok sebeple inşası yarım kalmış, ne yazık ki Kilisenin içi dışı kadar görkemli değil, hala inşaat halinde. Ulusal Kütüphane Aziz Sava kilisesinin hemen yanında bulunan National Kütüphanede bir kahve molası verebilirsiniz. Nikola Tesla Müzesi Müzeyi rehber eşliğinde gezmeye özen gösterin deriz. Rehber eşliğindeki gezi programında önce Nikola Tesla ’nın hayatını anlatan kısa bir film gösteriliyor. Sonrasında deneyler yapılarak müze gezisi tamamlanıyor. Müze giriş ücreti: 500 Dinar St. Mark Kilisesi Yine bir kiliseli tavsiyesiyle karşınızdayız. Avrupa gezilerinde kiliseler sebebiyle bir kısır döngüye giriyormuşuz gibi hissetmiyor değiliz ancak biliyorsunuz ki kiliseler genelde çok görkemli oluyorlar ve yapıldığı döneme dair mimari izler taşıyorlar. St. Mark Kilisesi de oldukça görkemli ve görülmesi gereken yerleden. Kalemegdan “Kale” ve “meydan” kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen “Kalemeydan” ismi verilen bölge, günümüzde “Kalemegdan” olarak anılıyor. Bu bölgeyi gezerken Osmanlı etkilerini hissedebilirsiniz hatta bizim gibi ne oluyor yahu Sırpların burada ne işi var moduna da girebilirsiniz. Knez Mihaliova Caddesi Bize İstiklal Caddesini andıran cadde ışıl ışıl, mutlaka gitmeniz gereken bir yer demiyoruz çünkü eminiz ki geziniz sırasında bir çok kez bu caddeyi arşınlayacaksınız. Cumhuriyet Meydanı (Trg Republike) Ulusal müzenin hemen ön kısmı Cumhuriyet Meydanı olarak anılmakta. Gözlemlediğimiz kadarıyla Kadıköy Boğa ve İstiklal Caddesi Burger ne ise bu meydan da bizim örneklerimizden anlayacağınız gibi; buluşma noktası. Her daim kalabalık ve canlı olduğunu söylesek yalan olmaz. Skadarlija Meşhur Bohem bölgesi olarak bilinen Skadarlija bir çok müzikli mekana ev sahipliği yapıyor. Dışarısı soğuk hatta ara ara yağmurlu olmasına rağmen, tüm mekanlar oldukça canlı ve kalabalıktı. Hafta sonu yoğunluğun daha da arttığını vurgulamak gerekir. Planlarınızı ona göre yapmanızı öneririz. Brankov Köprüsü Modern Müzeye giderken burada güzel Belgrad şehir manzaraları yakalayabilirsiniz. Modern Müze(Museum of Contemporary Art) Zemun bölgesinde yer alan Modern Müzenin beklentimizin çok üzerinde olduğunu ve bizi şaşırttığını söyleyebiliriz. 1958 yılında kurulan müze, misafirlerine rehberlik eden bir düzene sahip, tüm çalışmalar yıllara göre sıralanmış, tüm resim alanındaki akımları resimleri sergilemeden açıklamışlar. Resme ilgisi olanların keyifle gezeceği bir müze. Kısa Kısa Yemeli- İçmeli Belgrad Restoranlar Red Bread Kahvaltı için ideal bir mekan. Türk mutfağına yakın denilebilecek bir menüye sahipler. Domatesli, fesleğenli sandviçlerine ayrıca bir parantez açmak gerekiyor, bizce mutlaka tadılmalı! Moon Sushi Belgrad’da Dünya mutfağından bir çok seçenek var. Sushi de seçeneklerden biri. Mekan da ortalama 1500 Dinar ödeniyor. Boutique No.2 Belgrad’ın ünlü caddelerinden Knez Mihailova’da yer alan Boutique no.22 oldukça geniş bir menüye sahip, her damak tadı için ideal bir mekan. Ciudad Zapata Gelenekselden çok sevdiğimiz yemeklere yöneldiğimiz doğrudur. Meksikan yemekleri de göz bebeğimiz olurlar, bu sebepten daha önceki ziyaretçilerinden de oldukça güzel yorumlar alan Zapata’yı es geçmiyoruz ve ortamı oldukça keyifli olan Zapata’da akşam yemeği yemeği bir borç biliyoruz. Sadede gelin derseniz, biz beğendik, söyleyeceklerimiz bu kadar :) Ferdinand Knedle Gelelim tatlı önerimize; tadı şanı kadar etkilemedi bizi açıkçası ama bu kadar meşhurken tatmaya değer diyebiliriz. Bizim bildiğimiz 2 şubesi var. Birisi daha merkezi diğer daha ara sokaklarda kalıyor. Nereden biliyoruz. Biz haritanın azizliğine uğrayarak uzak olan dükkana gitmişiz. Soğuklar da gidecekseniz böyle şeyler yapmayın deriz :) Ek olarak Belgrad geleneksel lezzetlerinden olan Kebabi de mutlaka tadılmalı! Bir çok yerel restoranda kebabi yiyebilirsiniz. Biraz Kahve Lütfen Özellikle harika kahveler yapan kafeler aramadığımızı belirterek. Kahveyi enerji ve yakıt içeceği olarak görerek karşımıza çıkan seçenekleri değerlendirdik. Coffeedream Coffe Factory Belgrad Gece Gezmeleri OK.No İsmi de kendisi de bize çok sempatik geldi. Cumhuriyet meydanına oldukça yakın olan OK.No ’da keyifli vakit geçirebilirsiniz. Bar Central Kokteyllerini oldukça başarılı bulduğumuz Bar Central Kalemegdan’a çok yakın. Mutlaka listenize ekleyin. Berliner Sava nehrine yakın olan Berliner için merkezden biraz yürümeniz gerekiyor. Hem akşam yemeği yiyebileceğiniz, hem de içeceğinizi içebileceğiniz keyifli bir mekan. Blaznavac Değişik konseptiyle kalbimizi çakan Blaznavac önerilen mekanlar arasında. Red Bar Skadarlija’ya yani namı değer Bohem Mahallesine akşam giderseniz; daha önce de belirttiğimiz gibi sokaklar boş mekanlar oldukça doluydu. Red Bar’da Skadarlija’da gidilebilecek yerlerden. Ancak diğer mekanlara göre daha gürültülü ve kalabalık olduğunu söyleyebilirim. (Hafta sonu etkisi olabilir.) Son olarak... Mekanlar için extra uyarı yapmak gerekirse neredeyse sigara içilmeyen bir yer yok. Havanın soğuk olmasından dolayı dışarıda oturma gibi de bir şansınız olmuyor. Bu yüzden mekanlardan küllük misali ayrılıyorsunuz, bilginiz olsun. Geziniz sırasında internetiniz olmayacaksa, önceden harita indirmenizi tavsiye ederiz. Ama 300 Dinara 4 GB İnternet satın alabileceğinizin bilgisini de verelim. Otobüslere biletsiz binebiliyorsunuz ancak nadir de olsa kontroller yapılıyor. Riske girmeyip otobüs kartlarından almanızı tavsiye ederiz. Müzeler için öğrenci kartınız varsa yanınızda bulundurursanız karınıza olur, diyerek Belgrad Gezi Rehberimize noktayı koyalım. Keyifli geziler :)

  • Tarihin Başkenti : Selçuk | SineGezi

    Ucuz uçak biletiyle başlayan İzmir seyahati fikri gidip gördükten sonra daha da bir mantıklı geldi bana. Bu kadar güzel, görülmeyi bekleyen yer varken daha... Efes, Selçuk Gezi Rehberi 19.11.16 | Gonca Kaya Paylaş Ucuz uçak bileti kampanyası varmış. Eee hadi o zaman İzmir'e gidelim diyerek yaptığımız İzmir seyahati planının, gidip gördükten sonra çok yerinde bir plan olduğuna karar vermiş bulunuyoruz. İtiraf edelim bu kadar güzel ve görülmeyi bekleyen yer varken, biz neden daha önce gitmemişiz gibi yakınmalarımız da oldu. Her neyse gelelim canım İzmir gezimizin ayrıntılarına ; Kasımın ilk haftası olmasına rağmen harika bir hava vardı. Kasımda İzmir nasıl olur derken sonrasında kasım ne kadar da doğru bir tercihmiş dedik. Selçuk'a nasıl gidilir? İlk alternatif olarak bizim gibi havaalanından araba kiralayıp çok rahat bir şekilde Selçuk'a gidebilirsiniz. Havaalanından Selçuk 1 saat sürüyor. Araba kiralanmayı pas geçenler için de seçenekler var tabi ki. Havaalanından İzbana binip buradan Basmane Garı'na gidip Denizli trenine binmek bunlardan bir tanesi. İzban’a binmek için İzmirim kartınızın olması gerekiyor aklınızda bulunsun. Efes Antik Kenti Bizim ilk durağımız Efes Antik kenti idi. Efes Antik Kenti her gün açık. Yaz ve kış için ziyaret saatleri değişebileceğinden önceden bakmanızda fayda var. Bir de 1-2 saat ayırayım yeter gibi bir düşünceniz olmasın, oldukça geniş bir alana kurulmuş bir kentten bahsediyoruz ve eminim ki her yerini gezmek isteyeceksiniz. Ziyaret Saatleri Yazın 08:00 -19:00 Kışın 08:00 – 17:00 Giriş Ücreti yetişkinler için 40 TL Öğrenciler için 20 TL Müze Kartı ve Maximum kartı olanlara da ücretsiz, biz de bu kısımda yer alıyoruz. Müze kartınız yoksa girişte çıkarttırabilirsiniz. Çoğu müzede geçiyor ve 1 yıl boyunca bu müzeleri ücretsiz ziyaret edebiliyorsunuz. Antik kentin tarihi M.Ö. 5 bin yıla kadar dayanıyor. Karşınızda 7000 yıllık kalıntılar olduğunu düşünürseniz hala çok güzel görünüyorlar. Antik Kentin bölümlerini hemen girişteki rehber niteliğindeki krokiden görebilirsiniz. Antik Kentin başlıca bölümlerinden kısaca bahsedelim: Büyük Tiyatro: Hemen girişte solda tüm heybetiyle sizi karşılıyor. Dünya’nın en büyük açıkhava tiyatrosu olaması gibi bir özelliği var. Restorasyon çalışmalarından dolayı mı kapalıydı yoksa genel olarak mı kapalı tutuluyor bilmiyorum ancak görselliği çok hoş. Şüphesiz birçok gösteriye ev sahibeliği yapmıştır. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Celcus Kütüphanesi: Sözle anlatılmaz çok etkileyici bir yapı ve anfi tiyatrodan sonra Antik Kent’teki en görkemli yapı olduğunu da kendi adıma ekleyebilirim. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Liman Caddesi: Her yanı tarih kokan upuzun bir cadde. Yamaç Evler: Kentin bu bölümünde yarıca giriş yapılıyor. Bu bölüme girmek için de ücret ödemek gerekiyor. Burada o dönemde yaşayan zengin insanların evleri yer alıyor. Müzenin giriş saatlerinden yarım saat önce kapanmakta bu bölüm. Uzunca bir yürüyüşten ve resim çekme/çekilme maratonundan sonra fazlaca yorulduk, sizde yorulacaksınız. Kasım olması ve hafta içi olması dolayısıyla çok rahat gezdik. Etrafta oldukça az ziyaretçi vardı. Görsel açıdan tarihe doyduk diyebilirim. Rehber eşliğinde gezmek de eminim çok keyifli olacaktır ancak biz tabelalar rehberliğinde ilerledik onlarda oldukça bilgi vericiydi. Yedi Uyuyanlar Mağarası Antik Kente gelmişken hemen yakındaki Yedi Uyuyanlar Mağarasına Devam ediyoruz. Yedi Uyuyanlar hakkında birçok efsane var bunlardan bir tanesini kısaca aktarayım. Putperest imparator Decius’un ölüm emrinden kaçan 7 inaçlı kişi kaçıp Panayı dağındaki mağaralara sığınıyorlar. Ölmedikleri, 300 yıl uyudukları ve ilahi kişilikler olarak uyandıkları söylenmekte. Biz de merak edip gidenlerdeniz ancak kiliseye ne yazık ki girilemiyor. İşin garip yanı mağaraların nerede olduğunun bilinmemesiymiş. Tabi biz şok :) Aradığımızı çok bulamasakta kısa günün karı olarak hemen orada yöresel yemekler yapan köy kahvesine girip birer gözleme yiyoruz. Tavsiye edilir. Ertesi günde sırasıyla İsa Bey Cami, St. Jean Kilisesi, şehrin merkezinin hemen her yerinden görünen Kale ve Selçuk Efes Müzesine gittik. İsa Bey Cami 1375 yılında İsa bey tarafından yaptırılan cami Türk mimarlık tarihinde de önemli bir yere sahip. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. St. Jean Kilisesi (Aziz Yahya Kilisesi) M.S. 2. Yüzyılda inşa edilen kilise Ayasurluk Tepesinde yer alıyor. Oldukça da geniş bir alanda kurulmuş. Selçuk Kalesi Şehir merkezinde herhangi bir yerde otururken tarihi kaleyi rahatlıkla görebilirsiniz. Aziz Yahya Kilisenin girişinden devam edip kaleye ulaşılmakta. Yollar hafif dik rahat ayakkabılar giymekte fayda var. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Selçuk Efes Müzesi Ziyaret Saatleri Yazın 08:00 -19:00 Kışın 08:00 – 17:00 Böyle bir kentteki müzeden haliyle insanın beklentisi yüksek oluyor. Efes Müzesi'nde en çok ilgi çeken eserler arasında Efes Artemis heykeli, yunuslu Eros, tavşanlı Eros, Eros başı, Priapos heykeli, mermer Artemis heykeli, Mısırlı rahip heykeli, İsis heykeli, çeşitli mitolojik tanrı heykelleri ve Sokrates başı bulunuyor. ( http://www.muze.gov.tr/tr/muzeler/efes-muzesi ) Bunlar dışında altın, gümüş ve bakır takılar bir harika :) To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Buradan Meryem Ana Evine devam edilebilir veya 8 km uzaklıkta yer alan Şirince Köyü’ne gidilebilir. Selçuk tarihi olarak çok kıymetli bir yer. Mutlaka ziyaret edilmeli ve ziyaret için 2 gün oldukça yeterli bir süre. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Sonbaharda İzmir Turu Tarihin Başkenti : Selçuk

  • Okumalı | SineGezi

    Okuduğumuz sevdiğimiz tavsiye ettiğimiz tüm kitaplar ve yorumları burada... Kırmızı Pazartesi | Gabriel García Márquez Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan 7. romanı Kırmızı Pazartesi’nin baş kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği henüz romanı okumaya başlayalı 1-2 dakika olmadan gün yüzüne çıkıyor. Bu sebepten bahsetmekten çekinmiyorum... Cehenneme Övgü | Gündüz Vassaf Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgüsü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) 20 bölümden oluşan, okudukça insanı düşünmeye ve sorgulamaya davet eden, totalitarizm kavramının ne kadar boş olduğunu eşsiz bir şekilde işlendiği ve başucu kitabı olarak nitelendirebileceğim bir eser... Kardeşimin Hikayesi | Zülfü Livaneli Aşk, dram ve gizem türündeki bu roman 2013 yılında yayınlanmış. Okumaya başladığınızda ilk sayfadan itibaren roman; gerek kurgusu gerek akıcı diliyle okuyucunun merakla bir sonraki sayfayı çevirmesini sağlıyor... Körlük Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş... Kürk Mantolu Madonna | Sabahattin Ali Kürk Mantolu Madonna şüphesiz ki Sabahattin Ali’nin en gözde romanlarından, bu durumun en büyük kanıtı olarak; bugün hala en çok okunan kitaplar listesine baktığınızda bu eseri rahatlıkla görebilirsiniz...

  • Köln | SineGezi

    Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle .... En Spontanından Köln Gezisi 23.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Köln gezim kesinlikle planladığım bir gezi değildi. Hali hazırda Almanya ’daydım. Hiç plan yapmadan günü birlik gidiverdik. Almanya’nın başka bir şehri olan Essen ’den trenle gittik. Çok uzun sürdüğünü söyleyemem yalnız birkaç tane tren var onları iyi bilmelisiniz aksi takdirde karıştırabilirsiniz. Köln Almanya’nın en büyük 4. şehri ve çokta turistik bir yer. Bunu adımınızı attığınız ilk andan itibaren anlayabiliyorsunuz özellikle benim gibi trenle seyahat sonrasında Köln’e ayakbastıysanız. Aslında böyle hissetmemin en büyük sebebi istasyondan çıkar çıkmaz; kentin en gösterişli inşası olan yaklaşık 650 yılda tamamlanmış UNESCO Kültür Mirası listesinde de yer alan çift kuleli Köln Katedrali. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Katedral 157 metreyi bulan yüksekliği ve büyüleyici mimarisiyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Hatta biz Turist merkezine bile uğramadan direkt Katedrale doğru yöneldik. İçi de dışı kadar görkemli olan katedralde; yakılan bir sürü mum hemen gözümüze çarpıveriyor. Çoğu kişi bu eylemi saçma bulabilir ancak bence güzel bir eylem hem kiliseye yardım ediyorsunuz hem de gerçekleşmesini istediğiniz hayaliniz için evrene bir enerji gönderiyorsunuz. Tabi kimse sizi zorlamıyor tamamen isteğe bağlı. :) Bolca resim çekildikten sonra Katedralle vedalaşıyoruz ve Turist merkezine (Köln Tourismus) gidiyoruz. Burda Köln’le ilgili bulabileceğiniz tüm hediyelik eşyalar mevcut. Tabi bizde cazibelerine dayanamayıp, gezimiz boyunca bize fazla yük yapmayacak küçük hediyelik eşyalardan alıyoruz. Bir de harita aldık, en güzeli de görevli bize haritayı satarken birçok bilgi verdi. Mesela Katedralin en tepesine çıkmanız için 500 küsür merdiven çıkmanız gerekiyormuş. Bizim vaktimiz kısıtlı olduğu için tercih etmedik eminim harika bir manzara vardır. Biz onun yerine görevlinin bizi yönlendirmesiyle Hohenzollern Brücke yani Hohenzollern köprüsü’nün diğer tarafında bulunan Triangle adlı binaya gittik. Belli bir ücret karşılığında asansörle binanın en üst katındaki seyir terasından güzel Köln’ü kuş bakışı görebiliyorsunuz. Vakti olamayan ve kendinde merdiven çıkacak enerjiyi bulamayanlar için iyi bir seçenek. Hohenzollern köprüsünden de bahsetmeden olmaz. Köprü Köln’ü boydan boya geçen Ren Nehri’nin üzerinde bulunuyor. Köprünün üzerinden tren de geçiyor. Yürüyerek de köprüyü geçebiliyorsunuz. Köprü tam bir görsel şölen bir sürü kilit takılı köprüde, biz kilit takıp dilek dileyenlerden değildik ancak bu güzel cıvıl cıvıl manzarayı fotoğraflarla ölümsüzleştirdik. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Triangle’daki seyir keyfinden sonra planımız Çikolata müzesine gitmekti ancak biraz yorulduğumuz için soluğu hemen hemen her Avrupa şehrinde bulunan İstanbul’da da kısa süre önce açılan Hard Rock Cafe’de aldık. Kısa bir dinlenmenin ardından Çikolata müzesinden vazgeçip Köln sokaklarını turlamaya karar verdik. Son olaraktan belirlediğimiz dönüş saatine yakın, Ren nehri kıyısında bolca cafenin olduğu alana gittik. Normalde bilmediğim bir şehre gitmeden plan yapıp gezebildiğim kadar fazla yeri gezmek isterim. Ancak böylesine spontane bir gezi olunca daha fazla yer görmektense keyfini çıkararak gezmeyi tercih ettik. Haritamızla ve internetsiz akılı telefonlarımızla Köln sokaklarında ara ara yolu kaybederek son derece keyiflice gezimizi tamamladık. Köln çok turistik ve canlı bir şehirdi. Hava açısından çok şanslıydık gün boyu hava sıcak ve güneşliydi bunu neden söylüyorum hemen cevaplayayım benim gözlemlediğim kadarıyla ve yaşayanların söylediğine göre Almanya’da havanın sağı solu pek belli olmuyor hele ki yazı geride bıraktıysanız. Siz siz olun gezi planı yapmadan hava durumunu mutlaka kontrol edin. Aslında düşündümde adam akıllı gezi planı yapsanız daha iyi olur :) Keyifli geziler :)

  • Leon:The Professional | SineGezi

    994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır... Leon: The Professional - Sevginin Gücü -1994 23.12.2015 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8,6/10 Tür : Dram, Polisiye, Gerili, Aksiyon Süre :110 dk 132 dk (uzun versiyon) Yönetmen : Luc Besson Oyuncular : Jean Reno, Gary Oldman, Natalie Portman, Danny Aiello Senaryo : Luc Besson En bi sevdiğim filmler arasında yer alan Leon’un gerçekten izlenilesi bir film olduğunu kendi adıma rahatlıkla söyleyebilirim. 1994 yapımı olan filmde Jean Rêno, Gary Oldman ve Natalie Portman rol almaktadır. Filmde bolca katil, ölüm ve acı olduğunu düşünürsek; suç ve dram temalı bir film izlemek isteyenler için şiddetle tavsiye edilir. Gelelim filmin konusuna, Mathilda New York’ta ailesiyle yaşayan 12 yaş civarında bir kızcağızdır. Erkek kardeşi dışında ailesinden kimseyi sevmiyor. Zaten babasının karıştığı uyuşturucu işi yüzünden ailesini çok kısa bir zaman için izleme fırsatımız oluyor. Kız sadece erkek kardeşinin ölümüne üzülerek kendi canını kurtarmak için yan komşuna sığınıyor. Komşu deyince de insan yardımsever, hamarat bir insan bekliyor tabi ama filmde Leon karakterinin çok benim komşu profilime uyduğunu söyleyemeyeceğim. Leon’un çok soğukkanlı bir seri katil olduğunu anlamam uzun sürmüyor zaten. İlk başta kızdan kurtulmaya çalışsa da zamanla aralarında baba veya arkadaş ilişkisine benzer ne olduğunu tam anlayamadığım bir bağlılık oluşuyor ve kızı koruyup kollamaya başlıyor. Filmin isminin Türkçe çevirisinin Sevginin Gücü olmasının da bir anlamı var ve film de bunu çok etkili bir şekilde gözler önüne seriyor. Sevgi hafife alınmaması gereken, çok güçlü bir duygu ve her şeyi değiştirebilir deyip iyi seyirler diliyorum. :)

bottom of page