top of page

Boş arama ile 98 sonuç bulundu

  • Denizli Gezi Rehberi | Sinegezi

    Denizli seyahimizin ilk durağı olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık.... Denizli Gezi Rehberi 08.06.2017 | Gonca Kaya Fotoğraflar: Hande Samancı, Gonca Kaya Paylaş Yurtiçi seyahati olarak uzun zamandır aklımızda olan Denizli için; tesadüf eseri sevgili Pegasus’un biletimizi çok ama çok hesaplı almamızı sağlayan bir kampanyasına denk gelmemiz süper oldu. Ve hemen biletleri alıp yolla koyulduk. Biraz araştırdığımızda çok fazla gezilecek yer olduğunu fark etmemiz uzun zamanımızı almadı. 2 günlük gezi için en çok tavsiye edilen ve en çok görmek istediğimiz yerlere göre bir plan hazırlayıverdik. Denizli havalimanı merkeze 1 saat uzaklıkta ve gitmek istediğimiz yerler de hep birbirine uzak olması sebebiyle biz araç kiralama kararı aldık. Uçaktan indiğimizde Avis ve Budget'ın önü insan kaynadığından 3. Alternatifimiz olan Baytur’dan araç kiraladık. İlk defa provizyon almayan bir firma ile karşılaştım. Çokta memnun kaldık. Zaten 70 yıldır bu işi yapan bir firmaymış. Tercih edebilirsiniz. Salda Gölü İlk rota olarak yerli Maldivler olarak adlandırılan Burdur’a bağlı Salda Gölü’ne doğru yola çıktık. Yolculuk yaklaşık 1 saat kadar saat sürdü. Ancak doğa ile iç içe bir yolculuk olduğundan çok keyif aldık. Salda gölünde bir çok plaj bulunuyor. Bunlar: Yeşilova Belediyesi Halk Plajı, Doğanbaba Halk Plajı ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı. Biz araştırma sonucunda tavsiyelere uyduk ve Orman Bakanlığı Tabiat Parkı'nı tercih ettik. Burada yemek yiyebileceğiniz, duş alıp kıyafet değiştirebileceğiniz yerler mevcut. Her plajda yüzmek yasaktır tabelasının olduğunu söyleyebiliriz. Oradaki işletmede çalışanlara sorduğumuzda, boğulma olayları çok yaşandığı ve cankurtaran olmadığı için böyle bir yola başvurulduğunu söylediler. Yüzme ile ilgili bir sıkıntınız yoksa rahatlıkla suyun tadını çıkarabilirsiniz. Her şey güzel hoş ama suda yılanlar var, ve biz şaka maka denk geldik. Hatta fotoğrafını çekerken kafayı çıkarıp tısladı bize! Zaten soğuk olduğu için girmekte zorlanıyorduk sağ olsun minik yılan karar vermemizi hızlandırdı. Ayaklarımızı sokmakla yetindik, yine de çok güzeldi. Buranın harika bir ışığı var ve ne çekerseniz güzel görünüyor. Çılgınlar gibi fotoğraf çekmiş olabiliriz o kadar diyeyim yani :D Alternatifler: Aceleniz yoksa Salda gölünün bulunduğu Yeşilova’yı gezebilirsiniz. Buradan yaklaşık 2 saat uzaklıktaki İnceğiz Köyü’ne gidebilirsiniz. Biz gitmeyi çok istiyorduk ancak kısıtlı zamanımız olması sebebiyle gelecek sefere dedik. İnceğiz kanyonundaki fotoğraflara bakarsanız neden gitmek istediğimizi anlarsınız vaktiniz varsa gidin bizce. Denizli merkeze gitmekte bizim tercih etmiş olduğumuz alternatif. Denizli Merkez Otelimiz merkez de olduğu için biz rotayı bu yöne çevirdik. Denizli merkez için de az uz gitmedik yani bu da bizi yemek yeri arayışına itti tabi. Yeni keşfe zaman yok diyerekten Kebapçı Baki’ye gidip, meşhur tandır kebabı söyleyiverdik. Tandır kebabı kuzudan yapılıyor ve oldukça yumuşak ve lezzetli. Yadırgamayın diye söylüyorum çatal, bıçakla servis edilmiyor. Yalnız pidelerimiz yağlı olduğundan biz istedik. Eğer yeriniz kaldıysa İstanbul’da da şubesi bulunan Hacı Şerif’te irmikli dondurma yemenizi öneririz. Diğer yandan lokumları, çikolataları ve susamlı helvasını da tavsiye ederiz. Laodikiea Antik Kenti Denizli’ye 7 km uzaklıkta buluna Laodikeia, aynı zamanda Pamukkale yolu üzerinde bulunuyor. Yani uğramanız zorunlu :) Bi açıkçası uğrasak mı? Vakit kalırsa uğrarız gibi düşünerek yola çıktık. İyi ki de vakit kalmış. Laodikiea MS.60 depreminde yerle bir olmuş bir şehir olmasına rağmen kalan görkemli yapısıyla bizi çok heyecanlandırdı. Özellikle Suriye caddesi ve Tapınak bizi yıkılmış haliyle kendisine hayran bıraktı diyebiliriz. Gün batımına yakın gitmenizi tavsiye ederim. Ayrıntılı bilgi için pamukkalle.gov.tr yi ziyaret edebilirsiniz. Hierapolis Antik Kenti Müze Kart geçerli Yaz Dönemi: 15 Nisan / 2 Ekim 08:00 -21:00 (saat 21 e kadar giriş yaptığınız surette çıkış saatiniz önemi olmuyor) Kış Dönemi: 3 Ekim / 14 Nisan 08:00 – 17:00 Öncelikle Hierapolis Antik kentini çok büyük olduğunu ve rahtlıkla 1 gününüzü burada geçirebileceğinizi söyleyeyim. Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğu söylenmekte. Helenistik, özgü bir yapıya sahip kent yaşanan depremler sonrasında tipik bir Roma kentine dönmüş. Hierapolis’in 3 farklı girişi var. Kuzey Girişi: Burası Travertenlere, Arkeoloji müzesine, Anfi tiyatroya ve antik havuza oldukça uzak mesafede yer alıyor. Gidiş veya dönüş yolunda minibüs kullanabilirsiniz. Yalnız antik kentte yer alan hamam, kilise, eski tiyatro, Zeus Tapınağı, Agora gibi şehrin önemli yerleri Kuzey Girişine daha yakın da yer alıyorlar. Şehir kalıntılarını yakından görmek istiyorsanız ve vaktiniz kısıtlı değilse yaya olarak gezmenizi öneririm. Güney Girişi: Tavsiye ettiğimiz giriş burası 500 metre yürüyerek Antik havuz, Arkeloji Müzesi, Pamukkale Travertenleri ve Anfi Tiyatroya buradan daha az yorularak ulaşabilirsiniz. Traverten Girişi(Yaya Yolu): Bu girişi kullanırsanız travertenlerden yürüyüp, Hierapolis'e ulaşıyorsunuz gözlemlerime göre uzun ve yokuş yukarı bir yol. Arkeoloji Müzesi 3 salondan olşan müzede Hiarapolis antik şehrindeki kalıntılar, eserler sergileniyor. sırayla Lahitler ve Heykeller Salonu, Küçük Eserler Salonu ve Hiearapolis Tiyatrosu Buluntuları Salonu yer almakta. Antik Havuz Bir deprem sonucunda oluşan Antik havuz UNESCO koruması altında. Cüzi bir ücret (32 TL)karşılığında bu havuza girebiliyorsunuz. Anfi Tiyatro Kuzey Kapısından giriş yaptıysanız hiç direnmeden minibüsle gitmelisiniz. Akşama doğru giderseniz, harika bir manzara sizi bekliyor olacak. Minibüslerin akşam 8’e kadar olduğunu vurgulayalım. Sonra bizim gibi yürümek zorunda kalmayın :) Pamukkale Traveltenleri Sanırım en merak ettiğimiz yer UNESCO Dünya Mirası olan Travertenler idi. Nasıl bir dokusu olduğu tam bir muammaydı. Termal su birikintilerinin olmadığı kısımların oldukça sert olduğunu söyleyebilirim. Ama havuz gibi derin yerler oldukça yumuşak bir tortu ile kaplı. Burada suya girip, rahatlayabilirsiniz. Suyunun şifalı olduğunu ve oldukça sıcak olduğunu da bilmeyen yoktur zaten. Teleferik Merkeze 15 dakika uzaklıktaki teleferiğe kesinlikle gitmelisiniz. Güzel bir deneyimdi. Dilerseniz indiğinizde sizi bekleyen minibüs servisi ile yaylaya çıkıp kahvaltınızı yapabilirsiniz. Yalnız yayla derken Karadeniz’deki yaylalar gibi bir yer beklemeyin burası modern bir mesire alanı. Bilginiz olsun. Kaklık Mağarası ve Yüzme Havuzu Havaalanına yakın mesafede bulunan Kaklık Mağarasına gerçekten vaktiniz varsa uğramanızı öneririm. Zira biz yeni yol yapılmış olması sebebiyle navigasyona uyup bayağı bir dolaştık. Açıkçası beklentimiz daha yüksekti. Gittiğimizde sadece biz vardık. Mağaranın içerisi güzel görünüyor hatta şöyle söyleyelim Pamukkale travertenleri gibi bir yapı sizi karşılıyor, ancak bakımsız ve çok ağır bir kokusu var. 2 günde herhalde daha fazla yer gezemezdik. Dolu dolu geçen gezimizden biz çok keyif aldık. Umarım güzel bir rehber olmuştur. Daha fazla vaktimiz olsaydı neler yapardık.. Keloğlan Mağarası’na giderdik. İnceğiz Köyü Kanyonuna giderdik. Honaz Dağ’ında Yamaç Paraşütü yapardık Hacı Şerif’te en az bir kez daha Dondurmalı İrmik tatlısı yerdik. Tripolis Antik Kenti’ne giderdik. Gelecek sefere diyelim artık. İyi gezmeler :)

  • Peri Masalından Farksız: Kotor | SineGezi

    Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine  vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor... Peri Masalından Farksız: Kotor-Karadağ 03.09.2016 | Lütfiye Ünal Paylaş İlk yazımı Karadağ ile ilgili yazmak istedim... Neden Karadağ ? sorusunu çevremden sıkça duyuyorum. Öncelikle pek çok ülkenin aksine vize almadan gidebiliyorsunuz. Para birimi olarak Euro kullanıyor fakat diğer ülkelere oranla çok daha ucuz. Az para harcarken dünyanın en güzel sahillerinden birinde olmayı kim istemez!? Doyamayıp kısa süre içinde 2 kere gidip 2 farklı bölgede kaldım. İlk olarak Kotor bölgesine gittim . Peri masalı mı dersiniz , bilgisayar oyunu mu bilmem ama gerçek olamayacak kadar güzeldi. Her yanı dağlarla çevrili olan bölgenin ortasında Adriyatik denizi var. Ulaşım dağın içinden geçen tünelle sağlanıyor. Tamamen plansız gittiğimiz için şans eseri Adriyatiğin kıyısında şirin mi şirin bir hostel bulduk. Adı Hostel 4U. Rezarvasyonumuz olmadığı için bize yer bulamadılar. Güzel insanlar, bir günlüğüne kendi çalışanlarının kaldığı odalardan birini ayarladılar ve bunun için bize indirim yaptılar :) Ertesi günü deniz manzarası olan odalardan birine geçebildik. Eğer gitmeyi düşünürseniz önceden rezarvasyon yaptırmakta fayda var . Yaptırmadıysanız da bizim gibi şansınızı deneyebilirsiniz tabi :) Odamıza yerleştikten sonra kendimizi hostelin önündeki sahile attık. Bütün gün muhteşem denizin , dağların ve güneşin tadını çıkarttık. Çok yorulduğumuz için ilk gün kısa bir şehir turu yaptık. Ertesi gün meşhur Kotor Old Town’a gittik. Old town’ın hemen ön tarafında Information kulübesinden ücretsiz haritalarımızı aldık. Old Town’ın içinde görülmesi gereken bir sürü yer olduğu için haritanın önemi çok büyük. Gezimiz hediyelik eşya dükkanlarında geçirdiğimiz vakitle birlikte yaklaşık olarak 4 saatimizi aldı . Hediyelik eşya dükkanı konusuna ayrıca değinmek istiyorum. Birçok farklı alternatif bulabileceğiniz mağazalar var. Fakat old town içinde olduğu için (özellikle saat kulesi çevresindekiler) çok daha pahalıya satıyorlar. Eğer uygun fiyata hediyelik eşya almak isterseniz Old town ın derinliklerine ilerleyin. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Gezimizi tamamlayıp epey yorulduktan sonra yemek molası vermeye karar verdik. Karadağ İtalya’nın karşı kıyısı oldu için İtalyan mutfağından çok etkilenmiş. Bu yüzden biz de bir pizza restoronına gittik. Gerçekten pizzalar lezizdi. Bunun yanı sıra diğer günlerde deniz ürünleri de denedik oldukça başarılıydı. Bir diğer gün yine karnımızı doyurduktan sonra sıra en zevkli şeye gelmişti. Kotor Old Town’ın eteklerine kurulduğu dağın en tepesine çıkmaya doğru yola koyulduk. Dağın en tepesinde St. John Fortress adında günümüzde seyir alanı olmuş tarihi bir kale bulunuyor. Merdivenlerin başladığı yerde 3 euro gibi bir ücret ödemek gerekiyor. Biz dinlene dinlene 1 saatte çıkabildik. Ama tüm yorgunluğa ve harcadığımız 1 saate değdi. Kotor’u; dağları, denizi ve güneşin batışını en tepeden izlemek ölmeden önce yapılması gerekenlerdendi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Keyifli okumalar :)

  • Körlük | SineGezi

    Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı... Körlük - Jose Saramago 19.12.2015 | Nesrin Ergün Kitap Jose Saramago'nun okuduğum ilk eseri. Kitaba ilk başladığım anda beni kendine çekmeyi başardı. Gerek dili, gerek konusu çok ilginç ve Saramago'nun kaleminden daha da keyifli işlenmiş. Kitap insanların yavaş yavaş görme yetilerini kaybetmeleri üzerinden oldukça sert bir dille toplum eleştirisi yapıyor bana kalırsa. Anlatılanlar distopik gibi gelse de korkutucu, yaşanmaz olarak gördüğümüz her şeyi her an yaşayabileceğimizi bulaşıcı bir hastalık gibi yayılan körlük üzerinden açık bir şekilde suratımıza çarpıyor. Kitapta kör olan insanlar karanlığa değil de aydınlığa gömülüyorlar. Bu bile yazarın ciddi kavramları ironileştirmesini gözler önüne seriyor. Kitap çok hızlı başlamışken ortalarda temposu yavaşlamış gibi dursa da kitabın bu bölümleri benim gözümde çok değerli. İnsanların aslında nasıl zayıf olduğunu ve kişiliklerini nasıl kaybettiklerini çok sıkı bir olay örgüsü ile bizlere aktarmayı başarıyor yazar. Kitap körlüğü baz alarak görüyorken de aslında ne kadarını gördüğümüzü sorgulamamızı sağlıyor. Keyifli okumalar :) Paylaş

  • Marslı | SineGezi

    Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış... Marslı (The Martian ) - 2015 30.10.2017 | Hande Samancı Paylaş IMDb : 8/10 Beyaz Perde : 4,4/5 Tür : Bilim Kurgu, Aksiyon, Gerilim, Macera Süre : 141 dk Yönetmen : Ridley Scott Oyuncular : Matt Damon, Sean Bean, Kate Mara, Sebastian Stan, Jessica Chastain Yine karakterlerini severek izlediğim filmlerden biri. 2015 yapımı billim-kurgu/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini Ridley Scott yapmış. İlk olarak film hakkında bir şey söylemem gerekirse izlerken son dakikaya kadar sizi içine aldığı o gerilim duygusundan bir türlü kurtulamıyorsunuz. Gerilim üstüne gerilim yaşanıyor. Marsta hayat zor tabi. Filmin konusunda gelelim; Marsta keşfe çıkmış bir takım güzide insan topluluğu bir talihsizlik sonucu bir fırtınaya yakalanırlar. Fırtına sırasında ise ekip üyelerinden Mark Whitney (Matt Damon) o karmaşada öldü sanılır ve Mark kendini Marsta bir başına, idare etmesi gereken azcık yemeğiyle çaresiz bir şekilde bulur. Tabi karakterimiz çok normal olmadığından ve yaşadığını Dünya’ya belli etmekte ısrarcı olduğundan yaptıkları ve zekasıyla gerçekten insanı şaşırtıyor. Mark’ın Marstaki hayat mücadelesini izlerken karakterle bir bağ kuracak ve yaptıklarına vay be demeden geçemeyeceksiniz. Mark tüm uğraşlarının karşılığını alacak mı? Dünya yaşadığını öğrenebilecek mi? Gibi sorular eşliğinde sizi filmi izlemeye teşvik ediyorum. Mutlaka izlenmesi gereken bilim kurgu/gerilim tadındaki bu filmi sevineceğinizi düşünüyorum. Not: Matt Damon oynadığı karakteri çok başarılı bir şekilde canlandırmış. Filmin bu kadar iyi olmasında büyük bir katkısı olduğunu düşünüyorum. :)

  • Brugge | SineGezi

    Belçika’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik’i olarak adlandırılan Brugge’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha b... Masalsı bir Şehir; Brugge 30.01.2017 | Gonca Kaya Paylaş Belçika ’nın batısında yer alan ve kuzeyin Venedik ’i olarak adlandırılan Brugge ’deyim. Mimarisiyle insanı büyüleyen, eski dokusunu koruyan, masalsı ve daha birçok güzel sıfatı hak eden bir şehir Brugge. Eğer bir gün yolunuz Belçika’ya düşerse veya Belçika’ya gitme planınız varsa buram buram tarih kokan, el değmemiş bu şehri kesinlikle gezinize dahil etmelisiniz. Brugge küçük bir şehir gezilecek alanlar bir elips içerisinde yer alıyor ve böyle şehirlerin en güzel yanı neredeyse şehrin tamamını yürüyerek gezebilmeniz. Uyum şehrin her yerinde adeta, elinizden fotoğraf makinenizi düşüremeyeceğinizin garantisini verebilirim. Brugge ’e Hollanda ’dan 3 saatlik bir yolculuk sonrasında ulaştık. Avrupa’da otobüs yolculukları tren yolculuklarına göre biraz daha uygun. Euroline ve Megabus benim bildiğim büyük firmalar. Tabi trenleri de sıkı takip ederseniz indirimleri yakalayabilirsiniz. Benelüks& Paris turları genellikle Brugge’ü bir günlük veya iki günlük olarak içine dâhil eden turlar gitmek için bunlara da bakabilirsiniz. Brugge büyük bir şehir olmadığı için 2 günde bile rahatça gezebilirsiniz. Ya da diğer bir seçenek olarak, kendi turunuzu ayarlayıp dilediğiniz kadar da kalabilirsiniz. Gittiğinizde ilk iş bir harita edinin kendinize, zaten haritalarda yapabilecekleriniz çok güzel bir şekilde anlatılıyor. Tarihi mekanlardan, yemek- eğlence mekanlarına kadar hepsi özenle özetlenmiş. Her hangi bir araştırma yapmadan da gitseniz bu haritalar size rehber olabilirler. İlk olarak Grote Markt Meydanı ndayız. Nereye bakarsanız ayrı bir güzellik, bu güzelliği kuş bakışı izleme ve aynı zamanda fotoğraflama şansına da sahipsiniz. Yapmanız gereken bizim gibi 83 metre yüksekliğindeki Brugge Çan Kulesinin (Berfly of Brugge ) tepesine 366 basamak çıkarak ulaşmak. Neyse ki ara ara dinlenebileceğiniz küçük odalar da mevcut. :) Diğer meydanımız Burg Meydanı burada Belediye binası bulunuyor. Binaların bir biriyle uyumu görülmeye değer gerçekten sanki fotoğrafı yaşıyormuşum hissi gezi boyunca benimleydi. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Buranın hemen yakınında ki Dijver nehrini arzu ederseniz nehir kenarında yürüyerek veya bota binerek gezebilirsiniz. Kanallar da ki kuğularsa eşsiz bir manzara sunuyorlar ve gezinizi görsel olarak zenginleştiriyorlar. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Diğer bir tarihi simge Ezelpoort (Donkey’ gate) gerçekten çok hoş bir görüntüsü var. Burası şehrin batısında yer alıyor. To play, press and hold the enter key. To stop, release the enter key. Rüzgar değirmenleri için biraz fazladan yürümeniz gerekiyor ancak onlar da görülmeye değer. Yemek konusuna değinilecek olursa herkese hitap edebilecek çeşitte restoranları var meydanda olanlar biraz daha pahalılar. Diğer yandan birçok atıştırmalık seçeneğiniz var. Atıştırmalık demişken sokakları waffle ve çikolata kokan bir şehirde atıştırmaların pek masum olmadığını da belirtmek isterim. Gitmişken denemek lazım tabi. Akşam vakit geçirebileceğiniz mekanlardan bir kaçını sıralayacak olursam; 2be Beer Wall, Staminee de Garre, Cafe Rose Red en i yiler arasında. Biz yanlış hatırlamıyorsam Cafe Pick' e gitmiştik orası da gayet güzeldi. Spontane olmayı sevmiyorsanız gitmeden araştırmanızda fayda var. Bizim böyle bir kaygımız olmadı çünkü bu şehrin en güzel yanlarından bir tanesi de bir yerden diğer yere gitmek için çok büyük çaba sarf etmeniz gerekmiyor. En kötü beğenmezsiniz ve bir diğer mekana gidersiniz. Ben iki günlük kısa gezimizden çok keyif aldım ve son olarak el değmemiş yapısıyla tablo gibi olan Brugge’ü yeniden gezmek isteyeceğim bir şehir olarak hafızama kazıdım. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Çikolata Kokan Sokaklarıyla Brüksel L’intermezzo Brüksel’de Bir Makarnacı

  • Belgrad Gezi Rehberi | SineGezi

    Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler göremenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık... Belgrad Gezi Rehberi 19.02.2018 | Gonca Kaya Paylaş Vizesiz olması, uygun olması, yakın olması ve en önemlisi her gezimizde yaşadığımız yeni yerler görmenin verdiği mutlulukla Belgrad gezimizi planladık. 24 saat yaşayan bir şehir olan Belgrad’a 3 gün ayırarak tüm şehri rahatlıkla gezebilirsiniz. Gelelim gezi planlarının kilit noktalarına; Belgrad’a Ne Zaman Gidilir? Belgrad’a kış ayında giderek, Belgrad’a her zaman gidilebileceğine şahit olduk ve rahatlıkla herkese önerebiliriz. Tabi sıkı giyinmenin şart olduğunu da ayrıca belirtmekte fayda var. Şubat ayı olmasına rağmen gözlemlerimiz şu şekilde; yılbaşı etkisi hala devam ediyor, sokaklar soğuğa rağmen oldukça renkli ve ışıl ışıl. Son olarak şehir merkezinde bolca Turist olduğunu söyleyebiliriz, bizim gibi soğuğa aldırış etmeyen turistlerin de bu şehre ayrı bir hava kattığını ekleyelim. Belgrad’da Ulaşım Konusu Belgrad’a uçak ile ulaşım sağladıysanız; şehir merkezine gitmek için bir kaç seçeneğiniz var: Uygun bir seçenek arıyorsanız; havaalanından merkeze giden 72 numaralı otobüs ü kullanabilirsiniz. Otobüs ücreti 150 Sırp Dinarı, ödemeyi otobüs şoförüne yapabiliyorsunuz. Diğer bir seçenek A1 otobüsü , daha hızlı olduğunu söylüyorlar. Taksi de seçenekleriniz arasında bulunuyor. Havaalanından fiş alıp, taksi hizmetinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca rezervasyon yapılan oteller de transefer hizmeti sunuyorlar. Bize önerilen hizmet 16 Euroydu. Bunun dışında geziniz sırasında otobüs kullanacaksanız otobüs kartı alabilirsiniz. 1,3 ve 5 günlük seçenekleri bulunuyor. Belgrad Gezilecek Yerler Aziz Sava Kilisesi Balkanların en büyük Ortodoks Kilisesi olarak bilinen Sava Kilisesi 1935 yılında inşa edilemeye başlanmış ancak, ikinci dünya savaşından sonra aldığı hasar ve daha bir çok sebeple inşası yarım kalmış, ne yazık ki Kilisenin içi dışı kadar görkemli değil, hala inşaat halinde. Ulusal Kütüphane Aziz Sava kilisesinin hemen yanında bulunan National Kütüphanede bir kahve molası verebilirsiniz. Nikola Tesla Müzesi Müzeyi rehber eşliğinde gezmeye özen gösterin deriz. Rehber eşliğindeki gezi programında önce Nikola Tesla ’nın hayatını anlatan kısa bir film gösteriliyor. Sonrasında deneyler yapılarak müze gezisi tamamlanıyor. Müze giriş ücreti: 500 Dinar St. Mark Kilisesi Yine bir kiliseli tavsiyesiyle karşınızdayız. Avrupa gezilerinde kiliseler sebebiyle bir kısır döngüye giriyormuşuz gibi hissetmiyor değiliz ancak biliyorsunuz ki kiliseler genelde çok görkemli oluyorlar ve yapıldığı döneme dair mimari izler taşıyorlar. St. Mark Kilisesi de oldukça görkemli ve görülmesi gereken yerleden. Kalemegdan “Kale” ve “meydan” kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen “Kalemeydan” ismi verilen bölge, günümüzde “Kalemegdan” olarak anılıyor. Bu bölgeyi gezerken Osmanlı etkilerini hissedebilirsiniz hatta bizim gibi ne oluyor yahu Sırpların burada ne işi var moduna da girebilirsiniz. Knez Mihaliova Caddesi Bize İstiklal Caddesini andıran cadde ışıl ışıl, mutlaka gitmeniz gereken bir yer demiyoruz çünkü eminiz ki geziniz sırasında bir çok kez bu caddeyi arşınlayacaksınız. Cumhuriyet Meydanı (Trg Republike) Ulusal müzenin hemen ön kısmı Cumhuriyet Meydanı olarak anılmakta. Gözlemlediğimiz kadarıyla Kadıköy Boğa ve İstiklal Caddesi Burger ne ise bu meydan da bizim örneklerimizden anlayacağınız gibi; buluşma noktası. Her daim kalabalık ve canlı olduğunu söylesek yalan olmaz. Skadarlija Meşhur Bohem bölgesi olarak bilinen Skadarlija bir çok müzikli mekana ev sahipliği yapıyor. Dışarısı soğuk hatta ara ara yağmurlu olmasına rağmen, tüm mekanlar oldukça canlı ve kalabalıktı. Hafta sonu yoğunluğun daha da arttığını vurgulamak gerekir. Planlarınızı ona göre yapmanızı öneririz. Brankov Köprüsü Modern Müzeye giderken burada güzel Belgrad şehir manzaraları yakalayabilirsiniz. Modern Müze(Museum of Contemporary Art) Zemun bölgesinde yer alan Modern Müzenin beklentimizin çok üzerinde olduğunu ve bizi şaşırttığını söyleyebiliriz. 1958 yılında kurulan müze, misafirlerine rehberlik eden bir düzene sahip, tüm çalışmalar yıllara göre sıralanmış, tüm resim alanındaki akımları resimleri sergilemeden açıklamışlar. Resme ilgisi olanların keyifle gezeceği bir müze. Kısa Kısa Yemeli- İçmeli Belgrad Restoranlar Red Bread Kahvaltı için ideal bir mekan. Türk mutfağına yakın denilebilecek bir menüye sahipler. Domatesli, fesleğenli sandviçlerine ayrıca bir parantez açmak gerekiyor, bizce mutlaka tadılmalı! Moon Sushi Belgrad’da Dünya mutfağından bir çok seçenek var. Sushi de seçeneklerden biri. Mekan da ortalama 1500 Dinar ödeniyor. Boutique No.2 Belgrad’ın ünlü caddelerinden Knez Mihailova’da yer alan Boutique no.22 oldukça geniş bir menüye sahip, her damak tadı için ideal bir mekan. Ciudad Zapata Gelenekselden çok sevdiğimiz yemeklere yöneldiğimiz doğrudur. Meksikan yemekleri de göz bebeğimiz olurlar, bu sebepten daha önceki ziyaretçilerinden de oldukça güzel yorumlar alan Zapata’yı es geçmiyoruz ve ortamı oldukça keyifli olan Zapata’da akşam yemeği yemeği bir borç biliyoruz. Sadede gelin derseniz, biz beğendik, söyleyeceklerimiz bu kadar :) Ferdinand Knedle Gelelim tatlı önerimize; tadı şanı kadar etkilemedi bizi açıkçası ama bu kadar meşhurken tatmaya değer diyebiliriz. Bizim bildiğimiz 2 şubesi var. Birisi daha merkezi diğer daha ara sokaklarda kalıyor. Nereden biliyoruz. Biz haritanın azizliğine uğrayarak uzak olan dükkana gitmişiz. Soğuklar da gidecekseniz böyle şeyler yapmayın deriz :) Ek olarak Belgrad geleneksel lezzetlerinden olan Kebabi de mutlaka tadılmalı! Bir çok yerel restoranda kebabi yiyebilirsiniz. Biraz Kahve Lütfen Özellikle harika kahveler yapan kafeler aramadığımızı belirterek. Kahveyi enerji ve yakıt içeceği olarak görerek karşımıza çıkan seçenekleri değerlendirdik. Coffeedream Coffe Factory Belgrad Gece Gezmeleri OK.No İsmi de kendisi de bize çok sempatik geldi. Cumhuriyet meydanına oldukça yakın olan OK.No ’da keyifli vakit geçirebilirsiniz. Bar Central Kokteyllerini oldukça başarılı bulduğumuz Bar Central Kalemegdan’a çok yakın. Mutlaka listenize ekleyin. Berliner Sava nehrine yakın olan Berliner için merkezden biraz yürümeniz gerekiyor. Hem akşam yemeği yiyebileceğiniz, hem de içeceğinizi içebileceğiniz keyifli bir mekan. Blaznavac Değişik konseptiyle kalbimizi çakan Blaznavac önerilen mekanlar arasında. Red Bar Skadarlija’ya yani namı değer Bohem Mahallesine akşam giderseniz; daha önce de belirttiğimiz gibi sokaklar boş mekanlar oldukça doluydu. Red Bar’da Skadarlija’da gidilebilecek yerlerden. Ancak diğer mekanlara göre daha gürültülü ve kalabalık olduğunu söyleyebilirim. (Hafta sonu etkisi olabilir.) Son olarak... Mekanlar için extra uyarı yapmak gerekirse neredeyse sigara içilmeyen bir yer yok. Havanın soğuk olmasından dolayı dışarıda oturma gibi de bir şansınız olmuyor. Bu yüzden mekanlardan küllük misali ayrılıyorsunuz, bilginiz olsun. Geziniz sırasında internetiniz olmayacaksa, önceden harita indirmenizi tavsiye ederiz. Ama 300 Dinara 4 GB İnternet satın alabileceğinizin bilgisini de verelim. Otobüslere biletsiz binebiliyorsunuz ancak nadir de olsa kontroller yapılıyor. Riske girmeyip otobüs kartlarından almanızı tavsiye ederiz. Müzeler için öğrenci kartınız varsa yanınızda bulundurursanız karınıza olur, diyerek Belgrad Gezi Rehberimize noktayı koyalım. Keyifli geziler :)

  • New York Gezi Rehberi | SineGezi

    Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya bayağı önceden başlamalısınız. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gelinmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe. Bu aşamada en önemlisi... New York Gezi Rehberi 19.09.2024 | Gonca Kaya Akak New York seni tam olarak nasıl tanımlasam nasıl anlatmaya başlasam bilemiyorum, seyahat hazırlığı yaparken de oldukça zorlandığımı itiraf etmem gerekiyor. Neyse uzun bir rehbere hazır olun. Amerika seyahati düşünüyorsanız ve bir kaç durağınız varsa planlamaya önceden başlamanızda fayda var. Uçak bileti, otel, gezilecek yerler, ne kadar kalınmalı gibi konular oldukça önemli. Düşünüldüğünde normal bir Avrupa seyahatinden Amerika’yı zor kılan ne? derseniz; buna cevabım kalış süresinin uzun olması(tercih meselesi tabi bu ama bu mesafeye 10 günden az gidilmesi pek mantıklı olmazdı kanımca), pahalılık ve mesafe. Uçak biletinizi alırken aktarmalı seçeneklere bakmayı kesinlikle unutmayın, fiyatlar daha uygun oluyor. Biz saat farkını düşünüp kendimizi yormamak adına çok risk almayıp tercihimizi aktarmasız uçuştan yana kullandık. New York’ta Konaklama ve Ulaşım Hangi mevsimde gidilir klişesine pek girmek istemiyorum. En güzel aylar çoğu seyahat için tabi ki bahar ayları ancak her zaman bu tarihleri ayarlayamıyor insan. Bahar ayları net olarak seyahatinizin konforunu arttırır. Biz seyahatimizi haziran sonu başlangıç olarak planladık. Şansılıydık ki hava bizi çok yormadı. İlk durağımız New York oldu. New York’a güzel bir planlama yaparak 7 günümüzü ayırdık. İlk defa gittiğimiz için mecburen turistik yerler listemizdeydi. Turistik yerler demişken kaldığımız yeri de bu açıdan bakarak Midtown bölgesinde Grand Central’e yakın seçtik. Club Qarters Grand Central’ da konakladık ve otelin konumu bizi hiç üzmedi. New York’da ulaşımdan da söz edip, gezilecek yerlere geçebilirim sanırım. New York’da 3 farklı havalimanı var bizim uçağımız en meşhuru olan JFK Uluslararası Havaalanı ’na iniş yaptı. Dolayısıyla merkeze nasıl ulaşabileceğinizi bu havalimana göre anlatacağım. İlk olarak AirTren ’e binmeniz gerekiyor. Trene binmeden bir ödeme noktası aramanıza gerek yok, Jameica istasyonuna geldiğinizde ödemenizi yapıyorsunuz. 8.5 dolar gibi bir ücreti var. Sonrasında 1 haftalık metro kartınızı alıp metro aktarması yapabilirsiniz. Metro kartı deniyor ancak otobüslerde de geçiyor bu kart. Metro kartı almama opsiyonundan bahsetmeye gerek yok sanırım ama almazsanız tek seferi 2.75 dolar, bunu da belirtelim. Metro kartı da 33 dolardı. Metrolar biraz eski olduğundan dolayı bolca merdiven kullanacağınızı hatırlatmak isteriz. Yükünüz fazlaysa taksi veya Uber fena olmaz. Amerika standartlarına göre taksi ücretlerinin normal hatta uygun olduğunu söyleyebiliriz. Bu arada 1 haftalık metro ulaşım kartının olması asla az yürüyeceğiniz anlamına gelmiyor dolayısıyla konforunuzu düşünerek rahat edebileceğiniz ayakkabılar tercih etmenizi öneririm. Gelelim seyahatimizin detaylarına; 1. Gün İlk gün uçuşun uzunluğu saat farklı gibi unsurları düşünerek kendinize çok yüklenmemeniz gerekiyor. Örnek sabah 7’de bindimiz uçaktan 8 saatlik uçuş sonrası sabah 10:45’de New York’a vardık. Gezi heyecanıyla gidişte bu durum beni çok fazla etkilemedi. Otele geçip yarım saat 1 saat dinlenmenin ardından gezmeye hazırdım. İlk olarak New York’un meşhur caddesin olan 5th Avenue’dan yürüyerek. Aziz Patrick kilisesine göz attık. Aziz Patrik Katedrali - 5th Ave, New York, NY 10022 New York’un en ünlü caddelerinden biri olan 5. Cadde üzerinde bulunan Aziz Patrik Katedrali, etkileyici mimarisi ve zarif detaylarıyla dikkat çekiyor. Gotik tarzda inşa edilen bu katedral, hem dış hem de iç mekanlarıyla görsel olarak büyüleyici bir deneyim sunuyor. Dış cephesindeki taş işçiliği ve zarif pencereleri fotoğraf çekmek için mükemmel bir arka plan oluşturuyor. Ayrıca, katedrale giriş ücretsiz giriş yapıp; iç mekanın görkemli atmosferini rahatlıkla keşfedebilirsiniz. Empire State - 20 W 34th St., New York, NY 10001 Amerikan filmlerinden tanıdığımız Empire State Binası, 1932 yılında tamamlanmış ve uzun bir süre dünyanın en yüksek binası olarak anılmıştır. Turistik aktivitelerin başında yer alan şehir manzarasını kuşbakışı izleme deneyimini, Empire State Binası’nın tepesine çıkarak yaşayabilirsiniz. Ancak biz bu aktivite için Empire State yerine Top of the Rock’u tercih ettik. Bunun sebeplerinden biri, Empire State Binası’nı güzel bir şekilde görebilmekti. Ayrıca, 230 Fifth Rooftop Bar isimli mekanda da çok güzel bir manzara sunulduğunu belirtmeliyim. Flatiron Binası - 175 5th Ave, New York, NY 10010 Filmlerden tanıdığımız meşhur Flatiron binasını yenilenme çalışmaları sebebiyle tam görememiş olmamıza biraz üzülsekte gezimize devam ediyoruz, zaten fotoğraf noktası olarak rotaya eklenmişti. Levain Bakery - Flatiron, 2 W 18th St, New York, NY 10011 Çoğu kişiye çok şekerli gelse de ben kendisini çok sevdim. Tek seferde 1 tane tüketmek yerine yarım tüketmek daha mantıklı yoksa şekeriniz tavan yapabilir. Katz's Delicatessen - 205 E Houston St, New York, NY 10002 Levain Bakery’den sonra buraya yürüyerek ulaşmaya çalışmak çok mantıklı olmayacaktır. Dolayısıyla metro ya da otobüs kullanmanızı tavsiye ederiz. Burası bizim planlamamıza göre başka bir güne uymadığı için ilk gün aradan çıkarmak istedik. Uzaklık bizi biraz yordu. İlk gün için çok mantıklı bir seçenek olmayabilir. Burayı ziyaret etme isteğimiz popülerlikti tabiki, akşam saatinden önce gittiğimiz için çok fazla sıra beklemedik. Tamamen et severlere hitab eden bir mekan. 1 porsiyonu bence rahatlıkla 2 kişi bölüşebilir. Ete çok düşkünseniz sos olsa da olur olmasa da olur diyorsanız Katz's Pastrami Sandwich alabilirsiniz. Peynir ve sos isterseniz bizim gibi Katz's Reuben tercih edebilirsiniz. Bryant Park - NY 10018 Şehrin en işlek yerlerinden birisinde yer alan Bryatpark cıvıl cıvıl bir yer. Oldukça fazla etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Gitmeden önce bir New Yorklu gibi takılıp sinema gecesine katılıp chilling yapmayı planlamıştık ama iyi bir yer bulabilmek için oldukça önce gitmek gerekiyor. Bir de çok kalabalık oluyor. Biz ilk gün buraya göz atıp daha sonra sakin bir zamanda birşeyler içmeyi tercih ettik. Gezi planınızı yaparken gelecek aktivitelere buradan göz atabilirsiniz. https://bryantpark.org/activities Times Square - Manhattan, NY 10036 En çok merak ettiğimiz yerlerin başında Time square geliyordu yalan yok. Özellikle akşam saatine denk getirdik ki, etkisi daha fazla olsun. Açıkçası beklentim neydi, canlı canlı görmek beklentimi karşıladı mı pek emin değilim. Galiba kendimi bomboş bir Time Square de hayal ettim. Sürekli sağınızı solunuzu kollamanız gereken, çok kozmopolit bir ortam. Birileri siz anlamadan fotoğraflarınızı çekip size satmaya çalışıyor. Kendimi kameralardan kaçan agresif ünlüler gibi hissettim. Tabi bunun bir diğer sebebi de saat farkı ve yorgunluktu. Yorgunluk demişken; ilk gün kendimizi çok zorlamayalım dedik ama dönüşte oldukça yorgunduk. Siz siz olun ilk gün kendinize bu kadar yüklemeyin. Gerçi otele döndüğümüzde saat çok geç değildi. Zaten sonrası tahmin edersiniz yok. Şunu ekleyeyim bu kadar yoğun bir ilk günü planına rağmen ertesi gün çok dinç uyandık. Dönüşten çok daha hızlı adapte olunuyor giderken, sanırım burada gezme motivasyonu da rol oynuyor. 2.Gün Ess-a-Bagel - 831 3rd Ave, New York, NY 10022 Otelimize oldukça yakın olan bagel mekanı oldukça popüler, ve açıkça söyleyebilirim bu mekan gezinin yıldızlarından, sadece 1 defa gideriz diye planlamıştık ancak 3-4 defa gittik. Signture Favorite’dan pek şaşmamanızı öneririz. Ghostbusters Headquarters - 14 N Moore St, New York, NY 10013 Öncelikle en çok buraya gitmek istiyoruz gibi bir plan yapmadık. Tüm gideceğimiz noktaları belirledikten sonra 9/11 Memorial Pool’s a giderken burayı araya sıkıştırabiliriz gibi duruyordu. Hayalet avcılarını seviyorsanız, önünden bir fotoğraf fena olmaz. 9/11 Memorial Pools - 180 Greenwich St, New York, NY 10007 Şüphesiz dünya tarihinin en kötü trajedilerinden olan 11 Eylül saldırısı sonrası, hayatını kaybedenler için yapılan havuzlar, ölenlerin isimlerinin yazılı olduğu panellerle çevrili. Oculus & One World Trade Center - 185 Greenwich St LL3110, New York, NY 10006 Oculus’a gelince, bu modern yapının içeriği ve mimarisi beni gerçekten etkiledi. World Trade Center kompleksinin bir parçası olarak inşa edilen bu yapının içindeki alışveriş alanları ve ulaşım noktaları oldukça işlevsel. Ayrıca, Oculus’un yenilikçi ve göz alıcı tasarımı, New York’un modern yüzünü harika bir şekilde yansıtıyor. Charging Bull - Bowling Green, New York, NY 10004 Charging bull şaşırtıcı derecede meşhur, fotoğraf çekilmek için beklemeniz gerekiyor. Meşhur olmasının nedeni filmlerde çok yer verilmesi sanırım. Güçlü piyasa anlamındaki "boğa" figürü, Wall Street'te yer alıyor ve Amerika borsasının bir simgesi. Statue of Liberty Vista Point - Battery Park Underpass, New York, NY 10004 New York’a kadar gelmişken özgürlük heykeline selam vermeden olmazdı. Bizim gibi özgürlük heykelini uzaktan görmek sizin için kafi ise, Staten Island Ferry’ler var. Bu feribotlarla ücretsiz olarak binebiliyorsunuz. Manhattan adasından sizi Staten adasına götürüyor, seferler yarım saatte bir var. Biraz bekleyip geri dönebiliyorsunuz. Çoğu kişi turistik kullanıyor zaten bu feribotları. Brooklyn Köprüsü - New York, NY 10038 Buraya metroyla ulaşabiliyorsunuz ancak sonrasında oldukça yürümeniz gerekiyor, güzel fotoğraflar çekilebileceğiniz bir yer, kalabalık olmasına rağmen açı bir şekilde ayarlanıyor, manzarası da bonus. Yalnız çok sıcak zamanlarda öğle saatlerini pek tevsiye etmiyoruz. Dumbo Brooklyn köprüsünü arkanıza alıp güzel fotoğraflar çekilebileceğiniz meşhur fotoğraf noktası, tabi aynı zaman boş bulmanızın imkansız olduğu bir yer. Bu bölge çevresinde dolaştığınızda farklı yerlerde de köprüyü güzel açılarda çekmek mümkün. Cecconi's - 55 Water St, Brooklyn, NY 11201 İtalyan lezzetlerini her zaman sevmişizdir. Timeout markette yer alan Cecconi’nin hem iç mekanı hem de dış mekanı oldukça keyifli. Rezervasyon yaptırmayı unutmayınız. Time Out Market New York - 55 Water St, Brooklyn, NY 11201 Bir çok ülkede bulunan Time Out market farklı mutfaklardan gelen çeşitli lezzetleri bir araya getirerek, ziyaretçilere bir çok seçenek sunuyor.İster yemek yiyebilirsiniz, ister bir şeyler içmek için uğrayabilirsiniz. Biz birde canlı müziğe denk geldik ve keyfli vakit geçirdik. Manzarası da ayrı güzeldi. Listenize ekleyebilirsiniz. 3.Gün Lady M Cake Boutique - Upper East Side, 41 E 78th St, New York, NY 10075 Güne tatlı bir başlangıç yapalım dedik. Kahvaltı yerine Lady M Cake’in krep tatlılarından yiyelim dedik. Seçimizi orijinalinden yana kullandık, ama aklımız çikolatalı olanda kalmadı değil. Kat kat kreplerden yapılan hem meşakkatli hem de farklı bir tatlı seçeneği. Central Park Şehrin göbeğinde doğayla başbaşayız kalabileceğiniz, bir alan olması cidden zorunlu olmalı. Central park düşündüğümüzden çok daha büyüktü. Birkaç defa gitmemize rağmen tam anlamıyla bitiremedik burayı. Central Park’ı gezerken görüp beğendiğimiz yerleri sıralayalım, zaten sıralacağımız yerleri pek görmeme ihtimaliniz yok:) Umpire Rock, Bethesda Terrace, Bow Bridge, Bethesda Fountain ve Belvedere Kalesi. Washington Square Park, Washington Square, New York, NY 10012 Oldukça kozmopolit bir bölge burası, Washington Squre parkta da bir çok farklı tarzda insan görebilirsiniz. Ortamın çok renkli olduğunu söyleyebilirim. Apartment Building from the TV Show Friends - 90 Bedford St, New York, NY 10014 Dönemine denk gelmemiş olsam da, sonradan defalarca izlediğim ve çok sevdiğim, hatta sıkıldığımda yeniden izlediğim TV şovu olan Friends'in sembolü haline gelmiş bu binayı görmeden edemezdik. Bu nedenle, Friends'in açılış sahnelerinde sıkça gördüğümüz bu apartman binasını gezi planımıza dahil ettik. Sex and The City’nin karakterlerinden Carry’nin evi buraya oldukça yakın, görmek isteyenler oraya da uğrayabilirler. Chelsea Market - 75 9th Ave, New York, NY 10011 Yine bir çok seçeneğin olduğu bir yemek marketindeyiz. Oysterlar ne kadar göz kırpsada tercihimizi Los Tacos’dan yana kullandık. Çoğu kişi de öyle yapmıştı oldukça fazla sıra vardı. Taco ve Quesadilla denedik. Enteresan bir şekilde Quesadilla’yı daha çok sevdim. High Line - New York, NY 10011 Beklentim çok yüksek değildi High Line ile ilgili ama yürürken çok keyif aldım. Burası aslında demiryolunun kullanım dışı kalması sonrasında, dönüşüm geçirerek halka açılmış bir alan. Yürüyüş esnasında güzel fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Vessel - 20 Hudson Yards, New York, NY 10001 Fotoğraf için listemizde olan bir diğer nokta, gerçekten mimarı tasarım olarak farklı ve görülmeye değer bir tasarımı var. 4.Gün Top of The Rock - 30 Rockefeller Plaza, New York, NY 10112 Gün erken başlıyor çünkü bugün yoğun bir gün olacak. Biliyorsunuz ki gezilerin vazgeçilmez aktivitesi gittiğiniz yeri kuş bakışı olarak görmek. Bu noktada New York’u kuş bakışı görmek için tercih edebileceğimiz bir kaç farklı seçenek mevcut yani aslında bizim değerlendirdiğimiz seçenekleri sıralayacağım; Edge, Empire State, The Summit ve Top of Rock. Biz Empire state’i ve Central Park’ı güzel bir açıyla görmek istediğimizden Top of Rock’ı seçtik. MOMA - Museum Of Modern Art , 11 W 53rd St, New York, NY 10019 MOMA dünyanın en ünlü modern sanat müzelerinden ve özellikle söylemeliyim; içerisindeki eserleri değerlendirirsek gerçekten keyif alacağınız bir modern sanat müzesi. En güzel tarafı ziyaretinin detaylarını planlamamış olanlar için oluşturdukları mutlaka görülmesi gerekenler kısmı. Buraya ne olur ne olmaz link bırakalım. (https://www.moma.org/visit/itineraries/ ) Rehberde Vincent van Gogh’s The Starry Night, Henri Matisse’s Dance (I), Claude Monet’s Water Lilies, Frida Kahlo’s Self-portrait with Cropped Hair , Jacob Lawrence’s The Migration Series gibi mutlaka görülmesi gereken eserler listelenmiş bence faydalı da olmuş. Artichoke Basille's Pizza - 1410 Broadway, New York, NY 10018 Buradaki pizzaların boyutu inanılmaz! Bir dilim pizza sizi fazlasıyla doyurur. Özellikle en meşhuru ve mekana ismini veren Artichoke pizzayı kesin denemelisiniz. Joe's Pizza Broadway - 1435 Broadway, New York, NY 10018 Pizza’dan bahsetmişken New York’un en meşhur pizzacısı Joe pizzaya da uğradan olmaz. Öncelikle pizzaların hamurları çok güzeldi. Ama sanırım biz Margarita pizzanın bizim Ülkemizde yapılma şeklinden kaynaklı bol peynirli olmasına alışmışız. Başıma bir şey gelmeyecekse hem burada yerdiğim hem İtalya’da yediğim Margarita pizzaların domates yoğunluğu çok fazlaydı bide sanırım domatesi de çok pişirilmiyor bu sebepten çok sevemedim (O sırada İtalyanlar sen ne anlarsın diyorlar). Her neyse bence 2 pizzacı da güzeldi ancak ben bir kez daha yesem az domatesli bir Joe pizzası(diğer çeşitlerinden bahsediyorum) veya Artichoke’u tercih ederdim. Harry Potter - 935 Broadway, New York, NY 10010 Harry Potter serisini sevenlerin mutlaka ama mutlaka uğraması gereken bir mekan. Harry Potter sevgim baki ancak bu mekanı çocukken tam da kitapları yeni okuduğum zaman görsem sanırım etkisi çok daha fazla olurdu. Yine de çok beğendim. Broadway Minskoff Theatre - 200 W 45th St, New York, NY 10036 New York planı yaparken sanırım uçak biletinden sonra ilk satın aldığımız şey bir Broadway gösterisi biletiydi. Biz araştırmamızı yaptıktan sonra The Lion King ve Aladdin arasında kaldık. Kazanan The Lion King oldu. Gerek kostümler, gerek müzikler olsun, unutamayacağımız ve izlerken çok keyif aldığımız bir müzikal deneyimi oldu. Biletlerimizi https://broadwaydirect.com/shows/musicals/ sitesinden aldık. Önceden bilet almamızın avantajlarından biri kendimize güzel bir yer seçebildik. Bu arada bir opsiyondan daha bahsetmek istiyorum. Time square meydanında TKTS ticket booth denilen noktadan indirimli bilet bulabilirsiniz. Ancak tarihler yer seçimi hakkında hiç fikrim yok. Risk almayı seviyorsanız yada 2. Bir gösteri fena olmaz diyorsanız, not alabilirsiniz. The Rum House , 228 W 47th St, New York, NY 10036 Broadway show çıkışı çok uzaklara gitmeden gidip, bireyler içip keyifli vakit geçirebileceğiniz bir mekan. Kokteylleri bizce başarılıydı, canlı müzikte gecenin bonusu oldu. 5.Gün Maman - 1424 3rd Ave, New York, NY 10028 Mamanın bir sürü şubesi var, keyifli bir mekan, kahvaltı için veya kahve için listenize ekleyebilirsiniz. MET-Metropolitan Museum of Art - 1000 5th Ave, New York, NY 10028 MET New York’un sanırım en özel ve büyük müzesi, Central Park’ın yanında Upper East Side bölgesinde yer alıyor. Öncelikle çok büyük derken asla abartmıyoruz. Tamamını sindire sindire gezmek gibi bir durum bence söz konusu değil. Bu sebepten müzeye ilk girişte ilgi alanlarınıza göre tavsiye alabilirsiniz. Biz resim bölümüne ağırlık verdik. Tanıdığımız ressamlar dışında da çok beğendiğimiz tablolar da oldu. Herkesin ilgi alanı ve beğenisi farklıdır tabi ama bizim gitmeden listelediğimiz resimleri paylaşalım. Vincent Van Gogh, “Self-Portrait with Straw Hat” (Hasır Şapkalı Otoportre) ve “Wheat Field with Cypresses”, Claude Monet, “The Water Lily Pond” (Nilüfer Göleti) ve diğer eserleri, Johan Christian Dahl, “Copenhagen Harbor by Moonlight”, Henri Matisse, "Dance" I. Picasso, Dali gibi modern dönem ressamlarının tabloları da modern sanatlar bölümdende sergileniyor. Gitmeden ilgiliniz varsa araştırmanızı kendi sitesinden yapabilirsiniz. Keens Steakhouse - 72 W 36th St., New York, NY 10018 New York seyahatimiz boyunca hava çok keyifliydi ancak 1 gün hava bozdu oda rezervasyon yaptırdığımız bir güne denk geldi. Bundan neden bahsediyorum; yaz da olsa yanınızda şemsiye bulundurabilirsiniz. Gelelim Keens Steakhouse’a bizim steak yemek için 2 seçeneğimiz vardı ya burası yada Peter Luger idi. Planınıza hangisi uyarsa onu tercih edebilirsiniz. Not olarak etinizi çok pişmiş söylememenizi öneririm. Orta iyi pişmişleri çoğu mekanın iyi pişmişi gibiydi. 6.Gün Sadelle's New York - 463 W Broadway, New York, NY 10012 Kahvaltı için güzel bir seçenek. Rezervasyon yaptırarak gitmenizi öneririz, biz rezervasyonsuz gittik ve zor yer bulduk. French tostu buranın çok öneriliyordu bizde şiddetle önerilen tatları tatma zorunluluğumuz olduğundan gidip tattık tabi ve beğendik, sizde gidebilirsiniz :) SoHo Soho güzel cafeler, restoranlar ve mağazalarla dolu New York’un en popüler bölgelerinden, mutlaka yarım gününüzü ayrımanız gereken bir yer. Sokaklar oldukça renkli ve son derece güzel binalarla dolu, binalara bakarken özellikle yangın merdivenleri dikkat çekiyor. Sonradan eklendikleri için sanırım bu kadar belirgin. Diğer bir mimari özellik, eski binaların çoğu üçgen yapıda bu ne demek alt katlar daha geniş ve yüksek tavanlı ancak üst katlara gittikçe daireler hem daralıyor hem tavanları daha alçak oluyor. Bu bana anlatılmasa doğru söylemek gerekirse dikkatimi çekmezdi, yani bu bilgiler Free Walking tour yaptığını düşündüğümüz tur rehberinden kulak misafiri olarak öğrendiğimiz bilgiler :) Eğer vaktiniz varsa böyle bir aktiviteye de katılabilirsiniz. Küçük İtalya Soho’dan yürüyerek küçük İtalya diye adlandırılan bölgeye devam edebilirsiniz. Bu bölgede adından anlaşıldığı üzere bolca İtalyan restoranı mevcut. Samimi bir havası var buranın. Biz Soho ardından küçük İtalya derken yorgunluktan mecburi mola vererek; Gelso & Grand diye bir yerde bir şeyler içtik. Keyifli bir mekandı. Mekan demişken mekanlarla ilgili kısa bir bilgi vereyim. Amerika’da vergiler sonradan ekleniyor. Bu ne demek menülerde gördüğünüz fiyatlara %10 ekleniyor. Bir de bahşiş konusu var. Daha önce duymuştuk ancak bu kadar ciddiye alınan bir konu olduğunu bilmiyorduk. Bahşiş bırakmak Amerika’da zorunlu. Sanıyorum sistemleri bu şekilde işliyor. Servis elemanları restoranlarda çok düşük ücret alıyorlar ve bahşişlerle geçiniyorlar. Öyle ki size gelen hesaplarda bahşişler %15 den başlıyor tabi kendiniz de yazıp oranı belirleyebiliyorunuz. İşin ilginç yanı bahşiş vergi eklendikten sonra hesaplanıyor. Bazı restoranlarda 6 kişiden fazlaysanız yine ek ücret alıyor. Take away yani al-götür tarzı yerlerde de bahşiş ekranı geliyor önünüze ne yalan söyleyeyim biraz insanı geren bir durum ancak servis hizmeti almadığınız bir yerde tip bırakmak da saçma zaten bu tip yerlerde çok bahşiş beklenmiyormuş bilginize. Yani öyleyken böyle bahşiş vergi işleri Amerika’da biraz karışık, ne diyelim matematiğinize kuvvet. Chinatown Chinatown ve küçük İtalya birine çok yakın dolayısıyla küçük İtalya’ya gelmişken burayıda gezeceksinizdir, benim için China Town’un en güzel yani sanırım Keki modern den aldığım dev profiteroldü. Ancak bunun dışında çin yemeklerine ilgiliyseniz burada yemek de yiyebilirsiniz. La Pecora Bianca Bryant Park - 20 W 40th St, New York, NY 10018 Güzel bir italyan yemeği yemek isterseniz şans verebilirsiniz. Makarnaları bizi üzmedi. 7.Gün New York’ta ki son günümüzü ilk başta alışveriş günü olarak planlamıştık. Ancak bu kadar yorgunluğun üzerine alışveriş yorgunluğunu eklemek istemedik. Alışveriş kısmını gezimizin daha sonrasına Chicago kısmına bıraktık. Gidecek olsaydık Woodbury Common Premium Outlets’e gidecektik. Dünya markalarının yer aldığı Outlet bayağı popüler ancak şehir merkezine çok yakın değil, 1,5 saatlik bir mesafede gitmek için otobüs kullanabilirsiniz veya araç kiralayabilirsiniz. Veya alışverişinizi hemen hemen outlet ayarında fiyatlar bulabileceğiniz Macy’s, T.J.Maxx, Ross Dress for Less, Nordstrom veya Nordstrom Rack mağazalarından da yapabilirsiniz. Sezon ürünleri için zaten 5th Avenue ve Soho alışveriş yapabileceğiniz başlıca yerler. Gelelim son yoruma, New York’u beklediğimden daha fazla sevdim, kalabalık kozmopolit yapısı altında aynı zamanda düzeni olan tekrar tekrar gelinesi bir şehir. Daha fazla vaktimiz olsa, gideceğimiz listemizde olan mekanları da yazalım; Little Price, aslında son gün planımızda olan bir mekandı ancak beş buçuktan önce rezervasyon almıyorlarmış. Mekanları belirlerken rezervasyon yaptırmak bayağı önemli, biz biraz esnek davranıp kesin gitmek istediğimiz yerlere rezervasyon yaptık genelde akşam yemeklerini ön planda tuttuk ancak kahvaltı içinde bakmak lazımmış. Öğlen yemeklerinden çok bahsetmiyorum. Hep sağlıklı hem de sağlıksız ama lezzetli bir çok seçeneğe kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Mr Purple ve The Roof, güzel teras mekanları. Oscar Wilde, Malibu Farm, The Smith, The Clinton, Fraunces Tavern, Pastis böyle liste uzayıp gidiyor. Keyifli geçen bir 7 günün sonuna geldik. Bütün turistik aktiviteleri bitirmiş olmanın haklı gururu içerisinde New York'a veda ediyoruz. Keyifli geziler

  • Karadağ Gezi Rehberi | SineGezi

    Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve Karadağ için güzel bir plan yaptık... Karadağ Gezi Rehberi 30.09.2023 | Gonca Kaya Akak Paylaş Karadağ uzun zamandır gitmeyi planladığımız, her an artık vizeli olacak diye korktuğumuz, daha gitmeden fotoğraflarını görüp çok sevdiğimiz bir Ülke'ydi. Sonunda planlarımızı gerçekleştirebildik ve soluğu Karadağ'da aldık. Gidip görünce de Karadağ'a olan hislerimiz değişmedi yani bizi hiç yanıltmadı, Karadağ'da çok keyifli bir 4 gün geçirdik. Gelelim gezimizin detaylarına; Karadağ vizesiz olduğu ve çok talep gördüğü için uçak biletlerini uygun bulmak oldukça zor. Biletler için Türk Havayollarına veya Tailwind'e bakabilirsiniz. Bu havayollarının Karadağ’ın başkenti Podgorica’ya direkt uçuşları var. Kalmak istediğiniz bölge biraz size bağlı, deniz tatili düşünüyorsanız Budva güzel bir seçenek. Bunun dışında bize sorarsanız en güzel seçenek Kotor. Şunu da söyleyelim şehirler birbirine oldukça yakın, bu noktada araç kiralarsanız gezerken konforunuz artacaktır. Gezi planınız çok yoğun değilse toplu taşımada bir seçenek olabilir. Kısa gezimizde Karadağ'da 4 farklı şehir gezme fırsatımız oldu. Budva, Kotor, Perast ve Tivat. 3 veya 4 günlük bir gezi planında bu 4 bölgeyi rahatlıkla gezebilirsiniz. Budva Budva'da Gezilecek Yerler Budva Old Town (Eski şehir merkezi) Birbirinden güzel dar sokaklarıyla sizi ilk anda etkileyecek bir yer burası. Dar sokaklarını keyifle gezip, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. La Citadel Kalenin manzarası çok hoş, özellikle gün batımını burada izlemek oldukça keyifli olacaktır. Kaleye giriş ücretli ancak restoranda yemek yerseniz ayrı bir ücret ödemiyorsunuz. Dancing Girl (Dans Eden Kız) Budva Old Town bölgesinde bulunan ve şehrin sembolü haline gelen dans eden kız heykelinin aslında hüzünlü bir hikayesi varmış. Kavuşamayan aşıkların hikayesinden esinlenerek yapılan heykelin hikaye efsanemidir bilinmez ancak dans eden kızın, Budva'ya çok yakıştığını söyleyebiliriz. Sveti Stefan Sveti Stefan adası görsel olarak çok hoş ancak bu adaya elimizi kolumuzu sallayarak ne yazık ki giriş yapamıyoruz. Adaya giriş için otel müşterisi olmanız veya otel restoranında rezervasyonunuzun olması gerekiyor. Fiyatlarında oldukça yüksek olduğu söylendi. Karadağ'ın en pahalı otelinin burada olduğunu ve oldukça ünlü konukları ağırladığını da duyduk. Adaya ayak basamasanız da adanın girişine kadar gitmenizde bir engel yok. Hatta ironik olarak adanın bir tarafı halk plajı diğer tarafı özel plaj. Buraya kadar gelmişken fırsatı değerlendirip, yüzerek ada manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz, deneyimlerimizden yola çıkarak söylüyoruz Budva'da denizin kötü olduğu bir yer yok, buranın denizi de çok güzeldi ancak çok kalabalık sevmiyorsanız sabah saatlerinde gitmenizi öneririz. Budva'da denize girebileceğiniz diğer bölgeler; Budva kalesini olduğu bölge, Becici, Havaii Beach(adaya deniz yoluyla ulaşabiliyorsunuz, kişi başı ücret gidiş-geliş 5 euro diye duyduk.), Przno. Budva Yeme İçme Manana Budva Kokteylleriyle ünlü mekanın tacolarının da oldukça güzel olduğunu duyduk. Kokteyl fiyatları 9-15 euro arasındaydı. Buradan anlaşıldığı üzere Karadağ diğer Avrupa ülkelerinden çok farklı değil. Belki bir tık daha uygun olabilir ama bir tık, fazlası değil :) Jardan Burası her kesime fiyat ve çeşit olarak hitap edecek bir yer, menüleri çok geniş, Türkçe menülerinin olması da ayrı şaşırtıcı, bi akşam üstü uğrayabilirsiniz. Biz canlı müziğe de denk geldik, keyifliydi. Pasta Bar Malum biz İtalyan mutfağının köleleriyiz. Karadağ'da İtalyan mutfağı oldukça yaygın. Burası da Budva old town bölgesinde bulunan standart üzmeyen bir mekan. Kotor Sen çok başka bir hikayesin Kotor; Budva'da ki şehirleşme Kotor'da yok ondan bizi daha çok etkilediğini söyleyebiliriz. Kotor'a en az 1 gününüzü ayırmanızı gönülden tavsiye ederiz. Kotor Fortress (Kotor Kalesi) Kotor'a kadar geldiyseniz ve herhangi bir sağlık sorununuz yoksa kaleye çıkıp mutlaka bu şehri kuşbakışı görmelisiniz. Ancak bir uyarı yapalım, öğlen saatleri tırmanışı bayağı zorlaştırıyor. Sabah erken saatleri tercih etmeniz, zorlu merdivenleri yürürken biraz olsun size yardımcı olacaktır. Bu arada tam tamına 1355 basamaktan bahsediyoruz. Biz zaman kısıtı sebebiyle meşhur kilise Church of Our Lady of Remedy'nin fotoğraf kadrajına girdiği noktaya kadar çıktık, burası da sanıyoruz ki yolun yarısı oluyor. Zorlamadı desek yalan olur. Bu arada kaleye giriş ücretli, ücreti 8 euro. Kaleye farklı yerlerden de giriş olduğunu okuduk ama biz emin olamadığımızdan ücret ödeyip giriş yaptık. Kotor Saat Kulesi Kotor şehir merkezine görkemli kapılardan geçiş yaparak giriliyor. Görkemli diye bahsettiğimiz aslında ana deniz kapısı oluyor ve kapıdan giriş yaptığınızda hemen karışınıza 1602 yılında yapılan Kotor Saat Kulesi çıkıyor. Kulenin hemen önünde Utanç Sütunu bulunuyor. Hala böyle mi bilinmez ancak ilginç ve gıpta edilesi bir bilgi; Kotor'da hemen hemen hiç suç işlenmediğinden hapisane yokmuş ve suç işleyenler için bu utanç sütunu yeterli oluyormuş. Suç işleyen insanlar sözel olarak ayıplanıyormuş. Kotor Aziz Tryphon Katedrali 1166 yılında yapılan katedralin bir kulesi depremler sonucunda hasar almış ve tekrar aslına uygun bir şekilde yapılmış. Kulelerin üzerinde tarihler yazıyor. Bu tarihleri görmeseniz, 2 kuleyi birbirinden ayrıt edemeyebilirsiniz. Kotor Yeme İçme La Catedral Pasta Bar Önünde her daim kuyruk olması bu mekanın meşhurluğunu ele veriyor. Makarna köleleri bu mekanı da es geçmedi :) Restoran Cesarica Kalamar tava ve deniz mahsullü makarna deneme şansımız oldu. Kalamara bayıldık, sanırım kalamarı kötü yapan bir mekan da yok Karadağ'da, çokça maruz kaldığımız dondurulmuş kalamarların yanında lezzetleri tartışılmaz derecede iyiydi. Makarna standarttı. Genel olarak memnun kaldık. Konoba Portun Bu restoran Kotor merkezine yürüyerek 40 dk mesafede, deniz kenarında bulunuyor. Tavsiye üzerine gidip, çok memnun kaldığımız bir yer. Akşam yemeği yiyecekseniz mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Biz biraz spontane hareket edince öğlen yemeğini denk getirebildik. Denediğimiz her şeyden memnun kaldık. Kalamar tava, karides ve siyah risotto denedik. Tatlı için ayrıca bir not düşelim, Elmalı Crumble'ı mutlaka deneyin. Perast Perast, Kotor'a çok yakın olan meşhur bir orta çağ köyü. Burada çok fazla alternatifiniz yok. Dolayısıyla buraya 2 saatinizi ayrımanız yeterli olacaktır. Sokaklarını gezip, tekne ile Our Lady of Rock(Kayaların leydisi) adasına geçiş yapabilirsiniz. Aslında Perast'ın önünde 2 tane ada var ancak Aziz George Adası misafirlere kapalı, ada da yalnızca bir kilise bulunuyor. Vaktiniz bolsa Sveti Nikola Kilisesi'nin tepesine çıkıp, adalara yukarıdan da bakabilirsiniz. Tivat Buralara kadar gelmişken ve yeterli zamanınız varsa Karadağ'ın havalı şehri Tivat'ı ziyaret edip, Porto Montenegro lüks yat limanında vakit geçirebilirsiniz. Marina lüks yatların dışında bir çok restoran ve dünyaca ünlü markayı da bünyesinde barındırıyor. Kısa notlar; Yanınızda mutlaka euro bulundurun, Taksiye binmeden pazarlık yapın, Karadağ'ın yerli şarap markası olan Plantaze'nin şaraplarından tadın, Şarap, çikolata, genel süpermarket veya giyim alışverişlerinizi pazar gününe bırakmayın, çoğu Avrupa şehrinde olduğu gibi Karadağ'da da birçok yer pazar günü kapalıydı. Karadağ'lılar tembellik yasalarıyla meşhurlar bu sebepten, bize de restoranlarda servislerin gecikebileceği söylenmişti. Böyle bir durumla karşılaşmadık ama tembellik yasalarını buraya bırakalım aklınızda olsun. İnsan yorgun doğar, dinlenmek için yaşar. Yatağını kendini öper gibi öp. Geceleri uyumak için gündüzleri dinlen. Çalışma, çalışmak öldürür. Dinlenen birini gördüğünde ona yardım et! (Yanına yatıp dinlen.) Çalışabildiğinin en azını çalış, mümkünse işi başkasına yaptır (itele). Gölgeler kurtuluştur, dinlenmekten kimse ölmez (Tarlada çalışanlar için). Çalışmak ölüm getirir, çalışarak erken ölme. Olur da çalışma isteğin gelirse, otur, bekle. Göreceksin ki geçecek. Yiyen birini görünce yanaş; çalışanı görünce uzaklaş, rahatsızlık verme. Keyifli geziler :) Bizce İlginizi Çekebilir... Venedik Gezi Rehberi Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi

  • Venedik Gezi Rehberi| SineGezi

    400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır... Venedik Gezi Rehberi 01.11.2019 | Gonca Kaya Paylaş Venedik’in geçmişinden bahsedecek olursak; Roma İmparatorluğu döneminde kurulan Venedik, imparatorluk dağıldıktan sonra Bizans yönetimi altına girmiştir ancak, şehrin yapısından kaynaklı yönetim baskısı hissedilmemiş. Dolayısıyla Venedik’in diğer İtalya şehirlerinden farklı olarak kendisine özgü bir tarihi olduğu söylenebilir. 400’ü aşkın köprüden oluşan Venedik aynı zamanda çok sürpriz olmayacak şekilde Kanallar Şehri, Sular Şehri ve Maskelerin Şehri olarak da anılmaktadır. Gelelim gezimizin detaylarına; Roma ve Floransa şehirlerinden sonraki durağımız olarak geldiğimiz Venedik, ayak bastığımız andan itibaren bizi çok etkilemeyi başardı. 1 buçuk gün ayırdığımız için pişman bile olduk diyebilirim. Venedik’te Ulaşım İlk olarak ulaşım konusundan bahsedecek olursak; Floransa’dan tren yolu ile Venedik’e geldik. Ancak İstanbul’dan Venedik Marco Polo Havalimanına direkt uçuşlar da bulunmakta. Hava limanına çeşitli yollardan ulaşım sağlanıyor, bizce en kolayı Allilaguna yani deniz yoluyla ulaşım. 1 saat kadar bir yolculuk yapıyorsunuz ve şehrin merkezine ulaşabiliyorsunuz. Diğer ulaşım yollarını tercih ederseniz belirli bir yere kadar tren, otobüs veya araçla ilerleyebiliyorsunuz. Sonrasında deniz yoluyla devam etmelisiniz veya yürü yedebilirsiniz. Allilaguna tek yön 15 Euro olarak satılıyor. Ancak gidiş-dönüş şeklinde alınırsa 27 Euro olarak satın alınabiliyor. Günlük ulaşım kartları da satın alınabiliyor, ancak biz tercih etmedik. Yürüyerek gezmesi en keyifli şehirlerden birindeyiz ve her köşe tablo gibi, bence yürümek en güzeli. Konaklama olarak biz Rialto Köprüsüne çok yakın olan San Lio Tourist House’ u tercih ettik. Oldukça merkezi bir yerde uygun fiyata konakladık. Venedik’e ne zaman gidilir? Venedik’e aslında festival zamanı gelme fikri insanı çok heyecanlandırıyor. Ancak normal zamanda bile bu kadar kalabalıksa festival zamanı nasıl olur diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Festival dışında bizim önerimiz bahar aylarında gitmek. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var. Venedik’te yılın belirli zamanlarında (15 Eylül – 15 Nisan) su taşkınları oluyor. Hatta bu olayın bir adı da var; Aqua alta hatta en şiddetlisi 1966 yılında yaşanmış ve suların yüksekliği 194 cm yi bulmuş. Biz 14-15 Ekim de Venedik’te bulunduk ancak herhangi bir su taşkını olmadı. Gelelim kısa gezimizin rotasına; ilk olarak otele yerleştikten sonra San Marco Meydanı nda soluğu aldık, meydan büyüklüğü ile bizi şaşırttı. Venedik’te 400 ü aşkın köprü olduğunu düşünürsek, bu kadar geniş bir alanı şehrin başka yerinde bulamayız herhalde. Meydanın en güzel yanı; mimarisinin güzelliğinden sonra, meydanda bulunan kafelerde canlı müzik yapılması. Burada bulunan Cafe Florian Avrupa’daki en ünlü ve köklü kafelerden bir tanesi. Atmosfer ve tatlar konusunda her şey çok güzel. Ancak belirtmekte fayda var; kafede oturur iseniz kişi başı olarak müzik için 6 euro gibi bir rakam ödemeniz gerekiyor. Bunun dışında fiyatları ortalamanın üzerinde ama burada kahve yudumlamanın keyfi çok ayrı. San Marco Bazilikası Bazilika, San Marco meydanının en ilgi çeken yapılarından birisi, içeriye girebilmek için bayağı bir sıra beklemeniz gerekiyor. Aziz Mark’ın Çan Kulesi Çan kulesinin tepesine 8euro karşılığında asansörle çıkabiliyorsunuz. Tepede bu harika şehri kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ahlar Köprüsü Venedik’te bulunan en ünlü köprülerden birisi Ahlar köprüsü, hikayesinden biraz bahsedecek olursak, hafif suçlu mahkumlar mahkemeden sonra bu köprüden geçirilerek, hapse gönderilirmiş. Rialto Köprüsü Venedik’te her yeri sevdik buna hiç şüphe yok ancak, Rialto köprüsünün bulunduğu bölge, gerek canlılığı, restoranları ile ayrı bir güzeldi. Rialto köprüsü Büyük Kanal üzerinde yer alıyor. Vaktimiz kısıtlı olduğundan gitmek isteyip gidemediğimiz yerler maalesef ki oldu. Bu sebepten Venedik’e 2 veya 3 gün ayırmanızı öneririz. Peggy Guggenheim Collection , Santa Maria della Salute kilisesi, Murano ve Burano adaları. Biraz’da Venedik’te ne yenir ne içilir gibi konulardan bahsedelim. Gezimize Roma’dan başladık, oradan Floransa’ya geçtik ve en son durak olarak Venedik’i seçtik. Bir kıyaslama yapmak ne kadar doğru olur bilmiyoruz ancak sanırız lezzet anlamında en çok Venedik’te mutlu olduk. Yaptığımız seçimlerden kaynaklı olabilir. Farini Otelimizde kahvaltı olmadığından burayı tercih ettik. Ancak doluluktan anladığımız kadarıyla, çokça tercih edilen bir yer. Antico Forno Venice Tavsiye üzerine uğradığımız dükkandan beklentimiz bu kadar yüksek değildi ancak pizzalarını tattıktan sonra önünü alamamış olabiliriz. Bizim favorimiz Quatro Formaggi ancak ince hamur Margaritta pizzası da oldukça başarılıydı. Trattoria Algazzetino Sanırız bir restoran bizi ancak bu kadar mutlu edebilirdi. Rezervasyon yaptırmadan gitmenizi çok önermiyoruz. Zira biz rezervasyon yaptırmadan gittik ancak gördüklerimize dayanarak söylüyoruz İtalya’da genel olarak müşteriye çok fazla değer veriliyor. Beklerken bize şarabımız, canlı müzik ve tadımlık makarnalar eşlik etti. Yalan yok uzunca bir süre bekledik ancak pişman değiliz. Yediğimiz en güzel deniz mahsullü makarna buradaydı. Müşteri memnuniyetine çok önem veren restoranı şiddetle tavsiye ederiz. Harry’s Bar Yaş ortalamasını biraz yüksek bulsak da burası Venedik’te oldukça meşhur bir bar. Bellini denemenizi öneririz. Suse En güzel dondurmalar tartışmasız burada, polemiğe girmeyelim. Denemek istediğimiz ancak fırsatımız olmayan yerleri de buraya eklemeyi bir görev bilirim. Makarna için Dal Moo’s Fresh Pasta To Go, Tiramisu yemek için; I Tre Mercanti son olarakta Al Portego aklımızda kaldı. Duyduğumuz bir habere göre artık Venedik’e girişler ücretli olacakmış. Zaten konaklamanız koşulunda şehir vergisi ödemek durumunda kalıyorsunuz. Bunun yanında bir de giriş ücreti eklenecek. Bunu sebebi Venedik’in çok fazla turist alması ve buranın yerlilerinin bu durumdan şikayetçi olmasından kaynaklıymış. Zaten şehrin her yıl 0,5 ve 1 mm arasında battığı söylenmekte, söylenenler ne kadar doğru bilmiyorum ancak bizce bu insan harikası şehir mutlaka ziyaret edilmeli. Keyifli geziler:) Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Gezi Rehberi Floransa Gezi Rehberi Roma Yeme İçme Rehberi

  • Roma Yeme İçme Rehberi | SineGezi

    Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz.. Roma Yeme İçme Rehberi 26.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Gezinin bizi en heyecanlandıran kısımlarından bir tanesi de karbonhidrat cennetinde olmamızdı. Sıkı araştırmalar ve tavsiyeler sonucunda gittiğimiz yerleri sıralıyoruz. Cantina e Cucina İlk durağımız akşam gittiğinizde bayağı sıra beklemeniz gereken Cantina e Cucina; çalışanları çok sıcakkanlı ve yardımcılar, menüleri oldukça açık ve net, yemeklerini de sevdik hatta 2 defa bulunduğumuz Cantina e Cucina’da enginar kızartması, lazanya ve Quatro Formaggi(4 peynirli pizza) deneme şansımız oldu. Enginar lezzetliydi ancak bize çok hitap etmedi. Ai Tre Scalini Günün sonunda biz Ai Tre Scalini’ye gittik, çok aç olmadığımızdan da şarap ve peynir tabağı denedik. Aklınızda bulunsun burası Şarap barı olarak geçiyor ancak yemek servisleri de var. Ancak akşam gittiğimiz her yerde olduğu gibi Al Tre Scalini için de kısa bir süre sıra beklememiz gerekti, sanırım turistik yerlerin genel sorunu bu, ama yapacak bir şey yok, o sıralar beklenecek! La Mani In Pasta Sonunda sıra beklemediğimiz bir yer, tabi öğlen gitmemizin de bunda payı olabilir. Oldukça lokal görünen, tatlı bir restoran, garsonları da oldukça sıcakkanlı ve yardımcılar. Biz ahtapotlu patates salatası, ravioli ve deniz mahsullü makarna denedik. Deniz mahsullü makarnamız çokça karides içeriyordu. Sanırım ravioli dışında hepsini başarılı bulduk. 50-60 euro civarı hesap ödedik sanırız ama oldukça doyurucu bir öğündü. Mimi e Coco Piazza Novano yakınlarında ki küçük mekanda oldukça ünlü olacak ki, önünde inanılmaz sıra oluyor. İsminizi yazdırıp dışardan içeceğinizi sipariş verebiliyorsunuz. Beklerken pizza ikramları da oluyor. Çalışanları oldukça sıcakkanlı ve beklemeyi keyifli hale getiriyorlar. Burada pizza denedik ancak lezzet olarak bize biraz uzaktı. Hamuru fazla ince ve sertti. Ancak Roma’da denediğimiz çoğu pizza bu şekildeydi. Neyse ki Venedik’te aradığımızı bulduk. Pasticceria Regoli Sanırım yediğimiz en güzel tatlıyı burada yedik. Tüm tiramisuları bir kenara bıraktık ve çilekli tartın (Tortine Fragoline di Bosco) hastası olduk. Aklınızda bulunsun Maritozzi con la panna da kahvaltı için çok fazla tercih ediliyor. Biz denemedik, belki siz deneyip bize neye benzediğini söylersiniz. Kahvaltı demişken, sanırız İtalyanlar tatlı olayını gündüz hallediyorlar, gündüz pastanelerdeki karnaval havası ne yazık ki öğleden sonra çokta hissedilmiyor. Mesela Pasticceria Regoli’ye öğleden sonra gittik, tezgâhın yarısı boştu. Kendimizi şanslı sayıyoruz çünkü kalanları da bizi memnun etmeye yetti. Bunun dışında 1916’dan beri hizmet veren fırında eminiz ki ne denersek sevebilirdik. Forno Campo De' Fiori Campo De Fiori meydanında bulunan fırın oldukça popüler. Fırına gündüz gitmenizi tavsiye ederiz. Zira biz patatesli pizzalarından denemek istiyorduk ancak öğleden sonra çıkmıyormuş. Pizza dediğimize bakmayın, bizim tanımıza göre ince ama lezzetli pide denilebilir. Pizza dışında da bir çok seçeneğiniz var. Dikkat edin gözünüz dönmesin :) Çalışma saatleri: 07:30-14:30 16:45-20:00 Venchi Roma'da ki en ünlü dondurmacılardan olan Venchi'de oldukça fazla dondurma çeşiti bulunuyor. Çalışanları süper kibar olmasa da biz dondurmalarını sevdik. 2 top dondurma 3,5,, 3 top 4,5, 4 top 5,5 euro şeklinde fiyatlandırılmış. Pompi Tiramisu Pizza, makarna, dondurma derken çok fazla tiramisu çeşidi deneme fırsatımız olmadı. Pompi bayağı meşhurdu, biz de çok polemiğe girmeden denedik. 1 porsiyonu 2 kişiye rahatlıkla yeter. Standart bir tiramisu idi. Standart tatların çok dışına çıkmadığımız için genel olarak tattığımız lezzetleri sevdik. Keyifli geziler.. Kaynak: https://barpompi.it/tiramisu/

  • Cehenneme Övgü | SineGezi

    Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgüsü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) 20 bölümden oluşan, okudukça insanı düşünmeye ve sorgulamaya davet eden, totalitarizm... Cehenneme Övgü- Gündüz Vassaf 13.08.2016 | Gonca Kaya Paylaş Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgüsü (Gündelik Hayatta Totalitarizm) 20 bölümden oluşan, okudukça insanı düşünmeye ve sorgulamaya davet eden, totalitarizm kavramının ne kadar boş olduğunu eşsiz bir şekilde işlendiği ve başucu kitabı olarak nitelendirebileceğim bir eser. Herkesin kütüphanesinde olması gereken bu dolu dolu eserin bazı beğendiğim bölümlerinden cümlelerle kitap hakkında fikir sahibi olunabilmesi için küçük notlar aldım. Kitabı henüz okumayanlara çok fazla kopya vermek istemem ama belki akıllarda bir fikir oluşması açısından biraz yardımcı olabilirim. Öncelikle kitabın ağırlıklı olarak bahsettiği totalitarizm kavramının bireysel özgürlüklerin tamamen kısıtlandığı, devlete itaatin şart olduğu ve tüm yetkilerin merkezleştirildiği bir yönetim şekli anlamına geldiğini bilmekte fayda var. Ama zaten bilmeseniz de yazar okura bu kavramı değişik noktalardan, aynı bakış açısıyla gayet başarılı bir şekilde aktarıyor. Biraz düşünüp, sorguladığınızda ne kadar içi boş bir kavram olduğunu yazarın savunduğu tezler yardımıyla çok rahat anlıyorsunuz. Gelelim kitabın içinde yer alan ve benim bilhassa çok etkileyici bulduğum bölümlerin bir kısmından bahsetmiş olduğum notlarıma… I. Geceye Övgü “Gündüzler bizi mantığımızı kullanmaya, kendi hapishanemize kapanmaya zorlar.” Gündüzler bizi toplumda geçmişten beri süregelen kalıpların içine sokar aslında insan kendi hapishanesindedir gündüzleri. Bir diğer söylemle gündelik hayatın getirmiş olduğu zorunlulukları yerine getirerek, üstümüze düşün görevi tamamlarız. Sorgulamayı bırakın hayatın getirdiği sorumluluk, stres ve sıkıntı içinde benliğimizi, neleri sevdiğimizi, nelerden nefret ettiğimizi hepsini unutuveririz. İşte tam da bu anda geceler devreye girer yazarında söylediği gibi “Yaşam gecenin konusudur.” Geceler, gündüz taktığımız maskeleri çıkardığımız ve özgürleştiğimiz zaman dilimini kapsar. Tabi gündüzün yoğunluğuna yenilmediyseniz. XI. Ölüm Unutkanlığı “Ölümün bilincinde olmayan insan, yaşadığının bilincinde de değildir. Her anımız ölüm unutkanlığı içinde geçiyor.” Zamanla uçup giden şey bireyin kendisidir aslında. Hepimizin gerçeği olan ölümü bu kadar rafa kaldırmak doğru mudur? Peki ölümü unutmak biraz bugünü daha endişesiz yaşayabilmek adına yaptığımız bir eylem olabilir mi? Aslında ölümü unutmak bizi tembelleştiriyor, hayatı erteleyen bireyler haline getiriyor. Unutarak yani düşünmeyerek aslında hayatın akışına katılmayı beceremiyoruz. İşte böyle bir bakış açısıyla baktığınız da korktuğunuz ölüm değil, onu unutarak nasılda vakit kaybettiğiniz oluyor. XIII. Yaşasın Anlaşmazlık “Anlaşma, yaratıcılığı durduran bir frendir” Hayat bizi öylesine aynılaştırıyor ki farklı düşünceye sahip olmak için onu ispatlamaya ihtiyaç duyuyoruz. Farklılaşmaya enerjimiz ya da vaktimiz mi yok? Belki de kolaya kaçtığımız için aynılaşıyoruzdur. Yazar kendi kendimize anlaşmama borcumuz olduğunu savunuyor ve ekliyor “ Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.” Farklı düşünmemiz, farklı olmamız ve özgürleşmemiz dileğiyle…

  • Roma Gezi Rehberi | SineGezi

    Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz... Roma Gezi Rehberi 24.10.2019 | Gonca Kaya Paylaş Uzun zamandır planlanan Roma gezimizi gerçekleştirmenin hem mutluluğunu hem de hüznünü yaşıyoruz. Hüzün neden diye sorarsanız, her köşesi tarihle dolu, kalabalık ve sıcakkanlı bu İtalya şehrini çok sevdik, onunla vedalaşamıyoruz. Gelelim gezimizin detaylarına; Roma’da Kaç Gün Kalmalı? Öncelikle Roma’ya kaç gün ayırmak gerekir sorusu, geziyi biraz olsun planladıktan sonra cevaplanması gereken bir soru, biz düşündük biraz araştırdık ve 3 günün yeterli olacağını düşündük. Aslında gezimiz sadece Roma planı içerseydi, muhtemelen 3 gün değil bunu 5 gün şeklinde planlardık. Roma’da Nerede Kalmalı? Roma her yere yürüyerek gidebileceğiniz bir şehir değil. Bu sebepten merkezi yerlere en azından yürümek istiyorsanız, Trevi Çeşmesi, Piazza Navona, Piazza Venezia gibi yerlere yakın otelleri tercih edebilirsiniz. Biz Trevi çeşmesi yakınlarını tercih etmemize rağmen oldukça sık, toplu taşıma kullandık. Roma’da Ulaşım İlk olarak Türkiye'den Roma'ya gidiş konusu var. Roma uçak bileti seferleri ni; avantajlı uçuşlar için detaylıca araştırmanızı tavsiye ederiz. Biz biletimizi daha uygun fiyatlı olduğu için Fiumicino havaalanına gidiş olarak satın aldık. Havaalanından merkeze ulaşımdan da bahsetmek isteriz. Merkeze gitmek için birkaç seçeneğiniz bulunuyor: Leonardo Express: Direkt Roma Termini’ye giden hızlı tren seçeneği, yolculuk 30 dk sürüyor. Tren : Bir tık daha uyguna getirmek isterseniz normal tren seçeneğini de kullanabilirsiniz. 15 dakikada bir kalkıyor, yolculuk 1 saate yakın sürüyor. Otobüs: Sanırım en uygun seçeneklerden bir tanesi bizim de tercih ettiğimiz otobüs kullanmak, 7 euro ödüyorsunuz. 1 buçuk saat gibi bir sürede Termini’ye ulaşıyorsunuz. Taksi ve dolmuş taksi gibi seçenekler de var tabi ki, hatta sizin turist olduğunuzu anlayanlar sormanıza gerek kalmadan yanınıza gelip, anlatmaya başlıyorlar. Bunun dışında şehir içinde ulaşım için biz Roma Pass tercih ettik, her ne kadar bazı turistler dışında kimseyi bilet okuturken görmesek de, içimiz rahat bir şekilde seyahat ettik. Roma Pass’in 2 ve 3 günlük seçenekleri bulunuyor. 2 günlük Roma Pass 28 Euro ve 1 müzeye ücretsiz giriş hakkınız bulunuyor. 3 günlük Roma Pass 38,5 Euro ve 2 müzeye giriş hakkınız bulunuyor. Roma Pass’i internetten alabilirsiniz. Ancak herhangi bir turist informationdan kartı almanız gerekiyor. Bu sebepten biz havaalanından almayı tercih ettik. Detaylar için şuraya bakabilirsiniz. Otobüsle Termini’ye kadar gelip bir diğer otobüsü kullanarak, otelimizin yolunu tuttuk, uçağın erken olmamasının tek avantajı check in saatinde oteline varıyor olmanız sanırım. Otele geldik ancak dinlenmek yok dedik, çünkü Roma’da 3 günümüz olduğundan her saat bizim için değerliydi ve biraz yol yorgunu olmamıza rağmen, planlarımızdan geri kalmadık. Ekim ayında gittiğimiz İtalya bizi hava konusunda hiç üzmedi. İlk Günün Rotası; Fontana di Trevi Trevi çeşmesini bulmak inanın hiç zor olmadı. Gelmeden önce baktığımız fotoğraflara hayret ettik doğrusu, burada sabah akşam fark etmeksizin inanılmaz bir kalabalık var. Para atıp dilek dileyebiliyorsanız şanslısınız. Biz dilimize yanlış çevrilmiş bir filmden ötürü burayı Aşk Çeşmesi olarak bilsekte, durum bu şekilde değil, inanışa göre sağ elinizle sol omuzunuzun üzerinden parayı atmanız gerekiyor ve genellikle Roma’ya tekrar gelmek için dilekte bulunuluyor. Biz de son derece istekli bir şekilde Roma’ya tekrar gelmeyi diledik. Ek olarak; Trevi Çeşmesine dilek dilemek için atılan paralar yardım kuruluşlarına bağışlanıyormuş. Turistik bir aktivitenin sonucunun böyle güzel olması da ayrı bir sevindirici. Pantheon Burası Roma döneminden kalan ve en iyi şekilde korunmuş olan bir tapınak. İçerisinin de dışarısı kadar etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Tepede bulunan ve gökyüzüne bakan yuvarlak delik (Oculus), tapınağın günışığı alan tek yeri. Diğer bir ayrıntı olarak; Pantheon ‘da aynı zamanda kral, ressam ve mimar mezarları da bulunmakta. Pantheon’u ziyaret etmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. Giriş Saatleri: Pazartesi-Cumartesi 08:30-19:30 Pazar 09:00-18:00 Piazza Venezia Oldukça görkemli Vittorio Emanuele II Abidesi’ne ev sahipliği yapan meydandan istemsiz olarak bir çok defa geçtik. Her geçişte aynı hayranlığı duyduğumuz bu meydan Roma’nın en işlek meydanlarından ve Roma şehrinin merkezi sayılabilir. Piazza Navona Sanırız burası en sevdiğimiz meydanlardan birisi oldu. Meydanda Quattro Fiumi Çeşmesi bulunuyor ve her daim canlı ve turistik bir yer. En sevdiğimiz restoranlar da bu meydana yakın olduğundan kısa gezimizde burayı çokça bir ziyaret ettik sanırız. Piazza di Spagna (İspanyol Meydanı) Meydanın adı burada bulunan İspanyol Elçiliğinden gelmekteymiş. Meydanda bulunan batık gemi ilginizi çekmiş olabilir zira her yerde gürül gürül fıskiyeli çeşmeler varken burada neden batık bir gemi var diye düşünür müsünüz bilmem ancak sebebi burada ki su basıncının düşük olması ve ona göre bir tasarım yapılması. Meydanın şüphesiz en popüler alanı İspanyol Merdivenleri, merdivenlerin yapım amacı hemen merdivenlerin sonunda ki Trinita dei Monti Kilisesi’ ne ulaşmak içinmiş. Buraya çıktığınızda manzaranın; özellikle gün batımına denk geldiyseniz oldukça keyifli olduğunu söyleyebilirim. İtalya rehberlerini okurken bu merdivenlerde oturup gün batımını izlemeyi planlamıştık ancak, merdivenlerde oturmak yasaklanmış, bir kaçta görevli dikmişler oraya fotoğraf için bile oturduğunuzda sizi uyarıyorlar. Via Condotti Hemen İspanyol Merdivenlerinin karşısında bulunan cadde, şehrin en ünlü ve pahalı caddesi. Dünya markalarının hepsi burada sanırım. Hatta bu caddenin cirosunun küçük bir ülke ile yarışacak kadar olduğu kulağımıza çalındı, şaşkınız. Ondan dolayı alışverişi bir kenara bırakıp, bakmakla yetindik. Dilerseniz burada ki kahvesi ve tatlıları ile ünlü Antico Caffè Greco ’ya da bir kahve için uğrayabilirsiniz veya daha uygun maliyetli bir seçenek olarak yakınlarda bulunan Pompi Tiramisu ’dan tiramisunuzu alabilir ve gezerek yiyebilirsiniz. İkinci Günün Rotası: Bugün büyük planlar olduğundan vitaminlerimizi, kahve takviyemizi alıp yola koyulduk. Kolezyum Öncelikle Kolezyum’da nasıl beklemezsiniz, konusuna değinmek istiyorum. Biz Kolezyum için Roma Pass’i kullandık ancak sitesinde okuduğumuzda Roma Pass’in tek başına yeterli olmadığını ve rezervasyon yapılması gerektiğini gördük. Kişi başı 2 eurodan rezervasyon yaptırdık ancak bununla bitmiyor. Rezervasyonunuzu bilet noktasında onaylatmanız gerekiyor, bunun için de hızlı ilerleyen bir sıra bekliyorsunuz. Sonrasında her şey çok hızlı ilerliyor. Normal sırayı beklerseniz kaç saatte girebilirsiniz ben çok tahmin yürütemiyorum. Detaylara buradan ulaşabilirsiniz. Kolezyum’un 2 bin yıllık bir geçmişi olmasına rağmen hala çok etkileyici bir yapı olduğunu söyleyebiliriz. İnşaat halinde olan kısımları ve yıkılan kısımları var ancak yine de tüm görkemiyle bizi etkilemeyi başardı. Atmosferinden de anlaşıldığı gibi burada kutlamalar, gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılmaktaymış. Kolezyum gezimizi tamamlayıp, Roma Forumuna doğru devam ediyoruz. Kolezyum biletleri ile buraya giriş yapılabiliyor. Ek bir ücret ödemesi yapmanıza gerek yok. Roma Forumu (Foro Romano) Roma Formu eskiden bataklıkmış zamanla, insanların bir araya geldiği şehrin ticari ve siyasi gelişmelerinden haber aldıkları yerler haline gelmiş. Her şey güzel hoş ama çıkış konusunda tabelalar bayağı yanıltıcı, görevlilere sormakta fayda var. Girişe yakın yerde aradığımız çıkış, tabelalarına rağmen girişe çokta yakın değildi. Şuan da abartıyor gibi görünebiliriz ancak o kadar yorulduktan sonra bir adım daha fazla atmamak çok önemli inanın. Palatino Tepesi Roma Formuna giriş yaptıktan sonra Palantino tepesine de çıkabiliyorsunuz. Ancak hangisine önce gitmek gerekir biz tam kestiremedik sanırım her iki tercihte de aynı yolları geri yürüyorsunuz. Trastevere Geldiğimiz restoran bu bölgede bulunuyor. Genel olarak akşam hareketli olan bu bölgenin farklı bir dokusu var ve güzel fotoğraflar için çok uygun. Üçüncü Günün Rotası Castel Sant'Angelo Vatikan’dan önceki durağımız Castel Sant Angelo oluyor. Buraya Roma Pass ile giriş yapılabiliyor. Kale oldukça görkemli ve Vatikan’a oldukça yakın, hatta Vatikan ve Kale arasında Papa’nın güvenli için gizli bir geçit bulunuyormuş. Papa Büyük Gregorius’un burada Mikail meleğini gördüğü söylenmekte ve hatta kalenin adı da bu olaydan esinlenerek verilmiş.Kale bizim tarihimide de Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’nın burada esir alınmasıyla yer tutmaktadır. Kaleyi gezmenin en keyifli yanı kafesinin manzarasıydı. Vatikan’a bakarak kahvenizi yudumlamanız tavsiyemizdir. Vatikan Kolezyum’un kalabalığı Vatikan’nın yanında hiç bir şeymiş. İnanılmaz bir bir turist akını var buraya. Son derece ihtişamlı Vatikan için birkaç bilet seçeneği bulunuyor. Müzeyi gece gezmekte mümkünmüş. Biz gündüz kalabalığından sonra neden bu seçeneği değerlendirmediğimizi sorguladık. Ancak gece gezisinin de kalabalık olmayacağını garanti edemiyoruz. Bileti Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapheli şeklinde satın aldık. Vatikan Müzeleri konusuna biraz açıklama getirelim, bu müzelere giriş aynı bölgeden ve gezerken aslında fark etmeden müzeler arasında geçiş yapıyorsunuz. Rehberli, kahvaltılı gibi gibi birçok seçenek var. Linkten ayrıntılara ulaşabilirsiniz. Online aldığımız bilet sayesinde çok az sıra bekledik, tavsiyemizdir. Ayrıntılara gelirsek şüphesiz gördüğümüz en ihtişamlı müzeler burada diyebiliriz. Görseller inanılmaz canlı, sürekli tavanlara bakarak gezdik. Özellikle Sistine Şapheli’nin ortamı farklı bir deneyimdi. Burada fotoğraf çekmek yasak ve sürekli sessiz olun diye anons yapılıyor. Michelangelo’nun “Son Yargı” diğer bilinen ismi ile “Kıyamet Günü” ve “Adem’in Yaratılış Tasviri” eserleri duvarları süslemekte. Çıplak gözle bu eserleri görmek insanı gerçekten heyecanlandırıyor. Vatikan ile ilgili diğer bir konu da Vatikan giyim kuşam konusunda internetten okuduğumuz kaynaklarda kıyafete dikkat edilmesi gerektiği yazıyordu. Genel olarak insanlar bu kurala uymuş gibiydi. Ancak çok abartmaya gerek yok gibi geldi bize. Yine de şort, kısa bluz, omuz açık giysileri tercih etmemekte fayda var. Campo dei Fiori Bu meydana asıl gelme sebebimiz aslında burada bulunan meşhur fırından kaynaklıydı. Bu meydanda sabahları Pazar kuruluyor. Akşamları da meydanı çevreleyen birçok kafeyi kalabalık bulmanız mümkün. Meydanın ortasında 1600 yılında fikirleri sebebiyle yakılan Filozof Bruno’ nun heykeli yer alıyor. Bu meydan her ne kadar renkli bir meydan gibi görülse de geçmişte birçok infaza şahitlik yapmış. Meydandaki heykel de bu anıları canlı tutmakta. Roma gezisiyle ilgili ipuçları ve izlenimler; Yönümüzü bulmak için genel olarak Google maps kullandık, hangi otobüse bineceğinizi, ne zaman bineceğinizi ve ineceğinizi dahi size söylüyor ve %90 yanılmıyor. İşimizi çok kolaylaştırdı. Eğer internet kullanmayacaksanız map.me uygulamasını indirip, gideceğiniz bölgelerin haritasını önceden indirip, internetsiz bu uygulamayı kullanabilirsiniz. Sanırım gezideki en olumsuz şey çok fazla tur görmemizdi. Turlara karşı değiliz ancak inanılmaz bir kaosa sebep oluyorlar. Özellikle müze gezerken çok zorlandık. Turla gelmedim ama ben araştırmaya üşeniyorum biri bana anlatsın diyorsanız iki seçeneğiniz var; birisi free walking tur lara katılmak. Ücretsiz şehrin önemli bölgelerini rehber eşliğinde geziyorsunuz. Gezi sonunda gönlünüzden ne koparsa rehbere veriyorsunuz. Belirli bir ücret yok. Diğeri bizim tercih ettiğimiz sesli rehberler, müzelerde verilenlerden bahsetmiyoruz zira onlar fazla detay verip hiç bir şey anlamamanıza sebep olabiliyorlar. Biz Piri uygulamasını kullandık. Yalın bilgilerle keyifle gezdik. Roma toplu taşıma için kullandığımız otobüs ve metrolar oldukça kötü durumda, bazı insanların Roma’yı sevmemesi bundan bile kaynaklı olabilir. Biz tatsız bir şeyle karşılaşmadık ancak hırsızlık çok fazla oluyormuş. Aman çantalara, cüzdanlara dikkat! Anlatımlarımızdan da anlaşıldığı üzere biz Roma'yı kaosuyla, turistiyle, tarihi ve güzel lezzetleriyle bir bütün olarak düşünerek sevdik ve keyifle gezdik. Size de keyifli geziler dileriz. Bizce İlginizi Çekebilir... Roma Yeme İçme Rehberi Floransa Gezi Rehberi Venedik Gezi Rehberi

bottom of page