top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 99 sonuç bulundu

  • Antakya Gezi Rehberi | SineGezi

    Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik... Antakya Gezi Rehberi 29.10.2018 | Gonca Kaya Paylaş Özellikle yemeklerini merak ettiğimiz Hatay gezimizi Ekim ayında gerçekleştirdik. Hava konusunda hem şanslıydık hem de biraz şansızdık. Güneş ve yağmur gezimiz boyunca bizimleydi. Yeni yerler görmek ve farklı tatlar tatmak bizi çok fazla motive ettiği için ne yalan söyleyelim hava durumuna çok aldırış etmedik. Rotamızı ilk uzak yerlere gitmek üzere oluşturduk. Ancak burada bir ayrıntıyı kaçırdık. Çarşı gezmek istiyorsanız, çarşı gezinizi Pazar gününe bırakmayın çoğu dükkan kapalı oluyor. Gelelim gezimizin detaylarına; Hatay havalimanından sonra ilk durağımız Yusuf Dayı Kahvaltı Salonu oldu. Kahvaltı en sevdiğimiz öğün olduğundan tam bir şenlikti, Hatay kahvaltısı mezeleriyle ve farklı ekmekleriyle bizden tam not aldı. Daha fazla kalacak olsaydık, Hammuş’un Yeri ve Antakya Kahvaltı Evine de gitmek isterdik. Hıdırbey Köyü ve Musa (Çınar) Ağacı Bu köyün en önemli özelliği; köyün merkezinde bulunan çınar ağacı diğer bir ismiyle Musa ağacı. “Rivateye göre, Samandağ sahilinde buluşan Hz.Hızır ile Hz.Musa birlikte dağa çıkarlar. Bu ağacın bulunduğu noktaya geldiklerinde Hz.Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ab-ı hayat suyundan can bulan fidanın binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır.” (www.kulturportali.gov.tr ) Vakıflı Köyü Sanırım daha önce bu kadar bakımlı bir köy görmemiştik. Bol çiçekli bahçeleriyle oldukça göze hitap eden köyün nüfusunun tümü Ermenilerden oluşmaktaymış. Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası Titus Tüneli ve Beşikli Mağarası’nın bulunduğu alana müze kart ile giriş yapılabiliyor. İlk olarak Titus Tüneline geliyoruz. Dağın içinde oyulan tünel sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla yapılmış. Tünel oldukça göze hitap ediyor. Tünelin başı çok engebeli değil ancak sonuna kadar gitmek istiyorsanız, ışığınızın ve sağlam bir ayakkabınızın olması gerekiyor. Kasvetinin bizi oldukça etkilediğini söyleyebiliriz. Görülmesi, hissedilmesi gereken yerlerden olduğunu düşünüyoruz. Beşikli Mağarasını da oldukça göze hitap ediyor. Çevrede bir çok kral mezarının olduğunu da buraya ekleyelim. Uzak yerler rotamızı tamamladıktan sonra Antakya merkeze geri dönüyoruz. Affan Kahvesi ’nde okkalı Türk Kahvelerimizi içip, meşhur Haytalı tatlısını deniyoruz. Gül suyu, su muhallebisi ve dondurmadan oluşan tatlı bize çok hitap etmese de seveni çok var. Nasıl bir kahvaltı yaptıysak bir türlü acıkmıyoruz. Normalde Pöç Kasabına gitmek bugünün planındaydı ancak çok mümkün olmuyor. Abdo Döner kaldığımız yere yakın olduğundan meşhur soslu döneri deniyoruz. 2.gün daha merkezi yerlere gidiyoruz. Eski Antakya Sokakları Dizilerde gördüğümüz sokakların havası bir başka. Güzel fotoğraflar burada çekiliyor galiba diyerek; biz de bu sokakları fazlaca fotoğrafladık. Kahve molası verdiğimiz kafede eski Antakya evleri ile güzel bilgiler de aldık. Antakya halkı gerçekten misafirperver ve sohbet sever. St. Pierre (Aziz Piyer) Kilisesi ve Cehennem Kayıkçısı Haron Kilise dünyanın ilk kiliselerinden sayılıyor ve Hristiyanlar için anlamı büyük. Hristiyanların haç yerlerinden biri de bu kilise. Sanırız Hristiyan dinine göre artık hacıyız. :) İşin şaka kısmını geride bırakırsak burada bir de yüzü Antakya’ya bakan Cehennem Kayıkçısı Haron’un silüeti var. Ölümle bağdaştırılan Haron, ölüleri para karşılığında cehenneme geçirir, bu efsane o kadar çok yayılmış ki Hristiyanlar ölülerini mal varlıklarıyla gömmeye başlamışlar. Hatay Arkeoloji Müzesi Burası Çok detaylı işlenmiş ve eşsiz renklere sahip mozaik koleksiyonun sergilendiği 2. Büyük mozaik müzesi, Antakya’ya gelmişken ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Çınaraltı Yusuf Usta Künefe Uzun çarşının içerisinde yer alan Yusuf Usta Künefe kömür ateşinde yapılıyor ve daha önce yediğim künefelere göre daha az şekerli. Gerçek Antakya künefesini tadalım diye fıstık ve dondurma almadık. Ancak fıstıklı ve dondurmalı olarak da servis yapılmakta. Önerilen diğer künefecilerden bir tanesi de Harika künefe aklınızda olsun. Harbiye Şelaleri Burada en çok dikkatimizi çeken Defne ve Apollon isimleri oldu. Mitolojik hikayeye göre Defne'nin antik ismi olan Daphne, Zeus’un oğlu Apollon ile karşılaşır. Apollon’un ona tutkun bir şekilde aşık olması üzerine Daphne korkar ve Apollon’dan saklanmak ister ancak ne kadar kaçsa da Apollon Daphne’yi bırakmaz. Daphne en son çare olarak toprak anadan kendisini saklamasını ister ve Daphne kök salarak bir defne ağacına dönüşür. Şelalelerin, Defne’nin gözyaşları olduğuna inanılır. Oldukça turistik olan alanda ipek şallar ve birçok hediyelik eşya satılmakta. Yemek yemek isteyenler için de bir çok restaurant seçeneği var. Sanırız Antakya’yı yolları dışında sevdik. Burası geçmişi olan bir şehir. Aklımızda kalan tatlar için belki tekrar geliriz. Keyifli okumalar :)

  • Bozcaada | SineGezi

    Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden... Bozcaada'da Bir Kamp Macerası 01.05.2017 | Hande Samancı Paylaş Bozcaada huzurlu ve sakin bir tatil geçirmek isteyenler için mis gibi havası, tertemiz denizi ve kumsallarıyla tercih edilesi yerlerden. Bir de değişik bir tatil olsun diyorsanız sunduğu kamp alanıyla; doğayla iç içe Bozcada'yı keşfedip, yeni deneyimler kazanabilirsiniz. İki kere gittiğim Bozcaada'ya ikinci seferinde kamp yapmak için gittim. Ada Camping şu anda adanın tek kamp alanı sunan yeri. O yüzden tercih etme şansımız olmadan çadırımızı alıp gittik. Korkmayın bir de çadır mı alacağız diyenler için çadırı oradan da kiralayabiliyorsunuz. Onun dışında yanınızda mutlaka götürmeniz gereken şeyler uyku tulumu, akşam için çadır ışığı,yastık, mat, hava durumunu göre battaniye ve benzeri şeyler :) Aklınız da olsun Bozcada akşamları genelde esintili olacağı için ona göre hazırlıklı gitmenizde fayda var. Buna ek kıyafetlerinizi de daha rahat ve sıcak tutan şeylerden seçebilirsiniz. Ayrıca en önemli ve konforunuzu yükseltecek şeylerden biri olan uyku tulumunuzu da mutlaka gittiğiniz yere ve hava durumuna uygun seçmeniz gerekiyor. Ve en önemlisi kamp yapmaya ruhen ve bedenen hazır olmak:) Çünkü ilk defa yapacaksanız ilk başta biraz garipseyebilir ve zorlanabilirsiniz. Motive gitmeniz önemli :) Kamp alanında kullanacağınız ortak tuvalet-duş ve mutfak alanı bulunmakta. Yemek olayına hiç girmek istemezseniz de kendilerine ait kafelerinden yemek yiyebiliyorsunuz. Ada Camping fiyat detayları için tıklayınız. Ada Camping ve Bozcaada içi Ulaşım; Ada kamping merkeze biraz uzakta Ayazma Plajına yakın Sulubahçe konumda bulunmakta. O yüzden merkeze inmek için minibüs veya taksi kullanmanız gerekiyor. Eğer sezonda gitmediyseniz minibüs saatleri biraz aralıklı ve akşam saatlerinde maalesef seferleri yok. Ama sezonda gece 12'ye kadar kullanabileceğiniz minibüsler bulunuyor. Taksiyle ise ulaşım gayet kolay 15 dakikada ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Araba ile gelirseniz ise park alanı sunmakta. Ayrıca ada içi ulaşım için araba çok rahatlık ve kolaylık sağlayabilir. Bazı alanlar yürüyerek ulaşamayacağınız uzaklıkta olduğundan araba ile keşfetmeniz ve dolaşmanız daha zevkli olabilir. Eğer arabasız geldiysenizde sadece mayıs-eylül ayları arasında çalışan merkezden kalkan, Ayazma- Sulubahçe- Habbele Plajı- Akvaryum Koyu gibi belli bölgelere giden minibüslerle ada içi ulaşım sağlayabilirsiniz. Bir başka seçenek ise ada içinde kullanmak için bisiklet veya atv de kiralayabiliyorsunuz. 2 tane kiralama alanı bulunmakta. Saatlik veya tüm gün olarak kiralayabilirsiniz. Tabi fiyatları ortalamanın biraz daha üstünde kalıyor. Gelelim Bozcaada'da yapmadan dönmemeniz gereken şeylere; - Gün batımını Rüzgar Gülleri eşliğinde mutlaka izlemelisiniz. Merkezden kalkan ve tur olarak sunulan 20 TL karşılığında hem adayı turlayıp hem de güneşi bir bardak şarap eşliğinde çok güzel bir yerde batırabilirisiniz. Tur içerisinde ilk bir şarap evi( Burada şarap deneyip, satın alabilirsiniz.) ardında da sırayla Akvaryum Koyu- Batık Gemi - Ayazma Plajı - Sulubahçe ve son olarak Rüzgar Gülleri güzergahları bulunmakta. Böylelikle minik bir Bozcaada turu atıp Rüzgar Gülleriyle bol bol fotoğraf çekip gün batımında huzuru bulup muhteşem bir akşam geçirebiliyorsunuz. - Çiçek Pastanesi'ndeki lezzetli kurabiyelerden yiyip (özellikle çatlak ve kavala önerimdir), Çınaraltın'nda koca çınar ağacı altında serinlerken, sakızlı Türk kahvesi içip gününüzü güzelleştirebilirsiniz. Akşam oturup bir şeyler içip güzel vakit geçirmek için Fuska ve Polente iyi birer alternatif. Denize sıfır açık alanı bulunan Fuska manzarasıyla sizi büyülerken, güzel müzikleriyle Polente'de ise eğlenip adanın tadını çıkarabilirsiniz. - Güneşli, hafif esintili bir günde bozcaada sokaklarında kaybolup Rum mahhallerini keşfedip, ara sokaklarda ki dükkanlara bakıp kafanıza göre gezip dolaşıp Bozcaada ruhunu hissedebilirsiniz. - Bozcaada'da mezeleriyle meşhur olduğuna göre bir akşam mutlaka rakı-balık yapmalı ve mutlaka bunu da Battı Balık 'ta yapmalısınız. Güler yüzlü,eğlenceli çalışanları, güzel müzik ve mezeleriyle tercih edilesi yerlerden. İkinci olarak da Mor Meyhaneyi önerebilirim. Deniz manzarası eşliğinde iyi vakit geçirebilirsiniz. Tahinli yoğurtlu patlıcanını ve ahtapotunu aşırı beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. - Bozcaada'nın doğal ürünleriyle hazırlanmış kahvaltısını değişik reçelleri eşliğinde denemeden kendinizi kahvaltı yapmış saymamalısınız. Özellikle adanın ilk kafesi olan Ada Kafe'de mutlaka kahvaltı etmeli, gelincik çiçeği reçelini ve rezene otlu köy yumurtasını denemelisiniz. - Ve tabi ki ne kadar soğuk olursa olsun Ayazma Plajında ve Akvaryum Koyunda denize girmeden geri dönmemelisiniz. Sonuç olarak herkesi bir yerden yakalayan ve mutlu eden Ege'nin güzel mi güzel adası Bozcaada'yı ziyaret ederek ve mutlu bir tatil geçirebilirsiniz. Keyifli gezmeler :)

  • Profesyonel | SineGezi

    Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta ... Profesyonel 30.10.2016 | Gonca Kaya Yazar : Duşan Kovaçevic Tür : Karakomedi Oyuncular : Yetkin Dikinciler, Bülent Emin Yarar Süre : 1 saat 45 dakika Ödüller : Afife Tiyatro Ödülleri (2010) - Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu - Bülent Emin Yarar 8. Tiyatro Ödülleri (2010) - Yılın Erkek Oyuncusu - Yetkin Dikinciler Paylaş Ünlü Sırp yazar Duşan Kovaçevik’in karakomedi türündeki tiyatro eseri bize başrol oyuncuları Yetkin Dikinclier ve Bülent Emin Yarar’ın sergilediği usta oyunculuklarla ulaşmakta. Hikaye hakkında bilgi vermeden önce oyuna bilet almak için bayağı çaba sarf ettiğimi söylemeliyim. Bileti online alacaksanız tiyatronun oynayacağı günden 13 gün önce saat 10.10 geçe bilgisayar başında olmanız ve buna ilaveten bayağı seri davranmanız gerekiyor. Bu gözler 2 dakikada oyunun tüm koltuklarının dolduğunu gördü zira :) Oyuna ilgi yukarda da bahsettiğim gibi çok fazla, oyunu izledikten sonra bu ilginin boş olmadığını anladım ve şahsen uzun zamandır oynanan oyunu bu kadar geç izlediğim için üzüldüm. Telafi etmek açısından bir haftada 2 defa izledim ve eminim ki bir daha izleyeceğim. Oyundan biraz bahsedecek olursam; Yetkin Dikinciler oyunda karşımıza 2 kitabı yayınlanmış bir yazar ve aynı zamanda yayınevinin genel yayın yönetmeni Teodor Teya Kray olarak çıkıyor. Bülent Emin Yarar ise emekli bir polis olan ve meslek hayatının 18 yılını Teya’nın hayatını izleyerek geçiren ve Teya’yı hayatının merkezine koyan bunu biraz da edebiyet sever oğlu Miloş için yapan; Luka Laban isimli bir polise can vermekte. Oyunda çok önemli bir nokta var oda; bu ikilinin uyumunun gerçekten izlemeye değer olması ve bir an bile oyundan kopmamanızı sağlaması. Tekrar hikayeye dönecek olursak; oyun Luka’nın Teya’yı 40 yaş gününde ziyarete gelmesiyle başlıyor. Üstelik gelirken elide boş gelmiyor Luka. İnsannın geçmişi değişebilir mi sorusuyla başlayan oyun, insanın geçmişinin gayette değişebileceğini gözler önüne sererken kah güldürüyor kah da duygulandırıyor bizi. Parantez içi yaşamları anlatan oyun hem iki karakterin hayatlarını konu edinirken hem de politik anlamda da mesaj vermekte. Diğer yandan aslında farkında olmadan kaç kişinin hayatına dokunabildiğinizi, birisinin hayatının merkeziyken onu tanımıyor olabilceğinizi ya da tam tersi bir durumu yaşayabileceğinizi en uç noktada gösteren bir oyun. İzlenmesi şiddetle tavsiye edilir :)

bottom of page